Etiket: Metin

  • Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Batman’da protesto edildi

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, katıldığı Batman Barosu hizmet binasının açılış programında protesto edildi.

    Batman Barosu’nun hizmet binası açılış programında saygı duruşu ve İstiklal Marşı sırasında kriz çıktı. Batman Adalet Komisyonu Başkanı Ramazan Akbal ve Türkiye Barolar Birliği Başkan Vekili Berra Berler, sunucunun, “Sizleri hak mücadelesinde ve adalet yolunda yaşamını yitiren meslektaşlarımız için saygı duruşuna ve akabinde İstiklal Marşı’na davet ediyorum” anonsuna tepki gösterdi. Akbal ve Berler, sunucuya “Demokrasi şehitlerini, tüm şehitlerimizi ve Atatürk için de ekleyin” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmak için kürsüye çıktığı sırada, Mezopotamya Hukukçular Derneği’nden (MHD) bir gurup avukat, üzerinde “Tutuklu avukatlara özgürlük, Tahir Elçi için adalet” yazılı pankart açarak “Buradakilerin hepsi sizi Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak biliyor ama sizin yaptığınız şey, savaş haykırmak, savaşa sevinmek ve Twitter’dan yazmaktır sadece. Sizden isteğimiz tutuklu avukatlara ve Tahir Elçi’nin dosyasına sahip çıkmanız ve Genelkurmay Başkanlığı yapmayı bırakmanızdır. Bu nedenle sizi protesto ediyoruz” diye bağırınca Batman Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Güler ve Batman Adalet Komisyonu Başkanı Ramazan Akbal salonu terk etti.

    Türkiye Barolar Biriliği Başkanı Metin Feyzioğlu yaptığı açıklamada, “Protesto edenler, protesto edilenin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu dinlemeyi de bilseler daha da mutlu oluruz. Ama barışçı olması kaydıyla her türlü düşünce açıklamasının arkasındayız. Katılmak zorunda değiliz birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Birbirimizin söylediğine katılmak zorunda değiliz. Birbirimizi anlamaya çalışmaktan işe başlamalıyız. Anlamak zorunda değiliz ama bu yolda gayret sarf etmek zorundayız” dedi.

    “Türkiye’nin F-16 pilotundaki açığı neyse hakim savcı konusundaki açığı da odur”

    Türkiye Barolar Biriliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye’deki hakim ve savcı açığına dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin F-16 pilotundaki açığı neyse hakim savcı konusundaki açığı da odur. İhtiyaç neyse burada da odur. Dolayısıyla silahlı kuvvetleri içindeki açığı gidermek için gösterilen açığın aynısının yargının içindeki eksiği gidermek için de gösterilmesi lazım. Yüz bin kişilik avukat ordusu bu yolda hazırdır, bizim içimizdeki 20-30 yıllık meslektaşlarımız da, 5-10 yıllık meslektaşlarımız da buna hazırdır. Çok kısa bir intibak süreci hatta hiçbir eğitime, staja ihtiyaç duymaksızın en alasından hakimlik ve savcılık yapmaya elbette yeterlidir. Bu itibarla tecrübesiz, yeni mezunlarla açığın doldurulmasına ağırlık verileceğine, avukatlar içerisinden, 15 Temmuz sonrası oluşan açığın giderilmesi çok daha akla yakın bir proje olarak görülmektedir. Hem de böylece hak savunmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmiş olan bir meslek gurubu hak dağıtan pozisyonuna geçtiğinde göreceksiniz çok daha verimli ve tatmin edici sonuçlar alındığı görülecektir.”

    Konuşma sonrasında Batman Baro Başkanı Avukat Ahmet Sevim tarafından Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na plaket takdiminden sonra hizmet binasının açılışı yapıldı.

