Etiket: milletine

  • Destici: “Namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmayız”

    Destici: “Namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmayız”

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “12 Eylül 1980 kanlı darbesinin 40. yılı. Büyük birlik partisi olarak merhum şehit liderimiz olan Muhsin Başkanımızın ifade ettiği gibi ‘Biz ordumuzu peygamber ocağı olarak kurduk. Askerimizi her daim başımızın üstünde tutarız. Ama namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmayız. Durmadık bundan sonrada durmayacağız” dedi.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici bir dizi ziyaret Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tarık Sarı’nın kız kardeşi Sümeyra Sarı’nın nikah töreni için Denizli’ye geldi. Nikah töreni öncesi parti binasında partililer ile görüşen Başkan Destici, kendisini kapıda karşılayarak çiçek takdiminde bulunan küçük kızlara gül verdi. Yeni gerçekleşen kurulun ardından yeni ilçe başkanlarının takdimi sırasında Acıpayam ilçe başkanın kavun getirmesiyle komik anlar yaşandı. 12 Eylül darbesine ilişkin açıklamalarda bulunan Destici, “Türkiye pek çok darbeler gördü. Bugün işte o darbelerden, 12 Eylül 1980 kanlı darbesinin 40. yılı. Büyük birlik partisi olarak merhum şehit liderimiz olan Muhsin Başkanımızın ifade ettiği gibi ‘Biz ordumuzu peygamber ocağı olarak kurduk. Askerimizi her daim başımızın üstünde tutarız. Ama namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmayız. Durmadık bundan sonrada durmayacağız Allah’ın izni ile. 1980 darbesini gerçekleştiren üyelerin bugün beşi de hayatta değil. İşte geldiler ve geçtiler. Zulme ettiler ama zulme hiçbir zaman faydalı olmadı. Şuanda hesabını veriyorlar. Bu bütün darbecilere de örnek olsun. Yargılanarak gittiler ve bütün darbecileri kınıyor, lanetliyorum. Özellikle 1980 darbesinde darağaçların da haksız ve hukuksuz şekilde idam edilen, işkenceyle öldürülen bütün ülküdaşları ve mazlumları rahmetle anıyorum. Ruhları şad ve mekanları cennet olsun. Darbelerin bu memlekete hiçbir faydası olmamıştır” dedi.

    “Budan sonrada taş ve kaya gibi karşısında duracağız”

    Darbeler sebebiyle Yunanistan’a taviz verildiğini vurgulayan Destici, “İşte bugün 1980 darbesinden sonra o güne kadar NATO’nun üyesi olamayan Yunanistan’a dahi taviz verilerek şartsız koşulsuz hiçbir karşılık alınmadan NATO’ya girilmesine müsaade edilmiştir. Eğer bugün Yunanistan’la bu denli bir problem yaşayıp, burnumuzun dibindeki adalara dahil savaşmak zorunda kalma durumuna gelebiliyorsak işte bu geçmiş yönetimlerin darbecilerin Türkiye’ye bıraktığı kötü miraslardan sadece bir tanesidir. Ben inanıyorum ki bu millet artık 15 Temmuz’da şunu göstermiştir ki artık millet seçtiklerine, milli iradeye sahip çıkmaktadır ve darbeye geçit vermemiştir. İnşallah bundan sonrada vermeyecektir. Bütün darbeler kötüdür ve biz bütün darbelerin bugüne kadar karşında durduk. Budan sonrada taş ve kaya gibi karşısında duracağız” ifadelerini kullandı.

    “Terörle mücadelede devletin, hükümetin ve güvenlik güçlerinin yanındayız”

    Son dönemlerde terörle kahramanca mücadelede edildiğini dile getiren Genel Başkan, “Son beş yıldır Türkiye terörün tüm unsurlarına karşı topyekûn mücadele veriyor. Sınırlarımız dışında Türk Silahlı Kuvvetlerin muazzam bir şekilde hem hudut güvenliğinin sağlanması konusunda hem de Türkiye’nin sınırları dışındaki hak ve menfaatlerinin koruması konusunda kahramanca mücadele ediyorlar. Rabbim yar ve yardımcısı olsun. İçeride İç İşleri Bakanlığımıza bağlı polisimiz, jandarmamız, güvenlik koruyucularımız hep birlikte teröristleri ensesine kafasına ve başına yıldırım gibi düşmektedirler. İçeride ve dışarıda hem terörle mücadelede hem de hudut güvenliği hak ve menfaatlerinin korunmasında hem devletin hem hükümetin hem de güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanındayız ve yanında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “Kum fırtınasından etkilenlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum”

