Etiket: Mersin’den

  • (Özel Haber) Mersin’den dünyaya iki yeni tat: Avoport ve Narentat

    Mersinli Ziraat Yüksek Mühendisi, araştırmacı ve narenciye uzmanı Huriye Yıldız Kara, avokado ve portakalın ahengiyle sağlık deposu içecek Avoport’u, yerel çeşitlerin kaybolmaması için de içine bir narenciye bahçesinin sığdığı küçük şekerlemelerden oluşan Narentat’ı üretti.

    Mersin’in Erdemli ilçesine bağlı Çeşmeli Mahallesi’nde yaklaşık 200 yıllık aile bahçesinde hem organik narenciye yetiştiren hem de araştırmacı kimliğiyle yeni tatlar oluşturan, üç çocuk annesi 57 yaşındaki Ziraat Yüksek Mühendisi Huriye Yıldız Kara, toprağın hakkını toprağa vermeye çalışırken, yeni tatlara da kapılar açıyor. Organik tarım ve kompost gübre uzmanlığı gibi birçok kimliğinin yanı sıra bir narenciye uzmanı olan Kara, bahçesindeki narenciye ve avokado çeşitlerini değerlendirerek hem çok sağlıklı hem de katma değeri yüksek iki yeni ürünü de Mersin’e ve Türkiye’ye kazandırdı. Her iki ürünü de dünyada ilk olma özelliği taşıyan ve marka tescili için başvurusunu yapan Kara, avokado, portakal çeşitleri ve limonu bir araya getirerek ürettiği Avoport’un marka tescili ve isim hakkını yaklaşık bir yıl önce aldı. Kara’nın, portakal ve mandarin çeşitleriyle yaptığı Narentat’ın marka tescili de son aşamaya geldi.

    “Amacım, insanlara sağlıklı ürün yedirmek”

    Erdemli’deki Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünden emekli olduktan sonra kendisini tamamen bahçesinde yaptığı araştırmalara adayan Kara, hem yerel çeşitlerin kaybolup gitmesinin önüne geçmek hem de insanlara sağlıklı ürünler sunmak adına çıktığı yolda ürettiği Avoport ve Narentat’ın öyküsünü İHA muhabirine anlattı. Her iki ürünün de sağlıklı beslenme için çok özel gıdalar ve dünyada ilk olduğunu belirten Kara, amacını, ekolojik kaygı, ekonomik gelir, dayanıklı ve katma değerli ürün elde etmek, sağlıklı ürün yedirmek, doğal bahçelerin kendini korumasına izin vermek olarak açıkladı. Atadan kalan bahçede yıllar önce bir avokado ağacı ile Washington (göbekli) portakal ağacının iç içe geçtiğini gören Kara, “Bir portakal ile bir avokado birlikte salınıyorlardı. O dansla bu kadar güzel, bu kadar doğal meyveleri nasıl buluşturabilirim düşüncesinin sonunda da avokadonun portakal limanına demir atması gibi bir şey oldu. Avoport adı da böylece yakıştı. Bu bir meyve suyu. Tamamen bana ait” dedi.

    “Oğluma, nasıl sağlıklı bir beslenme sunabilirim kaygısından doğdu”

    Meyve suyunun aynı zamanda sağlıklı beslenme kaygısından da doğduğunu dile getiren Kara, “Yani çocuklara sabahları bu kadar hızlı bir yaşamın içerisinde dengeli bir kahvaltı vermek olamıyordu. Bilhassa oğluma, hazır, gün boyu kendisini idare edebilecek, güvendiğim bir gıda arayışı da var. Bütün bunlar buluştu. Yani sağlıklı, dengeli beslenme, gelecek nesillerin sağlıklı beslenmesi, hak ettikleri tam gıdaya ulaşabilmeleri, yaşam tarzları çerçevesinde daha hızlı bir şekilde sunulabilmesi, ekonomik kaygı, ekolojik kaygı, sanatsal kaygı hepsi bir araya gelerek Avoport denilen bir içecek oluşturdu. Avokado ile portakalın bütünüyle karışımının akışkan büyüsü dedim ortaya çıktığı zaman. Üçüncü yılını dolduruyor. Avokado yiyemeyen insanlar da çok rahatlıkla tüketebiliyorlar” diye konuştu.

    İçeceği tamamen geleneksel yöntemlerle hazırladığını belirten Kara, “Göbekli portakal ve avokado ana dansçılar oluyorlar. Arkasından yavaş yavaş bu dansa yafa da giriyor. Yaşlı yafa hafif hafif dans ediyor, bunlar çok hızlı dans ediyorlar, antioksidanları çok yüksek ve buzla dans ettirebiliyorum ben bunları. Buzlu bir hazırlanma safhaları var. Kokulu mandarinler giriyor, dozunu kaçırmamak şartıyla. Diğer portakal çeşitlerinden Trablus da olsun Ongun da olsun ama kan portakalı katiyetle yaklaştırmamak gerekiyor. Bir de avokadonun o güzel yeşil rengini kaçıracak kabukta mor renk antioksidan veren çeşitleri karıştırmamak gerekiyor. Limonu birazcık istiyor. Ama hepsi kabuklu olarak giriyor. Burada portakaldan, mandarinden, limondan gelen aromatik yağlar, narenciyenin beyaz kısmındaki albedodan gelen ve meyve suyundan gelenlerle avokadonun hemen kabuk altından yoğun renklenme ve yoğun besin ihtiva ediyor, bunlar kabuğuyla ve kendine uygun bir sıralamayla yavaş yavaş hazırlanan akıcı, son derece enerji verici, beslenme yönünden doymuş, doymamış yağlar, mineraller, vitaminler yönüyle son derece dengeli, lifli ve homojen bir şekle giriyor. Ancak taze tüketilmesi gereken, yalnız homojenize olduğu için de şoklamaya ve soğuk zincirine çok uygun, yani çözüldükten sonra aynı lezzetinde içilebilme özelliğinde bir içecek” ifadelerini kullandı.