  • ’Fırat Kalkanı’ operasyonunu değerlendiren güvenlik analisti Metin Gürcan:

    Güvenlik analisti Metin Gürcan, ’Fırat Kalkanı’ operasyonunu ve yansımalarını değerlendirdi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde açıklamalarda bulunan Metin Gürcan, operasyonun beklenen bir gelişme olduğunu ifade ederek, “Türk zırhlı birliklerinin de operasyona aktif olarak katıldığını görüyoruz. Öncelikle şunu söylemek lazım şu ana kadar Tahran’dan, Moskova’dan, Şam’dan ve Washington’dan bir tepki yok. Yani bir sessizlik var. Bu Türkiye’nin, bu başkentler ile konuştuğunu ve bu operasyonu koordine ettiğini gösteriyor. Aslında bunun biz öncü sinyallerini son bir, bir buçuk aydır alıyorduk. Türkiye’nin yürütmekte olduğu mekik diplomasisi, Şam ile yeniden kurulan irtibat, Tahran ile görüşmeler, Moskova ile görüşmeler. Washington ile görüşmeler devam ediyordu. Bunun meyvasını görüyoruz burada. Bu mekik diplomasisinin işe yaradığını görüyoruz. Türkiye’nin, özellikle ilkeli ve idealist pozisyonu, Suriye ile alakalı, ’Esat gitsin. Sonra konuşalım’ pozisyonundan vazgeçerek, daha realist, daha gerçekçi bir dış politikaya yöneldiğini görüyoruz. Burada da en önemli adım, Suriye’de çıkarları olan tüm aktörler ile görüşebilme ve kendi tezlerini savunabilme. Türkiye şu anda bunu başarmış gözüküyor” dedi.

    Metin Gürcan, operasyonun iki boyutta değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Operasyonun iki önemli boyutu var. Biri hava boyutu, ikincisi kara boyutu. Hava boyutunda bence önemli noktalarda bir tanesi, biliyorsunuz 24 Kasım’da, Rus SU 24 uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesinden sonra Suriye hava sahası Türkiye’ye kapatılmıştı. 9 ay sonra, Türk F 16’larının bu sabah itibariyle Cerablus bölgesindeki IŞİD hedeflerini vurduğunu, yani Suriye hava sahasının Türkiye’ye açıldığını gördük. Bu önemli bir noktaydı. Suriye hava sahasının Türkiye’ye açılmış olmasını Suriye’de Türkiye’nin önemli bir kazanımı olarak görüyorum. İkinci önemli husus ise karadaki mücadele. Şu ana kadar Türkiye, karada üç önemli noktada destek sağlıyor gözüküyor. Bunlardan bir tanesi topçu ve çok namlulu roket atar sistemleri ile yaptığımız, görmeyerek ateş desteği. İkincisi mutlaka bin 500 kadar Özgür Suriye Ordusu savaşçısının, Türkiye yanlısının Karkamış’tan Cerablus’a doğru girdiğini görüyoruz. Bu savaşçılara yönelik irtibat timi dediğimiz özel kuvvetlerin, bir yaralı tahliyesi, ikincisi ileri hava kontrolörlüğü var. Yani uçaklar ile kara unsurlarının arasındaki koordine ve haberleşmenin sağlanması ve yakın hava desteği sağlanması kapsamında hedef tespiti, hedef analizi gibi görevler yaptığını da göreceğiz. Türk özel kuvvet unsurları da Suriye içerisinde olacak. Üçüncü önemli nokta ise yeni bir gelişme, zırhlı birliklerin de aynı şekilde Suriye içerisine girdiğini görüyoruz. Burada günler, hatta haftalar sürebilecek bir tampon bölge oluşturulması ile alakalı Türkiye’nin iradesini görüyoruz. Bu irade şu demek: Özellikle IŞİD’den bölge arındırıldıktan sonra, temizlendikten sonra, ikinci aşama olan elde tutma aşamasında, Türk Kara Kuvvetleri birlikleri de karada, sahada Özgür Suriye Ordusu’na yardımcı olacak” diye konuştu.

