Etiket: Mesleğinin

  • Vali Cüneyt Epcim, dede mirası mesleğinin son ustası Recai Purutoğlu’nu ziyaret etti

    Vali Cüneyt Epcim, dede mirası mesleğinin son ustası Recai Purutoğlu’nu ziyaret etti

    Vali Cüneyt Epcim, geçimini dede mirası purutçulukla sağlayan ve Bayburt’ta mesleğinin son ustası konumunda olan Recai Purutoğlu’nu ziyaret etti.

    Geleneksel fırın türü tandırın yanı sıra çömlekten ürettiği gündelik ve hediyelik birçok eşyayı yurtiçi ve yurtdışı birçok noktaya ulaştıran Purutoğlu, Vali Epcim’e çalışmalarını anlattı.

    Babasının vasiyeti üzerine mesleğini bıraktığını ve ata mirası purutçuluğa başladığını aktaran Purutoğlu, bir zamanların gözde mesleği purutçuluğu zor şartlarda yaşatmaya çalıştığını söyledi.

    Purutoğlu, çeşitli nedenlerle bir bölümü yıkılan Veysel Mahallesi’ndeki puruthanede, geçmişte Ulu Camii ve Bayburt Kalesi gibi önemli yapılar için çini üretimi yapıldığını aktardı.

    Üretimini çeşitlendirme ve mesleğini gelecek kuşaklara aktarma gayesinde olduğuna dikkat çeken Purutoğlu, “Şimdilik sadece tandır yapıyoruz. Ürünlerimiz birçok ilden ve yurt dışından alıcı buluyor. Tandır gönderdiklerimiz arasında milletvekilleri, bürokratlar var. Geçmişte Ulu Camii minaresinin tuğlaları, şerefe altındaki çinileri ile Bayburt Kalesi’nin çinileri burada üretilmiş. Büyüklerimizden bizlere aktarılan bilgi bu şekilde. Ben çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla bu bölgede onlarca puruthane vardı. Şimdi bir tek burası kaldı. Bizde dedemizden aldığımız mirasa sahip çıkıp yok olmasını önlemek istiyoruz. Bizlere bu imkân verilirse buradan 40 kişiye ekmek kapısı açılır. Bizim de üretimimiz çeşitlenir.” diye konuştu.

    Purutoğlu, bir bölümü yıkılan puruthaneyi yeniden eski günlerine kavuşturmanın özlemi içerisinde olduğunu kaydetti.

    Çalışmaları dolayısıyla Purutoğlu’nu tebrik eden Vali Epcim ise destek sözü verdi.

    Geleneksel el sanatlarının yaşatılmasında Purutoğlu gibi ustaların hayati öneme sahip olduğunu belirten Vali Epcim, “Büyük medeniyet olmanın önemli alametlerinden biri bıraktığınız eserlerdir. Bizim kültürümüz, yaşam biçimimiz ve düşünce dünyamız bu anlamda oldukça zengin bir birikime sahip. Baktığınız zaman gerek dini, gerek sivil mimari örneğinde tarihe nasıl değerler kazandırmışız bunu açıkça görebiliyoruz. İşte tüm bunları başarabilmenin ön koşulu ahlaken ve zihnen iyi yetişmiş, mesleğini düşünce dünyası ve kalbi ile harmanlayarak yaşadığı zamana neler katabilirim ya da nasıl kalıcı olabilirim idraki içerisinde fertlere sahip olabilmek. Bunu başarabildiğiniz zaman estetik ve zarafetiyle asırlara meydan okuyan nadide eserler ortaya koyabiliyorsunuz. Bu da her yönüyle nasıl bir medeniyet olduğunuzu en güzel şekliye ifade ediyor. İşte bu noktada bu büyük medeniyetlerin temellerini Recai usta gibi kadim el sanatlarımızın emektarları yoğuruyor. Bu bakımdan, bu meslekleri yapan ve yaşatanlar o zengin kültürel birikimin geçmişten bugüne aktarılmasında da büyük rol oynuyor. Eğer bir medeniyet inşa etme iddiamız var ise bizlere düşen kendilerini bu çalışmalarında desteklemek, bu mesleklerin gerek yaşatılması gerekse ihya edilmesi hususunda üzerimize düşüne yapmaktır. İnşallah bizlerde bu noktada üzerimize düşeni yapacağız. ” değerlendirmesinde bulundu.

