Etiket: milyon

  • İhracat, Kasım Ayında 11 Milyar 437 Milyon Dolar Oldu

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 düşüşle 11 milyar 437 milyon dolar ihracat gerçekleştiğini açıkladı. Yılın 11 aylık döneminde ise ihracat yüzde 8,6 kayıpla 131 milyar 942 milyon dolar oldu.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi Kasım ayı ihracat rakamlarını Niğde Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği programla Niğde’de açıklandı. Grand otelde düzenlenen programa TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Niğde Vali Yardımcısı Abdullah Uçgun, Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan, Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Görür, NİTSO Başkanı Şevket Katırcıoğlu, Niğdeli iş adamları ve basın mensupları katıldı.

    TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, dün güvenoyu alarak göreve başlayan hükümete ’Hayırlı olsun’ diyerek başarılar diledi ve AB’ye üyelikle inovasyondan markalaşma süreçlerine kadar yeni beklentilerini dile getirdi.

    Küresel ekonomi ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Büyükekşi, “İhracatçılarımız Euro Bölgesine ilişkin olumlu beklentiyi yakından takip ederek bu büyümeden istifade etmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Kasım ayı ihracat verilerini Niğde’de açıkladı. TİM verilerine göre Kasım ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,5 düşüşle 11 milyar 437 milyon dolar oldu. Yılın ilk 11 ayında ihracat yüzde 8,6 düşüşle 131 milyar 942 milyon dolara geriledi. Son 12 aylık ihracat ise yüzde 7,8 düşüşle 145 milyar 211 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    Kilogram bazında ihracat, Kasım ayında yüzde 3,4 artış gösterirken, 11 aylık dönemdeki kilogram bazındaki yükseliş, yüzde 0.9 oranında oldu. Birim fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ihracat gerilerken, kilogram bazında yükseliş trendinin sürmesi ihracatçının umutlarını 2016’ya taşımasına neden oldu.

    En fazla ihracat otomotiv sektöründen

    Kasım ayında en fazla ihracatı, 1 milyar 920 milyon dolarla otomotiv sektörü yaptı. Bu sektörü 1 milyar 409 milyon dolarla hazırgiyim ve konfeksiyon ile 1 milyar 301 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti. Bu verilerin yanı sıra, Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 101 ülke ve gümrük bölgesinde ihracat artış gösterirken, 132 ülke ve gümrük bölgesinde ise azalış yaşanması dikkat çekti. Türkiye’deki iller bazında da 56 kentte kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre ihracatta azalış görülürken, 23 kentte de artış yaşandı.

    En fazla ihracat yapılan 5 ülke Kasım ayında sırasıyla Almanya, İngiltere, Irak, İtalya ve ABD oldu. Bunun yanı sıra Almanya’ya ihracat yüzde 4,7, Irak’a ihracat yüzde 15,3, İtalya’ya ihracat yüzde 2,4, ABD’ye ihracat yüzde 6,4 gerilerken İngiltere’ye ihracat yüzde 3 arttı. Kasım ayında en fazla ihracat yapılan 30 ülke arasında, en yüksek ihracat artışı ise yüzde 23,5 ile Suudi Arabistan yakalarken, Fas’a yüzde 21,7, İspanya’ya yüzde 9 arttı. İhracat artış oranında öne çıkan diğer ülkelere bakıldığında ise Kasım ayında Gana’ya yüzde 115, Endonezya’ya yüzde 114, Tayland’a yüzde 91, Pakistan’a yüzde 89 artış gösterdi.

    Diğer yandan bölgesel anlamda Kasım ayında Afrika’ya ihracat yüzde 0,7 artarken,

    AB’ye ihracat yüzde 0,9, Kuzey Amerika’ya yüzde 11,2, Ortadoğu’ya yüzde 19 geriledi.

    İhracat Kasım ayında en fazla Manisa’da arttı

    Yine Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla ihracat yapan ilk 10 il arasında en fazla ihracat artışını yüzde 4,3 ile Manisa yakaladı. Adana’nın ihracatı yüzde 0,9, Bursa’nın yüzde 1,5, Gaziantep’in yüzde 2,8, İzmir’in yüzde 6,7, Ankara’nın yüzde 9,6, Kocaeli’nin yüzde 12,9, Denizli’nin yüzde 14,7, İstanbul’un ihracatı yüzde 15,1 Hatay’ın yüzde 17,8 düştü.

