Etiket: Miyom

  • Rahminden 15 santimlik miyom çıktı

    Rahminden 15 santimlik miyom çıktı

    Diyarbakır’da 26 yaşındaki bir kadının rahminden 15 santimlik miyom çıktı.

    Diyarbakır’da yaşayan 26 yaşındaki Canan Ö., infertilite hastalığından dolayı çocuk sahibi olamıyordu. Gittiği birçok hastane ve klinikte yapılan kontroller sonucu rahminde miyom olduğu tespit edilen Canan Ö., rahmin alınması ve çocuk sahibi olamama korkusuyla ameliyat olmaktan vazgeçti. Rahminin alınmaması için tedavi merkezlerine başvuran hasta, arkadaşının tavsiyesiyle Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başvurdu. Prof. Dr. Çoksüer tarafından yapılan başarılı operasyonla rahim alınmadan yapılan ameliyatla Canan Ö. hiç bir tüp bebek ve aşılama yapılmadan çocuk sahibi olmayı bekliyor.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Çoksüer, hastanın infertilite hastalığı nedeniyle hem karında aşırı derece şişkinlik hem de karında ciddi şekilde göbek çıkıntısı olduğunu, bunun için farklı merkezlerine başvurduğunu söyledi. Prof. Dr. Çoksüer, “Tabi hastada dev bir miyom olduğu söylenmiş. Her yerde ameliyat önerilmiş. Bu hasta çocuk sahibi olamadığı için gittiği kliniklerde rahminin alınması gerektiği yönünde bilgi verilmiş. Çünkü 15 santimlik dev miyom rahmin her tarafını sarmış durumda. Ama hasta ameliyattan korktuğu için, rahmin alınması ve çocuk sahibi olamama korkusundan dolayı ameliyat olmamaya karar vermiş ama gün geçtikçe miyom daha da büyüdüğünü görmüş. Son olarak bir arkadaş tavsiyesi üzerine kliniğimize geldi. Bizde hastayı incelediğimizde miyomun rahmin tamamını dolduracak şekilde ve göbek üstünü dahi sarmış olduğunu gördük. Biz öncelikle psikolojik olarak onun rahatlamasını sağladık. Çünkü hastada ameliyattan dolayı çocuk sahibi olamama korkusu mevcuttu. Biz ameliyatını yaptık. Ameliyatını yaparken bizim için en önemlisi rahim duvarının zarar görmemesi ve kanamanın az olmasıydı” dedi.

    “Miyom belli bir boyutun üzerin olunca çocuk sahibi olmaya engel”

    Bu hastalarda kanama riskinin çok yüksek olduğu için rahmin alınma riskinin de olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Çoksüer, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz ameliyatı yaptık amacımızı da koruduk. Hem rahmin zarar görmesinin önüne geçtik hem de az kanamayla tamamladık. Rahmin içerisinde çok ciddi şekilde yapışkanlıkların olduğunu gördük. Karın duvarının ve anatomisinin bozulduğunu gördük. Hastamız ameliyattan bir gün sonra ayağa kalkarak evine gitti. Şuanda hasta sanki kilo vermiş gibi hissiyle rahatladı. Hasta aynı zamanda kilolu olduğunu düşünüyordu ama değildi. Tamamen miyomdan kaynaklıydı. Miyom belli bir boyutun üzerinde olursa çocuk sahibi olmak isteyen kişilerde bunu engelleyen bir şeydir. Bu hastamızda artık sağlıklı bir şekilde çocuk sahibi olacağını düşünüyoruz. Çünkü bu dev miyom rahim duvarına çok ciddi baskı yaptığı için hasta gebe kalamıyordu. Ama sağlıklı bir şekilde, tüp bebek yapmadan, aşılama yapmadan çocuk sahibi olabileceğini umuyoruz. Çocuk sahibi olmak isteyen insanlara çağrımız şu. Altta yatan sebep tam olarak öğrenilmeden hiçbir tedavi sonuç vermez. Bu yüzden doğru klinik, doğru doktor, doğru teşhis ve doğru tedavi diyoruz. Rabbim çocuk sahibi olmak isteyen herkese o mutluluğu nasip etsin inşallah.”

