Etiket: Meydan

  • AB Bakanı Çelik: “Karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara karşı daha konsolide devlete ihtiyacımız var”

    Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Bakanlar Kurulu, Başbakan, Cumhurbaşkanı arasında tam bir uyum olmasaydı Türkiye’nin 15 Temmuz’u atlatamamış olacağına dikkat çekerek, “Önümüzdeki 100 yılda karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara devletimizin karşı karşıya kaldığı ortam içerisinde daha konsolide devlete ihtiyacımız var” dedi.

    AK Parti’nin 83. İl Danışma Meclisi Toplantısı Yüreğir Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantının başlangıcında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin video gösterimi yapıldı.

    Açılış konuşmasını yapan AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni, referanduma hazır olduklarını ve kentte ’evet’ oylarını birinci sırada çıkarmakla kalmayıp, Adana’yı Türkiye’de birinci sıraya taşıyacaklarını söyledi.

    AK Parti Adana Milletvekili Tamer Dağlı da Türkiye milletine hem Cumhurbaşkanı’nı seçme hem milletvekili hem de yürütme organlarını seçme iradesini sonuna kadar vereceklerini söyledi. Dağlı, “Asıl olan milletin teveccühüdür, bundan korkacak hiçbir şey yok” diye konuştu.

    Daha sonra kürsüye gelen AB Bakanı Ömer Çelik ise 15 Temmuz’da milletin iradesiyle sokaklara el koyduğunu, tanklara,savaş uçaklarına karşı ağır silahlara karşı kendi milli iradesini koruduğunu ve gereken fedakarlığı gösterdiğini anlattı. Devlet içerisinde bir çatlak ya da uyumsuzluk olması durumunda geçmişte yaşanan çok büyük sıkıntıların 15 Temmuz’da da tekrar etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

    “Geçmişte sadece bu uyumsuzluk yüzünden Türkiye’nin varlıkları göz önünde erirken bir krize müdahale etmekte geç kalmış hükümetler dönemini biliyoruz. Bugün bahsettiğimiz sistem değişikliğini düşünürken bunu sürekli aklımızda tutalım. 15 Temmuz’u nasıl atlattık, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu arasında tam bir uyum söz konusu olmasaydı ödeyeceği maliyeti ülkenin her zaman aklımızda tutalım. Net bir durum var. Önümüzdeki 100 yılda karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara devletimizin karşı karşıya kaldığı ortam içerisinde daha konsolide devlete ihtiyacımız var. Sistem krizlerini daha çok açmış güçlenmiş ve kararlı bir şekilde geleceğe yürüyen bir sisteme ihtiyacımız var. 200 yıldır tartışıyoruz. Dünya enteresan bir dönemden geçiyor. İlk defa ABD’den küreselleşme karşıtı bir takım sözler yükseliyor korumacılıktan bahsediliyor. Çin küreselleşmeden serbest ticaretten bahsediyor. Çin’le ABD arasında savaş olabileceğinden bahsediliyor. Adeta dünyanın manyetik kutuplarının yer değiştirdiği dönemden geçiyoruz. 1295 km Irak sınırında bu sınırı güvenliği sağlayacak herhangi bir ordu gücü ulusal devlet kalmadı. FETÖ, PKK DHKPC ve diğer terör örgütlerinin ve pek çok istikrarsızlaştırıcı unsurun saldırısı altındayız. Tüm bunların arasında demokrasimizi hukuk devletimizi koruyoruz. Önümüzdeki yıllara bizim bu sistem krizlerini aşmış olarak girmemiz lazım. Bundan sonrasında geçmişteki gibi cumhuriyet tarihinde gördüğümüz gibi bir takım sistem krizlerine giremeyiz. Vakit kaybetmeye veya krizler yüzünden çeşitli krizlere müdahale konusunda zaaf göstermeye tahammülümüz olmaması gerekir. Parlamentoda yargıda veya hükümet içerisinde kriz çıkararak Türkiye’yi geri götürmeye çalışan reflekslere karşı bizi korunaklı kılacak iradeyi gasp etmek isteyenlere karşı güçlü bir yapı ortaya çıkaracak bir sistem değişikliğine ihtiyaç var. Bunla ilgili olarak AK Parti bir anayasa değişikliği olarak uzun zamandır halkımızın gündeminde tutuyor. Esasen Türk siyasi hayatının da gündemindedir. Özellikle 1980’de o faşist darbe gerçekleştikten sonra onun arkasından ortaya çıkan anayasa metni faşist bir fenomen olarak halkın önüne konuldu. Siyasi iradeye geçmek için cuntayı geride bırakmak için anayasa değişikliğine evet dedi. Niye? sivil siyasete alan açılsın sandık gelsin diye. Çok partili hayata geçtiğimizden beri bu halk demokrasi destanı yazıyor. Eğer Türkiye’de sandık olmasaydı, emin olun etrafımızdaki bazı ülkelerde gördüğümüz o acı sahneler Türkiye’de geçmişte de yaşanırdı, bugün de yaşanırdı. İyi ki sandık var, demokrasi var, iyi ki halka soruyoruz, iyi ki halk istediği yönetimi gerçekleştirebiliyor. En büyük gurur kaynağımızdır. Bir kere daha halka gideceğiz bir kere daha soracağız. 1980’de belki Türkiye veya Türkiye ile ilgili yapılan analizlerde söylenen şeyler vardır . Güney Kore’yle aynı yerden başlamıştır derler. Darbelerle müdahalelerle Türkiye’yi zaaflatıcı sistem içi krizlerle bizimle birlikte başlayanlar G20 de bizden daha ileri ekonomik noktalara geldiler, biz de bu krizleri aşmak için büyük çabalar büyük maliyetler ödemek zorunda kaldık. Bütün bunları geride bırakmanın zamanı gelmiştir. Sistemin çalışmasıyla ilgili bi takım ayak oyunlarıyla Türkiye’yi tökezletmeyecek bir yapıyı ortaya çıkarmamız gerekiyor.