    Niğde’nin ihracatı ise Kasım ayında yüzde 31,4 artarken, ilk 11 ayda yüzde 17,8 geriledi.

    Niğde 2014 yılında 66 milyon dolarlık ihracatıyla da iller arasında 59. sırada yer almıştı.

    Bu yıl OVP’de 143 milyar dolarlık bir ihracat hedefi konmasına rağmen, ihracatta parite etkisinden 13 milyar, emtia fiyatlarından 6,5 milyar ve çevre ülkelerdeki olumsuz tablodan dolayı 4 milyar olmak üzere toplamda 24 milyar dolarlık bir negatif etki bekleniyor.

    İhracat verilerini değerlendiren TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye’nin Kasım ayında gündeminin ekonomik ve siyasi anlamda çok yoğun geçtiğine değindi. Büyükekşi, Türkiye’nin yeniden siyasi istikrar ortamına kavuşmasıyla birlikte yeni Bakanlar Kurulu üyelerine görevlerinde başarılar diledi. Büyükekşi ayrıca, Bakanlar Kurulu’nda bugüne kadar görev yapan başta Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birlikte tüm bakanlara gösterdikleri büyük çabadan dolayı teşekkür etti.

    Parite etkisi 11.9 milyar dolar

    Büyükekşi, küresel veriler çerçevesinde ABD dolarının diğer para birimlerine karşı değer kazandığını hatırlatarak, “Miktar olarak daha fazla ihracat yapmamıza rağmen, dış ticaret verilerinin dolar cinsinden açıklanması nedeniyle ihracatta bu para birimi bazında gerileme oluyor. Diğer yandan da hammadde fiyatlarındaki düşüş, birim fiyatları da aşağıya çekiyor. Burada parite etkisinin de altını çizmek istiyoruz. Kasım ayında Euro/Dolar paritesi, geçen seneye göre yüzde 13,6, ilk 11 ayda ise yüzde 16,9 geriledi. Bu gerilemenin ihracatımıza etkisi kasım ayında 750 milyon dolar 11 aylık dönemde ise 11,9 milyar dolar oldu” diye konuştu.

    AB’ye üyelik süreci kararlılıkla sürdürülmeli

    Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş’a da yeni görevinde başarılar dileyen Büyükekşi,

    Türkiye’de siyasi istikrarın yeniden sağlanmasıyla geleceğe yönelik umutlarının yeşerdiğini vurguladı. Önümüzdeki süreçte yüksek katma değerli üretim ve ihracata dayalı büyüme modeli için yapısal reformların hayata geçirilmesi temennisinde bulunan Büyükekşi, ihracatçının beklentilerini de şöyle sıraladı: “İhracatçılarımızın ve sanayicilerimizin temel öncelikleri arasında; hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini ve hukukun bağımsızlığını teminat altına alan yeni bir anayasa yapılmasını, ihracat odaklı bir büyüme modelinin kurgulanmasını temenni ediyoruz. Ayrıca eğitimden, teşvik politikalarına, inovasyondan markalaşma süreçlerine topyekûn bir reform programının hayata geçirilmesini, İhracata Yönelik Devlet Desteklerinin ihracatımıza oranının yüzde 1’e çıkarılmasını, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi bekliyoruz. Bunların yanı sıra çözüm sürecinin yeniden canlanmasını, kayıt-dışı ekonomiyle mücadelenin devam etmesini, ileri teknoloji üretim ve yüksek katma-değerli yatırımların teşviki için alım garantisi uygulamalarını, inovasyon ve Ar-Ge’de desteğin süreç aşaması yanında, aynı zamanda nihai ürün ve hizmete de dönüşmesine verilmesini, Teşvik Programları mevzuatlarının sadeleştirilerek tek bir tebliğde birleştirilmesini bekliyoruz.”

    Büyükekşi, Türkiye’nin yeni bir reform hamlesi başlatarak tüm sektörlerin rekabet gücünü arttırıcı adımlar atacağına inandığını ve TİM olarak da bu sürecin büyük takipçisi ve destekçisi olacaklarını söyledi. Ayrıca Antalya’da son derece başarılı bir şekilde G-20 zirvesinin tamamlandığını hatırlatan Büyükekşi, burada alınan kararların da uygulamaya geçirilebilmesini temenni ettiklerinin altını çizdi.