    Vali Epcim, Purutoğlu ile yaptığı sohbetin ardından ziyaretini sonlandırdı.

  • Eroğlu, avukatlık mesleğinin sorunlarını aktardı

    Zonguldak Baro Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, 8 Aralık’ta yapılacak olan Karadeniz Baro Başkanları toplantısı ve aynı zamanda Zonguldak Barosunun 80’inci Yıl kutlamaları öncesi gazeteciler ile kahvaltıda bir araya geldiler.

    Gazeteciler ile Hukukçular Lokalinde bir araya gelen Baro Başkanı Av. Özel Eroğlu, basın mensupları ile bir süre sohbet ettikten sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Öncelikle Başkanlar toplantısının yoğun bir gündemi olduğunu ifade etmek isterim. Sorunlara sadece bizim demek mümkün değil tabii ki hukukun üstünlüğü ve insan haklarının savunulması görevi değil mi ki yasayla bize verilmiş bir görevdir, öyleyse bundan kaynaklı sorularda ortak sorunlardır. Öncelikle beş yıl içinde 120 bin olan avukat sayısının nüfus artış hızı ve ekonomik kalkınma ile orantısız biçimde beş yıl içinde 200 bine çıkacak olması, üniversite giriş sınavında 140’na girenlerin hukuk fakültelerine kabulü sırının 190 bin olarak genişletilmesi, mesleğe kabulde sınavın getirilmemesi, meslek alanımızın arabuluculuk, uzlaşma ve CMK avukatlığı, hukukçu olmayan yargıç, avukat olmayan savunucu, hukukçu olmayan bilirkişilik gibi uygulamalar mesleğimizin uygulama alanlarını daraltmıştır. Yine temel esas olarak anayasanın 138 ve 140.maddeleri arasında düzenlenmiş olan yargı faslında savunmaya bir kelime yer verilmemesi yasama ve yürütme ile ilgili sorunlarımızdır. Yargıya gelince liyakatin terk edilmesi ve kadrolaşmanın oluşturduğu FETO yapılanması nedeniyle yargıçları 1/3 nün ihracı ve 4000’nin tutuklanması sonrası istisnaları olmakla birlikte yargıdaki kalitenin çok düşmesi bu nedenle güveninde yüzde 20’lere inmesinin oluşturduğu sorunlar en fazla bizleri ilgilendirmekte ve yansıtmaktadır. Avukatlık kanununu 58. Maddesine aykırı şekilde duruşmada avukat tutuklama, İstanbul 37 ağır ceza mahkemesinde 17 avukatı tahliye sonrası tekrar tutuklama, kısaca tutuklama kısaca ilişkilerde sıklıkla yaşanan uygulama noksanları çatışma nedeni olarak yansımaktadır. Avukatlarda bir şekilde desteklenmelidir” şeklinde konuştu.

  • Karataş: “Öğretmenlik Mesleğinin İtibarı Yükseltilmelidir”

    Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin en yoğunluklu olarak ortaya konulduğu, öğretmenlik mesleğinin itibarının artırılması için en güçlü vurguların yapıldığı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmanın en üst düzeyde gerçekleştirildiği, öğretmenlerle öğrenciler arasında öğretmenliğin kutsiyetini açığa çıkarak duygusal atmosferlerin yaşandığı en önemli günlerden ve en güzel imkânlardan biridir” dedi.

    Türkiye’de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak tayin ve tahsis edilen muayyen günün 12 Eylül askeri darbesinin ardından, darbe yönetiminin kararıyla kutlanmaya başladığını anlatan Karataş, “Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, suç işleyenlerin yapmak istedikleri mühendisliğe öğretmenleri de ortak etmek için tahsis ettikleri, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler Günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ‘öğretmenlere de bir gün olsun’ denilerek ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri millet vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır.

