Etiket: memur-sen

  • Memur-sen Üyelerine Termal’de Yüzde 20 İndirim

    Sendikacılığının yanında üyeleri için sosyal sorumluluk çalışmalarını da hayata geçiren Memur-Sen Manisa İl Temsilciliği, Urganlı Eda Termal ile indirim protokolü imzaladı.

    Protokol imza töreninde konuşan Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı ve Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu, “Üyelerimiz için ücret sendikacılığın yanında akademik ve sosyal sendikacılık çalışmaları da yürütüyoruz. Bu çerçevede bir indirim protokolü daha imzalıyoruz. Biz üyelerimiz için hizmet üretiyoruz. Memur-Sen üyelerine en iyi hizmeti verebilmek için çalışmalarımız devam edecek. Tüm Üyelerimize hayırlı olsun.” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Memur-Sen ile böyle bir protokol imzalamaktan dolayı mutluluk duyduklarını belirten Eda Termal Spa ve Aquapark Genel Müdürü Mehmet Bakan, “Kaplıcamız meşhur seyyah ve tarihçi Evliya Çelebi’nin 1600’lü yılların sonlarında kaleme aldığı Seyahatname adlı eserinde yer almaktadır. Bu yıllarda Turgutlu’ya ve Urganlı Kaplıcalarına uğramış olan Evliya Çelebi Kaplıcalarımız için; ‘Bir latif suyu vardır, Niceleri gelip burada şifa bulurlar, suyu insan vücuduna cila verir.’ diyerek buranın kıymetini yüzyıllar önce tarihinin sayfalarına kaydettirmiştir. Memur-Sen Üyelerine böyle bir şifa kaynağında indirimli hizmet vermekten büyük memnuniyet duyacağız. Tüm Memur-Sen Üyelerini aileleriyle birlikte tesislerimize bekliyoruz.” dedi.

    Eda Termal Tesislerinde gerçekleştirilen İl Divanı sonrasında İmzalanan protokol çerçevesinde Memur-Sen Üyeleri Urganlı Eda Termal’de konaklama, aquapark ve spa merkezinde yüzde 20 indirimli olarak faydalanabilecekler.

  • Aydın Memur-sen Bangladeş’teki İdamları Protesto Etti

    Memur-Sen Aydın İl Temsilcisi İsmail Yiğit, Bangladeş’te devam eden idamların durdurulmasına yönelik basın açıklaması yaptı.

    Açıklamasında haksız yere müslümanların idam edildiğini belirten Memur-Sen Aydın İl Temsilcisi İsmail Yiğit; “Ümmetin birliğini, İslam dünyasının birlikteliğini savunan ve bu çerçevede yürüttüğü çalışmalar nedeniyle sürekli hedef alınan Cemaat-i İslami Partisi’ne yönelik devlet terörünü, adalet cinnetini ve bu yolla hem İslam’ı hem de Müslümanları hedef alan Bangladeş yönetimini kınıyoruz. Hukuk tanımaz, insan onuru bilmez yönetimin arkasında duran ve cesaretlendiren herkesçe malum ülkeleri Bangladeş’te yaşanan vahşetin suç ortağı olarak görüyor, onları da bu tavırlarından vazgeçmeye davet ediyoruz. 1971 yılında gerçekleşen ve bölünmeyle sonuçlanan savaş sırasında benimsediği birlik politikasıyla bölünmeye karşı çıkan Cemaat-i İslami Partisi liderleri, zalim Bangladeş yönetimi tarafından intikam hırsıyla ve yok etme hedefiyle idam ediliyor. Aralık 2013’te Abdülkadir Molla, Nisan 2015’te Muhammed Kamaruzaman daha önce Bangladeş’in dikta rejimi tarafından idam edilmişti. Cemaat-i İslami Partisi Lideri Ghulam Azam ise hukuksuz bir şekilde ömür boyu hapse mahkum edilmesine dayanamayarak 92 yaşında hapishanede Hakk’a yürümüştü. Bangladeş rejimi Cemaat-i İslami’nin geri kalan liderlerini idam sehpasına göndermeye hazırlanıyor” dedi.