    Köklü devletler siyaset ile ticareti birbirine karıştırmaz

    Büyükekşi, kasım ayının bir başka önemli konusunun ise Türk hava sahasının ihlaliyle yaşanan Türkiye ile Rusya arasındaki üzücü olay olduğuna vurgu yaptı. Büyükekşi, bu gelişmenin ardından Rusya’dan olumsuz tepkiler geldiğinin görüldüğünü belirterek şöyle devam etti:

    “İlk olarak olay sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın, yapıcı ve itidalli açıklamalarını son derece olumlu karşılıyoruz. Türkiye ve Rusya iki güçlü stratejik ortak, iki ülke arasında güçlü ilişkiler var. Yıllık 30 milyar doları aşan ticaret hacmine sahibiz. Ayrıca önemli turizm ve müteahhitlik ilişkilerimiz var. Böylesine çok yönlü ekonomik ve ticari ilişkiler içinde olduğumuz bir ülke ile bağlarımızı zayıflatmak mümkün değil. İşte bu yüzden Rusya tarafından, ticaret ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ne onların dış ticaretinin ne de bizim dış ticaretimizin bu olaydan etkilenmesi doğru değil. Şunu unutmayalım ki köklü devletler siyaset ve ticareti birbirine karıştırmaz. Zaman zaman sorun yaşasak da ticareti artırarak devam ettiğimiz ülkeler var. Doğru olan da budur. Rusya’dan da bunu bekliyoruz.”

    “Türkiye’nin ihracatında Rusya’nın payı 11 aylık rakamlara göre yüzde 2,8 seviyesinde. Bu bağlamda iş adamlarının hep kazan-kazan ilkesine göre hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz” diyen Büyükekşi, her iki ülkenin ihracatçıları ve iş dünyası temsilcilerinin bu gerilimi en az hasarla atlatmasını dilediğini aktardı.

    AB Zirvesi’nde, AB üyeliği müzakerelerinin canlandırılması kapsamında önemli adımlar atıldığına da değinen Büyükekşi, 14 Aralık tarihinde 17. faslın açılması, vizelerin kaldırılması ve geri kabul süreçlerinin önümüzdeki yıl tamamlanmış olmasının planlanmasıyla Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik atılacak adımları olumlu bulduklarını vurguladı.

    Euro Bölgesi’nde deflasyon riski azaldı

    Küresel ekonomik verilerle ilgili değerlendirmeler de yapan Büyükekşi, Çin’den zayıf veriler gelmeye devam ederken, Euro Bölgesi’nde toparlanmanın yavaş da olsa sürdüğüne ve deflasyon riskinin azaldığının görüldüğünü söyledi. Büyükekşi, “AMB Başkanı Draghi’nin aralık ayında teşvik politikasını gözden geçireceklerini belirtmesiyle Euro/Dolar’da yılsonu tahmini de 1.06’ya düştü. İhracatçılarımızın Euro Bölgesine ilişkin bu olumlu beklentiyi yakından takip etmesi ve bu büyümeden istifade etmesi büyük önem taşıyor” dedi.

    IMF’nin de 2015’te mal ihracatının 2014’e göre yüzde 11 gerilediğini ve 2 trilyon dolar azalarak 16.5 trilyon dolara inmesinin beklendiğini ifade eden Büyükekşi, “Neredeyse bütün ülkelerin ihracatı ve ithalatı geriliyor. Bu bağlamda Türkiye’nin ihracatı belli başlı pek çok ülkenin ihracatından daha az geriledi. İlk 9 ayda AB’nin ihracatı yüzde 12,6, Almanya’da yüzde 11,9, Brezilya’da yüzde 16,8, Hindistan’da yüzde 13,2 düşüş yaşandı” diye konuştu.

    Açıklama sonrası Niğde’de en çok ihrcaat yapan firmalara plaket takdim edildi. Birinci DİTAŞ AŞ, ikinci NİĞTAŞ kalsit fabrikası oldu.

  • 34 Yılda 34 Milyon Ölüm

    AIDS’in ilk ortaya çıktığı 1981 yılından bugüne kadar dünyada 34 milyon kişinin AIDS’e bağlı olarak hayatını kaybettiği belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojisi Derneği Başkanı ve aynı zamanda Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, AIDS’ten 34 yılda 34 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirterek sadece 2014 yılında ise dünya genelinde 2 milyon yeni hasta tespit edildiğini söyledi.

