Etiket: Milyar

  • 26 Milyar Liraya Havayı Isıtıyoruz

    Kışın kendini iyice hissettirdiği son günlerde yalıtımın önemine dikkat çeken ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı Nazım Yavuz, son 10 yılda yalıtımsız ve hatalı çatılar sebebiyle 26 milyar liralık enerji kaybı meydana geldiğine dikkat çekti.

    Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı M. Nazım Yavuz, “Tüketiciler binalarında standartlara uygun çatı ve cephe yalıtım uygulamalarıyla bir yandan faturalarında yüzde 50’ye varan azalma sağlarken, bir yandan da ülke ekonomisine ve doğaya fayda sağlayabilir. Yalıtım, ayrıca rutubet, küf, kötü koku, romatizma, solunum yolu ve deri hastalıkları gibi sorunlara karşı da koruma sağlar” dedi.

    Yavuz, Türkiye’de yaklaşık 7 milyon yalıtımsız çatı bulunduğunu hatırlatarak, “Standartlara uygun olmayan çatılar yüzünden Türkiye son 10 yılda yaklaşık 26 milyar lirayı boşa harcadı. Aynı nedenle doğal kaynakların hızla tükenmesi ve çevreye zarar verilmesine yol açtık. Bugün toplam enerjinin yüzde 35’i konutlar ve ticari binalarda tüketiliyor. 2002-2012 yılları arasında bu binaların tükettiği enerji yaklaşık yüzde 70 oranında arttı. Türkiye, enerji kaynakları için komşu ülkelere yüklü ödemeler yapıyor. Çatılarda yapılan yenileme, aktarma ve tamirat çalışmaları yıllık 5 milyon metrekareye, maddi büyüklüğü ise yaklaşık 1,2 milyon dolar seviyesine ulaştı.”

    Yalıtım ve tadilat için yapılan harcamanın, sağlanan enerji tasarrufu sayesinde ortalama 2 ile 3 yıl içinde amorti edilebildiğini söyleyen Yavuz, “Yalıtım yapılırken yalıtım malzemesi, aksesuarlar, yan ürünler, bağlantı elemanları, emniyet tedbirleri, iskele, işçilik gibi giderler zaten yapılır. Yalıtım malzemesinin kalınlığının artırılması malzeme fiyatı dışında diğer giderleri etkilemez. Yalıtım malzemesi kalınlık farkı parasal olarak tüm giderler içinde çok küçük bir oranda kalacağı için doğru kalınlıkta yalıtım malzemesi kullanmak akıllıca olacaktır. Tüketiciler, merdiven altı ürünlerden kaçınıp, sertifikalı, CE belgeli ürünleri tercih etmeli ve uygulamaları uzman kişilere yaptırmalıdır. Böylece tüketicilerin parası çöpe gitmemiş olur” dedi.

  • Tavuk Yumurtası Üretimi 1,4 Milyar Adet Olarak Gerçekleşti

    Tavuk yumurtası üretimi Kasım ayında bir önceki aya göre %0,8, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,5 azaldı.

    Kesilen tavuk sayısı 87 milyon adet, kesilen hindi sayısı ise 392 bin adet oldu. Kesilen tavuk sayısı Kasım ayında bir önceki aya göre %2,2 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,9 azaldı. Kasım ayında kesilen hindi sayısı ise bir önceki aya göre %4,6, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,2 arttı. Tavuk eti üretimi 152 074 ton, hindi eti üretimi ise 3 974 ton olarak gerçekleşti. Tavuk eti üretimi Kasım ayında bir önceki aya göre %2,5 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 azaldı. Kasım ayında hindi eti üretimi ise bir önceki aya göre %7,8, bir önceki yılın aynı ayına göre %8,9 arttı.

    Tavuk eti üretim miktarı, Kasım 2015

    Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre tavuk eti üretimi bir önceki aya göre %0,3 azaldı. Takvim etkisinden arındırılmış seriye göre ise tavuk eti üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %2,5 azaldı.

  • Bursa’ya Yeni Yılda 1 Milyar 198 Milyon Yatırım

    Bursa Büyükşehir Belediyesi 2016 yılında 1 milyar 198 milyon lira yatırım bütçesiyle yeni projelere imza atacak.