    BANGLADEŞ’TE İDAMLAR DURSUN, ZULÜM SON BULSUN

    Bangladeş’te müslümanlara yapılan işkence ve idamların son bulması gerektiğini belirten Yiğit; “Şeyh Hasina diktası hukuksuz, temelsiz ve uyduruk bir mahkeme ile tek suçu 1971’de Pakistan’ın bölünmesine karşı çıkmak olan parti liderlerini idam sehpasına gönderiyor. Ne hazindir ki hem İslam dünyası hem de uluslar arası kamuoyu ise idamları seyretmekle kalıyor. Memur-Sen Konfederasyonu olarak Bangladeş’in dikta rejimine ve uluslar arası kamuoyuna sesleniyoruz: Tamamen siyasi bir mahkeme tarafından yargılanan ve Bangladeş ile Pakistan’ın geleceğini düşünmekten başka bir eylemi bulunmayan ancak “insanlık suçu işlemekle” itham edilen bu insanların darağacına gönderilmesi başlı başına bir insanlık suçudur ve buna derhal son verilmelidir. Bangladeş rejiminin ülkede “Batı odaklı” bir yaşam dikte etmesi ve tamamen bu nedenle İslami hassasiyetleri bulunan insanları yıldırmak için Müslümanların liderlerini katletmesi kabul edilemez. Kuşkusuz; Cemaat-i İslami Partisi’nin liderlerini idam sehpasına gönderilmesi ülkedeki Müslümanları hedeflenenin aksine birleştirecektir, bütünleştirecektir. Bu hukuksuz idamların Bangladeş’e, demokrasiye, hukuka, insan hak ve özgürlüklerine zarar vermenin ötesinde bir anlam taşımadığı çok açıktır. İslam coğrafyasında yaşanan insanlık dramlarının, haksızlık ve hukuksuzluklarının Batı’nın dikkatini çekmemesi şaşırtıcı değildir. Ancak şu bilinmelidir ki, göz yumulan bu dramlar, hukuksuzluklar, insanlık suçları bumerang gibi bir gün buna göz yumanları da vuracaktır. Memur-Sen ailesi olarak, Bangladeş’teki tiyatral Savaş Suçları Mahkemesi’nin verdiği idam kararlarını kınıyoruz. Bu kararların bir an önce durdurulmasını bekliyoruz. Bangladeş rejimini aklı selime davet ediyoruz. Bangladeş’in iç huzuruna zarar veren, ülkede ayrışmaya neden olacak olan idam kararlarını protesto ediyoruz. Bangladeş halkının yanında olduğumuzu buradan haykırıyoruz” şeklinde konuştu.

    Memur-Sen Aydın Temsilcisi Yiğit, uluslar arası kamuoyuna, insan hakları örgütlerine ve Bangladeş rejimine bu hukuksuzluğa derhal son verilmesi çağrısında bulundu.

  • Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Milletimizin Kararı İstikrar, Rotası Yeniden Büyük Türkiye”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “26. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi, süreci ve sonuçlarıyla milletimizin yüksek feraseti ve basiretini bir kez daha tescillediği bir zemin olarak siyasi tarihe kaydedilmiştir” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Milletimiz, 1 Kasım seçimleriyle 7 Haziran’da gerçekleştirilen 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarını seçenek ve çözüm üretme mevzisi olarak görülmesi gereken siyaset kurumunun değersizleştirilmesine, milletin ve devletin iç ve dış aktörlerce vesayet çemberine alınmasına, milletin ve iradesinin berhavar edilmesine sermaye yapmak isteyenlere izin vermemiş, izin vermeyeceğini ilan etmiştir. Ülkemizin 7 Haziran seçimlerinden sonra siyasi, ekonomik, sosyolojik ve diplomatik bağlamda içine çekilip mahkum edilmek istendiği ’kara delikler’, bizzat milletin eliyle kapatılmış ve bir daha açılmamak üzere mühürlenmiştir. 7 Haziran seçim sonuçlarıyla siyasi aktörlere uzlaşma hedefli koalisyon davetiyesi gönderen milletimiz; bu davetiyeyi ideolojilerini dayatma, hayırları ile milleti yok sayma ve sırtını terör örgütlerine yaslama merkezli siyaset vizesi olarak kullananlara 1 Kasım’da önüne konulan demokrasi sandıkları üzerinden kurduğu ’istikrar temelli konsolidasyon’ ile ’verdiğim fırsatın tehdide, sağladığım imkanın riske dönüştürülmesine izin vermem’ kararını deklare etmiştir. 1 Kasım seçimlerinin sonuçları, sonuçlara sevinen ve üzülenler kendi değerlendirmelerini ve bu değerlendirmelere dayalı karar ve uygulamalarını siyasetin kendi kuralları içerisinde hayata geçirecektir. Bu noktada her siyasi parti kendi iç dinamikleri ile birlikte milletin seçim sonucuyla verdiği mesajı da dikkate almak, yarına dair siyaset stratejisini, siyasi söylem ve eylemlerini, merkezinde millet ve iradesinin olduğu bir kurguyla belirlemek sorumluluğuyla hareket etmelidir. Seçim süreçlerinde ’seçmen’ sıfatıyla farklı siyasi partilere ve eğilimlere destek vermek, demokrasinin gereği ve vazgeçilmezi olan ’tercih özgürlüğü’ kapsamında olup, ’ayrışma, kutuplaşma, kamplaşma’ değil bireylerin ’farklı siyasi partilerde uzlaşma’ tavrıdır. Bu noktada, seçim sürecinde seçmen sıfatı üzerinden farklı tercihlerde bulunmak demokratik seçme hakkının gereğidir ve saygıya muteberdir. Seçim sonuçlarıyla oluşan millet iradesine ve oluşacak tek partili hükümet idaresine saygı göstermek de, demokratik olgunluğun, demokrasi kültürünün gereğidir. 1 Kasım Pazar günü seçmen sıfatıyla farklı tercihlerde bulunma hakkını kullandı; bugünden itibaren millet sıfatımızla bir olmak, iri olmak, diri olmak duruşuyla farklı tercihlerimize gözümüzü kapatıp fikri zenginliklerimizle birbirimize gönlümüzü açıp, yakıtı Çanakkale ruhu olan kardeşlik gemimiz Türkiye’nin değişmez rotası ’yeniden büyük Türkiye’ yolculuğumuzu huzur içinde, refah içinde, barış ve kardeşlik iklimiyle sürdürmek için payımıza düşen sorumlulukları yerine getirmeye başlamalıyız. Bu yolculuğun varış limanı; bütün dünya mazlumları için merhameti kuşanan ’yeni Türkiye’, dünyanın bütün zalimlerine isyanı haykıran ’güçlü Türkiye’, bütün insanlık için adalet, barış, huzur ve adil paylaşıma dayalı kalkınma ve refah getirecek olan ’beşten büyük dünya’ olmalıdır” dedi.

