Etiket: Milyar

  • Datatech Grup’un Hedefi Yılda 1,6 Milyar TL Ciro

    Ak-Pres Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Küçükoğlu, bağlı ortaklığı Toksan ile birlikte 10 yıl içinde yıllık 1,6 milyar TL ciro hedefini iki kuruluşça ortaklaşa düzenlenen gecede açıkladı.

    Bursa, Kocaeli ve Sakarya’daki 4 tesiste bin kişiyi aşkın kadrosuyla üretim yapan otomotiv yan sanayinin önemli kuruluşlarından Datatech Grup’a bağlı Toksan ve Ak-Pres firmaları için ortaklaşa kuruluş gecesi düzenledi. Toksan’ın 30. Ak-Pres’in de 25. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen gecede konuşan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Küçükoğlu, halen yaklaşık 200 milyon TL olan yıllık cirolarını 10 yıl içinde yaklaşık 10 kat arttırıp 1,6 milyar TL yapmak için kolları sıvadıklarını söyledi. Toksan ve Ak-Pres’in iş ortakları, tedarikçileri ve çalışanlarının katıldığı gecede, konuklara firmanın tanıtım filmi gösterildi.

    Gecede konuklara hitap eden Datatech Grup Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Küçükoğlu, firmalarının 1985 yılında babası İbrahim Küçükoğlu tarafından İstanbul’da faaliyete başladığını hatırlatarak, kuruluş hikayelerini anlattı. Grup bünyesindeki Toksan’ın otomobil üreticilerine soğuk şekillendirilmiş sac parça ve mekanizmalı sistem parçaları üretmek amacıyla kurulduğunu ve 30 yılda hızla büyüdüğüne dikkat çeken Küçükoğlu, “Kısa zamanda ön ve arka kaput menteşeleri gibi mekanizmalı parçaların üreticisi firma olarak sektörde adımızdan söz ettirdik. 2001’de Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ndeki modern tesislerimize taşındık. 2005 yılında Gebze’deki TAYSAD Organize Sanayi Bölgesi’nde ikinci fabrikamızı kurduk. 2011 yılında kurduğumuz AR-GE merkezimiz ile de Türk otomotiv sanayinin gelişimine katkıda bulunuyoruz” dedi. Kardeş kuruluşları Ak-Pres’in de 1990 yılında İstanbul’da faaliyete geçtiğini belirten Oğuzhan Küçükoğlu, “2008 yılında Sakarya 2. OSB’deki tesisimizi açtık. Bu firmamızda da dünyanın önde gelen otomotiv firmalarına şasi ve gövde parçaları üretiyoruz” diye konuştu.

    İHRACAT AĞIRLIKLI ÜRETİM

    AR-GE çalışmalarıyla sektörün gelişimine katkıda bulunan Toksan’ın, ürünlerinin yüzde 75’ini Ak-Pres‘in de yüzde 55’ini ihraç ettiğini vurgulayan Oğuzhan Küçükoğlu, “Grup olarak Türkiye ekonomisinin güçlenmesine, gelişmesine katkıda bulunmanın haklı sevincini yaşıyoruz. Bu yıl da kalıp imalatımızı aynı çatı altında toplayarak AKTEKNİK Kalıp Fabrikası’nı kurduk” diye konuştu.

    Datatech Grubun yeni kurulan diğer şirketlerinin lansmanının da yapıldığı gecede, gruba bağlı firmalarda 10, 15, 20 ve 25. Yılını dolduran çalışanlara plaket verildi. Plaket töreninden sonra Toksan ve Ak-Pres çalışanlarından oluşan Türk Sanat Müziği Korosu sahne aldı.

  • Aşut: “Karşılıksız Çek Yüzde 49 Artarak 17,6 Milyar TL’ye Ulaştı”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, karşılıksız çeklerin parasal miktarının bu yılın ilk 8 ayında yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığına dikkat çekerek, iş dünyasının, kendi talepleriyle kaldırılan karşılıksız çeke hapis cezası uygulamasının geri getirilmesini istediğini, ancak karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebileceğini belirtti.

