Etiket: Mehmet

  • Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu:

    Organ bağışı konusunda en büyük engelin ailelerin tutumu olduğuna dikkat çeken Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, aile engeli olmasa bugün en az 4 katı fazla organ elde edilebileceğini söyledi.

    Merinos Kongre ve Kültür Merkezi’nde Organ Bağış Haftası münasebetiyle vatandaşlarla bir araya gelen Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, organ bağışı hususunda vatandaşların daha hassas olmaları gerektiğini belirtti. Müezzinoğlu, canlıdan alınan organ bağışıyla kadavradan alınan organ bağışı arasında ciddi bir çelişki olduğuna dikkat çekti. Canlıdan yüzde 75, kadavradan ise alınan bağışın yüzde 25 olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, ”Bursa’da beyin ölümü gerçekleşten 183 vaka var. Ama aile onayı alabildiğimiz 65 vaka var. Normalde 183 vakanın hepsini alsak 100’den fazla vatandaşımızı yaşatma imkanı bulacağız. Bursa’daki sonuç aslında bizim başarılı dediğimiz sonuç. Ama burada 3’te bir rıza var, 3’te 2 rıza yok. Rıza göstermeyen eş, evlat, yakın akraba, acaba vefat eden için hayırlı bir iş mi yaptı, yoksa onun hayır sayfasını mı kapattı? İzmir’de 240 beyin ölümü gerçekleşti, ama 78 aile organ bağışına onay verdi. Samsun’da 155 beyin ölümü var, ikna edilen aile 36. Antalya’da 121 beyin ölümü gerçekleşti, 27 kişi ikna edildi. Şu anda önümüzde aile engeli olmasa bugünün en az 4 katı fazla organ elde edeceğiz” dedi.

    “GÜNAHI İŞLEYEN KARACİĞER DEĞİL”

    Vatandaşların kendisine yönelttiği ilginç sorulardan örnek veren Müezzinoğlu şöyle devam etti:

    “Ben karaciğerimi veya bütün organlarımı bağışlamak istiyorum. Ama benim karaciğerim benden sonra alkol alan birine takılırsa ne olur sorusuyla karşılaşıyoruz. Şimdi bu vatandaşımız kendisinin sorduğu soruyu kendince olumsuz cevap veriyor. Çünkü inancında alkol almak haram. Böyle bakınca kendince benim organım alkolü süzecek yorumunu yapıyor. Kendi inandıklarına göre bu yorumu yaparak hemen defterini kapatıyor. Halbuki günahı işleyen karaciğer değil. Günahı işleyen kalp böbrek değil günahı işleyen günahkarın iradesidir. Günahkarın iradesini günahkara bırakacağız. Biz ona karışamayız. Allah ona da günah işlememe iradesini nasip etsin. Her yıl bin 500 vatandaşımızı organ nakli gerçekleştiremediğimiz için hayatını kaybediyor.”

    Konuşmaların ardından Müezzinoğlu, sağlık çalışanlarıyla bir araya gelerek sohbet etti. Müezzinoğlu, organ bağışı konusunda gayret gösteren sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

  • Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez:

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 3 Mart 1954 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir taraftan toplum nezdi açsından, bir taraftan da kamu kuruluşları açısından tartışma konusu olduğunu söyledi.

    Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Antalya İl Müftülüğü’nün ortaklaşa düzenlediği 8. Diyanet İşleri Reisi İbrahim Bedrettin Elmalı Sempozyumu Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyumda konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, diyanet işlerinin tarihinin mutlaka yazılması gerektiğini söyledi. Sempozyuma Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Antalya İl Müftüsü Osman Artan, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ögke, Elmalı Belediye Başkanı Ümit Öztekin, öğretim görevlileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Sempozyum saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an -ı Kerim tilaveti ve açılış konuşmalarıyla devam etti.

