Etiket: memur-sen

  • Memur-sen Kadın Komisyonu Başkanı Öcal:” Annelerin Gözyaşı Bizim Gözyaşımızdır”

    Memur-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Habibe Öcal, “Annelerin gözyaşı bizim gözyaşımızdır. Tüm erdemli insanları, kadınlara ve çocuklara yönelik ihlallerin ve zulmün durdurulması için birlik olmaya, annelerin gözyaşlarını dindirmek için mücadele etmeye ve zulme karşı ses vermeye davet ediyoruz” dedi.

    Memur-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Habibe Öcal, Anneler Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın birçok yerinde kadınların emperyalist ve küresel güçler tarafından kucaklarındaki yavrularıyla kan denizlerinde boğulduğunu, anneliklerinin kabusa çevrildiğini, evlerinin başlarına yıkıldığını, çocuklarıyla beraber varil bombalarıyla vücutlarının parçalandığını ve yaşam haklarının ellerinden alındığını belirtti. Fedakarlık ve sevginin, merhamet ve şefkatin timsali olan annelerin küresel zulüm altında inlerken, sessiz kalmanın zulme ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Öcal, haksızlık ve katliamlara karşı sessiz kalanları kınadı.

    “Emperyalizm tarafından mağdur edilen annelerimize sahip çıkmak, onların yanında durmak İslami ve insani kimliğimizin bize yüklemiş olduğu tarihi bir sorumluluktur” diyen Öcal, “Unutmayalım ki annelerin gözyaşı bizim gözyaşımızdır. Tüm erdemli insanları, kadınlara ve çocuklara yönelik ihlallerin ve zulmün durdurulması için birlik olmaya, annelerin gözyaşlarını dindirmek için mücadele etmeye ve zulme karşı ses vermeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Şehit ve terör mağduru anneler için ise Öcal, “Hayatını çocuklarına vakfeden kıymetli annelerimizin yaşadığı acı, ortak acımızdır. Şehit annelerinin hakkı ödenemez. Çünkü onlar en kıymetli varlıklarını bu ülke için hediye ettiler. Şehit anneleriyle yürekleri birleştirmek bu milletin, bu ülkenin en asil ve şerefli görevi olmaya devam edecektir. Aynı şekilde terör örgütlerinin mağdur ettiği annelerimizin acılarını paylaşmak, onlara merhamet elimizi ulaştırmak da insani ve vicdani sorumluluklarımızdandır” dedi.

  • Memur-sen Genel Başkanı Ali Yalçın:

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye’nin geçmişten bu güne darbelere maruz bırakıldığını belirterek, “Bu ülke bir daha türbülansa girmesin istiyoruz. Bu ülke kaybederse ümmet kaybeder” dedi.

    Memur Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Öncü Ülke, Öncü Sendika, Büyük Türkiye” programı çerçevesinde Zonguldak’ta teşkilat buluşmasına katıldı. Genel Maden İşçileri Sendikası Konferans Salonunda gerçekleşen programda konuşan Ali Yalçın, sendikaların yaşanan krizler ve darbeler karşısında vesayet oluşturan kurumların yanında yer aldığını savundu. 1960 yılında yapılan darbenin bir sendika tarafından desteklendiğini de hatırlatan Ali Yalçın, Gezi olaylarına da hatırlatmada bulundu.

    “28 ŞUBAT ÇOK İYİ İRDELENMESİ GEREKEN BİR TARİH”