    MTSO Başkanı Aşut, yaptığı yazılı açıklamayla karşılıksız çeklerin giderek artığı uyarısında bulundu. Son zamanlarda iş dünyasına en çok sıkıntı oluşturan konulardan birinin de karşılıksız çek sorunu olduğunu vurgulayan Aşut, iş dünyasının, hapis cezası uygulamasının kendi talepleriyle kaldırılmasından pişman oldukları mesajını verdi.

    “KARŞILIKSIZ ÇEKLERİN PARASAL TUTARI İLK 8 AYDA 17,6 MİLYAR TL’YE ULAŞTI”

    “Bu konuda kendimize de çuvaldızı batıralım” diyen Aşut, “Çeklerin ödenmemesi veya karşılıksız çıkması durumunda iş insanlarına uygulanan hapis cezalarının kaldırılması bizlerin talebi ile kaldırılmıştı. O günlerde düşünce şuydu; hapishaneye girince bu çeklerin ödenme imkanı kalmıyordu ama en azından bu insanlar ticaretine devam ederse kazandığı para ile bu borcunu ödeyebilirdi. Ne yazık ki, reelde bu işe yaramadı. Şimdi iş dünyası bu uygulamadan şikayetçi ve eski uygulamayı istiyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, 2015 yılı Ocak-Ağustos döneminde karşılıksız işlem yapılan çeklerin parasal tutarının yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığı uyarısında bulunan Aşut, “Karşılıksız çek adedi ise ilk 8 ayda yüzde 21 artış gösterdi. Karşılıksız çek sayısı 490 bin oldu” dedi.

    “ÇÖZÜM KAREKODLU ÇEK UYGULAMASI”

    Hapis cezası uygulamasının geri getirilmesinin zorluklarına değinen Aşut, ticaret yasalarını değiştirmenin kolay olmadığının altını çizdi. Ancak, karşılıksız çek sorununu büyük oranda giderebilecek yeni bir uygulama olduğu bilgisini veren Aşut, şöyle devam etti: “Bilgi ve iletişim çağının yarattığı bir çözüm; karekodlu çek uygulaması. Karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebilecek. Sıkıntılardan yola çıkılarak uygulamasına yeni başlanan karekodlu çeklerle karşılıksız çek alma oranını yüzde 84’e kadar azaltmak mümkün.”

    Karekodlu çek uygulamasının nasıl işlediğini de anlatan Aşut, “Geçmiş dönemlerde karşı tarafın bankacılık siciline, çek siciline ulaşabilmek için çek sahibinin onay vermesi gerekiyordu. Bu, çek zincirinde çok kolay değildir. Karekodlu çek ile bu çeki kullanmak isteyen kişinin bilgilerinin paylaşımına otomatik olarak izin veriliyor. Karekod, fiziksel olarak çek üzerinde karekod olması anlamı taşımıyor. Karekod, daha önce keşideciden alınmış bir izni gösteriyor. Karekodlu çek için de banka adı, şube kodu ve keşidecinin hesap numarası oluyor. Karekodlu çekin karekodu cep telefonuyla okutulunca bu bilgiler 3. kişilerin önüne çıkıyor. İbraz edilen ilk çek tarihi görülebiliyor. Yani bu kişi ne kadar süredir piyasaya çek veriyor, ilk çekini size mi yazmış, bir ay önce mi yazmış, uzun süredir ticaret mi yapıyor, Görebiliyorsunuz. İbraz edilen son çekin tarihine ulaşabiliyorsunuz. İbrazında ödenen çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesini görebiliyorsunuz. Zamanında ödeme yapıp yapmadığı konusunda rakam kullanılmıyor, çünkü kimse ticaret hacminin büyüklüğünü paylaşmak zorunda değil. Yüzde gösteriliyor” diye konuştu.

    Karekodlu çeklerde arkası yazılan, halen ödenmemiş çeklerin tutar ve adetsel oranlarının, gecikmeli ödenen çeklerin de adetsel ve tutar olarak oranlarının gözüktüğünü ifade eden Aşut, şunları kaydetti: “Karekod okutulunca karşınızda nasıl bir müşteri var görebiliyorsunuz. Bu çeki siz veriyorsanız ve çeklerinizi düzenli ödeyen bir tüccar iseniz, ‘Ben güvenilir bir kişiyim. Çek geçmişime bak ve ona göre satış yap’ imajı veriyorsunuz. Yani, teknoloji bize yeni bir imkan veriyor. İş dünyamız bu imkanı iyi öğrenmeli ve kullanmalıdır.”

