Etiket: Mesken

  • Köşe başlarını mesken tutan zehir tacirlerine operasyon: 7 gözaltı

    Bursa’da mahalle ve sokaklarda köşe başlarını mesken tutan uyuşturucu satıcısı 7 kişi, yapılan operasyonla yakalandı.

    Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube ekipleri tarafından mahalle ve sokak başlarında uyuşturucu satışı yaptıkları belirlenen 7 kişi operasyon sonucu yakalandı. Şüphelilerin evlerinde ve araçlarında yapılan aramalarda ise, 125 gram metamfetamin, 12 gram esrar, 2 adet av tüfeği, 1 adet tabanca, 100 adet tabanca fişeği, 1 adet hassas terazi ve uyuşturucu madde paketleme için kullanılan aparatlar ele geçirildi.

    Yakalan şüpheliler C.G., F.U., Y.Ö., O.A., E.B., E.D. ve G.K. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

  • Flamingolar Arin Gölü’nü mesken tuttu

    Bitlis’in Adilcevaz ilçe sınırlarındaki Arin Gölü, her sene olduğu gibi bu yıl da flamingo ve ördeklerin meskeni haline geldi.

    Adilcevaz ilçesine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Arin Gölü, göç sırasında her yıl olduğu gibi bu dönemlerde de göçmen kuşların uğrak yeri haline geldi. Özellikle fotoğrafçıların dikkatini çeken flamingolar, bu yıl ördeklerle birlikte paylaştıkları Arin Gölü’nde yine kartpostallık görüntüler oluşturuyor.

    Göç sırasında Van’daki Erçek Gölü ve Adilcevaz’daki Arin Gölü’nü durak olarak seçen flamingolar, sürü halinde ördeklerle birlikte görüntülendi. Genellikle İran’daki Urumiye Gölü’nde yaşayan flamingolar, her yıl eylül ve ekim aylarında Arin Gölü’ne de gelerek yaklaşık bir ay gibi bir süre burada yaşıyor. Burada bir süre kalan flamingolar, havaların soğuması ile birlikte Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor.

  • ’Cino’ Didingola’yı mesken tuttu

    Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin Didingola Yaylası’nda son dönemde sık sık görülen ve yayla sakinleri tarafından ’Cino’ adı verilen tilki, yayla evleri arasında dolaşıyor kendisi için bırakılan yiyecekleri tüketiyor. Yaban hayatı uzmanları ise tilki ve benzeri yaban hayvanlarına yapılan bu tarz yaklaşımların o hayvanlara faydadan çok zarar verdiğini savunuyor.

    Lazca “Büyük Yayla” anlamına gelen deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin 400 metre yükseklikteki Didingola Yaylası’nda görülen tilki son dönemde yayla evlerinin bulunduğu bölgeyi adeta mesken tuttu. İlk günlerdeki ürkekliğini üzerinden atan yayla evlerinin ve yaylacıların arasında dolaşan tilkiye yayla sakinleri ’Cino’ adını verdi. Kendisi için bırakılan yiyecekleri de afiyetle midesini indiren tilkinin bu görüntülerinin yayla sakinleri sosyal medya hesaplarından paylaştı. Yayla sakinlerinden Ahmet Çamkerten, soysal medya hesabında “Cino, Didingola yaylasındaki sevimli dostumuz oldu. Allah’ın yeryüzünde yarattığı en güzel hayvanlardan biri olan bu zeki hayvan bizimle çok güzel ilişki kurdu. Bize yaklaştı. Bizi sevdi, biz de onu çok sevdik. Fakat kendisinden ayrılmak zorunda kaldık. Umarım zorlu kış şartlarını sağlıklı bir şekilde atlatır ve baharda tekrar buluşuruz. Kendine iyi bak Cino” ifadelerini kullandı.