    28 Şubat’ın iyi irdelenmesi gereken bir tarih olduğunun altını çizen Ali Yalçın, 28 Şubat’ın Türkiye’nin çöküş tarihi olduğunu vurguladı. Yalçın, şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki mevcut sendikal hareket bir sendikanın salonundan konuşarak ifade ediyorum. Bu ülkede yaşanan travmaların, ülkede yaşanan krizlerin, yaşanan darbelerin, vesayet oluşturan kurumların karşısında durmak yerine çoğunlukla ona yardım etmek ve onun yanında konum almak gibi erdemli olmayan bir yaklaşım sergilemiştir. 1960’da darbe yapıldığında bir sendika darbeyi desteklediğini ifade etmiştir. 80’de darbe yapıldığında yine aynı durum olmuştur. 28 Şubat’a gelindiğinde yine aynı durum olmuştur. 2006-2007 döneminde Cumhurbaşkanlığı seçim döneminde yine aynı durum olmuştur. Gezi olaylarına gelindiğinde aynı durum tekrar etmiştir. Ve örgütlü yapılar bazen birisi kullanılmıştır, bir sonraki adımda öbürü kullanılmıştır. Sırasıyla nadasa bırakılmıştır. Türkiye’de sendikal tarihe baktığınız zaman bu anlamda yüz akı davranışı göremezsiniz. 28 Şubat; çok iyi incelenmesi çok iyi irdelenmesi gereken bir tarihtir. Bu ülkenin çöküş tarihidir. Bu ülkeye milli gelirin küçük bir zümre tarafından iç edildiği, hortumlatıldığı ülkenin kaynaklarının çalınması neticesinde karaya oturduğu, Gölcük depremi sonrası dışarıdan gelen yardım fonlarıyla memur maaşlarının ödeyebildiği bir acziyet fotoğrafının ortaya çıkarıldığı kara bir kesittir. Ve o kara kesitin altında üzülerek ifade ediyorum sendikalar vardır. Onun ortaya çıkmasını sağlayan yapı sendikalar olmuştur. Bu ülkede sendikalar doğru yerde durmadılar. Bu ülkenin bu halde olmasının nedeni bu ülkede sendikaların yanlış yerde durmasıdır.”

    “NÖBETİ KESK VE DİSK ALDI”

    Gezi olaylarında meselenin ağaç olmadığını söyleyen Ali Yalçın, son 12-13 yılda Türkiye’de 7 defa darbe girişimi olduğunu söyledi. Gezi olaylarında nöbeti KESK ve DİSK’in aldığını öne süren Ali Yalçın, “Bu ülkede her 10 yılda bir darbe yapıldı. Standart, şaşmadı. Ama son 12-13 yıl içerisinde 7 defa darbe girişimi oldu. Çünkü 10 yıllık periyot şaştı. Gezi olaylarına geldiğimizde nöbeti bu kez KESK ve DİSK aldı. Herkes meseleyi ağaç zannetti. Faiz lobisi vardı. Türkiye’deki faiz lobisi, olayın finansmanıydı. Suflörü dışarıdakilerdi. Küresel bir oyun çekildi. Bedava kumanyaları ve biraları yudumlayanlar, Taksim’de ağaç diplerine kusmuk bırakanlar, heyet kurarak Ankara’da hükümete tehdit fırlattılar. Heyet halinde görüşüldüğünde kredi kartı faiz oranlarının düşürülmesi değil, çünkü faiz lobisi o faizleri indirmişti. Onu istemediler. Ne istediler, üçüncü köprü olmasın, üçünü havalimanı olmasın, Kanal İstanbul olmasın. Bunun ekmek, emek neresinde, alın teri neresinde? Bu bir küresel operasyondu. Ve yine aynı şekilde örgütlü yapılar bunun içinde yer aldılar. Biz bu ülkeye darbe yapılmaya çalışılıyor dediğimizde, hükümetin ağzıyla konuşuyorsunuz dediler. Bu bir darbe girişimiydi. Sharp’ın diktatörlükten demokrasiye geçiş kitabındaki modülleri sırasıyla uygulandı. Duran adam, polise çiçek sunan adam işi şirin göstermesi için bir Soros projesiydi ve yemedi” dedi.