    Sayın Cumhurbaşkanın sahip olduğu gücü biliyor musunuz? Vatana ihanet konusunda yargılanamaz. Cumhurbaşkanı makamında Ak Parti liderliğinden gitmiştir, Ak Parti aynı zamanda hükümet AK Parti hükümetidir. Aynı zamanda meclisin çoğunluğuna sahiptir. Bizim elimizde bu kadar güç varken daha çok güç peşinde koşsak bu sistemin değişmesine karşı çıkmamız gerekirdi. Alternatif bulamadığı için de CHP’nin değiştirmesi gerekirdi. Sınırsız kontrolsüz güçle ülkeyi yönetmek olsaydı amaç, değiştirilmemesi gerekirdi.

    Bugün bundan sonrasında Cumhurbaşkanı sistemi inşallah halkın oylarıyla kabul edildikten sonra en büyük güvencemiz, bir kişi hükümet kurabilmek için halkın önüne çıkabilmek için yüzde 51’lik geniş mütabakatı sağlamak zorunda. Halkın yüzde 51 i bir olması demek zaten halkın değerlerine karşı hükümet kurmayan bir sistemin öne çıkması demektir.

    Özal, Abdullah Gül, demokrat devlet adamları oldukları için vesayet sistemlerine karşı direndiler ve halkın iradesi doğrultusunda bir Cumhurbaşkanı, halka dayanan ve demokrat bir Cumhurbaşkanlığı sergilediler. Halk doğrudan Cumhurbaşkanı seçiyor ve halkın seçtiği Başbakan var. Bu fiilen başkanlık sistemine geçmek demek. Artık Türkiye zaten yarı başkanlık sistemine geçmiştir. Ama halk iradesinin ikiye bölünmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Nasıl diyoruz egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir, bu irade bölünemez. Dolayısıyla bu iradenin halk tarafından temsil ettiği makamın da tek olması gerekiyor.”

  • Edirne’nin Meydan Projesi Cumhurbaşkanı’na sunulacak

    Edirne Valisi Günay Özdemir, Cumhuriyet Meydanı Projesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ziyaret gerçekleştireceklerini söyledi.

