Etiket: Mevlânâ’nın

  • Hazreti Mevlana’nın 746. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus programı gerçekleştirildi

    Hazreti Mevlana’nın 746. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus programı gerçekleştirildi

    Hazreti Mevlana’nın 746. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri Şeb-i Arus programı ile sona erdi. Programda konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, “İyiyle kötünün, hakla batılın savaşı bugün de sürüyor. ‘Biz Haçlıyız, biz Budistiz, biz inançsızız, biz üstün ırkız, biz güçlüyüz, biz şuyuz buyuz’ seslerini hala duymaktayız. Açıktan savaş ve yıkım çağrıları yapan odaklar, güçler bugün de var” dedi.

    Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen Şeb-i Arus programına Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, protokol mensupları, yerli ve yabancı çok sayıda davetli ve vatandaşlar katıldı.

    Programda konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Hazreti Mevlana’nın 7 asır önce babasıyla Belh’ten kalkıp buraya geldiğini ve mübarek, bereketli şehre, Konya’ya yerleştiğini ifade ederek, “Yaşadığı dönemde Anadolu, Batı’dan Haçlı, Doğu’dan Moğol saldırılarıyla sarsılıyordu. Hazreti Mevlana’yı, hiçbir kutsalın ve insani değerin dikkate alınmadığı bu büyük yıkım dönemlerinde, bir diriliş ve direniş eri olarak Konya’da ayakta görüyoruz. Ölümün, zulmün, kılıcın ve kanın hükümran olduğu bir çağda ayağa dikilen Hazreti Mevlana; insanı ve insanlığı yeniden Hakk’a, iyiliğe, güzelliğe, merhamete, umuda ve aşka çağırdı. Bugün 17 Aralık 2019. İyiyle kötünün, hakla batılın savaşı bugün de sürüyor. ‘Biz Haçlıyız, biz Budistiz, biz inançsızız, biz üstün ırkız, biz güçlüyüz, biz şuyuz buyuz’ seslerini hala duymaktayız. Açıktan savaş ve yıkım çağrıları yapan odaklar, güçler bugün de var. ‘Biz Müslümanız’ kisvesi altında Müslüman kardeşini katleden bir güruh bugün de var. Kötülük dün olduğu gibi bugün de kıtalar arası ve örgütlü. Küresel çağdaş Moğollar bugün de değişik yıkımlara imza atmakla meşgul. İşgal, açlık, savaş, iç savaş ve başka trajediler, bugün de dünyamızın ne yazık ki ‘alışılmış’ görüntüleri arasında. Ama biz alışmadık, alışamadık bu görüntülere. Değişik görünümlere bürünerek, örgütlü küresel kötülük bizim üzerimize de gelse, başka mazlum bir topluluğun üzerine de gelse; gerek diplomasi masalarında, gerek sahada, gerekse başka platformlarda reddediyoruz, karşı koyuyoruz ve elimizden geldiği kadar mücadele ediyoruz.” diye konuştu.

    “Hazreti Mevlana’yı tüketim toplumunun bir nesnesi yapma veya ‘tek dünya dini’ gibi bulanık içeriklere bağlama çabalarını sorumsuz ve zavallı çabalar olarak görüyoruz”