    24 Kasım Öğretmenler Günü, bu haliyle bin yıllık medeniyet değerlerinden soyutlanmak üzere köklerinden koparılmak istenen milletimizin tabi tutulduğu operasyonun bir yansımasından ibarettir. Bin yıllık geçmişi yok sayan ve el yordamıyla kazılmış yüzeysel temeller üzerine bina edilmek istenen köksüz, ruhsuz anlayışın bir tezahürüdür. Öncelikle Öğretmenler Günü, karşılığını kendi medeniyet değerlerimizin derinliklerinden bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin, antidemokratik süreçlerin ve endoktrinasyon ameliyesinin bir karşılığı olmaktan uzaklaştırılmalıdır.” Diye konuştu.

    Ülkemizde 1981 yılından itibaren kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün, kutlanmaya başladığı günden bu yana içi doldurulamayan, yasak savmak kabilinden törenler ve beylik konuşmalarla geçiştirildiğinin görüldüğünü kaydeden Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, “Militarist üslup ve kalıplaşmış ritüelle savılan Öğretmenler Günü, bugüne kadar öğretmenlere pratikte herhangi bir katkı sunamamıştır. Oysa Öğretmenler Günü, bir ülkenin geleceğini büsbütün şekillendiren bir hizmeti ortaya koyan öğretmenlerin bir yıllık motivasyonunun yüklendiği ve ülkenin geleceğinin aydınlık olması yönünde bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ülkenin ve milletin kazancına dönüştürülebilirdi.

    Öğretmenlerin, on yıllar boyunca birbiri üzerine eklenmiş pek çok sorunları bulunmaktadır. Öncelikle öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmenlere sunulan maddi imkânların yetersizliği nedeniyle öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmış, üniversite tercihlerinde eğitim fakültelerinin alt sıralara kaymasına neden olmuştur. Öğretmenliğin maddi manevi sorunlarının çözülmesi ve öğretmenliğin yeniden cazip, öncelikle tercih edilen bir meslek haline getirilmesi gerekmektedir.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu düzenlemeler öğretmeni ve okul yönetimlerini öğrenci ve veli karşısında etkisiz eleman konumuna itmiştir. Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının ve toplumsal saygınlığını yitirmesinin yanı sıra mevzuat düzenlemeleriyle elinde hiçbir yaptırım imkânı bırakılmayan öğretmenlerin mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldıkları da gözlenmektedir. Okullarda disiplini sağlamak için bir yaptırım uygulamanın imkânı yoktur. Saygınlığı kalmayan, can güvenliği tehdit altında bulunan öğretmenler mesleklerini çok zor şartlar altında icra etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin eğitim politikalarını belirleyen ve uygulayan bir bakanlık olduğu gibi, öğretmenlerin de personeli olduğu bir bakanlıktır. Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin sorunlarını sahiplenmeli ve çözümüne ilişkin çaba göstermelidir.” Şeklinde konuştu.

    Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, Eğitim çalışanlarının yetkili sendikası Eğitim-Bir-Sen olarak eğitim çalışanlarının ve eğitim hizmetini bizzat gerçekleştiren öğretmenlerin bugününün dünden, yarınının da bugünden daha iyi olması için üzerine düşeni samimi çabalarla yerine getirme uğraşı içerisinde olduğunu anlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü; “Gerek Kurum İdari Kurulu toplantılarında gerekse Toplu Sözleşme görüşmelerinde önemli kazanımlar elde edilmesine vesile olmaktadır.

    Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarında yararlanacağı mali, sosyal ve özlük hakların belirlendiği 3. Dönem Toplu Sözleşme ile 2016 yılında (6+5 olmak üzere) toplamda yüzde 11,3, 2017 yılında (3+4 olmak üzere ) toplamda yüzde 7,12, iki yıllık toplamda ise yüzde 19,2 zam aldık. 2005 yılından sonra göreve başlayan kamu görevlilerine ilave bir derece verilmesi beklentisini kazanıma dönüştürdük. Üyelerimiz başta olmak üzere bütün öğretmenlerin hasretle beklediği ve hararetle istediği nöbet ücretini alarak tarihi bir başarının altına imza attık. Böylece, mesleki eğitim merkezleri de dâhil olmak üzere örgün eğitim kurumlarında fiilen nöbet görevini yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere, 2016 yılında haftada 2 saat, 2017 yılında ise haftada 3 saat ek ders ücreti ödenecektir. Bu sayede, öğretmenlerimizin aylık gelirlerine ilgili yılların birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibarıyla, 2016’da 98 TL ila103 TL, 2017 yılında ise 159 ila 166 TL ilave brüt artış sağladık. Bir başka önemli kazanımımız, Bakanlıkça hafta sonu yapılan merkezi sınavlarda görev alan eğitim çalışanlarına, ek ders ücreti yerine ÖSYM ve diğer kurumlarca yapılan sınavlarda olduğu gibi sınav gösterge rakamına dayalı sınav ücreti ödenmesini elde etmek oldu. Bu kazanımla, sınavda görev alanlara 5 saat tutarında ek ders ücreti yerine, ilgili yılın altı aylık dönemleri itibarıyla, her oturum için 2016 yılında en düşük 141 TL ila 148 TL, 2017 yılında ise 152 TL ila 158 TL sınav ücreti ödenecek. Yabancı dil sınavlarında yazılı ve sözlü sınav komisyonlarında görev alan üyelere, her bir komisyon üyeliği için ayrı ayrı ücret ödenmesi kazanımı da bizim imzamızla sağlandı. İLKSAN dayatmasına bütünüyle son verdik. Bir önceki dönem toplu sözleşmesinde elde ettiğimiz isteğe bağlı üyelik kazanımına, isteğe bağlı olarak üyelikten ayrılma kazanımını ekledik. Böylece, rızaları dışında öğretmenlerimizin cüzdanına el atılması uygulamasına son verdik. Öğretim yılına hazırlık ödeneğinin 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 1.000 TL, 2017-2018 içinse 1.050 TL olarak belirlenmesini sağladık.

    Eğitim-Bir-Sen olarak, 19. Milli Eğitim Şurası’nda tartışılan, karar altına alınan ya da üzerinde çalışma yapılmasına karar verilen hususların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz. Branş öğretmenleriyle meslek öğretmenlerinin maaş karşılığı ders saatlerinin 15 saat olarak eşitlenmesi, öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin artırılması, öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesi, öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sistemi geliştirilmesi, öğretmenlik mesleğinin hak ettiği sosyal ve mesleki itibarın artırılmasında; yeterlik, nitelik ve standart gibi kavramlar arasında bir ortak anlayış yaratacak ve norm oluşturacak bir yasal düzenlemeye gidilmesi şeklinde ortaya konulan karar ve yaklaşımlar mutlaka hayata geçirilmelidir.

    Öğretmen, eğitim hizmetinin merkezindedir. Öğretmeni dikkate almadan verimli ve başarılı bir eğitim hizmeti verilemez. Öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri, kökü derinlerde bir Öğretmenler Günü özlemiyle; tüm öğretmenlerimizin emeklerinin değerinin anlaşıldığı, mesleğin itibarının ön plana çıktığı, sorunlarının çözüldüğü ve Öğretmenler Günü’nün sivilleştiği günler diliyoruz.”

  • Şeker: “Öğretmenlik Mesleğinin İtibarı Yükseltilmeli“

    Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Numan Şeker, öğretmenlik mesleğinin itibarının yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

    Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şubesi Öğretmenler Gününü tebrik etti. Başkan Numan Şeker, ülkemizde 1981 yılından itibaren kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün içinin doldurulamadığına dikkat çekti. Öğretmenler Günü’nün millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ‘öğretmenlere de bir gün olsun’ denilerek ihdas edildiğini ifade eden Numan Şeker, “Öğretmenler Günü, o günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri millet vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır. Öğretmenler Günü’nün karşılığını kendi medeniyet değerlerinin derinliklerinden bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmelidir.