    Edirne’de belediye ve valilik ortaklaşa hareket ederek Cumhuriyet Meydanı projesi yapmak için harekete geçti. Edirne’nin acil bir meydana ihtiyacı olduğunu belirten Vali Özdemir, proje için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ziyaret gerçekleştireceklerini söyledi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun Cumhuriyet Meydan Projesini desteklediğini ifade eden Vali Özdemir, “İşin içine Selimiye girince desteklerin çok olacağını düşünüyorum” dedi.

    “Projede adım adım gidilmeli”

    Kars’ta küçük bir Osmanlı şehri kurduklarını belirten Vali Özdemir, “Cumhuriyet Meydanı projesi ile ilgili maksat, Meydan Kafe, Antik Kafe ve Tunca Kafe’yi kaldırıp Selimiye, Eski ve Üç Şerefeli Cami’yi ortaya çıkarmak. Belediye ile ortaklaşa çalışıyoruz. Kamulaştırmada adım adım gidilmezse olmuyor. Makedonya Kulesi’nin açılması söz konusu. Ziraat Bankasının olduğu binalar tarihi bina değil, yıkılması söz konusu. Eğer tarihi bina çıkarsa karşımıza farklı şekilde değerlendirmek söz konusu. Cumhuriyet Meydan projesini Sayın Bakan Müezzinoğlu destekliyor. Proje için 15 milyon TL gerekiyor. Proje için Cumhurbaşkanımıza gidelim diyorum. Cumhuriyet Meydanı projesi aşamasında çok destek alacağımızı düşünüyorum. Valiler maalesef Edirne’de iki yıldan fazla kalmıyor. Edirne’de uzun kalır mıyım bilmiyorum ama Edirne’de çok uzun kalınmıyor diye bir intiba var bende. Kısa sürede hizmet fazla olmaz” ifadelerini kaydetti.

  • Yenişehir’e meydan

    Bursa’nın Yenişehir ilçesine yapılması düşünülen kent meydanı ve belediye hizmet binası için ilk adım atıldı.

    Belediye Başkanı Süleyman Çelik, Yenişehir’e yakışır bir meydan ve belediye hizmet binası yapmak için çalışmalara hız verdiklerini belirterek, “Evvela kent meydanı olarak düşündüğümüz yerde bulunan Yenişehir’in ilk lisesi Osmangazi Lisesi’ne yeni bir okul yapmamız gerekiyordu. Bununla ilgili Şişe Cam yetkilileri ile yaptığımız görüşmeler olumlu netice verdi. Yenimahalle’deki Hazine’ye ait 20 bin 500 metrekarelik arazi üzerine bir okul binası inşa edilecek. Osmangazi Lisesi de bu yeni binaya taşınacak” diye konuştu.

    Yeni okul binasının devreye girmesiyle birlikte, Osmangazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki eğitim öğretim kalitesinin de artacağını ifade eden Çelik, “Eski okul binasının yerine fiziki kapasitesi çok daha yüksek bir okul binası yapılacak. Okul sıkıntısının halledilmesinin ardından yine kent meydanı olarak düşündüğümüz yerde bulunan Orman İşletmesine de yeni bir bina yapmamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarda son noktaya geldik. Küçük pürüzlerin ardından kent meydanı ve belediye hizmet binası ile ilgili proje çalışmaları başlayacak. Yenişehir için büyük eksiklik olan kent meydanı ilçemizin çehresini değiştirecek” dedi.

    Süleyman Çelik, 1 Şubat tarihinde kapalı pazar yerinin de ihalesinin yapıldığını belirterek, “Söz verdiğimiz hizmetleri bir bir yerine getireceğiz” diye konuştu.

  • 200 yıllık çivisiz cami yıllara meydan okuyor

    Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde inşaatında çivi kullanılmayan Akçahatipler Köyü Merkez Camii, 200 yıldır cemaatini ağırlıyor.