    “Moskova’dan, Washington’dan, Tahran’dan ve Şam’dan bir tepki açıklamasının gelmemesini önemsiyorum”

    Operasyonun iki ayrı hedefi olduğunu ifade eden Metin Gürcan, “Az öncede vurguladığım gibi bu operasyonun bir görünen, bir de görünmeyen hedefi var. Görünen ve söylenen hedefi Rakka’ya yönelik muhtemel bir koalisyon harekatında büyük mülteci hareketleri söz konusu olacak. Türkiye bu mülteci hareketlerinde sınıra yığılacak. Belki de on binlerce insanı Suriye içerisinde tesis edeceği tampon bölgede tutmayı düşünüyor. Bunu da Suriye’de çıkarları olan diğer aktörlere, Amerika, Rusya gibi, İran gibi, hatta Şam yönetimine kabul ettirmiş gözüküyor. Bu önemli bir gelişme. İkinci önemli husus ise görünmeyen hedef olarak, doğudaki Cezire ve Kobani kantonlarının, batıdaki Afrin kantonu ile birleşmesi ve Suriye’nin Kuzeyinde bir Kürt koridorunun oluşmasına yönelik engelleme maksadı da var. Kafkaslaştırmadan bahsetmiştim. Burada şunu açmak istiyorum. Suriye kuzeyinde ne demek bu? Silahlı güç merkezlerinin birden fazla, etnik, mezhep güç merkezinin, farklı ideolojik grupların bir arada olacağı bir ortam tesis edilmeye çalışılıyor. Bu sayede YPG’nin sahada, siyasi olarak da PYD’nin nomine etmesi engellenmeye çalışılıyor. Tabii burada şu önemli noktaya dikkat çekmek isterim. Şu anda özellikle ben Moskova’dan, Washington’dan, Tahran’dan ve Şam’dan bir tepki açıklamasının gelmemesini önemsiyorum. Bu şu demek; bu başkentlerin bilgisi ve onayı dahilinde bu operasyon yapılıyor ama Türkiye’nin net sahadaki kazanımlarını görebilmek için biraz daha beklemek lazım. Çünkü harekat başladı. Bu tarz harekatlara, sınır ötesi harekatlara girmek kolay, kalmak zor. Çıkmak çok daha zordur. Özellikle IŞİD’den bölge temizlendikten sonra, bölgenin nasıl elde tutulacağı, bölgede nasıl bir siyasi dizayna gidileceği de önem taşıyor. Burada bu konuyu görebilmek için bizim birkaç gün beklememiz, hatta birkaç hafta daha bekleyip, bu operasyonun nereye evrileceğini de yakından takip etmemiz gerekiyor” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında silahlı kuvvetlerin bu operasyon ile moral bulduğunu ifade eden güvenlik analisti Metin Gürcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu operasyonun bir de sembolik önemi var. Bunu da mutlaka vurgulamak lazım. Özellikle benim irtibatta olduğum yabancı gazeteciler ve akademisyenlerin en çok sorduğu şey, 15 Temmuz darbe girişiminin silahlı kuvvetlerin muharebe gücünü nasıl etkilediği; bunu çok soruyorlar. Aslında bu operasyon silahlı kuvvetlerin 15 Temmuz sonrası dönemde uluslararası itibarı ve caydırıcılığı için önemli bir operasyon. Bu açıdan da sembolik bir önemi olan bir operasyon. Aslında burada hava unsurları ve kara unsurları, aynı zamanda sivil unsurlar, başka ülkeden silahlı gruplar, bir başka ülkenin toprağında bir operasyon yapmak için toplanmış durumda. Gece gündüz devam eden bu tempolu operasyonu şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri koordine ediyor ve yönetiyor. İşte aslında bu Cerablus operasyonu, Cerablus kalkanı operasyonu ile silahlı kuvvetler, uluslararası ortamda caydırıcılığını ve belki biraz olsun 15 Temmuz sonrasındaki yıpranan imajını takviye etmek, güçlendirmek için doğrudan bir imkan elde etmiş oluyor. Sahada doğrudan yapmış olduğu bu imaj tazelemesi, bence silahlı kuvvetlerin muharebe gücüne, kurum içindeki moraline ve genel itibariyle Türkiye’de ordu-millet birlikteliğinin yeniden tazelenmesine hizmet edecek diye değerlendiriyorum.”