    “DİYANETİN TARİHİ MUTLAKA YAZILMALIDIR”

    Diyanetin tarihinin mutlaka yazılması gerektiğini ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Gerçekten diyanetin tarihi, diyanet İşlerinin tarihi mutlaka yazılması gerekir. Geleceğe ışık tutması bakımından ibretlerle dolu bir tarih olduğunu belirtmek isterim. Bu tarih ibret alınsaydı tekerrür etmezdi. Tarihin tekerrür etmemesi açısından bu tarihin her türlü ortaya çıkması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET HEM TOPLUM HEM DE KAMU KURULUŞLARI AÇISINDAN TARTIŞMA KONUSU”

    3 mart 1954 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir taraftan toplum nezdi açsından, bir taraftan da kamu kuruluşları açısından tartışma konusu olduğunu söyleyen Görmez, “Bu kurum sıradan bir devlet, kamu kurumu olarak mı vazifesine devam edecek, yoksa bir kamu kurumu olmakla birlikte dine hizmet eden bir millet kurumu mu olacak? Bu iki açıdan sürekli gelgitler yaşamıştır. Tartışmalar olmuştur tarih boyunca. İbrahim Bedrettin Elmalı’nın aslında 10 aylık riyaseti olmuştur. Fakat 10 aylık süre içinde o kadar büyük tartışmaları bugüne dahi ışık tutması açısından bu 10 aylık sürenin bu sempozyum vesilesiyle ele alınması son derece önemlidir” şeklinde konuştu.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI DEVLETİN, MİLLETİN VE DİNİN HASSASİYETLERİNİ DİKKATE ALIYOR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarihine bakıldığı zaman, başkanlığın devletin, milletin ve dinin hassasiyetlerini dikkate aldığını ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Bilhassa ara dönemlerde büyük zorluklarla karşılaşsa da dinin hassasiyetleri devletin hassasiyetleri ve milletin hassasiyetlerini dikkate alan bir kurum olduğu görülür. Bu hassasiyetler incelendiğinde dinin ve milletin yanında yer alıp bu konuda devleti düzeltme yoluna gitmiştir” açıklamasında bulundu.

    “BU TOPRAKLAR BÜYÜK ALİMLER YETİŞTİRMİŞTİR”

    Sempozyumda konuşma yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ise, “Bu topraklar İslam dininin halkımıza anlatılması için çok büyük alimler yetiştirmiştir. Tarihte bu fonksiyona addedilmiş ilk şehir İstanbul’dur. İstanbul’un ardından ikinci şehir konumunda Antalya vardır. Sayıları 12 milyona ulaşan turistleri ağırlıyoruz. Birçok insan iş için bu şehrin havasını soluyor. Başka bir ülkeye gittiğiniz zaman ilk gördüğünüz şey algıları oluşturur. Bu da dinleri hakkında bilgiler verir. Bu bilgileri doğru yerlere ulaştırma görevi bazı kurumlara düşer” dedi.

    “ÜNİVERSİTEYE CAMİ KONUSU GÜNDEME GELİNCE ÇOK TARTIŞILDIK”

    Üniversiteye cami yapımı gündemlerine geldiğinde çok eleştirildiklerini ifade eden Rektör Kurtcephe, “’Üniversiteye cami mi yapılır?’ Bizi cumhuriyet savcılığına kadar şikayet ettiler. Bende ’Biz her türlü inanca sahip olan kültürün bugünkü temsilcileriyiz’ dedim. Büyüklük, küçüklük cami cemaatine göre düzenlenseydi eğer, Ayasofya’yı yapanlar, Selimiye’yi yapanlar bunu düşünürdü. Bu cami şehrin camisi olması gerekiyordu. Biz de şehrin ve mahallenin camisi olması için yer temini yaptık. Biz istiyoruz ki gelen her turist camimizi merak etsin. Dinimize merak uyandırsın. Alanının en iyisi ilahiyat fakültesi üyelerimiz camiye gelen turistlere dinimizi en iyi şekilde anlatsın diye arzuluyoruz. Akdeniz Üniversitesi bu özellikleriyle de misyonuyla çok güzel başarılar elde edecek diye düşünüyoruz” diye konuştu. Rektör İsrafil Kurtcephe, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Çağrılarak gittiğim yerlerde Akdeniz Üniversitesi rektörü olduğumu söyleyince yüzümüz nasıl, beğenmiyorsanız yüz nakli yapın tarzı espriler yapılıyor. Bu durum bizi mutlu ediyor.”