    Azgınlık, haksızlık ve kötülüğe bağlı bütün tutumları reddettiklerini belirten TBMM Başkanı Şentop, “Bu aziz millet, ruh köklerinin dün olduğu gibi bugün de farkında. ‘Gel’ çağrısına uyup yüzyıllardır bu şehre, bu yeşil kubbenin altına geliyoruz. Konya’ya geliyoruz ama asla geldiğimiz gibi gitmiyoruz. Her sözünü, eninde sonunda o büyük hakikate bağlayan Hazreti Mevlana’yı; bugün tüketim toplumunun bir nesnesi yapma veya ‘tek dünya dini’ gibi bulanık içeriklere bağlama çabalarını sorumsuz ve zavallı çabalar olarak görüyoruz. Onun şu sözleri tek bir ek kelimeye bile gerek duyurmayacak kadar net ve açıktır: ‘Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın kölesiyim. Ben Muhammed muhtarın yolunun tozuyum. Benim sözümden bundan başkasını kim naklederse, ben ondan da bizarım, o sözlerden de bizarım.’ Konya’dayız ve onun yedi asır önce söyleyip yeşil kubbenin altında ve yeryüzünün değişik köşelerinde hala çınlayan sözlerini duyuyoruz. Şems-i Tebrizî’den, Selahaddin Zerkubî’den, İbn-i Arabî’den, Ahi Evran’dan, Yunus Emre’den, Hacı Bektaş-ı Veli’den, Sadreddin Konevî’den Hallac-ı Mansur’dan duyduğumuz sesler, sözler sadece yaşadığımız coğrafyayı nakışlandırıp derinleştirmekle kalmıyor; bu sınırlı ve fâni dünyada içimizi genişletip, bizi de kanatlandırıyor. Osmanlı coğrafyasında Selanik’ten Kudüs’e, Sofya’dan Tebriz’e, Atina’dan Şam’a, Üsküp’ten Kahire’ye kadar yayılan 130 Mevlevî Tekkesi, yalnızca ilim ve irfanın değil; estetiğin, nezaketin, letafetin ve adâb-ı muaşeretin de dolaşım ve merkez üsleri olarak değerli bir mektep medrese işlevi görmüştür. Bugün kimi vahşet örgütleri yaptıkları katliamların adını ‘cihat’ koyup hem İslam’ın hem de kavramlarımızın adını fütursuzca lekelerken, filin sadece ayağını ya da hortumunu değil, fili bir bütün olarak gören ve göstermeye çalışan Hazreti Mevlana’yı, turistik veya spiritüalist gözlüklerle görmeye çalışmak, onun bizzat ve açıkça şikayetçi olduğu duruma balıklama atlama anlamına gelir. Bu inciticidir. Hazreti Mevlana’dan bir yaşam koçu çıkarmak isteyenleri görüyoruz. Onu bir kişisel gelişim gurusu veya psikologların referans kaynağı yapmak isteyenler var. Onu İslam’dan soyutlayıp new age bir filozof derecesine indirgemek isteyenler var ve bunların bir kısmı bilinçli olarak yapılıyor. Oysa Hazreti Mevlana’nın temel içeriği ve anlam zemini olan İslam gözardı edildiğinde, o hayran olunan perspektifler de değersiz hâle gelir. Unutmayalım ki Hazreti Pir Mesnevî’sinin önsözünde bizzat şunları da söyleyerek kendi temellerini belirginleştirmiştir: ‘Mesnevî, hakikate ulaşmak ve Allah’ın sırlarına agâh olmak, akıl erdirmek isteyenler için bir yoldur.(…) Allah’ın en büyük şaşmaz şeriatı, hakikate giden nurlu yoludur. Mesnevî imanlılara şifâ, imansızlara hasrettir…’ Bu kadar açık bir mesajı ıskalayıp onu ticarî markalar, kültür promosyonları, popüler roman karakterleri ve benzeri faaliyetlerin bir figürüne indirgeme çalışmaları maalesef sığ ve trajik bir yanılgıdır” şeklinde konuştu.

    “Dünyaya dönüp her baktığımızda gönüller yanıyor, vicdanlar kanamaya başlıyor”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise konuşmasında, “Yıl 1273… Aralık ayının 17’si… Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri, dünya dediğimiz durakta, hayat dediğimiz molasını tamamlamak üzereydi. Ancak gönüller bir türlü ona veda etmek istemiyordu. Ardı arkası kesilmeyen şifa dileklerinin arasında, Hazreti Mevlana’nın şu ibretlik ifadesi duyuldu: ‘Bundan sonra Allah sizlere şifa versin. Aşıkın maşukuna kavuşmasını ve nurun nura ulaşmasını istemiyor musun?’ Hazreti Mevlana’nın vuslatı da hayatı gibi dersler içerir. Şeb-i Arus, 746 yıldır etkisini muhafaza eden bir ânın döngüsüdür. Her yıl bir kere olsun, ‘insanı idrak’ için huzura çağrılırız. Anlamak için sormaya ve sorgulamaya başlarız. Zira anlamak çabasında gerçekten samimiysek, sorgulamak bizi doğruya ulaştıracak yoldur. Buna hepimizin ihtiyacı vardır. Gerçekten de şifaya ihtiyaç duyan vuslata eren değil, geride kalanlardır. İnsan olmanın özünü unutup, beden dediğimiz kalıbın heves ve hedefleri peşinde koşar olduk. Her şeye sahip olma çabasında kaybolup, hiç olabilmenin değerini unuttuk. Nihayetinde madde, manadan daha fazla kıymet görür oldu. Bugün hepimiz, geldiğimiz bu noktanın acı sonuçlarıyla yüzleşmekteyiz. Dünyaya dönüp her baktığımızda gönüller yanıyor, vicdanlar kanamaya başlıyor. Bunun üstesinden gelebilmek için unuttuğumuz hakikatleri hatırlamak ve hatırlatmak sorumluluğundayız. Bu yolda başvuracağımız en güçlü ve derin hafızalardan biri Hazreti Mevlana’nın hayatı ve eserleridir” diye konuştu.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bu güzel şehrin, bu müstesna döneminde siz gönül âşıklarını ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Büyük bir ilgiye mazhar olan Hazreti Pir’i anma merâsimleri, müşterek hisler taşıyan canları yıllardır bir araya getirmekte, sevgide bağlılığın, dostlukta sebat ve sadakâtın kıymetini bilenleri Konya’da buluşturmaktadır. Bu anlamlı buluşmanın gönlümde oluşturduğu tesir öyle derin ki. Duygumu ancak Hazreti Mevlana’nın veciz anlatımıyla ifade edebilirim. Hazreti Mevlana, ‘Aynı cinsten, aynı özden oluş, insanları vefâkar eder’ diyor Mesnevi’sinde. Öyle inanıyorum ki hepimiz bu gece burada bir vefa duygusuyla bir araya geldik. Bütün bir ömrünü yoluna can yoldaşı, sözüne can kulağı aramakla geçiren Hazreti Pir’in manevi varlığına içten, vefalı bir selam verme hevesiyle toplandık. Selamlarımız şüphesiz yerini bulacaktır” dedi.

    Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak da, “Bilindiği üzere Hazreti Mevlana, Anadolu’da bin yıldır devam eden milli hakimiyetimizin ruhi temelini, manevi genetiğini kuran arif zatların en büyüklerindendir. Onun, öncelikle insanı mesele edinen dini ve tasavvuf görüşleri, bu topraklarda bin yıldır devam eden, ’insanı yaşat ki devlet yaşasın’ idrakinin öncüsüdür. Onun dilinde de devlet; milli birlik ve beraberlikten doğan güçtür. Hazreti Mevlana ‘Biz birleştirmeye geldik, ayırmaya gelmedik’ sözüyle insanlar arasındaki bütün farklılıkları aşarak, bir arada yaşamanın yolunu çizmiş, birlik ve beraberliği teşvik etmiştir” şeklinde ifade etti.

    Programda konuşmaların ardından sema töreni gerçekleştirildi.

  • Konya’da ’Mevlana’nın İrfani Mirası ve Dünyaya Etkileri’ konuşuldu

    Konya İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Uluslararası Rumi Medeniyetler Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından Hazreti Mevlana’nın 745. Vuslat Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında “Mevlana’nın İrfani Mirası ve Dünyaya Etkileri” konulu panel gerçekleştirildi.

    NEÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kuşpınar’ın oturum başkanı olduğu panelde ilk konuşmayı Manchester Üniversitesinden Prof. Dr. Alan Williams yaptı. İnsan olarak yaşama, insan olarak ölme ve yüksek iradeye teslim olma meselesine değinen Williams, Rumi’den ziyade onun aşık olduğu şeyi sevdiğini dile getirdi. Mevlana’nın Farsça şiirlerinin müthiş bir estetiğe sahip olduğunu kaydeden Williams öğretilerinin o zamanın ruhunu temsil ettiğini de sözlerine ekledi. Mevlana’nın, ‘Beni aramak isteyen Allah’ı sevenlerin kalbinde arasın’ sözünü hatırlatan Prof. Dr. Alan V. Williams, bu dünyanın uyku dünyası olduğunu belirtti.

    Arnavut olan ve Şeb-i Arus için Konya’da bulunan Prof. Dr. Metin İzeti ise, Hazreti Mevlana’nın Balkanlar’daki etkileri ile ilgili katılımcıları bilgilendirdi. Üsküplü İshak Çelebi, Arnavut Nezim Frakulla gibi şairlerden bahseden İzeti, bu kişilerin eserlerine bakıldığında Mevlana’dan etkilendiklerinin anlaşıldığını dile getirdi.

    Endonezya Büyükelçisi Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç da,“İbni Arabi ve Mevlana sentezi çok önemlidir. İkisi de farklı dil kullanmış olsalar da mana olarak aynı şeyi söylemektedirler. İbni Arabi, Sadreddin Konevi’yi yetiştirmiş kişidir. Konya ile bağı da buradan gelmektedir” şeklinde konuştu.

    İbni Arabi ile Mevlana’nın fikirlerinin tek bir düşünce haline geldiğini söyleyen Kılıç, her ikisinin de ruh birliği içerisinde olduklarını da sözlerine ekledi.

    Program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

  • Büyükşehir’den Hazreti Mevlana’nın misafirlerine Mesnevi Sohbeti

    Konya Büyükşehir Belediyesinin Hazreti Mevlana’nın 745. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri kapsamında her akşam düzenlediği Türkçe ve İngilizce Mesnevi Sohbetleri ilgi görüyor.

