Etiket: Mirasının

  • Emine Erdoğan:”Ne yazık ki Abdülhamit Han’ın mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir”

    Yıldız Sarayı Müzesi kataloğu tanıtım programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Ne yazık ki Abdülhamit Han’ın mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir. Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları bu mirasın toparlanarak bir araya getirilmesine öncülük etmiştir” dedi.

    İstanbul Beşiktaş’taki Yıldız Sarayı Çit Kasrı’nda Yıldız Sarayı Müzesi kataloğu tanıtım programı düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kent protokolü ile çok sayıda koleksiyoner ve sanatsever katıldı.

    Programda konuşan Emine Erdoğan, Sultan Abdulhamit Han’ın 33 yıl boyunca hükümdarlık sürdüğünü belirterek, “İmparatorluk coğrafyasının dört bir yanında inşaa ettirdiği eserler onun feraset ve basiretini göstermektedir. O aynı zamanda sanata, kültüre ve hatta zanaata olan merakıyla imparatorluk tarihinde çok müstesna bir yer etmiştir. Yıldız Sarayı kompleksi içindeki marangozhane, kütüphane, güzel sanatlar binası, silahhane, fotoğrafhane, eczane ve seralar onun rafine zevklerinin en somut nişaneleridir. Henüz o dönemde müzeciliğin bir devlet hafızası oluşturmaktaki gücünü fark etmiş, geçmişle gelecek arasında bağ kurmuştur. Fakat ne yazık ki mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir” dedi.

    Katalogdaki her bir ürünün tarihi bir kaynak hükmünde olduğunu kaydeden Erdoğan’ın “Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları bu mirasın toparlanarak bir araya getirilmesine öncü etmiştir. Her biri tarihi kaynak hükmünde olan bu eserleri kendi orijinal mekanlarına döndürülmesi takdire şayan bir çabanın ürünüdür. Öte yandan Sultan Abdulhamit Han’ı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacak Yıldız Sarayı müze koleksiyonun bir katalogda toplanması kayıt tutmaya meraklı bir sultanın mirası adına son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “Tambi Cimuk’un müziğinin Türkiye ve Suriye arasında dostluk köprüsü oluşturmasını umuyorum”

    “Bugün burada bir başka etkinliğe de şahitlik edeceğiz” diyen Erdoğan, “Evlatların müzikle uğraşmasına farklı musiki türlerinin inceliklerine hakim olunmasını isteyen Sultan 2’inci Abdülhamit’in mekanında bir müzik dinletisiyle ruhlarımız şifa bulacak. Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz arasında özel bir yeri olan Tambi Cimuk’u dinleyeceğiz. Ne mutlu ki ülkemiz onun gibi kabiliyetli bir genci kazandı ve vatandaşlık hakkı kazandı. Onu ülkemize kazandıran iyi yüreklileri kutluyorum. Tambi Cimuk’un müziğinin Türkiye ve Suriye halkları arasında dostluk köprüsü olmasını umuyorum” şeklinde konuştu.

    “Sultan 2’inci Abdulhamit Han’ın obje koleksiyonlarını ilgililere ulaştırdık”

    Yıldız Saray Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Karahan Uslu ise Yıldız Sarayı Müzesinin sanat koleksiyonlarını ve Sultan 2’inci Abdülhamit Han’ın bizzat el emeğinin eseri olan obje koleksiyonlarını seçkin bir yayın bünyesinde ilgililere ulaştırdıklarını belirterek, “Yıldız Sarayı müzesi kataloğuyla Cumhuriyet tarihinde ilk kez müzede yer alan eserler, akademik incelemeler bünyesinde yer verilmek suretiyle sergi salonlarını ziyaret edenlerle sınırlamanın ötesine geçebilmektedir” dedi.

    Konuşmaların sone ermesiyle birlikte Suriyeli Tambi Cimuk’un piyanoda çaldığı eserler büyük beğeni topladı.