    1 Kasım seçimi sonucunda ortaya çıkan tablonun siyaset kulvarının kendi parametreleri üzerinden bütün siyasi partileri sevindirdiğini ifade eden Yalçın, “2 Kasım’dan itibaren herkesi sevindirecek, herkese kazandıracak süreçler ve sonuçlar için hep birlikte sorumluluk almalı, istisnasız herkes elini, bedenini taşın altına koymalı, sevincini ya da üzüntüsünü ’ötekileştirme’ malzemesi yapmaktan kaçınmalıdır. 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri, milletin Meclisinin dört partiden oluştuğu, icraatlarıyla milletin beklentilerini karşılama sorumluluğunu üstlenecek hükümetin ise tek partiden oluşacağı bir siyasi fotoğrafı ortaya koymuştur. Şüphesiz ki; bu sonuç nedenler ve niçinler üzerinden tartışılacaktır. Ancak, Memur-Sen olarak milletimizin iradesiyle ürettiği bu sonuçla birlikte ortaya çıkan etkilere ve beklentilere yönelik bazı ön hatırlatmaları ve gözlemleri ifade etmek, milletimizin ve kamu görevlilerinin sendikal zemindeki yetkili sivil toplum örgütü olmamızın yüklediği bir sorumluluktur. Bu noktada milletimiz 1 Kasım seçimleriyle etnik temele, dini söylemlere dayalı ayırımı yapılmadan her tür terörün, bütün terör örgütlerinin, terörü destekleyenlerin, terörü besleyen ve terörden beslenenlerin karşısında olduğunu ve terör bitene, silahlar teslim edilene kadar terörle mücadeleye devam edilmesi yönündeki tutarlığını, Türkiye’nin egemenlik alanı elbette sınır çizgileridir. Ancak, mazlumla ilgilenme, mağdura destek verme, mahzuna omuz vermede sınır çizgilerimiz değil gönül zenginliğimiz, medeniyet değerlerimiz belirleyicidir. Duruşundaki kararlılığını, Türkiye’deki seçim süreci ve sonuçlarının en az Türkiye kadar Filistin’i, Arakanı, Doğu Türkistan’ı, Suriye ve Mısır’ı, Bosna, Kosova, Makedonya’yı, medeniyet havzamızı ve bütün mazlum coğrafyaları da ilgilendirdiğinin ve etkilediğinin bilincindeyiz. İrademizle şekillendirdiğimiz Meclis ve oluşacak hükümet, icraatlarıyla sadece bize ve devletimize değil bizin parçası olan, bizde hakkı olan, bizle hukuku olan, bizden beklentisi ve umudu olan herkese hizmet etmelidir. Anadolu coğrafyası medeniyet havzamızın merkezidir. Bu topraklar sahip olduğu insani değerlerle, tarihsel birikimiyle, insanımız özgüveni ve hakikatle bağını yeniden tesis etme iradesiyle mevcut duruma yansıtacağı fikri ve fiili üretim kapasitesiyle bölgesinin lideri, küresel rekabetin öncüsü Türkiye hedefine odaklanmışlığını, ’Siyaset, milletin takdiriyle, milletin tercihiyle şekillenir. Vesayetin de vesayetçilerin de, ne bugünümüzde ne yarınımızda yeri yoktur. İrademize ket vurmak isteyenleri de, seçtiğimiz idareye vesayet uygulamaya yeltenenleri de biliriz. İrademizin vesayete alınmasına, Türkiye’nin kaosa sürüklenmesine, medeniyetimizle ve değerlerimizle bağımızın sona erdirilmesine izin vermeyiz’ misyonunu, ’Türkiye, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla hayat bulduğu, demokratik hukuk devletinin bütün zeminlere hakim olduğu, sosyal devletin gelir dağılımında adaleti sağlama aracı olarak kullanıldığı bir siyasal sistemi ve istikrar zeminiyle; milleti ve devletiyle siyasetten ekonomiye, eğitimden diplomasiye, kültürden teknolojiye her alanda dünya liginin zirvesinde olmalıdır’ vizyonunu ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bugünden itibaren milletin iktidara taşıdığı siyasi partiye ve siyasi liderlere, milletin muhalefet sorumluluğu yüklediği siyasi partilere ve siyasi aktörlere düşen; terörle, vesayetle, devleti kendi mülküne çevirmekle iştigal edenler istisna olmak üzere herkesi kucaklamak, herkesle kucaklaşmaktır. Kamu görevlilerinin emeğini daha değerli kılma, ekmeğini daha da artırma çabasını kuşanmaktır. Cuma namazı için izin süresinin arttırılması, sözleşmeli ve 4/C’lilerin kadroya geçişi, ek gösterge adaletsizliklerinin düzeltilmesi, silahlı kuvvetler ve emniyet bünyesindeki sivil memurların mağduriyetlerinin giderilmesi başta olmak üzere 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin içeriğinde yer alan çalışma konularındaki uzlaşmayı kazananıma dönüştürmektir. Demokratik hukuk devleti noktasında sırtımızda kambur olan kamu görevlilerine yönelik grev ve siyaset yasaklarını sona erdirmektir. Yeniden büyük Türkiye’nin yol haritası olacak yeni anayasa için ter akıtmak, uzlaşma oluşturmaktır. Türkiye’nin dünya devler liginde olmasını sağlayacak ekonomik büyümeyi gerçekleştirmektir. Terörlü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek, terör batağına çekilmek istenen gençlere yeni ufuklar göstererek, yeni umutlar vererek milletine ve devletine hizmet yoluna davet etmektir. Türkiye’yi çözümlerle buluşturmak, buzdolabına konan çözüm sürecini, doğru muhataplarla beklenen sonuca ulaştırmaktır. Suriye’deki vahşeti, Mısır’daki cinneti bitirecek ulusalüstü diplomasi ataklarını başlatmaktır. Filistin’i zulümden, Mescid-i Aksa’yı işgalden kurtaracak uluslararası aklı ve insani ahlakı oluşturmaktır. Bu düşüncelerle Memur-Sen olarak 26. Dönem Milletvekili Seçimleri sonucunda millet iradesiyle oluşan TBMM’nin ve kurulacak hükümetin 1 Kasım seçimlerinde milletimizin istiklaline el sürdürmemek, istikrarı sürdürmek, istikbali olarak gördüğü ’yeniden büyük Türkiye’ yolculuğunu sürdürmek kararı doğrultusundaki icraatlarına yeniden büyük Türkiye ve adil dünya inşası hedefi doğrultusunda her türlü katkıyı vereceğimizi milletimize, medeniyet havzamızdaki kardeşlerimize, dünya mazlum ve mahzunlarına saygı ve hürmetle arz ederiz.”