  • Bombalı terör saldırısında babasını ve iki kardeşini kaybeden Metin Akdoğan konuştu

    GAZİANTEP (İHA) – Gaziantep’te bir sokak düğününde meydana gelen bombalı terör saldırısında babasını ve 2 kardeşini kaybeden, eşi ve bir çocuğu da yaralanan Metin Akdoğan, “50 kişi kayboldu burada. Çoluk, çocuk hepimize kıydılar” dedi.

    Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı Beybahçe Mahallesi’nde sokak düğünü sırasında düzenlenen bombalı terör saldırısında hafif yaralanan Metin Akdoğan, patlamada babası ve iki kardeşini kaybederken, eşi ve çocuğu da yaralandı. Damat Nurettin Akdoğan ve gelin Besna Akdoğan’ın amcasının çocukları olduğunu belirten Metin Akdoğan, saldırıda 50 akrabasını kaybettiğini anlattı. Can pazarının kurulduğu patlama akşamında kendisinin da olay yerinde olduğunu belirten Akdoğan, “50 kişi kayboldu burada. Çoluk çocuk hepimize kıydılar. Bende olayı yaşadım. Şuanda da cenazeden geliyorum. 2 kardeşimi ben gömdüm, babamı gömdüm. Akrabalarımı gömdük. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanlığa sığar mı böyle bir şey. Söyleyecek kelime bulamıyorum. Ağlamaktan gözlerim şişti benim. Her gün hastane hastane dolaşıyorum. Akrabalarımı ziyaret ediyorum. Oğlum hastanede, karım hastanede” dedi.

    Damadın yanından ayrılmayan Akdoğan, amcasının çocukları olan gelin ve damadı da teskin etmeye çalışıyor.

  • Milletvekili Metin Külünk: “YÖK bugün kapatılmalıdır””

    FETÖ operasyonlarını değerlendiren AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “YÖK kapatılmalıdır. Bu operasyonları karartan merkez, YÖK’ün yönetim kuruludur. Açıkça söylüyorum YÖK’teki yönetim kurulu üyeleri görevden alınmalıdır” dedi.

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, FETÖ ile mücadele konusunda üniversitelerde, il teşkilatlarında ve belediyelerde zaaf gösterildiğini söyledi. TGRT Haber’e konuşan Külünk, önemli açıklamalarda bulundu. Külünk, FETÖ/PDY soruşturmalarının bazı yerlerde manipüle edildiğine dikkat çekerek, “Gözaltına alınmış, örgütle ilişiği kesinleşmiş bir adamı serbest bırakmak kimin ne haddine. Bu örgütle ilgili gözaltına alınmış adamlarla ilgili yerel medyaya demeç vermek kimin haddine. 17-25 Aralık’ı anlayamadınız. Diyarbakır’da yavrularımızın şehit olduğu bomba ocağınıza mı düşmeliydi? Yahu arkadaşlar karşımızda bir terör örgütü var, terör. Küresel güçlerin uşaklığını yapan bir örgüt var karşımızda. Kimi koruyorsunuz yahu. Çekin elinizi şu operasyonların üzerinden. Çekin ya, çekin. Üniversite rektörlerine baskı yapmayın” dedi.

