Etiket: Mesleğini

  • Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Emin Turpçu: “Siyasetçiler, kayıtsız gazetecilik mesleğini icra edenlerle gazeteciliği meslek olarak seçenlerin ayrımında olmalı”

    KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Emin Turpçu, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesinde aday adaylığı başvurusunda bulunan siyasetçilerin kayıtsız gazetecilik mesleğini icra eden kişilerle gazeteciliği meslek olarak seçen kişileri ayırması gerektiğini söyledi.

    Kamuoyunda siyasi partilere aday olabilmek için başvuruların şaşalı şekilde yapılmaya başlanıldığını söyleyen Turpçu, gazetecilerinde yaşanılan bu süreçte verdikleri hizmet bedelini alması gerektiğini belirtti.

    Basın ordusu ile aday adaylığı başvurusuna giden siyasetçiler olduğunu anlatan Turpçu, “Siyasi Partisi’nden belediye başkanlığı, belediye ve il genel meclis üyeliği başvurularında bulunan yüzlerce aday adayı partilerinin il ve ilçe başkanlıklarına yaptıkları müracaatlarla başvurularını yaparlarken, kimi aday 3-5, kimi aday adayı tek başına, kimi aday ise, eş, dost, akraba ve kimisi de bir basın ordusuyla aday adaylığını kamuoyu önünde duyurmaya başladı.

    Aday adaylık başvuruları sırasında ve sonrasında kimisi onlarca araçla açıklamanın yapılacağı il veya ilçe başkanlığına insan taşıyabiliyorsa kimi aday adayı, il ve ilçe başkanlıklarına şirin ve güçlü görünmek için binlerce liralık bağışlarda bulunuyorsa kimi aday adayları da aday olmak için birçok masrafı göze alıyorsa, basın mensupları da seçim süreci boyunca yaptığı hizmet ve emeğin karşılığını almalıdır”dedi.

    Reklam olsun ve mevki alırım düşüncesi ile adaylık başvurularının da yapılmaması gerektiğini ifade eden Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Emin Turpçu açıklamasında, “Kırşehir’in köylerine hizmet götürmek için aday adaylık başvuruları yapan il genel meclis aday adayları, ekonomik özgürlüğünüz yoksa teşkilatlarınıza, vatandaşa, seçmen kesimine siz kendinizi nasıl ispatlayacaksınız. Sırf reklam olsun diye, iktidar partisinden ileri günler için mevki ve makam alırım düşüncesiyle de aday adayı olmayın.

    Gazetecilik mesleğini, büyük gayretler göstererek yapan meslektaşlarımızın emeklerine saygı duyun. Gazetelerinde sizlere yer veren, haber sitelerinde, radyolarında ve televizyonlarında sizlere yer ayıran basın mensuplarını aptal yerine koymayın.

    Kamu görevi yapan gazetecilerin doğru, objektif, hızlı habercilik yapmalarını sağlayacak desteği; halk olarak, iş dünyası, siyasetçi, bürokrat, meslek odaları ve STK’ lar olarak destek vermelisiniz. Objektifliğini kaybetmiş şantajla, tehditle, iftirayla günlük hayatımızın içine girmeye çalışan yayınların çoğalmaması için, Basın Ahlak Kuralları çerçevesinde yayın yapan tüm medya kuruluşlarının yanında olun emeklerine saygılı olun ki basın yaşasın” ifadelerini kullandı.

  • TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin, öğrencilere “Mühendislik” mesleğini anlattı

    Bitlis’in Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası (TATSO) Başkan Yardımcısı İnşaat Mühendisi Cengiz Şahin, Ahlat ilçesinde gerçekleştirilen “Meslek tanıtım ve kariyer günü” etkinliği kapsamında bir araya geldiği lise öğrencilerine “Mühendislik” mesleğini anlattı.

    Çalışma ve İş Kurumu (İŞ-KUR) Bitlis İl Müdürlüğü ve Ahlat Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile Ahlat Kültür Merkezinde düzenlenen “Meslek tanıtım ve kariyer günü” etkinliğine katılan TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin, kendi mesleği olan “Mühendislik” mesleği ile ilgili öğrencilere bilgilendirmede bulundu. Öğrencilere Mühendislik mesleği ile ilgili tecrübelerini paylaşan, TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin, öğrencilere meslek seçimiyle ilgili nasihat ve tavsiyelerde bulundu. Konuşmasında öğrencilere meslek seçiminin kişinin yaşamındaki yeri ve önemine değinen TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin, meslek seçiminin bireyin hayatında verdiği en önemli kararlardan biri olduğuna işaret ederek, “Çünkü bireyin hayatının üçte biri mesleki etkinlikleri içermektedir. Meslek, sadece para kazanma, geçim sağlama yolu değil belki bunlardan da önemlisi bireyin kendini ifade etme, gerçekleştirme yoludur” dedi.