  • Bakan Ünal: “İnsanlığın Ortak Mirasının Zarar Görmesi Hepimizi Üzüyor”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Ortadoğu’da yaşanan iç savaşlarda zarar gören kültürel varlıklara ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Hem Irak, hem Suriye’de insanlığın ortak mirasının zarar görmesi hepimizi üzüyor. Terörün ne insani ne kültürel hiçbir şeyi dikkate almadığı, şiddeti ve şiddetin öncelediği bir tahribatı görüyoruz” dedi.

    Dün başlayan ve bugün sonuç bildirgesi açıklanan Güneydoğu Avrupa Kültür Bakanları Konseyi Toplantısı İstanbul’da tamamlandı. 12 ülkenin katılımı ile İstanbul Etiler’deki Le Meridien Hotel’de gerçekleşen konsey toplantısına Arnavutluk Kültür Bakanı Mirela Kumbaro Furxhi, Bulgaristan Kültür Bakanı Vezhdi Rashidov, Bosna Hersek İçişleri Bakanı Adil Osmanovic, Yunanistan Kültür ve Spor Bakanı Aristeidis Nikolaos Dimitrios Baltas, Karadağ Kültür Bakanı Pavle Goranovic, Makedonya Kültür Bakanı Elizabeta Kanceska Milevska’nın yanı sıra UNESCO Kültürden Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Francesco Bandarin katıldı.

    Bakanlar, toplantının sonunda ortak basın toplantısı düzenlendi. 11 maddelik mutabakat metninin imzalandığı Bakanlar Konseyi Oturumu’nun bu yılki teması ise ’Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Bölgesinde Kültür Mirasının Korunması ve Sürdürülebilir Yönetimi: Kültür Alanında Bölgesel İşbirliğini Güçlendirmek için Öncelikler, Zorluklar ve Fırsatlar’ olarak belirlendi. Kültür varlıklarının sayısı ve niteliği itibariyle eşsiz bir zenginliğe sahip olan Güneydoğu Avrupa coğrafyası için bu anlamda ayrı bir önem taşıdığı ifade edilen toplantıda, bölge ülkeleri olarak, bu ülkeler üzerinden yapılan kültür varlıkları kaçakçılığı ile mücadeleye destek olmak için ilgili uluslararası standartlar doğrultusunda işbirliklerinin destekleneceği vurgulandı.

    “TERÖRDEN ARINMAK GEREKİYOR”

    Toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, “Bundan sonra da bir kültürel miras bırakabilmek, bizden sonraki nesillere de koruduğumuz kültürel mirası ve bizim ürettiğimiz kültürü de bir miras olarak bırakmamız gerekiyor. Bizim böyle bir miras bırakabilmek için korkularımızdan kurtulmamız, şiddetten, terörden, nefretten arınmamız, yardımlaşmanın, paylaşmanın ve insanlığın üzerinde yükseldiği evrensel değerlere sadık kalmanın ancak bir işbirliği haline dönüştürülmesiyle mümkündür. Yani aslında insanın ürettiği evrensel değerlere sadakatle bağlı kaldığımız oranda insana ait olanı ve insanın kültürünü, insanın kültürel mirasını da koruyabiliriz. Bölgesel olarak iş birliği ve bölgesel anlamdaki gelişmeleri de karşılıklı olarak değerlendirme imkanı buluyoruz” dedi.

    Bakan Ünal, toplantıda ortak mutabakatla alınan kararlara da değinerek, “Bölge ülkeleri olarak, bu ülkeler üzerinden yapılan kültür varlıkları kaçakçılığı ile mücadeleye destek olmak için ilgili uluslararası standartlar ve kararlar doğrultusunda işbirlikleri desteklenecek ve eşgüdüm içinde bir yaklaşım geliştirilecektir. Mutabakat oy birliği ile sağlanmıştır” şeklinde değerlendirme yaptı.