    “Çocuğum sabahları bir bardak içtiği zaman akşama kadar ne yedi diye hiç düşünmem”

    Avoport’un çok sağlıklı bir ürün olduğuna dikkat çeken Kara, “Benim çocuğum sabahları bir bardak içtiği zaman akşama kadar ne yedi diye hiç düşünmem. Kendisine temelde gerekenleri aldığını bilirim ve gerekli enerjiyi, koruyucuları aldığını da bilirim, bir miktar yağını ve lifini aldığını da. Yalnız başına yeterli midir? Belli bir süre mecbur kalırsan yeterlidir de. O kadar güzel bir gıda. Kolesterolü düşürmesi, trigliseriti dengeye sokması, kanser önleyici etkisi olması, en önemlisi kanda sürekli bir denge meydana getirmeye çalışıyor. Hücrelere sağlıklı götürme, hücrelerden sağlıklı alma olayında önemli bir rolü olduğuna inanıyorum. Bu yüzden özellikle zamanı olmayan, okula giden, sınavlara hazırlanan gençler ya da nekahat dönemindeki hastalar, yoğun çalışan, beyin gücünü çok kullanan insanlar için son derece güzel, rahatlatıp sakinleştirirken enerji verebilen bir içecek. O yüzden sinir sistemi rahatsızlıklarına da iyi geliyor. Boşaltım, solunum, dolaşım, yani olay hücrenin sağlıklı beslenmesi olduğu için kandaki bunun sağlamış olduğu taşıma işlevinin dengeye girmesi ve içeriği dolayısıyla çok güzel bir gıda. İleride bunu hem bu yöre için hem ülkemiz için belki de ihracata diğer ülkelere de faydalanabilecek bir ürün halinde görmeyi elbette ki isterim” şeklinde konuştu.

    “Küçücük ambalajlarda bir bahçeyi, bir bahçenin kokusunu, lezzetini ben çocuğumla nasıl gönderebilirim derken Narentat doğdu”

    Yine tamamen kendi ürünü olan Narentat’ı ise portakal çeşitleri ve mandarin çeşitleriyle yaptığını anlatan Kara, jelibon türü bir şekerleme olan bu ürünün de bir taraftan yerel çeşitlerin kaybını önlemek, bir taraftan da sağlıklı, tamamen doğal bir gıdayı sunabilmek olduğunu söyledi. Aynı zamanda, bahçede yapabildiklerinin insanlara bir model oluşturabilmesini amaçladığını ifade eden Kara, ürünle ilgili şu bilgileri verdi:

    “Narentat şekerleme halinde, yine tamamen doğal yöntemlerle yaptığım, jelibon tarzında bir ürün. Narentat’ın öyküsü de bu bahçeden doğdu. Bahçedeki tek tek ağaçlardan oluşan ürün çeşitlerini değerlendirmek amacıyla yola çıktım. Dünyanın en değerli meyveleri yerlerde sürünüyor. Bu bir içler acısı durum meydana getiriyor. Bunları değerlendirmek istedim. Belki buna da yurt dışındaki büyük kızım biraz vesile oldu. Küçücük ambalajlarda bir bahçeyi, bir bahçenin kokusunu, lezzetini ben çocuğumla nasıl gönderebilirim ya da dostlarıma çok özel bir hediyeyi nasıl götürebilirim dedim. Yurt dışına giderken insanlara bahçemin hepsinden gelen bir meyveyi bir kutunun içerisine koyup götürmenin bir keyfini yaşadım. Zamanla gelişti ve bugünkü halini aldı.”

    Naretat’ın 6’ncı yılını doldurduğunu kaydeden Kara, bu minik şekerlemeleri en az beş yerli çeşitle yaptığını belirterek, “Renk olarak çocukların dikkatini çeksin, narenciye pembe de sarı da turuncu da mor da olabiliyor desin. Mandarinlerin turuncuları, açık renkli portakallar, çok koyu renkli kan portakalları, aroması çok yüksek ama az kanlı portakallar, bunların hepsi birlikte bir ahenk oluşturuyorlar. Bu sadece suyundan değil, mutlaka o bütünlüğü korumak açısından iç kabuk ve dış kabuktan da yararlanarak, içinin de usare tulumcuğu dediğimiz o küçük torbacıklarını da katarak bir karışım oluyor. Yani bir meyveyi sıktım yaptım şeklinde olmuyor bu” dedi.