    Mühendislik mesleğinin önemine dikkat çeken Şahin, mühendisliğin sabır ve azim gerektiren bir meslek olduğunu ifade ederek, “Mühendislik bilim ve matematiksel prensipleri, tecrübe, karar ve ortak fikirleri kullanarak insana faydalı ürünler ortaya koyma sanatıdır. Mühendisler, köprüler, tıbbi teçhizatlar, zehirli atıkları temizleme yolları ve toplu taşıma sistemleri tasarlar. Bir başka deyişle mühendislik, belirli bir ihtiyacı karşılamak için gerekli teknik ürün ve sistemi üretme sürecidir. Mühendislikte çeşitli seçenekler mevcuttur. Mesela araştırma, tasarım, analiz etme, geliştirme, test etme ve pazarlama gibi. Eğer yeni şeyler keşfetmeye ilgi duyuyorsanız, kariyer olarak araştırma mühendisliğini düşünebilirsiniz. Hayal gücü ve yaratıcılığa sahip iseniz, tasarım mühendisliği size daha uygundur. Analitik mühendislikteki çalışmalar çoğunlukla matematik ve fen derslerine benzer. Laboratuar çalışmalarını ve deney yapmayı seviyorsanız geliştirme mühendisliğini tercih edebilirsiniz. En önemli beş alan: Kimya, inşaat, elektrik, endüstri ve makine mühendislikleridir. Ayrıca başka branşlar da mevcuttur. Uzay, okyanus, nükleer, biyomedikal ve çevre mühendislikleri gibi. Bu anlamda mühendislik mesleği sabır ve azim gerektiren bir meslektir. Bu yüzden bu mesleği seçmeden önce bizim için bu mesleğin artı ve eksi yönlerini tartıp ona göre bu mesleğe atılmaya karar vermemiz gerekir. Çünkü bu meslekteki insanlar yaptıkları başarılı yada başarısız projelerle birçok insanın yaşamına olumlu yada olumsuz etki edebilecek bir konumdadırlar. Örneğin bu meslekteki bir kişi tarafından yapılan bir bina, köprü yada inşaat gibi yapılar usulüne uygun yapılmaz ise, olası bir afette yıkılması yada zarar görmesi durumunda birçok masum insanın hayatını kaybetmesine, sakat kalmasına yada yaralanmasına neden olabilir. Bu yüzden bu meslek asla hata kabul etmeyen bir meslektir” diye konuştu.

    Konuşmasının devamında meslek seçilirken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve mühendislik mesleği ile ilgili kendi tecrübelerini aktaran TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin, daha sonra öğrencilerin meslek ile ilgili sorularını cevaplandırdı.

    Etkinliğe davet edilmesinden dolayı Çalışma ve İş Kurumu (İŞ-KUR) Bitlis İl Müdürlüğü ve Ahlat Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teşekkürlerini ileten TATSO Başkan Yardımcısı Cengiz Şahin’e İŞ-KUR Bitlis İl Müdürü Mücahit Gülmez tarafından işbirliği ve istihdama katkılarından dolayı “teşekkür” plaketi takdim edildi.

  • (Özel haber) Bir inat uğruna başladığı mesleğini yarım asırdır bırakamıyor

    Gaziantep’te yaşayan Mehmet Durdu Aksak, 50 yıl önce gurur yaparak başladığı mesleğinden kopamıyor. Gelişen teknoloji ile birlikte işleri tamamen bitme noktasına gelen ustanın son umudu ise traktör römorkları oldu.

    Gaziantep’te yaşayan Mehmet Durdu Aksak, 11 yaşında okulu bırakarak İzmir, Bursa, Antalya gibi illerde yapılan teneke şablonların bakım ve onarımını yapan babasının yanında işi öğrenmeye başladı. 1958 yılında babasının yanında işi öğrenmeye başlayan Mehmet Durdu, mesleğe başladıktan 5 yıl sonra yanına gelen bir müşterisinin şablon talebi oldu. Müşterisinin, “Antep’te hiç usta yok mu, siz sanatkar değil misiniz? Bunun için bizi şehir dışına niye yolluyorsunuz” sözü üzerine inat yapan Aksak, bir tane yapmaya çalışacağını söylediği müşterisine beğenmemesi durumunda para vermemesini istedi. İnatla bir şablon hazırlayan Mehmet Durdu, 1970 yılına kadar amatör olarak kalıp yapmaya başladı.

