Etiket: Medyasında

  • İtalyan medyasında Türkiye’nin elçisi gibi çalışıyor

    İtalya’nın başkenti Roma’da yaşayan Türk gazeteci Dündar Keşaplı, Türkiye’de son yaşanan gelişmeleri İtalya basınına doğru şekilde aktararak Türkiye’nin elçisi gibi çalışıyor.

    Türkiye ile olan iyi düzeydeki ikili ilişkileri ve Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği destek nedeniyle Türkiye için önemli bir ülke olan İtalya, diğer pek çok ülke gibi Türkiye ve çevresinde olan gelişmelere son derece duyarlı ve yakından takip ediyor. Türkiye’de bugüne kadar birçok gelişmeler ve özellikle geçen Haziran ayındaki Atatürk Havalimanı saldırısı ile 15 Temmuz’da yaşanan başarısız darbe girişimi, ister istemez İtalyan basınında da geniş yankı uyandırdı.

    Uzun süredir İtalya’da yaşayan ve Türk basınında çeşitli haber ve röportajlarıyla gündeme gelen gazeteci Dündar Keşaplı, yakın işbirliği içinde olduğu İtalyan devlet televizyonu RAI, özel haber kanalları SKYTG24, Mediaset’e (TGCOM24) Türkiye’deki gelişmelerin aktarılmasında önemli rol oynadı.

    Türkiye’de son olarak yaşanan ve dünya genelinde yankı bulan Atatürk Havalimanı terör saldırısı ve FETÖ’nün 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimine yönelik İtalyan basını ve kamuoyunda oluşan birtakım yanlı bakış açısına karşı Keşaplı, kapsamlı bir bilgilendirme harekatı yürüttü. Gazeteci Keşaplı, özellikle darbenin ardından adeta kanal kanal dolaşarak, canlı yayınlarda gelişmeleri, Türk halkının düşüncelerini, İtalyanlara aktararak, adeta bir basın elçisi gibi çalışarak büyük ölçüde başarılı oldu.

    Zira darbe sonrası İtalyan medyasında farklı odaklarca bunun bir tiyatro olduğuna dair yapılan yorumlar karşısında, gazeteci Keşaplı’nın bizzat Türkiye’nin içinden gelmesi sebebiyle yerinden aktardığı bilgiler oluşturulmaya çalışan bu algının aslında doğru olmadığını İtalyan kamuoyuna göstermesi açısından büyük önem arz etti. Gazeteci Keşaplı da bu konuyu, programını takip eden İtalyan dostlarının, “Seni dinledik ve Türkiye’de işlerin aslında nasıl olduğunu daha iyi anladık” tepkisinden anladığını söylüyor.

    Keşaplı, uzun yıllardır bu ülkede yaşayan biri olarak gazetecilik meslek kurallarına sadık kalarak, “En iyi şekilde görevimi yerine getirmeye çalışırken, kendi ülkemde olan gelişmeleri de İtalyan medyasına ve kamuoyuna en doğru şekilde aktarmayı görev bildim” dedi.

    Roma merkezli Akdeniz ve Avrupa Gazeteciler Derneği Başkanlığı ile İtalya Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Sorumlusu olan Dündar Keşaplı, 2015’te Roma’da en başarılı yabancı gazeteci ve bu yıl da Mersin’de düzenlen Altın Palmiye ödül töreninde “Yılın En başarılı Spor Muhabiri” ödülüne layık görülmüştür.

  • Giresun’da “Türk Medyasında Haber Takibi” Konferansı Düzenlendi

    Giresun Gazeteciler Derneği ile İsveç Sınır Tanımayan Gazeteciler Derneği’nin ortaklaşa yürüttüğü “Türk Medyasında Haber Takibi” projesinin kapanışı, bugün düzenlenen “Medyada Tekelleşme” konulu konferansla gerçekleşti. Konferansta konuşan İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı, “Toplumun diğer kesimlerinde ne kadar yozlaşma varsa, ne kadar problem varsa aslında medyada da o kadar var” dedi.

    Giresun Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda düzenlenen konferansa konuşmacı olarak İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı, gazeteciler Mustafa Kemal Erdemol, Zeynel Lüle ve Haldun Domaç katıldı. Konferansın başkanlığını ise Prof. Dr. Semra Atılgan yaptı.