    Sakıncalara dikkat çekti

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan yaban hayatı uzmanları ise bu tür durumların sakıncalarına vurgu yaptı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, yaban hayatına yapılan bu tür masum müdahalelerin istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu şekilde hazıra alışan, beslenme gereksinimini insanlardan karşılaşan yaban hayvanlarının bir müddet sonra avlanma yeteneklerinin kısmen de olsa köreldiğini ve tembelleştiklerini kaydeden Başkaya “Bu tür davranışlar tamamen güzel ve masum duygularla yapılıyor ancak bizim için güzel olan her şey başkaları için de iyi gözükse de sonuçları aynı şekilde olmuyor. Yayla sezonunda bu tür konulara çok rastlıyoruz. Evlere gelen insanlara yaklaşan tilkiler bu şekilde besleniyor ancak bu tilkiler bir müddet sonra verilen gıdalardan hastalanabiliyor. Avlanma gereksinimi duymamaya başlıyorlar ve hazıra alışıyorlar. Halbuki bu hayvanların ekmeklerini besinlerini kendilerinin doğadan bulması gerekiyor. Evcil gıdalar ve artan yemekler de veriliyor. Tüm bunlar hayvanların hazıra alışmasına, beslenme bozukluklarına, hastalıklara ve bazen de ölümlerine yol açıyor. Her şeyden önemlisi bu tür olaylar ve haberler kötü örnek olabiliyor, herkes yaban hayvanlarına yardım etme sevdasına kapılabiliyor” dedi.

    Sadece bu tür beslemelerde değil yarın kış mevsiminde yaban hayvanları için de doğaya bırakılan besinlerde çok dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Başkaya “Kış yemlemesi bilgi, birikim ve dikkat isteyen bir iştir. Bugün ülkemizde birçok konuda olduğu gibi kış yemlemesinde de olay amacından sapmakta ve ipin ucu kaçırılmaktadır. Yabani hayvanların yemlenmesi, camın önüne bırakılan ekmek kırıntılarından ibaret basit bir iş olmadığı gibi, yaban hayvanlarını açlıktan kurtarmak için dağlara çıkıp keklikleri, geyikleri, kurtları bulduğumuz yerde, özensiz ve dikkatsiz bir şekilde bir yerlere yığınla yem atmak da değildir. Yaban hayatına karşı hassas olan bazı kişiler biriktirdikleri veya topladıkları yemek artıkları, ekmekler, kemikler ve et parçalarını, bazıları da satın aldıkları arpa, buğday veya mısırları doğada belli yerlere bırakarak hayvanlara yardımcı olmak istemektedirler. Ancak bu durum birçok olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir” vurgusunu yaptı.

    “Kaş yapayım derken göz çıkarmayalım”

    “Kaş yapayım derken, göz çıkarmamalıyız” diyen Başkaya, şunları söyledi:

    “Esasen en önemli husus, kış yemlemesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde yaşam alanlarının, türlerin ihtiyaç duyduğu bitki türleri ile olması gerektiği şekilde iyileştirilmesi ve yenilenmesidir. İnsanoğlunun yaşam alanları üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle yaban hayvanlarının yaşam alanları bozulmuş, parçalanmış, dönüştürülmüş veya yok edilmiş durumdadır. Bu nedenle, öncelikle yaşam alanlarında iyileştirme ve yenileme çalışmaları yapılmalıdır. Önemli olan yaban hayvanlarının kışa iyi beslenmiş ve sağlıklı bir şekilde girmeleri ve zor kış günlerinde ihtiyaç duydukları besin ve sığınakları asgari düzeyde de olsa doğal ortamlarında bulabilmeleridir. Bunun için de yaşam alanlarının sağlıklı olması yani yaban hayvanları için uygun olması gerekmektedir.”