    Kara, şekerlemelerin sağlık açısından faydalarını da şöyle sıraladı: “Açken açlığını yatıştırır, tokken de ağır yemekler yediniz ya da midenizi rahatsız edecek bir şeyler oldu, at birkaç tane yarım saat bile sürmeden müthiş bir şekilde hazım ve rahatlama hissedersin, midede rahatlama hissedersin. Nefesi çok güzel açar. Hastalıklara karşı koruyuculuğu vardır. Potasyum, magnezyum, kalsiyum yönünden çok güzel direnç sağlama özelliği var. Hesperidin, naringin, pektin ve limonen gibi maddelerden ötürü radyasyon atıcı, kandaki kolesterol düzeyini ayarlayıcı gibi birçok faydası var aslında.”

  • Bakan Elvan: “Narenciye ihracatının yüzde 35’i Mersin’den yapılmaktadır”

    Kalkınma Bakanı Lüfti Elvan, narenciye üretiminin yüzde 25’inin Mersin’de yapıldığını ifade ederek, “Ülkemiz dünyada İspanya’dan sonra en fazla narenciye ihracatı yapan ülke konumunda olup yüzde 11’lik paya sahip. Ülkemizde toplam narenciye ihracatının yüzde 35’i Mersin’den yapılmaktadır” dedi.

    Bakan Elvan, Kalkınma Bakanlığı himayelerinde, Mersin Valiliği koordinasyonunda, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı ve Çukurova Kalkınma Ajansı işbirliğinde, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ile Akdeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nin katkılarıyla düzenlenen Mersin-Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ticari İşbirliği Programının açılış toplantısı yapıldı. Toplantıya, Bakan Elvan’ın yanı sıra, Mersin Valisi Özdemir Çakacak, AK Parti Mersin milletvekilleri Ali Cumhur Taşkın, Hacı Özkan, CHP Mersin milletvekilleri Hüseyin Çamak, Serdar Kuyucuoğlu, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, AK Parti Mersin İl Başkanı Cesim Ercik ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden gelen 45 kişilik heyet katıldı. Burada konuşan Bakan Elvan, bu toplantının sadece Mersin değil sadece Türkiye için değil paydaş ülkeler içinde bereketli neticeler doğuracağına inandığını söyledi. Mersin’de üretilen yaş meyve ve sebzenin Mersin’in, Türkiye’nin ve hitap ettiği coğrafyanın bir değeri olduğunu vurgulayan Elvan, “Bu değerin dolaşıma girmesi bizim için ne kadar önemliyse, ihracat ve ithalatçılar için ne kadar önemliyse, bölge ekonomileri için de o kadar önemlidir. Çukurova, Ortadoğu, Anadolu ve Kafkasların, Akdeniz’e açılan önemli bir kapısı. Aslında Çukurova denince ağırlıklı Mersin ve Adana akla geliyor ama Mersin büyük bir limanı olması dolayısıyla açılan ana kapımızdır. Mersin, transit ticaret yollarına yakınlığı ile yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, dünya üzerindeki en eski yerleşim yerlerinden biridir. Mersin’in büyüme ve ülke kalkınmasına sağladığı katma değer de her geçen gün artmaktadır. Büyüyen limanıyla Mersin tek başına 2.7 milyar dolar, hinterlandıyla 20 milyar dolar dış ticaret hacmiyle ülkemizin en önemli ticaret merkezlerinden biridir” şeklinde konuştu .

    Mersin’in fiziki alt yapısını güçlendirmeye yönelik de desteklerinin artarak devam ettiğini dile getiren Elvan, “Yapımı tamamlanan bin 300 yataklı Şehir Hastanemizin de açılışı yapıldı. Mersin Şehir Hastanemiz sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın en modern hastanesidir. 30 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak ve 7 bin kişiye istihdam imkanı sağlayacak olan Çukurova Havalimanının da ihalesi tamamlandı ve önümüzdeki günlerde inşaatına başlayacağız. Serbest bölgesi, organize sanayi bölgesi ve sanayi siteleriyle Mersin güçlü bir üretim merkezidir. Kentteki 3 üniversite, teknoloji gelişme bölgesi ve araştırma merkezleri, teknoloji ve inovasyona dayalı üretim yapısını daha da güçlendirmekte. Mersin büyük bir ticaret kenti olmasının yanında önemli bir tarım şehri. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanayide ihtiyaç duyulan bitkisel ürünlerin üretildiği, işlendiği ve dünyaya pazarlandığı merkez konumundadır. İlin ekonomik yapısına bakınca tarımın payının yüzde 14 olduğu ve bunun İzmir, Bursa, Gaziantep gibi diğer gelişen illerle karşılaştırınca yüksek bir oran olduğu görülüyor” diye konuştu.

