Etiket: Medyası

  • Samsun medyası iftarda buluştu

    Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Samsun İl Müdürü tarafından gazetecilere iftar verildi.

    Sevgi Kafe’de düzenlenen iftar programında konuşma yapan Basın Yayın ve Enformasyon İl Müdürü Mücahit Taşkın, “Bizler sizleri temsil etmek için buradayız ve sizleri temsil eden bir kuruluşuz. Gelişen teknolojiyle birlikte kendini her geçen gün yenileyen bir camiayız. Artık yazılı bir basından yazılı bir medyadan dijital bir medyanın yoğunlaştığı bir dönemi yaşamaktayız. Bizler basının özellikle yerel basınımızın güçlenmesi ve desteklenmesi açısından sizlerle bir arada olmak ve sizlere de bizlere bu konuda katkı sunmak açısından önemli bir ortamda birlikteyiz. Sizler olduğunuz için aslında bizler de varız ve buradayız” dedi.

    ‘Sarı Basın Kartı’nın öneminden bahseden Taşkın, “Özellikle belediyelere ait olan toplu taşıma araçlarının ücretsiz kullanılması konusunda, verilen bir hak ve bunun yanında müzelere giriş konusunda ve Basın Trafik Kartı ile geçiş üstünlüğünü sağlama konusunda, yine nüfus cüzdanımızın kaybolması halinde, nüfus cüzdanı yerine geçen Sarı Basın Kartımızı kullanabilmekteyiz. Sizden sonra gelecek olan yeni bir nesil var. Aslında onlar belki yarın sizlerin yerini alacaklar. İletişim lisesi ve iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik projelerimiz devam ediyor ve bunları da hayata geçireceğiz. Aslında onların eğitimlerini okullarında alırken, pratikte de sizlerin desteğine ihtiyacı var. Sizlerin öncülüğünde bu genç kardeşlerimizi sahalarda teşvik edici çalışmalarda yer edinmenizi bekliyoruz. Böyle manevi yoğunluğu yüksek olan bir günde sizlerle birlikte olmak bizi mutlu ve oldukça memnun etti” diye konuştu.

    İftar programına Samsun’da görev yapan yerel ve ulusal medya temsilcileri ile muhabirler katıldı.

  • Rus medyası metrodaki saldırının zanlısının fotoğrafını yayınladı

    Rus televizyonu REN, metrodaki terör saldırısını gerçekleştirdiği iddia edilen kişinin fotoğrafını paylaştı. Terör zanlısının metroda bomba yüklü sırt çantasını bırakıp kaçtığı iddia edildi.

  • Alman medyası da raydan çıktı

    Türkiye ile Almanya arasında yaşanan karşılıklı söz düellosu devam ederken, yapılan açıklamalar Alman medyasında manşetlerle yer almaya devam ediyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nazi benzetmesi ardından Alman siyasiler gibi Alman medyası da savunma refleksi ile manşetlerine taşıdıkları haberlerinde tek taraflı başlıklarla kamuoyunu yönlendirmeye devam ediyor.

    Frankfurter Allgemeine gazetesi manşetinde 20. yüzyılın başında Türk Alman dostluğunu konu alan haberde başlık olarak “İyi zamanlar Kötü zamanlar” söylemini kullandı. Sultan Reşat, Bulgar Kralı Ferdinant, Alman Kralı Wiyhelm ve Avusturya Kralı Frans Josef’ın resimlerini yayınlayarak resim altı haberde “Devletlerin çıkarları var, dostlukları yoktur”, “Bulgarlarla Türkler ittifak ettiler sonra birleriyle savaştılar”, “Avusturya ile Almanya da ayrıldılar” ifadesine yer verdi.

    İkinci haberde Merkel’in ağzında “Erdoğan’ın Nazi yakıştırması yersiz ve absürt” başlığını verdi. Haberin devamında Merkel’in, “Nazi yakıştırmasını kabul etmiyoruz. Fakat Türk siyasetçilerin Almanya’da sahne almalarına karşı değiliz” açıklamasına yer verildi.