    Akçahatipler köyünde yer alan ancak resmi kayıtlarda kim tarafından inşa edildiği bilinmeyen iki katlı ahşap cami, Anadolu’nun ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Çevre köylerde başka cami olmamasından dolayı zamanında 10 köye hitap eden caminin duvarlarında tek parça olarak 10-15 santimetre kalınlığında kalaslar yer alıyor. Köy muhtarı Nizamettin Akkaya yaptığı açıklamada, caminin yaklaşık 200 yıllık olduğunu söyledi. Caminin 1959’da eskimiş ağaçlarının sökülerek yeniden restore edildiğini ifade eden Akkaya, şöyle konuştu:

    “Camimiz köy halkı tarafından 9 yıl önce yeniden restore edilerek yeni haline getirildi. Dış cepheyle ilgili ihtiyaçlarımız var, bunu da köy halkı olarak yapmaya çalışacağız. Bu konuda yetkililerden de yardım bekliyoruz. Camimiz tamamen ahşap olduğundan köyümüze gelen vatandaşların ilgisini çekiyor. Camimiz ahşap olduğu için yeni bir cami yapılmasını istemedik. Camimizi daha iyi nasıl yapabiliriz ve tahtalarının çürümemesi için uğraşıyoruz.”

    Çaycuma ve Çevre Köylerini Kalkındırma Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu da, Zonguldak merkezinde yaşamasına rağmen işi nedeniyle geldiği ilçede fırsat buldukça namazlarını kılmak için camiye geldiğini belirterek, “Burada namaz kılarken tarihe yolculuk yapıyorum. Caminin mimarisi insanı etkiliyor” dedi.

    “Camide ağaçtan yapılmış zikir tespihleri çekiliyor”

    Cami imamı Mehmet Yeşildere, ağaçtan yapılan tespihlerin eskiden zikir için kullanıldığını belirterek, “Yapım tarihini bilmiyoruz. Camimizdeki ağaçtan yapılmış zikir tespihleridir. Kaç tane olduğunu bilemiyoruz boncuklarının çoğu kırılarak dökülmüş. Camimizin hiçbir camide olmayan bir diğer özelliği ise yüzde 10 kıble yönüne doğru inşasının eğimli yapılmasıdır. Bu da namazda rüku ve secde daha kolay olsun diye yapılmış” diye konuştu.

  • Erdoğan meydan okudu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin savunma durumunu terk edip hücum pozisyonuna geçtiğini belirterek, tehdidin kaynağı neredeyse gidip yılanın başını orada ezmeye kararlı olduklarını söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde muhtarlarla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin yanında olmayan karşısındadır” prensibiyle mücadele alanının genişletileceğini belirterek, tüm dünyaya meydan okudu. Erdoğan “Türkiye savunma durumunu terk edip, hücum pozisyonuna geçmiştir. Kimsenin gelip ülkemizde bizi terör ile ekonomi ile ihanet çeteleri ile hırpalamasına izin vermeyeceğiz, tehdidin kaynağı neredeyse gidip orada yılanın başını ezmekte kararlıyız, bunu böyle bilin” dedi.

    18 Mart’ta Çanakkale Köprüsü’nün temelinin atılacağı müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5 bin metreyi aşan uzunluğu sahip olan köprünün dünyada ilk olacağını söyledi. 2023’e köprünün yetişeceğini müjdesini de veren Erdoğan, “Bundan dolayı çıldırıyorlar, kıskanıyorlar” dedi.

    “Ey Batı, siz bunları savundunuz”

    17-25 darbe girişiminde hukuku ve adalet duygusu üzerinden saldırı başlatıldığını, milletin tezgahı görerek safını belirlediğini belirten Erdoğan, bölücü örgütün çukur eylemleri ile vatandaşları devletinden kopartmak, kışkırtmak istediğini ifade etti. Batı’dan gelenler Güneydoğu’ya gittiklerini belirten Erdoğan, “Bunlar ahlaksız. Oralardaki belediyeler devletin iş makineleri ile o çukurları açıyorlar, bunları görüyorlar ve hala onları savunuyorlar. Bir belediye çukuru ne için açar? Güvenlik güçleri oraya girmesin diye bu kanallar açıldı. Ey Batı, siz bunları savundunuz, siz bunların arkasında durdunuz, yanlarında yer aldınız, sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz, sıkıntınız yok, özgürlük bu değil. Özgürlük bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmektir. Biz onun mücadelesini veriyoruz. Özgürlük Yavuz sultan selim Köprüsü’nden geçer, Marmaray’dan, Avrasya Tüneli’nden, Osman Gazi Köprüsü’nden, Çanakkale Köprüsü’nden, bir numaralı havalimanından geçer. 25 tane havalimanı olan Türkiye’nin şuanda 55 tane havalimanı var. Biz terör estirilen Hakkari’ye havalimanı yaptık, onlar gittiler o havalimanını bombaladılar. Batı gitti yine gitti onların yanında yer aldı. Biz inandığımız yolda halkımızın efendisi olarak değil hizmetkarı olarak hizmete devam edeceğiz. Ne inanç özgürlüğüne ne fikir özgürlüğüne re düşünce özgürlüğünü bu ülkede asla yasak gelmemiştir, bundan sonra da gelmeyecektir” diye konuştu.