    “BU ÜLKE NE ZAMAN TÜRBÜLANSA GİRDİYSE BİZ KAYBETTİK”

    Türkiye’nin “Yurtta Sus, Cihanda Sus” politikasını geri bıraktığını ifade eden Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Milli gelir 0 noktasından 10 bin dolara geçmiş. 3. Havalimanını yapar kişi geziyi yaşamasaydık kişi başı milli gelir hesabımıza göre 15 bin dolar olacaktı diyor. Dolayısıyla yurtta sus, cihanda sus politikasını geri bırakmış durumdadır. Nerede mağdur ve mazlum varsa Türkiye bir şey söylesin diye bakıyor. Bu ülkeyi rahat bırakmazlar. Biz de bundan sonra hazır ol da durmayız. Her zaman bu konuda görevde durmak zorundayız. Bu ülke bir daha türbülansa çekilmemeli. Korku tüneline sokulmamalıdır. Çünkü ülke ne zaman türbülansa girdiyse biz kaybettik. Bu gün aramızda gezen birçok zengin 28 Şubat’ta iç ettikleri paranın hesabını vermedi. 381 milyar dolar kaybeden bir ülkede batık bankaların başında emekli paşalar vardı. Olay büyük. O yüzden bu ülke rahat bırakılmaz” dedi.

    “17-25 OLDUĞUNDA SAĞDUYU ÇAĞRISI YAPTIK”

    Türkiye’nin bir daha kaybetmesini istemediklerini belirten Genel Başkan Ali Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:

    “17-25 olduğunda biz sağduyu çağrısı yaparak; Türkiye’de milletin çocuğunun kursağından eksilterek verdiği ve himmet ettiği bir yapının fütursuzca yoldan çıkışını, CIA’nin, MOSSAD’ın elini tutuşunu ve aldığı dersin gereğini yerine getirişini gördüğümüzü ifade ederek Türkiye’ye küresel operasyon çekiliyor. Bu bir darbe girişimidir buna alet olmayın, hizmetinizi hezimete, cemaat kelimesini enflasyona uğratıp cerahate dönüştürmeyin dedik. Mesele dershane dediler. Gezide mesele ağaç değildi, orada da dershane değildi. Bize, “Güneydoğu’da dağa çıkışın sayısını biz düşürüyoruz. Çocuklar bizim sayemizde dağa çıkmıyor. Dershane kapanırsa çocuklar dağa çıkar’ dediler. Milleti bunun üzerinde ikna etmeye çalıştılar. Fakat 17-25 sonrası bir şey çok net kendini gösterdi. Diyarbakır Belediyesi’nin arka kapısından girip el tutuştular. Dolayısıyla mesele dershane değil. Bu ülkeye bir operasyon çekiliyordu. Memur-Sen ailesi olarak kral çıplak dedik. Bizimle ilgili olumlu manşet atan o yayın grubu tamamında ters manşete döndü. Bizi toplum nazarında küçük düşürmek için elinden gelen bütün yöntemleri denedi. Çünkü biz bu ülke bir daha türbülansa girmesin diyoruz. Bu ülkede ham demokrasi, tam demokrasi olsun diyoruz. Bir daha bu ülke kaybetsin istemiyoruz. Bu ülke kaybederse ümmet kaybeder.”

    Program, Ali Yalçın’a çeşitli hediyelerin verilmesi ile son buldu.

  • Memur-sen Genel Başkanı Ali Yalçın:

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Türkiye’nin sorunu hükümet sorunu değil anayasa sorunudur” dedi.

    Bir dizi ziyaret ve toplantı için Zonguldak’a gelen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye’nin yaşadığı sorunun hükümet problemi olarak görülse de anayasa sorunu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin mevcut anayasa ile daha fazla yol alamayacağını belirten Yalçın, “Türkiye şu anda yaşadığı hükümet problemi dolayısıyla sorun hükümet problemi olarak görülebilir ama sorun hükümet problemi değil sorun anayasa sorunudur. Türkiye’nin acilen yeni anayasaya geçmesi lazım çünkü Türkiye mevcut anayasası ile daha fazla yol alamaz. Bu anayasa Türk demokrasisine, Türk demokrasisinin geldiği noktaya Türkiye’nin bulunduğu noktaya artık uymuyor. Çünkü bu anayasa vesayeti demokrasi ile makyajlayan 82 Anayasası’dır. Dolayısıyla bu anayasanın ruhu vardır. Ve bu ruh 21 defa makyaj yapılmasına rağmen değiştirilmiştir.Kozmetik değişiklikler yapılmıştır ama Anayasa’nın ruhuna asla dokunulmamıştır” dedi.

