Etiket: mezar

  • Anıt mezar çalışmaları hızla devam ediyor

    Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için yapımı devam eden anıt mezar çalışmalarını inceledi.

    9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için İslamköy Çalca Tepe’de anıt mezar yapım çalışmaları devam ediyor. Vali Ömer Seymenoğlu da yapımı devam eden anıt mezar çalışmalarını yerinde inceledi. Seymenoğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mahmut Zadeoğlu ile yüklenici firma yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Terör örgütlerinin açtıkları çukurları kendilerine mezar edeceğiz”

    Denizli (İHA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terör örgütlerinin açtıkları çukurları kendilerine mezar edeceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de 1 milyar 349 milyon değerindeki yatırımların toplu açılışını yaptı. Denizli Delikliçınar Şehitler Meydanında düzenlenen açılışta vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli mesajlar verdi. “Allah nefes verdiği sürece, aynı şekilde bu yolda birlikte yürüyeceğiz. Denizli’ye elimiz boş gelemezdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 1 milyar 349 milyon lira olan eserleri hizmete açıyoruz. Tam 135 eseri hizmete sunduk. Çardak Belediyesi 5 kalem, Sarayköy 3 kalem, Honaz 11, Pamukkale 31, Çivril 15, Acıpayam 5, Çameli 2, Tavas 4, Serinhisar 1 kalem, Merkezefendi 8, Güney 7, Kale 4, Baklan 13 kalem yatırımı nihayete erdirdi. Tüm bu yatırımları resmen hizmete açıyoruz. Bu yatırımların hayata geçirilmesinde emeği olan herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

    “CHP bu işten anlamaz”

    Belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu ifade eden Erdoğan, “CHP bu işten anlamaz. Ben İstanbul’u CHP’den aldım. İstanbul neydi biliyor musunuz? Susuzdu, çöp dağları vardı. Hava kirliliği tavan yapmıştı. Susuzluğun olduğu İstanbul’a 180 kilometreden dağları delerek su getirdik. 2040 yılına kadar su sıkıntısı çözdük. İzmir’de bile su sıkıntısı vardı, biz çözdük. Baraj yapmak belediyelerin görevidir, yapamadılar biz yaptık. Şimdi inşallah İzmir’i de alacağız, ona hazırlanıyoruz. Hep birlikte gayret göstereceğiz. İstanbul’da çöp dağları yükselmişti. Ümraniye Belediyesinde çöp patladı, 39 vatandaşımız öldü. CHP’li belediyeydi. Herkes bunu unuttu. Kimse bunun hesabını sormuyor. Bay Kemal bundan haberin var mı? Önce bunun hesabını ver. Hava kirliliği almış başını gidiyor, gazeteler maske dağıtıyordu. CHP demek çöp demektir. CHP demek susuzluk, hava kirliliği, yolsuzluk, yasaklar demektir. Biz bunları kaldırdık. Şimdi daha iyi olacak inşallah. Kurulduğumuz günden beri merkezi yönetimde, mahalli idarelerde Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 10 katı hizmetler kazandırdık” şeklinde konuştu.

    “Bunların işi gücü okey istekasını koyacak, tuğlaları dizecek”

    İstanbul’da 5 ayrı Millet Bahçesinin açılışının yapıldığını ifade eden Erdoğan, “Millet Kıraathaneleri dedik. Muhteşem Millet Kıraathaneleri açıyoruz. İçinde simit, çay, kek hepsi ücretsiz olarak ikram ediliyor. CHP çıktı, ‘AK Parti kumarhane açıyor” dedi. Dervişin zikri neyse fikri de odur. Derviş değil bunlar farklı. Bunların işi gücü okey istekasını koyacak, tuğlaları dizecek. Kıraathane ne? Okuma yeri. Manasını bilmiyor. Buraya gençlerimiz gelecek, derslerini çalışacak. Çayını, kekini, simidini orada bulacak. Bu bir lütuf değil, devletin milleti ile kaynaşması demektir. Türkiye büyüdükçe, insanların hayalleri de büyüdü. Bugün insanlarımız, işinde kariyer, evinde konfor, hizmette kalite için yarışıyor. Geçmişte bir avuç azınlığın sahip olduğu hizmete bugün herkes ulaşabiliyor. Eksiklerimiz yok mu? Elbette var ama Rabbimize hamd etmemiz gereken bir seviyede bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Terör örgütlerinin açtıkları çukurları kendilerine mezar edeceğiz”