    “Bizim başımıza çorap örmeye kalkanlar kendi başlarına ördükleri ağın farkında değiller”

    7 Haziran ve 1 Kasım milletvekili seçimleri arasındaki dönemde Türkiye’ye siyasi belirsizlik üzerinden diz çöktürmek isteyenlerin çıktığını belirten Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin tüm başarısızlık zincirini kırmak için yapılan en cüretkar ve pervasız atak olduğunu söyleyerek, milletin bu ihaneti görerek başarısızlığa uğrattığının altını çizdi.

    Suriye sınırı boyunca bir terör hattı olarak Türk halkının kardeşleri ile geçmişi ve geleceği ile irtibatı kesmenin hesabı içine girildiğini kaydeden Erdoğan “DEAŞ, YPG, PYD oradan Kilis’e, Gaziantep’e, Hatay’a, Şanlıurfa’ya, oradaki sınır ilçelerimizi vurmaya çalıştılar. Sabır dedik sonunda artık buralara girileceğini söyledik. ÖSO ile birlikte Cerablus’tan başladık, Rai ve El Bab’a kadar girdik, oralardaki kuşatma harekatı devam ediyor, DEAŞ tamamen artık kaçıyor, PYD ve YPG ile mücadele kararlı bir şekilde sürüyor. Bizi tehdit eden hangi unsur varsa o unsurları tehdit eden o bölgelerden temizleyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Irak’ta da benzer oyunların hazırlıkları olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye ile Irak arasındaki yeni gelişmeleri anlatarak “DEAŞ, YPG denilen örgütlere verilen gizli açık desteğin, paratoner gibi dünyadaki tüm teröristleri, tüm sapkın tipleri bölgemize ve ülkemize çekmelerinden kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Kimler tarafından yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Aslında çok kısa bir sürede bitebilecek El Bab operasyonunun bu kadar uzamasının gerisindeki sebeplerin gayet farkındayız. Herkesin bir hesabı varsa, bu milletin, bu milletin, hepsinden önemlisi Allah’ın da bir hesabı vardır. Bizim başımıza çorap örmeye kalkanlar kendi başlarına ördükleri ağın farkında değiller. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Bu kirli hesabın döneceği günlerde yakındır” açıklamasında bulundu.

    “Biz gönlümüze sınır çizemeyiz”

    “Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız başkadır” ifadelerini kullanan Erdoğan, Türkiye’nin yurtdışındaki vatandaşlarla birlikte nüfusunun 83.,5 milyona ulaştığını kaydederek, Abdurrahim Karakoç’un “Ellerin yurdunda çiçek açarken bizim ile kar geliyor gardaşım. Bu hududu kimler çizmiş gönlüme dar geliyor gardaşım” dizelerini okudu. Erdoğan “Biz gönlümüze sınır çizemeyiz. Çünkü tarih bize bunu emrediyor, Allah bize bunu emrediyor” dedi.

    Türk milletinin bunca saldırıya rağmen hala ayakta olmasının sebebinin gönül sınırlarının içindeki 100 milyonlarca insanın duası ve teşviği sayesinde olduğunun altını çizen Erdoğan “Hem kendimiz hem de gözünü ve gönlünü bize çevirmiş kardeşlerimiz için güçlü olmak, güçlü kalmak zorundayız. Türkiye yıkılırsa sadece bir ülke yıkılmış olmaz. Bir tarih, bir medeniyet, bir inanç ve kültür kalesi yakılmış olur. Bu millet seviliyor. Ama bizde tüm dünyadaki ümmeti çok seviyoruz” dedi.

