Etiket: Mide

  • Çocuklar Duymasın’ın Gülfidan Halası Tüp Mide Ameliyatı Oldu

    Çocuklar Duymasın dizisinin Gülfidan halası, Dondurmam Gaymak, Mandıra Filozofu gibi pek çok sinema filminin ve dizinin başarılı oyuncusu Gülnihal Demir, Özel Karataş Hastanesi’nde tüp mide ameliyatı oldu.

    Uzun yıllar fazla kilolarıyla mücadele eden ünlü oyuncu Gülnihal Demir, tüp mide ameliyatı oldu. Kendisi gibi oyuncu olan oğlu Yiğit Dören’in de yönlendirmeleri ile Karataş Hastanesi Obezite Cerrahisi Birimi’ne başvuran Demir, Opr. Dr. Türker Karabuğa ve ekibi ile gerçekleştirdiği görüşmeler ve detaylı tetkikler sonrası operasyon uygun bulununca ameliyat oldu. Diyabet, uyku apnesi, eklem sorunları gibi obeziteye eşlik eden pek çok sağlık problemi olan Demir, daha sağlıklı ve konforlu bir yaşam için ilk adımı attı. Hastane personeli ve sevenlerinin bu sağlık serüveninde kendisini yalnız bırakmadığı Gülnihal Demir, yakında yepyeni görüntüsü ve yepyeni projelerle yeniden sevenleri ile bir arada olacağı günlerin heyecanı içinde yaşıyor.

  • Tüp Mide Ameliyatıyla 50 Kilo Zayıfladı

    Obezite ve Diyabet Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Aziz Sümer’in yaptığı obezite ameliyatıyla yeniden doğan Emel öğretmen, 6 ayda yaklaşık 50 kili zayıfladı.

    Türkiye’de de obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Obezite ameliyatı ile yeniden doğan Emel öğretmen, yaşadığı zorlukları ve ameliyat ardından değişen yaşamını anlattı. Çok zorluklar çektiğini belirten Emel öğretmen, ’’Artık otobüse biniyorum, yürüyebiliyorum ve en önemlisi öğrencilerim bana sarılabiliyor’’dedi.

    ’’AMELİYAT ÖNCESİ İNANILMAZ ZORLU HAYATIM VARDI’’

    Obezite ameliyatı olan öğretmen Emel hanım, ’’Ameliyat önce inanılmaz zorlu hayatım vardı. Toplum olarak obez kitleyi içinde barındırmıyorlar. Bizi görüp gülüyorlar, eğleniyorlar ama neler yaşadığımız bilmiyorlar. Onlar için eğlence kaynağıyız. Bizler bu durumdan mutlu değildik. Otobüse binmek istediğim zaman bizi almak istemiyorlardı. Ben öğretmenlik yapıyorum. Öğrencilerim beni gördüğü zaman korkuyorlardı. Beni tanıdıkça seviyorlardı. Çünkü dış görünüşüm korkunçtu” dedi.

    ’’ÖĞRENCİLERİM ARTIK BANA SARILABİLİYOR’’

    “Ameliyat sonrası öğrencilerim bana sarılabiliyor” diyen Emel hanım, ’’İnsanlar bana eskisi gibi bakmıyorlar, gülmüyorlar ve dalga geçmiyorlar. Öğrencilerin bana sarılıyor, koşabiliyorum. Artık otobüse binmeyi tercih etmiyorum, yürüyorum. Yürümenin güzelliklerinin farkına varıyorum. Hayatımda her alan her şey çok güzel. Kardeşimle beraber ameliyat oldum. Yaklaşık 155 kiloydum şuan 103 kiloyum çok mutluyum. Daha da vermeye devam edeceğim inşallah. Kardeşim de aynı şekilde 130 kilo girdi ameliyata şuan 90 kiloya kadar düştü. Artık evimizde geniş alan var. İki kardeş olarak artık hayata farklı bakıyoruz. Mutfakta rahat hareket edebiliyoruz. İdeallerimiz ve fikirlerimiz değişti’’ ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Aziz Sümer de, ’’Emel hanım bize yaklaşık 6 ay önce başvurdu. 155 kg ağırlığındaydı. Hastalıklı obezite dediğimiz morbit obezitesi vardı. Kilosunun yanı sıra şeker hastalığı, uyku apnesi ve tansiyon problemleri olan bir hastaydı. Ameliyat olmasını önerdik ve kendisi kabul etti. Tüp mide ameliyatı uyguladık. Yaklaşık 6 ayda 50 kg verdi. Şuanda daha sağlıklı, en azından uyku apnelerinden kurtuldu’’ dedi.

