Etiket: memur-sen

  • Memur-sen Bursa İl Temsilciliği, Diyarbakır’ın Sur İlçesinde Yapılan Terör Saldırısını Kınadı

    Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği, sendika binasında düzenlediği basın açıklaması ile Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapılan terör saldırısını kınadı.

    Sendika binasında 11 hizmet kolunun başkanları ve üyelerinin katılımıyla yaptığı açıklamada Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Numan Şeker, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde düzenlenen basın açıklamasının ardından yapılan saldırı sonucu hayatını kaybeden Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve basın açıklaması esnasında güvenliği sağlarken hayatını kaybeden polislere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı, yaralı gazeteci ve güvenlik görevlilerine acil şifalar diledi.

    “TERÖRÜ LANETLİYORUZ”

    Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği olarak hain saldırıyı kınadıklarını ifade eden Numan Şeker, “Terörü, teröre suflörlük ve işverenlik yapanları, vahşet emrini verenleri her zaman olduğu gibi bu terör olayında da bir kez daha lanetliyoruz” dedi. Yetkililerden hain senaryoyu sahneye koyma emrini verenler ile senaryoda tetikçilik görevini üstlenenlerin bir an önce yakalanmasını isteyen Şeker, “İç huzuru bozmak için yapılmak istenen mühendisliğin ortaya çıkarılması ve milletle paylaşılması, hak ettikleri cezanın verilmesi son derece önemlidir” diye konuştu.

    “MİLLETİMİZ, ÜLKE HUZURUNU HEDEF ALAN TUZAKLARIN FARKINDA”

    Ülke huzurunu, istikrarını ve kardeşliğini hedef alan bu tür tuzaklarda milletin farkında olduğunun altını çizen Şeker, “Ortak akıl ve sağduyuyla bu çirkin saldırılara karşı kardeşlik hukuku içerisinde birlikte mücadele etmek, ülkemize karşı kurulan sinsi tezgahların boşa çıkarılması için vazgeçilmezdir şeklinde konuştu.

    “BUGÜN TUZAKLARA YENİK DÜŞME GÜNÜ DEĞİL; BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR”

    Terör hadiseleri bir anlamda toplum arasına nifak sokma amaçlı hadiseler olduğunu hatırlatan Şeker, “Bugün nifaklara ve tuzaklara yenik düşme günü değil, birlik beraberliği tahkim etme günüdür. Şimdiye kadar kurulan tuzaklara düşmeyen, badirelerin içerisinden birlik beraberlikle çıkan milletimizin ferasetinin; terörü bir kez daha yeneceğine olan inancımızı ifade ediyoruz” diyerek sözlerini şu cümlelerle tamamladı: “Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği ailesi olarak yaşanan terör saldırısını kınıyoruz” dedi.

  • “Memurların İş Güvencesi Memur-sen Ve Eğitim Bir-sen’in Kırmızı Çizgisidir”

    Eğitim Bir-Sen Tekirdağ Şubesi Divan Kurulu Toplantısı yapıldı. Toplantıya katılan Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, iş güvencesinin kırmızı çizgileri olduğunu söyledi.

    Tekirdağ Uygulamalı Oteli Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen ve önemli konuların görüşüldüğü Divan Kurulu Toplantısı’na Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan, Memur-Sen Tekirdağ İl Temsilcisi Ferruh Topuz ile Sivil Toplum Kuruluşlarının il ve ilçe yöneticileri katıldı.

    Divan kurulu toplantısında konuşan Memur-Sen Tekirdağ İl Temsilcisi ve Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ferruh Topuz, sorumluluklarının Anadolu’dan daha hassas olduğunu belirterek, “Bu yılki ilk divanımızı Genel Merkezimizin katkılarıyla icra ediyoruz. Hepinizi, Allah’ın selamıyla selamlıyorum, hoş geldiniz diyorum. Osmanlı, Rumeli’ye Tekirdağ bölgesinden girdi. Osmanlı, Avrupa’daki macerasına buradan başlangıç yaptı. Biz de şu anda Türkiye’nin öncü bir birliği olarak buralarda görev yapıyoruz. Bizler birer nefer olarak, sizler en ücra köşelerde; köyde, kasabada, ilçede hep beraber görev yapan insanlarsınız. Sevgili dostlar, bizim yükümüz Anadolu’daki gibi değil. Bizim sorumluluğumuz Anadolu’dan daha da hassas. Yıl 1995 merhum Mehmet Akif İnan’ın emriyle, Fuat Asım Arvas hocamız, tek kişiyle burada bu sendikayı kurdu. Ben 1997’de bu bölgeye geldim. O dönemde, burada toplamda 20-25 kişiydik. Türkiye’nin şartları malumunuz. Ancak bizim azim, gayretimiz ve tabi ki de Allah’ın yardımıyla, bugün Memur-Sen olarak 6 bin küsur üyeye, Eğitim Bir-Sen olarak 2 bin 700’lü sayılara geldik. Burada hepimizin, can-ı gönülden gayreti fedakarlığı var” dedi.