  • Ordu’ya 1.5 Milyar Lira Fındık Desteği

    Ordu’da fındıkta üreticinin serbest piyasa şartlarında ezilmemesi için hükümet tarafından ilk olarak 2009 yılında uygulamaya konulan ‘alan bazlı destek’ kapsamında 545 bin 261 üreticiye 1 milyar 544 milyon lira ödeme yapıldı.

    Hükümetin fındık üreticisini destek adına başladığı uygulamanın devam etmesi yönünde kararı üreticiler arasında büyük sevinçle karşılandı. Hükümetin 2009 yılında uygulamaya koyduğu ‘Fındık Stratejisi’ kapsamında gerçekleşen ve 5 yıldır üreticinin serbest piyasa şartlarında mağdur olmasını önleyen uygulama ile Ordu’da bugüne kadar 1.5 milyar lirayı aşan ödeme yapıldı.

    Buna göre 2010 yılında 95 bin 671 üreticiye 234 milyon lira ödenirken 2011 yılında 105 bin 710 üreticiye 246 bin 601 lira, 2012 yılında ise 112 bin 60 üreticiye 240 milyon lira, 2013 yılında 112 bin üreticiye 264 milyon lira, 2014 yılında ise 117 bin üreticiye 280 milyon lira, 2015 yılında ise 119 bin 820 fındık üreticisine 280 milyon lira destek ödemesi yapıldı.

    Bu durumda 5 yıl içinde Ordu’da 545 bin 261 üreticiye toplam 1 milyar 544 milyon TL ödeme gerçekleştirildi. Bu yıl yapılacak başvuru sayısının yaklaşık 120 bin olacağı ve yaklaşık 300 milyon liralık bir ödeme yapılması bekleniyor.

    BU PARAYLA NE YAPILABİLİR?

    Ordu’da fındık alan bazlı destek kapsamında 5 yılda ödenen 1.5 milyar lira ile denize dolgu yöntemiyle inşa edilen ve 300 milyon liraya tamamlanan Ordu-Giresun Havaalanı’ndan 5 tane yapılabiliyor. Halen 800 milyon lira harcanan 20 kilometre uzunluğundaki Ordu Çevre Yolu’ndan iki tane, 320 milyon liraya mal olan Topçam Barajı’ndan 5 tane, 350 milyon liraya mal olan 13.5 km uzunluğundaki Ünye Çevre Yolu’ndan 4 tane, 65 milyon liraya mal olan 5 yıldızlı ve 300 yataklı Ünye Devlet Hastanesi’nden 24 adet yapılabiliyor.

  • (Özel Haber) İnegöllü Mobilyacıların 2023 Hedefi 3 Milyar Dolarlık İhracat

    İnegöl Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Metin Anıl, İnegöl’ün 2023 hedefinin 3 milyar dolarlık dış ticaret olduğunu söyledi.

    İnegöl Sanayi ve Ticaret Odası ile İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği, İnegöl mobilyasının gelecek hedefleri ve yeni pazarlarını açıkladı. Ortadoğu ve güneydoğudaki çalkantıların Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini söyleyen İnegöl Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Metin Anıl, “FED faizlerinin artırılmasının gündemde olması, ekonomimizde döviz çalkantılarının devam etmesine sebep oluyor. Mobilya sektörü bu çalkantılardan birinci derecede etkileniyor. Bizim en önemli pazarlarımızdan bir tanesi Ortadoğu ülkeleriydi. Buradaki kaos ve karmaşa mobilya ihracatımızı fevkalade kötü etkiledi. Mobilyacı arkadaşlarımızı yeni pazarlar arama ihtiyacında bıraktı. Mobilyacılar dünyanın çeşitli fuarlarına katılıp, dış ticaretlerini artırmanın yollarını arıyorlar. Şimdiki hedef pazarları Afrika ve Hindistan. Geçtiğimiz günlerde Afrika ülkelerinin büyükelçileriyle İnegöl’de bir toplantı yapıldı. Bu toplantının getirisiyle önümüzdeki yıllarda Afrika pazarlarına ihracatımız artacak” dedi.