    “Narenciye ihracatının yüzde 35’i Mersin’den yapılıyor”

    Bitkisel ve hayvansal üretim ile gıda ürünleri imalatının Mersin ekonomisi içindeki rekabetçiliğinin en yüksek sektörleri olduğunun altını çizen Elvan, “Topraklarının 4’te 1’i tarım arazisi olan Mersin, ülke geneli meyve üretiminde 1., sebze üretiminde 3., örtü altı tarım alanlarının büyüklüğü ve üretiminde ise 2. sıradadır. ülkemizdeki limon ve muz üretiminin yaklaşık 4’te 3’ünü, çilek üretiminin ise yüzde 40’ını karşılayan Mersin, bu ürünlerde Türkiye’de lider konumunda olup, kayısı ve biber üretiminde ise ülkemizde 2. sıradadır. Ülkemiz dünyada İspanya’dan sona en fazla narenciye ihracatı yapan ülke konumunda olup yüzde 11’Lik paya sahip. Narenciye üretiminin yüzde 25’i Mersin’de gerçekleşiyor. Ülkenin, toplam narenciye ihracatının ise yüzde 35’i yine Mersin’den yapılmaktadır. Mersin sulama imkanları gelişmiş, verimli topraklardan elde ettiği tarımsal ürünleri, katma değeri yüksek tarım ve gıda ürünlerine dönüştürmektedir. Modern işleme ve paketleme tesisleri, yüksek kapasiteli soğuk hava depoları ve yüzyıllardır toprakla uğraşan tecrübeli insan kaynağı ile teknoloji ve tecrübeyi bir araya getirmeyi başarmıştır. Tarım ve gıda sektörlerindeki katma değeri artıracak tarım teknoparkı ve gıda ihtisas organize sanayi bölgesi kurulması çalışmaları da hızlan devam etmekte. Mersin lojistik ve üretim altyapısı, hizmet kalitesi ve sektör çeşitliliği ile yatırımcıların ilgi odağı olmayı sürdürecektir. Tarım sektörü yerli ve yabancı sermayenin hem üretimine hem de ticaretine en fazla ilgi gösterdiği alanlandan biri olmayı sürdürecek” ifadelerini kullandı.

    Elvan, Mersin’in kısaca önemli bir liman, ticaret, lojistik, tarım ve sanayi şehri olduğunu söyledi. Elvan, ayrıca Çukurova Bölgesel Havalimanının tamamlanmasıyla birlikte turizm açısında da Mersin’in bölgede önemli bir duruma geleceğini ifade etti. Konuşmaların ardından Elvan, heyet başkanı Sehaım Saaeed Alghamdı ile RİYAD Ziraat Odası Başkanı Macit Elamis’e hediye verdi. Alghamdı ve Elamis ile Mersinli iş adamları adına MTSO Başkanı Şerafettin Aşut’ta Elvan’a hediye verdi.

    Mersin-Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ticari İşbirliği Programı 21 Şubat’a kadar sürecek.

  • Mersin’den Halep’e bir tır un

    İyilikder Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Mersin Temsilciliği tarafından başlatılan, ’Halep’e bir tır un’ kampanyası kapsamında hazırlanan yardım tırı düzenlenen törenle Suriye’ye uğurlandı.

    Mersin’den Halep’e yardım tırları gönderilmeye devam ediliyor. İyilikder Mersin Temsilcili, ’Halep’e bir tır un’ kampanyası kapsamında hazırladığı yardım tırını Suriye’ye gönderdi. Mersin Gıda ve Toptancılar Sitesi içinde gerçekleştirilen uğurlama töreni, Kuran-ı Kerim tilaveti okunmasıyla başlandı. Ardından konuşan İyilikder Mersin Temsilcisi Hasan Karakurt, İyilikder’in Suriye’de başlayan iç savaşın ilk gününden beri Suriyeli vatandaşlara ayni ve nakdi yardımlar yaptığını söyledi. Cerablus’da yardımların daha koordineli ulaşması için bir merkezi açtıklarını belirten Karakurt, “Cerablus İyilik Merkezi, bölgede daha önce açılan ve eğitime devam eden iyili okullarının yanı sıra halkın sorunlarına ve ihtiyaçlarına çözüm sunacak bir merkez olarak faaliyetlerine devam edecek. Suriye ve Türkiye kardeştir. Yüz yıllık ayrılık bitmiştir. Bizler akrabayız, komşuyuz ve kardeşiz. Bu savaş birçok acıyı bize yaşattı. Ama yüz yıllık yitik kardeşliğimizi, akrabalığımızı ve bu paylaşım ortamını yeniden bize kavuşturdu. Yıkılan şehirlerimizi, yerle bir edilen topraklarımızı geçmişte olduğu gibi yarın da yapacak bizleriz. Önemli olan bizlerin gönlünün, yüreğinin parçalanmamış olmasıdır. Bugün görmekteyiz ki Müslümanın, Müslümanı, insanın insanı katlettiği, birbirlerine gönüllerinde yer bırakmadığı bir sınırlandırmayı yaşıyoruz. Önemli olan gönlümüzün sağlamlığı, yüreğimizin genişliğidir” şeklinde konuştu.

    Suriyeli vatandaşlara halen aynı ve nakdi yardımlarını sürdürdüklerini belirten Karakurt, “Halep’teki kuşatma anında kampanya başlatmış, nakdi olarak yardımlarımızı göndermiştik. Bugün de burada bir süre önce başlatmış olduğumuz ’Halep’e bir tır un’ kampanyası sonucunda hazırlanan yardım tırını gönderiyoruz. Allah’a hamdolsun ki insanımızın büyük hoş görüsü ve içindeki tükenmez merhameti ile yardım çalışmaları gün geçtikçe büyüyerek devam etmektedir. Bu çalışmalarımıza katkı sunan herkese teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından barışın simgesi olan güvercinler havaya atıldı. Ardından Halep’e yardım kapsamında hazırlanan bir tır un, uğurlandı.

