Etiket: Mirası

  • TKB Kültür Mirası Paneli

    Samsun’da gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği (TKB) seminerinin ardından panel düzenlendi.

    Moderatörlüğünü TKB Başkanı ve Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın yaptığı “Tarihi Kentler Birliği’nin geldiği noktada bölgesel dağılım ve yeni bir açılım olarak somut olmayan kültür mirası” adlı panele Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ÇEKÜL Vakfı Genel Müdürü Sevim Yeşim Dizdaroğlu ve ÇEKÜL Vakfı UNESCO Alan Yönetimi Uzmanı Namık Kemal Döleneken panelist olarak katıldı.

    Panelde ilk konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in tarihi alanları hakkında bilgiler verdi. Şahin, “Yıllarca harabeleri harap ettik. Üzerine dönüp bakmadık ama bugün hamd olsun bütün şehirler bu alanda kalkınıyor. Toprağımız, tarihimiz en büyük mirasımız o yüzden bunlara sonuna kadar sahip çıkmamız gerekiyor. Panorama müzeleri önemli. Burada Samsun’un da bir kurtuluş mücadelesi var. Antep’i gazi yapan, Urfa’yı şanlı yapan, Maraş’ı kahraman yapan bir hikayemiz var. Çocuklar kitapların içerisinde bunu anlamıyor. Bu geçmişi bilmiyor, bastığı toprağın neresi olduğunu bilmiyor. Mehmet Akif’in dediği gibi, ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ şeyi hissettirmemiz gerekiyor. Onun için Gaziantep’te kalenin yanında bir panorama müzesi planladık. İstanbul’daki 1453’ün ofset baskı ile yapılanın yağlı boyasını yapıyoruz. Şu anda ressamımız çalışmaya başladı ve Mimarlar Odası ile de tasarımımızı yaptık. 1 sene sonra inşallah sizleri burada ağırlayacağız. Burayı da askeri lojmanı yıkarak yapıyoruz” dedi.

    UNESCO’DA GAZİANTEP MUTFAĞI DÜNYANIN 8. MUTFAĞI SEÇİLDİ

    Gaziantep mutfağının UNESCO’da dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescil edildiğinin altını çizen Şahin, “2004 yılında UNESCO bir ağ oluşturuyor. Bir ağda 8 başlık var. Biz de Gaziantep mutfağı için güçlü bir çalışma grubu oluşturduk. 6 ay bu işi raporladık ve hikayesini yazdık. Toprağın farkını, aromasını, otları, baharatları, güneşin farkını, hepsini birleştirdiğin zaman Anadolu kadınının emeğini, aklını, üreticiliğini raporladık ve başvuru sürecini başlattık. 6 ay boyunca UNESCO’nun ana binasını Gaziantep Belediyesi’nin ana binası gibi kullandık. Büyük bir lobi çalışmasına başladık. Bakanlıklardan destek aldık. 14 Temmuz tarihinde dosyayı verdik ve 6 ay sonunda da bize olumlu haber geldi. UNESCO’nun gastronomi ağında Gaziantep mutfağı dünyanın 8. mutfağı olarak tescil edildi. Bir şehir çıkıyor ‘ben bir ülke kadar iddialıyım’ diyor. Bu ülkede bütün şehirler böyledir. O yüzden kendi özgüvenimiz çok önemli. Yaklaşık 2 yıllık çalışmanın sonunda biz bunu başardık” diye konuştu.

    “KRİZİ FIRSATA DÖNÜŞTÜRMEK…”

    “Mazeret üretebiliriz. Şu anda sınırımızda büyük bir savaş var” ifadesini kullanan Başkan Şahin şöyle devam etti: “Her gün negatif bir haberle ‘bu şehirde ne yapsan da işe yaramıyor’ diyebiliriz ama bu bize yakışmaz. Biz hepimiz lideriz ve hepimiz sorumluluk sahibiyiz. O yüzden krizi fırsata dönüştürmek ve bu kriz bittiği zaman yarışta önde olmak durumundayız. O yüzden biz arkeoloji ve gastronomide iddialıyız. Bu iddiamızı da heyetimizle beraber yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Hepinizi de şehrimize davet ediyorum.”

    UNESCO hakkında bilgi veren ÇEKÜL Vakfı UNESCO Alan Yönetimi Uzmanı Namık Kemal Döleneken, “UNESCO’yu bir amaç değil, araç olarak görmek gerekiyor. Dünya mirası listesinde şuanda Türkiye’nin 15 varlığı var. Dünyada ise bin 31 varlığı var. Sadece 2 tane karma, doğal varlığımız hiç yok. Buna karşılık da 13 tane kültür varlığımız var. Geçici listede dünyada bin 641 varlık varken, bizim 60 varlığımız var. Yani geçici listemiz oldukça geniştir” şeklinde konuştu.

    ÇEKÜL Vakfı hakkında bilgiler veren ÇEKÜL Vakfı Genel Müdürü Sevim Yeşim Dizdaroğlu, “Vakfımız 25. yılında. Ülke çapında toplam 412 üyemiz var. Batı, Orda ve Doğu Karadeniz Bölgelerinde 13 büyükşehir, 68 de ilçe belediyemiz olmak üzere toplam 81 üyemiz bulunmaktadır” açıklamasını yaptı.

