Etiket: memnun

  • (Özel Haber) Vatandaşın en memnun olduğu hizmet ’gassallık’

    Türkiye’de yapılan anketlerde memnuniyet oranı yüzde 99 ile vatandaşların en memnun olduğu kişiler olan gassallar, yılda yüzlerce ölüyü yıkayıp, temizleyip, kefenledikten sonra ebediyete uğurluyor. Gassallar, hayatlarının büyük bir bölümünü neredeyse ’gasilhane’ denilen o ölü yıkama kabininin içinde geçiriyor.

    Kamuoyunda ’ölü yıkayıcı’ olarak bilinen gassallar, ölümün tıpkı doğum gibi en büyük hakikat olduğunu bilerek görevlerini yapmayı sürdürüyorlar. Ayrıca Türkiye’de yapılan memnuniyet anketlerinde yüzde 99 ile insanların en memnun olduğu kişiler olan gassallar, bu yönleriyle de toplum içinde fark atıyor.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Cenaze Hizmetleri ve Mezarlıklar Şube Müdürlüğü’nde çalışan 4 kadın, 2 erkek gassal da yaptıkları meslekle ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

    Kadın gassal Fatma Rıdvanoğulları, 17 yıldır belediye bünyesinde çalıştığını ifade ederek, “Daha önce dışarıda da camilerde, hastanelerde ölü yıkayıcısıydım. Benim annem de gönüllü bu işi yapıyordu. Ben de annemden aldım bu işi. Çünkü çok sevdiğim, içimden gelerek yaptığım bir iş. O yüzden ben de bu mesleği seçtim memnunum. Ben bu işe gönüllü geldiğim için zorlandığım gün olmadı. Tabi ki çok acı çektiğimiz, üzüldüğümüz konular oluyor. Burası son duraktır. İnsanlar ölüyor. Bir cenaze geldiğinde akrabaları ağlıyor, o bizi üzüyor” şeklinde konuştu.

    “Gassal olduğumu öğrenince 2 adım geri gidiyorlar”

    Gassallık mesleğini herkesin yapamayacağını vurgulayan Rıdvanoğulları, “Dışarıda işimin ne olduğunu öğrenenler 2 adım geri gidiyor. Benden çekiniyor, ürküyorlar. Halen de şimdi devam ediyor. Ancak ben çok seviyorum işimi, memnunum. Çünkü öbür dünyamız da vardır. Bu işe eşimden müsaade alarak girdim. Eşim her zaman çok kutsal bir görevim olduğunu söylüyor. Tabi çevremdekiler, hatta yeğenlerim bile benden ürküyor” ifadelerini kullandı.

    Bu mesleğin manevi olarak kendisine çok şey kattığını belirten Rıdvanoğulları, “Benim en azından vicdanımı rahatlattı. Kendi içim rahatladı, Allah’a daha yakınlığım arttı. Burada birçok tanıdık da yıkadım. Burada kendi annemi yıkadım. O duyguyu yaşadım. Önce bir yabancı gibi yıkadım sonra defnedildikten sonra annem olduğunu hissettim. O zaman çok acı çekmiştim. Annemin yanı sıra ailemden çok kişiyi burada yıkadım. Annemin dışında beni gençlerimiz etkiliyor. Çok genç kızlarımız geliyor. Bu kızlarımızı kendi çocuklarımız, torunlarımız gibi hissediyoruz. İnsanlar zaten buraya geldikten sonra bizden biri gibi görüyoruz. O tür yaklaşım yapıyoruz. Vatandaşlarımız bizden çok çok memnun” diye konuştu.

    Ayşe Buğday ise 20 senedir gassal olarak çalıştığını belirterek, “İşimden, arkadaşlarımdan memnunum. Benim babam imamdı. Biz gittiğimiz yerlerde babam erkekleri, annem bayanları yıkardı. Ben de anneme yardım ediyordum. Birde öleceğimizi, tekrar dirileceğimizi de biliyoruz. Birisi bu mesleği yapmak zorunda. Ben de bu mesleği seçtim. Hem sevap işliyoruz hem maddi olarak da evimizi geçindiriyoruz. İlk günden beri hiç tedirgin olmadım. Öleceğimizi bildiğimiz için hiç korkmadım” şeklinde konuştu.

