Etiket: Milattan

  • Geçmişi milattan önce 4 binli yıllara dayanan ’Kaytan’ bugünlerde modaya hayat veriyor

    Geçmişi milattan önce 4 binli yıllara dayanan ’Kaytan’ bugünlerde modaya hayat veriyor.

    Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alan ip dokuma sanatı ’Kaytan’ eskiden yük taşımada kullanılırken bugün çantadan kıyafet süslemelerine kadar bir çok üründe kullanılıyor.

    Trabzon Ortahisar Halk Eğitim Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Alacahan’da unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında gösterilen kaytan sanatının günümüzdeki yerini alması için başlatılan çalışmalar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Düzenlenen kurslara vatandaşlar ilgi gösterirken hem kaybolmaya yüz tutmuş el sanatları tekrar günümüze kazandırılıyor hem de kursiyerler aile bütçelerine katkıda bulunuyor.

    Alacahan’da kaytan eğiticiliği yapan Yasemin Revi, Kaytan’ın eskiden yük taşımada ve bebekleri sırtta taşımada kullanıldığına dikkat çekerek bugün artık moda sektöründe en çok tercih edilen ürünler arasında yerini aldığını söyledi. Revi, “Kaytan, ip dokuma sanatıdır. Eskilerimiz Kaytanı yüklerini taşımada, çocuklarını sırtlarında taşımada kullanmışlar. Günümüzde ise daha çok çanta sapı, kıyafet süsleme, takıda kolye, bileklik, kapı süslemelerinde, beşik, kırlent örtülerinde kullanılıyor. Dolayısıyla yeni farklı ürünler çıktıkça bu sanata merakta artıyor. Moda sektörüne her geçen gün daha fazla giriyoruz. Mesela kaytanlı çantalar çok tutuluyor. Tanıtıma ihtiyacımız var. Kursiyerlerimizin de yoğun ilgisi olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

    Kursiyerlerden Serkan Kum da Kaytan sanatını ilk babaannesinden gördüğünü belirterek Kaytan’ın yeni nesile tanıtımının çok önemli olduğunu söyledi. Kum “Eskiden erkekler de bu sanatı yaparmış. Başlayalı 1 yıl oldu. Şu anda çanta sapı yapıyorum. Ara vermeden çalışırsam bir günde yaparım. Unutulmaya yüz tutmuş sanat olduğu için pek tanınmıyor. Bu sanatı yeni nesile tanıtımı çok önemli. Dolayısıyla meslek yeterince tanıtılmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

    Kaytan’ın geçmişi

    Kaytan geçmişi M.Ö 4000 yıllara dayanan bir dokuma tekniğidir. İlk olarak aynı dokuma tekniği ile Mısır Kralı II. Ramses Kuşağı olarak da adlandırılan bir dokuma tekniğidir. Günümüze Trabzon yöresinde, yoğun olarak Şalpazarı, Tonya ve Düzköy ilçelerinde yöresel motifler ile dokunup, günlük hayatta kullanılmaktadır. Tarihsel süreçte kaynak tekniği, çadır süslemelerinde, Heybe ve sepet süslemelerinde evcil hayvan süslemelerinde, yöresel giysi süslemelerinde kullanılmıştır. Bunların yanında kaytan el sanatı günlük hayatta ev ve giyim aksesuarı için kullanılmaktadır.

  • Milattan önce 6. yüzyıla ait tarihi eserler ele geçirildi

    Denizli’de, tarihi eser kaçakçılığı yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonda 6’ncı yüzyıla ait olduğu değerlendirilen tarihi eserler ele geçirildi. Operasyonda bir kişi gözaltına alındı.

    Denizli’de, tarihi eser kaçaklığı yapıldığı ihbarı alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çalışma başlattı. Çalışma kapsamında başka illerden Denizli’ye kaçak yollarla tarihi eserleri getiren bir kişi tespit edildi. Belirlenen adrese yapılan operasyonda, 1 kişi gözaltına alınırken, aramalarda 141 adet sikke ve 31 adet obje olmak üzere toplam 172 adet tarihi eser ele geçirildi.

    Ele geçirilen tarihi eserleri inceleyen Müze Müdürlüğü tarihi eser sikke ve objelerin M.Ö. 6’ncı yüzyıda Pers, Hellenistik, İslami, Bizans, Grek, Roma dönemine ait olduğunu, eserlerin bronz ve gümüş cinsinde olduğu tespit etti. Üzerinde Roma İmparatorluğuna ait büst, Zeus’un sağ elinde kartal, dört ışınlı yıldız figürlü sikkelerin bulunduğu açıklanırken, sikkelerin M.Ö. 6’ncı yüzyılda basılan ilk sikkelerden olduğu, ayrıca Denizli Müze Müdürlüğünde bu döneme ait sikke bulunmadığı ve bu sikkelerin ilk kez bulunduğu belirtildi.

