Etiket: Minyatür

  • Kahramanmaraş’ta minyatür sergisi

    Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü ile Sütçü İmam Üniversitesi işbirliğinde Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde açılan Minyatür Sergisi ilgi gördü.

    Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan’ın eşi Ruhan Özkan, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can, İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Yılmaz ile çok sayıda sanatseverin gezdiği sergide, geçmişi geleceğe taşıyan minyatür eserler büyük beğeni topladı.

    Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Mutlu Aslantürk, sergiye katılarak kendilerine güç veren tüm konuklarına teşekkür etti. Aslantürk, “Öğrencilerimiz tarafından ortaya çıkarılan bu eserler büyük bir özen ve özveri ile hazırlandı. Sergimize katılan tüm konuklarımız ile bize ev sahipliği yapan Piazza AVM’ye teşekkür ederiz” dedi.

  • Van’da 18 adet sikke ile 1 adet minyatür heykel ele geçirildi

    Van İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar neticesinde eski Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen 18 adet sikke ile 1 adet minyatür heykel ele geçirildi.

    Gevaş ilçesi Yoldöndü Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerince Van-Bitlis karayolu üzerinde bulunan jandarma kontrol noktasında özel bir firmaya ait otobüste seyahat eden yolcunun hareketlerinden şüphelenmesi üzerine çantasında arama yapıldı. Aramada, eski Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen 18 adet sikke ile 1 adet minyatür heykel ele geçirildi.

    Olayla ilgili olarak 1 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı.

  • Deve kemiğini sanat eserine dönüştüren 37 yıllık minyatür ustası

    37 yılı aşkın süredir deve kemiği işleyip, minyatür sanatını da kullanarak boyayan Ayhan Kabaoğlu, kemiklerin üzerine İstanbul’un turistik mekanlarını, Osmanlı sultanlarının tarih sayfalarında yerini almış anlarını ve Mevlevilik gibi kültürel değerleri aktarıyor.

    İstanbul’da 37 yılı aşan süredir kemik minyatürü sanatını icra eden Ayhan Kabaoğlu, 20’li yaşlarından beri bu sanatı yaşatıyor. Deve kemiklerinin üzerine İstanbul’un turistik mekanlarını, Osmanlı sultanlarının tarih sayfalarında yer almış anlarını ve Mevlevilik gibi kültürel değerleri çiziyor. Halkın ’alaylı’ diye tabir ettiği ve 6 çocuklu bir ailede yetişen, bu meslekte adeta tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelmeyi başaran Kabaoğlu, hiçbir ustadan eğitim almadığını, kendisinin çizime merakıyla bu işe başladığını söyledi. Kabaoğlu, “20 yaşından beri resme olan merakından dolayı resimleri merak eden, gravür minyatür sanatını merak eden ve o günlerden bu günlere bu işleri taşımış bir insanım diyebilirim” dedi.

    “Normal bir yerde çalışsam 300 lira alacağım yerde bu işte haftalık 3 bin lira kazanıyordum”

    Ayhan Kabaoğlu, kemik minyatürü sanatını yapmaya başlama hikayesini şöyle anlattı:

    “Bu işte eskiden beri resmim iyiydi. Resmim iyi olunca zaten sizi insanlar bir yere getiriyor tesadüf de olsa. Sen şuraya git şu resmi yap diyorlar. Zamanın değerli ustaları vardı boynuz tarak yaparlardı. Bu ustalar küpe yaptılar, toka yaptılar. O zaman milletin garipseyeceği bir işti bu. Çünkü boynuzdan aksesuara döndü iş. Bunu da biz gördük, üzerine bir yıldız yapalım, bir çiçek yapalım böyle daha iyi satar diye girdik işin içine. Ondan sonra Kapalıçarşı taraflarına götürdük bunu. Daha sonra minyatür kağıtlar verdiler elimize, Arapça minyatür kağıtlar. Bunun üzerine çiz getir dediler. Baktık, götürdük hoşlarına gitti. Tabi o zamanlar bir yerde çalışsan 300 lira alıyorsan o zaman haftada 3 bin lira kazanıyordum. Parası da iyi geldi. Yani öyle bir bağlantı kurduk. Daha sonra bu kemik işi esasında İran’dan geliyor. İranlıların geleneksel bir sanatı gibi diyebilirim. Bizde de kemik eskiden takı kutusu olarak kullanılmış mesela kemik tarak, kemik kolye, kemik kutu. Ben de resme olan merakımdan dolayı dediğim gibi Rabbim’in bu yeteneği vermiş bize. Böyle gravür yapayım, minyatür yapayım, kutu yapayım diye yola çıktık. İlk önceki amacımız para kazanmaktı açıkçası. Bu sanatı yaşatayım, yücelteyim değildi. Para kazanalım, karnımız doysun, ailemize bakalımdı. Daha sonra hazır ürünler piyasaya oturunca biz ikinci plana kaldık. İkinci plana kalınca ben dedim ki kendi kendime ya bu işi devam ettireceksin ya da çok ağır yapacaksın. İşi devam ettirmek için sanatı olduğu gibi dökmek lazımdı hiç üşenmeden tek kıl fırçayla. Rabbime şükürler olsun çok işi bırakma eğilimine girdim. Tabiri caizse kapıcılık olsa kapıcılığa gidecektim ama mücadele ettim bu işi bu hallere getirdim.”

    “Bizden sonrası yok”

    Tozkoparan’da evinin bahçesinde bulunan atölyesinde mesleğini icra eden Kabaoğlu, kemik minyatürü sanatına gereken değerin verilmediğinden şikayetçi. Kendinden sonra bu işi yapacak kimsenin olmadığını belirten Kabaoğlu, “Artık bizim gibi ustalara değer verilmiyor. Çünkü çok azız, hakikaten bizden sonrası yok, şakası da yok bu işin. Biz gittiğimiz fuarlarda, festivallerde emin olun müze gibi, insanlar geliyor seyrede seyrede doyamıyor. Bu eser bu insandan mı çıktı diye. Ben, Allah izin verirse gözüm gördüğü, elimi tuttuğu müddetçe bu sanatı yaşatmaya gayret edeceğim. Yani ben buna memleketteki vatandaşlık bilinci olarak bakıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Kurt: “Çiçek Sepeti’nin minyatür bahçeleri yoğun ilgi görüyor”

    Çiçek Sepeti yetkilisi Enis Kurt sukulent minyatür bahçelerinin yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

    Çiçek Sepeti yetkilisi Enis Kurt sukulent, minyatür bahçelerinin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Kurt, kaktüs, bonsai gibi minyatür bitkilerle hazırlanan canlı teraryumların mekanlara yeşillik katmak isteyenlerin yoğun rağbet gösterdiği bitki aranjmanlarından olduğunu dile getirerek, “Son yıllarda bonsai ağacıyla başlayan alternatif iç mekan bitkileri furyasına bu yıl terrarium (teraryum)’lar da dahil oldu. Yapımı oldukça zahmetli olan teraryumlarla ilgili işin uzmanı teraryum tasarımcılarının verdiği eğitimlerde son zamanların popüler workshoplarından” dedi.

    “Yoğun rağbet görüyor”

    “Geometrik şekillerdeki cam saksılar, farklı şekillerdeki fanus veya ahşap kasalar içerisinde aynı türden bakım ihtiyacına uygun bitkiler kullanılarak hazırlanan teraryumların bakımları da zor değil” diyen Kurt, şöyle konuştu: “Genelde bitki seçiminde kaktüsgiller familyasına mensup çiçekler seçildiği için yoğun su ihtiyacı duymaması bakımlarını kolaylaştırırken ömürlerinin de uzun olmasını sağlıyor. Türkiye’nin en başarılı teraryum tasarımcılarının ürünlerini online olarak Ciceksepeti.com üzerinden satışa sunduk. Beklenenin üzerinde bir ilgi var. Ciceksepeti.com’da 350’den fazla özgün tasarımlı teraryum ürünü bulunuyor. Farklı boyut ve özelliklerde her bütçeye uygun ürün var”.