    Mesleği tamamen öğrenen Mehmet Durdu, 2000 yılına kadar mesleğin bölgedeki tek ustası oldu. Bulgur, mercimek, fıstık, nohut, fasulye ihracatında sandık ve çuvallar için şablon hazırlayan Aksak, traktör römorkları ve pamuk balyalarının yazılarını da kendi hazırladığı şablonlarla basmaya başladı. Dönemin en önemli teknolojini elinde barından Mehmet Durdu, askeriye, emniyet gibi kurumların da siparişlerini almaya başladı. Siparişlere yetişmekte zorlanan Mehmet Durdu, askeri, emniyet, hastane ve bazı yardım vakıflarının siparişlerini ise para almadan yapmaya başladı. Ailesinin geçimini sağlayan Durdu, mesleği nedeniyle çok iyi para kazanmaya başladı.

    Gelişen teknoloji ile işleri bitti

    Yurt içi ve yurt dışı ihracatında kullanılan tüm ürünlerde baskıyı teneke şablonla yapan Mehmet Durdu’nun, 2000’li yıllarda gelişen teknoloji ile işleri kötüye gitmeye başladı. 2000’li yıllarda bilgisayar ile birlikte ambalajlar baskılı çıkmaya başladı. 2010 yılında işi tamamen bitme noktasına geldi. Sipariş gelmemesi nedeniyle zor günler yaşayan Mehmet Usta, son umudu ise traktör römorkları oldu. Çok nadir de olsa gelen traktör römorklarına teneke şablon ile yazı yazan Mehmet Usta, ayakta durabilmek için iş yerini de gıda satışına çevirdi.

    2010 yılından sonra tek tük gelen traktör römorklarına şablon baskısı siparişleri alan Mehmet Usta, daha önce kasa ve çuvallarına baskı yaptığı zeytin, fıstık gibi ürünleri şimdi ise dükkanında satıyor. En son ne zaman şablon baskı siparişi aldığını hatırlamakta bile zorlanan Mehmet Durdu Aksak, zamanın en yüksek teknolojisi olarak bilinen mesleğe şimdilerde kimsenin dönüp bakmadığını belirterek, çok az sipariş aldığını anlattı. Birçok meslek gibi şablon ustalığının da teknolojiye yenik düştüğünü vurgulayan Aksak, “30 yıl boyunca Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bu sanatın tek ustası oldum. O zaman tahıl ürünleri ve sanayi ürünlerinin pazarlanmasında böyle bir şablona çok ihtiyaç vardı. Bu sanat geçmişin teknolojisi idi. 2000 yılına kadar bu sanatı icra ettim. Bu esnada asker siparişlerden, emniyetimizin siparişlerinden, hastane, vakıf ve hayır kurumlarından para almadan bu mesleği yaptım. Bunu memleketime bir hizmet kabul ettim. Günümüzde bu ambalajlar baskılı çıkmaya başladı. Ambalaj şekilleri değişti ve ihracat Antep’ten biraz kaydı. Böyle şeyler olunca benim bu sanatım 2010 yılında tamamen bitti” diye konuştu.

    Geçimini yıllardır değişmeyen iş yerinde sattığı gıda malzemeleri ile sağlayan Mehmet Durdu Aksak, bitmek üzere olan teneke şablon mesleği ile ilgili umudunun traktör kullanımının artması olduğunu kaydetti.

  • (Özel Haber) Beypazarı’nın tek semer ustası mesleğini yaşatmaya çalışıyor

    Ankara’nın Beypazarı ilçesinde kaybolan mesleklerden semercilik mesleğini devam ettiren İbrahim Atıcı, 42 yıldır baba mesleğini icra ediyor.

    Baba mesleği semerciliği 42 yıldır devam ettiren ve Beypazarı’nda bu mesleği yapan tek usta olan İbrahim Atıcı, mesleğinin artık yeni nesil tarafından bilinmediğini ve ölü meslek olduğunu söyleyerek, ek işler yapmasa geçinmelerinin çok zor olduğunu dile getirdi. 57 yaşındaki 2 çocuk babası Atıcı, “Benim çıraklık zamanımda bu caddede 11 tane semerci vardı, şimdi ise tek kaldım. Köylerde insan kalmadı. Semercilik dışında yan gelir getirici işler pazarcılık, nalbantlık, hırdavatçılık yapıyorum. Yoksa aç kalırız” dedi.