  • Kadınlarda miyom problemine dikkat

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof.Dr. Bülent Berker, kadınlarda miyom problemine dikkat çekti.

    Miyomun hastada hiçbir şikâyet yapmayacağı gibi çok çeşitli şikayetler de yapabileceğini kaydeden Prof.Dr. Bülent Berker, “Bunlardan bir tanesi de kansızlıktır. Miyom eğer rahim kavitesini itiyorsa veya rahim kavitesi içine yerleşmişse rahim iç zarını bozacağı için adet sırasında rahimin kasılarak damarları kapatmasına engel olacağı için ya da damarların fazla miktarda artmış olmasına sebep olacağı için adet miktarını arttırabilir, ara kanama yapabilir veya adet süresinin uzamasına sebep olabilir.” dedi.

    Prof.Dr. Bülent Berker, miyomun guatr hastalığı olduğu da zannedilebildiğini kaydederek şunları söyledi:

    “Bu gibi durumlarda bazen çarpıntısı olduğu için kendisinde guatr hastalığı olduğunu zannedebilir ya da bende niye demir eksikliği var niye ben halsizim, niye kendimi dinç hissetmiyorum gibi düşünebilir ve kadın doğum doktoru dışında başka bir hekime gidebilir ve yapılan araştırmalarda görülür ki demir düzeyi düşük, hemoglobin düzeyi düşük ve istenen radyolojik görüntülerde de bakılır ki rahim içerisinde miyom var o zaman kansızlığın sebebi ortaya konmuş olur. Eğer bu tür tetkikler yapılmadıysa hastaya kan yapıcı ilaçlar verilecek ve asıl sebep orada durduğu için hastanın kansızlığı bir süre sonra tekrarlayacak.

    Dolayısıyla kansızlığı olan hastalarda miyomun varlığının çok dikkatli araştırılması lazım. Çünkü bu hastalarda tedavi de çok kolay. Eğer miyomu ortadan kaldırırsak ki bu çok basit küçük bir ameliyat ile gerçekleştirilebilir, özellikle rahim boşluğu içerisindeyse histeroskopi dediğimiz rahim içerisinde kapalı ameliyat yapıyoruz onunla çok rahatlıkla kaldırılabilir. Yine bazı miyomlarda miyom rahim duvarında olsa bile rahim kavitesindeki itmeden dolayı iç zar yüzeyini arttırdığı için kanama kanamaya sebep olabiliyor.

    Miyomun küçültülmesi ve miyom ameliyatı

    Hastalar bazen o kadar çok kansız olabiliyorlar ki bu hastalara ameliyat etmeden önce kan nakli yapmak gerekiyor. Bazen bunu tercih etmiyoruz, GnRH analogları dediğimiz bir takım iğneler var, aylık iğneler yaparak miyomun boyutunu küçültüyoruz miyomun bu arada kanama miktarını azaltmış oluyoruz, hastada kanama azalınca kansızlığı da azalacağı için bir süre sonra demir depoları doluyor ve hastanın kan düzeyi normale geliyor ama sebep orada olduğu için hasta normale gelmiş bile olsa sıkıntı oluşturmaya devam ediyor. Bazı hastalar soruyor ‘’iğne ile tedavi olmuyor mu?’’ diye, iğne ile tedavi yapılamaz ama miyomun küçültülmesi söz konusu. Miyom küçülünce de daha küçük bir ameliyat ile hastanın kansızlığının sebebi ortadan kaldırılmış oluyor.