    Polatlı ilçesinde meydana gelen kum fırtınasına ilişkin açıklamada bulunan Destici, “Buraya gelirken gördük, Ankara’nın Polatlı ilçesi başta olmak üzere bazı ilçelerinin kum fırtınasından çok yoğun bir şekilde etkilendiğini yaralanan vatandaşlarımız olduğunu duydum. Polatlı ilçemiz başta olmak üzere o bölgede yaşayan bütün vatandaşlarımıza kum fırtınasından etkilenen bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Maalesef bazı vatandaşlarımız ısrarla bu kurallara uymama noktasında direniyorlar”

    Korona virüs ile mücadelede vatandaşlara uyarıda bulunan Destici, “Bizde bir korona virüs belası ile uğraşıyoruz. Maalesef son günlerde vaka sayısının gittikçe artığını görüyoruz. Üzülerek ifade ediyorum, ne kadar uyarılırsa da söylense de maalesef bazı vatandaşlarımız ısrarla bu kurallara uymama noktasında direniyorlar. Bizde tedbir almak zorundayız. Bu tedbirde belli. Maskemizi takacağız, mesafemizi koruyacağız ve hijyen kurallarına uyacağız. Aşı bulunana kadar ya da kesin tedavi yapacak ilaç geliştirilene kadar bunu yapmak ile hükümlüyüz. Bütün vatandaşlarımızdan korona virüs ile mücadelede Sağlık Bakanlığımızın, bilim kurulunun ve bütün devlet yetkililerimizin tavsiyelerine ve tedbirlerine uymaya davet ediyorum” dedi.

    “Kınıyorum, lanetliyorum ve bu tiplerin televizyonda olmaması gerektiğini söylüyorum”

    Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi ve yazar Erol Mütercimler’in açıklamalarına ilişkin Destici, “Bir televizyon programında güya üniversitede hoca. Kitap okumayla ya da okul bitirmeyle alim olunmuyor. Onlarca kitap okuyup, onlarca okul bitirip kör cahil kalanlar var. İşte bu da onlardan bir tanesi. Güya çok akıllı, çok bilgili, her şeyi bilirmiş gibi otoriteymiş gibi konuşuyordu, yıllardır itibar görüyordu. Gerçek yüzünü bir anda gösterdi. Onlarca yıldır onur mücadelesi veren ve büyük başarı sağlayan imam hatip mezunlarımız için akla alınmayacak, aklın kabul etmeyeceği cümleler sarf etti. Bende bir imam hatip lisesi mezunuyum. Şeref duyuyorum ve o ifadelerini misli ile kendisine iade ediyorum. Kınıyorum, lanetliyorum ve bu tiplerin televizyonda olmaması gerektiğini söylüyorum” dedi.

  • Eski Başbakan Davutoğlu: “Sapkın bir ideoloji, 15 Temmuz’u yapanları kendi milletine saldırmaktan çekinmeyen bir robot haline getirdi”

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, sapkın bir ideolojinin 15 Temmuz gecesini yapanları kendi milletine saldırmaktan çekinmeyen bir robot haline getirdiğini söyledi.