    “BÜTÜN DEVRİMLER, BÜTÜN DEĞİŞİMLER, BÜTÜN MÜHENDİSLİKLER HEP GENÇLERİN ÜZERİNE OLMUŞTUR. GENÇLERİ KULLANMIŞLARDIR”

    Genç Memur-Sen Kurucu Genel Başkanı Eyüp Beyhan, bütün devrimlerin, bütün değişimlerin, bütün mühendisliklerin gençlerin üzerine olduğunu, gençlerin kullanıldığını ileri sürdü.

    “Bir ülkenin asıl gücü tankı, tüfeği, topu değildir diyordu savunan adam” diyen Beyhan, “Kanaatimce en büyük örgütün en önemli ve en büyük gücü nedir diye sorarsanız; yine gençliktir derim. Çünkü gençlik, Farsça’da hazine manasındadır. İçinde cevherler barındıran bir hazine. İşte bizim sendikalarımıza bağlı tüm kuruluşların da en büyük hazinesi de gençliğimizdir. Çünkü geleceğimizdir gençlik. Bu bağlamda Eğitim Bir-Sen’imizin Memur- Sen’imizin en çok önemsediği oluşumlardan birisi gençlik teşkilatımızdır. Bu bağlamda, Türkiye’nin 81 ilinde elhamdülillah gençlik teşkilatlarımızı kurduk ve çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Kamunun tamamında temsilci boyutunda gençlik teşkilatlarımız var olmuş durumdadır. Medeniyet değerleri kuşanmış sosyal ve kültürel faaliyetler yapmak üzere çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Sizden istediğimiz, siz büyüklerimizden istediğimiz bu genç arkadaşlar çalışmalarını gerçekleştirirken sizler de katkı sunmanız, onlara destek olmanız. Genç arkadaşlarımızı onlarla buluşturmanız, onların faaliyetlerine katkı sunmanızı istiyoruz. Çünkü Mevlana ‘Genç su gibidir eğer neyin içine koyuyorsanız onun şeklini alır’ der. Burada siz değerli büyüklerime, hocalarıma başkanlarımıza açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Eğer tasvip etmediğiniz, sizin onaylamadığınız, sizin istemediğiniz bir şekli almasını istemiyorsanız gençlerin o zaman topyekün bir gençlik seferberliği yapmamız gerekiyor. Gençliğe eğitmemiz gerekiyor. Eğer Gezi’yi istemiyorsanız, Kobani’yi istemiyorsanız, Suruç’tan rahatsızsanız, onaylamıyorsanız buraya yönelmemiz gerekiyor. Çünkü bütün devrimler, bütün değişimler ve mühendislikler hep gençler üzerine olmuştur. Gençleri kullanmışlardır” ifadelerini kaydetti.

    Tekirdağ’ın da gençleri eğilmesi gerektiğinin altını çizen Topuz, “Öyleyse Tekirdağ teşkilatımızın da bu bağlamda gençlere eğilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bu bağlamda iyilikleri çoğaltarak kötülükleri önleyerek geleceğin gençliğini, geleceğin neslini inşa ve ihya etmeye çalışıyoruz. Gayret ediyoruz. Bu bağlamda yeni bir dünya, yeni bir Türkiye’nin inşasını gençlerin omzunda, gençlerle birlikte yürüyebileceğine kalkınabileceğine inanıyoruz. Birleştiren, kardeşlik unsurunu pekiştirerek başta büyük Memur- Sen ailemizi, Genç Bir-Sen’imizin ve genç Memur-Sen’imizi de iyi faaliyetler ile geleceğe taşımak dileğiyle ve duasıyla diyor buradaki genç arkadaşlarımızı sizlere sizleri de Allah’a emanet ediyorum. Bu toplantıların da hayırlara vesile olması dileğiyle” dedi.