  • Yat limanını mesken tutan Akdeniz foku, balıkçıların maskotu oldu

    Antalya’nın tarihi Kaleiçi semtinde bulunan yat limanı, Akdeniz fokuna ev sahipliği yapıyor. Kasım ve Aralık aylarında neredeyse her sabah düzenli olarak limana gelen fok, balıkçıların maskotu oldu.Dünyada sayıları artık sadece yüzlerle ifade edilen Akdeniz fokunun fırtına sebebiyle körfez içinde bulunan yat limanını mesken tuttuğu tahmin ediliyor.

    Tekne yardımcı kaptanı Ömer Dumlupınar, fokun annesiyle birlikte birkaç yıl önce ilk kez limana geldiğini belirterek, “İlk önce fırtına zamanında, falezlerin dışında fırtınadan kurtulmaya çalışıyordu, yardıma koştuk, annesi bize yanaşmadı ama yavrusu kayalıklara vuruyordu, kayalıklara çıkarak denizden çıkartıp kurtardık, ’fazla yaklaşmayın’ dediler bize, ’bağ kurarlar ayrılmazlar’ dedi biz de bıraktık, her sene Kaleiçi’ne gelmeye başladı, devamlı görüyorduk, teknelerin arasında geziyordu hep beraber büyümesine şahit oluyoruz Kasım ve Aralık aylarında geliyor, körfez olduğu için fırtınadan burada korunabiliyor, yaz sezonunda körfezin dışındaki korsan mağarasında yaşıyor fırtınada liman içine geliyor, yaz gelince ayrılıyor ismini ’Murtaza’ koyduk, her söylediğimizde bize tepki olarak bakıyor ismini benimsedi” dedi.

    Balıkçı Emrah Öztürk ise bu aylarda neredeyse her gün fok balığının yat limanına geldiğini belirterek, “Bu aylarda neredeyse her gün görüyoruz Murtaza’yı, seviyoruz, ilk geçen sene gördüm, teknelerin arasından çıkıyor, ekmek atıyoruz peynir veriyoruz, geldiğinde herkes genelde başında toplanıyor, peyniri çok seviyor besliyoruz” diye konuştu.

  • Balık lokantasını mesken tutan hırsız esnafı bıktırdı

    Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde bir balık lokantasına dadanan hırsız, çalışanları bıktırdı. Her sabah iş yerini açıp önce çalınan eşyaları kontrol etmek için güvenlik kameralarını inceleyen çalışanlar hırsızla baş edemeyince nöbet tutmaya başladı.

    Denizli’nin Merkezefendi ilçesi 29 Ekim Bulvarı üzerinde bulunan bir balık lokantası ve cadde esnafı, iş yerlerine dadanan hırsızlardan bıktı. Her gün iş yerlerinin bahçesindeki eşyalarının çalınmasından bıkan esnaf, sabahları işe gelince önce çalınan eşyaları olup olmadığını öğrenmek için güvenlik kameralarını izliyor. İş yeri sahipleri, hırsızın iş yeri bahçesindeki eşyaları hiçbir şey yokmuş gibi alıp götürdüğünü görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Çalışanlar, iş yerine ait soğutucunun motorunu da çalan hırsızlara karşı nöbet tutmaya başladı.

    Balık lokantasının güvenlik kamerasına yansıyan olayda yüzü kapalı olan hırsız, ilk günler bidonları götürürken daha sonraki gelişinde ise soğutma cihazının motorunu söküp çalıyor.

    Hırsızlığa karşı önlemlerin alınmasını isteyen iş yeri yetkilisi Can Yaylalı, hırsızlıkların bir an önce sona ermesini istediklerini belirterek, “Sabah saatlerinde dükkan açılmadan önce, buradaki eşyaları çalıyorlar. Özellikle bayanlar geliyor. Suratı örtülü peçeli bir şekilde geliyorlar. Nöbet tutuyoruz kimi zaman. Cadde üzerinde geziyorlar, sadece bize değil, cadde esnafı da bu durumdan rahatsız. Kendimiz halledelim diye düşündük, bekledik ama gelmediler ihbar ettik, gerekenin yapılmasını diliyoruz” dedi.