    Tarihi Kentler Birliği Samsun semineri panelin ardından sona erdi.

  • Osmanlı Mirası Cumalıkızık’a Büyük İlgi

    Bursa’nın tarihi mekanlarından Hanlar Bölgesi ile birlikte UNESCO’ya giren Cumalıkızık, tarihi dokusuyla turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

    Dünyanın birçok ülkesinden ziyaret için turistlerin geldiği, Osmanlı köy mimarisinin en güzel örneklerini günümüze kadar yaşatan Cumalıkızık, Arnavut kaldırımlı taş sokakları, asırlık çınarları ve misafirperver halkı ile Türkiye’nin çok ziyaret edilen köyleri arasında yer almaya devam ediyor. Şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan UNESCO mirası Cumalıkızık’ta hafta sonları kurulan pazar yerli yabancı turistlerin ilgisini çekerken, köy halkının kendi elleriyle yaptığı erişte, tarhana ve tatlılar ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 700 yıllık Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini taşıyan rengarenk boyalı evlerin iç avlusunda 20 çeşitten oluşan köy kahvaltısı, gözleme ve ayran satılırken, yerli yabancı turistler etnografya müzesinde tarihi eserleri görme fırsatı buluyor.

    Dünyanın en dar sokaklarından biri olarak bilinen Cin Aralığı Sokağı’nı bir arkadaşından duyduklarını söyleyen Alman turistler Anna Boehme ve Lucienne Pritzikau buradan çok etkilendiklerini belirtti. Bayan turistler, Cumalıkızk’ta yüzyıllar öncesine gittiklerini, Osmanlı kültür ve yemeklerini çok beğendiklerini ifade etti.

  • Osmanlı’nın Mirası Gaziantep’te Birleşti

    Eski Osmanlı toprağı olan Suriye’deki iç savaş tarihi de vuruyor. Osmanlıya ait antika eşyalar buradaki antikacılar tarafından Gaziantep’e taşındı. Suriyeliler dükkanlarını, Şekeroğlu Mahallesi Zincirli Bedesten karşısındaki Köroğlu sokağında açtı.

    Türk antikacıların bulunduğu sokağa, Suriyeli antikacılar da gelince, ortaya muazzam Osmanlı mirası olan antikalar çıktı. Osmanlının eserlerinin Köroğlu sokakta buluşması, antika tutkunlarını da harekete geçirdi. Daha önce boş olan sokak, Suriye’deki Osmanlı antikaları ve Türkiye’deki Osmanlı antikalarının bu sokakta birleşmesinden sonra antika tutkunlarının akınına uğramaya başladı.

    Satışlarının çok iyi olduğunu söyleyen antikacılar ise “Osmanlı mirası burada birleşti” yorumunu yaptı. 25 yıldır bu mesleği yaptığını belirten Antikacı Hani Özaslan, “Bu sokakta 6 tane Arap arkadaş dükkan açtı, Hepsi antikacıdır. Böyle olunca burası, Gaziantep sosyetesinin uğrak yeri oldu. Burası Ankara’daki Saman Pazarı’nın bir benzeri konumuna geldi. Şuan Suriyeli arkadaşlarda Gaziantep’te antikacılık yapmaktadır. Hepsi Osmanlı eserleridir. Bu arkadaşların orada dükkanları vardı, mecburiyetten buraya taşıdılar. Gaziantep’te işte bu sokağın içinde hayatlarını sürdürüyorlar. Osmanlı işlemeli vitrin süsleri, cam eşyalar sosyetenin ilgisini çekiyor. Bu eserler ana vatanına geldi insanlarda ana vatanında buluştu” dedi.

    Suriye’nin Halep şehrinden gelen Hüseyin Mahmud Sultan ise antikalara gösterilen ilgiden çok memnun olduğunu söyleyerek, “İşlerimiz Allah’a çok şükür iyi, 3 yıl önce Halep’ten buraya geldim. Diğer arkadaşların burada olduğunu duyunca bende antika dükkanımı buraya getirdim. Antikaların büyük kısmı Osmanlı dönemine ait” şeklinde konuştu.

  • Bölgenin Ahşap 3 Katlı TEK Kültürel Mirası

    Samsun’un Vezirköprü ilçesi Habibfakı Mahallesi’nde 1945 yılında dergah olarak yapılan 3 katlı ahşap bina dimdik ayakta duruyor.

    Şeyh Hacı Ahmet Efendi Dergahı olarak bilinen binanın 1945 yılında Şeyh İbrahim Efendi tarafından dergah olarak yaptırıldığı, binanın öğrenci yetiştirmek ve irşad hizmetlerinde kullanıldığı öğrenildi. Şeyh İbrahim Efendi’nin, Şeyh Ahmet Efendi’yi yetim olduğu için küçük yaşta alıp dergahında yetiştirerek kızı ile evlendirip damat yaptığı ifade edildi.

