Etiket: Medyanın

  • Sosyal medyanın seferberliğiyle Ayşe Teyze bulundu

    Ayağı burkulduğu için Ayder Yaylası’nda bir çiftin aracına otostop çeken 60 yaşlarındaki Ayşe Kurucu, fotoğraf makinesini araçta unuttu. Makinenin içindeki fotoğraflara bakan çift, arabalarına aldıkları kadının tek başına dünya turunda çekildiği fotoğrafları görünce fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Çift, uzun uğraşların sonucunda Ayşe Teyzeyi buldu ve İstanbul’dan İzmir’e gelerek fotoğraf makinesini teslim etti.

    Fotoğraf makinesini otostop çektiği araçta unutan Ayşe Kurucu ile onu araçlarına alan Tülin Tezel Öztemel ve Emre Öztemel’in hikayesi gülümsetti. Karadeniz üzerinden Gürcistan’a geçen Öztemel çifti, Ayder Yaylası civarında ayağını burktuğu için otostop çeken Ayşe Teyzeyi araçlarına aldı. Bir tur otobüsünün durağında inen Ayşe Teyze fotoğraf makinesini arabada unutunca, üçlü arasında ilginç bir hikaye yaşandı. Araçlarına aldıkları kadına ulaşmak için fotoğraf makinesindeki fotoğrafları sosyal medyaya yüklemeyi düşünen çift, makineyi açtıklarında şaşkınlıklarını gizleyemedi. 60’lı yaşlarında olan Ayşe Teyzenin tek başına dünyayı gezerken çektiği fotoğrafları gören çift, bu fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. İnternet kullanıcıları da Hindistan, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde fotoğraf çekilen Ayşe Teyzenin bulunması için adeta seferber oldu. Uzun uğraşların sonucunda Ayşe Teyzenin İzmir’de yaşadığını öğrenen Öztemel çifti, İstanbul’dan İzmir’e fotoğraf makinesini teslim etmeye gitti. Üçlü arasında eğlenceli diyaloglar yaşanırken, Ayşe Teyze kendisini bulan çiftle hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedi.

    “Bu fotoğraflar 10 yıllık birikimim”

    Ayşe Teyzeyi, onu tanıyan bir sosyal medya kullanıcısı aracılığı ile bulan Öztemel çifti, soluğu İzmir’de aldı. Tek başına katıldığı turlarla 10 yıldır yurt içinde ve yurt dışında pek çok yer gezen Ayşe Kurucu, makinesine kavuşmanın sevincini yaşarken, “Fotoğraf makinem kaybolunca çok üzülmüştüm. Makine yine alınır ama içindeki fotoğraflar önemliydi. Fotoğrafları hiçbir yere aktarmamıştım. 10 yıllık birikimim. O yerlere bir daha gitme imkanım olmaz. Bana dünyayı bağışladınız sanki” dedi.

    “Ev kadını gezmeyi sevemez mi?”

    Öte yandan, birçok internet kullanıcısı Ayşe Teyzeyi bulmak için uğraşırken, bazıları da bu paylaşımın viral reklam amaçlı olduğunu iddia etmişti. Tülin Temel Öztemel bunun üzerine sosyal medya hesabında şu yazıyı paylaşmıştı:

    “Başımıza böyle ilginç bir durum geldi. Tatlı bir teyze aracımıza bindi, onun hayır duasını aldık ve o da bize makinesini bıraktı. Çok insani bir durum bir kişinin eşyasını unutması aslında ama içinden böyle fotoğraflar çıkınca olayın seyri değişiyor tabii ki. Fakat bu durum şunu görmemi sağladı; insanlar iyi niyetini çoktan kaybetmiş. Her şey yalan, dolan diye düşünülüyor. Anlıyorum, sosyal medya burası ama orta yaşın üzerinde bir teyzenin seyahat etmeyi sevmesi neden bizi bu kadar şaşırtıyor ki? Neden zihnimiz hemen onun gerçek olmadığını, bunun bir düzen olduğunu düşünüyor ki? Bu yaşlarda bir ev kadını gezmeyi sevemez mi? Neden bu şaşkınlığımız? Bence asıl bu soruyu kendimize sormamız lazım. Bir insanı mutlu etmek güzel bir şey. Her gün bomba haberleri, ölüm haberleri aldığımız bu zamanda insanların mutlu anlarını fotoğraflayıp, ölümsüzleştirmeye çalışmaları en değerlisidir. O mutlu anların kaybolması da içimizi acıtır. Yalan yok. Biz de eşim Emre ile tanıştığımız ve birkaç dakika geçirdiğimiz, anılarını kaydettiği makinesini aracımızda unutan teyzeye ulaşmaya çalıştık. Bu sürede iyi niyetli insanlardan Allah razı olsun çok yardımcı oldular bize. Ancak diğer taraftan ne kadar da kötü niyetli insanlar var aramızda. Bu kadar halis niyetli bir amacı bile kötüye yorup hareket edenler. Biz Ayşe Teyzeye ulaştık çok şükür. Makinesini de kendisine ulaştıracağız inşallah. İyilik yapıp ona ulaşmamızı sağlayanlar her gün bomba ve ölüm haberlerinden sıyrılıp güzel şeyler görmenin ve bir iyiliğe yardım etmenin mutluluğunu yaşayacaklar. Onlara bir anı olacak, bize olduğu gibi. Ama kötülüğünden sıyrılamayanlar; bir mutluluk ışığını bile kendinize çok gördüğünüz bu dünya da o kötülüğünüz ile kalacaksınız. Sizin için üzülmekten başka bir şey gelmez elimizden.”