    Bursa yeni yılda 17 ilçesi için ayırdığı büyük bütçesini en ince ayrıntısına kadar hesaplayarak öncelikle ulaşım, sağlık, sosyal hizmetler, yeşil alan ve çevre hizmetlerine ayıracak. En büyük payı il merkezine ayıran Büyükşehir Belediyesi, 442 milyon liralık bütçesiyle önceliği ulaşımda en çok tercih edilen raylı sisteme, Kent Meydanı – Terminal tramvay hattına verecek. Asfalt çalışması başta olmak üzere köprü, kavşak, trafik ve yol düzenlemeleri de bu paydan en çok yatırım alan çalışmalar olacak. Ayrıca Teleferik projesine 5 milyon liralık yatırım da bu yıl gerçekleşecek.

    SAĞLIK VE SPORA DA YATIRIM ARTIYOR

    Büyükşehir, geçtiğimiz yıllarda sağlık ve spora ayrılan bütçelere kıyasla 2016 yılında öngörülen bütçe ile daha sağlıklı bir kent oluşturmayı hedefliyor. Büyükşehir, 210 milyon liralık bütçe ile spor tesisleri, halk eğitim hizmetleri, ilaçlama ve evde bakım hizmetleri için çalışacak. Daha sağlıklı bir kent için yeşil alanlar, kamulaştırma ve atık yönetimi için bu bütçeden büyük paylar ayrılıyor. Kamulaştırmalar, imar, ulaşım ve yeşil alanlar için ayrılan bütçe ise 2016 yılında 80 milyon lira olacak.

    UNESCO’NUN HAKKI VERİLECEK

    2014 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine girmeyi başaran Bursa, tarih ve kültür alanındaki yatırımlara ev sahipliği yapmaya devam edecek. Tarih ve kültür turizminde Türkiye’nin en önemli illerinden biri olan Bursa, 89 milyon liralık bütçe ile 2016 yılında da restorasyonlar, kültürel faaliyetler, tesis yapımları ile tarihi canlandırmaya devam edecek. Ayrıca kentsel dönüşüme 43 milyon ayıran Büyükşehir, İstanbul yolu ve Tabakhaneler bölgesini yeniden inşa edecek.

  • Uib, 2015 Yılında 22.2 Milyar Dolar İhracat Yaptı

    Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), 2015’te yüzde 5,55 kayıp ve 22 milyar 175 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. UİB Koordinatör Başkanı Orhan Sabuncu, 2015’te ulusal ve küresel anlamdaki belirsizlikler ve euro/dolar paritesindeki kayıplara rağmen yılı başarıyla tamamladıklarını söyledi.

    Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), 2015 yılında ihracat pazarlarını geliştirerek 196 ülkeye satış yaptı. Türkiye genel ihracatı dikkate alındığında, 2015’te yüzde 8,7 kayıpla 143 milyar 729 milyon 741 bin dolar dış satış gerçekleşirken, euro/dolar paritesinden kaynaklanan kayıplara rağmen UİB yüzde 5,55 oranında daralmayla yılı 22.2 milyar dolarla tamamladı. Yaşanan seçim atmosferine rağmen, TÜİK tarafından açıklanan 2’inci ve 3’üncü çeyreklerde beklenenin üzerinde bir büyüme yaşayan Türkiye ekonomisinin olumlu yönde gelişme kaydettiğini belirten UİB Koordinatör Başkanı Orhan Sabuncu, “Bu büyüme rakamının önemli bir kısmının ihracat kaynaklı sağlandığını biliyoruz. Bu durum, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından ihracatın ne kadar kritik bir noktaya geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu olumlu gelişmenin yanı sıra, yılın son ayında ise FED’in piyasaların beklediği gibi kademeli faiz artırımına gitme kararı alması, tüm gelişmekte olan ülkeler gibi, Türkiye’yi de etkileyecek. Daha önce de sıkça dile getirdiğimiz gibi, ülke olarak bu süreçten alnımızın akıyla çıkmamız için ihracatı merkeze alan bir büyüme modelinin benimsenmesi ve bu doğrultuda yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekiyor. UİB olarak, 2023 yılı hedeflerinin yakalanması için Ar-Ge, inovasyon, markalaşma ve tasarım kavramlarının ön planda olduğu katma değeri yüksek bir üretim sisteminin hızla planlanması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    “2016’DAN UMUTLUYUZ”