    Türkiye’nin yükselişinin herkes tarafından görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece ana muhalefet partisi bu gerçeklere kör, sağır ve laldir. 31 Mart içinde tek bir projeleri var. O da AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a saldırmak. Bunun için terör örgütleri ile işbirliği yapmaktan, darbe çığırtkanlığına, ülkede kaos çıkarma çağrısından, Türkiye’yi dünyaya şikayet etmek gibi her türlü rezilliği yapmaktan geri durmuyorlar. Bay Kemal bak; terörle mücadelede neler yapıyoruz gördün mü? Sincar’a girdik mi? Girdik. Uçaklarımız o teröristlere oraları mezar yaptı mı? İftihar etmen lazım. Unutma Bay Kemal; o kol kola gezdiğin terör örgütlerinin mensupları var ya, onların açtıkları çukurları kendilerine mezar edeceğiz. Sen kimlerin yanında yer alacağını hala öğrenemedin. Sen onların yanında yola devam et, biz milletimiz ile bu yola devam ediyoruz. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ dedik. Geldik mi? Geldik. Afrin’i yaptık mı? Yaptık, Sincar’ı yaptık mı? Yaptık. Nerede bir sıkıntı var ise biz orada olacağız” dedi.

  • Evinde 1,5 ton ağırlığında Roma dönemine ait mezar taşı ele geçirildi

    Afyonkarahisar’da polis ekipleri tarafından bir evde yapılan aramalarda, 1,5 ton ağırlığında Roma dönemine ait, üzerinde Grekçe yazılar bulunan mezar taşı ele geçirildi.

    İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince kent genelinde kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar neticesinde tarihi eser satışı yapacağı tespit edilen bir şahsın ikameti ve eklentilerinde arama yapıldı. Aramada 1,5 ton ağırlığında Roma dönemi 4. yüzyıla ait üzerinde Grekçe yazılar bulunan mezar taşı ele geçirildiği bildirildi.

    Konuya ilişkin, 1 şahıs gözaltına alınırken tahkikatların devam ettiği öğrenildi.

  • Almanya’daki şüpheli ölümler Midyat’ta mezar açtırdı

    Almanya’da 100’den fazla hastayı kalp krizine yol açan ilaç enjekte ederek kasten öldürmekten yargılanan erkek Başhemşire Niels Högel’in kurbanları arasında olduğu iddia edilen Mardinli Ezidi Seyro Duran’ın Mardin’in Midyat ilçesindeki mezarı açıldı.

    Almanya’da 100’den fazla hastayı kalp krizine yol açan ilaç enjekte ederek kasten öldürmekten yargılanan erkek Başhemşire Niels Högel’in kurbanları arasında olduğu iddia edilen Mardinli Ezidi Seyro Duran’ın Midyat ilçesindeki mezarı açıldı. Niels Högel tarafından öldürülen kurbanların tespiti için değişik ülkelerde birçok mezar açılmıştı. Alman hemşirenin kurbanları arasında 4 Türk vatandaşının da olduğunun ortaya çıkmasının ardından Almanya’da yürütülen soruşturma kapsamında kurbanlar arasında yer aldığı iddia edilen Ezidi Seyro Duran’ın mezarının açılmasına karar verildi.

    Seyro Duran’ın oğlu Kemal Duran, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, ’’2005’te annem vefat etti. Biz hastaneye götürdük. Hastaneden ondan sonra birkaç saat geçti, yani rahatsızlık olarak biz hastaneye götürdük ama bizimle konuşuyordu. Yani öyle ölümünü biz hiç beklemiyorduk. 2 saat içinde saat 10 oldu, saat 2’de bize haber geldi. Yani 3-4 saate bize dedi başın sağ olsun, biz de zannettik kalpten. 3-4 sene geçti ondan sonra polis beni çağırdı dedi böyle bir durum var. Erkek bir hemşire birkaç adamı tespit etmişiz, bu adam ilaç veriyor ve ölüyor. Ondan sonra bizde gittik avukat tuttuk. Şu anda herhangi bir şey bilmiyoruz, şimdi o mu öldürmüş kendisi mi şey yapmış. Bakacaklar doğru mu, yanlış mı, nasıl olmuş” dedi.

