Etiket: Millete

  • Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Olçum: “Bu sistem diktatör değil millete çalışacak terminatör üretir”

    Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, “Bu sistem dışarıdaki küresel baronların, içerideki işbirlikçileriyle bu ülkenin oynadıkları oyunları göz önüne getirdiğimizde bu sistem diktatör değil üretse üretse terminatör üretir. Millete çalışacak, bir terminatör üretir” dedi.

    “Memur Sen’e Davet Tercihimiz Evet” programı kapsamında Memur Sen Genel Başkan Yardımcıları Hasan Yalçın Yayla ve Atilla Olçum Isparta’ya geldi.

    Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen program öncesi genel başkan yardımcıları İHA’ya açıklamalarda bulundu. Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, 16 Şubat tarihinden itibaren 81 il ve 100 büyük ilçede referandum süreciyle ilgili “Memur Sen’e Davet Tercihimiz Evet” sürecine girdiklerini belirterek, “46 gündür geziyoruz. Bu ziyaretlerimizin referandumla birlikte iki gündemi daha var. Malumunuz sendika konfederasyonu olmamız sebebiyle genel merkez olarak 1 milyon 111 bin 111 üye hedefimiz var. Bu hedef 15 Mayıs 2017 için geçerli. Bir de ağustos ayında yapacağımız toplu sözleşme var. Yetkili konfederasyon olmamız sebebiyle bu yıl 5 milyon kamu çalışanını temsil edeceğiz. Yeni dönem toplu sözleşmede kamu çalışanları adına isteyeceğimiz taleplerle ilgili bir süreç yönetiyoruz” dedi.

    “Bu sistem terminatör üretir”

    Olçum, 16 Nisan’da Türkiye’nin hükümet sisteminin değişikliğinin oyalanacağı bir referandum süreci olduğunu belirterek, “Memur-Sen olarak kurulduğumuz günden bu yana kamu çalışanlarının öncüsü, sözcüsü olmakla birlikte milletin de değerlerini merkeze alarak, milletin sözcüsü olmayı kendimize misyon edindik. 2010 yılında yine bir referandum yapılmıştı. Biz o zaman toplumsal sözleşmeye de toplu sözleşmeye de evet demiştik. Ülkenin demokratikleşmesi adına biraz daha sivil siyasetin bürokrasinin sivilleşmesi adına kapının aralanacağına olan inancımızdan dolayı yine sağımızda ve solumuzdaki sendikalar baktığınızda tek evet kampanyası yürüten konfederasyonduk. Sağımız ve solumuzdaki sendikalar o süreçte hayır kampanyası yürüttüler. Memura toplu sözleşme hakkı verilmesine rağmen hayır kampanyası yürüttüler. Sürece hep ideolojik olarak yaklaşmışlardı. O dönemde de durdukları yer hayırdı. Milletin karşısıydı. Bugün 15 Temmuz gibi bir süreçten sonra b milletin 16 Temmuz sabahına uyandıktan sonraki sivil sürecinde, kendini yönetme sürecinde biz yine milletin anında yer alıyoruz. Milletin değerleriyle barışık bir siyaset anlayışının bu ülkede hayata geçeceğine olan inancımızdan dolayı evet diyoruz. Tüm teşkilatlarımızla alandayız. Milletle kucaklaşıyoruz. Bu süreci sadece Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza bırakmıyoruz. Çünkü bu ülkenin geleceği bizim geleceğimiz. Çocuklarımızın geleceği. Hani diyorlar ya tek adamlık diktatörlük ben de diyorum ki; Bu sistem dışarıdaki küresel baronların, içerideki işbirlikçileriyle bu ülkenin oynadıkları oyunları göz önüne getirdiğimizde bu sistem diktatör değil üretse üretse terminatör üretir. Millete çalışacak, bir terminatör üretir. Her 10 yılda bir darbelerle yaşayan bir ülke konumuna geldik. Her 10 yılda iradesine ipotek konulan bir ülke konumuna geldik. O zaman artık buna son vermek gerekiyor. 16 Nisan, 15 Temmuz destanını kurumsallaştırmanın da zamanıdır” diye konuştu.