    Dünyada AIDS veya HIV enfeksiyonu konusunda toplum farkındalığını artırmak amacıyla 1988 yılından beri 1 Aralık Günü’nün ’Dünya AIDS Günü’ olarak kabul edildiğini belirten Dr. Köksal, “AIDS ilk kez 1981 yılında tanımlanmış ve neden olan virüs 1984 yılında izole edilerek HIV adını almıştır. Bu virüs vücudun bağışıklık sistemini zayıflatarak hastayı tedavisi zor ve ağır seyirli başka hastalıklara (enfeksiyonlar ve kanser) yatkın hale getirmektedir. Konu hakkında yanlış ve eksik bilgi, hastalığın tüm dünyada hızla yayılmasında ve kontrol altına alınamamasından önemli rol oynamaktadır. 2011’den 2015’e kadar’sıfıra ulaşmak: sıfır yeni enfeksiyon, sıfır ayırımcılık ve sıfır ölüm olarak benimsenen tema, 2015 yılı için ABD’de ‘Şimdi eylem zamanı’ olarak belirlenmiştir” dedi.

    DÜNYADA HIZLA YAYILMAYA DEVAM EDİYOR

    AIDS’in tüm dünyada hızla yayılmaya devam ettiğine dikkat çeken Dr. Köksal, bugüne kadar 34 milyon kişinin AIDS ilişkili sebeplerden hayatını kaybettiğini söyledi. Köksal “Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 37 milyon kişi (bunların 2.6 milyonu çocuk hasta olmak üzere) HIV virüsü ile enfekte durumdadır. Bugüne kadar 34 milyon kişi de AIDS ilişkili sebeplerden dolayı hayatını kaybetmiştir. Sadece 2014’de dünya genelinde 2 milyon yeni hasta tespit edilmiş, 1.2 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. Dünya HIV’in yayılmasını ve durdurmada küresel hedefe ulaşmada, 2000 yılından buyana uzun yol kat etti. Yeni enfeksiyonlar, 2000 yılından beri yüzde 35 oranında düşmüş ve AIDS ile ilgili ölümler yüzde 24 oranında azalmıştır. 16 milyon kişi şu anda antiretroviral tedaviye ulaşabilmekte olup bu hastaların 11 milyonu Afrika’dadır. Afrika’da 10 milyon erkek sünnet için gönüllü oldu. Sünnet erkeklerde HIV riskini yüzde 60 oranında azaltır” ifadelerini kullandı.

    TÜRKİYE’DE VE KARADENİZ BÖLGESİ’NDE DURUM

    Dr. Köksal, Türkiye’de yeni hasta sayısının hızla arttığını her gün 6 yeni hasta tespit edildiğini ifade ederek “Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde 2014 yılı sonuna kadar 9 bin 582 HIV pozitifliği tespit edilmiştir. 2015 yılı sonuna kadar bu rakamın 11 bini geçeceği tahmin edilebilir. Her yıl giderek artan yeni hasta sayısının son 4 yıl içinde katlanarak hızla artışı dikkat çekmektedir. Ülkemizde halen her gün 6 yeni hasta tespit edilmektedir. Hastaların yarısı İstanbul’da tanı ve tedavi almaktadır” diye konuştu.

    Karadeniz Bölgesi’nde vaka sayısının oldukça yüksek olduğunu kaydeden Prof. Dr. İftihar Köksal, “Bölgemiz için çok iyi şeyler söylemeyeceğim. Bölgemizde de vaka sayısı oldukça yüksek. Yeni vakaların eklendiğini görüyoruz. Her ay iki yeni vaka görüyoruz. Bu ürkütücü bir rakam. Biz istiyoruz ki; insanlar bu hastalıktan korunma yollarını bilsinler. Hastalar teşhis edilsin” şeklinde konuştu.