    Konuşmasının sonunda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ünal, Ortadoğu’da yaşanan iç savaşlarda zarar gören kültürel varlıklara ilişkin bir değerlendirme de yaptı.

    Bakan Ünal, konunun toplantılarda da gündemde olduğunu belirterek “Hem Irak, hem Suriye’de insanlığın ortak mirasının zarar görmesi hepimizi üzüyor. Terörün ne insani ne kültürel hiç bir şeyi dikkate almadığı, şiddeti ve şiddetin öncelediği bir tahribatı görüyoruz. Bu bütün ülkelerin ortak kaygısıdır” dedi.

    BİR SONRAKİ TOPLANTILARA ARNAVUTLUK EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

    Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Kültür Bakanları Konseyi, Güneydoğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) İşbirliği Süreci kapsamında bölge ülkeleri arasında kültürel alışveriş ve diyalog tesis edilmesi, kültür alanında işbirliğinin arttırılması ve güçlendirilmesi amacıyla kuruldu. Üst düzey politik karar alma mercilerinin oluşturduğu bir forum olan Konsey, 2005 yılında kuruldu. Arnavutluk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti, Moldova, Karadağ, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Yunanistan ve Türkiye Cumhuriyeti, söz konusu konseye üye ülkeler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, UNESCO da resmi gözlemci statüsünde yer alıyor. Dönem başkanlığı halihazırda Türkiye tarafından sürdürülürken, dönem başkanlığı üye ülkeler arasında alfabetik sırayla devrediyor.

    Bugün sona eren toplantılara ev sahipliği yapan Türkiye, gelecek dönem başkanlığını Arnavutluk’a devretmiş oldu.

  • Su Altı Mirasının Haritası Çıkarılıyor

    Türkiye karasularındaki su altı kültür mirasının ortaya çıkarılması amacıyla 2007 yılında başlayan proje kapsamında en önemli bulgu Marmaris Hisarönü Körfezinde fırtına nedeniyle battığı sanılan 4 bin yıllık Giritli bir ticaret gemisinin batığına ulaşıldı.

    Projeyi yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Harun Özdaş, Türkiye’nin Sualtı Coğrafi Bilgi Sistemi’ni ortaya çıkarmak için çalışma yaptıklarını açıkladı. Özdaş, “Türkiye’nin Sualtı Mirası’nın Araştırılması Projesi, 2007 yılından bu yana yürüttüğümüz bir proje. Önce TÜBİTAK tarafından desteklendi. Ardından Kalkınma Bakanlığı’nın destekleri başladı. Geçtiğimiz yıl 70 bin lira bir ödenek gönderildi. 15 kişi ile yürüttüğümüz bir proje. Proje kapsamında Türkiye karasularında, özellikle dalınabilir derinliklerdeki batmış gemilerin bir envanter çalışmasını yapıyoruz. Bu çalışmalarda değişik yüzyıllara ait, yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini içine alan bir dönemde suyun altına iz bırakan gemileri araştırıyoruz. Bu gemilerin hem kendi kalıntılarını, hem çapaladıkları yerleri, hem de onlardan düşen objelerden yola çıkarak bir harita çıkarıyoruz. Yaptığımız çalışma bu. Biz bunu Türkiye’nin Su Altı Coğrafi Bilgi Sistemi olarak tanımlıyoruz” dedi.