    İlim Yayma Cemiyeti Kastamonu Şubesi tarafından Kastamonu Üniversitesi Bilgehan Bilgili Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından “Duruş Konuşmaları, Bilgi, Bilinç ve Ahlak” konulu konferans verildi. Davutoğlu, “Kastamonu’da yaşama şerefine nail olmuş bu milletim, burada eğitim alan öğrencilerim oldu. Bu şehrin kıymetini bilmelisiniz. Kastamonu’ya her geldiğimde bir şehir geleneği görmüyorum; huzuru, dinginliği de hissediyorum. Kastamonu dediğimizde benim zihnimde canlanan ilk şey Anadolu’da bir görünen başkentlerimiz var. Mesela Konya, mesela Bursa, mesela İstanbul ve tabi Ankara. Bir de bu başkentler sıkıntıya düştüğünde bir de sığındığımız şehirler var. Onlar hemen fark edilmez. Ama onlar olmadan bir milletin tarihi var. Onlar kendilerini bir propaganda yaparcasına gündeme getirmeyecek kadar vakumdurlar. Ve mütevazıdırlar. Kastamonu bir sığınak şehrimizdir, hami şehrimizdir. Dönüp de tarihe baktığınızda son olarak ta İstiklal harbimizde millet diğer şehirlerde sıkıntıya düşmüşken bir şehir yeni başkentin kapısı olur. İnebolu’dan Kastamonu’ya, Ankara’ya İstiklal Yolu diye yol kuran Kastamonulular öldü zannedilen bir milletin lojistik koridorunu kurdular. Allah onlardan razı olsun” dedi.

    “Ben, kitapsız bir odada huzurlu uyuyamam” diyen Davutoğlu, “Odada bir kitap kokusu olacak. Başbakan iken bile zorlu günlerin ardından eve geldiğimde kitap okumadan yatamazdım. Bir kitap kokusu, bir de çocuk kokusu, Allah hiçbir evi bu ikisinden mahrum bırakmasın” diye konuştu.

    “Sapkın bir ideoloji, 15 Temmuz’u yapanları kendi milletine saldırmaktan çekinmeyen bir robot haline getirdi”

    “Duruş” kitabını 15 Temmuz gecesi yazmaya nasıl karar verdiğini anlatan Davutoğlu, daha sonra kitabında yer alan konu ve prensiplerini anlattı.

    Eski Başbakan Davutoğlu, “2016 yılında Başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra geriye dönük yazdığım kitaplarımı kontrol ettim. Önce Medeniyetler ve Şehirler kitabını yayınladım. Sonra 15 Temmuz söz konusu oldu. Bir milletin karşı karşıya kalabileceği en büyük felaketlerden en büyük acılardan bir tanesidir. Kendi ordusunu içine sızmış bir grup hainin, o ordunun imkanlarını, uçaklarını, tanklarını, tüfeklerini kullanarak kendi milletine karşı saldırıya geçtiği mefhum bir gecede bir taraftan yerel kanallara, ulusal kanallara bağlanıp bütün bir milletin ayağa kalkışına destek olarak direniş çağrısı yaparken diğer taraftan uluslararası kanallara hemen hemen birçok kanala doğrudan bağlanıp, o gece Türkiye’de darbe olsa neredeyse şen şakrak düğün ilan edecek bir yayın yapan uluslararası kanallara bağlanarak bu gece bazıları için karanlık bir gece senaryosu olabilir. Ama bu milletin şanlı direnişi yarın sabah aydınlık bir Türkiye’yi başlatacaktır, aydınlık bir güne uyanacağız diye çağrılar yaparken emin olan sadece bir Başbakan olarak değil bir hoca olarak, yeni bir nesil yetiştiren biri olarak büyük bir hüzün içindeydim. Bugün o kendi meclisini bombalayan hainler, bir dönem bu milletin okullarında ve bu topraklarda yaşayan çocuklardı. Bir sapkın ideoloji onları aldı ve bir robot haline dönüştürdü. Kendi milletine saldırmaktan çekinmeyen bir robot yaptı. Öbür tarafta ise daha Cumhurbaşkanımızın çağrısı, bizlerin konuşması olmadan dahi sokaklara çıkmış kahramanlık destanı yazan gençlerimiz var. Şöyle düşündüm bir daha birinci grubun çıkmaması yani bu vatanın içinden hain bir topluluğu çıkartmaması, ikinci grup içinde o şanlı gece hayatlarını feda eden, şehitlerimize hitap eden bir kitap yazacağım diye düşündüm. Duruş kitabının fikri o gece beynime bir tohum gibi ekildi ve sonra üzerinde çalışmaya başladım. Önce 150 sayfalık bir kitap düşünürken başladıktan sonra 625’inci sayfada durabildik. Bu kitabı gelecek nesillere bir miras gibi bırakmak istedim, bu yüzden yazdım” şeklinde konuştu.