    “ANAYASANIN MİADI DOLMUŞTUR”

    1982 Anayasası’nın miadının dolduğunu öne süren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Anayasa millet iradesini çeşitli kurum ve kuruluşlar ile kullandıran, meclis iradesinin dışına taşıran bir anayasadır. Dolayısıyla bunun miadı dolmuştur. Türk parlamenter sistemi demokrasi tarihi çeşitli krizlerle doludur. Dolayısıyla bu krizler içerisinde 1960’da darbeyi yapıp 1961’de Cumhurbaşkanlığı seçiminde siyasi partileri bir odaya toplayıp dipçiğin ucunu gösterip onlara kimse Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecek diye mutabakat imzalatan bir siyasal tarih vardır. Buna itiraz eden Ali Fuat Başgil’e dipçiğin ucunu gösterip ben adayım diyen cesareti dipçik ucuyla kırıp ırak senatörlüğü Ankara’yı tercih edip dersini veren bir tarih vardır. Dolayısıyla bu Türkiye’deki parlamenter sistemin oturmadığını gösteriyor. 27, 28 yılda 27 hükümet görmüş bir Türkiye fotoğrafı var. 92. yılı Cumhuriyetin 64. Hükümet geride kaldı 65. Hükümet tartışılıyor. Dolayısıyla her 1.4 yıla bir hükümetin düştüğü istikrarsız bir ülkeyiz. Bunun altında yatan neden Türkiye’deki hükümet modelleri ve Anayasa sorunudur” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN BU SAATTEN SONRA YAPACAĞI TEK İŞ ANAYASAYA ODAKLANMAK”

    Bütün siyasal partilerin Türkiye’yi sağlam bir zemine çıkartmak için hükumet modelleri noktasında her türlü alternatifi tartışabilmesi gerektiğini söyleyen Ali Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türkiye’nin bu saatten sonra yapacağı tek iş anayasaya odaklanmak ve bütün siyasal partiler Türkiye’yi sağlam bir zemine çıkartmak için hükümet modelleri noktasında da her türlü alternatifi tartışabilmeli anayasayı ama mutlaka değiştirebilmelidir. 1960 darbesi yapıldıktan bir yıl sonra anayasa yapıldı. 1980 darbesi yapıldıktan sonra 2 yıl sonra anayasa yapıldı. Ama Türkiye 35 yıla giren bu süreçte hala anayasayı değiştiremedi ve siviller yeni anayasayı yapamadı. Bu noktada bizim üzerimize iş düştüğünün fakındayız. Onun için Türkiye anayasa platformunun önemli bir bileşeniyiz. 16 yüksek STK kuruluşundan birisiyiz ve Türkiye genelinde yeni anayasa ihtiyacını en üst düzeyde ifade edecek, yeni anayasanın yapılma yazılma sürecine katkı sunacak toplumsal anlamda anayasa ihtiyacının hissedilmesi noktasında inisiyatif alacak kuruluşların başındayız ve bunun için 81 ilde yoğun bir çalışma temposu içerisine girmiş olacağız. Memur-Sen ailesi olarak bu ülke ne zaman türbülansa girse, korku tüneline girse bu konuda demokratik zeminin güçlenmesi noktasında tavır alan ve doğru yerde duran bir teşkilatız. Anti demokratik süreçte sesini yükselten Türkiye’ye karşı Türkiye demokrasisinin maruz kaldığı darbe girişimlerinde halk iradesinin millet iradesinin yanında yer alan bir teşkilatız. Memur-Sen ailesi olarak nasıl millet iradesini önemsiyorsak milletin egemenliği noktasından en önemli unsur 82 anayasasıdır. Bunun için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz.”

  • Memur-sen 1 Mayıs Ve Sendikal Örgütlenme Raporunu Açıkladı

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “1 Mayıs barışın, kardeşliğin, emeğin ve emekçinin sesinin yükseldiği bir gün olsun” dedi.