    “İnsanlar ’nasıl korkmuyorsunuz’ diyorlar”

    Sosyal yaşantısıyla ilgile de bilgi veren Buğday, “İşimi öğrenen ‘bu mesleği nasıl yapıyorsunuz, nasıl korkmuyorsunuz’ diyorlar. Biz hiç korkmuyoruz. Sabaha kadar ölüyle burada yatabiliriz. Bundan hiç etkilenmeyiz. Dinimizce de öleceğimizi biliyoruz. Halka burada en zor anında hizmet ediyoruz. Bunun yanında halkı memnun da ediyorsun, dua da alıyorsun. Ben de annemi kendim yıkadım. Dayımları, yeğenlerimizi yıkadık. Yabancı oldu mu da üzülüyorsun ama kendi akraban özellikle yakın akraban olduğu zaman çok üzülüyorsun. Bunun yanında genç olursa çok etkileniyoruz. Genç olunca burnumun direği sızlıyor. İnsanlardan hiç tepki görmedik. Çünkü biliyoruz öleceğiz. O yüzden bugüne kadar hiç etkilenmedim” dedi.

    “Bu hayatın sonunda mutlaka ölüm var”

    Nuran Tok da 2 senedir cenaze yıkadığını kaydederek, “Köyde genç bir kızımız vefat etmişti, onun cenazesinin yıkanmasına girdim. Daha sonra da baktım çok zor bir şey değil. Ondan sonra da çağrılan yerlere gitmeye başladım. Ardından burada çalışmaya başladım. Mesleğimi söyleyince ‘nasıl yapıyorsun, böyle bir şey yapılır mı, geceleri korkmuyor musun, rüyana girmiyor mu’ gibi tepkiler alıyoruz. İlk başladığımda birkaç gün etkilendim. İlk dokunduğumda elim, ayağım titredi ancak ondan sonra zamanla alışıyorsun. Bizler dünyaya bazen aldanabiliyoruz. Yani dünya peşinde çok koşuyoruz. Biz bu işin içinde olduğumuz halde bile dünyanın peşinden koşturuyoruz. Bu bize ölümü biraz daha hatırlatıyor. Bu hayatın sonunda mutlaka bir ölüm var. Kendimize daha çok çeki düzen vermemizi hatırlatıyor. Biz ölümden ibret almaya gayret ediyoruz. Farklı şekilde ölen insanlarımız bizi etkiliyor” ifadelerini kullandı.

    “Acı bir gerçektir”

    İmam ve gassal Ramazan Yörük ise 10 aydır mezarlıkta çalıştığını söyledi. Hem taziye çadırına katıldığını hem cenaze yıkama hem de defin işlemlerine baktığının altını çizen Yörük, “Ölü yıkamak manevi olarak bizim için çok kolay fakat cenaze yakınlarının ağlayışı ve feryadını duyduğun zaman, bir ayrılık acısının, ateşinin insanların kalbine düştüğünü gördükçe cenazeyi yıkamaktan baya bir geri durmak istiyorsun. O anı yaşadığın zaman buradaki cenazeyi ne yıkayasın geliyor ne de toprağa gömesin geliyor. Acı bir gerçektir. Bize insanlar genelde ‘hocam korkmuyor musun veya tiksinmiyor musunuz’ diye sorular soruyorlar. Bizim bu mesleğimiz olduğu için ne korkuyoruz ne de tiksiniyoruz. Biz insanların canlısından korkmuyoruz ki ölüsünden korkalım. Ölü insan hiçbir şey yapamaz. Bu iş Allah rızası olduğu için ayrıca severek yapıyoruz” diye konuştu.

    Genç yaşta ölümlerin kendilerini olumsuz etkilediğinin altını çizen Yörük, “Vatandaşlarımızın hepsi bize Allah razı olsun diyor. Her zaman teşekkür ediyorlar. Manevi olarak bunları duydukça biz de memnun oluyoruz. Bunu duyunca biz belediyemiz adına onurlanıyoruz, gururlanıyoruz. Biz de onlara diyoruz ki sizden de Allah razı olsun. Biz bu şekilde çok mesut ve bahtiyar oluyoruz” şeklinde konuştu.