    Köy Muhtarı Celal Dalan ise, “Seyro teyze 2005’te hastanede vefat etmiş, o zaman biz buraya Oyuklu Mezarlığı’na getirdik defnettik. Bir ay önce biz haber aldık merkezden bu kendi eceli ile değildi. Bir doktor onu ilaçla öldürdü. Allah razı olsun bugün savcı bey, jandarma hepiniz sayenizde mezarını açtık. Onun cesedini İstanbul Tıpa gönderiyoruz’’ ifadelerini kullandı.

  • Alanya’daki mağarada 7 bin yıllık toplu mezar kalıntıları bulundu

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi (FEF) Antropoloji Bölümü tarafından, Antalya’nın Alanya ilçesi Kadıini Mağarası’nda yapılan çalışmalarda 100’ü aşkın bireye ait iskelet kalıntısı bulundu. SDÜ FEF Antropoloji Bölümü Sosyal Antropoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nalan Damla Yılmaz Usta, “İskeletler, Kalkolitik ve Tunç Çağı’nda insanların biyolojik ve morfolojik özelliklerine ışık tutabilecek verileri içeriyor. Bu çalışmayla o dönemdeki Alanya’nın kültür tarihini aydınlatacağız” dedi.

    SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü, Anadolu’nun insanlık tarihi açısından önemli bir keşfe imza attı. SDÜ, Antalya’nın Alanya ilçesindeki Kadıini Mağarası’nda 100’ü aşkın bireye ait iskelet kalıntısı buldu. Buluntular mağara güzergahında yaklaşık 400 ila 800 metreler arasında tespit edildi. İnsan iskeletlerinin, günümüzden 7-5 bin yıl öncesini gösterdiği belirtildi.

    Buluntuların bir diğer öneminin de Anadolu’da ilk kez bu denli yoğunlukta ‘Mağara toplu mezarı’nın gün ışığına çıkarılması oldu.

    “Alanya’da Kalkolitik ve Tunç çağlarında insan yerleşimine ilişkin bu denli çok buluntu yok”

    SDÜ Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Nalan Damla Yılmaz Usta, Ekim 2017’de Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan izinle Alanya Arkeoloji Müzesi başkanlığındaki bir ekiple başlayan bilimsel çalışmalarla Anadolu’nun insanlık tarihine ışık tutacak yeni verilere ulaştıklarını söyledi.

    Keşfin, Ekim 2017’de Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (AKÜMAK) ve Anadolu Speleoloji Grubu Derneği (ASPEG) üyelerinin faaliyetleri sırasında tesadüfen gerçekleştiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Usta, “Mağaracılık ekibinden birkaç arkadaş Antropoloji Bölümü olarak bize ulaştılar. Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Başkanlığından Dr. Öğr. Üyesi Hilal Yakup İpekoğlu ile birlikte anılan bölgeye gittik. Daha sonra Kültür Turizm Bakanlığı izni ile Alanya Müze Müdürlüğü başkanlığında çalışmalara başladık. Alanya Müzesi Müdürü Seher Türkmen Başkanlığında Kadıini Mağarası’nda kurtarma çalışmaları gerçekleştirdik” dedi.

    Analiz ve incelemeler devam ediyor

    Yaklaşık 5 gün boyunca 100’ü aşkın insan iskeleti buluntusunu, bilimsel olarak arkeolojik kazı ve veri toplama yöntemlerini uygulayıp çıkardıklarını, kataloglamasını yaptıklarını, çizim ve fotoğraflama işlemlerinden sonra Kadıini Mağarası dışına çıkardıklarını belirten Usta “Burada sadece iskelet bulmadık. Arkeolojik buluntular da vardı. İskelet kalıntılarını Alanya Müzesinin izniyle Süleyman Demirel Üniversitesi Antropoloji Bölümüne getirdik. Analizlerimiz, incelemelerimiz devam ediyor. İskeletlerin üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

    “İskeletlerin yaşı tahmini, günümüzden 5- 7 bin yıl öncesi”

    Usta, “Buluntular mağaranın yaklaşık 400 ila 800 metreleri arasında kalıyor ve düz bir yolda değil, mağaranın içerisindeki kollarda mevcuttu. Mağarada yıllar içinde su basmaları ve çökmeler gibi birçok hareket olmuş ve bazı kemikler birbirine karışmış durumdaydı. Bazı açmalarda balçığın içinde bir karışma durumu söz konusuydu. Ama bazı örnekler gömüldüğü şeklinde duruyor, bazıları da mağara zeminine zamanla biriken karstik çökeltiyle birleşmişti. Şimdi örneklere baktığımızda gördüğünüz gibi kafataslarının üzerinde bir tabaka var. Bu tabaka karstik oluşum ve tamamen kemiğe yapışmış durumda. Laboratuvar ortamında küçük kazıma işlemiyle bunların bir kısmı çıkarılabildi. Ama büyük çoğunluğu yine kemikler üzerinde mevcut. Bu oluşumla kaplanmayan iskeletler de var tabi ki” şeklinde konuştu.