    Memur-Sen Konfederasyonu tarafından hazırlanan “1 Mayıs ve Sendikal Örgütlenme Raporu”, sendika genel merkezinde yapılan toplantı sonucu basın mensupları ile paylaşıldı. Çalışmada, 1 Mayıs’a ilişkin çalışanların algıları da yapılan anket sonucunda tespit edildi. Çalışmaya göre, 1 Mayıs’ta yaşanan çatışma görüntülerinden rahatsızlık duyanların oranı yüzde 95.2, rahatsızlık duymayanların oranı ise yüzde 4.8. Taksim alanını kutsal olarak görenlerin oranı yüzde 10.9, alanı kutsal olarak görmeyenlerin oranı ise yüzde 89.1. Yapılan araştırma, 1 Mayıs’ın Taksim dışında da kutlanabileceğini ifade eden sendikalı memurların oranının yüzde 90,4 olduğunu ortaya koydu.

    Toplantıya Memur-Sen Yönetimi, bağlı sendika başkanları, raporu hazırlayan Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin ve çok sayıda gazeteci katıldı. Basın Toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, “Ülkemizde genetiği değiştirilmiş sendikacılığın temsilcisi olan bazı konfederasyonların temsil ettiği sendikal anlayışın tersine, sendikacılığı gerçek işlevine uygun yapma çabasındayız. Kutsal olan alanlar değil, emektir” diye konuştu.

    “TAKSİM DAYATMASINDAN VAZGEÇİLMESİNİ ÖNEMSİYORUZ”

    1 Mayısları kaotik ortama dönüştürerek toplumsal barışı, dayanışmayı ve kardeşliği tüketmeye çalışanlara karşı, Memur-Sen’ in toplumsal barışı, dayanışmayı ve kardeşliği güçlendirerek yeniden üretmeye devam etmekte olduğunu vurgulayan Yalçın, “Elinizdeki bu çalışmayı yaptırarak hem yeni bilgiler üretiyoruz hem de 1 Mayıs’a ilişkin bilinmeyen birçok bilginin emek hareketinin gündemine girmesine vesile oluyoruz. Çalışmada, emek dostu imajı olan partilerin aslında 1 Mayıs’ı yasakladıkları, emeğe mesafeli olduğu söylenen partilerin ise 1 Mayıs kutlamalarını serbestleştiren ve resmi tatil yapanlar olduklarını görüyoruz. Çalışmada yapılan alan araştırmasında, ‘Taksim bizim için kutsal’, ‘Taksim dışında kutlama yapmayız’ diyenlerin kendi üyelerinin beklentilerinden ve gündemlerinden ne kadar uzak olduğunu görüyoruz. Çünkü yapılan alan araştırmasında Taksim alanını kutsal olarak görenlerin oranı sadece yüzde 10.9’dur. Ankete katılanların yüzde 89,1’i alanı kutsal olarak görmemektedir. Bu yıl tabandan yükselen bu sese kulak vererek, Taksim dayatmasından vazgeçilmesini önemli buluyoruz” şeklinde konuştu.

    “TAKSİM DIŞINDA DA KUTLAMA YAPILABİLECEĞİNİ SÖYLEYENLERİN ORANI YÜZDE 90,4”

    Taksim’de 1977’de katledilenlerin acısını paylaştıklarını ve rahmetle andıklarını ifade eden Yalçın, “Ancak uzun yıllar Taksim dışında kutlama yapanların 2006’dan sonra alanın kutsallığını hatırlamalarını da bu çalışma vesilesiyle kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Bir de alana kutsallık atfedenlerin, orada katledilenlerin isimlerini bile hatırlamaması ise emekçilere karşı en büyük haksızlıktır. Çalışmada Taksim dışında da kutlama yapılabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 90,4’tür. Bu veri de bazı konfederasyonların, emekçilerin ve hatta kendi üyelerinin bile taleplerini bilmediklerini göstermektedir” dedi.