    Konferansta söz alan Giresun Valisi Hasan Karahan, Giresun’da güçlü bir basının olduğunu belirterek, “Giresun’da etkili, güçlü, çok fazla sermaye merkezileşmemiş bir basın var. İdareyle gerekli seviyede, gerekli mesafede, gerekli karşılıklı saygı ve sevgiyi esas alan bir ilişki var. Dolayısıyla biz basınımızdan memnunuz. Umarım ki basınımız da bizden memnundur. Dünyada basınla ilgili sıkıntılar vardır. Bizim basınımızın da sıkıntıları vardır. Özellikle sermaye konusunda. Ama Nasrettin Hoca’nın dediği gibi parayı veren düdüğü çalıyor. Eskiden de böyleydi, şimdi de böyle. Dolayısıyla burada devlete çok önemli görevler düşüyor. Devletimiz bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri ve destekleri yapıyor ve yapmaya da devam edecektir“ dedi.

    HABERİN EVRENSEL DİLİ

    Konferansta konuşan İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı ise, haberin bir evrensel dili olduğuna vurgu yaptı. Ballı, “Toplumun bütün katmanları birleşik kaplar gibidir. Gazeteciler, medya, inşaat sektörü, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar bir noktada birleşiyor. Yani toplumun diğer kesimlerinde ne kadar yozlaşma varsa, ne kadar problem varsa aslında medya da da o kadar var” diye konuştu.

    Ballı, konuşmasına yaşadığı bir olayı anlatarak şöyle devam etti:

    “Bir resim var elimde. Bu resmi bundan 5 yıl önce çektim bekliyorum. Acaba benden başka bir gören olacak mı diye. Sonra gittim birkaç ay önce bir daha çektim. İstanbul Kabataş’ta 350 yıllık bir çeşmenin etrafındaki yazılar ve bir şekilde o yazılar tahrip olmuş. Affedersiniz, merdiven mermerlerinden kesilmiş oraya restorasyon adı altında bir ucube yerleştirilmiş. Her gün binlerce turist bunu görüyor. Tahrip olan yer kesilmiş ve oraya mermeri monte etmişler. İşte bunun adı restorasyon. Nerede bu? İstanbul’da. Bu kaç yıllık? 350 yıllık, arkasında kitabesinde var. Bu ve benzer örnekleri çoğaltabiliriz.“

    Açılış konuşmalarının ardından konferans başladı. Sırasıyla konuşmalarını yapan gazetecilerden sonra soru ve cevap kısmına geçildi. Konferansın sonunda Giresun Gazeteciler Derneği tarafından katılımcılara plaket takdim edildi.

  • Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu

    Bayburt Üniversitesi’nde düzenlenen “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”nun temasının Türkiye’de uzun süreden beri sıkıntılı olan meselelerden biri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Ülkemizin mümtaz ilim adamlarının, gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerimizin iştiraki ve desteği ile düzenlenen Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu’nun başarılı geçmesini temenni ediyorum. Şimdiden sempozyum boyunca ortaya konacak tenkit, tespit ve tekliflerin Türkiye’nin kanayan bir yarası olan bu konuda aydınlatıcı tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

    Kendi ülkesine, kendi milletine, o milletin tarihine, kültürüne, inancına hakaret edenler tamamen yabancılaşmış demektir. Onlar milli değildir, onlar yerli değildir. Nitekim bu günkün sempozyumun da temasını oluşturan Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı konusu uzun süredir ülkemizin en sıkıntılı meselelerinden biridir. İçinden geldiği milleti zorla dönüştürülmesi gereken bir kitle olarak gören anlayış yıllar boyu ülkemiz basınının hakim rengi olmuştur. Medya özgürlüğü kavramı çoğu zaman yanlış, hatalı bir şekilde bu toplumu var eden, ayakta tutan milli ve manevi değerlere hakaret hakkı olarak algılanmıştır. Bu ülkenin medyası darbelere giden süreçlerle ve darbe dönemlerinde ortaya koyduğu tutumla da utanç verici bir maziye, bir geçmişe sahiptir. Medyada rastladığımız çok enteresandır, “Kurban Bayramı bu sene de hac mevsimine denk geldi”, “metroda, otobüste, uçakta namaz” türünden haberler hem derin bir cehaleti hem de hastalıklı bir bakış açısını yansıtır. “Şecaat arz ederken sirkatin söyleme” meselesi. Aynı tavrın bugün de devam ettiğini görüyoruz.

    Osmanlı Türkçesinin, Kur’an ve siyer derslerinin seçmeli olarak okullarda okutulması tartışmalarında bunu hep gördük. Diyanet İşleri Başkanlığımızla ilgili tartışmalarda, bir önceki hükümette görev alan Aile Bakanımızla ilgili haberlerde bu sakat bakış açısını maalesef tekrar tekrar müşahede ettik. Bazı medya organlarının milletimizin değerlerine karşı takındığı düşmanca tutum üzerinde hep birlikte durup düşünmemiz gerekir. Ben bu sempozyum vesilesiyle medya mensuplarımızın, üniversite öğrencilerimizin ve kıymetli akademisyenlerimizin bu önemli konuyu enine boyuna tartışacaklarına inanıyorum.”

    Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin organizesiyle gerçekleştirilen ve 2 gün süren Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı (1915-2015) Sempozyumu’na Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, ilim adamları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Sempozyumda Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, tüm peygamberlerin ortak sloganının Allah’a ortak koşmamak ve Allah’a kul olmak olduğunu anımsatarak, “Allah’a kul olmayan nefsine ya da kendisi gibi bir faniye kul olur. Türkiye’de bir zamanlar netice itibariyle eğer Allah ile savaş yapmazsanız, dini inkar etmezseniz aydın olmazsınız, modern olamazsınız anlayışının hakim olduğu bir dönem başladı ve yaşandı. Maalesef birçok badirelerden geçtik. Şimdi bu cephe yazarını, gazetecisini, fikir adamını yetiştirdi. Biz de varız diyerek bugün buradayız. Bu sempozyumda da milli ve yerli kalemlerimizi dinleyeceğiz ”dedi.

    Sempozyumun ilk oturumunu Ak Parti Ankara Milletvekili Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Vedat Bilgin yönetti. Bayburt Üniversitesi’nin akademik faaliyetleri yanında Türk düşüncesine katkı yapacak etkinliklerinin yeni olmadığını üniversitenin de bu tür etkinlikler demek olduğunu ifade eden Bilgin, bundan dolayı Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun’u ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nu tebrik etti. Medyadaki din karşıtlığının eski bir hikâye olduğunu anımsatan Bilgin, sempozyumun bunların anlaşılması adına önem taşıdığını kaydetti.

    Sempozyumun ilk oturumunda TYB Vakfı Genel Başkanı D. Mehmet Doğan, Son Yüzyıl Türk Medyasında Din Karşıtlığı konusu üzerine konuştu. Gazeteci-Yazar Yusuf Kaplan, Meşruiyetten Cumhuriyete Basında Din Karşıtlığını anlattı. Ak Parti Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay’ın müstemleke aydınının İslam karşıtlığını anlattığı ilk oturuma Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Kemal Sandıkçı da katkıları ve tenkitleriyle destekte de bulundu.

    İkinci ve üçüncü oturumlar İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüfütoğlu tarafından yönetildi. Bu oturumlarda Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi, Türkiye’de Laik Ulus-Devlet İnşaasında Gazetenin Rolü; Yazar İsmail Hacıfettahoğlu, 1915-1926 Yılları Matbuatında İslam Karşıtlarından Bazı Örnekler; Gazeteci-Yazar Talat Uzunyaylalı, Türkiye’de Basının Din-Siyaset İlişkisine Bakışı: Tanzimattan Günümüze; 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün, Din Düşmanlığının Tarihi ve İdeolojik Arka Planı; Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Bedri Gencer, Dinin İdeolojileştirilmesinde Basının Rolü; Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ise Son Yüzyıl Türkiye’de Medyanın Din Karşıtlığı Üzerine Düşünceler konularındaki bildirilerini katılımcılarla paylaştı.

  • AK Parti’nin Zaferi Kosova Medyasında

    Türkiye’de resmi olmayan genel seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Kosova medyası, AK Parti’nin zaferine geniş yer verdi.

    Türkiye’de yapılan seçimleri yakından takip eden Kosova medyası, AK Parti’nin tek başına hükümet kuracağını flaş haber olarak aktardı. Kosova kamu televizyonu RTK, akşam ve gece haber bültenlerinde, yüksek katılım ile gerçekleşen genel seçimlerinde AK Parti’nin mutlak çoğunluğu kazandığını, 7 Haziran seçimlerine kıyasla, AK Parti’nin yaklaşık yüzde 9 oranında oylarını artırarak, 1 Kasım seçimlerinde büyük bir başarı elde ettiğini duyurdu.

    Kosova’da özel televizyonlar da, Türkiye’de yapılan parlamento seçimlerinin gayri resmi sonuçlarını açıklayarak, AK Parti’nin tek başına hükümeti kurmasını sağlayacak oylara sahip olduğunu haber verdi.

    “Koha Ditore”, “Zeri”, “Gzaeta Express” gibi Kosova’nın en çok okunan gazetelerinin portalları da, AK Parti’nin oyların çoğunluğunu alarak tek başına iktidar olmayı başardığını ve muhalefet partilerinin hepsinin oy kaybı yaşadığını belirtti.

    “Koha” portalı, Prizren ile Mamuşa belediyelerinde yaşayan Türklerin, meydanlarda toplanarak, AK Parti’nin seçim zaferini sevinç gösterileriyle kutladığını yazdı.