    Süddeutsche Zeitung gazetesi de manşetine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tokat’ta katıldığı etkinlikteki fotoğrafını kullandı. Haberin birinci sayfanın manşetine “Erdoğan’ın Nazi benzetmesi yersiz” başlığını kullandı. Gazete Türkiye ile Almanya arasındaki yaşanan gerginliğe üç sayfa yer ayırdı. Almanya’da Türkiye’nin etkisini yansıtan “Ankara’nın uzun gölgesi” başlıklı haberde, camiler hedef gösterildi.

    Bild gazetesi ise gergin ilişkilerle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günlerdir Almanya’ya karşı ağır söylemlerinin olduğunu kaydederek, “Merkel ne zaman gerekli cevabı verecek” başlığını kullandı. Gazete, Cem Özdemir’in “Biz Alman politikacılar da Türkiye’de seçim kampanyası yapalım” sözlerini kullandı.

    Mannheimer Morgen’da yer alan yorumda Merkel’in Erdoğan ile karşılıklı hakaret yarışına girmemekle doğru yaptığı ifade edildi. “Başbakan Angela Merkel, Federal Hükümet adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkışlarına açık bir dille ama hakaret etmeden tepki gösterdi” denildi.

  • Türkiye’nin yerli sosyal medyası Viatori hızla yayılıyor

    Yepyeni özellikleri ile sosyal medyada trend uygulamalar arasına giren Viatori, yerli sosyal medya uygulaması olarak dikkat çekiyor. AppStore ve Google Play’den ücretsiz olarak indirilebilen Viatori, 3 ay gibi kısa bir sürede 235 binden fazla indirme elde ederek kendi klasmanında en iyi çıkışı yakalan, kapsamlı ve iddialı “yerli” bir sosyal medya uygulaması olarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

    Popüler sosyal medya uygulamalarını tek hesapta toplayan program, anlaşmalı mekanlarda sipariş ve ödeme imkanı da sunuyor. Kullanıcısına her içerik paylaşımında paylaştıkça para puan kazandıran Viatori, İzmirli genç girişimcilerin öncülüğünde kuruldu.

    İlk yayın hayatına 17 Mart 2016’da geçen “Viatori”, 8 Kasım’dan itibaren ise Türk halkıyla buluşmaya başladı. Yayın hayatına geçtikten kısa bir zaman sonra üç ayın sonunda 235 bin indirme yapılarak 500 binin üzerinde bir paylaşım oldu..Viatori’nin 2017 sonuna kadar bunu 6 milyona çıkarması hedefleniyor.

    Masadan sipariş verme, garson çağırma, hesap isteme ve mobil ödeme, gibi birçok özelliği sunan Viatori , kullanıcı dostu ve çok işlevli yüzde 100 yerli bir Sosyal medya uygulaması olarak Türkiye’de çok kısa zamanda hızla kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin en büyük etli ekmek restoran zincirleri, döner markaları, kahve dükkânları ile çok yakında pilot uygulamaya başlanacak ve 2017 yılı içinde bine yakın mekânda Viatori’den günlük 30 binden fazla sipariş verileceği hedefleniyor.

    Latince gezgin anlamına gelen ilk yerli sosyal medya uygulaması “Viatori”, 2017 yılında Türkiye’nin dışında başta Amerika olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde tanıtılması planlanıyor..

  • İHA ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Yaşar: “Terör konusunda Türk medyası çok fazla ilerleme kaydedemedi”

    İhlas Haber Ajansı (İHA) ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye’de yaşanan terör saldırılarını Türk basınının ekrana taşıması ile terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürüldüğünü belirterek, terör ve terör saldırıları konusunda Türk medyasının ilerleme kaydedemediğini söyledi.