    “SİYASİ İKTİDAR, MEMUR-SEN VE EĞİTİM BİR-SEN’İN İŞ GÜVENCESİNİN, KIRMIZI ÇİZGİSİ OLDUĞUNU BİLMEK ZORUNDA”

    Türkiye’nin büyümesinde kamu çalışanlarının emeğinin yadsınamayacağını dile getiren Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, “Biz iktidarı takip edeceğiz. Bu süreçte STK olarak her türlü eleştirimizi yapacağız. Eğer doğru işler yaparsa teşekkür etmesini bileceğiz. Ancak seçim biter bitmez hükümetin vaatlerinden ya da taahhütlerinden olmayan birtakım vekiller aracılığıyla basın ve medya kuruluşlarında iş güvencesinin gündeme getirilmesi hepimizin en büyük rahatsızlığıdır. 657’nin değiştiriliyor olması veya onun üzerinden bir takım cümleler kurulması bizim ciddi rahatsızlığımızdır. Bugün Türkiye, 600 milyar TL büyüdüyse burada kamu çalışanlarının emeği yadsınamaz” dedi.

    İş güvencesinin kırmızı çizgileri olduğuna dikkat çeken Yayla, “Eğer siyasi iktidar, paralel yapıyla mücadele etmek için hepimizin iş güvencesini dokunacaksa Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen’in iş güvencesinin, kırmızı çizgisi olduğunu bilmek zorunda. Siyasi irade kimin olduğunu çok iyi biliyor. Devletin birçok güvenlik birimi var. Bu mücadele sonuna kadar yapılmalı. Devletin içindeki paralel yapılar, terör unsurları sonuna kadar temizlenmeli. Biz bu konuda Memur-Sen olarak elimizden geleni zaten yapıyoruz. Ama bunu yaparken bunun tüm sorumluluk devlet memurlarının ya da kamu çalışanlarının tamamı olmadığını da siyasi irade bilmek durumunda. Değerli dostlar, terör sadece bizim değil, son günlerde dünyanın da başına bela olmuş durumda” ifadelerini kaydetti.

    “BİZİ EN ÇOK ZEDELEYEN TERÖR KELİMESİNİN BAŞINA EKLENEN İSLAM KELİMESİDİR”

    “Ama bizi en çok zedeleyen ve üzen terör kelimesinin başına eklenen İslam kelimesidir” diyen Yayla, “Biz, İslam’la terörün asla yan yana gelmesinin doğru olmadığını defalarca ifade ettik. Bu terörün kaynağının neresi olduğunu biz çok iyi biliyoruz. 11 Eylül saldırılarından sonra Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Mısır’da emperyal güçlerin bu terörün sonuçlarından neler kazandığına çok iyi biliyoruz. Bugün Avrupa’daki terör olaylarından sonra cami kapatmalara varan, mültecilerin çadırlarını yakmaya varan saldırıların batının insanlık anlayışının ne olduğunu bize çok iyi gösteriyor. Onlar için terör, kendi coğrafyasında olduğu zaman terördür. Ama çok ilginçtir terörden muzdarip olan Fransa, daha dün Türkiye’nin başına bela olan PKK teröründen dolayı Silvan’da hendek kazıp PKK’lıların arkasından ajanslarından fotoğraf paylaşıyorlar ve bunlar gerilla olarak tanıtılıyor, Fransa basınında ve dünyasında. Öyleyse bakın bunu unutmamalı ektiği tohumlar ürettiği kan bir gün gelip kendilerini de vurduğunu unutmamalı. IŞİD terörünün, DEAŞ terörünün nereden çıktığını, nasıl üretildiğini bizler çok iyi biliyoruz. Batı iki yüzlülükten vazgeçmek durumunda. Terörün arkasına sığınarak tekrar emperyal güçlerle Müslüman coğrafyada kan akıtmamalı. Öğretim sınıfı içerisinde sadece öğretmenlerimiz yok akademisyen arkadaşlarımız var yine üniversitede çalışan idari personel var onlar için de kazanımlar elde edilmiş oldu. Sendikamızın öncülüğünü ettiği, YÖK ile iki tane çalıştay yaptığı ve en son Başbakan Ahmet Davutoğlu, geldiğinde bizim ilan ettiğimiz yaklaşık 850 TL’lik bir akademik zam, sendikamızın çalışmalarıyla kazanılmış oldu” dedi.