    “Dicle, Üsküdar ve İstanbul Üniversitesi ne oluyor, hayırdır”

    Külünk, isim isim Dicle, Üsküdar ve İstanbul Üniversitesi’ndeki rektörlere seslenerek, “Üniversiteler, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanmadan daha önemli bir işlev görüyor gerektiğinde. Çünkü bu örgütün en yoğun yuvalandığı ve geleceğimizi gasp ettikleri yerler üniversite kampüsleridir. Bana 2 bin sayfa üniversite notları ulaştırıldı. Hangi üniversitelerde operasyonlara müdahale edilmediği, gerekli özenin gösterilmediği tek tek rapor edildi. Örgüt şemasındaki dokunulmayan akademisyenler isim isim alt alta yazıldı. Bazıları da bu işleri, kampüsteki temizliği ’kriptolara’ veriyor. Onlar da iki odacı, iki memur, iki alt düzey asistanı, yani masumları fişleyerek vazifelerinden ediyor; kendileri ise yani asıl suçlu olanlar da görevlerini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    “YÖK bugün kapatılmalıdır, rektörler de açığa alınmalıdır”

    Akademik manipülasyonlar ve paralel temizliğin gecikmesi ile ilgili Külünk, üniversitelerin 15 Temmuz’a kadar açık bir adres olduğuna dikkat çekerek, “Buradan söylüyorum YÖK kapatılmalıdır. Bu operasyonları karartan merkez, YÖK’ün yönetim kuruludur. Açıkça söylüyorum YÖK’teki yönetim kurulu üyeleri görevden alınmalıdır. 17-25 Aralık’tan sonra 3 yıldır bu yönetim kurulu neredeydi? YÖK’ün bu yönetim kurulu, 15 Temmuz’u mu bekliyordu. Üniversitelerde aslanlar gibi, yiğitçe mücadele eden rektörlerin hepsini ayakta alkışlıyorum. Fakat mücadele etmeyip, hâlâ işi uyutmak isteyen tüm rektörler de görevden alınmalıdır. Rektör yardımcıları, genel sekreterlikler gözden geçirilmelidir. Çağrımdır; YÖK’teki yöneticilere el çektirilmelidir. Kararlılıkla çalışan savcılarımızın, hakimlerimizin mücadelesine kimse çomak sokamaz” şeklinde konuştu.

    “Her cuma akşamları 15 Temmuz şölenleri devam etmelidir”

    “Her cuma akşamı, 15 Temmuz mücadelesini unutturmayacağımız şölenlere devam edelim” diyen Külünk, “Bu devleti millet korumuştur. Düşünebiliyor musunuz Şentepe’den MİT’in kapısına gelen ve günlerce sadece 2 saat uykuyla nöbet tutan adamlar, ‘bin 200, bin 100 lira’ maaş kazanıyordu. ‘MİT’i koruyan bu insanlar devletin sahibi benim’ dedi. İşte bu direnişi, bu mücadeleyi her cuma akşamları şölenlerle kutlayalım, unutturmayalım” dedi.

    “Sokağın gücü, 15 günde 50 yıllık örgütün MR’ını çıkardı”

    “Sayın Erdoğan olmasaydı, bazıları bu ülkenin meşruiyetini Kandilvanya’da arayacaktılar” diyen Külünk, bazılarının da geçmiş zamanda FETÖ elebaşının elini öpme yarışına girdiğini hatırlattı. “Israrla söylüyorum bu küresel güç merkezinin nihai hedefi, yegane gayesi, Türkiye’yi Erdoğansızlaştırmaktır ve tehlike de geçmiş değildir” diyen Külünk, “Ey, bu FETÖ / PDY operasyonlarını karartmak isteyenler, örtmek isteyenler; verilen mücadeleyi sulandırma gayretleri ile yaşananları içinden çıkılamaz bir hâle getirmek isteyenler, 50 yıllık tehdit 15 günde tasfiye edildi, size de sıra gelir, gelecektir. Sokağın gücü 15 günde örgütün MR’ını çıkardı” diye konuştu.