  • Demirci ustasından minyatür savunma silahları

    Malatyalı demirci ustası Yusuf Bayyiğit’in çelikten yaptığı minyatür savunma silahları görenleri şaşırtıyor.

    Çeyrek asırdır demircilik yapan 54 yaşındaki Demirci Ustası Yusuf Bayyiğit, hobi olarak başladığı minyatür alet ve savunma silahı yapma işini ilerleterek, Özhan Sanayi Sitesi’ndeki dükkanını bir sanat atölyesine dönüştürdü.

    Damaskus adı verilen Şam çeliğinden yaptığı sanat eserleriyle kısa sürede adını duyuran Yusuf Bayyiğit, ilkokul mezunu olduğunu, mesleği babasının Bakırcılar Çarşısı’ndaki dükkanında öğrendiğini söyledi. Hobi olarak başladığı minyatür alet yapma işini ilerleterek bunu bir sektör haline dönüştürdüğünü kaydeden demirci ustası Yusuf Bayyiğit, “Sıcak demirciliği 4 kuşaktır aile boyu yapıyoruz. Ben mesleği babamın Bakırcılar Çarşındaki dükkanında öğrendim” dedi.

    “Geçmişte yaptığım bütün ürünlerin orijinalinin minyatürünü ortaya çıkardım”

    Sanatsal ürünler yapma işine hobi olarak başladığını belirten Bayyiğit, “İlk önce neler yapabilirim diye, hobi amaçlı olarak kendime yaptığım bir şeyler vardı. Örneğin küçük aletler. Daha önce yapıp sattığımız balta, keser, satır gibi ürünleri, çok daha zorlu bir şekilde emek harcayarak minyatürlerini yaptık. Geçmişte yaptığım bütün ürünlerin orijinalinin minyatürünü ortaya çıkardım. Bunların sayısı çok fazlaydı, daha sonra eşe, dosta dağıttım bir kısmını. Bunlarla başladım bu işi yapmaya. Daha sonra bu işin çok güzel bir sektör olduğunu anladım. Sanatsal bir yönümün olduğunu da düşünüyordum. Demir üzerine güzel şeyler yapabileceğimi de keşfettim. Bugün Türkiye’de yapılmayan Damaskus Çeliği, diğer adıyla Şam Çeliği dediğimiz çelikten yaptık bu ürünleri. Bu çelik türünün seri üretimi yok. Tamamen el işiyle ve sanatçı ruhuyla yapılabilen bir ürün bu çelik. Bu çelikten yapılan malzemeler kıymetini bilenler için piyasada son derece revaçta” diye konuştu.

    “Bu işi zamanla ticari boyuta taşıdım”

    Minyatür sanatını zamanla ticari boyuta taşıdığını da belirten Demirci Ustası Yusuf Bayyiğit, “Bu işi zamanla ticari boyuta taşıdım. Damaskustan yaptığım ürünlerin şuanda satışını yapıyorum. Damaskus karbon yüklü çeliklerin sertlik derecesine göre üst üste konularak yoğrulmasıyla oluşan bir çelik türüdür. Bunu şahmerdan altında çekiçle döverek, hamur gibi yoğurup tek parça haline getiriyorum. İki yüz 50 kattan tutunda, 3 yüz, 5 yüz, hatta 8 yüzlü katlara kadar çıkıyoruz. Örneğin yılan formundan yaptığım bir hançer var. Yine motosiklet zincirinden severek ve özenerek yaptığım bir bıçak bulunuyor. Çelikten yapılmış bir Zülfikar kılıcım var. Elimdeki en kıymetli eserlerden biri de yaklaşık 1 yılda, büyük bir sabırla yontarak yaptığım bir gergedan. Bu tür çalışmalarım var. Bu çalışmalar büyük ilgi görüyor” ifadelerini kullandı.