  • Gazze’ye insani yardım götürecek 2’nci gemi Mersin’den yola çıktı

    Türkiye, Filistin halkını Kurban Bayramı’nda da unutmadı. Türkiye ile İsrail arasında varılan anlaşmanın ardından AFAD koordinasyonunda Gazze’ye 2 bin 500 ton insani yardım götürecek ikinci gemi de bugün Mersin Limanı’ndan yola çıktı. İnsani yardım gemisi ile Kurban Bayramı öncesi Filistin halkına gıda yardımı ile çocuklara çanta, kırtasiye seti, giysi ve bisikletin yanı sıra engelliler için tekerlekli sandalye ulaştırılacak.

    Gazze’ye Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yardım götürmek için dün gece Mersin Limanı’na gelen Marshall Islands bayraklı ‘Eclips Majuro’ isimli gemi, insani yardım malzemelerinin yüklenmesinin ardından bugün demirlediği 12. rıhtımdan törenle uğurlandı. İnsani yardım gemisi ile Kurban Bayramı öncesi Filistin halkına 2 bin 500 ton un, pirinç, şeker, yağ ve gıda kolisi ile Gazzeli çocuklara çanta ve kırtasiye seti, bayram hediyesi 350 bin giysi ve bin bisikletin yanı sıra engelliler için 100 tekerlekli sandalye gönderildi.

    Mersin Limanı’nda düzenlenen törene Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, AFAD Başkan Vekili Mehmet Halis Bilden, AK Parti Mersin milletvekilleri Hacı Özkan ve Yılmaz Tezcan ile Mersin protokolü katıldı.

    “İkinci gemimiz de 36 saatte Ashdod Limanı’na ulaşacak”

    Törende bir konuşma yapan AFAD Başkan Vekili Bilden, 1 Temmuz’da Filistin halkı için ilk gemiyi yine Mersin’den Gazze’ye uğurladıklarını, bugün yola çıkacak geminin Gazze’ye gönderdikleri ikinci gemi olduğunu söyledi. İlk geminin sembol bir gemi olduğunu belirten Bilden, “Malumunuz, İsrail yıllardan bu yana Gazze’ye ciddi bir abluka uyguluyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu, Başbakanımızın talimatlarıyla o gemimizi gönderdik. Sağ salim götürdük ve orada dağıttık. Kızılay’ımız çok ciddi emek sarf etti. Yardımların bir kısmını Kızılay Genel Başkanımızla birlikte dağıttık. Geriye kalan gıda da Filistin Kızılay’ının yardımıyla hak sahiplerine kavuştu” dedi.

    Devlet büyüklerinin ayda ya da iki ayda bir mutlaka Türkiye’den Gazzeli kardeşlerimiz için ihtiyaçları doğrultusunda bir geminin gitmesi talimatı verdiklerini aktaran Bilden, bu talimat doğrultusunda bugün ikinci gemiyi Mersin Limanı’ndan yolcu edeceklerini kaydetti. İlk geminin İsrail’in Ashdod Limanı’na 36 saatte gittiğini ifade eden Bilden, “Bu geminin de Ashdod Limanı’na yine aynı sürede gideceğini umuyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye’den giden ikinci geminin diğer Müslüman ülkelerine örnek olmasını diliyorum”

    Bu kez yardımları Gazze’nin içine kadar götürecekleri bilgisini veren Bilden, Türk Kızılayı tarafından ihtiyaç sahiplerine yardımların dağıtılacağını söyledi. İlk gemideki yardımların gıda ağırlıklı olduğunu dile getiren Bilden, “Bu kez okul sezonu başlayacağı için 100 bin çanta ve bir eğitim sezonuna yetecek kadar kırtasiye malzemesi, 350 bin civarında giysi var. Yine gıdamız var. Sembolik olarak bin tane Gazzeli çocuklara bisiklet var. Türk Kızılayımızın bebek bezi var. Gemimizi doldurduk. Tüm sivil toplum kuruluşlarımıza, Kızılay’ımıza, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne teşekkür ederim. Gemimizin yolu açık olsun. Türkiye’den giden ikinci geminin diğer Müslüman ülkelerine örnek olmasını diliyorum. İnşallah dünyanın farklı yerlerinde bu tür törenlerle Gazzeli kardeşlerimize artık hiç ambargo uygulanmadan gemilerin gideceğini ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “Filistinli kardeşlerimize gıdadan giyime her türlü ihtiyaç malzemesini gönderiyoruz”

    Mersin Valisi Çakacak ise Türkiye tarafından Filistinli kardeşlerimize yönelik yürütülen insani yardım faaliyetleri kapsamında temel ihtiyaç maddelerini taşıyacak gemiyi hep birlikte uğurlayacaklarını söyledi. AFAD koordinasyonunda devletin kurumlarının hayırseverlerin, sivil toplum kuruluşlarının 2 ay önce olduğu gibi bugün de bu gemiyi doldurarak Filistinlilere insani yardım malzemeleri gönderdiklerini vurgulayan Çakacak, “İki ay önce de Ramazan Bayramı arifesinde Filistinli kardeşlerimize insani yardım malzemesi göndermiştik. Bugün yine Kurban Bayramı arifesinde Filistinli kardeşlerimize gemiyle ülkemizden, Mersin’imizden insani yardım malzemeleri, bunun yanında çocuklara bisiklet, engellilere tekerlekli sandalye, yani gıdadan giyime kadar her türlü ihtiyaç malzemesini gönderiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bu yardım malzemeleri, Filistinli kardeşlerimize olan yakınlığımızın bir göstergesidir”