    Keçiören Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) işbirliği ile düzenlenen “Medya ve Terör Sempozyumu”na Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, gazeteci Fadime Özkan, Ercan Gürses, Fatih Atik ve Melik Yiğitel katıldı. Sempozyumda konuşan Batuhan Yaşar, “Hala Türkiye’de betonu delmek fikrinden hiç vazgeçmeyen ve yabancı basının da çok net bir şekilde desteklediği bir güruhla Türkiye’nin karşı karşıya olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Özellikle sosyal medyada yapılan terör propagandasına dikkat çeken İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, ”Hakikaten bakıldığı zaman yıllarca sahada beraber çalıştığımız sevgili Saadet Oruç ve Fadime Özkan’ın burada olması, Ercan Gürses ve Fatih Atik ile de zaten aynı çatı altında beraberdik, buraya bu işi bilen insanların davet edilmiş olması önemli. Bu konu çok önemli. Çünkü bakıldığı zaman terörle mücadele Türkiye’de dün başlamadı, terör mücadelesi yeni başlamadı. Aslında birçok eleştiri yapılabilir ama 40 yıldır terörle mücadele eden bir ülke var. Buna karşı bir bilinç, sofistike bir davranış biçimi oluştu mu, maalesef hala kara düzen. Türkiye aynı anda PKK terörüyle, FETÖ terörüyle, DHKP-C ile savaşırken, hem Suriye’de hem Kuzey Irak’ta terör örgütüne yurt dışı operasyonlarını devam ettirirken, 7 Haziran sonrasında hükümetin 5 ay kurulamaması üzerine PKK’nın nasıl ayaklandığını, neler yaptığını, ülkeyi bir iç savaşa sürüklemek için nasıl adım attığını, bunun alt yapısını nasıl kurduğunu hepimiz çok net bir şekilde biliyoruz. Ama buna karşılık olarak biz ne yaptık? Biz aslında basın olarak çok fazla bunların önlenmesi noktasında ket vuramadık, aksine bunun önünün açılması noktasında terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürüldü ve sürülmeye de devam ediyor. En son Beşiktaş saldırısına kadar hala şu hava hakim; tabi medya derken bir yazılı basın var, bir görsel basın ve şimdi en son sosyal medya var. Aslında işin belki de bir anda büyüyen, aynı DEAŞ’ın Irak’ın 3’te birini 3 günde ele geçirmesi gibi sosyal medya dediğimiz zaman göz ardı edemeyeceğimiz bir şey ama orada özgürlük adı altında yapılan terör faaliyetleri, terörle medyanın birbirinden etkileşimi ve bir kartopu gibi aşağıya doğru yuvarlanıp büyüme şekli. Bakıldığı zaman 17-25 Aralık sonrasında FETÖ ve PKK terör örgütlerinin çok aktif bir şekilde sosyal medyayı kullandığını görüyoruz. Sadece Taraf gazetesi veya Özgür Gündem gazetesi değil, büyük medya kuruluşlarına sızan, oraların sosyal medyasını ele geçiren, ‘yanlışlık oldu, ya aman böyle mi olmuş?’ gibi algı yönetimini aslında hiçbirimizin yapamadığı kadar profesyonelce gerçekleştiren bir terör örgütü elemanlarının aslında neler yaptığını sosyal medyada veya medyada görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Yaşananları geride bıraktık demek için erken”