  • Ali Yalçın: “Memur-sen Ailesi, Türkiye’nin İstikrarından Yanadır”

    ‘İstanbul Buluşması’nda konuşan MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye’nin istikrarından yana olduklarını belirterek, “Türkiye’nin istikrarsızlık içerisinde yönetilecek bir ülke olmadığını ve son süreçte fincancı katırlarını ürküttükten sonra daha da büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz” dedi.

    Topkapı 1453 Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen ‘İstanbul Buluşması’na MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın, AK Parti milletvekilleri Fatma Benli, Ravza Kavakçı Kan, eski Kültür Bakanı ve AK Parti 1. Bölge Milletvekili Adayı İsmail Kahraman ile sendikanın il ve ilçe başkanları ile sendika üyeleri katıldı. Büyük katılımın sağlandığı gözlenen program milletvekillerinin yaptığı konuşmalar ile başladı. Ardından kürsüye davet edilen MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı. Yalçın konuşmasında, yaklaşan seçimler ve ülke istikrarının önemine dikkat çekti.

    “1 MİLYON ÜYE HEDEFİ İÇİN BİRLİKTE İSTİŞARE EDİYORUZ”

    İstanbul Buluşması öncesinde soruları yanıtlayan Yalçın, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yalçın, “MEMUR-SEN ailesi olarak üçüncü dönem toplu sözleşme trafiğini geride bıraktık ve Türkiye’de toplu sözleşme, toplu pazarlık süreci içerisinde en fazla kazanım olan 213 kazanımın olduğu bütün kamu görevlilerine kazandıran toplu bir sözleşme ile sözleşmeyi tamamlamış olduk. Dolayısıyla bunun akabinde MEMUR-SEN ailesi olarak 850 bin üyeyi geride bırakmış ve 1 milyona gün sayan bir konfederasyon olarak ’öncü medeniyet, güçlü sendika, büyük Türkiye ve hedef 1 milyon üye’ sloganıyla şuan Türkiye genelinde 81 ilde faaliyetlerimiz devam ediyor. Bugün bunun İstanbul ayağındayız. Bugün burada üyelerimizle buluşup dostlarımızla kucaklaşıyoruz. 1 milyon üye hedefi için birlikte istişare ediyoruz ve birlikte bir yol haritası ortaya koymaya çalışıyoruz. Türkiye’nin 1 milyon üyeli bir MEMUR-SEN’e ihtiyacı olduğunu, çünkü Türkiye’nin son süreçte demokrasinin korku tünelinden çıkma sürecinde en büyük katkıyı sunan, en dik duran kuruluş olarak Türkiye’nin bundan sonraki süreçte çok daha güçlü sivil toplum örgütlerine ihtiyacı olduğunu, bunu da başarabilecek yüreğin MEMUR-SEN’de olduğunu ifade ederek yolculuğumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN BU SİYASAL SÜREÇTEN ÇOK DAHA GÜÇLÜ ÇIKMALI”