    Mersin halkı olarak bu yardım malzemelerinin Mersin’den gönderilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Çakacak, her iki geminin de bir bayram arifesinde gönderildiğine dikkat çekerek, millet olarak bayramlardaki birlik beraberliğin, kardeşliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın, insanı sevindirmenin hazzını yaşadıklarını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyanın neresinde olursa olsun yardıma muhtaç, zorda kalmış insanlara elini uzattığına vurgu yapan Çakacak, “Gönderdiğimiz bu malzemeler, Filistin kardeşlerimizin bayramdan önce ellerine geçip kullanacak olmalarından dolayı ayrı mutluluk duyuyoruz. Göndereceğimiz yardım malzemeleri Filistin’de yaşayan çocukların, kadınların ve herkesin bir nebze olsun ihtiyacını karşılamanın yanında onlara olan yakınlığımızın bir göstergesidir. Biz her zaman Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Daha önce de yardım yapıyorduk, bugün de yapıyoruz, gelecekte de yapacağız. Hayırlı uğurlu olsun, güle güle gitsin. Oradaki kardeşlerimizle gönlümüz beraberdir” diyerek, yardım malzemelerine destek veren herkese teşekkür etti.

    Konuşmaların ardından Vali Çakacak ve protokol üyeleri, el sallayarak yardım gemisini Mersin Limanı’ndan uğurladı.

  • Gazze yardım gemisi Mersin’den uğurlandı (2)

    Türkiye’den Gazze’ye 11 bin ton gıda ve giyecek götüren ’Lady Leyla’ isimli yardım gemisi, Mersin Limanı’ndan İsrail’in Aşdod Limanı’na uğurlandı. Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Gazze’ye giden gemiyle Türk milletinin Filistinli kardeşlerine sevgilerini gönderdiklerini belirterek, “Bu gemi bizim gönüllerimizi oraya taşıyor” dedi.

    Türkiye ile İsrail arasında varılan anlaşmanın ardından Gazze’ye yardım götürmek için 2 gün önce Mersin Limanı’na gelen Panama bandıralı ’Lady Leyla’ isimli yardım gemisi, bugün Mersin Limanı’nda demirlediği 17. Rıhtım önünde düzenlenen törenle uğurlandı. Törene; Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Kalkınma Bakanı ve Mersin Milletvekili Lütfi Elvan, Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı Fuat Oktay, Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık ve protokol üyeleri katıldı.

    “Türkiye, her zaman Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur”

    Gazze’ye 11 tondan oluşan gıda ve giyecek ile gönüllülerin sağladığı yardım kolilerinin gönderildiği törende konuşan Başbakan Yardımcısı Kaynak, “Bugün Filistinli kardeşlerimiz için bir aradayız” diyerek, bugün idrak edilecek Kadir Gecesi’nde İslam aleminin yapacağı dualarla Yüce Rabbin, bütün insanlığın ihtiyaç duyduğu barışın, huzurun, refahın tesisine yardımcı olmasını diledi. Türkiye’nin her zaman Filistinlilerin yanında olduğunu vurgulayan Kaynak, “Ama Türkiye aynı zamanda bu bölgede barışın adil, kalıcı ve kapsamlı olması için de gayret etmiştir. Türkiye, bu süreçte Filistin’in, Gazze’nin yeniden imarı noktasında gerçekten büyük gayretler sarf etmiştir. Filistinli kardeşlerimizin kendi kaderlerine terk edilmemesi için diplomasinin de bütün imkanları Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri tarafından yerine getirilmiştir” diye konuştu.

    “Bizi eleştirilenler Hudeybiye sürecine ve Hudeybiye anlaşmalarına baksınlar”

    İsrail ile 6 yıldır yaşanan sorun ve varılan anlaşmaya değinen Kaynak, son gelinen süreçte Filistin halkına yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail tarafından saldırıya uğramasından sonra tıkanan ilişkilerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümetlerinin kararlı tutumları sayesinde bu hafta belli bir noktaya geldiğini söyledi. Bu görüşmeler sırasında Türkiye’nin, her zaman Filistinlilerin hak ve hukukunun gözetilmesi ve Türkiye-İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesini göz önünde tuttuğunu belirten Kaynak, yapılan anlaşmaya ilişkin eleştirilere de Mersin’den yanıt verdi. Kaynak, şunları söyledi: “Bu anlaşmayla ilgili aynı düşünce dünyasında olduğumuz, aynı inanca sahip olduğumuz, aynı istikamette olduğumuz bir dostlarımızın, hükümetimizi şiddetle eleştirdiklerini görüyoruz. Benim tavsiyem, o gönül dostlarımızın Hudeybiye sürecine ve Hudeybiye anlaşmalarına bir bakmalarını tavsiye etmektir. Orada görecekler ki, İslam’ın Peygamberi bütün insanlığın kurtuluşunun müjdecisi Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v.), insanlığa savaştan, mücadeleden çok barış yapmayı tavsiye ediyor. Yine Allah’a şükür al bayrağımızın altında, 786 bin kilometrede mutlu, huzurlu, kalkınmış bir ülkede yaşıyoruz. Bu Cumhuriyet kurulurken devletimizin bir anlaşmayla doğduğunu da unutmamamız lazım. Burada önemli olan anlaşmanın kendisi değil. Anlaşmanın muhtevası bizi, Filistinli kardeşlerimizi, milletimizi, insanımızı rencide ediyor mu, etmiyor mu, ona bakmamız lazım.”