    Türkiye’nin çok zor günler atlattığını ve atlatmaya da devam ettiğini belirten Batuhan Yaşar, “Bu olay sadece dün başlamadı, 84’ten bu yana 30-40 yıla varan bir PKK mücadelesi var. Son dönemde 2013’ten bu yana Gezi ile başlayan olaylar ki, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bazı röportajlarında dile getirdiği gibi ‘kanlı’ veya ‘iç savaş söylemi’ çağrısı kulaklarımıza geliyor, bunlar çok önemli. İç savaşa yönelik Türkiye’de 5 yıldır bir alt zemin hazırlama olayının olduğunun da altını çizmemiz gerekiyor. Burada medya bu terör olaylarına karşı nasıl davranacak veya medya ne yapacak önemli ama bir taraftan da karşıda bu ülkeyi tekrar 90’lı yıllara, 70’li yılların o karanlığına döndürmek isteyen bir yapı mevcut. Gezi olayları sonrasında BBC veya CNN İnternational, İstanbul’a niye savaş muhabirini göndersin, burada sormamız gereken olay o. Ben 4 sene Londra’da yaşadım, mesela IRA konusunda bütün İngiliz medyası o kadar dik durdu ki, IRA’nın hareket kabiliyetini o kadar kısıtladı ki, IRA silahını kullanamaz hale geldi. Bu, İngiliz medyasının IRA’nın hareket alanını daraltmasıyla oldu. Biz de ise 40 yıldır PKK terörüne karşı PKK’nın istediği haberleri yapmaya hala devam ediyoruz. 17-25 Aralık’tan sonra, FETÖ olaylarından sonra öyle hamleler yapıldı ki, para sayma makineleri oraya getirildi, FETÖ bunu zaten çok iyi kullanıyor, Emenike’nin o para sayma görüntüleri bile hala ortaya çıkmadı ve öyle bir şey oluşturdular ki, FETÖ olaylarıyla birlikte yaşananları mahkemelerin yerine gazete ve televizyonlara devrettiler. Kendi elemanlarıyla kontrol altına aldıkları merkez medyada, örneğin x şahsını bir gün içerisinde yargılayıp, kendi gazetelerinde resimlerini basıyorlardı ve televizyon kanalları gün içerisinde yargılamaya başlıyordu. Mahkemeler daha devreye girmeden, ortada hiçbir somut delil olmadan x şahıs 30 yıl hapis cezasına çarptırılıyordu ve mahkeme bir günde bitiyordu. Sonuç olarak bunları yaşadık ama bütün bunları geride bıraktık demek için erken. Hala Türkiye’de betonu delmek fikrinden hiç vazgeçmeyen ve yabancı basının da çok net bir şekilde desteklediği bir güruhla Türkiye’nin karşı karşıya olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Şu televizyon verdi, biz de girelim yanlışı”

    Terör faaliyetlerinin medyada yer alması konusunu ’’terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek’’ olarak değerlendiren Yaşar, “Özellikle Trump’ın da son dönemde ilan ettiği, bizim de dilimizden düşmeyen CNN, BBC ve birçok basın kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik yaptıkları haberlerin altını çizmek gerekiyor. Bunlar aslında haber değil bir algı operasyonu, geriye doğru giderseniz neyin ne olduğunu çok net bir şekilde görürsünüz. Bir taraftan da terör örgütünün faaliyetleri, canlı bomba gibi durumlar yaşandığında ‘şu televizyon verdi, bizde girelim’ gibi mutfakta işlerin bu şekilde yürüdüğünü de bilmelisiniz. İstanbul’da HSBC Genel Müdürlük binası bombalanmıştı, Londra’da ise çift katlı bir otobüs bombalanmıştı. Bizdeki görüntü nasıldı, Londra’daki görüntü nasıldı? Otobüsün bombayla hiç etkileşmemiş tarafı görüntülenirken, bizde bombalanmış binanın tamamı kullanıldı. Her olaydan sonra RTÜK Başkanının bizleri aramasına gerek yoktu. Patlama anında yanan görüntüleri, ölen polislerin görüntülerini yayınladık arkadaşlar. İşte terör örgütlerinin istedikleri şey tam da buydu. Bizler de onların ekmeğine yağ sürmeye devam ettik. Ben özellikle terör ve terör saldırıları konusunda Türk medyasının çok fazla ilerleme kaydedemediğini söylemek istiyorum” diye konuştu.