    Bölücü terör örgütüne karşı verilen mücadelede son 1,5 yılda 871 asker, polis ve korusunun, 337 sivil vatandaşın şehit verildiğini, buna karşılık 10 bine yakın teröristin etkisiz hale getirildiğini, 12 bine yakın terörist ve onlara yardım eden kişilerin tutuklandığını belirten Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminde 248 kişinin şehit olduğunu, 2 bin 193 gazi olduğunu kaydeden Erdoğan, FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 43 bin kişinin tutuklandığını, 95 bin kişinin kamudan ihraç edildiğini açıkladı.

    FETÖ’den tutuklanan ya da ihraç edilenlerin mağdur edildikleri yönündeki eleştirilere cevap veren Erdoğan “Ne mağduru. Doğu Almanya, Batı Almanya birleşmesinden sonra devletin yapılanmasında 600 bin kişi devletten çıkartıldı. Bir devlete ihanet olacak ve bu ihanet edenler devletin içinde olacak, siz yeniden bir inşa ihya hareketi yapacaksınız, hala bu mikroplar, virüsler, hainler orada duracak. Böyle bir şey olamaz. Daha bu temizlik bitmiş değil. Bu bitecek, bitmeden olmaz” dedi.

    “Ne raporu hazırlarsanız hazırlayın, bizim raporumuzun sahipleri buradadır”

    Erdoğan Suriye’de devam eden operasyonda 45 şehit olduğunun altını çizerek, bu operasyonda DEAŞ’a 2 bine yakın, PYD’ye 300’ün üzerinde kayıp verdirildiğini belirtti. Türkiye’de yapılan terör saldırılarına ilişkin konuşan Erdoğan, döviz kuru üzerinden Türkiye ekonomisine darbe vurulduğunu belirtti. Erdoğan “Tüketici ve üreticileri tedirgin ederek ekonomiyi yavaşlatmak için her yola başvuruyorlar. Yatırımları engellemek, yatırımcıları ürkütmek için her fırsat kullanılıyor. AB başta olmak üzere pek çok uluslararası kuruluş ülkemize karşı haksız ithamlar yöneltiyor. Daha müttefik, stratejik ortak dediğimiz ülkelerin yalanlarını, iki yüzlülüklerini, riyakarlıklarını, husumet derecesine varan tutarsızlıklarını saymıyorum bile. Ne raporu hazırlarsanız hazırlayın, bizim raporumuzun sahipleri buradadır. Hans’ın George’nin hazırladığı raporlar bizi bağlamaz, bizi Ahmet’in, Mehmet’in, Ayşe’nin, Fatma’nın hazırladığı raporlar bağlar. Sanıyorlar ki ‘her yerden saldırırsak Türkiye’ye diz çöktürürüz, Türk milletini diz çöktürürüz” açıklamasında bulunarak tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet ilkelerine dikkat çekti.

    “Türkiye hücum pozisyonuna geçmiştir”

    “Türkiye savunma durumunu terk edip, hücum pozisyonuna geçmiştir” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Kimsenin gelip ülkemizde bizi terör ile ekonomi ile ihanet çeteleri ile hırpalamasına izin vermeyeceğiz, tehdidin kaynağı neredeyse gidip orada yılanın başını ezmekte kararlıyız, bunu böyle bilin” diyerek, Suriye’deki operasyonlarla buna başlandığının altını çizdi. Erdoğan, “Türkiye’nin yanında olmayan karşısındadır prensibi ile mücadele alanımızı genişleteceğiz. Bizi gömmeye çalışanlara cevabımızı bayrağımızı en yükseğe dikerek, ezanımızı en gür seda ile okuyarak, birliğimizi ve beraberliğimizi güçlendirerek vereceğiz. Türkiye bunu başarabilecek güce, imkana, azme ve kararlılığa sahiptir” dedi.