Etiket: Mesut

  • (Özel Haber) 12 Eylül bildirisini okuyan Mesut Mertcan, darbe girişimini değerlendirdi

    12 Eylül 1980 askeri darbe bildirisini okuyarak akıllara kazınan TRT eski spikeri Mesut Mertcan, 15 Temmuz Darbe Girişimine kalkışan askerlere yönelik, “Eğer bunlar halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ve demokrasinin simgesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ateş açmışlarsa ben bunların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bağrından çıktığına inanmıyorum; bunlar olsa olsa, uzaktan kumandalı kurşun asker olur” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 36 yıl aradan sonra ilk kez bir darbe girişimine tanık oldu. 15 Temmuz Cuma akşamı gerçekleşen darbe girişimini önceki girişimlerden ayıran en büyük özelliği, halkın doğrudan hedef alınması oldu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka çağrısıyla sokaklara dökülen vatandaşlar sayesinde darbe girişimi engellendi. Ancak demokrasi şehitleri, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine adeta birer nişan oldu.

    “Halka ateş açan tanklar yoktu”

    12 Eylül 1980 darbesinde akıllara kazınan darbe bildirisini radyodan okuyan ve şu an Adana Huzurevi’nde yaşamını sürdüren TRT eski spikeri Mesut Mertcan, İHA’ya açıklamalarda bulundu.

    1980 yılında, olaylardan habersiz, bir telefonla evinden alınan ve darbe bildirisini okumak için Ankara Radyosu’na götürülen Mesut Mertcan, “Çalışanlara çok kibar bir dille, ’TSK yönetime el koydu. Telefonu olmayan bir odada istirahat edin’ denildi ve bize çaylar ikram edildi. Çok kibarlardı. Her şey saygı içerisindeydi. Halka ateş açan tanklar yoktu” ifadelerini kullandı.

    “O dönemin gerekçesi vardı”

    Yaşadığı darbe sürecini 15 Temmuz girişimiyle kıyaslayan Mertcan, “Stüdyonun kapısının önünde silahı 2 asker vardı. Başladım okumaya. Şimdi bu döneme bakıyorum. O dönemin gerekçesi vardı. Cumhurbaşkanı seçilmemişti. Meclis toplanamıyordu. Terör almış başını gidiyordu. Her gün bir sağdan bir soldan ya da karşılıklı ölümler vardı. Bugün böyle bir şey yok. Sayın Cumhurbaşkanı, sayın başbakan, sayın bakanlar kurulu üyeleri görevlerinin başındalar. Demokratik düzendeyiz” şeklinde konuştu.

    “Olası saldırıda hedef radyoydu”

    TRT eski spikeri Mesut Mertcan, 12 Eylül darbe bildirisinin temiz ve yumuşak bir üslupla yazıldığını ancak bu bildiriyi okurken olası bir saldırıda hedefin doğrudan radyo olacağı için korkunun hakim olduğunu anlattı. Bildiriyi okurken kendisinin sudan çıkmış balık gibi olduğunu vurgulayan Mertcan, 15 Temmuz darbe girişimini okuyan TRT spikeri Tijen Karaş’ın ruh durumunu anlayabildiğini kaydetti.

    “Apar topar stüdyoya girilmez”

    Mertcan, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbe girişimlerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Apar topar stüdyoya girilmez ama bunlar her şeyi göze almışlar. Ben onlara TSK’nın bağrından çıkan asker demiyorum. Bunlar eğer halka ateş açmışlarsa, benim Cumhurbaşkanımın mekanına, külliyesine ateş açmışlarsa, TBMM’ye demokrasinin simgesi ateş açmışlarsa ben bunların TSK’nın bağrından çıktığına inanmıyorum; bunlar olsa olsa uzaktan kumandalı kurşun asker. Türkiye’de darbe girişimi yapılıyor, hükümet değişiyor ve siz onu okuyorsunuz, duyuruyorsunuz. Onun bir heyecanı var. O heyecan anlatılmaz yaşanır. Onun (Tijen Karaş), ruhsal durumunu çok iyi anlıyorum. Üstelik kadın başına. Asker geliyor, silahla gidiyor. Böyle şey olmaz ya. Bunlar asker değil. Bunlar sayın başbakanın söylediği gibi, asker kılığına girmiş teröristler; Türkiye’yi karıştırmak isteyenler.”

