Etiket: Mevsim

  • Mevsim Geçişlerinde Hastalıklara Dikkat

    Van Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yakup İmren, ani hava değişimlerinin hastalıkları da beraberinde getirdiğini ve mevsim geçişlerindeki hastalıklarla baş etmenin en etkili yolunun ise güçlü bir bağışıklık sistemi olduğuna dikkat çekti.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Van Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yakup İmren, her mevsimin kendine özgü hastalıklara sahip olduğunu ifade ederek, bahar yorgunluğunun uyku düzensizliği, iştah azalması, kas krampları, eklem ağrıları ve bayanlarda adet düzensizliği gibi belirtileri olduğunu söyledi. Kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonları, yaz aylarında ise bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü aktaran Dr. Yakup İmren, “İlkbahar ise havaların ısınmaya başlaması ve doğanın uyanışı ile beraber birçok insanın kendini daha iyi hissettiği bir dönemdir. Bunun yanında azımsanmayacak bir grup; mevsim başında halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik hissedebilir. Bahar yorgunluğu, halk arasında sık kullanılan bir terim olup, iklim değişikliğinin vücutta oluşturduğu yorgunluk hissi olarak tanımlanabilir. Aslında birçok nedenin bir araya gelerek oluşturduğu bir tablodur. Halsizlik nedenlerinin başında meteorolojik etkiler gelir. Mevsim geçişleri öncelikle hormonal sistemimizi etkiler. Vücudun yeni çevresel değişikliklere alışması ve hormonal sistemin yeniden dengeye girmesi zaman alır. Bu durum çevreye uyum sağlamamızı zorlaştırarak dış etkenlerden daha çabuk etkilenmemize neden olur. Kış aylarında çoğunlukla daha hareketsiz bir yaşam sürüldüğünden ve alınan kilolardan dolayı ilkbaharla gelen hareketli yaşama uyum zorlukları olabilir. Yetersiz fiziki kondisyon halsizlik nedenlerinden birisidir” dedi.

    Ani ısı değişikliklerinin adaptasyon sistemini zorladığını ifade eden İmren, “Mevsimin ruhsal etkileri en az fiziksel değişiklikler kadar önemlidir. Özellikle yoğun çalışan, stresi yüksek olan kişilerde ve depresyona eğilimi olanlarda yorgunluk hissi oluşabilir. Aslında, bahar yorgunluğunun büyük şehirlerde yaşayanlarda, çevre kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde, düzensiz ve stresli yaşama sahip olan bireylerde, kötü beslenenlerde daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Gözden kaçırılmaması gereken şey, bahar yorgunluğu tablosunun uzun sürmediğidir. Sürekli yorgunluk ve genel durum bozukluğu bu belirtilerle seyreden ciddi hastalıkları düşündürmelidir. Tiroid hastalıkları, ciddi depresyonlar, kronik hastalıklar, kötü huylu hastalıklar atlanmamalıdır. Böyle durumlarda bir an önce doktora başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.

    BAHAR YORGUNLUĞUNA KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER

    Bahar yorgunluğunun önlemlerinin daha bahar gelmeden alınması gerektiğini ifade eden İmren, sözlerine şöyle devam etti:

    “Burada ilk yapılması gereken şey, beslenme düzeninin ayarlanmasıdır. Her zaman sağlıklı beslenmeyi önermekle beraber, çoğumuz kış aylarında daha kalorisi bol, taze sebze ve meyveden fakir bir beslenme programı uygularız. Bu tarz beslenmeler kilo almamıza neden olur ve kalorisinin yüksekliğine rağmen enerji açısından daha kötüdür. Öncelikle beslenmedeki sebze ve meyve miktarı arttırılmalı, yağ miktarı düşürülmelidir. Bir öğünde çok miktarda yemek yerine, ara öğünlerin olduğu düzenli bir beslenme programı uygulanmalıdır. Katkı maddelerini fazla miktarda içeren, yoğun kalorili, tuz ve yağdan zengin, pasta, kek, cips, tuzlu kuruyemiş ve benzeri gıdalardan uzak durulmalıdır. Yüksek oranda glukoz içeren tatlı yiyecek ve içecekler daha az tüketilmelidir. Yeterli sıvı tüketimi de önemlidir. Günlük sıvı tüketimi ortalama iki litre ve üstü olmalıdır. Çoğunlukla da su tercih edilmelidir. Süt ve süt ürünleri de tüketilebilir.”