    “İskeletler, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağlarına ışık tutabilecek önemli veriler içeriyor”

    Buluntuların önemini anlatan Usta, “Alanya tarihinin insanlık açısından Kalkolitik ve Eski Tunç çağlarına tarihlendirilen bir buluntu geçmemişti. Bu açıdan önemli. Tabi mağaradaki 1950’li yıllarda Prof. Dr. Kılıç Kökten hocamızın yaptığı çalışmalarda Üst Paleotik Döneme ait insana ait izler, kalıntılar ele geçmiş. Ama bunlar sınırlı sayıda. Şimdi ise mağaranın içinin insanlar tarafından çok yoğun şekilde kullanıldığına dair bilgiler sunması açısından bu iskeletler gerçekten önemli. Aynı zamanda Anadolu’da özellikle Erken Tunç Dönemine tarihlendirilen iskelet seriye de çok fazla rastlanmıyor. İskeletlerin korunma durumu çok iyi. Çünkü, mağaranın içerisindeki demir iyonları kemiğe işlemiş ve kemiğin yapısını oldukça sertleştirmiş. İskeletler çok fazla bozulmadan günümüze gelebilmişler ve Anadolu’nun bu dönemine ışık tutabilmeleri açısından gerçekten önemliler. İskeletler Kalkolitik ve Eski Tunç Çağlarında insanların biyolojik, morfolojik ve kültürel özelliklerine ışık tutabilecek önemli veriler içeriyor” dedi.

    Analiz netleştiği an bilim dünyasına sunacaklar

    SDÜ’de yaşlandırmayla ilgili de çalışmaların devam ettiğini ifade eden Usta, netleştiği an yayın halinde bilim dünyasına sunacaklarını söyleyerek, “Bu iskeletler neden mağaranın içinde?” sorusunun da cevabını aradıklarını belirtti.

    Usta, “Bu topluluk mağaranın çok derin kısımlarını ölülerini gömdükleri alan olarak kullanıyorlardı, çünkü bunların arasında arkeolojik olarak ölü hediyelerine de rastladık. Bazı iskeletler üzerinde yakıldıklarına dair izler de var. Bunun da tabi ki ölü gömme gelenekleri açısından bir anlamı var. Belki de hasta olan bireylere hastalığından kurtulsun ve arınsın diye böyle bir işlem uygulanıyordu” ifadelerini kullandı.

    “Ölüm yaşlarını saptamaya çalışıyoruz”

    Halen bireylerin demografik özelliklerini ortaya koymaya çalıştıklarını anlatan Usta, “Bireylerin ölüm yaşı, ortalama ömür uzunluğu neydi? Bebek ve çocuk ölümleri oranı nasıldı? Kemiklerinde iz bırakan hastalıkları nelerdi? Enfeksiyonel hastalıklar, travma var mıydı? Epigenetik yani ölçülemeyen varyasyonlar ne sıklıktaydı? Eser element analizi yaparak ve bu buluntuların yanında elde ettiğimiz bazı arkeolojik materyalleri de değerlendirerek, bu insanlar neyle besleniyorlardı? Ağız ve diş sağlıkları nasıldı? Anadolu’daki ve dünyada bu topluluğa yakın kimler var? Kemikleri ve dişlerinden hastalıklarını saptamaya uğraşıyoruz. Bunlar hakkında verilere ulaşabileceğiz. Genel anlamda inanç sistemlerine de dair ipuçları sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Kısacası Kadıini insanlarının yaşamlarını anlamaya çalışacağız. Son olarak, Kadıini insanları için muhtemelen yerleşik hayata geçmiş, hem tarımla uğraşan hem de hayvancılıkla uğraşan topluluktu diyebiliriz” ifadelerine yer verdi.