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası olarak en gözde sektörün mobilya olduğunu anlatan Anıl, “Çünkü bizim İnegöl’ü mobilyada Türkiye’nin başkenti yapma gibi bir iddiamız var. İnegöl, 1.2 milyar dolar dış ticaret yapan bir yerleşim yeri. Türkiye ekonomisine yeterli katkıyı koyan bir yer. Bu 1.2 milyar dolarlık dış ticaretin içerisinde 350 milyon dolarlık pay mobilya üretenlere ait. Onları tebrik ediyorum. İnegöl 2023 hedeflerine 3 milyar dolarlık dış ticaret hedefiyle yürüyor. Bunun içerisinde mobilyanın payı 1 milyar dolar olacak. Ben bu rakamlara 2023 yılında ulaşılması konusunda hiçbir engel görmüyorum. İnegöl, Türkiye’nin sanayileşmesi ve kalkınmasında, dünyanın önemli ekonomileri arasında girmesinde elini taşın altına koydu” şeklinde konuştu.

    İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği Başkanı Yavuz Uğurdağ da, “Bu yıl 34’üncüsünü düzenlediğimiz MODEF EXPO Fuarı’nı geçen hafta sonlandırdık. 34’üncü kez düzenlediğimiz bu fuar ihracat ağırlıklı bir fuar. İnegöl genelinde verimli bir fuar geçirdik kanaatindeyim. Bu fuarlarımız nisan ve kasım aylarında devam edecek. Bu yıl ziyaretçilerden çok memnunuz, her bölge ve kıtadan fuarımıza ziyaretçi geldi” dedi.

    İnegöllü mobilyacılar olarak genel ihracat fuarlarının Ortadoğu pazarı olduğunu ifade eden Uğurdağ da, “Bu bölgede bir karışıklık var. Biz bu sıkıntıyı aşmak istiyoruz. İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği, MODEF fuarıyla birlikte Afrika projesi düzenledi. Bu bir açılımdır, yeni pazar arayışıdır. Afrika ülkelerinin büyükelçilerini İnegöl’de ağırladık. İnegöl mobilya sektörünü ve İnegöl’ü genel anlamda büyükelçilere anlattık” diye konuştu.

  • Başbakan Davutoğlu: “Ticaret Hacmimizi 5 Yıl İçinde 10 Milyar Dolara Çıkarmamız Şart”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Japonya ile altyapı projelerinde birlikte çalışmaktan memnun olduklarını belirterek, “2014 sonu itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3.6 milyar dolar civarında ama iki ülke potansiyeli bunun çok ötesinde. Ticaret hacmimizi 5 yıl içinde 10 milyar dolara çıkarmamız şart” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe, İstanbul’da düzenlenen Türk-Japon İş Formu’na katıldı. Başbakan Davutoğlu konuşmasına Japon Başbakan Abe’yi Japonca “hoş geldin” diyerek başladı.

    Japonya ve Türkiye’yi aralarındaki coğrafi uzaklığa rağmen komşu olarak gördüklerini söyleyen Başbakan Davutoğlu, “Bazı ülkeler vardır ki kilometrelerce uzakta da olsalar birbirlerine komşu ve dost olarak yakındırlar. Biz kendilerini komşu bir ülke olarak görüyoruz. Ortak tarihi bağlarımızı hep hayırla yad ediyoruz. Ertuğrul Fırkateyni’nin 125 yıl önce geçirdiği elim kazada kaybettiğimiz şehitlerimize Japon halkının sahip çıkışı, milletlerimiz ve devletlerimiz arasındaki dostluk bağlarının en önemli göstergelerinden biridir. Geçen sene Japonya’da bir ilkokulu ziyaret ettiğimde küçücük Japon çocuklarının şehitlerimize gösterdiği saygıyı görmekten onur duymuştum. Ertuğrul 125 yıl önce o seferine bir dostluk seferi olarak başlamıştı. Japon halkı da bu dostluğa şehitlerimizi bağırlarında barındırarak cevap verdi. Asil Japon halkının bu davranışını Türk milleti kıyamete kadar unutmayacaktır. Aynı şekilde Japon dostlarımızın da Tahran’da 200’ü aşkın Japon kardeşimizi havayolu ile kurtarmamızı da hafızalarından hiç silinmeyecektir” diye konuştu.