    “Milletin değerlerinin yanında olduk”

    Memur Sen Genel Başkan Yardımcıları Hasan Yalçın Yayla da, “Biz 16 Nisan’ın bir milat olduğuna inanıyoruz. Biz aynısını 2010 referandumunda da yaşamıştık. O zamanki referandum 12 Eylül darbesiyle, vesayet odaklı bir hesaplaşmaydı. Aynı zamanda memur sendikacılığı adına toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçilen önemli bir adımdı. Bu önemli adımda Memur-Sen dışındaki konfederasyonların hayır demesi o zaman ki zihniyetin şimdi de aynı olduğunu gösteriyor. Biz her zaman milletin yanında olduk. Milletin değerlerinin yanında olduk. Bugün de bakıyorsunuz Türkiye’nin önünü açacak, belki attığımız yavaş adımlardan sonra koşarak ilerleyeceğimizi bir sürece gireceğimiz bir sistem değişikliği. Biz bunu böyle görüyoruz. Belki siyasetten zor daha önce alanlara indik. Toplumun en dinamik kesimi olması gereken yer memurlar. Çünkü belli bir eğitim seviyesine sahipler. Öyleyse toplumu biz bilgilendirmeliyiz. Memur-Sen olarak bizim söyleyeceklerimiz var. Bizim bu millete borcumuz var. Türkiye’yi dolaşıp niye evet dediğimizi anlatmak için alanlardayız” dedi.

  • Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Selvi: “Millete hesap verebilen bir sistem gelmelidir”

    Türkiye’nin, örtülü bir savaş yaşadığı dönemde zayıf iktidar etme yöntemleriyle hiçbir şeyi göğüsleyemeyeceğini ifade eden Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, aldığı kararın arkasında durabilecek ve millete hesap verebilen bir sistemin gelmesi gerektiğini söyledi.

    Eğitim Bir-Sen Elazığ Şubesi, Genişletilmiş İl Divan Toplantısını gerçekleştirdi. Öğretmenevi konferans salonunda yapılan toplantıya Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakıcı, Elazığ Şube Başkanı İbrahim Bahşi ve sendika üyeleri katıldı.

    Krallıklardan ilk demokratik deneyimlere geçildiği dönemlerde önemli bir kısmı meşrutiyetle uygulanmış olan parlamenter sistemin devam edilmesinin istenildiğini vurgulayan Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, bunun olması için ülkede azami seviyede bir uzlaşma kültürünün ve birlikte hareket edilmesi zemininin çok güçlü olması gerektiğini ifade etti.

    “Millete hesap verebilen sistem gelmelidir”

    Tecrübelerden anlaşıldığı kadarıyla parlamenter sistemden başarılı olunamadığını belirten Selvi, “Maalesef çok kolay bir şekilde ülke geleceğini de hiç dikkate almadan hükümetleri yıkıyor ve yenilerini kurabiliyoruz. AK Parti iktidarları önemli miktarda tek başına iktidar olduğu için yaşanan faciaları gençlerimiz unuttular. Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olarak parti başkanı olmayan adama bile git hükümet kur diye yetki verdi. Sistem diye söyledikleri, gül gibi gelip geçiyoruz dedikleri sistem budur. Bu sistem 7 Haziran da yaşandı. Hükümet kuramadık. Partiler görüşüyor ve birbirlerine başbakanlık teklifi yapıyorlar. Sonuç olarak hükümeti kuramadık ve 1 Kasım seçimlerine kayyumla gittik” dedi.

    Türkiye’nin örtülü bir savaşı yaşadığını dile getiren Selvi, “Böyle zayıf iktidar etme yöntemleriyle hiçbir şeyi göğüsleyemez ve karar alamaz. Bunun içinde kuvvetli aldığı kararın arkasında durabilecek, millete hesap verebilen bir sistem gelmelidir. Biz seçtiğimiz gün kimin başbakan olacağını kimin hükümet edeceğimizi bilmemiz lazım. İşte bu yeni sistem bunu ifade ediyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesi bozulurmuş. Şuanda kuvvetler ayrılığı ilkesi sağlıklı işlediğini kimse söyleyemez” diye konuştu.