    “EMEL ÖĞRETMENE TÜP MİDE TİPİ AMELİYAT YAPTIK’’

    Ameliyatın kararını kendisinin verdiğini belirten Doç. Dr. Sümer, ’’Morbit obez hastalar ciddi uyku problemi, solunum problemi ve bunun yanında tansiyon ve şeker hastalıkları olduğu için bir çare arayışı içinde oluyorlar. Emel hanım ve kardeşi morbit obeziteden ve diyabetten muzdariptiler. Onlar bize ulaştılar, biz onlara gerekli bilgileri verdik, ameliyat olmalarını önerdik. Değerlendirmeler yapıldıktan sonra beraber hangi ameliyatı olacaklarına karar verdik ve ameliyatı uyguladık. Emel hanıma uygun olan tüp mide tipi ameliyatını yaptık. Ameliyat tiplerine karar verirken hastanın kilosu, yandaş hastalığı, kişisel özellikleri, yemek alışkanlıkları vb kriterleri göz önüne alarak karar veriyoruz. Riskleri, avantajlar ve dezavantajları konuşuldu. Birlikte karar verdik ve tüp mide ameliyatını uyguladık’’ diye konuştu.

    OBEZİTE HASTALARI TOPLUMSAL TACİZ VE MOBBİNGE MARUZ KALIYORLAR

    Obezite hasalarının toplumsal taciz ve mobbinge maruz kaldığına dikkat çeken Doç. Dr. Sümer, <2Bu mobbing evde başlıyor. Okul arkadaşlarının ve yaptıkları meslekte her türlü taciz ve mobbinge maruz kalıyorlar. Örneğin, 150-200 kg ağırlında bir obezite hastasının uçakta koltuk bulması zor, bu bile kurumun ya da kurumların obezite hastalarına uyguladıkları bir tacizdir. Emel hanımın mesleği üzerinden yola çıkarsak kendi mesleğini icra etmekte zorlanan bir hastamızdı. Ders verdiği çocukların tacizinden meslektaşlarının sözlü veya görsel bakış bile obezite hastamızı taciz etmeye yetiyor. Obezitenin bir hastalık olduğu algısını topluma yerleştiremiyoruz. Obezite ciddi ve kanser kadar tehlikeli hastalıktır’’ ifadelerinde bulundu.

    ’’TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 2 MİLYON MORBİT OBEZİTE HASTASI VAR’’

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite hastalığının artığını vurgulayan Doç. Dr. Sönmez, ’’Hastalıklı obezitede tek güncel tedavi yönteminin bariatrik cerrahi olduğunu biliyoruz. Laparoskopik cerrahinin gelişmesiyle birlikte obezite cerrahi ameliyatlarda bu işin eğitimini almış deneyimli ellerde, safra kesesi ameliyatı ve apandisit ameliyatı kadar riski az güvenilir ameliyatlar olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’de rakamlar gittikçe artıyor. Yaklaşık 2 milyon insan morbit obeziteden muzdarip durumdalar. Bu insanları cerrahi tedaviden fayda görmesi gerekiyor. Katlanarak obezite cerrahisi sayısı artıyor’’ dedi.

  • Mide Ülseri Ve Kanserinde Bakteriyle Tedavi Umudu

    Turgut Özal Üniversitesi (TÖÜ) mide ülseri ve tedavisinde önemli bir başarıya imza attı. Üniversitenin ATOMS iGEM Takımı midede bu iki hastalığa sebep olan bakteriyi bir başka bakteride genetik değişiklik yaparak yenmeyi başardı. Hastalık yapan bakterinin etkisiz hale getirilebileceği laboratuvar ortamında kanıtlandı. Çalışma ABD’de dünyanın en saygın sentetik biyoloji yarışması iGEM’de gümüş madalya aldı.