    “1 MAYIS BARIŞIN, KARDEŞLİĞİN, EMEĞİN VE EMEKÇİNİN SESİNİN YÜKSELDİĞİ BİR GÜN OLSUN”

    ‘1 Mayıs ve Sendikal Örgütlenme’ adlı çalışmada önemli teorik bilgilerin yanı sıra alan araştırmasıyla önemli veriler de bulunduğuna dikkat çeken Yalçın, “Teorik bilgiler içinde kamuoyundan gizlenen bazı gerçekler gün yüzüne çıkartılmıştır. Ayrıca alan araştırmasında ise hem 1 Mayıs hem de sendikal örgütlenmeye ilişkin ilginç veriler elde edilmiştir. Kitapları, araştırmaları, eğitimleri ve makaleleriyle çalışma hayatına önemli katkılar sunan Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin’e bu çalışma dolayısıyla Memur-Sen ailesi olarak teşekkür ederiz. Çalışmanın başta Memur-Sen teşkilatı olmak üzere tüm çalışanlara faydalı olmasını temenni ediyorum. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun. 1 Mayıs barışın, kardeşliğin, emeğin ve emekçinin sesinin yükseldiği bir gün olsun” ifadelerini kullandı.

    “TAKSİM KUTSAL DEĞİLDİR”

    Taksim’in kutsal olmadığına dikkat çeken Yalçın, “Elde edilen veriler sonucu 1 Mayıs’ın Taksim dışında da kutlanabileceğini ifade eden sendikalı memurların oranı yüzde 90,4 olarak karşımıza çıkmaktadır. Taksim dışında bir yerde kutlanamayacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 9,6’dır. Çalışanların büyük bölümünün başka alanlarda da kutlama yapılacağını söylemesi alan üzerinden yürütülen tartışmaların çalışan için anlamsız olduğunu göstermektedir. Memur-Sen üyelerinin yüzde 93,5’i, KESK üyelerinin ise yüzde 67,5’i 1 Mayıs’ın Taksim dışında da kutlanabileceğini söylemektedir. Ankete katılan sendikalı kamu görevlilerinin yüzde 10,9’u Taksim’in çalışanlar için kutsal olduğunu söylemektedir. Diğer yandan yüzde 89,1’i ise Taksim’in çalışanlar için kutsal olmadığını ifade etmektedir. Memur-Sen üyelerinin yüzde 95,1’i, KESK üyelerinin ise yüzde 60’ı Taksim’in kutsal olmadığını düşünmektedir” diye konuştu.

  • Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “1 Mayıs’ta Mesajımızı Herkese Duyuracağız”

    1 Mayıs gündemi ile yapılan Memur-Sen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1 Mayıs kutlamalarının, Türkiye’nin terörle yürüttüğü mücadele, bölgesel gelişmeler, küresel oyunlar nedeniyle çok büyük bir önem kazandığını ifade etti. 1 Mayıs’ta Kahramanmaraş’ta olacaklarını vurgulayan Yalçın, “Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak öyle muhteşem 1 Mayıs etkinliği gerçekleştireceğiz ki, Kahramanmaraş meydanından herkese mesajımızı duyuracağız” dedi.

    Memur-Sen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı ’İlci Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantıda başta Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı olmak üzere, Memur-Sen Vakfı ve Üniversitesi, 3. Dönem Toplu Sözleşmede imza altına alınan ve üzerinde çalışma başlatılan konular, iş güvencesi, 4/C’lilere kadro, Yeni Anayasa çalışmaları ve 1 Milyon üye kampanyası hakkında değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, önemli açıklamalarda bulundu.