    “Yerel güç merkezleri Erdoğan’ın şehit olmasını mı bekliyor”

    “Yerel güç merkezleri bu örgütün üzerinden, bu halkın üzerinden, bu operasyonların üzerinden elini çeksin” diyen Metin Külünk, “Belediyeler ve il teşkilatları, Sayın Erdoğan’ın şehit edilmesini mi bekliyorsunuz bu örgütle uzlaştığınızı açıklamak için. Siz, Erdoğansızlaştırılmış bir Türkiye’de bu hain, alçak terör örgütü ile yaşamanın beklentisi içinde misiniz? Eğer bunların hevesindeyseniz bu millet size bunun için de müsaade etmeyecek ve bunun da mücadelesini verecektir. Daha ne bekliyorsunuz, ne bekliyorsunuz gereğini yapmak için? Adaletsizlik yok, zulüm yok, haksızlık yok ama hesap sorma var. Şimdi isim vermiyorum illeri ama halkımız isim de isterse çıkar konuşurum. Çürükleri, bozukları temizleyeceğiz, temizlenecek. Sokak istihbaratı her şeyi duyuyor, herkesin farkında, kim ne yapıyor, biliyorlar. Kimse kendini sakındığını, saklandığını düşünmesin. Hepsinin zamanı gelecektir” şeklinde konuştu.

  • AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, TGRT HABER’e Konuştu

    İSTANBUL-AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, FETÖ ile mücadele konusunda üniversitelerde, il teşkilatlarında ve belediyelerde zaaf gösterildiğini açıkladı. TGRT Haber’e konuşan Metin Külünk, tüyler ürperten açıklamalarda bulundu. Külünk, FETÖ/PDY soruşturmalarının bazı yerlerde manipüle edildiğine dikkat çekerek, “Gözaltına alınmış, örgütle ilişiği kesinleşmiş bir adamı serbest bırakmak kimin ne haddine… Bu örgütle ilgili gözaltına alınmış adamlarla ilgili yerel medyaya demeç vermek, kimin haddine. 17-25 Aralık’ı anlayamadınız. Galiba 15 Temmuz’u anlayabilmek için, Elazığ’daki bombaların ocağınıza düşmesi gerekiyordu. Diyarbakır’da yavrularımızın şehit olduğu bomba, ocağınıza mı düşmeliydi? Yahu arkadaşlar, karşımızda bir terör örgütü var, terör… Küresel güçlerin uşaklığını yapan bir örgüt var karşımızda… Kimi koruyorsunuz yahu… Çekin elinizi şu operasyonların üzerinden… Çekin ya, çekin… Çekin! Üniversite rektörlerine baskı yapmayın” dedi.

    “DİCLE, ÜSKÜDAR VE İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ NE OLUYOR, HAYIRDIR”

    Külünk, isim isim Dicle, Üsküdar ve İstanbul Üniversitesi’ndeki rektörlere seslenerek, “Üniversiteler, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanmadan daha önemli bir işlev görüyor gerektiğinde… Çünkü bu örgütün, en yoğun yuvalandığı ve geleceğimizi gasp ettikleri yerler üniversite kampüsleridir. Bana 2 bin sayfa üniversite notları ulaştırıldı. Hangi üniversitelerde operasyonlara müdahale edilmediği, gerekli özenin gösterilmediği tek tek rapor edildi. Örgüt şemasındaki dokunulmayan akademisyenler isim isim alt alta yazıldı. Bazıları da bu işleri, kampüsteki temizliği “kriptolara” veriyor. Onlar da iki odacı, iki memur, iki alt düzey asistanı, yani masumları fişleyerek, vazifelerinden ediyor; kendileri ise yani asıl suçlu olanlar da görevlerini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    “YÖK BUGÜN KAPATILMALIDIR, REKTÖRLER DE AÇIĞA ALINMALIDIR”