    Toplantı, basına kapalı olarak soru cevap şeklinde devam etti.

  • Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Bayırbucak’a Yapılan Saldırıları Lanetliyorum”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik yapılan saldırıları lanetliyor, zulme ve katliamlara sessiz kalanları kınıyorum. Türkmenlerin korkunç zulümlere, insanlık suçlarına karşı verdikleri mücadeleyi selamlıyor, Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceklerini haykıran onurlu kardeşlerimi kutluyorum. Rabbim onların yardımcısı olsun” dedi.

    Antalya, Alanya Bera Otel’de gerçekleştirilen ‘Bem-Bir-Sen Türkiye Buluşması’nda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1 Kasım seçimleri, Yeni Anayasa, İş Güvencesi, Paris saldırısı ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

    1 Kasım’da; istikrar, güven ve kararlılığın kazandığını vurgulayan Yalçın, “1 Kasım’da; kamu görevlileri, millet, ümmet ve mazlumlar kazandı. 1 Kasım’da; Yeniden Büyük Türkiye, Adil Bir Dünya, Huzurlu Bir Gelecek kazandı. 1 Kasım’da; Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, İslam dünyası kazandı. 1 Kasım’da; istiklal, istikrar ve istikbal ideali kazandı. Bugün zaman; kazananların işbirliği, güç birliği ve el birliği yaparak kazanımların sayısını artırma, yeni kazanımlar üretme ve sürdürülebilir hale getirmesinin zamanıdır. Bugün zaman; geçmiş tecrübelerden güç alarak, bugünü en iyi değerlendirerek geleceği inşa etme zamanıdır. Bütün insanlığın barışını ve refahını sağlayacak bir medeniyeti inşa ederek insanlığa emanet etme zamanıdır” diye konuştu.

    YENİ ANAYASA İLE KAZANIMLAR KALICI HALE GETİRİLMELİ

    “2015-2019 döneminde TBMM’nin en büyük eseri ve icraatı; toplumu bağrına basan, sivil, demokratik ve özgürlükçü yeni anayasa olmalıdır” diyen Yalçın, düşünce ve ifade özgürlüğünün, din ve vicdan hürriyetinin, mülkiyet hakkı ve girişimci özgürlüğünün anayasal garanti altına alındığı demokratik bir anayasanın yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “ Mevcut anayasadan farklı olarak yeni anayasada dünya mazlumları da kendini bulmalı, yeni anayasa onlara da umut ışığı olmalıdır. 13 yıldır büyük mücadelelerle elde edilen kılık-kıyafet özgürlüğü ve eğitim alanında yapılan reform ve kazanımlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Siyasal iktidarların temel hak ve hürriyetlere dokunmaları, geri götürmeleri engellenmelidir, söz konusu kazanımlar kalıcı hale getirilmelidir.”

    MİLLET İRADESİNE SAYGI GÖSTERİLMELİ

    Konuşmasında başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Ali Yalçın, Türkiye’nin mevcut parlamenter sistemini reforme etmesi ya da yeni hükümet sistemleri arayışına girmesinin demokratik bir yol olduğunu söyleyerek bu arayışın sürdürülmesinin gerekliliğini vurguladı. Yalçın, “Hangi sistemin Türkiye’ye en uygun olduğunu özgürce tartışabilmeliyiz. Hangi sistemin hangi modelin Türkiye için faydalı olacağını başta anayasacılar, hukukçular, siyasiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar olmak üzere tek tek fertler olarak da tartışmaya katılarak yeni bir sistem geliştirebiliriz, bu modeli halkın onayına sunabiliriz. Hatta halkın önüne birkaç tane model sunulur, hangisini tercih ederse o yürürlüğe konulur. Milletin iradesinden korkmamak, millet iradesine saygı göstermek lazım. Bir konunun tartışılmasını bile yasaklamak faşist ülkeler de olur. Bırakın millet başkanlık sistemini tartışsın, en doğrusunu bulsun, kendi geleceğini kendi belirlesin” şeklinde konuştu.