    “MİLLİ DEĞERLERİ TANITMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ögke de, “Ait olduğu toprakları bile insanlar yetiştirmeyi gaye edinmiş fakültemiz bu gaye doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Elmalılı Hamdi yazar ile devam ettik. Bu yılda bu toprakların yetiştirdiği büyük değerlerden biri olan İbrahim Bedrettin Elmalılı ile devam etmek istiyoruz. Milli ve yerli değerlerimizi tanımaya ve tanıtmaya çalışmalarımız devam edecektir. Şehirler yetiştirdikleri kişiliklerle anlam kazanırlar” dedi.

  • Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez:

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Cizre’de, Sur’da ve Nusaybin’de yaklaşık bir buçuk ay bazı camilerimiz sabah namazında açılamadı, ezanlar okunamadı. Bütün bunları geride bıraktık. Hiç kimse ezan okumasa bile ben o bölgelere giderek minarelere çıkarak ezanı okurum” dedi.

    Türkiye Diyanet Vakfı Kastamonu Şubesi’nin açılışı dolayısıyla Kastamonu’ya gelen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, terör saldırıları nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde ezan okunamamasının ve camilerin saldırılar nedeniyle zarar görmesinin kendilerini üzdüğünü kaydetti.

    Ezanın, istiklalin ve bağımsızlığın simgesi olduğunu söyleyen Görmez, “Yeryüzünde ezanı İstiklal Marşı’na yüklemiş bir milletiz. Merhum Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın bir beytinde; ‘bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli’ diyor. Dolayısıyla bu topraklarda, hiçbir karış toprağı hiçbir zaman he hiçbir saniye ezansız kalmayacaktır inşallah. Ülkemizde yaşanan son hadiselerde pek çok camimiz zarar gördü, pek çok camimizde ibadet güvenliği tehlikeye girdi. Ancak bütün bunlar geçicidir. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her şart altında ülkemizin her tarafında ezanı bir saniye bile ertelememiz mümkün değildir. Bunlar gelip geçici şeylerdir ve inşallah bu tür hadiseler topraklarımızda yer bulmayacaktır. Zaten o bölgeler Anadolu’da ezanın ilk okunduğu bölgelerdir. O bölgede yaşayan vatandaşlarımız bir saniye olsun ezansız, ibadetsiz ve camisiz yapamazlar. Cizre’de, Sur’da ve Nusaybin’de yaklaşık bir buçuk ay bazı camilerimiz sabah namazında açılamadı, ezanlar okunamadı. Bütün bunları geride bıraktık. Hiç kimse ezan okumasa bile ben o bölgelere giderek minarelere çıkarak ezanı okurum” dedi.

    ŞEYH ŞABAN-I VELİ HAZRETLERİNİN TÜRBESİNİ ZİYARET ETTİ

    Görmez, Kastamonu’da saban namazını Şeyh Şaban-ı Veli Camii’nde kıldı. Namazdan sonra Kur’an-ı Kerim okundu ve dualar edildi. Ardından namaz çıkışı cemaate simit ve çorba ikram edildi. Namaz sonrası Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin türbesini de ziyaret eden Görmez burada dua etti. Daha sonra Kastamonu’da görev yapan imam hatiplerle bir araya gelen Görmez, ardından Türkiye Diyanet Vakfı Kastamonu Şubesi’nin açılışını katıldı. Topçuoğlu Camii’nin yanında açılan Türkiye Diyanet Vakfı Kastamonu Şubesi’nin açılışına gelen davetlilerle bir süre sohbet eden Görmez, ardından vakfın açılışını yaptı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın tüm dünyada insanların yardımına koşan ve ihtiyaçlarını gideren bir vakıf haline geldiğini belirten Görmez, vakfın tüm illerde şube haline gelmesi için çalışma başlattıklarını kaydetti. Konuşmasının ardından açılış kurdelesini kesen Görmez, vakıf binasını gezdi. Ardından Görmez, Ankara’ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez;

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kur’an-ı Kerim’in eşkıyalık yapılsın diye indirilmediğini belirterek, Türk milletinin desteğiyle tüm dünyada Kur’ansız ev kalmayacağını söyledi.

    Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı’nın Kastamonu İl Müftülüğünün öncülüğünde düzenlediği Tecvit Çalıştayına katılmak üzere Kastamonu’ya geldi. İlk olarak Kastamonu’da İl Müftülüğünü ziyaret eden Görmez, burada İl Müftüsü Osman Aydın’dan yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler aldı. Daha sonra Aydın, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e yeni restore ve tefrişatı yapılan Müftülük binasını gezdirdi.

    Ardından Görmez, Kastamonu Valisi Şehmus Günaydın’ı makamında ziyaret etti. Vali Günaydın ile bir süre görüşen Görmez, daha sonra Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş’ı ziyaret etti. Başkan Babaş, şehirde yürüttükleri çalışmalar hakkında Görmez’e bilgiler verdi.

    Ziyaretlerin ardından Görmez, Belediye Nikah ve Konferans Salonunda düzenlenen Tecvit Çalıştayına katıldı. Burada konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kur’an-ı Kerim’in öneminden bahsederek, “Yüce rabbisin bütün insanlığın ufuk sıçramasını gerçekleştiren, insanlığın kararmış ufkunu aydınlatan bir kitap gönderdi bizlere. Bizlerde bu kitap müminleriyiz. Kur’an-ı Kerim, bütün insanlığa gönderildi. Biz, bu kitaba kerim kitap diyoruz. Çünkü insanı onurlandıran bir kitaptır. Yüce rabbim, biz size bir kitap gönderdik. O kitap sizin şerefinizdir, ondan sizin onurunuz var, onda sizin kişiliğiniz var’ diyor. Çünkü o kitap bize, şekavet vermek üzere gelmedi. Bu kitap, Müslümanlar eşkıyalık yapsın diye gelen bir kitap değildir. Biz, millet olarak bu toprakları vatan olarak kıldığımız andan itibaren bu kitapla yüceleceğimizi gördük” ifadelerini kullandı.

    İstanbul’da düzenlenen yarışmaya gelen ülkelerin temsilcilerinin kendisini ziyaret ettiğini anlatan Görmez, “Bir ülkenin liderinin ‘biz, ülkemizde 300-500 kişi olmamıza rağmen okuyacak Kur’an-ı Kerim bulamıyoruz. Bu yüzden internetten indirip okuyoruz’ dedi. Bu cümle bana azap oldu. Çocuklarımıza da bu yolla Kur’an öğretiyoruz. Bütün dünyanın bu kerim kitaba ihtiyacı var. Ama bugün, bu kerim kitabın ustaları kerim kitaptan o kadar uzlaştılar ki, bizzat kerim kitabın gittiği yolun önünde engel olmaya başladık biz Müslümanlar. O yüzden Kur’an-ı Kerim üzerinde yeniden durmamız gerekiyor” dedi.

    Dünyanın birçok fakir ülkesinde Kur’an-ı Kerim bulunmadığını söyleyen Görmez, bazı ülkelerde hafızlık yapmak isteyenlerin tahta parçalarına beyaz taşlarla ayetleri yazdığını belirterek, şunları kaydetti: “Hafızlar ezberliyorlar sonra su ile yıkıyorlar, ikinci ayeti yazıyorlar. Bu şekilde hafızlığa çalışan Afrika’da binlerce, yüz binlerce çocuk var. Mushaf yok, Kuran yok ellerinde. Böyle bir dünyada, matbaada bir düğmeyle yüz binlerce Kur’an’ın basılabildiği bir dünyada bundan mahrum olan insanlar var. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak diyoruz ki, ‘Dünyada elinde ve evinde Kur’an’ı olmayan hiçbir Müslüman kalmasın. Herkese biz ulaştıralım”

    Bunu da devlet imkanlarıyla değil, hayırseverlerin katkılarıyla ulaştırmak istediklerini anlatan Görmez, “Bir gece Belarus’un İvya köyünde kaldım. Sabahleyin kalktığımda evin önünde bir kuyruk gördüm. Hocaya kuyruğun ne olduğunu sorduğumda dedi ki, ‘Hocam, köylülerimiz sizin bana bir Kur’an getirdiğinizi duymuşlar. İman ettikleri kitabı hayatlarında bir defa görmek, öpmek ve baş uçlarına koymak için evimin önünde kuyruk oluşturdular’ Onun için bu konuya millet olarak öncülük yapmalıyız” dedi.