    “KAHRAMANMARAŞ MEYDANINDAN HERKESE MESAJIMIZI DUYURACAĞIZ”

    Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1 Mayıs kutlamaları hakkında, “Yıllardır Vandalizm’in ve anarşizmin hakim olduğu, alanların kaotik bir ortama dönüştürüldüğü, illegal yapıların meydanları propaganda alanına çevirdiği, 1 Mayıs ve Emek Dayanışma Günü’nü çözüm platformlarına, teklif zeminlerine, dertleri paylaşma hakkının kullanıldığı arenalara dönüştürdük” dedi. “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde temalı kutlama modelini hayata geçirerek yeni bir kültür oluşturduk” diyen Yalçın, “Geçmiş yıllarda Tandoğan, Çanakkale, Diyarbakır ve Konya’dan sonra “Güçlü Memur, Büyük Türkiye ve Adil Dünya” temasıyla bu yıl Kahramanmaraş’tayız” şeklinde konuştu.

    Memur-Sen’in bu yıl gerçekleştireceği 1 Mayıs kutlamalarının Türkiye’nin terörle yürüttüğü mücadele, bölgesel gelişmeler, küresel oyunlar nedeniyle çok büyük bir önem kazandığını ifade eden Yalçın, “Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak öyle muhteşem 1 Mayıs etkinliği gerçekleştireceğiz ki, Kahramanmaraş meydanından herkese mesajımızı duyuracağız” dedi.

    MEMUR-SEN VAKFI KURULUYOR, SIRADA ÜNİVERSİTE VAR

    Memur-Sen Vakfı’yla ilgili çalışmaların hızla ilerlediğini açıklayan Yalçın, üniversite kurmak için de harekete geçeceklerinin müjdesini verdi. “Toplu sözleşme kazanımlarına ilave olarak yeni kazanımlar üretiyoruz” diyen Yalçın, Memur-Sen üyelerine büyük indirim sağlayacak kart projesinde sona gelindiğini belirtti. Yalçın, imzalanan Ferdi Kaza Sigortası hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

    ÇÖZÜME YÖNELİK ADIMLAR ATILIYOR

    3. Dönem Toplu Sözleşmede imza altına alınan ve üzerinde çalışılacak konulardan TARGEL’in, Bakanlık ile sendika arasındaki görüşmeler sonucunda çözüldüğünü vurgulayan Yalçın, “Fiili hizmet tazminatı başta olmak üzere bazı konular için de komisyonlar oluşturuldu. Komisyonlar devam ederken, konfederasyonumuzun ısrarları sonucu 3. Dönem Toplu Sözleşme konularına yönelik çözüm takvimi belirlendi. Devlet Personel Başkanlığı’yla birlikte oluşturduğumuz bu takvim çerçevesinde sorunlarının çözümü olgunlaşacak ve çözüme yönelik adımlar atılacak. Bugün işçilikte geçen sürelerin değerlendirmesi, KİT’lerde çalışan sözleşmeli personelin temel ücret gruplarının düzenlenmesine yönelik çalışma yapılması konularıyla takvim başlıyor. 25 Mayıs’ta Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri kolunda çalışanlar için fazla çalışma genelgesi çıkarılmasına yönelik çalışma ile tamamlanacak. Bu bir aylık süreç içinde sendikalarımız kendi alanlarıyla ilgili 29 konuyu olgunlaştırarak çözüm aşamasına getirecekler” dedi.

    “ÖZEL STATÜLÜ PERSONEL İSTEMİYORUZ”

    Memur-Sen olarak, hep güvenceli istihdam istediklerini hatırlatan Yalçın, “İş güvencesi kırmızı çizgimiz diye sürekli haykırdık. 4/B, 4/C’liler ve memur işi yapan üniversiteli işçiler başta olmak üzere tüm sözleşmelilerin kadroya alınmasını sürekli masada tuttuk. Modern köleler olarak tarif ettiğimiz taşeron işçilerin kadroya alınmasını sürekli dile getirdik. Bu talebimiz yankı buldu. Taşeron işçiler için kadro çalışması başlatıldı. Bu işçi kardeşlerimize özel statülü kamu personeli statüsü veriliyor. Biz bu çalışmayı olumlu buluyoruz. Ancak, özel statülü kamu personeli pozisyonuna karşı çıkıyoruz, yeterli bulmuyoruz. Ya 4/A olmalı ya da 4/D. Yani ya işçi ya da memur kadrosu verilmeli, 4/E diye yeni bir kadro oluşturulmamalı. Bu konudaki gelişmeleri takip edeceğiz. Eğer memur kadrosu çıkarsa, teşkilatlarımızın yükü artacak. Yeni üye kampanyalarıyla bu kardeşlerimizi kazanmamız, sahip çıkmamız gerekecek” diye konuştu.