    Şu bir gerçekki, birçok kadın rahimlerini korumak istemektedirler. Hastalarımızın tercihlerine saygılı olunarak tüm tedavi seçenekleri hastaya ayrıntılı olarak sunulmalı ancak hastanın üreme kapasitesini koruma isteği de varsa, miyomektomi dediğimiz sadece rahimdeki urun alındığı yani rahmin korunduğu ameliyat yapılmalıdır. Tabi ki de burada cerrahın deneyimi ön plana çıkmaktadır. Miyomektomi ameliyatını hastanın ve myomun durumuna göre karından, vajinal yolla, laparaskopi ile veya histeroskopi ile yapıyoruz.”

  • Miyom tedavisinde ’UFE’ yöntemi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fahrettin Küçükay, miyom (rahim urları) tedavisinde kullanılan Uterin Fibroid Embolizasyonu (UFE) hakkında açıklama yaptı.

    Doç. Dr. Fahrettin Küçükay, rahimde oluşan ve miyom adı verilen urların tedavisi için rahim atardamarının tıkanmasına dayalı UFE tekniğinin, geleneksel ur tedavisinin yerini almaya başladığına dikkat çekti.

    Kadında en sık rastlanan urlar arasında yer alan miyomların, 30-40 yaş arası kadınlarda daha fazla görüldüğünü belirten Küçükay, “Söz konusu urların çoğu herhangi bir şikayete neden olmazken; bazı kadınlarda aşırı adet, idrar ve kasık ağrısına yol açıyor. Rahimde miyomun ortaya çıkardığı rahatsızlıkların tedavisi için uygulanan geleneksel yöntemler, uzun süre hastanede kalınması ve cerrahi müdahale sonucu oluşan yaraların uzun süre iyileşememesi gibi sorunlarla karşımıza çıkıyor. Geleneksel yöntemlere alternatif olarak ortaya çıkarılan ve Amerikan Obstetrik, Jinekoloji Akademisi gibi kurumlarca desteklenen ve önerilen Uterin Fibroid Embolizasyonu (UFE) tedavisi, daha kısa sürede iyileşme avantajları sağlıyor” dedi.

    UFE nasıl gerçekleşiyor?

    UFE tedavisinin nasıl gerçekleştiğini de anlatan Küçükay, “Rahimdeki miyomların oluşturduğu sancı, artmış ve uzamış adet kanaması, ağrı, kansızlık gibi şikayetleri ortadan kaldırmayı amaçlayan UFE tedavisi, söz konusu urları besleyen rahim damarının tıkanmasına dayalı yöntemi ifade ediyor. Uygulama yöntemi açısından çok daha pratik ve kısa sürede etki gösteren UFE, rahim urlarının neden olduğu ağrı ve sancı gibi rahatsızlıkları yüzde 80-90 kadar azaltıyor. İşlem uygulanmış hastaların yüzde 95’i tedaviden çok memnun kaldıklarını belirtiyorlar. Hastalardaki miyom sayısı ve yerlerinin tespiti için MR incelenerek tedavinin daha sağlıklı bir şekilde yapılması sağlanıyor” diye konuştu.

    Bu tedavi kimlere uygulanıyor?

    Küçükay, tedavinin kimlere uygulanabileceğinden de bahsederek, şöyle devam etti:

    “Miyom tedavisi için uygulanan UFE yöntemi, rahimde bulunan urlara bağlı şikayetlere sahip kadınlar için uygulanıyor. Rahimdeki miyomlardan dolayı sancı, artmış ve uzamış adet kanaması, ağrı, kansızlık gibi şikayetleri olmayanlar için herhangi bir müdahaleye gerek görülmüyor. Yaşı ilerlemiş ve çocuk sahibi olma riski düşük veya çocuk sahibi olmak istemeyen kişiler için rahmin alınması söz konusu olabiliyor. Ancak yaşı genç ve çocuk sahibi olmak isteyenler için rahimde bulunan miyomların UFE ile ortadan kaldırılması yolu tercih ediliyor. Tedavi uygulamasının riskli olduğu durumlar nelerdir? UFE tedavisinin uygulanmasının kesin mümkün olmadığı durumları; gebelik, kanser ve kanser riski oluşturuyor. Bunun dışında kanama bozukluğuna veya böbrek yetmezliğine sahip kişilerle 2 sene içerisinde gebe kalmak isteyenler için de tedavi yapılamayabiliyor. UFE tedavisinin geleneksel tedaviye göre öncelikli avantajı cerrahi kesiğe ihtiyaç duyulmaması. Ciltte küçük bir delik açılarak tedavi gerçekleşiyor. Tedavi sonunda delik dikişle kapatılıyor. Tedavi sonrası hastalar gündelik yaşamlarına kısa sürede dönebiliyor. Genel bir anestezi yapılması gerekmiyor. Kan kaybı çok az olduğundan iyileşme erken gerçekleşebiliyor.”