    “SİYASİ İRADEMİZ TAM, TÜRK-JAPON İLİŞKİLERİNİ EKONOMİK BAŞARILARLA TAÇLANDIRIN”

    Kısa sürede Japonya ve Türkiye arasında iki iş formu düzenlenmiş olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Böylece sadece 1 ay içinde iki ülke liderleri olan bizler siz değerli iş dünyası temsilcilerinin karşısına çıkarak şunu demiş oluyoruz: Siyasi irademiz tam, potansiyelimizi kullanın ve Türk Japon ilişkilerini ekonomik başarılarla taçlandırın. Bu mesajı iyi değerlendireceğinizden eminim. 2 yıl önce önemli kararlar almıştık. Ülkeleriniz arasındaki ilişkiler yakın işbirliği sayesinde daha ileri seviyelere ulaşmıştır. Sayın Abe döneminde Türk-Japon ilişkileri gerçek bir sıçrama gerçekleştirmiştir. Bunda aile bağlarının, babalarının, dedelerinin izleri olduğunu görmekten mutluluk duyuyoruz. Sayın Abe’nin bu güçlü iradesi, Türkiye’de de 1 Kasım sonrası ortaya çıkan yeni siyasi tabloda önümüzdeki 4 yıl içinde istikrarla bizim tarafımızdan karşılanacaktır. Stratejik ortaklığımızın temel taşlarından birini oluşturan Türkiye-Japonya ekonomik ortaklık anlaşması müzakerelerini geçen yıl başlatmıştık. Bu sürecin en kısa sürede tamamlanması öncelikli hedeflerimiz arasında. Küresel ticaretin düşük seviyede seyrettiği günümüzde gerek ikili, gerek çok taraflı ticari müzakere süreçlerinin kalkınma ve siyasi istikrar için arz ettiği önemi sizlere anlatmaya gerek duymuyorum. G20 içinde küresel ticaret konusunu artan ölçüde ele almaktayız. Bu sene de gündemlerden biri olacak” şeklinde konuştu.

    “5 YIL İÇİNDE 10 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİNE ULAŞMALIYIZ”

    İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin başlıca hedefler arasında yer aldığına dikkat çeken Davutoğlu, “Stratejik önem taşıyan altyapı projelerinde Japon dostlarımızla birlikte çalışmaktan çok memnunuz. 2014 sonu itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3.6 milyar dolar civarında ama iki ülke potansiyeli bunun çok ötesinde. İki ülke arasında ekonomik ortaklık anlaşmasının tamamlanmasıyla arzu ettiğimiz hedeflere kısa sürede ulaşacağımızı düşünüyorum. İlk 3 yıl içinde 5 milyar dolara, 5 yıl içinde ise 10 milyar dolar ticaret hacmini çıkarmamız şartı. İkili ticarette Türkiye aleyhine dengesizliğin telafisi, her iki ülkenin çıkarınadır. Bugün DEİK ile JETRO arasında mutabakat zabtı imzalanması ile önemli bir adım daha atıyoruz. Ticaret anlamında birbirimizi tamamlayan yönlerin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin Dünya’nın tarımda 7. Büyük ülkesi olan Türkiye’nin dünyanın en büyük tarım ithalatçısı ülkelerden biri olan Japonya’da çok daha geniş bir pazar payına hakim olması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “JAPONYA’NIN 113 MİLYAR DOLARLIK DIŞ YATIRIMINDAN SADECE 212 MİLYON DOLARINI TÜRKİYE’YE ÇEKEBİLDİK”