    Hazreti Mevlana’nın 745. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri, Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi, Selçuk Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi, Uluslararası Mevlana Vakfı, İrfan Medeniyeti Araştırma Merkezi ve Musıki, Sema ve Mevlevi Kültürünü Araştırma Merkezi’nin katkısı ile sema törenleri ve birbirinden farklı etkinliklerle devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediyesi, Vuslat Törenleri kapsamında söyleşiler, konferanslar, musıki dinletileri ve sergilerin aynı sıra her akşam Mesnevi Sohbetleri düzenliyor. Anma etkinlikleri boyunca Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’nda Türkçe’nin yanı sıra İngilizce olarak da gerçekleştirilen Mesnevi Sohbetlerinde her gün alanında uzman isimler, büyük İslam düşünürü ve mütefekkir Hazreti Mevlana’nın dünyaya mal olmuş Mesnevisi ve sözlerini ele alıyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi ile birlikte düzenlenen programlar, anma etkinlikleri için Konya’ya gelen yerli ve yabancı misafirlerin de ilgisini çekiyor. Vuslat Törenlerinin ilk gününde Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Başkanı, Ankara Mevlana Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, dinimizde ve medeniyetimizde “Selam” ile Hazreti Mevlana’nın yaşamı, eserleri ile sözleri konusundaki bilgi ve birikimlerini katılımcılarla paylaştı.

    “Bir heyecan ve hareket kitabıdır Mesnevi”

    Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, Hazreti Mevlana’nın yüzyıllar öncesinde kaleme aldığı Mesnevi’nin günümüze gelmesi ve hala büyük ilgi görmesinin asıl sebebinin insanlara ümit, heyecan ve aşkı hissettirmesi olduğunun altını çizerek, “Bir heyecan bir hareket kitabıdır Mesnevi” dedi.

    Etkinliklerinin ikinci günündeki programa katılan Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yakup Şafak ise, Mesnevi’nin yazılış süreci ve günümüze yansımalarını ele aldı. Şafak, “Hüsamettin Çelebi, bir gün Hazreti Mevlana’ya siz de bir kitap yazsanız da bizler sizin eserlerinizi okusak deyince Hazreti Mevlana elini sarığına atıyor ve bir kağıt çıkarıp ‘bu bizim de gönlümüze doğmuştu’ diyor. Orada da Mesnevi’nin ilk 18 beyiti yazılı. Mevleviler arasında 18 rakamının büyük önemi vardır” diye konuştu.

    Öte yandan, Konya’ya gelen yabancı konukların da Mesnevi Sohbetlerine katılmaları ve konuşulanlardan faydalanabilmeleri adına Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kuşpınar da her akşam İngilizce Mesnevi Sohbeti veriyor.

  • ’Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’ devam ediyor

    Hazreti Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenlerinde etkinlikler devam ediyor. Mevlana Kültür Merkezinde akşam düzenlenen programlar Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla gerçekleştirildi.

    “Selam Vakti” temasıyla düzenlenen anma törenlerinde gün içerisinde gerçekleştirilen etkinliklerin ardından Mevlana Kültür Merkezinde programlar düzenlendi. Programda sema töreni öncesi konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Selam, barış ve esenlik denektir” şeklinde konuşarak, “Bu anlamda yüce dinimiz de barış ve esenlik dinidir. Selam vermek kardeşlik demektir, benden sana zarar gelmez demektir. Bizler, gittiğimiz her coğrafyada hiçbir din, dil, ırk, mezhep farkı gözetmeksizin herkese selamı, yani barış ve huzuru götüren bir medeniyetin temsilcileriyiz. Maalesef bu çağ bize bazı geleneklerimizi unutturmuş durumda. Komşu ile iletişime kapalı evlerimizi, sanal alemde kaybolarak unuttuğumuz dünyamızı tekrar güzel kılmanın ilk adımlarından birisi de selamdır. Bu noktada Şeb-i Arus törenlerinin bu yılki temasının böylesine ihtiyaç duyduğumuz önemli bir konuya, ’selam’a ayrılmış olmasından memnuniyet duyuyorum. Küresel dünyada bugün en temel insani hakların başında gelen yaşama hakkı dahi yok sayılmaktadır. Ne yazık ki bugün yerküremiz zulüm ve güvensizlik ağının pençesindedir. slam coğrafyası bugün kan ve gözyaşıyla anılmaktadır. İslam ümmetinin çocukları barut kokuları içinde büyümekte, öksüz ve yetim kalmaktalar” dedi.

    Programda konuşan Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar da törenlerin hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından programlar ve sema töreni düzenlendi.