    “Biz bu referandumda evet diyoruz”

    Darbelerle gelen anayasanın Türkiye’de yama tutmadığını söyleyen Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakıcı ise, “Çürüyen bu sistemin değişmesi için ara ara adımlar atıldı. 2008, 2010 ve şimdi 2017 yılında bir adım daha atıldı. Atılan bu adımlar yeterli değil. Ama bu adımlar geçmişe göre iyi ve olumlu gördüğümüz adımlardır. Biz biliyoruz ki atılan bu adımlar sömürü düzeninden bir adım daha kurtulmamıza araçtır. Çünkü güçlü bir hükümet yapısında hem ülke güçlü olur, hem de kişi başına düşen milli gelir artar. Bu nedenle biz Memur-Sen ailesi olarak bir daha 27 Mayısların, 12 Martların, 12 Eylüllerin, 28 Şubat süreçlerinin, 27 Nisan e-muhtırası ve halkın iradesi ile tek başına iktidar olan bir siyasi partinin kapatılması için cumhuriyet savcılarının dilekçe vermemesi için biz bu referandumda evet diyoruz” şeklinde konuştu.

    Eğitim Bir-Sen Elazığ Şube Başkanı İbrahim Bahşi ise, “81 ilde meydanlara inerek referandum sürecinde, ’Memur-Sen’e davet tercihimiz evet’ sloganıyla bu ülkenin her 10 yılda bir darbelere maruz kalmaması için mücadele veriyoruz” diye konuştu.

  • Sağlık Bakanı Akdağ: “Millete güvenen hiç kimse yeni gelecek sistemden korkmamalıdır”

    BAYBURT (İHA) – Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Millete güvenen hiç kimse yeni gelecek sistemden korkmamalıdır. Bütün mesele millete güvenmekten, millete inanmaktan, milletin ferasetine, basiretine güvenmekten, sırtını bunlara dayamaktan geçiyor” dedi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Bayburt’ta Bayburt Valiliğini ziyaret etti. Bakan Akdağ’ı Bayburt Valiliği’ne gelişinde Vali İsmail Ustaoğlu, Milletvekili Şahap Kavcıoğlu, Belediye Başkan Vekili Halit Gündoğdu ve ilde göre yapan kamu kurum ve kuruluşlarının amirleri karşıladı. Valilik hizmet binası önünde düzenlenen karşılama törenin ardından Valilik hizmet binasına geçen Bakan Akdağ, burada Şeref Defterini imzaladıktan sonra Vali İsmail Ustaoğlu ve yanındaki heyetle valilik makamına geçti.

    Bayburt’a yapılacak 200 yataklı hastane dolayısıyla Bakan Akdağ’a teşekkürlerini bildiren Vali Ustaoğlu, “Bu vesileyle Bayburt’un özlemle beklediği 200 yataklı Bayburt Devlet Hastanesi ve iki ilçemize de entegre devlet hastanesinin yapımıyla alakalı sunduğunuz katkılardan dolayı sizlere teşekkürü bir borç biliyoruz” dedi.

    Bayburt’un huzur ve güven şehri olduğunu ifade eden Vali Ustaoğlu, “Bu anlamda mert ve yiğit insanlar diyarı Bayburt, başta 15 Temmuz akşamı göstermiş olduğu demokrasiye sahip çıkma adına göstermiş olduğu hassasiyeti bundan sonrada inşallah göstermeye devam edecektir. Bayburt halkımız demokrasisine ve milletin geleceğine 15 Temmuz’da sahip çıktığı gibi bundan sonrada inşallah el birliğiyle, dayanışmasıyla, fedakarlığı ve demokrasisine sahip çıkacaktır” diye konuştu.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise Bayburt’un çevre iller arasında önemli bir gelişme potansiyeline sahip olduğunu kaydederek, Bayburt halkının sadece çalışkanlığıyla değil aynı zamanda milli ve manevi değerlere bağlılığıyla kendisini her zaman gösteren ve yaptığı işlerde muvaffak olan insanların olduğu güzel bir il olarak gördüğünü dile getirdi.