    “ÖĞRETMENLER GÜNÜ KAPİTALİST ZİHNİYETİN ÜRÜNÜDÜR”

    Öğretmenlerin değerinin her anlamda yükseltilmesi gerektiğini belirten Numan Şeker, “Öğretmene değer veren herkes, öğretmeninin ayağına gelmelidir. Öğretmenini ayağına davet edip orada programlar düzenleyen bir anlayışı Eğitim-Bir-Sen olarak asla kabul etmiyoruz. Bunun yanı sıra öğretmenler, anneler, sevgililer günü gibi günleri kapitalist bir anlayışın ürünüdür. Öğretmenlerin değerini 1 güne indirgeyen bir anlayışı da benimsemiyoruz. Bütün bürokratlar başta olmak üzere herkes, öğretmenlerimizin hayatımızda 365 gün olduğunu bilmeli ve onlara saygı sunulmasının gerektiği bir anlayış içerisinde olmalıdır” diye konuştu.

    “ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ İTİBARSIZLAŞTIRILDI”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu düzenlemelerin öğretmenleri ve okul yönetimlerini, öğrenci ve veli karşısında etkisiz eleman konumuna ittiğini vurgulayan Şeker, “Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının ve toplumsal saygınlığını yitirmesinin yanı sıra mevzuat düzenlemeleriyle elinde hiçbir yaptırım imkânı bırakılmayan öğretmenlerin mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldıkları da gözlenmektedir. Bugün okullarda disiplini sağlamak için bir yaptırım uygulamanın imkânı yoktur. Saygınlığı kalmayan, can güvenliği tehdit altında bulunan öğretmenler mesleklerini çok zor şartlar altında icra etmektedir” diyerek, şöyle devam etti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin eğitim politikalarını belirleyen ve uygulayan bir bakanlık olduğu gibi, öğretmenlerin de personeli olduğu bir bakanlıktır. Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin sorunlarını sahiplenmeli ve çözümüne ilişkin çaba göstermelidir.”

    “19. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI’NDA ALINAN KARARLAR BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRİLMELİDİR”

    Öğretmenlerin, on yıllar boyunca birbiri üzerine eklenmiş pek çok meselesi bulunduğunu hatırlatan Numan Şeker, “Öğretmenlere sunulan maddi imkânların yetersizliği nedeniyle öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmış, üniversite tercihlerinde eğitim fakültelerinin alt sıralara kaymasına neden olmuştur. Öğretmenliğin maddi manevi sorunlarının çözülmesi ve öğretmenliğin yeniden cazip, öncelikle tercih edilen bir meslek haline getirilmesi noktasında Eğitim-Bir-Sen olarak, 19. Milli Eğitim Şurası’nda tartışılan, karar altına alınan ya da üzerinde çalışma yapılmasına karar verilen hususların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz. Şurada alınan karar neticesinde 3600 ek gösterge verilmeli ve öğretmenlerin ek ders ücretleri artırılmalıdır. Ayrıca öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmeli, ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sistemi geliştirilmelidir. Bunun yanı sıra öğretmenlik mesleğinin hak ettiği sosyal ve mesleki itibarın artırılmasında; yeterlik, nitelik ve standart gibi kavramlar arasında ortak norm oluşturacak kanuni düzenlemeye gidilmesi şeklinde ortaya konulan karar ve yaklaşımlar mutlaka hayata geçirilmelidir” şeklinde konuştu.

    Şeker, “Öğretmeni dikkate almadan verimli ve başarılı bir eğitim hizmeti de verilemez. Öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri, kökü derinlerde bir Öğretmenler Günü özlemiyle bütün öğretmenlerimizin emeklerinin değerinin anlaşıldığı, mesleğin itibarının ön plana çıktığı, meselelerin çözüldüğü ve Öğretmenler Günü’nün sivilleştiği günler diliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Yiğit: “Öğretmenlik Mesleğinin İtibarı Yükseltilmelidir”

    Eğitim Bir-Sen Aydın Şube Başkanı İsmail Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarı yükseltilmelidir” dedi.