    Ele geçirilen 172 adet tarihi eser ve sikke Denizli Müze Müdürlüğüne teslim edildi.

    Yakalanan şüpheli hakkında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefet suçundan işlem yapıldı.

  • Milattan Önce 3000’li Yıllara Ait Oyun Taşları Bulundu

    Batman Müze Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan kazı çalışmalarında milattan önce 3000’li yıllara ait olduğu düşünülen oyun taşları bulundu. Oyunun satrancın atası olduğu düşünülüyor.

    Batman Müze Müdürlüğü ekipleri tarafından Siirt’in Başur höyüğünde yapılan kazı çalışmalarında milattan önce 3000’li yıllara ait olduğu tahmin edilen oyun taşları bulundu. 39 parçadan oluşan oyun taşlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Müze Müdürü Vehbi Yurt, kazı çalışmalarında bulunan oyun taşlarının nasıl oynandığına dair ellerinde bir bilgi olmadığını belirtti. Ancak farklı taş ve farklı şekiller olduğu için satrancın atası yani bir strateji oyunu olduğunu tahmin ettiklerini anlatan Yurt, “Japonya, Çin ve Türk bilim adamları ile beraber bu oyunun nasıl oynandığına ilişkin liselerarası bir yarışma düzenleyeceğiz” dedi.

  • 3 Taş Oyunu Milattan Önce De Oynanmış

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Assos Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, ilginç bir detay bulundu. Antik dönemde yaşayan insanların, vakitlerini geçirmek için yere çizdikleri sembollerle bugün ‘3 Taş’ olarak bilinen oyunu oynadıkları ortaya çıktı.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında, Assos antik kentinde yürütülen kazı çalışmaları, o denemle ilgili sosyal hayata dair bilgileri de gün yüzüne çıkarıyor. Assos’ta bu yıl yapılan kazılarda, günümüzde ‘3 Taş’ olarak bilinen oyunun, 2 bin 300 yıllık bir geçmişi olduğu ortaya kondu. Kentin batı kapısında yürütülen çalışmalarda, kente girmek için bekleyen kişilerin oturması için taş banklar yapıldığını, bu bölgede de vakit geçirmek için oyunlar oynandığını söyleyen Arslan, “2015 yılı çalışmalarımızda, kentin en önemli kapısı olan ve Batı tarafında yer alan iki tarafı büyük kulelerle desteklenmiş ana girişinde kazılar gerçekleştirdik. Bu kazılar sırasında, bu ön giriş zemininin taşlarla döşeli olduğu ve bu taşlar üzerinde de iki adet oyun çizildiğini gördük. Bu oyun, daire şeklinde ve merkeze 8 tane çizgiyle bağlanmış. Günümüzde ‘3 taş’ dediğimiz oyunun bir benzeri. İki kişiyle ve üçer taşla oynanıyor. Kapının önünde bunun bulunmasını şöyle yorumluyoruz; O dönemde, özellikle şehrin kapıları akşam hava karardığı zaman kapatılıyor. İnsanlar şehre geldikleri zaman burada beklemeleri gerekiyordu veya boş zamanları değerlendirmek isteyebilirlerdi. Bunun için en güzel yöntemlerden birisi de oyun oynamak. Burada bekleyen kişiler, bu alanlarda bu tür oyunları oynadıklarını biz biliyoruz. Bunun dışında şehrin diğer bölgelerinde açık alanlarda, kamusal alanlarda benzeri oyun çizimlerinin var olduğu bilinmekte. Roma döneminde, daha karmaşık oyunların taşlar üzerine çizildiğini, farklı kentlerdeki örneklerini bilmekteyiz” dedi.

    3 Taş oyunu hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Nurettin Arslan, “Bu oyun bir daire ve dairenin merkezine çizilmiş çizilerden oluşuyor. Burada amaç; Bir oyuncunun 3 taşı aynı açı üzerine getirmesi prensibine dayanıyor. Genellikle o dönemde insanlar taş yerine seramik parçaları yada bunun için pişmiş topraktan yapılmış küçük yuvarlak objeleri kullandıklarını da biliyoruz. Bazen küp şeklinde kemikten yapılmış pullar da kullanılabiliyor. Günümüzde biz bunu bu daha çok kare şeklinde biliyoruz. Çapraz mektup şeklinde. O dönemde değirmen tipi dedikleri bir oyun. Bu oyun çizilmesi kolay olduğu için de kentin tüm açık alanlarında bu oyunlardan görmek mümkün” diye konuştu.