    Bakanlar Kurulu’ndan çalışma arkadaşı olan Bayburt Milletvekili ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’yla birlikte Bayburt’un gelişimi ve kalkınmasını daha da hızlandıracağını belirten Bakan Akdağ, “Malumunuz üzere 23 ili kapsayan Cazibe Merkezleri içerisinde daha önce de ifade ettiğim gibi Bayburt, Erzurum, Erzincan ve Gümüşhane bir birliktelik içerisinde inşallah kalkınmalarını devam ettirecekler. Bölgeye gelen ve gelmek isteyen bir çok yatırımcı var. Nasıl ki geçtiğimiz 14 yıl içerisinde bu bölgenin geleceğini şekillendirecek devlet yatırımlarını bölgeye getirdiysek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde ekonomik kalkınma açısından bu Cazibe Merkezleri programı bölgenin geleceğini yeniden şekillendirecek” değerlendirmesinde bulundu.

    Cazibe Merkezleri Programı nedeniyle çok mutlu olduklarını dile getiren Bakan Akdağ, teşvik programı dolayısıyla Başbakan Binali Yıldırım ve hükümete bölge halkı olarak şükranlarını bildirdiklerini ifade etti.

    Sözlerinin devamında projesiyle kendisinin yakından ilgilendiği Bayburt’a yapılacak yeni devlet hastanesiyle ilgili konuşan Bakan Akdağ, “Mart ayı içerisinde hastanenin projesini bitirmiş olacağız. Yeni hastanenin projesinde bizzat bende çalışıyorum. Kendi tecrübelerimi o projeye katıyorum. Çünkü Bayburt’a gerçekten harika bir hastane yapmak istiyoruz. Proje tamamlanınca normal ihale günü alacağız ve inşallah takvimi başlatmış olacağız” dedi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kış şartlarının bölgede ağır geçmesi nedeniyle projenin iki yılda tamamlanmasını öngördüklerini bildirdi. Bu süre içerisinde Aydıntepe ve Demirözü ilçelerinde de Entegre Hastane projelerinin hayata geçirileceğini kaydeden Bakan Akdağ, “Bu bölgeler geçmişte sağlık hizmetlerini maalesef çok zayıf alıyordu. Basit bir ameliyat için Bayburt’tan, Gümüşhane’den kalkıp büyük bir şehre gitmek gerekiyordu. Erzurum’da dahil olmak üzere bir çok hizmeti alabilmek için Ankara ya da İstanbul’a gitmek gerekiyordu. Allah’a şükürler olsun artık bunlar tarihe karıştı. Şimdi biz bölgeyi kendine tamamen yeter hale getirmenin sevincini yaşıyoruz.” ifadeleri kullandı.

    Türk Milleti’nin hizmetin en iyisine layık olduğunu söyleyen Bakan Akdağ, 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasının da en önemli amacının bu olduğunu ifade etti. Yapılacak değişikliklerle kuvvetler ayrılığının milletin iradesini mutlak kılacak bir işlev kazanacağını belirttiği konuşmasının devamında Bakan Akdağ şu ifadelere yer verdi:

    “Bürokratik ya da oligarşik bir iradeyi ya da bir takım seçkinlerin, jakobenlerin, eline silah alanların iradesini değil doğrudan doğruya Bayburtlunun iradesini ortaya koyacak bir sistem için milletin karşısına çıkacağız. Millete güvenen hiç kimse yeni gelecek sistemden korkmamalıdır. Bütün mesele millete güvenmekten, millete inanmaktan, milletin ferasetine, basiretine güvenmekten, sırtını bunlara dayamaktan geçiyor. Ben hayretler içerisindeyim bazıları muhalefetten diyorlar ki; ‘Ya millet yanlış birisini seçerse ne olacak?’. Demokrasi zaten milletin doğrusunu seçeceğine olan inançtan kaynaklanan bir sistemdir. Millet bir şekilde yanılmışsa da yine onu kendisi düzeltir. Bunlar geçmişte hep milletin yaptıklarını darbelerle düzeltmeye alışkın oldukları için sanki o daha doğruymuş gibi kendilerine geliyor. Yanlış yaparsa yine onu düzeltecek olan millettir. Bunun dışındaki bir yönetime demokrasi denmez. İşin esası budur. Biz koşmaya mecburuz. Türkiye Cumhuriyeti yoluna koşarak devam etmesi gereken bir ülkedir. Hepimiz görüyoruz ki Ancak güçlü bir Türkiye olursak ayakta dururuz, Türkiye üzerinde oynanan oyunları bozabiliriz.”