    Türkiye ihracatının 2015 yılında parite kaynaklı kayıp yaşadığını belirten Orhan Sabuncu, “2016 yılında parite etkisinin büyük bir ölçüde azalmasını bekliyoruz. Diğer taraftan, Avrupa Merkez Bankası’nın para politikası, Para Birliği’ndeki toparlanmanın sağlıklı bir çizgide ilerlemesini sağlıyor. Tüm bu gelişmelerin, Türk ihracatçısı olarak en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerine yaptığımız ihracata olumlu katkı sağlayacağını ve bu katkının 2016 yılında da artarak devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

    Sabuncu, ülke olarak 2016’ya istikrarlı bir ortamda girildiğini, pariteyi de daha iyi öngörülebilir şekilde tahmin ettiklerini ifade ederek, “UİB çatısı altında yer alan ihracatçı birliklerimiz bu yılki ihracat beklentilerini sağduyulu bir şekilde ortaya koydular. UİB olarak 2016 yılında hedeflediğimiz 24 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin 2016’da yüzde 4 büyüme hedefine katkı vermek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Bursa 2015 ihracatını geçen yıla göre yüzde 8,5 azalışla 11.668.871 milyar dolar olarak gerçekleştirirken, iller bazında en fazla dış satış yapan ikinci kent olma konumunu sürdürdü.

    UİB çatısı altında yer alan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), 2015’te bir önceki yıla göre yüzde 4,33 kayıp ile 18.7 milyar dolar ihracata imza atarken, Türkiye geneli otomotiv ihracatı yüzde 5 düşüş ile 21.2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Otomotiv endüstrisi 2015 yılında parite kaynaklı 3 milyar dolarlık kayıp yaşamasına rağmen, üst üste 10’uncu sektörel ihracat şampiyonluğuna ulaştı. OİB, parite etkisinin azalması, AB pazarındaki büyüme, yeni yatırım ve modellerin etkisi ile 2016’da otomotiv ihracatının geçen yıla göre daha yüksek gerçekleşmesini öngörüyor.

    Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) 2015’de yüzde 14,18 azalışla 1.2 milyar dolarlık dış satışa imza attı. Sektörün 2016 yılı için beklentisi ise 1.6 milyar dolarlık ihracat hedefini yakalamak.

    Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) 2015’i yüzde 12,60 azalış ve 498.5 milyon dolarlık ihracatla kapatırken, 2016’da ihracatını artırabilmek için inovatif ürünlere yönelecek.

    Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) yılı yüzde 11,50 gerileme ve 165.2 milyon dolarla kapattı. Sektörün 2016 ihracat hedefi de yine 200 milyon dolar olarak belirlendi.

    Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) 2015’te bir önceki yıla göre yüzde 2,91 artışla 104.9 milyon dolarlık dış satışa imza attı. Sektörün 2016 dış satış öngörüsü ise 120 milyon dolar olarak açıklandı.

  • Eroğlu: “101 Hidroelektrik Santrali Sayesinde Yılda 11 Milyar TL Daha Az Doğalgaz Alacağız”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 101 hidroelektrik santrali sayesinde yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alınacağını açıkladı.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Eroğlu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın projeleriyle ilgili bilgiler veren Eroğlu, maliyeti 10 milyar TL tutan 101 hidroelektrik santrali sayesinde, yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alınacağını belirterek, “Orman ve Su İşleri Bakanlığı zamanla yarışıyor; çünkü milletimizin beklentileri var. Büyük gelişim ve kalkınma projeleri var. Bunları bitirmek için 2019’un sonuna kadar söz verdik ve bunlar için toplantı yaptık, eylem planlarını hazırladık. Vatandaşa bu dönemde bir sözümüz vardı; bin 71 adet baraj, gölet ve sulama tesisini bitireceğiz. Çok sayıda hidroelektrik santrali yapacağız. Biten özel sektör hidroelektrik santralleri var; 101 adet ve yaklaşık maliyeti 10 milyar TL. Allah nasip ederse, 14 Ocak 2016 günü saat 11.00’de Arena’da Sayın Cumhurbaşkanımız açılışını yapacak. Bunları yaptığımız zaman yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alacağız” diye konuştu.