    “YENİ ANAYASA İÇİN SAHAYA İNECEĞİZ”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Yeni Anayasa çalışmaları hakkında ise şunları söyledi:

    “Hepinizin bildiği gibi Memur-Sen’in öncülüğünde Türkiye Anayasa Platformu oluşturduk. Cumhurbaşkanımızın katılımıyla ilk toplantımızı yaptık. “Yeni Anayasa Hep Birlikte” temasıyla yaptığımız etkinlik geniş yankı uyandırdı. Bu toplantının ardından 16 kuruluştan oluşan Yürütme Kurulu bileşenleriyle bir araya geldik ve yeni bir yol haritası belirledik. Bu yol haritasının ana omurgasını bölgesel toplantılar oluşturuyor. Bölgesel toplantılarımızı biri moderatör olmak üzere dört akademisyen veya sivil toplumcuyla yapacağız. TAP Sözcüsü ve bir üyenin kısa konuşmalarının ardından panele geçilecek, Panelde, Anayasacılık ve Siyasi Tarih, Mevcut Anayasal Sorunlar ve Yeni Anayasa İhtiyacı ve de Yeni Anayasa ve Hükümet Modelleri tartışılacak. Ayrıca modül modül yeni anayasa taslağı hazırlıyoruz. TAP olarak 16 ilde yapacağımız toplantılara ilave sendikalarımız ve illerimiz Yeni Anayasa ile ilgili konferanslar tertipleyebilirler.”

    “999 BİN 999 ÜYE BİZE YETMEZ”

    Memur Sen Konfederasyonu tarafından başlatılan “Öncü Medeniyet Güçlü Sendika, Büyük Türkiye, Hedef 1 Milyon Üye” konulu çalışma hakkında ise Yalçın, “1 milyon üye hedefimizi tutturmamıza çok az kaldı. Yeni bir hamle ile bu hedefimizi rahatlıkla yakalayabilir, hatta aşabiliriz. Yeni bir şevk ve aşkla bir daha diyoruz. 999 bin 999 üye bize yetmez. Başında 9 olan rakamlar bizim için makbul değil. Bunun için 1 milyon 1 ya da üzeri rakamlar istiyoruz. Bunun için 14 Mayıs’a kadar sahada kalıyoruz. Son saniyesine kadar üye yapıyoruz” diye konuştu.

    ULUSLARARASI İLİŞKİLERİMİZDE BÜYÜK ARTIŞ OLDU

    İnsani yardımla başlayan sınır ötesi ilişkileri kurumsallaştırmaya başladıklarını anlatan Yalçın, “Memur-Sen tanıtım kitabını 6 dilde bastırarak uluslararası kurumlarla ve konfederasyonlarla buluşturuyoruz. Web sitemiz Arapça ve İngilizce yayına başladı. Aynı zamanda Arapça ve İngilizce Facebook ve Tweetter hesapları açıldı. Dünyada 400 konfederasyona belli periyotlarla Arapça ve İngilizce bültenler gönderiyoruz” dedi. “Uluslar arası ilişkilerde büyük bir hamle başlattık” diyen Yalçın, “Moritanya, Arnavutluk, Kosova, Tunus, Fas, Cezayir, Mısır temaslarımız oldu. Yarın Azerbaycan’a gidiyoruz. Ardından Sudan, İran ve Polonya’ya gideceğiz. Memur-Sen’imiz dünyanın gündeminde olacak. Referans değerlerimizi, referans kurum haline getirdiğimiz konfederasyonumuz aracılığı ile dünyaya taşıyacağız. Bu ilişkilerimizi uluslar arası bir örgütlenme ile kurumsallaştıracağız” şeklinde konuştu.