    “Bu yıl içerisinde 300’den fazla kültürel mirası ayağa kaldırdık”

    Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş ise, yerel bazda yürüttükleri çalışmalar kapsamında bu yıl içerisinde 300’den fazla kültürel mirası ayağa kaldıklarını belirterek, “Kastamonu kökleri M.Ö. 50’li yıllara dayanan geçmişe sahip, biz de bu uygarlığın tarihini korumaya çalışıyoruz. Kastamonu’nun hem manevi hem kültürel hem de fiziki değerlerini korumak için ciddi bir çaba içerisine girdik. 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti vesilesiyle hem Türk dünyasıyla hem de ilimizdeki manevi atmosferde çok ciddi çalışmalar yaptık. Kazakistan’ın Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin ortamından Kastamonu’daki Şeyh Şab’an-ı Veli’nin manevi atmosferine bir köprü kurma gayreti gösterdik. Elimizden gelen gayreti gösteriyor ve bu uğurda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadim bir şehir olan Kastamonu’muzun manevi değerlerini hem de fiziki değerlerini korumak için gerçekten ciddi bir çaba içine girdiğimizi söyleyebilirim. Manevi değerlerimizin başında önümüzdeki yıl vuslatının 450. yılını anacağımız Şeyh Şab’an-ı Veli gelmektedir. Yine Kastamonu’da meftun bir sürü evliyanın bu toprakları nasıl aydınlattığını nasıl ışıttığını hem bilmekte hem de gelecek nesillere aktarma çabası içerisindeyiz. Vizyon meselesi haline getirdik. Misyonumuz kültürel mirasın korunması, onarılması gelecek nesillere aktarılması bunlardan sapmamız veya dönmemiz yok. Bütün çabamız ona yönelik onun içinde yerel bazda bu yıl içerisinde 300’ün üzerinde kültürel mirası ayağa kaldırdık. Bu arada bakanlıklarımızın, hükümetimizin yardımlarını da ciddi manada katkı sağlıyor. Yine sivil toplumlarımızla, halkımızla bu işin içine girdik. Özellikle üniversitemizde bu konuda ciddi manada destekler veriyor. Bundan sonrada elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İlim Yayma Cemiyeti Kastamonu Şube Başkanı Fatih Köse de, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kendilerini kırmayarak öğrencilerle bir araya gelmesinden ötürü teşekkür etti.

    Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ise, konferansın çok faydalı olacağını kaydetti.

    Programın ardından Davutoğlu’na çeşitli hediyeler takdim edildi.

  • Celal Adan:”çözüm süreci adı altında uygulanan süreç Türk milletine ihanet eden süreç olmuştur”

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, “Buradan açıkça ifade etmek istiyorum, çözüm süreci adı altında uygulanan süreç Türk milletine ihanet eden süreç olmuştur”dedi.

    Ağrı’nın Tutak ilçe merkezinde İlçe Kaymakamlığı tarafından şehit ve gazi aileleri ve için gerçekleştirilen iftar programına Ağrı Valisi ve Belediye Başkanı Musa Işın, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, Tutak Kaymakamı Erkan İsa Erat, şehit ve gazi aileleri katıldı. İftar yemeğinden sonra konuşan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, şehitlere rahmet dileyerek konuşmasına başladı. Tutak’ın bir taraftan Üryan babanın ve öbür taraftan bayındır babanın manevi huzurlarında olduğunu anlatan Adan, Tutak’ın Anadolu’nun kapılarını Türk milletine açan, Müslümanlığına öncülük yapan ve Dünya siyasi tarihinin en önemli komutanlarından biri olan Alpaslan’ın akıncı beylerinden olduğunu bildiğimiz Tutak Bey’inin ikamet ettiği Tutak’ta olduğunu söyledi.