  • Bakan Müezzinoğlu: “Çocukları cadı geliyor, öcü geliyor diyerek korkutan anlayışı millete yansıtmaya güçleri yetmeyecek”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) son 30 yıldır milletten korkuyor ve milletle ilgili ne varsa onu vesayet, güç odaklarına götürüyor. Ama ne yaparsa yapsın artık ’hani bak çocukları cadı geliyor, öcü geliyor’ diyerek korkutan anlayışı millete yansıtmaya güçleri yetmeyecek” dedi.

    Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Bursa 45’inci İl Danışma Meclisi toplantısına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, AK Parti Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun’un yanı sıra çok sayıda partili katıldı.

    Burada partililere seslenen Bakan Müezzinoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) son 30 yıldır milletten korkuyor ve milletle ilgili ne varsa onu vesayet, güç odaklarına götürüyor. Ama ne yaparsa yapsın artık ’hani bak çocukları cadı geliyor, öcü geliyor’ diyerek korkutan anlayışı millete yansıtmaya güçleri yetmeyecek. Cumhuriyet Halk Partili seçmen de dahil vizyonu CHP Genel Başkanından ve yönetiminden daha ileride. Dünyayı görüyor. AK Parti’nin yaptıklarını, milletin hedeflerini görüyor ve bu anlamda dünya ile yarışan bir Türkiye’nin onun için de bir kazanım olduğunu farkına varıyor. Dikkat ederseniz hep dedikodu, iftira ve sığ cümleler kuruyor” dedi.

    Yolda gelirken arabada CHP Genel Başkanı’nı dinlediğini ifade eden Müezzinoğlu, “Diyor ki ’Yargı siyasallaşıyor, yargıç onun istediği kararı vermezse ertesi gün görevine son verilir.’ Değerli arkadaşlar resmen yalan söylüyor. Anayasa Mahkemesine seçilmiş üyeleri 12 yıl görevin başından kimse alamaz. 12 yıldan önce bir farklı nedenle hak vaki oldu, onun yerine atama yapılacak, o atamada oraya yine 12 yıllığına gelecek” diye konuştu.

    Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerine de değinen Müezzinoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 4 yıllığına 7 HSYK üyesini seçecek. Peki TBMM bu milletin milli iradesi değil mi? Bu 7 üyeyi TBMM seçecek, cumhurbaşkanı da 4 üyeyi seçecek. Daha önce seçilen HSYK üyeleri siyasi değiller miydi? Siyasi tercihleri yok muydu? Siyaseti bu kadar aşağılayan, siyasete bu kadar güvenmeyen ve milletin seçtiklerini de aşağılayan veya küçük gören bir anlayış ancak bu kadar sığ, ancak bu kadar seviyesiz olur” ifadelerini kullandı.

    Yapılacak olan referandum hakkında da konuşan Müezzinoğlu, “CHP gençlere hayır dedirtmeye çalışıyor. 18 ve 25 yaşına kadar oy kullanan gençler kendi kendinizi inkar edemezsiniz. Kendi hak ve hukukunuzu reddedemezsiniz. Sizin hakkınız olana karşı hayır diyemezsiniz. Çünkü bakın bunların anlayışı dolayısıyla daha önce getirmek istediğimiz seçme hakkı ile birlikte seçilme hakkınız bu anayasa oylamasında var. Her bir yaşta 1 milyon 200 bin oy var. Yani 18 ile 25 yaş arasında 10 milyon oy var. Bu 10 milyon oya CHP diyor ki ’Sen bana güven hayır’ de. Çünkü senin belediye meclis üyesi, muhtar, belediye başkanı, milletvekili, bakan olmayı layık görmüyor” dedi.

  • Bakan Bozdağ: “Milletten korkmayın, anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın”

    Referanduma götürülen Anayasa değişikliğini Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarafından Anayasa Mahkemesine götürülmesinin doğru olmadığını belirten Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Milletten korkmayın anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın” dedi.

    Bir dizi etkinlik için Yozgat’ta gelen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat Valiliğine ziyarette bulundu. Bakan Bozdağ burada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasa değişikliğini, Anayasa Mahkemesine götürmesine yönelik açıklamalarda bulundu.