    Akademik manipülasyonlar ve paralel temizliğin gecikmesi üzerine Külünk, üniversitelerin, 15 Temmuz kadar açık bir adres olduğuna dikkat çekerek, “Buradan söylüyorum; YÖK kapatılmalıdır. Bu operasyonları karartan merkez, YÖK’ün yönetim kuruludur. Açıkça söylüyorum; YÖK’teki yönetim kurulu üyeleri görevden alınmalıdır. 17-25 Aralık’tan sonra 3 yıldır bu yönetim kurulu neredeydi? YÖK’ün bu yönetim kurulu, 15 Temmuz’u mu bekliyordu. Üniversitelerde aslanlar gibi, yiğitçe mücadele eden rektörlerin hepsini ayakta alkışlıyorum. Fakat mücadele etmeyip, hâlâ işi uyutmak isteyen tüm rektörler de görevden alınmalıdır. Rektör yardımcıları, genel sekreterlikler gözden geçirilmelidir. Çağrımdır; YÖK’teki yöneticilere el çektirilmelidir. Kararlılıkla çalışan savcılarımızın, hakimlerimizin mücadelesine kimse çomak sokamaz” ifadelerini kullandı.

    “HER CUMA AKŞAMLARI, 15 TEMMUZ ŞÖLENLERİ DEVAM ETMELİDİR”

    ‘Her Cuma akşamı, 15 Temmuz mücadelesini unutturmayacağımız şölenlere devam edelim’ diyen Külünk, “Bu devleti, millet korumuştur. Düşünebiliyor musunuz; Şentepe’den MİT’in kapısına gelen ve günlerce sadece 2 saat uykuyla nöbet tutan adamlar, ‘bin 200, bin 100 Lira’ maaş kazanıyordu. ‘MİT’i koruyan bu insanlar, devletin sahibi benim’ dedi. İşte bu direnişi, bu mücadeleyi her Cuma akşamları, şölenlerle kutlayalım, unutturmayalım” teklifinde bulundu.

    “SOKAĞIN GÜCÜ, 15 GÜNDE 50 YILLIK ÖRGÜTÜN MR’INI ÇIKARDI”

    İstanbul mebusu, “Sayın Erdoğan olmasaydı, bazıları bu ülkenin meşruiyetini Kandilvanya’da arayacaktılar” dedi ve bazılarının da geçmiş zamanda, FETÖ elebaşının elini öpme yarışına girdiğini hatırlattı. “Israrla söylüyorum; bu küresel güç merkezinin nihai hedefi, yegane gayesi, Türkiye’yi Erdoğansızlaştırmaktır ve tehlike de geçmiş değildir” diye sözlerine devam eden Külünk, “Ey, bu FETÖ / PDY Operasyonları’nı karartmak isteyenler, örtmek isteyenler; verilen mücadeleyi sulandırma gayretleri ile yaşananları içinden çıkılamaz bir hâle getirmek isteyenler, 50 yıllık tehdit, 15 günde tasfiye edildi, size de sıra gelir, gelecektir. Sokağın gücü, 15 günde örgütün MR’ını çıkardı” diye konuştu.

    “YEREL GÜÇ MERKEZLERİ ERDOĞAN’IN ŞEHİT OLMASINI MI BEKLİYOR”

    ‘Yerel güç merkezleri bu örgütün üzerinden, bu halkın üzerinden, bu operasyonların üzerinden elini çeksin’ diyen Külünk, “Belediyeler ve il teşkilatları, Sayın Erdoğan’ın şehit edilmesini mi bekliyorsunuz; bu örgütle uzlaştığınızı açıklamak için… Siz, Erdoğansızlaştırılmış bir Türkiye’de bu hain, alçak terör örgütü ile yaşamanın beklentisi içinde misiniz? Eğer bunların hevesindeyseniz; bu millet size, bunun için de müsaade etmeyecek ve bunun da mücadelesini verecektir. Daha ne bekliyorsunuz, ne bekliyorsunuz gereğini yapmak için? Adaletsizlik yok, zulüm yok, haksızlık yok; ama hesap sorma var. Şimdi isim vermiyorum illeri; ama halkımız isim de isterse, çıkar konuşurum. Çürükleri, bozukları temizleyeceğiz, temizlenecek. Sokak istihbaratı her şeyi duyuyor, herkesin farkında, kim ne yapıyor, biliyorlar. Kimse kendini sakındığını, saklandığını düşünmesin. Hepsinin zamanı gelecektir” şeklinde konuştu. (GD)