  • Mesut Sancak’tan Çeşme’nin Değerini Yükseltecek Yatırım

    Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, Çeşme’nin değerinin yükseltecek yatırımlar yapmaya devam ettiklerini belirterek, “Çeşme’nin önemi her geçen gün artıyor. İzmir-İstanbul Otoyolu tamamlanınca, İstanbul’dan Çeşme’ye 3,5 saatte ulaşılabilecek. Öğle yola çıktığınızda, akşam yemeğini gün batımı eşliğinde Çeşme’de yiyeceksiniz. Çeşme, artık farklı bir şekilde konumlanacak” dedi.

    İzmir’de çok konuşulan projeleriyle, Türkiye’nin en büyük inşaat grubu olmaya aday Folkart Yapı, yeni Çeşme projeleriyle yatırımlarını sürdürüyor. Folkart Yapı, Çeşme’de yapımı süren ve satışa sunulan Folkart Blu ve Folkart Hills projeleri ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, Folkart Genel Müdürü Metin Sancak’ın da katılımıyla Çeşme’de gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısını çok sayıda basın mensubu izledi.

    Folkart Yapı’nın Çeşme projeleri, ‘Denize Açılan Kapı’ söylemiyle tanıtılırken, Çeşme’ye verdiği önemi, “Güzellikleriyle zamana meydan okuyan, dünyayı etkileyecek bir yeryüzü cenneti” tanımıyla dile getiren Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, Çeşme’nin gastronomisine, eğlence adresi olmasına; doğa turizmi potansiyeline; yelkenden sörfe, su sporları için merkez özelliğine; termal olanaklarına; dalış turizmi gelişimine; festivallerine; yat limanlarına; markalaşmış Alaçatı’nın karma simgelerine dikkat çekerek, “Biz bu bakış açısıyla Çeşme’ye büyük bir önem veriyoruz. Çeşme’nin değerini İzmir ile birlikte yüceltmek istiyoruz” dedi.

    BUTİK HAVALİMANI İLE DÜNYAYA AÇILACAK

    İzmir-İstanbul Otoyolu tamamlanınca, İstanbul’dan Çeşme’ye 3,5 saatte ulaşılabileceğine, Çeşme projeleri Folkart Blu ve Folkart Hills’in reklam filmlerinde de vurgu yaptıklarını belirten Mesut Sancak, “Öğlen yola çıktığınızda, akşam yemeğini gün batımı eşliğinde Çeşme’de yiyeceksiniz. Çeşme, artık farklı bir şekilde konumlanacak. Bu otoyol üzerinde bulunan Kocaeli, Bursa, Balıkesir gibi kentler de Çeşme’yi yeniden keşfedecek. Havacılığın yeni merkezi olma yolundaki İzmir’de, yakın gelecekte Alaçatı’ya planlanan butik havalimanı yapıldığında, Çeşme kapısını tüm dünyaya da sonuna kadar açacak. Yeni planlar ile eminim turizm de 12 aya yayılacak” diye konuştu.