    AMANSIZ HASTALIĞA AMANSIZ MÜCADELE

    Mide ülseri ve kanseri ülkemizde ve dünyada milyonlarca insanın pençesine düştüğü hastalıkların başında geliyor. Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve öğrencilerinin oluşturduğu iGEM ATOMS Takımı bu iki amansız hastalıkla mücadelede farklı bir tedavinin yolunu genetik çalışmayla açtı. TÖÜ İGEM, projeyi 16 kişilik bir öğrenci takımıyla hazırladı. Başkanlığını Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Gündüz’ün yaptığı takıma diğer hocalar da danışmanlık yaptı. Ekip de tıp fakültesi 1., 2. ve 3. sınıf öğrencilerinden oluştu.

    TEDAVİDE İLACIN DIŞINDA YENİ YOL

    Takım ‘mide ülserine ilaç tedavisiyle değil de bakterilerle bir çözüm bulabilir miyiz’ sorusuna yanıt aradı. 1 yıldan uzun bir zaman diliminde yapılan genetik araştırmalar sonucunda Ecoli adlı bakteriye, helicobacterpylori denilen ve mide ülserine sebep olan bakteriyi yenebilmesi için çeşitli fonksiyonlar kazandırıldı.

    BAKTERİ UZAKLAŞTIRILDI

    TÖÜ Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Gündüz konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

    “Helicobacterpylori bakterisi insanların çoğunda ülser hastalığına veya gastrik kansere sebep oluyor. Biz projemizde bu bakteriyi bir başka bakteri ile öldürmeyi hedefledik. Ve başarılı olduk. Helicobacterpylori’yi vücuttan uzaklaştırdığınız zaman ülser hastalığını vücudun kendisi tamir edebiliyor. Ancak gastrik kanser yani mide kanseri için böyle bir durum söz konusu değil. Onun için özel bir tedavi metodu geliştirmemiz gerekiyordu. Bunu da hazırladığımız bir genetik devre sayesinde yapmaya çalıştık. Bir miktar da başarılı olduk. Bu konuda çalışmalarımız devam edecek. ’Proje ABD’de düzenlenen iGEM’de Dünya Üniversitelerarası Genetik Mühendisliği ve Sentetik Biyoloji Yarışması’ndan gümüş madalya ile döndü.

  • Tüp Mide Ameliyatı Olanın Kalp Krizi Riski Azalıyor

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Abdullah Uluçay, tüp mide operasyonu geçirmiş kişilerin uyku apnesi, hipertansiyon, diyabet ve kalp krizi riskinin azaldığını söyledi.

    Hatay’ın İskenderun ilçesindeki Gelişim Hastanesi’nde görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Abdullah Uluçay, sağlıklı olmak ve kalmak için spora başlamadan önce hekim görüşü almanın önemine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz hafta içerisinde ülkemizin önde gelen iş adamlarından biri spor yaparken kalp krizi geçirdi ve yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yaşanan üzüntü verici bu olay sonrasında iş ve günlük yaşantımızda ‘Tüp mide operasyonu geçirmek veya spor yapmak kalp krizini tetikler mi?’ sorusu soruluyor ve bu soruya bilinen kalp sorunu olanlar ve olmayanlar yanıt arıyor. İlk olarak tüp mide operasyonu geçirmiş olmanın kalp krizi için tetikleyici bir faktör olmadığını söylemekte fayda var. Aksine bu operasyonu geçirenlerde uyku apnesi, hipertansiyon, diyabet ve kalp krizi riski azalıyor” dedi.