    “DÜNYANIN MERKEZİ İSTANBUL”

    Türkiye’nin büyük hedefleri olduğunu söyleyen Eroğlu, “Osmanlı zamanında Kızıl Elma vardı; büyük hedef. Bizim de şu anda 3 tane Kızıl Elmamız var; 2023 yılında Türkiye’yi dünyanın 10 büyük ekonomisi içerisine taşıyacağız. 500 milyar Dolar ihracat, kişi başına 25 bin Dolar gelir hedefliyoruz. Burada bütün kurum ve kuruluşların hedefe kilitlenmesi lazım. Gençlerde de ben bunu görebiliyorum. Herkesin hedefe kilitlenmesi lazım. Bu coğrafyada ayakta kalmanın yegane yolu güçlü olmaktan geçiyor. Dünyanın en stratejik noktası Türkiye’dir. Bakınız; kıtaların geçiş noktası. ‘Dünyanın merkezi neresidir’ derseniz, ben ‘İstanbul’ derim. Bu bakımdan bizim 2023 hedeflerine kilitlenmemiz lazım. Bütün devletlerin hedefleri vardır. Zaten hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinir. Bu yüzden bizim 2. büyük hedefimiz 2053 yılında İstanbul’un fethinin 600. yılını kutlayacağız. Orada gençler bu hedefi yakalayacak, daha büyük Türkiye, daha güçlü bir Türkiye’yi hedefliyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

    “MİLLİ BİR MUTABAKAT İLE YENİ BİR ANAYASA YAPALIM”

    Yeni bir anayasa hazırlanmasının Türkiye için bir şart olduğunu vurgulayan Bakan Eroğlu, bu anayasanın bütün partilerin uzlaşması sonucu hazırlanması gerektiğini dile getirerek, “Anayasa’nın bazı maddeleri zaman içerisinde değişti aslında. Fakat toptan bir değişiklik yapılmadı; yamalı bohça gibi oldu. Çağın gerekliliklerine uygun bir anayasa yapılmasını herkes istiyor. Biz de arzu ediyoruz ki; Anayasa yapılırken bütün partilerin, kamuoyunun desteklediği, arzuladığı ve mutabık kaldığı bir anayasa olsun. Geçen dönem, Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, ‘bütün partiler bir araya gelsin, komisyonda partilerin üye sayısı AK Parti’nin vekilleri daha fazla olmasına rağmen eşit olsun’ denildi. Aşağı yukarı 61 civarında maddede de mutabık kalındı. ‘En azından bu 61 maddeyi geçirelim’ dedik. Ama sonradan maalesef bazı muhalefet partileri bundan caydı. Şimdi diyoruz ki; ‘Gelin, birlikte anlaşarak, milli bir mutabakat ile yeni bir anayasa yapalım.’ Bu bakımdan Sayın Başbakanımız liderlerden görüşme talep etti ve bugün Sayın Kılıçdaroğlu ile görüştü. Bildiğim kadarıyla görüşme de olumlu geçti” ifadelerini kullandı.

    Meclis İç Tüzüğün değişmesi gerektiğini kaydeden Eroğlu, sözlü soru önergeleriyle çok vakit kaybedildiğini ifade etti. Bazı kanunların çok çabuk geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bakan Eroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle de görüşeceğini duyurdu.

    “HENDEKLE ALAKALI BİR TERÖR POLİTİKASI TAKİP EDİLİYOR”

    Eroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşme isteğinin hatırlatılması üzerine, “Onların kendi ifadelerine, söylemlerine çekidüzen vermesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etmemiz lazım. Terörü desteklemekten, PKK’ya arkalarını dayamaktan vazgeçmeleri lazım. Siyaset yolu zaten açık. Şuanda belki Kandil bile şaşırıyor; ‘Dağdan bile daha sert siyaset yapılıyor, ne oluyor’ diye. Dolayısıyla hendekle alakalı bir terör politikası takip ediliyor; bu siyaset olamaz. Bunlardan vazgeçip, Türkiye’nin birlik, beraberlik ve kardeşliğini pekiştirecek ifadelerde bulunmaları lazım” şeklinde konuştu.