  • Rahminden 11 tane miyom çıkarıldı

    Van’da çocuk sahibi olabilmek için doktora başvuran kadının rahminden 11 tane miyom çıkarıldı.

    Yaklaşık 10 aylık evli olan ve miyomlar nedeniyle çocuğu olmayan 40 yaşındaki M.B., tedavi olmak için Lokman Hekim Van Hastanesi’ne başvurdu. Hastanede yapılan ultrasonda kadının rahminde büyüklükleri 1 ila 15 santimetre arasında değişen 11 miyom bulunduğu tespit edilmesi ile birlikte bu miyomların tekrarlayan düşüklere sebep olabileceği değerlendirilerek ameliyat kararı alındı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ağahan Han tarafından gerçekleştirilen operasyonla, M.B.’nin rahmindeki miyomlar çıkarıldı. Çıkartılan miyomlardan bir tanesinin 15 santimetreyi bulduğu ifade edilirken, bu tarz hastaların rahminin alındığı belirtildi. Yapılan başarılı ameliyat sonucu sağlığına kavuşan M.B., operasyon sonrası mutluluğunu dile getirerek, “Gittiğim her doktor rahim alınmadan bu işlemin yapılamayacağını söyledi. İmkansız dedikleri ameliyatı başarıyla yapan doktorum başta olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum” dedi.

  • Hastanın Rahminden 81 Adet Miyom Çıktı

    İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Prof. Dr. İsmail Özdemir başkanlığında bir ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonda bir hastanın rahminden 81 adet miyom (ur) çıkarıldı.

    30 yaşındaki M.Ş. isimli bekar bayan bir kaç yıldır olan şikayetleri son aylarda artmış, karnı giderek büyümeye ve ağrıları şiddetlenmesi sonunda hastaneye başvurdu. Gittiği hastanelerde rahminde miyom adı verilen ur olduğu ve ameliyat sırasında ur ile birlikte rahminin de alınmasının gerekebileceği söylenmiş.

    Tüm karın boşluğunu dolduran ve göğüs kafesine kadar uzanan kitlenin çıkarılması için Prof. Dr. İsmail Özdemir, Dr. Raziye Çalışkan ve Dr. Gökçe Turan tarafından operasyon gerçekleştirildi. Ameliyat sırasında en büyük kitlenin patolojik incelemesinin temiz gelmesi üzerine irili ufaklı toplam 81 adet miyom çıkarıldı ve hastaya 8 ünite kan verildi.

    “Hastamızın bekar olması nedeniyle rahmini yerinde bırakmaya karar verdik ve miyomları tek tek çıkardık, kanlı ve zorlu bir ameliyat oldu” diyen Prof. Özdemir, “Ameliyat sonrası miyomları gören ve sayısını duyan herkes çok hayret etti” dedi.

    Prof. Dr. İsmail Özdemir, bu tür ameliyatlarda rahmin yerinde bırakılmasının sadece çocuk olması açısından değil aynı zamanda hastaların psikolojilerini de olumlu yönde etkilediğini ve bu kadınların hayata küsmediklerine vurgu yaparak, “Hastamızı bir gün yoğun bakımda tuttuk ve sonra servisimize aldık, üreme organlarında ve rahminde hiçbir kayıp olmadı, başarılı bir operasyon geçti, bir kaç gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz” dedi.