  • Mevlana’nın mesajı Türkiye’den Bangladeş’e

    Dakka’da düzenlenen 2’nci Uluslararası Sufi Festivali’nde gösteri yapan Türk takımı büyük ilgi çekti.

    Dakka’da Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Bangladeş Turizm ve Kültür Bakanlığı, Dakka Ulusal Sanat Akademisinin Allama Rumi Topluluğu ve Hatkhola Vakfının işbirliğiyle düzenlenen 2’nci uluslararası Sufi Festivali bu sene Dakka’da yer aldı.

    İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Sufi Festivali çerçevesinde, Dakka’da bir Mevlevi töreni icra etti. Cuma günü başladığı Sufi Festivalin 2’nci günde dün Bangladeş başta olmak üzere Hindistan ve Türkiye’den katılan şarkıcıları sufi şarkıları seslendirdi. Türkiye’den festivale katılan ekib ise, dün akşam sema gösterisi ile sahneye çıktı. Yaptığı sema gösterisi yerli ve diğer ülkelerden gelen ziyaretçilerin büyük ilgi kazandı.

    “Sufizm dünya üzerine Allah sevgisinin bir mesajıdır”

    Cuma günü festivalin açılış töreninde konuşan Bangladeşe’te Türkiye Büyükelçisi Devrim Öztürk, Mevlana Rumi felsefesinin önemine değindi.

    Öztürk, “Sufizm dünya üzerine Allah sevgisinin bir mesajıdır. Bu Evrensel bir sevgidir. Bangladeş’te düzenlenen bu 2’nci Sufi Festivaldir, ancak bu festival tüm dünya Müslümanların ortak bir festivalidir ve yıllardır düzenlenen bir festivaldir. Bu festival Bangladeş ve Türkiye arasında yapılan işbirliğin de bir örneğidir. Ayrıca, budan sonra Türkiye ve Bangladeş halkı arasında güçlü bir ilişki olacağını da umuyorum. Bildiğim kadarıyla festivale Türkiye takımının bu ilk katılım oldu. Bu nedenle böyle güzel bir festivalde takımımızın yer alması bize gerçekten mutlu etti. Türkiye takımı festivalde Mevlana’nın sema gösterisi yapacaktır. Sufizm ile ilgili Türkiye ve Bangladeş’te halkın yorumları biraz farklı olabilir ancak ana mesajı ise sevgi, birliği ve tek Allah dır. Umarız islam dünyasının bu zor zamanında Müslümanların bir araya gelmesi gerekirken sufizm mesajımız dünyamıza barış, uyum ve hoşgörü getirecek ve dünyanın dört bir yanına ulaşacaktır ” dedi.

    Festivali organize edenlerden birisi olan Allama Rumi Topluluğu Bangladeşli Danışmanı Syed Rezaul Karim ise, “Aslında bu festival bir yıl önce başlatıldı. Geçen sene Chittagong’da yapıldı ve bu kez Dakka’da yapıyoruz. Mevlana Rumi, dünyanın her yerde olduğu gibi Bangladeş’te de çok popülerdir. Biz medres, okul veya üniversitede okurken Mevlana’yı tanıdık. Mevlana’nın dünyaya verdiği mesajlar sayesinde hala insanların kalbinde yaşıyor ve yaşayacaktır. Bangladeş’te Mevlana Rumi’nin mesajları daha çok önemle yayılmalı. Çünkü burada da köktenci güçler başlarını kaldırmaya ve toplumda istikrarı bozmaya çalışmaktadır. Mevlana Rumi’nin sufi eserlerinde çok önemli olan tolerans mesajı ve uyum mesajıdır. Sema Mevlana Rumi tarafından tanıtıldı. Bu melodiyi, bu korkuların hareketi üzerine göksel bir atmosferden türettiğini açıkladı” şeklinde konuştu.

    Hatkhola Vakfı Genel Sekreteri ve Koordinatör Yusuf Muhammed, 2’nci Sufi Festival ile ilgili konuşurken, “Sufi Festivali, çağdaş dünyada intihar, uyuşmazlık, Müslüman ve gayrimüslimlerin arasında anlaşmazlıkları ve bu şiddeti ortadan kaldırmak için düzenliyoruz” diyerek, konuşmasını bu sözleriyle devam etti; “Müzik zihnimizi arındırır. Sufi müziğin pratiği ve yayınlaması için Sufi festivalini organize ettik. Buraya gelen ziyaretçiler, Mevlana ile ilgili bilgilerini geliştiriyorlar. Ayrıca, yerel ve yabancı sanatçılar arasındaki kültürel etkileşim bu festival vasıtasıyla gerçekleştirilecektir.”