    “RUSYA GİBİ BAZI ÜLKELERLE TEMASLARI VAR; BELKİ KULAĞINA BİR ŞEYLER ÜFLENMİŞTİR”

    HDP’nin 7 Haziran seçimleri öncesindeki söylemlerini değiştirmesinin ardından Demirtaş’ın “Kürdistan” ifadesini kullanmasını yorumlayan Eroğlu, “Son zamanlarda Rusya gibi bazı ülkelerle temasları var; belki kulağına bir şeyler üflenmiştir. Bu konuda fazla bir şey söylemeye gerek yok, biz yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

    PKK en çok Kürtler’e düşmanlık yaptığını kaydeden Eroğlu, sözlerini şu ifadelerle destekledi:

    “Oradaki bütün kardeşlerimize zulmediyor, onları öldürüyor, sivillere ateş ediyor, onlara gidecek hizmeti engelliyorlar. Böyle bir anlayış kabul edilebilir mi? Herkesin Meclis’te dosdoğru siyaset yapması gerekir. Biz orada teröristlerle mücadele ediyoruz; yoksa oradaki vatandaşlarımız bizim kardeşimizdir. Esasen biz oraya onları korumak için gidiyoruz; onlara zulüm yapılıyor. Vatandaş, ‘bizi bu zalimlerden kurtarın’ diyor. Devlet, vazifesini yapıyor. Devlet, onların haklarını, namuslarını, canını, malını, ırzını korumak için orada. Başbakanımızın da dediği gibi; bu mücadele en son terörist etkisiz hale gelene kadar devam edecektir. Bizim oradaki yatırımlarımız da devam ediyor. Oradaki projeler, 2019’un sonuna kadar bitecek. Orası bir gıda, üretim, ihracat üssü haline gelecek. Şırnak’ta su yoktu, suyu biz getirdik. Mardin’de Kızıltepe’de su yoktu, oraya suyu biz getirdik. Her türlü yol hizmetleri, sosyal hizmetler, sağlık hizmetlerini vatandaşlara, onların bu zulümlerine rağmen götürüyoruz ve götürmeye de devam edeceğiz. Çünkü onlar bizim vatandaşlarımız, bizim kardeşlerimiz. Onları PKK’nın zulmünden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur.”

    KKTC SU TEMİN PROJESİ

    KKTC’te içme suyu götürme projesinin detaylarını anlatan Bakan Eroğlu, şunları söyledi:

    “Bu projenin mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başbakan olduğunda, ‘Veysel Hoca, Kıbrıs’ı unuttun mu’ dedi. Biz, ‘unutmadık’ dedik. Hemen harekete geçtik. Bize verilen görev şuydu: Mersin Anamur’da Alaköprü Barajı var. Oradaki barajı inşa edeceğiz. Oradan suyu alıyoruz 22 buçuk kilometre uzağa kadar götüreceğiz. Orada 10 bin metre küplük bir su haznesi var. Sonra 80 kilometre denizi geçeceğiz. Orada Geçitköy’de bir pompa istasyonuyla Kıbrıs tarafına Geçitköy Barajı’nı da yaparak, oraya aktaracağız. Yapmak istediğimiz, suyu diğer baraja aktarmaktı. Sonra geri kalan kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yapacaktı. Yani o barajdan suyu alacak, arıtma tesisine götürecek, şehir içindeki şebekeler ve dağıtımı o yapacak. Demek ki; terfi merkezleri, içme suyu arıtma tesisi, su hazneleri, 477 kilometre ana dağıtım hatları, bunları KKTC yapacaktı. Biz yıldırım hızıyla 2 barajı da bitirdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Bu barajı 7 Mart 2014 saat 13.00’te bitireceksin’ dedi. O gün o saatte bitti. Diğer tarafta Geçitköy’de temeli attık. ‘Bunun açılışını yapalım’ dedik. Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken, ‘diğer tesisler de bitsin öyle açalım’ dedi. Yalnız ben, KKTC’deki yetkililerin oradaki artıma tesisi, ana dağıtım hatlarını, su haznelerini yapamayacağını görünce Sayın Cumhurbaşkanımıza Başbakanlığı döneminde arz ettim. ‘Efendim, bu iki baraja suyu götürürüz ama onlar gecikir, yapılamaz. Biz aynı zamanda bu arıtma tesisini, terfi merkezini, ana dağıtım hatlarını, su depolarını da yapalım’ dedim. Zaten ‘bir aksilik olursa’ diye projelerini yaptırmıştım. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘yapın’ deyince hemen onları da tamamladık ve 17 Ekim 2015 tarihinde arıtma tesisi, terfi merkezleri ve ana dağıtım hatlarını bitirdik. Sadece Dipkarpaz tarafındaki ana dağıtım hatları kaldı, onları da yapıyoruz. Bunun üzerine KKTC tarafına ‘Bakın bu çok zorlu bir sistem, şehirde şebekeler eski, ilave tesisler yapılacak, bir de bu gelen suyun bir kısmı sulamada kullanacak, sizin belediyelerin bunu yapacak gücü yok, şebekelerin yenilenmesi, yeni sayaçların takılması lazım. Bir de su gelince atık oluşacak, atık suları arıtıp, sulamada kullanacağız. Gelin bunları da biz yapalım’ dedik. ‘Ama isterseniz bu yap-işlet-devret ile yapılsın, bunun işletilmesini de firmalar üstlensin’ dedik. Buna pek razı olmadılar. Hatta ben ‘Bakın bu su geldi, su geldikten sonra dağıtılmazsa sıkıntı olur. Biz size şöyle bir iyilik daha yapalım: Bu tesisleri şehir içindeki şebeke, şehir içindeki kanalizasyon, ileri biyolojik atık su arıtma tesisleri, sulama tesisleri; 1 milyar 600 milyon harcamışız, 400-500 milyon daha harcayalım, bunları da yapalım’ dedim. Onlar karar veremediler. Biz onlara taslak bir çerçeve anlaşma da verdik çok uygun bir şekilde. Orada koalisyon var, koalisyonlar bu bakımdan mahsurlu. Bu yüzden onlar henüz karar veremediler. En son Sayın Başbakan Yardımcımız gittiğinde ‘bir heyet gelsin’ demişler. Biz, bir Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, benim müsteşar yardımcım ve ilgili ekipleri gönderdik. ‘Bunları yap-işlet-devret ile yapalım’ diye aralarında anlaştılar. Fakat sonra hala bir netice gelmedi.”

    SU BOŞA MI AKIYOR?

    KKTC’de Türkiye’den temin edilen suyun denize aktığı yönündeki iddiaları cevaplayan Eroğlu, “Orada yer altı suyu çekile çekile çok aşağı seviyelere düşmüş. Ben dedim ki, ‘yer altı suyunu besleyelim’ Eğer yer altı suyu çok düşerse deniz suyu girişimi oluyor. Yer altı suyunu taşıyan tabakalarda, tatlı su çekilince tuzlu su giriyor. Bunu önlemek için oradaki arkadaşlara talimat verdim. ‘Suyu basın ama araziye verelim, yer altı suyunu besliyoruz şuanda’ dedim. Onlar karar verinceye kadar bu yer altı suyunu besleyeceğiz. Bu da bir kazançtır; çünkü yer altı suyu bazı yerlerde çok düşmüş. Hatta bazı yerlerde neredeyse tuzlu su girişimi var, topraklar elden çıkacak. Biz, şuanda Lefkoşa’ya hemen suyu vermeye hazırız. Biz üzerimize düşen bütün vazifeleri fazlasıyla yaptık” ifadelerini kullandı.

    “CEBELİTARIK’TAN HAZAR DENİZİ’NE KADAR HAVA DURUMU BİZDEN SORULACAK”

    Bakan Eroğlu, Meteorolojinin dünyanın en iyi teknolojik sistemlerini kullandığını söyledi. Yağışların istenilen düzeyde olduğunu, kuraklık beklenmediğini belirten Eroğlu, “Şuanda kuraklık yok, yağışlar da başladı, su sıkıntısı olmayacak. Şuanda bile yüzde 50 rezerv var. Kar da geliyor. Perşembe günü aşağı yukarı İzmir, Aydın, Antalya, Adana bölgeleri hariç olmak üzere kar yağışı var. Kurak bir yıl olmayacak. 3 aylık tahmine bakarsak, uzun yılların ortalamasına göre yağışlarda pek bir değişim olmayacak. Meteorolojide dünyanın en iyi teknolojik sistemlerini kullanıyoruz. Artık Cebelitarık’tan Hazar Denizi’ne kadar hava durumu bizden sorulacak” diye konuştu.