    24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir açıklama yapan İsmail Yiğit, “Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin en yoğunluklu olarak ortaya konulduğu, öğretmenlik mesleğinin itibarının artırılması için en güçlü vurguların yapıldığı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmanın en üst düzeyde gerçekleştirildiği, öğretmenlerle öğrenciler arasında öğretmenliğin kudsiyetini açığa çıkarak duygusal atmosferlerin yaşandığı en önemli günlerden ve en güzel imkânlardan biridir. Türkiye’de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak tayin ve tahsis edilen muayyen gün ise, 12 Eylül askeri darbesinin ardından, darbe yönetiminin kararıyla kutlanmaya başlamıştır. Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, suç işleyenlerin yapmak istedikleri mühendisliğe öğretmenleri de ortak etmek için tahsis ettikleri, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler Günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ‘öğretmenlere de bir gün olsun’ denilerek ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri millet vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır. 24 Kasım Öğretmenler Günü, bu haliyle bin yıllık medeniyet değerlerinden soyutlanmak üzere köklerinden koparılmak istenen milletimizin tabi tutulduğu operasyonun bir yansımasından ibarettir. Bin yıllık geçmişi yok sayan ve el yordamıyla kazılmış yüzeysel temeller üzerine bina edilmek istenen köksüz, ruhsuz anlayışın bir tezahürüdür. Öncelikle Öğretmenler Günü, karşılığını kendi medeniyet değerlerimizin derinliklerinden bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin, antidemokratik süreçlerin ve endoktrinasyon ameliyesinin bir karşılığı olmaktan uzaklaştırılmalıdır. Ülkemizde 1981 yılından itibaren kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün, kutlanmaya başladığı günden bu yana içi doldurulamayan, yasak savmak kabilinden törenler ve beylik konuşmalarla geçiştirildiği görülmektedir. Militarist üslup ve kalıplaşmış ritüelle savılan Öğretmenler Günü, bugüne kadar öğretmenlere pratikte herhangi bir katkı sunamamıştır. Oysa Öğretmenler Günü, bir ülkenin geleceğini büsbütün şekillendiren bir hizmeti ortaya koyan öğretmenlerin bir yıllık motivasyonunun yüklendiği ve ülkenin geleceğinin aydınlık olması yönünde bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ülkenin ve milletin kazancına dönüştürülebilirdi. Öğretmenlerin, on yıllar boyunca birbiri üzerine eklenmiş pek çok sorunları bulunmaktadır. Öncelikle öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmenlere sunulan maddi imkânların yetersizliği nedeniyle öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmış, üniversite tercihlerinde eğitim fakültelerinin alt sıralara kaymasına neden olmuştur. Öğretmenliğin maddi manevi sorunlarının çözülmesi ve öğretmenliğin yeniden cazip, öncelikle tercih edilen bir meslek haline getirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    DÜZENLEMELER ÖĞRETMENLERİ ETKİSİZLEŞTİRDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu düzenlemelerin öğretmeni ve okul yönetimlerini öğrenci ve veli karşısında etkisiz eleman konumuna ittiğini iddia eden Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının ve toplumsal saygınlığını yitirmesinin yanı sıra mevzuat düzenlemeleriyle elinde hiçbir yaptırım imkânı bırakılmayan öğretmenlerin mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldıkları da gözlenmektedir. Okullarda disiplini sağlamak için bir yaptırım uygulamanın imkânı yoktur. Saygınlığı kalmayan, can güvenliği tehdit altında bulunan öğretmenler mesleklerini çok zor şartlar altında icra etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin eğitim politikalarını belirleyen ve uygulayan bir bakanlık olduğu gibi, öğretmenlerin de personeli olduğu bir bakanlıktır. Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin sorunlarını sahiplenmeli ve çözümüne ilişkin çaba göstermelidir. Eğitim çalışanlarının yetkili sendikası Eğitim-Bir-Sen, eğitim çalışanlarının ve eğitim hizmetini bizzat gerçekleştiren öğretmenlerimizin bugününün dünden, yarınının da bugünden daha iyi olması için üzerine düşeni samimi çabalarla yerine getirme uğraşı içerisindedir. Gerek Kurum İdari Kurulu toplantılarında gerekse Toplu Sözleşme görüşmelerinde önemli kazanımlar elde edilmesine vesile olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜN SİVİLLEŞTİĞİ GÜNLER DİLİYORUZ”