    AIDS HER TÜRLÜ CİNSEL TEMASLA BULAŞIYOR

    AIDS’nin her türlü cinsel temasla bulaştığına dikkat çeken Prof. Dr. İftihar Köksal, “Kan ve meni gibi vücut sıvılarında virüs yoğun olarak bulunmakta ve bulaşmada rol almaktadır. En sık bulaşma şekli korunmasız yapılan cinsel temastır. Her türlü cinsel temas bulaşma riski oluşturur. Uyuşturucu damar içi madde kullanan bağımlıların ortak enjektörleri kullanmaları da önemli bir bulaşma riski oluşturmaktadır. Kan ve kan ürünleri ile bulaşma mümkündür. Bu yüzden ülkemizde 1987 yılından beri tüm kan ve kan ürünlerinin HIV yönünden test edilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bir önemli bulaşma yolu da anneden bebeğe gebelik süresince, doğum sırasında emzirme ile bulaştır. AIDS, öpüşmek, tokolaşmak ve dokunmakla bulaşmaz. Tükürük, ter, göz yaşı ve idrar gibi vücut sıvılarında virüs bulunmamaktadır. Bu nedenle öpüşmek, tokalaşmak, dokunmak, sarılmak, ortak duş-banyo alanlarını ve tuvaletleri kullanmakla bulaşmaz” dedi.

    AIDS ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR

    Köksal, AIDS’in önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Kan ve meni gibi vücut sıvıları ile temastan korunarak hastalığın önlenmesi mümkündür. Bu yüzden tek eşlilik ve korunmalı cinsel temas bulaşın önlenmesinde önem kazanmaktadır. Uyuşturucu ve damar içi madde kullanımlarından uzak durulması ve ortak enjektörlerin kullanılmaması önemlidir. Bulaşma riski oluşturan davranış ve durumlardan kaçınılmalıdır. HIV ile enfekte olmuş kişilere ayırımcılık yapılmamalıdır. HIV ile enfekte olmuş kişilere ayırımcılık yapılmaması, bu kişilerin hiçbir şekilde suçlanmaması, yargılanmaması ve toplumdan dışlanmaması gerekir. Erken tanı ile virüs daha erken kontrol altına alınabilir. Hastalık ne kadar erken tanınırsa o kadar erken tedavi ile kontrol altına alınması mümkün olur. Halen dünya genelinde enfekte hastaların yarısının hastalıklarını bilmediği tahmin edilmektedir. Bu yüzden, bulaş riski oluşturan cinsel teması olan veya şüphe duyan kişilerin HIV ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar yününden test yaptırması önemlidir.”

    AIDS’İ ÖNLEYECEK BİR AŞI HALEN YOK

    Dünyada henüz AIDS önleyecek bir aşının bulunmadığını ifade eden Prof Dr. İftihar Köksal, “HIV enfeksiyonunu önleyecek aşı çalışmaları olmakla beraber günümüzde henüz kullanılabilir aşı bulunmamaktadır. Ancak, bulaşmasını engelleyecek önlemlerle hastalıktan korunmak mümkündür. Ülkemizde HIV enfeksiyonunun hızla yayılımını önlemede toplumsal farkındalığın artması ve doğru bilgilendirme büyük önem taşımaktadır. Dünya AIDS Günü vasıtasıyla hastalığın bulaşma yolları ve hastalıktan korunma yolları konusunda toplumumuzun dikkatlerini çekerek hassasiyetin artmasını beklemekteyiz” ifadelerini kullandı.

  • AIDS, 2013’te 1,5 Milyon, 2014’te 1,2 Milyon Kişinin Ölümüne Neden Oldu

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, AIDS’in dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde insanın ölümüne neden olduğunu belirterek, “Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2014 yılı raporuna göre, dünyada 2013 yılında 1,5 milyon kişinin AIDS nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir. 2014’te ise dünya genelinde AIDS’ten hayatını kaybedenlerin sayısının 1,2 milyon kişi olduğu ifade edilmektedir” dedi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, hastalığa dikkat çekti. AIDS’in, vücudun mikroplara karşı koyma yeteneğinin bozulduğu bir hastalık, etkeninin de HIV adı verilen bir virüs olduğunu dile getiren Dr. Kemik, “İlk kez 1980’li yıllarda tanımlanan HIV enfeksiyonu tüm dünyada yayılmaya devam etmektedir. AIDS dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde insanın ölümüne neden olmaktadır. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2014 yılı raporuna göre, dünyada 2013 yılı içinde yaklaşık 2,1 milyon kişinin HIV’e yakalandığı, 35 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğu ve 1,5 milyon kişinin AIDS nedeni ile öldüğü tahmin edilmektedir. 2014’te ise dünya genelinde AIDS’ten hayatını kaybedenlerin sayısının 1,2 milyon kişi olduğu ifade edilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, AIDS’IN AZ SIKLIKTA GÖRÜLDÜĞÜ ÜLKELER ARASINDA YER ALIYOR”

