Etiket: Mersin’den

  • Mersin’den Çin’in Doğu Türkistan zulmüne tepki

    Anadolu Gençlik Derneği Mersin Şubesi üyeleri, Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmüne tepki amaçlı basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından üyeler, Doğu Türkistan’da hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı.

    Mersin’in merkez Akdeniz ilçesi Ulu Cami önünde Cuma namazı sonrasında bir araya gelen üyeler, ellerindeki dövizlerle, Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı politikaları protesto etti. Üyeler adına açıklamalarda bulunan dernek başkanı Abdullah Akmaz, zulmün bir an önce son bulması gerektiğini vurguladı.

    Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yıllardır her türlü baskıyı yaptığını öne süren Akmaz, “Çin 1949 yılından buyana kontrolü altında bulundurduğu Doğu Türkistan’da Müslümanlara her türlü baskıyı uygulamaktadır. Mevcut dünya düzeninde İslam ülkeleri ve Müslüman halklar, ya ABD, ya İngiltere, ya da İsrail tarafında yer almakta ya da Rusya-Çin ilişkisinden birine sığınmaya zorlanmaktadır. Neredeyse tüm İslam coğrafyasında vesayet rejimi vardır. Hangi renkten, dilden ve inançtan olursa olsun bir topluluğun temel haklardan mahrum bırakılarak, sistematik baskılara asimile edilmeye çalışması kabul edilemez. Biz dünyada Müslüman ya da gayrimüslim kimsenin saçının kılına zarar gelmesin istiyoruz” dedi.

    Açıklamaların ardından Doğu Türkistan’da hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındı.

  • Mersin’den Suriye’ye 26 ton insani yardım

    Mersin’den Suriye’deki savaş mağdurlarına ulaştırılmak üzere 26 ton un gönderildiği bildirildi.

    İl Müftülüğünden yapılan açıklamaya göre, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile Suriye’nin Azez bölgesindeki Suriyeli savaş mağdurlarına ulaştırılmak üzere 26 ton un yüklü yardım tırı, dün öğle saatlerinde Mersin’den Kilis Öncüpınar Sınır Kapısına hareket etti.

    Yardım tırı, bağışçı firma yetkilileri ile Türkiye Diyanet Vakfı personellerinin de katıldığı törende, TDV Mersin Şube Başkanı ve İl Müftüsü Şaban Kondi’nin yaptığı duanın ardından sınıra uğurlandı.

  • Gaziantep’e gönderdiği tonlarca salça Mersin’den çıktı

    İzmir’den Gaziantep’e gönderilmek üzere sevkıyata verilen 27 ton salça Mersin’de bir depoya indirilerek, Suriyeli şahıslara satılmak üzereyken ele geçirildi. Firma sahibinin şikayeti üzerine çalışma yapan ekipler, şebeke olduğu öne sürülen 3 şüpheliyi yakaladı.

    Edinilen bilgilere göre, İzmir’de salça üretimi yapan bir firmanın sahibi olan Halit Göndüz, 27 ton salçayı Gaziantep’e göndermek için bir sevkıyat firmasına teslim etti. Birkaç gün sonra aracın Gaziantep’e ulaşmadığını öğrenen Göndüz, sevkıyatı yapan şoförle iletişime geçti. Şoförün, “Aracın bozulduğu gerekçesiyle Mersin’de durduklarını ve bu sebeple geç kaldıklarını” söylemesi üzerine şüphelenen Göndüz, emniyete başvurdu. İzmir Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yankesicilik ve Dolandırıcılık (Yan-Dol) Büro Amirliği ekipleri Mersin Emniyetiyle iletişime geçti. Mersin Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yan-Dol Amirliği ise konuyla ilgili çalışma başlattı.

    “Suriyelilere satacakken yakalandılar”

    Salçanın Mersin Toptancılar Sitesinde bulunan bir iş yerine indirildiğini tespit eden ekipler, yaptıkları operasyonda 63 plakalı kamyondan 21 ton salça indirildiğini belirledi. Ekipler, salçaları bir iş yerine satmaya çalışan Suriye uyruklu A.E.S. ve A.S. isimli şüphelileri gözaltına aldı. Şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda Adana’da bulunan bir adrese daha operasyon düzenleyen ekipler, A.E. isimli bir şahsı 3 ton daha salçayı satmaya çalışırken yakaladı.

    Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından ’hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi’ suçlarından mevcutlu olarak adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin, çıkarıldıkları mahkemece serbest kaldığı öğrenildi.

    “255 milyar değerindeki salçayı almışlardı”

    Öte yandan, gazetecilere açıklamalarda bulunan firması sahibi Halit Göndüz, “İzmir’den Antep’e gitmek üzere bir tır malımız çıktı. Perşembe günü gönderdiğimiz ürünler cumartesi günü yerine ulaşmamıştı. Aracın arızalı olduğu söylendi. Biz biraz şüphelendik ve takibe aldık. Pazartesi günü de gitmesi gereken yere varmayınca emniyete başvurduk. Mersin’de olduklarını öğrendik. Mersin Yan-Dol ve İzmir Yan-Dol ekipleri ortak bir çalışma yaptı. Mersin’de birkaç kişiyle birlikte malı indirmişler. Depoyu tespit ettiler. Sonra malları Suriyelilere sattıklarını öğrendik. Tahmini 220 milyar değerinde bir malımız alınmıştı. Şu anda 24 ton bulundu. 25 milyar gibi bir açığımız var şu anda 3 ton kayıp. Ekipler şahısları yakaladı” dedi.

  • (Özel) Dünya Mersin’den gelen haberle sevindi

    Dünyada deniz kaplumbağalarının en önemli üreme merkezlerinden olan Mersin’in Kazanlı, Alata ve Davultepe sahillerinde, bu yıl yaklaşık 970 yuva oluştu. Her 3 sahilden yaklaşık 200 bin deniz kaplumbağası denizle buluşturulurken, bu yılki sayılar tüm dünyayı sevindirdi.

    Deniz kaplumbağalarının üremesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama Araştırma Merkezi (DEKUYAM) Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, deniz kaplumbağalarının tüm dünyada nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. 2 tür deniz kaplumbağası bulunduğunu vurgulayan Ergene, “Birisi caretta caretta diğeri ise yeşil deniz kaplumbağası. Mersin bölgesi için özellikle yeşil deniz kaplumbağası çok büyük öneme sahip. Çünkü tüm Akdeniz popülasyonunun yüzde 70’i Türkiye kıyılarında yumurta bırakıyor. Bu nedenle çok önemli bir bölgede bulunuyoruz. Deniz kaplumbağaları Mayıs ayında geliyor, yumurta bırakmaya başlıyor, Temmuz sonu Ağustos başı gibi yavrular çıkmaya başlıyor. Bu faaliyet Eylül’ün sonuna kadar devam ediyor. Bu yılda aynı şekilde deniz kaplumbağaları kıyıya doğru geldiler, yumurtaları bıraktılar, yumurtadan yavrular çıktı ve denize kavuştular. Bu yıl özellikle Mersin bölgesinde Alata ve Davultepe kumsallarında çalışmalarımızı yürüttük. Kazanlı kumsalında haftada 1 veya 2 defa kontrol altında tutmaya çalıştık” diye konuştu.

    “Yaklaşık 200 bin yavru denizle buluştu”

    Alata ve Davultepe’deki sonuçların sevindirici olduğunu vurgulayan Ergene, “Alata kumsalında 288, Davultepe kumsalında ise 240 yuva bulundu. Özellikle Davultepe kumsalı için bu rakamlar çok iyi rakamdı. Çünkü geçmiş dönemden günümüze kadar baktığımızda incelemelerimiz her zaman 120 ile 200 civarında gösteriyordu. Bu yıl 240 yuva ile oldukça güzel bir sayıya ulaşmış olduk. Bu tabi etkin bir korumanın sonucuydu. Gerek Davultepe’de gerekse Alata’da etkin bir koruma yönteminin belirlenmesi ve aynı yöntemle devam edilmesi koruma sürecini destekleyen önemli bir unsur oldu. Çalışma tarzının aynı şekilde devam etmesi, aynı ekiple devam etmesi çok önemli. Çünkü biz Davultepe’de 2009 yılından, Alata kumsalında ise 2000 yılından beri aralıksız çalışıyoruz. Çalışmalarımız çok güzel sonuçlara ulaşmaya başladı. Her iki kumsal açısından değerlendirdiğimizde Alata kumsalında yaklaşık 40 bin yavru, Davultepe kumsalında ise yaklaşık 30 bin civarında yavru denize ulaşmayı başardı. Bu demektir ki yaklaşık 70 bin yavruyu biz sadece 2 kumsaldan denize ulaştırdık. Kazanlı kumsalını da ara ara ziyaret ettik ve orada da yaklaşık 900 yuva tespit ettik. Tüm Mersin anlamında baktığımız zaman neredeyse 200 bine yakın yavruyu bizim kumsallarımızdan denize gönderdiğimizi söylemek mümkün” ifadelerini kullandı.