    “Nihai hedef; Filistin’in, Filistinlilerin, kendi vatanlarında mutlu, özgür yaşamalarını, ortak haklara sahip olmalarını sağlamaktır”

    Türkiye’nin 6 yıldan bu yana İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için hep aynı şeyi söylediğini dile getiren Kaynak, “El konulan Mavi Marmara gemisi İsrail tarafından iade edilecek, sonra Türkiye’den özür dilenecek, tazminat ödenecek ve Gazze’ye, Filistin’e yönelik insani olmayan bu ambargo kaldırılacak. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, o ambargolara rağmen de o günden bugüne Filistinli kardeşlerinin hep yanında oldu. O günden bugüne aslında birçok kalkınma faaliyetinde, birçok bu yaptığımız gibi gıda ve sağlık yardımlarında bulundu. Ama geldiğimiz nokta itibariyle hem özür hem tazminat hem de Gazze’ye uygulanan ambargoların hafifletilmesi ve buraya yapılacak insani yardımların mevcut olan limandan gerçekleştirilmesi kabul edilmiştir. Nihai hedef; Filistin’in, Filistinlilerin, bütün insanlığın kendi vatanlarında mutlu, özgür yaşamalarını, herkesin sahip olduğu ortak haklara sahip olmalarını sağlamaktır. Bizim Filistin ile olan ilişkimiz o tarihten bu yana hep devam etti. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından şu anda orada inşa edilen hastanenin bu anlaşmadan sonra iç donanımları daha hızlı yapılacak ve Filistin’in en büyük hastanesi çok kısa sürede hizmete girecek. Yine Gazze’de yarısını tamamladığımız 320 konut hızlıca tamamlanacak. Gazze’de sanayi bölgesinin yapımını hızlandıracağız. Bugün bunların hepsinin ilk adımı” ifadelerini kullandı.

    “Bu gemi, milletimizin sevgisini Filistin’e taşıyor”

    Filistin’in hayati önem taşıyan bütün konularında Türkiye’nin elinden gelen desteği artırarak devam ettireceğinin altını çizen Kaynak, önümüzdeki dönemde eğitim, sağlık, girişim ve kalkınma projelerini de çok kısa sürede anlaşmanın verdiği rahatlıkla yapacaklarını kaydetti. Gazze’de yaşanan insani dramın ardından evsiz kalan on binlerce insanın gıda, giyim, tedavi ve barınma gibi acil ihtiyaçlarının giderilmesi için onlarca projeyi hayata geçireceklerini bildiren Kaynak, şöyle devam etti: “Bugün bu gemide çok önemli gıda maddeleri ve çocuklarımıza hediyeler var. Ama bütün bunların dışında bu geminin alacağından çok daha fazlası, milletimizin Filistinli kardeşlerine sevgisi var. Bu gemi bizim gönüllerimizi oraya taşıyor.”

    Gemide bulunan malzemelere ilişkin de bilgi veren Kaynak, “Gemide 9 bin 200 ton un, şeker ve pirinç, 500 ton yağ, 383 ton gıda kolisi olmak üzere 10 bin 83 ton yiyecek malzemesi var. Ayrıca oyuncak, ilaç ve giyecek var. Kızılay ve Toprak Mahsulleri Ofisi bu işin bir kısmını üstlendi. Çocuklarımızı bayramda sevindirmek amacıyla İstanbul Milletvekilimiz Nureddin Nebati Bey’in organize ettiği 150 bin civarında çocuk kıyafeti ile 50 bin çocuk ayakkabısı var” şeklinde konuştu.

    Dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur varsa Türkiye’nin orada olacağını söyleyen Kaynak, Türkiye’nin şu anda 3 milyon mülteciyi misafir ettiğini, hükümetin harcadığı paranın ise 11 milyar dolara ulaştığını belirterek, ülke gönüllülerinin de bunun daha fazlasını fert fert yaptıklarını sözlerine ekledi.

    Filistin Büyükelçisi Faed Mustafa ise İstanbul’daki patlamadan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Bu saldırıları her zaman kınadıklarını vurgulayan Mustafa, “Her daim ülke olarak, kardeş olarak sizin yanınızdayız, bundan sonrada bulunacağız. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Bu hain saldırı bile tekrardan bu iki ülkenin kardeş olduğunu göstermiştir. Filistinli vatandaşlarımız bu hain saldırıda vefat etmiştir. 2 bayanı dün ülkemize gönderdik. 5 kişi de hastanelerde yatıyor. Hepsine şifalar diliyorum” diye konuştu.