    “MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DEPRESYONA EĞİLİM ARTAR”

    Düzenli spor yapanlarda bahar yorgunluğunun daha az görüldüğünü de sözlerine ekleyen Dr. Yakup İmren, “Ruhsal stresler, bahar yorgunluğunun diğer bir nedenidir. İş hayatının kış aylarında daha yoğun olması stres birikimine neden olmakta, fiziksel değişimlerin yaşandığı mevsim dönümlerinde sıkıntı hissi ve depresyona eğilim artmaktadır. Stresi azaltabilecek spor faaliyetleri, sosyal aktiviteler ve dış ortamda daha çok zaman geçirme yararlı olacaktır. Güneş ışınlarının ve aydınlığının ruhumuza olumlu etkileri olduğunu unutmamak gerekir. Uyku düzeninin sağlanması, diğer önemli bir konudur. Alışık olduğumuz uyku düzenini değiştirmemeliyiz. Bahar aylarına girerken uyku düzeni bozulabilir. Alışık olduğumuz saatte yatağa gitmemiz ve ihtiyacımız kadar uyumamız gerekmektedir. Alerji, kalp damar hastalığı, astım ve şeker hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olanların ise doktor kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Çünkü bu hastalarda oluşabilecek komplikasyonlar, bahar yorgunluğu gibi algılanabilir. Ayrıca ilaç tedavilerinin yeniden düzenlenmesi ile bu dönemi daha rahat geçirebilirler” diye konuştu.

  • Mevsim Değişikliklerinde Astım Atağına Dikkat

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meftun Ünsal, mevsim değişiklerinde astım atağı oluşmaması için dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Mevsim değişikliğinin birçok hastalıkta olduğu gibi özellikle göğüs hastalıklarıyla ilgili hastalıklarda da çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Meftun Ünsal, “Özellikle astım hastası olanlar bahar ayları yaklaşırken astım hastalığına bağlı olarak bahar aylarında kavak ve çiçek tozlarından, yazın da çimen tozlarından etkilenebilirler. Bu nedenle bu mevsimsel değişikliklerde astım atakları alevlenebilir. Astımı olanlar doktora başvurarak ilaç dozlarını ayarlamaları gerekir. Kış aylarında akciğer hastalığı dediğimiz KOAH alevlenmeleri artarken, bahar aylarında daha çok astıma bağlı şikayetleri görüyoruz. Bu iki hastalığın aynı dönemlerde de görülebildiği ve birbirinden ayırt edilemediği dönemler de oluyor. Bu nedenle bu tarz rahatsızlıkları olanların mevsimsel ve ani ısı değişikliklerine maruz kalmaması gerekir. Hastaların grip ve zatürre gibi enfeksiyon ajanlarından korunması gerekiyor. Çünkü ısı değişikliklerinde üst solunum enfeksiyonu ve zatürre gibi hastalıklar olursa astımlılarda tetiklenebilir” dedi.

  • Hava Sıcaklıkları Mevsim Normallerinin Üstüne Çıkacak

    Eskişehir Meteoroloji 3. Bölge Müdürlüğü sahasında bulunan Eskişehir, Bursa, Bilecik ve Kütahya’da yarından itibaren sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği bildirildi.

    Hava durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Eskişehir Meteoroloji 3. Bölge Müdürlüğü’nde görevli Meteoroloji Uzmanı Belgin Tarınç, son bir haftadır bölge genelinde etkili olan soğuk ve yağışlı havanın hafta ortasına kadar etkisini sürdüreceğini kaydetti.

    Soğuk ve yağışlı havanın hafta ortasından itibaren bölgeyi terk edeceğini anlatan Tarınç, “Çarşamba gününden itibaren sıcaklıklar, kademeli olarak artacak. Mevsim normallerinin 4 ila 8 derece üzerine çıkacak. Bugün bölgemiz genelinde hafif kar yağışları beklerken, en yüksek sıcaklığın sıfırın altında 1 derece olacağını tahmin ediyoruz. Bölgemiz genelinde etkili olan bu aşırı soğuk hava dalgası nedeniyle özellikle hafta ortasında kadar buzlanma ve don olaylarına karşı ilgilileri ve vatandaşları tedbirli olmaları hususunda uyarıyoruz. Perşembe ve cuma günü gece ve sabah saatlerinde yer yer puslu-sisli bir hava beklentimiz var. Hafta sonuna kadar yağış beklentimiz yok. Rüzgarlar ise değişik yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esecek” dedi.

    Tarınç, Bursa Uludağ’da kar kalınlığının ise 2 metre 5 santimetre olduğunu da sözlerine ekledi.

  • İhlas Kuzuluk Termal Otel, Her Mevsim Ayrı Güzel

    Sakarya’nın Akyazı ilçesine bağlı Kuzuluk Turizm Bölgesi’ndeki İhlas Kuzuluk Kaplıcaları, her mevsim ilgi odağı olmaya devam ediyor.

    Özellikle yaz aylarında on binlerce yerli ve yabancı misafirleri ağırlayan İhlas Kuzuluk Kaplıcaları ve İhlas Kuzuluk Termal Otel, kışın da kar yağışıyla adeta kartpostallık görüntüleriyle ilgi gördü. Turizme katkı sağlayarak ismini duyuran İhlas Kuzuluk Termal Otel’in Müdürü Yılmaz Martin, yazın ayrı kışın ayrı bir güzellikte misafirleri ağırladıklarını söyledi.