    “Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarında yararlanacağı mali, sosyal ve özlük hakların belirlendiği 3. Dönem Toplu Sözleşme ile 2016 yılında (6+5 olmak üzere) toplamda yüzde 11,3, 2017 yılında (3+4 olmak üzere ) toplamda yüzde 7,12, iki yıllık toplamda ise yüzde 19,2 zam aldık” diyen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı: “2005 yılından sonra göreve başlayan kamu görevlilerine ilave bir derece verilmesi beklentisini kazanıma dönüştürdük. Üyelerimiz başta olmak üzere bütün öğretmenlerin hasretle beklediği ve hararetle istediği nöbet ücretini alarak tarihi bir başarının altına imza attık. Böylece, mesleki eğitim merkezleri de dâhil olmak üzere örgün eğitim kurumlarında fiilen nöbet görevini yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere, 2016 yılında haftada 2 saat, 2017 yılında ise haftada 3 saat ek ders ücreti ödenecektir. Bu sayede, öğretmenlerimizin aylık gelirlerine ilgili yılların birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibarıyla, 2016’da 98 TL ila103 TL, 2017 yılında ise 159 ila 166 TL ilave brüt artış sağladık. Bir başka önemli kazanımımız, Bakanlıkça hafta sonu yapılan merkezi sınavlarda görev alan eğitim çalışanlarına, ek ders ücreti yerine ÖSYM ve diğer kurumlarca yapılan sınavlarda olduğu gibi sınav gösterge rakamına dayalı sınav ücreti ödenmesini elde etmek oldu. Bu kazanımla, sınavda görev alanlara 5 saat tutarında ek ders ücreti yerine, ilgili yılın altı aylık dönemleri itibarıyla, her oturum için 2016 yılında en düşük 141 TL ila 148 TL, 2017 yılında ise 152 TL ila 158 TL sınav ücreti ödenecek. Yabancı dil sınavlarında yazılı ve sözlü sınav komisyonlarında görev alan üyelere, her bir komisyon üyeliği için ayrı ayrı ücret ödenmesi kazanımı da bizim imzamızla sağlandı. İLKSAN dayatmasına bütünüyle son verdik. Bir önceki dönem toplu sözleşmesinde elde ettiğimiz isteğe bağlı üyelik kazanımına, isteğe bağlı olarak üyelikten ayrılma kazanımını ekledik. Böylece, rızaları dışında öğretmenlerimizin cüzdanına el atılması uygulamasına son verdik. Öğretim yılına hazırlık ödeneğinin 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 1.000 TL, 2017-2018 içinse 1.050 TL olarak belirlenmesini sağladık. Eğitim-Bir-Sen olarak, 19. Milli Eğitim Şurası’nda tartışılan, karar altına alınan ya da üzerinde çalışma yapılmasına karar verilen hususların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz. Branş öğretmenleriyle meslek öğretmenlerinin maaş karşılığı ders saatlerinin 15 saat olarak eşitlenmesi, öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin artırılması, öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesi, öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sistemi geliştirilmesi, öğretmenlik mesleğinin hak ettiği sosyal ve mesleki itibarın artırılmasında; yeterlik, nitelik ve standart gibi kavramlar arasında bir ortak anlayış yaratacak ve norm oluşturacak bir yasal düzenlemeye gidilmesi şeklinde ortaya konulan karar ve yaklaşımlar mutlaka hayata geçirilmelidir. Öğretmen, eğitim hizmetinin merkezindedir. Öğretmeni dikkate almadan verimli ve başarılı bir eğitim hizmeti verilemez. Öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri, kökü derinlerde bir Öğretmenler Günü özlemiyle; tüm öğretmenlerimizin emeklerinin değerinin anlaşıldığı, mesleğin itibarının ön plana çıktığı, sorunlarının çözüldüğü ve Öğretmenler Günü’nün sivilleştiği günler diliyoruz”