    Son yıllarda Türkiye’ye yönelik Japon yatırımlarında yaşanan artışa işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2015 Haziran ayı itibariyle Türkiye’deki Japon doğrudan yatırımlarının tamamı kümülatif olarak 1.7 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yatırımların 1.6 milyar doları son 5 yıl içinde gerçekleşmiştir. Bu da yetmez. Japonya’nın 2014 yılında 113.6 milyar dolar olarak gerçekleşen dış yatırımlarının sadece 212 milyon dolarını Türkiye’ye çekebildik. Gerek karşılıklı gerekse 3. Ülkelerde ortak yatırım konusunda ortak hedefler koymalıyız. Asya pasifik bölgesine yönelik açılımımızda da Japonya’yı kilit bir ülke olarak görüyor ve bu anlamda Türk-Japon ilişkilerini omurga ilişkilerden biri olarak değerlendiriyoruz. Dünyanın en genç uçak filosuna sahip olan THY, uçuş destinasyonları bakımında dünyada birinci sırada. Türkiye’nin dünyanın en önemli yatırım bölgelerine doğrudan ulaşım imkanı bulunmaktadır. Türkiye’den 3-4 saatlik uçuş mesafesi ile ulaşılabilir ülke sayısı 52’dir. Türkiye’de yapılacak her yatırımın geniş bir havzaya ulaşma şansı var. Dünyadaki 200 büyük müteahhitlik firmasından 42’si Türk firmasıdır. Türk müteahhitlik sektörü büyük fırsatlar sunmaktadır. Japonya ile birlikte hayata geçirmeyi hedeflediğimiz Sinop nükleer güç santraline de büyük önem veriyoruz. Ülkelerimiz arasındaki stratejik ortaklığı göz önüne seren sembol niteliğindeki projelerin başında gelen bu proje, Türk ve Japon konsorsiyumları tarafından inşa edilecek. Altyapı yatırımları alanından Japonya ile işbirliğimizi devam ettirmek istiyoruz. Fatih Sultan Mehmet köprüsü ve Marmaray projesi, iki ülkenin birlikte neler yapabileceğinin en önemli göstergeleri olmuştur. Marmaray’da her Asya-Avrupa arasında seyahat eden iki ülke dostluğuna da şahitlik etmektedir. Türkiye’nin bazı mega projelerine dikkat çekmek ve Japon yatırımcıları bu projelerde görme arzumuzu ifade etmek istiyorum. Dünyanın en uzun asma köprüsü olması planlanan Çanakkale boğazı köprüsü projesi, Avrasya tüneli ve Ankara-İstanbul hızlı tren hattı projesi bunlardan bir kısmı. Türkiye nükleer enerji, uzay teknolojileri, gelişmiş iletişim ve haberleşme teknolojileri, savunma sanayi ve birçok önemli sektörde araştırma ve yatırımlarını ileri noktalara taşıyacaktır. Ülkemizde daha çok Japon ekonomik varlığını ve yatırımlarını görmekten memnun olacağız.

    “TÜRKİYE’NİN DÜNYANIN İLK ON EKONOMİSİ ARASINA GİRMESİ İÇİN KARARLIYIZ”

    Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik gelişimini yatırımcılara anlatan Davutoğlu, “2010 yılı büyüme oranın yüzde 9.2 olarak gerçekleştirmiştik. Finansal krizin gittikçe ağırlaştığı 2011 yılında Türkiye yüzde 8.5 büyüyerek Dünya’da 2’inci hızla büyüyen ülke olmuştur. Küresel çapta gayri safi yurt içi hasıla büyüme oranı 2012 içerisinde hızını kaybetse de göreceli olarak dünyada hızla büyüyen ülkeler arasında yerimizi muhafaza etmekteyiz. Her ne kadar son yıllarda yüzde 3’ler seviyesinde gerçekleşen büyüme bizi tatmin etmese de, son veriler bu konuda bir yükselişi işaret etmektedir. Dış ticaret hacmimiz 400 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye güçlü bir finans ve bankacılık sektörüne sahiptir. 2023 yılına kadar tarımsal milli gelirimizi 150, tarım ürünleri ihracatımızı ise 40 milyar dolar üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Orta vadeli hedeflerimizi belirledik. 1 Kasım seçimlerinde halkımız bir kez daha siyasi ve ekonomik istikrardan yana tercihte bulunmuştur. Gerek ekonomik kalkınmanın ve büyümenin sürmesi, gerek yurt dışından yatırımların devam etmesi öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Yapısal reform çalışmaların kararlılıkla sürdüreceğiz. 2023 yılında Türkiye’yi dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmiş bir ülke haline getirmeye kararlıyız” dedi.