    Türkiye’nin, dünyada HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında değerlendirildiğini kaydeden Kemik, şöyle devam etti: “Sağlık Bakanlığımıza 1985’den 2013 yılı Kasım ayına kadar toplam 7 bin 50 HIV(pozitif) kişi bildirimi yapılmıştır. Vakaların yaklaşık yüzde 73’ünü erkekler oluşturmaktadır. Enfeksiyondan en fazla etkilenenler 40-49 yaş arasındaki kişilerdir. Ülkemizde bulaşma en sık cinsel yolla olmakta, vakaların yaklaşık yüzde 17’sinin yabancı uyruklu olduğu görülmektedir. Bireylerin ayrımcılık ve damgalanmaya uğramalarına engel olmak üzere, birimlerimiz tarafından tanı konulan hastaların bildirimleri kodlu bir şekilde yapılmaktadır. Kişilerin bilgileri üçüncü kişiler ile kesinlikle paylaşılmamaktadır.”

    AIDS’ın korunmasız cinsel temas, ortak paylaşılan enjektörlerle damar içi madde kullanımı, gebelik sırasında ve doğum sırasında anneden bebeğe ve kan transfüzyonu yolu ile bulaşabildiğinin altını çizen Kemik, bu geçiş yolları nedeniyle HIV enfeksiyonunun erişkinlerin yanı sıra tüm yaş gruplarında görülebildiğini vurguladı. Hastalığın tam anlamıyla tedavisi bulunmamakla birlikte uygulanan ilaç tedavileri ile HIV/AIDS hastalığından ölümlerin azaldığını ve kişiler yaşantılarına devam edebildiğini ifade eden Kemik, şunları kaydetti: “Hastalıktan korunmak için henüz aşı bulunmamaktadır. Önlenebilir bir hastalık olan HIV/AIDS ile mücadelenin en etkili yolu, korunma önlemlerini uygulamaktır. Tek eşliliğin yanı sıra cinsel temasta doğru kondom kullanımı, hastalığın cinsel yolla bulaşmasına karşı en güvenli ve basit korunma yollarıdır. Hastalık, aynı evi, iş yerini, tuvaleti kullanmak, sivrisinek ve benzeri haşereler, yüzme havuzları, aile yaşantısı, toplumsal yaşam, el sıkışma, kucaklaşma, cilt temasları, sosyal öpüşme, yemek ve içki, tabak-kaşık-bardak, yüzme havuzu, banyo, tuvalet, giysi ve çamaşır, böcek ve sinek sokmaları ile bulaşmaz. Çünkü AIDS mikrobu dış ortamda yaşayamayan, dayanıksız bir virüstür.”

    AIDS virüsünün bir insana bulaşması ile hastalığın ortaya çıkması arasında ortalama 2-10 yıl arasında bir süre geçtiğine dikkat çeken Kemik, açıklamasında şu bilgilere yer verdi: “HIV (pozitif) kişiler, ortalama 10 yıllık bir süre içinde mutlaka AIDS tablosuna girerler. Virüsün varlığı HIV testi denilen ELİSA test ile belirlenir. Sağlık Bakanlığımız, akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği içinde, HIV/AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın artırılması, halkımızın HIV/AIDS hastalığının bulaşma yolları ve sağlıklı cinsel hayat konusunda bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi, kişilerin toplumda ayrımcılık ve damgalanmaya uğramalarının azaltması hatta ortadan kaldırılması, şüpheli teması olan kişilerin HIV/AIDS hastalığı, bulaşma, korunma yolları konusunda bilgilendirilmesi ve doğru yönlendirilmeleri için çalışmalarını sürdürmektedir.”

  • Dünyada 36.9 Milyon Kişi AIDS Virüsü Taşıyor

    Samsun Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, dünyada 2014 yılı içinde yaklaşık 2 milyon kişinin HIV enfeksiyonuna yakalandığını ve dünyada 36.9 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğunu söyledi.

    “1 Aralık Dünya AIDS Günü” olduğunu hatırlatan Samsun Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, “İlk kez 1980’li yıllarda tanımlanan HIV enfeksiyonu o yıllardan bu yana tüm dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan yayılmaya devam etmektedir. Hastalık korunmasız cinsel temas, ortak paylaşılan enjektörlerle damar içi madde kullanımı, gebelik sırasında ve doğum sırasında anneden bebeğe ve kan transfüzyonu yolu ile bulaşabilmektedir. Bu geçiş yolları nedeni ile HIV enfeksiyonu, erişkinlerin yanı sıra, tüm yaş gruplarında görülebilmektedir” dedi.