    Şeyh Ahmet Efendi’nin torunu Kadir Ceylan (43), evin hem kültürel hem de manevi miras olarak çok değerli olduğunu belirterek, bölgenin manevi lideri olan İbrahim Efendi’nin 1960 yılında vefat etmesinden sonra yerine damadı Şeyh Ahmet Efendi’nin geçtiğini, Şey Ahmet Efendi’nin 1982 yılında vefat etmesinden sonra dergahın kapandığını söyledi.

    Ceylan günümüzde komşu il ve ilçelerden bile dedesinin öğrencilerinin halen dergahı ve merhumların kabirlerini ziyarete geldiklerini ve manevi atmosferin yaşandığını kaydetti. Halen Şeyh Ahmet Efendi’nin oğlu İbrahim Ceylan’ın ikamet ettiği evde mescit, öğrenci odaları, eğitim odaları, mutfak kütüphanelerden oluşan 15 odası olduğu ve yörede ayakta kalan 3 katlı ahşap bina olma özelliğini koruduğu belirtildi.

  • Köylüler Dedelerinin Mirası 819 Dönüm Arazi İçin Direniyor

    Bursa’da 1950’li yıllarda 891 dönüm mera alan köylüler, 2012 yılında çıkan bütünşehir kanunuyla arazilerinin belediyenin mülkiyetine geçmesi üzerine mahkemeye başvurdu. Belediye tarafından imara açılmak istenen arazide etüt çalışması yapmak isteyen yetkililere karşı çıkan köylüler, sondaj makinesinin çalışmasına müsaade etmeyerek durumu protesto etti.

    Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Danışment köyünde, 1950’li yıllarda 52 çiftçi bir araya gelerek, şahıs arazisi olan 891 dönüm araziyi satın aldı. Hayvanlarını otlatmak için devasa arazi satın alan çiftçiler, burayı köy tüzel kişiliğine geçirerek, bütün köyün istifadesine sundu. Ancak 2012 yılında çıkan bütünşehir yasasıyla Danışment köyü mahalleye dönüştü. Yeni kanunla birlikte arazi Karacabey Belediyesi’nin mülkiyetine geçti.

    ETÜT ÇALIŞMASINA İZİN VERMEDİLER

    Çıkan yasadan sonra arazide incelemede bulunan yetkililer, arazinin mera vasfını kaybettiğine karar verdi. Bahse konu arazinin belediye tarafından imara açılması girişimine hız verildi. Dedelerinin para vererek satın aldığı tapulu arazinin belediyeye geçmesine tepki gösteren köylüler konuyu yargıya taşıdı.

    Etüt çalışması yapmak için araziye sondaj makinesi gönderen belediye yetkilileri köylülerin direnişiyle karşılaştı. Sondaj yaptırmak istemeyen köylüler iş makinesinin çalışmasına izin vermeyerek yetkililerle görüşmek istedi. Yetkililerle bir araya gelen köylüler, “İş makineleri arazimizden gidene kadar buradayız, evlerimize gitmeyeceğiz. Dedelerimizin para vererek, hatta kredi çekerek aldığı araziyi size vermeyeceğiz” diye konuştu. Köylülerin tepkisi üzerine iş makinesi araziden ayrıldı.

    “MAHKEMEYE BAŞVURDUK”

    Danışment sakinleri, “Mera vasfını kaybettiği söylenerek arazimizi belediyeye devrettiler. Belediye burasını imara açmak istiyor. İstimlak etmek istiyor. Biz de köylü olarak buna karşı çıkıyoruz. Dedelerimiz 1950 yılında bu araziyi birçok zorluğa rağmen almış. Arazi daha sonra köy halkına mera olarak kullanılmak üzere bağışlanmış. 819 bin metrekare arazi bütünşehir yasasıyla belediyelere devroldu. Karacabey Belediyesi bu arazide zemin etüdü yapmak istiyor. Köyümüzün merasının geri verilmesini istiyoruz. Burası şahıstan satın alındı. Dedelerimiz, babalarımız buraya para verdi. Mahkemeye başvurduk. Hayvanlarımız bu merada otluyor. Köylünün hiçbir arazisi yok. Bu insanlar çocuk okutuyor, evine ekmek götürüyor. Dedelerimiz bu yerleri bırakmasaydı biz hayvancılığı nerede yapacaktık? 1950 senesinin tapuları elimizde. Biz bu arazinin tekrar köyümüze verilmesini istiyoruz” dediler.

    BELEDİYE BAŞKANI: “TAPUSU ELİMİZDE”

    Büyükşehir yasasıyla köylerin bazı gayrimenkullerinin ilçe belediyelerine geçtiğini söyleyen Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan ise “Sözü geçen arazi de bu çerçevede Karacabey Belediyesi’ne devredildi. Tapusu Karacabey Belediye’sinin üzerinde. Burası marjinal bir tarım arazisidir. İmar uygulaması yapmayı düşünüyoruz. Yatırımcı getirmeyi düşünüyoruz. Bunların hepsini şeffaf bir şekilde yapacağız. Daha kesinleşen hiçbir şey yok. Arkadaşlarımız jeolojik etüt için araziye gitti” dedi.