    HÜKÜMET KURMA AŞAMASINDA YETKİLİ SENDİKALARIN FİKİRLERİNE MÜRACAAT EDİLMELİ

    Hükümet programı hakkında ise Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hükümet kurmakla görevlendirilen Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’deki sosyal tabanı güçlü sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek kuruluşlarının ve iş adamları derneklerinin temsilcileriyle bir araya gelmesi ve hükümet programının şekillenmesi noktasında görüş ve önerilerimizi alması demokratik katılımcılık açısından son derece önemli bir gelişmedir. Bir Başbakan hükümet programıyla ilgili ilk kez katılımcı bir yöntem kullanıyor. Yeni kabine de aynı demokratik yaklaşım ve anlayışla hareket etmeli, alanlarıyla ilgili eylem ve işlemlerinde yetkili sendikaların fikirlerine müracaat etmeli, istişareye açık olmalıdır. Birlikte oluşturulacak sinerji ve enerjiyle çok daha bereketli, verimli icraatların ortaya konulacağı açıktır. Yeter ki, kamunun, siyasetin ve sendikaların aklını ortaklaştırabilelim, aynı zeminde buluşturabilelim.”

    İŞ GÜVENCESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

    Güçlü kamu görevlisinin, etkin kamu hizmeti; etkin kamu hizmetinin de güçlü devlet anlamına geldiğini söyleyen Yalçın, “Güçlü devlet; bölgesinde ve küresel ölçekte lider ülke, söz sahibi devlet demektir. Bu anlayışla, iş güvencesi kırmızıçizgimizdir, olmazsa olmazımızdır diyoruz. Kamu hizmetinde etkinliğin ve verimliliğin iş güvencesini kaldırma korkusuyla sağlanması hem demokratik değil hem de sürdürülebilir değildir. Kamu hizmetinde etkinlik ve verimlilik; ehliyet ve liyakat ile olur, kamu görevlisinin görev ve hizmet sorumluluğunu artırarak sağlanır, mali ve sosyal teşviklerle gerçekleştirilebilir. Kamu görevlilerinin iş güvencesini gündemde tutmak; çalışma barışını ve toplumsal barışı zedeler, 3 milyon 200 bin kamu görevlisini tedirgin etmek dışında bir sonuç doğurmaz. 1 Kasım seçimleriyle sağlanan istikrara zarar verir, geleceğe odaklanmamızı engeller, Türkiye’nin toplam enerjisinin hizmete yönelmesinin, katma değere dönüşmesinin önünde barikat oluşturur. Memur-Sen olarak, 3. Dönem Toplu Sözleşmelerle elde edilen 213 kazanımla büyük bir moral yakalayan, motivasyonu zirveye çıkan 3 milyon 200 bin kamu görevlisinin huzurunu iş güvencesi tartışmalarıyla kaçırmayalım, ortaya çıkan büyük memnuniyet ve mutluluk tablosunu bozmayalım diyoruz” ifadesini kullandı.

    KAZANDIKLARINIZI PAYLAŞIN

    Konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesindeki, “İşverenlere tavsiye ediyorum. Biraz az kazanın, kazandıklarınızı dar gelirli insanlarla paylaşın. Bunu bir defa başarmamız lazım. Neden? Fakiri tahrik etmeyelim. Ve paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım” sözlerini hatırlatarak devam eden Yalçın, bu sözleri bir emek hareketi olarak desteklediklerini açıkladı. Yalçın, bu ifadelerin aynı zamanda sömürü temelli küresel rekabet ve ekonomi düzleminden paylaşma temelli küresel adalet ve sosyal politika düzlemine geçişin ilk kararlı ve önemli adımları olarak gördüklerini belirtti.

    “Bu çerçeve, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ duruşunun derinleştirilmesine de katkı sağlayacaktır” diyen Yalçın, “Bu iradenin bize bakan, kamu görevlilerini ilgilendiren bir yönü de var. Patronlara yönelik ‘çalışanlarınızla paylaşın’ çağrısı devlete yönelik ‘büyümeden kamu görevlilerine de pay verin’ teklifimizin ne kadar haklı olduğunun göstergesidir” şeklinde konuştu.

    SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ

    Konuşmasında Baas rejiminin zulümlerini kınayan Yalçın, Batı’nın tavrını da eleştirdi. Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Suriye, BAAS Rejiminin varlığı ve ürettiği zulüm nedeniyle, terör örgütlerinin konuşlanma alanı olmuş, savaş çağrıcılarına ve silah tüccarlarına zemin ve vitrin oluşturmuş, uluslar arası platformların enerjisini sömürmüştür. Hepsinden önemlisi 5 milyondan fazla insan yurdundan koparılmış ve 200 bini aşkın insan da hayatını kaybetmiştir. En uzun sınırımızın olduğu Suriye, koca bir sorunlar, acılar ve çatışmalar ülkesine dönüşmüştür. Suriye konusunun asgari çatışmalar dışındaki bütün sorun alanları bizim insan olarak, örgüt olarak, ümmet olarak ve sendika ya da sivil toplum kuruluşu olarak hem ilgi hem sorumluluk alanımızdadır. Zalim-mazlum eşleşmesinde tarafını herhangi bir tereddüde yer vermeden mazlumdan yana belirleyen Memur-Sen, özellikle mülteci-sığınmacı-misafir ya da medeniyetimizin ifadesiyle muhacir konumundaki insanlara el vermek, omuz vermek durumundadır. Şükür bugüne kadar bunun hakkını verdik, bundan sonra da Suriyeli kardeşlerimize destek olmaya devam edeceğiz.”

    YALÇIN’DAN “İSLAMOFOBİ” UYARISI

    Mülteci sorununa Batı’nın bakışını “çifte standartlı” ve “sorunlu” olarak değerlendiren Yalçın, konuşmasında Paris saldırısına da değindi. Yalçın, “Biz ve bizim coğrafyamız mülteci sorununu insani bir sorun ve insanlık açısından bir test alanı olarak görürken, ne yazık ki Batı ekonomik bir külfet, diplomatik bir sorun olarak görüyor. Üstelik bu sorunu büyüten ESED’in gitmesine DEAŞ’ın temizlenmesine dönük hiçbir çabaları olmadığı halde. Devlet ve millet olarak Batı’yı uyarmıştık. ‘Bu yangın sadece bölgede kalmaz. Terör sizin de canınızı yakar. Zaman hatası, diplomatik kurnazlıkla soruna sırt çevirmeyin’ demiştik. Dinlemediler. Sonuç, Paris’te 132 kişinin ölümüyle sonuçlanan eş zamanlı 8 terör saldırısı. Saldırıdan hemen sonra Fransa’nın Rakka’yı bombalaması; ‘ölen sizinkilerse bize ne. Ölen bizimkilerse İslam coğrafyasını bombalamamızdan size ne’ duruşunu özetliyor. Fransa’daki sığınmacılara yapılan saldırılar, Müslümanlara ve Müslümanların kuruluşlarına yönelik kolluk uygulamaları Paris saldırısının büyük oranda İslamofobi aparatına dönüştürüleceğini şimdiden gösteriyor. Batı’ya ait şark kurnazlığı kabul edilemez. Buna izin verilemez. Memur-Sen olarak, Batı’nın maddeci ve çıkarcı yaklaşımına karşı Türkiye’nin insani ve vicdani yaklaşımını sürdürmesini destekliyoruz. Türkiye’nin bu kadar uzun bir süreçte 2.5 milyon mülteciyi misafir etmesi, bundan dolayı küçük bir sitem dahi etmemesi yüzyılın en büyük insani ve vicdani olayıdır. Bunu da tarih mutlaka yazmalıdır. Yazacaktır da” diye konuştu.

    TÜRKMENLERE YAPILAN ZULMÜ KINIYORUM

    Bayırbucak’a yapılan saldırıları da konuşmasında değerlendiren Yalçın, “Üç Gündür; Rusya ve Baas rejimi havadan, karadan ve denizden Türkmenleri vuruyor… Şehitlerimiz ve yaralılarımız var. Dünyadan ses var mı, yok. Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik yapılan saldırıları lanetliyor, zulme ve katliamlara sessiz kalanları kınıyorum. Türkmenlerin korkunç zulümlere, insanlık suçlarına karşı verdikleri mücadeleyi selamlıyor, Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceklerini haykıran onurlu kardeşlerimi kutluyorum. Rabbim onların yardımcısı olsun” dedi.

  • Memur-sen Üyelerine Özel Umre Programı

    Memur-Sen Manisa İl Temsilciliği tarafından Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı sendika üyelerine özel indirimli umre programı düzenlenecek.