    Dün itibariyle anayasa değişikliği teklifinin Cumhurbaşkanlığına sunulduğunu hatırlanan Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanımızın anayasa değişik teklifini referanduma götürme kararı veren onayının Resmi Gazetede yayınlanmasını takip eden 60. günden sonraki ilk Pazar günü yapılacaktır. Dün itibariyle anayasa değişiklik teklifi Cumhurbaşkanlığı makamına sunuldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın incelemesi söz konusu. Burada 15 günlük bir süre var. Bu süreyi doldurur mu doldurmaz mı ne kadar süre sonra bu konuda karar verir onu bilme imkanımız yok. Ancak önümüzdeki takvim 3 aşağı 5 yukarı gözüken bir takvimdir. Önümüzdeki 9-16 Nisan tarihleri daha yakın tarihler olarak görülmektedir. Ancak bunun nihaiyi şekli Cumhurbaşkanımızın onayına göre şekillenecektir” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Anayasa Mahkemesine gideceğini açıklamasına ise Bakan Bozdağ, “Hem Genel Başkanları hem de parti adına konuşanlar açıkladı. Bu her zamanki yanlışlarını tekrar edeceklerini açıklamaktır. Bu güne kadar halka giden her meseleyi CHP, halka gitmesin diye engellemeye çalışmıştır. 2010 anayasa Değişikliğine ilişkin teklifte CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldü. Daha başka çok şey de Anayasa Mahkemesine götürüldü. Aman millete konu gitmesin diye. Hatırlarsanız daha önce Cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmesine ilişkin değişiklik o zaman parlamento yapmıştı. O zamanda CHP zihniyeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın 367’nin üzerinde kabul oyu almasına rağmen o da halka götürüldü” ifadelerine yer verdi.

    “Şu anda CHP’nin yapması gereken şey Anayasa Mahkemesine gitmemektir, doğru olan budur” diyen Bakan Bozdağ, “Çünkü ortada henüz yapılmış anayasa değişikliği yoktur. Anayasa değişikliğini yapma kararı almış ve bu kararın doğruluğunu bir de millete soralım diyen bir parlamento kararı vardır. Anayasa değişikliği, halk oylaması sonucu milletin kabulü üzerine olacaktır. Şimdi millete giden bir değişikli Anayasa Mahkemesine götürmenin bir anlamı var mı? Yok. CHP maalesef götürüyor. Biz diyoruz ki milletten korkmayın, milletten kaçmayın. Anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın. Milletten kaçmanın, milletten korkmanın demokraside izah edilebilir bir yönü yoktur. Eğer halka inanıyorsanız adınız Halk Partisi inanmanız lazım. O zaman halka güvenmeniz gerekir. O zaman derdinizi gidin halka anlatın halk karar verecektir. Ben CHP’nin halktan bu kadar korkmasını kaçmasını ve meselenin halkın hakemliğine götürülmesinden rahatsız olmasını gerçekten anlamıyorum. Bırakalım halk karar versin halk ne diyorsa biz ona uyacağız. Halkımız Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet diyecekse bundan neden korkuyorsunuz neden çekiniyorsunuz? Bu millet neyin hayrına, menfaatine, zararına olduğunu hepimizden çok daha iyi bilecek bir basirete sahiptir” şeklinde konuştu.

    Bakan Bozdağ son olarak ise şu görüşlere yer verdi: “CHP’nin bazı temsilcileri, CHP zihniyetinde olan bazı gazeteciler, bazı çevreler şimdiden Türk halkına hakaret etmeye başlamışlar. Bunlar kendilerini çok akıllı zannediyorlar veya çok bilgili zannediyorlar. Onların cehaletleri bildiklerinden çok daha fazla. Türk milleti onların hepsinden daha akıllı ve geleceği daha iyi gördüklerine yürekten inanıyorum. Ama oturmuşlar, orada burada kendilerini bir yerde, milleti bir yerde görüyorlar. Hakaretin bin bir türünü yapıyorlar. O hakaretlere de milletimiz sandıkta eminim ki en büyük cevabı verecektir ondan da şüphemiz yoktur”