    Bu ülkede yaşayan vatandaşların aynı anadan ve babadan doğmuşçasına kardeş olduğunu dile getiren Adan, ‘ağacın kurdu içinde olur misali’ Türk milletine merhametliğine ve kardeşliğine kurşun sıkıldığını belirtti. Adan, “Buradan açıkça ifade etmek istiyorum çözüm süreci adı altında uygulanan süreç Türk milletine ihanet eden süreç olmuştur. Bugün Tutak Kaymakamı’nın Vali Bey’inde destek olarak büyük bir heyecanla Tutak’ı güzel bir şehir haline getirmesinde hiçbir yerinde hendek yok. Hiçbir yerinde PKK’nın paçavralarıyla oraya silah sokan yok. Ama Türkiye birden eşkıyaların bu memleketin birliğine kast eden alçakların, ihanet şebekelerinin ve Türk devletinin, yetimini fakirin, şehidin hakkını, hukukunu devlet oraya hizmet olsun diye imkan sağladığında bu imkânları Dünyanın en modern silahları ile Türk askerlerini vurmak için hendeklere dizildiğini biliyoruz” dedi.

    Ağrı Valisi ve Belediye Başkan Vekili Musa Işın İse yaptığı konuşmada, mukaddes değerlerimizle birleştiğimiz takdirde kimsenin sırtımızı yere getiremeyeceğini söyledi.

    “Bu topraklar üzerinde yaşayan 80 milyon vatandaşımızın yapılan ihanetlere hiçbir”

    Zaman fırsat vermediğine dikkat çeken Işın, “Sizi eşkıyadan korumak bizim görevimizdir. Bizim demir yumruklarımız onların başlarında daima zonklayacaktır. Tendürek Dağı’nda geçen gün 29 eşkıya imha edildi. Ondan bir hafta önce de 9 eşkıya imha edildi. Geçen gün Çemçe’de 7 kişi imha edildi. Kimse devletle baş edemez. İnşallah çapulcuların, ihanet şebekelerinin ve onları kullanan taşeronların niyetleri kursağında kalacaktır. Biz vatanımızı ve birbirimizi seveceğiz. İslam âleminin bir sembolü, merkezi ve çatısı olan devletimizi çökertmek istediler. Hep beraber buna izin vermedik ve vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Programdan sonra Musa Işın ve Celal Adan şehit ve gazi aileleri ile sohbet ederek yakından ilgilendiler.

  • Kıbrıs Gazisi Akıncı, “Düşmanı öldürdüğümüzde bile üzülürdük, bunlar nasıl kendi milletine kurşun sıktı anlayamıyorum”

    Tekirdağ’da demokrasi bekçilerine seslenen Türkiye Muharip Gaziler Derneği Tekirdağ Temsilciliği Başkanı Kıbrıs Gazisi Ahmet Akıncı, “Biz düşmanı öldürdüğümüzde bile üzülürdük, bunlar nasıl kendi milletine kurşun sıktı anlayamıyorum” dedi.

    Tekirdağ Valiliği önünde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından girişilen darbeye karşı tutulan Demokrası Nöbetinin 7. gününde demokrasi nöbetçisi vatandaşlara seslenen Akıncı, orduda küçük rütbeli bir subay olmasına rağmen kimse tarafından aldatılamayacağını belirterek, paşaların ve subayların ilkokul mezunu bir imam olan FETÖ Elebaşı Fethullah Gülen’in peşine takılıp da bu darbeyi başlatmalarını hazmedemediğini söyledi.

    “Düşmanı bile öldürdüğümde üzülürdüm”

    Akıncı, şöyle konuştu:

    “Darbeye kalkışanları hepiniz namına lanetliyorum. Beni hiçbir surette Türk milletinin aleyhine hiçbir kuvvet çeviremez. Ben bu vatan için savaşa girdim bu vatanın al bayrağını cephelerde dalgalandırdım böyle bir personel olarak hiçbir surette Türk milletini öldüremem. Ben düşmanı bile öldürdüğümde üzüldüm, insan idi insan olarak gördüm. Bunlar nasıl oldu da vatandaşlarına kurşun sıktı, mermi attı bunu da anlamış değilim. Ben Rum’u öldürdüm çok çok üzüldüm ama öldürmesem o beni öldürecekti. Bu isyanı başlatanları hepinizin huzurunda lanetle kınıyorum.”

    Akıncı’nın konuşmasının ardından, Muharip Gaziler Derneği Tekirdağ Temsilciliği üyesi gaziler de demokrasi nöbeti tutan vatandaşlara katılarak nöbete destek verdi.