    Memur Sen üyelerine indirimli umre imkanı sağlayan protokol Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu ile Sor Turizm Hac ve Umre Seyahat Acentesi temsilcisi Kasım Bungil arasında imzalandı.

    Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı ve Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Memur-Sen olarak bir yandan akademik çalışmalarla üyelerimizin bireysel kariyerlerini düşünüp onlara hizmet verirken, bir yandan da sosyal sendikacılık anlayışı gereği üyelerimize çeşitli organizasyon ve faaliyetlerle hizmet sunmaktayız. Memur-Sen olarak sadece Memur-Sen üyelerinin çok özel ve uygun fiyatlarla kutsal topraklara gitmesi için geçen yıl olduğu gibi bu yılda umre ziyareti düzenliyoruz.” dedi.

    Daha önce düzenledikleri umre ziyareti programlarından edindikleri tecrübeyle bu sene verecekleri hizmetin daha kaliteli olması için çalıştıklarını anlatan Sofuoğlu, “Programları yönüyle daha kapsamlı olması ve hizmet alanlarının daha seçkin mekanlar olması konusunda gereken hassasiyet gösterilerek üyelerimizin memnuniyetinin en üst düzeyde tutulmasına gayret edilmiştir. Bu alanda hizmet veren tecrübeli birçok turizm şirketiyle ön görüşmeler yapılmış, alınan teklifler sonucu olarak hizmet kalitesi ve ücret uygunluğu yönüyle Sor Turizm Şirketi ile bir protokol imzaladık.” şeklinde konuştu.

  • Memur-sen Kadınlar Komisyonundan Kocasinan Belediye Başkanı Çolakbayrakdar’a Ziyaret

    Memur-Sen Kadınlar Komisyonu, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ı makamında ziyaret etti.

    Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’a yapılan ziyarete Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Ayten Özsoy, Bayındır Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Elif Yılmaz, Enerji Bir-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Hilal Gürek, Toç Bir-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Şenay Karslıoğlu, Eğitim Bir-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Çiğdem Türkel ve Ulaştırma Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Ayşegül Uçar katıldı.

    Yapılan ziyarette konuşan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, “Hayatı kolaylaştırmak, yaşanabilir mekanlar sunmak için yoğun gayret gösteriyoruz. Bunun için Kadın Gelişim Merkezi’ne büyük önem veriyoruz. Belediyeler olarak şehri fiziki anlamda geliştirecek, güzelleştirecek çalışmalarla birlikte insanlarımızı mutlu edecek, huzurlu kılacak, her türlü ihtiyacına cevap verebilecek sosyal sorumluluk projelerini asıl belediyecilik hizmetleri gibi önemsiyoruz. Kadın gelişim merkezleriyle hanımlara; bilgilerini geliştirebilecekleri, ekonomik yaşantının etkin bir unsuru haline gelebilecekleri fiziki ortam sunacağız. Yuvanın huzurunu, düzenini sağlayan kadınların kişisel niteliklerini artırmak ve ailelerine ekonomik üretkenlik sağlayabileceği konularda ufuklarını açmak istiyoruz. Çünkü şunu biliyoruz ki kendini yetiştiren, geliştiren kadın toplumu da geliştirecektir” diye konuştu.

    Kadın Gelişim Merkezi’nden çok etkilendiklerini ve çok memnun olduklarını belirten Kadın Komisyonları Başkanı Ayten Özsoy ise, “Bizde Türkiye’nin ve Kayseri’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan 11 iş kolundan oluşan Memur Sen Kayseri İl Temsilciliğinin bir parçası Kadınlar Komisyonuyuz. Kayseri de Toplam 6 bin 620 bayan üyemiz var. Biz de insana hizmet için çabalıyoruz. Ortak konularda işbirliği yaparak daha güzel hizmetler ve projeler üreteceğimizi düşünüyoruz. Biz kadınlar olarak; kadınların karar mekanizmalarında yer almasını istiyoruz.Projeyi dikkatle dinledik. Kafamızda her zaman olan ve düşündüğümüz, sendikalar olarak Avrupa Birliği’ne önermeyi düşündüğümüz bu projenin Kocasinan Belediyesi temelini bile atmış. Bu mutlaka olması gereken bir proje. Kadınların rehabilite edileceği, rahatlayacağı, kendini geliştireceği bir projenin Kayseri’ye kazandırılması biz kadınları çok mutlu etti” şeklinde konuştu.