    “Gassallığı herkes yapamaz”

    İmam ve gassal Süleyman Şeker de 12 yıldan beri imamlık ve gassallık yaptığını vurgulayarak, “Belediyemize imam ve gassal lazım dediler. Ben de okulu bitirmiştim. Ben bu işi yaparım dedim ve işe başladım. Ölü yıkamak iyi bir şey. Çünkü bir insanın son görevini yapıyoruz. Bu cenaze yıkama işlemini herkes yapamaz. Bizim mesleğimizi öğrenenler, ‘korkmuyor musunuz’, ‘ürpermiyor musunuz’, ‘gece rüyalarınıza girmiyor mu’ diye gösteriyorlar. Ben de diyorum ki neden korkalım, girmiyor rüyamıza. Bizim her şeyimiz orada bitiyor. Biz burada cenaze yakınlarını da ayrıca teselli ediyoruz. Cenaze yakınlarını sakinleştiriyoruz. Gassallık ayrı bir şey” ifadelerini kullandı.

  • Trabzon Emlakçılar Derneği yeni yapılacak düzenlemelerden memnun

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın emlak alım satımında ortaya çıkan mağduriyetleri önlemek için harekete geçmesi yasal kapsamda çalışan emlakçılarda memnuniyete neden oldu.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon Faal Emlakçılar Derneği Başkanı Ayhan Taflan, Taşınmaz Ticaretinin Düzenlenmesi Yönetmeliği için çalışmalara başlayan bakanlığın emlak satışına yönelik aracılık, danışmanlık ve bu kapsamda yürütülecek diğer faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirleyecek yönetmelik çalışması yaptığını hatırlattı.

    Düzenlemede, taşınmaz ticareti yapanlarda aranacak şartların da belirleneceğini, emlakçıların, taşınmaz ticaretini yaparken uyması gereken ilkeler, yerine getirmesi gereken kriterler ve alacakları ücretlerin yönetmelikle düzenleneceğini ifade eden Taflan “Emlakçıların, taşınmaz alacak vatandaşlardan yüksek tutarlarda komisyon alması ve farklı ücretler talep etmesi önlenecek. Böylece tüketici mağduriyeti de önlenmiş olacak. Emlak alım satımından elde edilecek ticari kazanç, belli bir düzene oturtulacak. Düzenleme ile emlakçılık mesleğine yönelik kriterler belirlenecek, emlakçılara sertifika alma zorunluğu getirilecek. Sertifika zorunluluğu halen emlakçılık yapanlar için de geçerli olacak. Kurallara uymayanların yetkisi iptal edilebilecek. Düzenlemede, taşınmaz ticareti yapanlarda aranacak şartlar da belirlenecek. Bu çerçevede emlakçılara yönelik bazı kriterler getirilecek. Her emekli emlakçılık yapamayacak. Emlakçılara, mesleki yeterlilik kriteri, eğitim ve sertifika şartları getirilecek. Sertifika sahibi olmayan emlakçılık yapamayacak. Halen emlakçılık yapanlar da dahil herkes için bu şartlar geçerli olacak. Bazı emlakçıların yetkisinin iptali gündeme gelebilecek” dedi.

    Emlak danışmanlarının işinin sadece camlara branda, afiş asmak ve internetten ilan vermek olmadığını vurgulayan Taflan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Emlak sektöründe, emlak danışmanları tarafların en büyük güvencesi olmak zorundadır. Emlak danışmanlık kursları ayrıca bu açıdan önem arz etmektedir. 120 saatlik emlak danışmanlık kursunun bir amacı da büyük ve önemli olan emlak sektörüne hizmet verecek olan kurs süresince görmüş oldukları dersleri, iş yerinde ve sahada da verimli hale getirmeleridir. Ne kadar bu konulara vakıf olunursa vatandaşlara daha sağlıklı şekilde hizmet verilir.”