    “Bin canlıdan bir tanesi ergin hayata ulaşıyor”

    Ortaya çıkan sayıların çok önemli olduğunun altını çizen Ergene, “Çünkü canlının geleceğini bize ifade eden sayılar. Yaklaşık olarak bin canlıdan bir tanesi ergin hayata ulaşıyor. Bu kadar yavru gidince bu gelecek için iyi bir sayı anlamına geliyor. Hatta caretta caretta için rakamlar nispeten daha iyi görünüyor. Yeşil deniz kaplumbağası kritik olarak tehlike altında bulunuyor, caretta caretta ise yüksek risk altında bulunan deniz kaplumbağası olarak tanımlanıyor. Bu nedenle yapılan çalışmalar oldukça iyi sonuçlar verdi anlamına geliyor. Ancak yeşil deniz kaplumbağası için hale kritik durum devam ediyor. Sayı olarak oldukça azlar. Bizim kıyılarımızda tahmin edilen sayısı 800 ile bin arasında. Caretta caretta ise 2 bin ile 2 bin 500 civarında. Ancak bizim bulunduğumuz bölge daha çok yeşil deniz kaplumbağasının bulunduğu bir bölge. Bu nedenle çalışmaların devamlılığı, bu canlıların korunması için özellikle yapılması gereken en önemli faktör alanların korunması. Hem denizdeki hem kumsal alanlarının korunması çok önemli. Buraların doğasını bozmadan korumak gerekiyor. Çalışmalar yapıyoruz, çok güzel sonuçlar alıyoruz ama bu çalışmalar sadece kurtarmak için yeterli değil. Önemli olan canlının bulunduğu ekolojik ortamı koruyabilmek ve onları olduğu haliyle korunması sağlayabilmek. Elbette bu canlıların bulunduğu kumsallardan insanlarda yararlanacak ama insanca yararlansın. O nedenle bu tip kumsallardan yararlanırken insanların bilgilendirilmesi sağlamak gerekiyor. Biz yaz ayı boyunca kumsalda bulunduğumuz sürece insanları bilgilendiriyoruz, broşürler dağıtıyoruz, eğitim veriyoruz ve bununla ilgili çabalarımız var. Aynı zamanda bu alanların koruma statülerinin yerine getirilmesi gerekiyor. Buda önemli faktörlerden bir tanesini oluşturuyor” şeklinde konuştu.

  • Mersin’den Dubai’ye zeytinyağı ihracatı

    Mersin’in Mut ilçesinden Dubai’ye zeytinyağı ihracatına başlandı.

    Mut Belediye Başkanı Nebi Yılmaz, 13 milyon zeytin ağacı varlığı ile tescilli bin 300 yıllık zeytin ağacının bulunduğu ve Türkiye’nin önemli bir zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi haline gelen Mut’un, Dubai’ye zeytinyağı ihraç etmeye başladığını söyledi.

    İlçede faaliyet gösteren bir zeytinyağı fabrikasının Dubai’ye ilk etapta 20 ton zeytinyağı ihraç ettiğini belirten Yılmaz, “Mut yöresinin kendine has iklim özellikleri sayesinde tarım ilacı kullanmadan zeytin üretilir. Zeytin yetiştirilen diğer yörelerde her sezon en az 7 defa ilaç yapılıyor. Bu özelliğiyle ilaçsız zeytin sadece Mut’ta yetişir. Mut yöresinin kendine has iklimiyle hem leziz, hem de üst kalitede zeytinyağı üretilmesine olanak sağlıyor” dedi.

    Mut zeytinyağı ile önceki yıllarda 9 madalya aldıklarını ifade eden Başkan Yılmaz, “Brüksel’den de üstün lezzet ödülü, ayrıca bu yıl İngiltere’den 3, İtalya’dan 1, İsrail’den 2 madalya aldık. Bunun sonucunda yurtdışında da tanınmaya başladık. Artık dış ülkelerden gelen talepler doğrultusunda Mut zeytinyağının ihracatına yöneldik” dedi.