    AIDS hastalığın tam anlamıyla tedavisinin bulunmadığını belirten Kasapoğlu, “Uygulanan ilaç tedavileri ile HIV/AIDS hastalığından ölümler azalmakta ve kişiler yaşantılarına devam edebilmektedir. Bununla birlikte uygulanan ilaç tedavisi ile bulaşıcılık azalmakta, gebelik sırasında uygulanan tedaviyle HIV virüsü taşıyan anneden bebeğe hastalık bulaşması engellenebilmektedir. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2014 yılı raporuna göre, dünyada 2014 yılı içinde yaklaşık 2 milyon kişinin HIV enfeksiyonuna yakalandığı, dünyada 36.9 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğu ve 1.2 milyon kişinin AIDS nedeni ile öldüğü belirtilmektedir” diye konuştu.

    Türkiye’deki AIDS virüsü hakkında bilgi veren Kasapoğlu, “Ülkemizde nüfus artışı, hastalığa ilişkin farkındalığın artması, tanı ve tedavi hizmetlerindeki gelişmeler neticesinde HIV/AIDS vaka sayılarında artış görülmektedir. Ancak Türkiye hala dünyada HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında değerlendirilmektedir. Ülkemizde bildirimi yapılan vakaların yüzde 75’i erkek, yüzde 25’i ise kadındır. Vakaların yüzde 16’sının yabancı uyruklu olduğu, bulaşma yollarına göre değerlendirme yapıldığında vakaların yarısından çoğunun cinsel yolla bulaştığı tespit edilmiştir. HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. En sık görülen bulaşma yolu cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Tek eşliliğin yanı sıra, riskli cinsel temasta doğru kondom kullanımı, hastalığın cinsel yolla bulaşmasına karşı en güvenli ve basit korunma yollarıdır. Diğer bir bulaş yolu olan kan ve kan ürünleri ile olan bulaşmaya karşı korunma amacı ile 1987 yılından beri de ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Organ ve doku nakilleri öncesinde gerekli testlerin yapılması HIV geçiş riskini en aza indirmektedir. Ayrıca, dövme ve piercing gibi uygulamaların temiz ve steril koşullarda yaptırılması, vücuda takılan delici, kesici özellikli takılar ortak kullanılmaması, tek kullanımlık steril enjektör kullanılması HIV bulaşma riskini azaltmaktadır” şeklinde konuştu.

  • Galatasaray 11 Milyon TL Kaybetti

    Galatasaray, Kasımpaşa beraberliğinin ardından ligde galibiyet hasretini 3 maça çıkardı. Sarı-kırmızılılar, puan kayıplarının yanı sıra maddi olarak da büyük kayıp yaşıyor.

    Spor Toto Süper Lig’in 13. haftasında dün deplasmanda Kasımpaşa ile karşılaşan sarı-kırmızılı ekip, iki kez öne geçtiği müsabakadan 2-2’lik eşitlikle ayrıldı. Yeni teknik direktörü Mustafa Denizli yönetiminde çıktığı ilk maçta puan kaybı yaşayan Aslan, ligde son 3 haftada yalnızca 2 puan toplayabildi. Sarı-kırmızılılar, resmi maçlardaki galibiyet hasretini ise 5 maça çıkardı.

    27 GÜNDE 11 MİLYON TL KAYIP

    Galatasaray, 27 gün içinde Spor Toto Süper Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi’nde toplam 5 maça çıktı. Bu maçlarda 3 puan sevinci yaşayamayan Aslan, derin bir yara alırken, maddi olarak da büyük bir kayıp yaşadı. Bu periyotta Devler Ligi’nde aldığı Benfica ve Atletico Madrid yenilgileriyle 3 milyon Euro’yu (9 milyon TL) kasasına koyma fırsatını tepen sarı-kırmızılı takım, Süper Lig’de ise Çaykur Rizespor, Antalyaspor ve Kasımpaşa maçlarında yaşadığı puan kayıpları ile de 2 milyon TL’den oldu. 27 günde toplamda 11 milyon TL kayıp yaşayan sarı-kırmızılılar, lider Beşiktaş ile puan farkını da 6’ya çıkardı.