    TÜRK KARASULARINDAKİ EN ESKİ BATIK BULUNDU

    Yılda 1,5 aylık bir çalışma yaptıklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda çok çeşitli bulgulara rastladıklarını belirterek, “Özellikle 2012 yılından bu yana Osmanlı dönemini de içine alan ayrı bir çalışma programımız var. 2014 yılında yaptığımız çalışmalarda bulduğumuz en önemli batığı Marmaris Hisarönü Körfezinde çıktı. Hisarönü’nde karşımıza çıkan batık 4 bin yıllık bir batık. Bu da bizim karasularımızda bulduğumuz en eski batıklardan birisi olduğunu göstermekte. Çalışmamızdaki incelemelerde bu batığın Girit’te yaşayan Minos uygarlığına ait bir ticari gemi olduğunu gösteriyor. Gemi, Girit, Rodos, Bozburun üzerinden Hisarönü Körfezine olan seyahati sırasında fırtınada batmış gibi görünmekte. Batıkta bulunan malzemeler sadece Minos Uygarlığı yani Girit’teki Knossos Sarayı kazılarında çıkan malzemelerin dışında Anadolu’da Beycesultan dediğimiz arkeolojik başka alanlarda rastladığımız objelerle yakınlık göstermektedir. Bu da bizim için bugüne kadar yaptığımız araştırmalarda bulduğumuz en önemli batık olarak yorumlamaktayız” dedi.

    BİLİMSEL VERİLER KAYDA GEÇİRİLİYOR

    Su altında yaptıkları çalışmalarda elde edilen verilerin kayda geçirildiğini belirten Özdaş, “Biz denizde alan çalışması yaparak suyun altında olanları tespit edip, kayda geçiriyoruz. Kazı yapılmadığı sürece bulunan objeleri bulunduğu yerde bırakıyoruz. Genel kanı da su altında bulunan batıkların yerinde korunmasıdır. Bizim çalışmamızın temel hedefi bilimsel verilere ulaşıp bunu bir haritaya işlemek” dedi.

    SUALTINDA 20’NİN ÜZERİNDE LİMAN BULUNDU

    Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi ve EBAMER Müdür Yardımcısı Doç. Dr. A. Harun Özdaş, çalışmalarda 100’ün üzerinde batık ve potansiyel alan tespit ettiklerini açıkladı. Özdaş, çalışmalarda 20’nin üzerinde sualtında kalmış liman ve mimari kalıntı ile yaklaşık 25 adet gemi demirleme alanı ve Tunç Çağından Osmanlı Dönemine kadar geniş bir zaman dilimine yayılan 400’ün üzerinde çapa kayıt altına alındığını açıkladı. Türkiye’nin Sualtı Kültür Mirası ve eski çağlarda batmış gemilerine ait kalıntılar, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü bünyesindeki Coğrafi Bilgi Sistemi’ne GIS uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nilhan Kızıldağ tarafından aktarıldı. Çalışmalarda amphora, lahit, tabak, kiremit, tuğla, değirmentaşı, sütun ve sütun başlıkları taşıyan gemilere ait kalıntılar bulundu.

    SAVAŞ GEMİLERİ DE KAYIT ALTINA ALINIYOR

    Ticaret gemilerinin yanı sıra, savaş gemileri de kayıt altına alındığını açıklayan Özdaş, “Konusunda uzman 15 kişiden oluşan ekibimizde araştırma başkanlığı tarafımdan yürütülmekte olup, sualtı arkeologlarının yanı sıra deniz jeofizikçileri ve deniz biyologları bulunmaktadır. Bu çalışmanın diğer bir çıktısını güneybatı Akdeniz ve Ege kıyılarındaki deniz seviyesi değişimlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü, sualtı arkeolojisini de içinde bulunduran ve Piri Reis Araştırma Gemisi ile çok disiplinli çalışmalar yürüten bir kurum olup, bu proje kapsamında oluşturulan Coğrafi Bilgi Sistemi ile Ülkemizde bu alanda en zengin veri bankasına sahiptir” dedi.

    Elde edilen sonuçların, bölge tarihine önemli veriler sunacak nitelikte olduğu dikkat çekilirken, Marmaris Müzesi Müdürlüğü ile birlikte yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen buluntuların konservasyon çalışmaları Bodrum Müzesi’nde devam ettiği ve 2016 yılında da kazı çalışmalarının süreceği açıklandı.