    Sağlıklı olmak ve kalmak için spora başlamadan önce hekim görüşü almak gerektiğini belirten Dr. Uluçay, “Profesyonel sporcuların belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçtiğini hepimiz biliyoruz. Özellikle orta-ileri yaşlarda kontrolsüz bir şekilde spora başlamak sorun yaratabilir. Koroner kalp hastalarında kalp sağlığı için tempolu yürüyüş yapılmasını öneriyoruz. Ev veya iş hayatındaki günlük koşuşturmaya ek olarak yürüyüş yapılmasını öneriyoruz. Yeni başlayacaklar için giderek artan mesafelerde olmak üzere günlük en az 30 dakika kadar yürüyüş öneriyoruz. Haftada 5 gün kadar yürüyüş yapılmalıdır. Yemekten hemen sonra tempolu yürünmesi doğru değil, öğün üzerinden 2-3 saat kadar geçmeli. Çok soğuk havalarda rüzgâra karşı yürüyüş yapılmamalı. Yürünecek bölgenin eğimi düz olmalı, dik bölgelerde tempolu yürüyüş kalbin iş yükünü gereğinden fazla artırabilir. Kişinin egzersiz kapasitesi iyi ise hafif tempoda koşu da yapılabilir” diye konuştu.

    Egzersizin faydaları hakkında bilgiler veren Uzm. Dr. Abdullah Uluçay, şunları kaydetti:

    “Düzenli egzersiz yapanlarda bazı kanser türlerinin, şeker hastalığının, hipertansiyonun, inmenin, kemik erimesinin, obezitenin daha az görüldüğünü biliyoruz. Düzenli egzersiz yapanlarda depresyona da daha az rastlanıyor. Özetlemek gerekirse orta ve ileri yaşlarda hekim görüşü alınmadan yapılacak patlayıcı güç gerektiren egzersizleri önermiyoruz. Örnek vermek gerekirse 50 yaşında düzenli egzersiz alışkanlığı olmayan bir erkek bireyin kalp sağlığını korumak için haftada 2 gün halı saha maçı yapması doğru değildir.”

  • Kardiyolog Prof. Dr. Atilla Bitigen: ‘’Mide Ameliyatları Kalp Krizini Tetiklemez’’

    Her yıl binlerce kişinin yaşamını yitirdiği kalp krizini tetikleyen unsurlar hakkında bilgi veren Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Atilla Bitigen, mide küçültme ameliyatlarının kalp krizini tetikleyen bir etken olmadığını vurguladı.

    Kalbi besleyen kalp damarlarının ani tıkanması, pıhtı ile dolması ve kalp kasının hasar görmesi sonucunda meydana gelen kalp krizini tetikleyen durumlara değinen Kardiyoloji Uzmanı ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Bitigen, ‘’Ciddi obezite durumu olan hastalarda yapılan ameliyatların kalp krizini tetiklediği şuanda kadar görülen bir durum değil. Bu konuda herhangi bir çalışma ve veri yok. Bu ameliyatları geçiren kişilerin tansiyonlarının, şekerlerinin daha fazla regüle olduğu, kalp sağlığının daha iyi olduğu, zinde olma durumlarının ve hayat kalitelerinin arttığı, uykularının daha düzenli olduğu gibi veriler mevcut. Bu nedenle kalp krizi ile mide veya mide küçültme ameliyatları arasında herhangi bir ilişki söz konusu değil’’ ifadelerinde bulundu. Ancak kişinin bilinen bir kalp hastası olması durumunda yüksek risk grubunda olduğunu belirten Bitigen, ‘’Yani kalp hastalığı olan bir kişide ani ölüm ve kalp krizi riski normal bir kişiye oranla daha yüksektir. Bu nedenle bu kişilerin ağır egzersizlerden kaçınması gerekir. Bu kişilerin programlı spor yapması önerilirken, soğuk havada veya tok karnına egzersiz yapması tavsiye edilmez. Ağır sporların yerine yürüme, egzersiz gibi kalp dostu sporlar yapılması tercih edilmelidir’’ dedi.

    KALP KRİZİNİ NELER TETİKLER?

    Ağır stres ve travma durumlarının, ani üzüntülerin ve yapılan ağır sporların kalp krizine yol açan en önemli unsurlar olduğuna dikkat çeken Bitigen, ‘’Özellikle kış aylarında soğuk havanın etkisiyle kalp krizlerinin daha fazla oluyor. Günün erken saatlerinde, spor veya hareket halindeyken de kriz riskinin yüksek’’ dedi.