    “Türk halkı her zaman Filistin halkının yanındaydı, yanında kalmaya da devam edecektir”

    Ülke olarak her zaman Türk halkını sevdiklerini, bundan sonra da seveceklerini ifade eden Mustafa, “Tarihte de böyledir böyle de devam edecektir. Bu nedenle Türk halkı her zaman Filistin halkının hep yanındaydı, hep de yanında kalmaya devam edecektir. Bizim acılarımızı kendileri her daim hissediyor ve bizlere de yanımızda olduklarını her zaman hissettiriyorlar. Çünkü bizim halkımız çok zor günler geçirdi ve halen geçirmektedir. Filistin Devleti’nin kurulmasından Türkiye’nin çok büyük desteği vardır. Her zaman minnettarız. Gazze konusunda da çok desteğini göstermiştir Türkiye’ye çok teşekkür ediyoruz. Kudüs’ün bizde kalmasında çok büyük destek verilmiştir. Çünkü orası Yahudileştirilmeye çalışıldı ama umarım başaramayacaklardır. Ülkemize de en çok yardım eden yine Türkiye’dir, olmaya da devam ediyor. Filistin dediğimiz zaman Batı Şeria, Kudüs ve Gazze diyoruz. Türkiye her zaman birinci derecede yardımcımızdır. Bugün buradan bu geminin kalkıp gitmesi, yine aynı şekilde her daim yanınızda olduğunuzun göstergesidir. Bu Ramazan ayında ve bayramda bunu yapmanız bizi çok mutlu etti. Hükümet olarak, halk olarak tüm yardım kuruluşlarına teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bu Türk halkının Gazze’deki kardeşlerine bir nevi bayram hediyesidir”

    Kalkınma Bakan Lütfi Elvan ise bugün Filistin halkıyla, Gazzelilerle dayanışmanın, yardımlaşmanın güzel bir örneğini yaşadıklarını söyledi. Bugün Mersin’den Lady Leyla gemisinin yola çıkacağını vurgulayan Elvan, “İçinde 10 bin ton giysi ve gıda var. İsrail’in Aşdod Limanı’na oradan da Gazze’ye bu yardımlar en kısa sürede ulaşacak. Türk Kızılay’ı tarafından teslim alınan bu insani yardım malzemeleri Dışişleri Bakanlığımızın eş güdümünde yerine ulaşacak. Bu gemideki malzemeler Türk halkının Gazze’deki kardeşlerine bir nevi bayram hediyedir. Çocuklarımızın Gazzeli çocuklara bayram hediyesidir. Bu yardımları koordine eden, bu geminin yola çıkmasında gerekli hazırlıkları yapan AFAD Başkanlığına, Türk Kızılay’ına, Dışişleri Bakanlığımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “79 milyon tek yürek olarak dik durdu, hakkı ve hakikati savundu”

    Bu yardım sürecine gelinmesinden de bahseden Elvan, “Bizim şartlarımız vardı. Yapılan görüşmelerde uzun müzakerelerde Türkiye’nin ileri sürdüğü bütün şartlar kabul edildi. Türkiye seçilmiş Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 79 milyon tek yürek olarak dik durdu, hakkı savundu, hakikati savundu. Bu sayede yeniden insani yardım kanalları açıldı. Bugün bir daha görüyoruz ki Akdeniz’de kurulacak her gönül köprüsü Mersin’den başlıyor. Bu gemide sizin sadece insani yardım malzemelerimiz bulunmuyor. Sizin gönülleriniz, sizin insani duygularınız, sizin sevinçleriniz, sizin bayramları, bayram yapan anlayışınız var. Gemiye uğurlamaya gelen tüm kardeşlerimi, hemşehrilerime teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Bu yardım milletin uzattığı bir gönül elidir, bir şefkat elidir”

    İkili ilişkilerde sorun olmasının hiç kimseye fayda sağlamayacağının altını çizen Elvan, “İnsanlar arasında buz dağları varsa, milletler arasında buz dağları varsa yine coğrafyalar arasında buz dağları varsa yine gönüller arasında buz dağları varsa bundan kimse kazanmaz. Bundan kimseye yarar gelmez. Soğukluktan, gerginlikten kimse kazanmaz. O açıdan buzları eriteceğiz. Konuşacağız, anlaşacağız, insani olanın yapılması için hep birlikte hareket edeceğiz. Bunu her türlü oyunla, her türlü terör saldırısıyla engellemeye çalışanlara karşı inadına yapacağız. Lady Leyla sadece bir insani yardım gemisi değildir. Milletimizin uzattığı bir gönül elidir, bir şefkat elidir” ifadelerini kullandı.

    İstanbul’da yaşanan terör saldırısıyla ilgili de konuşan Elvan, “İstanbul Atatürk Havaalanı’ndaki saldırı hiç kimseye değil sadece Türk milletine değil 6,5 milyar insanlığa yapılan saldırıdır. Terörün her türlüsü sadece maruz kalan ülkelerin değil bütün insanlık için ortak mücadele edilmesi gereken günümüzün en büyük belasıdır. Bu bela ile birliğimizden taviz vermeden, huzurumuzdan taviz vermeden devlet ve millet olarak sonuna kadar mücadele etmeye kararlıyız” dedi.

    Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından gemi uğurlandı.