    Sudan’ı ziyaret ettiğinde fakir çocuklara Kur’an-ı Kerim’i götürmek için orada özel bir matbaa kurulduğunu gördüğünü aktaran Görmez, fakat matbaanın çok yetersiz olduğunu belirtti.

    Görmez, şöyle devam etti: “Bir sene içerisinde basacakları, bir ülkeden bir şehre yetmezdi. Dün Ankara Sincan’da devasa bir matbaa Diyanet İşleri Başkanlığına geçti. Diyanet bu matbaada 24 saat sadece Kur’an-ı Kerim basacak ve basılan bu Kur’an-ı dünyanın her tarafına ulaştıracak inşallah. Dünyada hiçbir lisan Kur’an’sız kalmasın. Dolayısıyla bir tercüme bürosu oluşturduk, tercümeyle ilgili müstakil bir daire başkanlığımız var. Allah’a hamdolsun son 2 sene içerisinde 16 dile Kur’an-ı Kerim’i çevirdik. Fakat dünyada 16 dil yok, dünyada çok dil var. Bütün dillere Kur’an-ı Kerim tercüme edilecek. Hem mushaf olarak Kur’an-ı Kerim dünyaya ulaşacak hem de tercümeleri, sonra ikinci adımda da tefsirleri dünyaya ulaşacak. Ben bu müjdeleri vererek toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum”

    Türkiye’de 120 bin hafızın bulunduğunu ve 750’de Kur’an’ın olduğunu söyleyen Görmez, “Bu rakamın bazı ülkelerle kıyaslandığında az, bazı ülkelerle mukayese edildiğinde de fazla. Ama 78 milyon Müslüman bir ülke için 120 bin hafız bence çok az. Ayrıca hafızların aldıkları belgenin hakkını vermeleri için her 5 yılda bir sınavdan geçirilmesi için çalışıyoruz. Yani aldıkları hafızlık belgesi, 5 yıl sonra geçersiz sayılacak. Yenilemek için bilgisini tazeleyip yeniden bir sınava tabi tutulacak. Böylelikle hafızlığında bir anlam kazandırmış olacağız” şeklinde konuştu.

    Görmez, Kur’an-ı Kerim’in farklı kıraatleri bulunduğunu, kıraatte, hatta ve takvimde birlik oluşturmak için çalışmalar sürdürdüklerini ifade etti.

    Vali Şehmus Günaydın ise, Evliyalar Şehri Kastamonu’da bu denli manevi değeri yüksek bir çalıştayın düzenlenmesinden dolayı büyük mutluluk duyduğunu ve bu konuda emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ettiğini söyledi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin ise, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an ve Kıraat yarışmaları düzenlediklerini ifade ederek, “Bu yıl İstanbul’da 53 ülkeden 98 yarışmacının katılımıyla Uluslar arası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması düzenledik. Bu yarışmayı inşallah her iki yılda bir düzenleyeceğiz” diye konuştu.

    Uluslararası yarışmaların dışında herkesin anlayabileceği bir tecvit kitabının yazılması ve bunun hazırlanması için çalıştıklarını belirten Şahin, Tecvit Çalıştayı kapsamında programa katılan hocaların, Cuma Namazında da cemaatle bir araya geleceğini söyledi.

    Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş ise, Kastamonu’nun birçok beyliklere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir olduğunu belirterek, “Bizde, bu tarihimizi ve kültürümüzü yaşatmak adına belediye olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu doğrultuda her ortamda ve her platformda çalışmalarını aralıksız sürdürüyoruz. Evliyalar Şehri, Şehitler Diyarı Kastamonu’muzda bu değerleri bulundurmamızın ve yaşatmamızın gururunu fazlasıyla yaşıyoruz. Bu çalıştayda bizim çalışmalarımıza bundan sonra şevk olacaktır” dedi.