  • Şanlıurfaspor 1 puandan memnun

    TFF 1. Lig karşılaşmasında deplasmanda Balıkesirspor ile 1-1 berabere kalan Şanlıurfaspor’da Teknik Direktör M.Kemal Kılıç, “Güçlü bir takımdan deplasmanda puan almak önemli” dedi.

    Şanlıurfaspor, Balıkesir deplasmanından alınan 1 puandan memnun. Maç sonrası konuşan Teknik Direktör Kılıç, “Geçen haftanın güveniyle oyuna iyi başladık, bu güven içinde golü de bulduk. Ama ondan sonraki bölüm için aynı şeyi söyleyemeyeceğim pozitif olma anlamında golü attıktan devrenin sonuna kadar olan bölümde rakibimiz çok üstün oynadı. Savunmada kaldık ve hatalar yaptık, kalemizde gol pozisyonları da var. O dönem içinde şanslıydık diyebilirim. Balıkesirspor ofansif gücü çok yüksek bir takım, belki de bu ligde pozisyona girme gol yapma açısından önemli oyunculara sahip. Tüm bunları değerlendirdiğimiz zaman kötü oynadığımız yarım saatlik bir bölüm içinde gol yemeden içeri girmek şanstı bizim için. 2. yarı oyuna ortak olduk, oyunu karşılıklı ataklar şeklinde döndürdük. Daha çok pas yapıp rakip kalede göründük. Bu kadar güçlü bir takımdan deplasmanda puan almak önemli. 2 haftayı da birleştirdiğiniz zaman 4 puan aldığımız için mutluyuz. İnşallah ayaklarımızın üzerinde durup daha iyi yerlere gelmek istiyoruz” dedi.

  • Soydan: “Kimse fındık fiyatlarından memnun değil”

    Türkiye Ziraatlar Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındık fiyatlarında istikrar olması gerektiğini ifade ederek, “Üreticilerin elinde çok yoğun fındık bulunmamasına rağmen oluşan fiyatlar kabul edilebilir değil. Bizim tek istediğimiz şey fiyat istikrarı” dedi.

    Ordu’da sezona 15 TL seviyelerinde başlayan fındık fiyatları inişli çıkışlı bir grafik çizerek 10 TL seviyelerine geriledi. Serbest piyasada bugün 10.25 TL’den satılan fındık fiyatlarında artış yaşanmazken bu durum üreticileri tedirgin etmeye başladı. Fındık fiyatları ve üreticilerin istekleri konusunda açıklama yapan TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındıkta oluşan fiyatların üreticileri gerçek manada mağdur ettiğini söyledi.

    “Üreticiler direniyor”

    Bu sezon fındıkta rekoltenin düşük olmasına rağmen fiyatların niçin düştüğüne anlam veremediklerini dile getiren Soydan, “Fındıkta bu yıl rekolte düşüklüğü yaşandı. Bunu tüm fındık sektörü kabul etmiş durumda. Ama fındık rekoltesinin az olduğu bir dönemde fındık ihracatının normal seviye de olmasına rağmen fındık fiyatlarının 15 TL’ye çıkıp bugün 10 TL seviyelerinde olması üreticiyi gerçekten mağdur ediyor. Üretici hak ettiği rakamlara fındığını satmak istiyor. Üreticiler bugünlere kadar direndi, sabretti ve hala da direniyor” diye konuştu.

    “Serbest piyasanın daha şeffaf olması gerekiyor”

    Mevcut fındık fiyatlarının üretici, manav ve bazı ihracatçılar tarafından kabul edilmediğinin altını çizen Soydan, “Bugünlerde oluşan fındık fiyatlarını üreticilerimiz, manavlarımız ve ihracatçılarımızın bir kısmı kabul etmiyor ama maalesef tekelleşen serbest piyasada, rekabetin olmadığı bir fındık politikasına gidildiğini açıkça görüyoruz. Bu durumun muhakkak değişmesi gerekiyor. Serbest piyasanın daha şeffaf halde olması lazım. Üreticiler açısından fiyatlar mağdur edici bir durumda. Çünkü kış ayı içerisindeyiz borcu olan üreticiler ve kış hazırlığı yapan üreticilerimiz var. Buna rağmen üreticilerimiz fındığını panik havası ile satmadı, sadece ihtiyacı kadar pazara indirdi” şeklinde konuştu.