    Yaklaşan 1 Kasım seçimlerini değerlendiren Yalçın, “Ülke 1 Kasım seçimlerine doğru gidiyor. İki gün sonra Türkiye sandık başına gidiyor. Ben sandığın çok katılımlı bir sandık olmasını ve milletin iradesini sandığa yansıtmasını umut ediyorum. 1 Kasım seçimlerinin Türkiye’ye istikrar getirmesini diliyorum. Çünkü Türkiye’nin istikrarsızlık içerisinde yönetilecek bir ülke olmadığı ve son süreçte fincancı katırlarını ürküttükten sonra daha da büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Çünkü Türkiye kendi sınırlarını kireçle boyanmış beyaz taşlarını öte olarak gören ve medeniyet coğrafyasında bütün insanların sorunlarına karşı duyarlı olan bir profil izledi. Bunun neticesinde de ’dünya 5’ten büyüktür’ gibi son derece emperyal güçlere karşı mazlumların ve mağdurların sözcülüğüne soyunmuş oldu. Yine Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren Orta Doğu’da huzura hasret insanların olduğu bir ortamda oranın en büyük çıbanbaşı haline gelen Siyonizme karşı ‘siz öldürmeyi iyi bilirsiniz’ diyerek onlara karşı bir tarihi ders veren bir ülke olarak Türkiye fincancı katırlarını ürkütmüştür. Bundan sonraki süreçte Türkiye’nin istikrarsız bir şekilde yönetilmesi demek Türkiye’nin bundan sonra çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacağını göstermektedir. Çünkü her 10 yılda bir ihtilal geleneğinin olduğu vesayetin her 10 yılda bir hat bildirmeye çalıştığı ve 1,5 yılda bir hükumetin düştüğü bir ülkede, Türkiye’de istikrarsızlık içerisinde yürümesi bundan sonra çok kolay olmayacak. Türkiye’nin bu siyasal süreçten çok daha güçlü çıkmalı ve çok daha güçlü bir şekilde yola devam etmelidir. Yoksa istikrarsızlık demek Türkiye’nin çok daha büyük sıkıntılara girmesi demektir” diye konuştu.

    “MEMUR-SEN AİLESİ OLARAK BİZ SONUNA KADAR TÜRKİYE’NİN İSTİKRARINDAN YANAYIZ “

    Türkiye’nin istikrarından yana tavır sergilediklerini ifade eden MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın, “MEMUR-SEN ailesi olarak biz, 7 Haziran öncesi bir ortak akıl platformuyla bir araya gelerek 206 kuruluşla, Türkiye’de normalleşme devam etmeli, demokratik zemin güçlendirilmeli, ham demokrasi tam demokrasi olacak noktada ilerlemeli diye çağrıda bulunurken 7 Haziran sonrası çıkan koalisyon ihtimali vesayet odaklarını yeniden harekete geçirdi ve Türkiye’deki ırgatlarını sokağa saldılar. Ve Türkiye şuan 1 Kasım seçimlerine doğru giderken, çok daha kritik bir sürecin içerisine doğru evrilmiş durumdadır. Onun için 1 Kasım seçimleri Türkiye’nin çok daha güçlü bir istikrarla çıktığı, kendi ülkesi kadar medeniyet coğrafyası içerisindeki ülkelerinde Türkiye’ye gözünü diktiği bir noktada, Türkiye’ye bir şey olur mu diye tereddüt yaşadığı bir noktada Türkiye’nin çok daha güçlü çıkması gerektiğini düşünüyoruz. MEMUR-SEN ailesi olarak biz sonuna kadar Türkiye’nin istikrarından yanayız” ifadelerini kullandı.

  • Memur-Sen Şanlıurfa İl Buluşması

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Küresel emperyalizm güçlü Türkiye istemiyor. Güçlü bir Türkiye demek coğrafyasına sahip çıkan Türkiye demektir. Türkiye ayağa kalktığında Ortadoğu özgürleşecek, işgalciler bölgede ameliyat yapamayacak, diktatörler kaçacak yer arayacak” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen’in “Öncü Medeniyet, Güçlü Sendika, Büyük Türkiye” sloganıyla 81 ilde düzenlediği il buluşmalarını sürdürüyor. Yalçın bu kapsamda, Şanlıurfa’da gerçekleştirilen Şanlıurfa İl Buluşması’nda teşkilata hitap etti.