    Kastamonu İl Müftüsü Osman Aydın da, Tecvit Çalıştayı’nın Kastamonu’da düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiğini ve çalıştayın Kastamonu’da üç gün süreceğini belirtti.

    Programın sonunda Kastamonu Valisi Şehmus Günaydın, ziyaretinin anısına Görmez’e tablo hediye etti. Programa, AK Parti Kastamonu Milletvekilleri Hakkı Köylü, Metin Çelik ve Murat Demir ile akademisyenler, kamu kurumlarının, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve Türkiye’nin çeşitli illerindeki müftülüklerin çalışanları ile çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Bölge Baroları Avukat Mehmet Nezir Okur’un Öldürülmesini Kınadı

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 15 baro, Siirt Barosu’na kayıtlı avukat Mehmet Nezir Okur’un ölümü ile sonuçlanan silahlı saldırıyı basın açıklaması yaparak kınadı.

    Şırnak, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Ağrı, Tunceli, Iğdır ve Van baroları tarafından, Siirt Barosu’na kayıtlı avukat Mehmet Nezir Okur’a yapılan saldırıya ilişkin basın açıklaması yapıldı. Bölge baroları adına açıklamayı okuyan Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, saldırıyı şiddetle ve nefretle kınadıklarını vurguladı. Elçi, “Avukat Mehmet Nezir Okur, bürosundan evine gitmek üzere çıktığı sırada uğradığı alçakça saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Meslektaşımız 35 yaşında ve en küçüğü 20 günlük 3 çocuk babasıydı. Tamamen cehaletten kaynaklanan avukatlara yönelik saldırılar ne yazık ki son dönemlerde artış göstermiştir. Oysa avukat bir davanın ya da çekişmenin tarafı değildir. O, sadece insanlara hukuki yardım sağlayarak mesleğini icra eden kişidir. Hukuk ve adalet herkese lazımdır. Avukatı, davanın ya da çekişmenin tarafı olarak gören anlayış sorunludur, marazidir. Unutmamalıdır ki avukat, kendi işini ya da davasını değil, müvekkilinin işini ya da davasını takip eder. Bundan ötürü avukat, mesleğini icra ederken hasım olarak görülmemelidir” dedi.

    Daha önceki olaylarda olduğu gibi bu olayda da idarecilerden herhangi bir tepki gösterilmediğine dikkat çeken Elçi, şunları kaydetti:

    “Diğer meslek örgütleri mensuplarına yönelik saldırılar, başta idareciler olmak üzere, toplumun değişik kesimlerinden şiddetli tepkiler alırken; avukatlara yönelik saldırılar, bu son örnekte de görüldüğü gibi, neredeyse tepki dahi almamıştır. Yani avukatlara yönelik saldırılar maalesef artık sıradan bir hal almış ve kanıksanmıştır. Haksızlıklar karşısında sessiz kalmadıklarından olsa gerek avukatlar idareciler tarafından benimsenmemektedir. Tarih boyunca avukatlar müvekkillerinin haklarını korumak, toplumu daha ileriye götürebilmek ve hukuku ülkelerinde egemen kılmak için büyük mücadeleler vermişler ve bu uğurda bedel ödemişlerdir. Kimi zaman sözlü, kimi zaman fiili saldırılara uğramış ve hatta hayatlarından olmuşlardır. İdareciler ya da toplumun değişik kesimleri, avukatlara yapılan saldırılara sessiz ve duyarsız kalsa da, biz barolar ve avukatlar her zaman gerekli tepkiyi en üst seviyeden vermeye devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki hiçbir meslektaşımız yürüttüğü kutsal ve onurlu mücadelede yalnız değildir. Faillerin yargı karşısına çıkarılıp en ağır şekilde cezalandırılması için soruşturmanın takipçisi olacağız. Bu vesile ile meslektaşımızın hayatına mal olan bu hain saldırıyı şiddetle ve nefretle kınıyor; meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yargı camiasına başsağlığı ve sabır diliyoruz.”