    “Tek istediğimiz fiyat istikrarı”

    Fındık üreticisinin elinde fazla bir fındık kalmadığını aktaran ve fiyat istikrarı istediklerini vurgulayan TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, “Üreticilerin elinde çok yoğun fındık bulunmamasına rağmen oluşan fiyatlar kabul edilebilir değil. Bizim tek istediğimiz şey fiyat istikrarı” ifadelerini kullandı.

  • Nihat Kazanhan kararı ailesi ve hukukçuları memnun etmedi

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde polis aracından ateş açılması sonucu hayatını kaybeden Nihat Kazanhan’ın ölümüne ilişkin mahkemeden çıkan karar, aile ve hukukçuları memnun etmedi. Anne Ayşe Kazanhan, 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan sanık için müebbet istediğini kaydetti.

    Cizre’de 14 Ocak 2015’te polis zırhlı aracından açılan ateş sonucu hayatını kaybeden 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın ölümüne ilişkin Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve 1’i tutuklu 5 polisin yargılandığı karar duruşmasında, tutuklu Özel Harekat polisi M.N.G. 13 yıl 4 ay, tutuksuz yargılanan 3 polis ise 5’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak mahkemeden çıkan karar hem aileyi hem de hukukçuları memnun etmedi.

    Aile ve hukukçular, adliye çıkışında basın açıklaması yaptı. Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, “Duruşmada önce ağırlaştırılmış müebbet kararı alındı. Bu ceza daha sonra olası tahrikten dolayı nihaiyi olarak 13 yıl 4 aya indirildi. Bizim kanaatimize göre bu karar hukuki bir karar değildir. Baştan beri davayı takip ediyoruz. Dosyada ağır tahrikten bahsetmek mümkün değil ve herhangi bir tahrikte söz konusu değil. Olayın görüntülerini tüm Türkiye televizyonlardan izlemiştir. O sırada herhangi bir toplumsal olay olmadığı gibi insanlarda tahrik oluşturacak bir eylemde yoktu. Biz hukukçular olarak bu konunun takipçisi olacağız. Bundan sonraki hukuki yolları, Yargıtay yolunu da kullanacağız. Amacımız nihaiyi olarak sanık ve sanıkların hak ettiği cezaları almalarıdır” dedi.

    “3 yıl sonra tahliye edilecek”

    Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen de kararın adil olmadığını ve kamu vicdanını rahatlatmayacağını belirterek, şunları kaydetti:

    “Bize göre direkt hedef gözeterek, kasten öldürme eylemi olan Nihat Kazanhan’ın öldürülmesi eylemi ne yazık ki bugün Nihat’ı öldüren polis memurunu tahrik ettiği gerekçesi ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından 13 yıl 4 ay hapis cezasına dönüştürüldü. Son KHK ve infaz yasasında yapılan değişiklikler nazara alındığında sanık polis 3 yıllık bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilecek. Bu vicdanen, ahlaken kabul edilebilir bir pozisyon değil. Karar vicdanları rahatlatmadı” diye konuştu.

    “Çocuğumun elinde silah yoktu”

    Verilen cezayı kabul etmediğini belirten anne Ayşe Kazanhan ise şunları söyledi:

    “Ben ömür boyu hapis cezasının verilmesini istiyorum. Yaşanan olaydan sonra hepimiz deliye döndük. Onun için ben kararı ve verilen cezayı kabul etmiyorum. Çünkü çocuğum oyun alanında oyun oynuyordu. Çocuğumun elinde silah yoktu. Ama oradaki polis oğlumu öldürdü. Oğlum bir ceza işleseydi, olaya karışsaydı, elinde silah ya da elinde bomba olsaydı alıp ömür boyu hapse koysalardı. Ama oğlum hiçbir suç işlememesine rağmen vuruldu. Ben çocuğuma yetişemeden öldü. Oğlum bu cezayı hak etmiyordu.”