    BAŞBAKAN YILDIRIM’IN 35 PROJESİ

    Başbakan Binali Yıldırım’ın, İzmir için 35 projesinin içinde Alaçatı Butik Havalimanı’nın olduğunu hatırlatan Sancak, “Şimdi Başbakan oldu, bu iş bitmiştir diye düşünüyorum. Butik Havalimanı, Çeşme’ye çok değer katacaktır. Neden Bodrum’da var, burada yok? Neden Dalaman’da var, burada yok? Bence Çeşme’de de olmalı. İzmir bir saat mesafede, ama bir saat mesafe, tatil yapmaya gelecek insan için çok fazla. Çünkü tatile gelecek insan lüksü, rahatı arıyor. Biz yatırımcılar olarak, Çeşme’ye büyük yatırımlar yapmayı planlayanlardan biri olarak, Çeşme’ye havaalanı yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Turizmdeki sıkıntılara da değinen Sancak, Çeşme’ye zaten yabancı turistin az geldiğine dikkat çekerek, “Çeşme’ye gelecek yabancı turist sayısı yüzde 5’i bulmazdı. Yine bulmayacak. Çeşme’de bu yaz sorun olmaz. Ama Bodrum gibi, özellikle Antalya gibi yabancı turizme bel bağlamış bölgeler, bu sorundan çok etkilenecek. Bir önceki seneye göre yüzde 40 daha az iş yapmışlar. Yüzde 40, çok büyük bir sorun demek. Zaten yüzde 60-70’e kadar maliyetinizi çıkarıyorsunuz. Bu da işletmelerin zarar ettiğini gösteriyor. Ama son 1-2 haftadır düzelme emareleri gözüküyor. Benim inancım odur ki, ekonominin önüne hiçbir şey geçemez. Barışmak, iki ülkenin menfaatinedir. İki ülkenin barışacağını düşünüyorum. Uzun süre küs kalınması mümkün değil. Bunlar geçicidir. Düzelecektir. Siyasetçilerin, kendi seçmeninin nabzını tutmak için yaptıkları hareketlerdir. Çok uzun sürmeden düzelecektir” diye konuştu.

  • Mesut Yılmaz’dan, Almanya’nın “Soykırım” Kararına Sert Tepki

    Alman Federal Meclisi’nin 1915 olaylarıyla ilgili dün aldığı “soykırım” kararına sert tepki gösteren eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, parlamentoların asli görevleriyle bu tür kararlarla bağdaşmadığını söyledi.

    Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün davetlisi olarak Büyükçekmece’de bulunan eski başbakan Mesut Yılmaz, Alman Federal Meclisi’nin almış olduğu “soykırım” kararının siyasi bir karar olduğunu açıkladı.

    “ULUSLARARASI KOMİSYON KURULSUN”

    Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün davetlisi olarak Büyükçekmece’ye gelen eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, Alman Federal Meclisi’nin 1915 olaylarıyla ilgili dün aldığı kararın üzücü olduğunun altını çizerek, “Bu karar tabi ki Türkiye olarak bizi üzmüştür. Türk devleti olarak bizim bu konudaki tavrımız gayet açıktır. Biz bu olayların tarihçilere bırakılması gerektiğini gerekirse uluslararası bilim adamlarının da içinde yer aldığı bir komisyon tarafından araştırılmasını savunuyoruz. Bu komisyonun ortaya koyduğu sonuçlara da herkesin saygı duyması gerektiğini savunuyoruz. Bu, Batı’nın da anlayabileceği dil de bir tavırdır. Maalesef buna rağmen birçok ülkede görüyoruz ki parlamentolar oradaki azınlıkların baskısı ve oradaki lobilerin baskısı sonucunda bu tür siyasi kararlar almaya devam ediyorlar. Almanya’da bunun son halkasıdır. Tabi ki yanlış bir karardır, tabi ki parlamentoların asli görevleriyle bağdaşmayan bir karardır. Türkiye olarak buradaki tavrımızı belirlerken kendi menfaatlerimize zarar vermemek durumundayız. Türkiye daha önce diğer ülkelere karşı nasıl bir tavır takınmışsa, Alman parlamentosunun bu kararında aynı tavrı takınmalıdır” diye konuştu.

  • Mesut Özil Mekke’de

    Premier Lig ekiplerinden Arsenal’in Türk asıllı yıldızı Mesut Özil, Umre’ye gitti.

    Arsenal’de forma giyen Türk asıllı Alman oyuncu Mesut Özil, ligin tatile girmesiyle Mekke’nin yolunu tuttu. Umre’ye giden başarılı futbolcu Kabe’nin yanında çekilmiş bir fotoğrafını sosyal medyada paylaştı. Mesut Özil’in ligin bitimiyle tatile çıkmak yerine Umre ziyareti gerçekleştirmesi ise taraftarlar tarafından övgüyle karşılandı.

  • Mesut Yar: “Ben Şovmen Değil, Konuşturmacıyım”

    Ünlü köşe yazarı ve televizyoncu Mesut Yar, “Beyaz şovmen, ben ise konuşturmacıyım” dedi.

    Bodrum’da bir etkinliğe katılan Mesut Yar etkinlik sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. 6 sezondur CNN Türk ekranlarında program yapan Yar, Programını Kanal D ekranlarına taşıyacağını açıkladı.