    Otel Müdürü Martin, “Kış mevsiminde kar yağmasıyla oluşan eşsiz manzarasıyla tatil yapmayı seven misafirleri ağırlamaktayız. Özellikle kar yağmasıyla oluşan doğal görsellik misafirlerimizin tercih nedenleri arasında yer alıyor. Sınırlı sayıda kalan oda ve dairelerde yerini ayırtmak ve bu keyfi kaçırmamak için acele edilmesini tavsiye ediyoruz. Sömestr tatilinde ister termal suya girilsin istenirse dışarıda karın tadı çıkartılsın. Ayrıca aileye özel termal banyolar, bay ve bayan ayrı masaj salonları, sauna, genel termal havuzlar, lokanta, pastane, şelale ve alışveriş merkezi ile hem keyifli hem de uygun bir tatil fırsatı sunuyoruz” dedi.

  • Göz Nezlesi 4 Mevsim Görülmeye Başlandı

    Göz nezlesinin son birkaç yıldır her dönemde görülmeye başlandığını ifade eden Fırat Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Ülkü Çeliker, bulaşıcı olan bu hastalıkla mücadele ederken insanların gözlerini ovmamalarını ve ellerini sürekli yıkamalarını istedi.

    Fırat Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Ülkü Çeliker, son birkaç yıldır 4 mevsim görülmeye başlanan Konjektivit (Göz nezlesi) ile ilgili bilgilendirme de bulundu. Virüsün son derece bulaşıcı olduğunu ve aile bireylerinin arasında bir kişinin hastalığı geçirmesiyle diğer aile fertlerine de çok hızlı bir şekilde bulaşabildiğini belirten Çeliker, “Onun için hijyen kurallarına ve aynı havlunun kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Virüsler canlı yerlerde yaşamaya severler. Kapı tokmaklarında bile 7 güne kadar yaşayabildiğini biliyoruz. O nedenle biz kendi polikliniğimizde bile hijyen açısından son derece dikkatli olmaya çalışıyoruz” dedi.

    “HİÇBİR ŞEKİLDE ELLERİNİZLE GÖZLERİNİZİ OVMAYIN”

    Hastalığın sadece Elazığ’da sınırlı kalmadığını Türkiye’de de son 2-3 yıldır yaygın olduğunu vurgulayan Çeliker, şunları kaydetti:

    “O kadar yaygın ki göz doktorları da hasta muayene ederken hastalığı kendileri de alıyorlar. Kendi önlemlerimizi alıyoruz. Hastaların en sık el yıkamaya dikkat etmeleri lazım. Hiçbir şekilde gözlerini elleriyle ovmayacaklar. Hiçbir dönemde bunu önermiyoruz. Özellikle bu endemik halde bulunan bulaşıcı göz hastalığının korunması için sık sık el yıkamak gereklidir. El yıkama alışkanlığı bir sürü bulaşıcı hastalıkta çok önde gelen bir önlemdir. Basit bir önlemdir ama insanlarımızın dikkat etmediği bir önlemdir. Ben kendi adıma konuşursam hem göz hekimi hem de insan olarak sürekli elim sudadır. Hastaların, her türlü hastaneye gittiğinde el, göz temasını yapmamaya çalışmaları ve sık sık el yıkamaya dikkat etmeleri gerekmektedir. Ebeveynlerin, çocuklarının özellikle göz ovuşturma olayını çok fazla engellemeleri mümkün olmayabilir ama yine de dikkatli olmalarında yarar var.”

    “GÖZDE BİRKAÇ LEKEYLE SONLANABİLİR”

    Hastalığın belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi veren Celiker, şu ifadelerde bulundu:

    “Öncelikle gözde yerleştiği bölge, beyazının üzerinde incecik bir zarımız vardır. Biz buna konjonktiva diyoruz. O konjonktivayı tutar. Asıl hastalanan bölge odur. Aşırı yaşarma, batma hissi, şeffaf bir sıvı akması, kapaklarda hafif bir şişme hastalığın belirtisidir. Hastalığın çok hızlı bir sonlanması olmayabilir. Şeffaf tabaka dediğimiz kornea tabakasından da lekelere neden olabilir ve çok uzun sürebilir. Mesela boğaz enfeksiyonu geçirirsiniz, bir haftada iyileşebilirsiniz. Basit bir bademcik enfeksiyonu gibi değil. Bu çok uzun sürüp, virüsün kuvvetine bağlı olarak hastanın direncine bağlı olarak değişebilecek, aylarca sürebilecek rahatsızlıklara neden olup, sonrada birkaç lekeyle sonlanabilir. Yani tamamen geçebileceği gibi, bunun başladıktan sonra tamamen geçecek mi, bir takım şeylere neden olacak mı, bu hastanın kendi alacağı önlemlerle alakası yok. Biz bunu rahatlıkla muayenede tanıyabiliyoruz. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki tek başına kortizon kullanarak tekrarları artırabiliyoruz. Göz hekiminin muayenesi ve onun önerilerine uyma ve bir takım solisyonlarımız var. Burada ilk geldiğinde bizim hastanın gözünde kullandığımız hem eline hazırlayıp verdiğimiz ilaçlarımız var.”