    Koalisyon hükümetiyle Türkiye’nin yönetilemeyeceğini söyleyen Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, “7 Haziran seçimleri öncesi 206 kuruluşu ortak bir platform çatısı altında toplayıp çağrıda bulunduk. Ülkede istikrar sürsün, terör son bulsun, normalleşme devam etsin, sivil anayasa yapılsın, temel hak ve özgürlükler genişletilsin çağrısında bulunduk. Fakat 7 Haziran sonrası oluşan koalisyon belirtisi bile ekonominin örselenmesine, ülkenin kaybetmesine, dolar ve döviz kurunun fırlamasına neden oldu. Ülkede tekrar seçim ortamı oluştu diye Suriye üzerinden Türkiye’ye geçip terörü azdırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bombaları patlatarak, geçmişte ülkeye yaşanılanın aynısını devreye soktular. Silahları kan kusturmaya, ocaklara ateş düşürmeye başladılar. Bu ülkeni bundan sonra güçsüz iradeyle yönetilme şansını olmadığını gösteren en net ve en keskin fotoğrafıdır. Bu ülke asla bundan sonra koalisyon hükümetleriyle yönetilebilecek bir ülke değildir. Çünkü Türkiye, fincancı katırlarını ürküttü. Bu ülke Birleşmiş Milletlerde beş hegemonist devlete karşı, emperyalist güce karşı Dünya 5’ten büyüktür diyerek resti çekti” ifadelerini kullandı.

    “BİZ ADALETTEN YANA TARAFIZ”

    Yalçın, “1 Kasım seçimlerine doğru gidiyoruz. Biz sendika olarak şimdiye kadar kurduğumuz, durduğumuz yeri ifade ettik. Biz özgün ve özgür bir teşkilat olarak 1992’de kurulduk. Kurulduğumuzdan günden bu yana hiçbir siyasi partiye holigan olmayan teşkilat olarak her zaman durduğumuz yeri net olarak ifade ettik. Biz bu ülkede taraftar değiliz, holigan değiliz biz bu ülkede tarafız. Biz yeniden büyük Türkiye idealinin tarafıyız. Güçlü Türkiye idealinin tarafıyız. Hizmet eden herkes bizim tarafımızdadır” diye konuştu.

    “KÜRESEL EMPERYALİZM GÜÇLÜ TÜRKİYE İSTEMİYOR”

    Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Yalçın, “Türkiye neden hedef alınıyor?” sorusu üzerine terör lobisi ile faiz lobisinin birlikte hareket ederek istikrarı ve birliği hedef aldığının altını çizen Yalçın, şunları söyledi:

    “Küresel emperyalizm güçlü Türkiye istemiyor. Güçlü bir Türkiye demek coğrafyasına sahip çıkan Türkiye demektir. Türkiye ayağa kalktığında Ortadoğu özgürleşecek, işgalciler bölgede ameliyat yapamayacak, diktatörler kaçacak yer arayacak. Türkiye mazlumların ve mahzunların umudu olduğu için engellenmek isteniyor. Ama başaramayacaklar. 78 milyon bir ve diri duracak kanlı senaryoları yırtıp atacak. Kadim medeniyetin ortak varisleri olarak medeniyetimizin yeniden inşası için direneceğiz. Elbette teröre karşı tepkimizi göstereceğiz. Ama her şart altında hukuka bağlı kalacağız, sokakları ateş yerine çevirmeye çalışanlara izin vermeyeceğiz.”

    “MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR”

    Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı ve Şanlıurfa Milletvekili Adayı Faruk Çelik ise, “4’üncü partiyi meclise sokabilirsek o zaman bu istikrarı bozabiliriz, bu insanlardan kurtulabiliriz projesini ortaya koydular. Onun için 4’üncü parti meclise girdiği gece barajı geçtiğini gördüğünüz gece CHP ve MHP milletvekilleri bunları nasıl sarstık dediler. Oysa CHP bu ülkede, özellikle bu bölgede 50-60 yıl statükonun temsilcisiydi. HDP ise bu statükonun peşine takılan statükonun göbeğindeki partidir. Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın vermiş olduğu mücadele bu statükolardan kurtulma mücadelesidir” dedi.