    Mesleğini geçmişle kıyaslayan Atıcı, “Biz bu dükkanda 3 kişi çalışırdık. 600 semer yapardık ve 11 semerci vardı, semercilik mesleği bitti. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte araçlar çoğaldı, köyde insan kalmadı. Semeri artık sadece çoban eşeğinde kullanıyorlar, çoban eşeği de olmasa semercilik bitmiştir. Ben çocukken en güzel meslek semercilik, kalaycılıktı. İnsanlar para verip de öğreniyorlardı” diye konuştu.

  • 400 yıllık ata mesleğini yaşatıyorlar

    Siirt’te ağabeyi ile birlikte, 400 yıllık ata mesleği olan at yetiştiriciliğini sürdüren Mahmut Tokgöz, kendisine ait ahırında gözü gibi baktığı atları kendi eliyle yemlemeden iftarını açmıyor. Tokgöz, atların tekini 60 bin TL değerinde son model otomobille bile takas etmiyor.

    Siirt merkez Tınaztepe Mahallesi’nde ikamet eden Mahmut Tokgöz, iki katlı evin 20 metrekarelik alt katındaki dükkanda hem nalbantlık yapıyor, hem de ağabeyiyle birlikte 400 yıllık ata mesleği olan at yetiştiriciliğini sürdürüyor. Tokgöz, kendisine ait ahırında gözü gibi baktığı atları kendi eliyle yemlemeden iftarını açmıyor, atların tekini 60 bin TL değerinde son model otomobille bile takas etmiyor.

    “Atalarımızın mesleğini sürdürüyoruz”

    Ata mesleğini sürdürmeyi kendinde bir görev olarak gördüğünü aktaran Tokgöz, “Biz Siirtlilerin Arap kısmındanız. 3 dilin hakları olarak yüzyıllarca bu topraklarda kardeş gibi yaşadık. Bizim bir geleneğimiz olan atçılığı sürdürüyoruz. Bizi görenler, ’bunlar hala ata mı biniyor?’ diye hor görenler var. Ama biz bu atları içimizden söküp atamıyoruz. Bizim dedelerimiz ve atalarımız bu mesleği sürdürdüler, biz de yaşatmaya çalışıyoruz. Atalarımızın hatıralarına bağlılığımızı sürdürmek istiyoruz. Aynı zamanda atçılık bir tutkudur. Bizim arkadaşlarımız arasında hali vakti yerinde olmasına rağmen ata ilgi duyanlar da var. Bazı atlar 2 bin TL’den başlıyor 60 bin liraya kadar fiyat ediyor. Rahvan atlara karşı benim aynı zamanda özel bir tutkum var. Bu atların eyerine özel tasarım aksesuar yaptım. Gelir yok zarardan başka bir şey değil” dedi.

    “Yetiştirdiğim atı en lüks otomobile değiştirmem”

    Atalarının mesleğini ölünceye kadar sürdürmeye kararlı olduğunu dile getiren Tokgöz, babası ve dedesi gibi bu mesleği kendinden sonra çocuklarına ve torunlarına emanet devam ettirmeleri konusunda tembihleyeceğini söyledi. Tokgöz, “Benim dedem kervancıydı, babam da bu mesleği sürdürüyordu. Biz de onların kalıntısı olarak bu işi sürdürmek istiyoruz. Atalarımızın bindiği Osmanlı rahvan atlarını yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğim atı en lüks, en değerli otomobile takas etmem” diye konuştu.

    “Yumurtaya mıh çakmak her nalbandın harcı değildi”

    Ahırda halen 10’a yakın at yetiştirdiği aktaran Tokgöz, “At yetiştiriciliği yaptığımız için aynı zamanda nalbantlık da yapıyoruz. Yumurtaya mıh çakmak her nalbandın harcı değildi. Eskiden Osmanlılarda ve 1923’lü yıllarda nalbantlar var. O zaman askeri süvari birlikler vardı, o zaman iyi nalbantlar yetişirdi. Zamanla teknoloji geliştikçe vasıta da hayvan gücünden motorla çalışan araç gücü olarak değişti. Bu ata mesleği de yok oldu. Ama ben bunu sonuna kadar sürdüreceğim. Bu mesleği oğluma ve ondan da torunuma, atalarının bir kültürü olarak yaşatmaları için tembihleyeceğim. Herkes at besleyemez, bir çocuk gibi bu atlara bakıyorum. Biz atalarımızdan görmeseydik yapamazdık. Biz atların yemlerini ve suyunu vermeden gidip iftarımızı açmıyoruz” ifadelerini kullandı.