    Mesut Yar, Kanal D’ye transfer olduğunu vurgulayarak şu sözlere yer verdi:

    “CNN Türk’ten transfer oldum Kanal D’ye. 6 senedir aynı kanalda sürüyordu program, gayet iyi bir noktaya gelmişti. Ama program bir tık daha yukarı çıkması gerekiyordu. Ortak kararla birlikte Kanal D’ye geçme kararı verdik. ’Burda laf çok’ Türkiye’de çok sonradan başlayan ve insanların kabul ettiği bir format oldu. Talk şovlardan bizi ayıran özellik insanların daha rahat konuşması oldu. Bu format değişmeyecek ama skeç gibi birkaç repertuvar olacak tabi. İnsanların tüm günün yorgunluğunu unutabileceği ve açıkçası merak ettiği insanlar hakkında meraklarını gidereceği iyi bir formatımız var.”

    “BEN ŞOVMEN DEĞİLİM”

    Gazetecilerin, “Beyaz şova rakip mi geliyorsunuz” sorusu üzerine Mesut Yar, “Beyaz şovmen, ben ise konuşturucuyum. Beyazıt Öztürk’ün yaptığı talk şov. Beyazıt şovmenlik yapıyor. Benimki şovmenlik değil daha çok konuşturuculuk. Beyaz, Okan Bayülgen ve 3 adam talk şov yapıyor. Benim formatımla onların alakası yok, çok farklı” ifadelerini kullandı.

    KASA DAVASI SÜRÜYOR

    Geçtiğimiz yıllarda kiralık kasası açıldığı için bankayı dava eden Mesut Yar, davanın bir üst mahkemeye gittiğini de söyledi. Davanın halen sürdüğünü sözlerine ekleyen Yar, olayın bir üst mahkemeye taşındığını belirterek şunları söyledi:

    “Davam ile ilgili bir gelişmem var bir üst mahkemeye gönderildi. Maalesef kasamız patladığı ile kaldı. Bir üst mahkeme esastan görüşüyor. Bizim oradaki duruşumuz çok netti. Maddi bir talebimiz olmadı, sadece manevi bir talebimiz var. Bu dava bizim için namus davasıdır ve halen devam ediyor. Bizim kasanın açılmasında bir kötü niyet olduğunu düşünmüyorum. Teknik bir aksaklık var. O kötü niyetin gidermeye yönelik bir tatlı girişim olmamasına itirazımız bizim. En azından insanlar mutlu edilmeye çalışılır. Yani şunu diye bilirlerdi ‘ya biz böyle bir şey yaptık. Bu da bizim hatamız kardeşim’ denile bilirdi. Gerçi unuttuk da yanı bende bir deve kini yok açıkçası. Türk adaleti bir karar verecek. Hakim düşünecektir yani bu kasa niye açıldı diye. Sonuç itibari ile biz kasamızı devraldık başka bir bankaya taşıdık. Şu anda daha güvendeyiz. Ben öyle hissediyorum. Manevi tazminat davası, eşim açtı davayı. Çünkü kasa onundu. Çok net bir şekilde mahreme giren eller davası. İçinde her şeyde olabilirdi. Ama hiç bir şeyde olmaya bilirdi. Biz içinde olanlarla değil de neden kasanın açıldığı ile ilgilendik. Ve bizden neden özür dilenmediği ile ilgilendik. Hakeme özür dileyin derse özür dilerler herhalde.”

    KASASI ÇİLİNGİRLE AÇILMIŞTI

    Olay, 2013’te yaşanmış, kendi kasasındakileri almak için gelen müşteri, kilidi açamayınca banka personelinden yardım istemişti. Anahtarın yanlış verildiğini bilmeyen görevliler ise çilingir çağırarak kasayı açtırmıştı. Kasa açıldıktan sonra banka müşterisi kasadakileri bir torbaya doldurup bankadan ayrılmış ve daha sonra kendi eşyaları olmadığını anlayınca bankaya tutanak karşılığı eşyalar iade edilmişti. Yaşanan olayları bankaya çağrıldığında öğrenen Mesut Yar’ın eşi Ferda Yar ise tutanağın kendisine verilmemesi üzerine bankaya dava açmıştı.