  • SocialBrands sosyal medyanın Aralık liderlerini açıkladı

    Türkiye Sosyal Medya Marka Endeksi SocialBrands, Aralık ayında sosyal medyayı en iyi kullanan markaları açıkladı. Markalara ait 17 binden fazla sosyal medya hesabının analitik hesaplamalar ve akıllı iç görü yöntemleriyle incelendiği sıralamaya göre bu ay zirve Koç Holding’in oldu.

    1 Kasım-30 Kasım verileri kullanılarak hazırlanan SocialBrands Aralık sıralamasında sosyal medyayı en etkin ve başarılı şekilde kullanan üç marka sırasıyla Koç Holding, Zen Pırlanta ve English Home oldu.

    Instagram her geçen gün önem kazanıyor

    Markalara ait Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarının aylık hayran sayısı artışı, ileti başarısı ve kullanıcı etkileşimi de dahil olmak üzere 38 farklı kriter göz önünde bulundurularak hazırlanan sıralamada Koç Holding en yüksek performansı gösteren marka oldu.

    Aralık sıralamasında ikinci sırada ise Zen Pırlanta yer aldı. Geçtiğimiz aylarda da başarılı performans gösteren Zen Pırlanta, istikrarlı ve başarılı sosyal medya yönetimini sürdürürken, markalar arasında Instragram kullanımının her ay daha fazla popülerleşmesi dikkat çekti.

    Geçtiğimiz ayki performans puanını arttırarak bu ay üçüncü sıraya yükselen English Home da özellikle Instagram iletişimindeki etkileşim artışı ile ön plana çıktı.

    İlk 10’da yer alan tek finans kurumu olan Ziraat Bankası ise hayran sayısı artışı ile öne çıkan Facebook iletişimi sonucunda Top 100 listesinde dördüncü sırada, bankacılık sektöründe ise lider olarak konumlandı.

    İlk 10’da otomotiv firmaları dikkat çekiyor

    Sosyal medya endeksi SocialBrands’e göre Aralık ayında ilk 10’a giren diğer markalar ise sırasıyla Mercedes-Benz Türkiye, Audi Türkiye, Madame Coco, LC Waikiki, Ford Türkiye ve BMW Türkiye oldu. İlk 10 içerisinde otomotiv firmalarının öne çıkması, otomotiv sektörünün sosyal medyaya verdiği önemi de gözler önüne serdi.

    Nasıl ölçülüyor?

    Eş zamanlı web ve sosyal medya takip, yönetim, analiz ve iç görü platformu BoomSonar‘ın gelişmiş teknolojisi ve BoomSocial‘ın verilerini kullanarak çalışan SocialBrands algoritması, markalara ait 17 binden fazla sosyal medya hesabının, farklı sosyal ağlar üzerindeki aktivitelerini big data prensiplerine bağlı kalarak analiz ediyor. Sayfaların toplam etkileşim sayısı, etkileşim sayısının iletilere göre dağılımı, etkileşim sayısının hayran sayısına oranı, beğeni, yorum, paylaşım, retweet oranları, sayfanın ay boyunca paylaştığı ileti sayısı, farklı ileti türlerinin kullanım oranları, iletilerde hashtag ve mention kullanımı, hayran sayısı, aylık artışı, artış istikrarı, sayfa bilgileri gibi birçok veri, markaları rasyonel ve objektif bir şekilde analiz eden algoritmanın temelini oluşturuyor.

    Türkiye’de faaliyet gösteren tüm markaların sosyal medya performansları, ücretsiz olarak sunulan https://www.boomsocial.com/Social-Brands adresinden incelenebiliyor.

  • (Özel Haber) Sosyal medyanın fenomeni ‘Kürekte Kebap’ Kayseri’den çıktı

    Sosyal medyanın fenomen yemeği ‘Kürekte Kebap’ Kayseri’den çıktı.

    Sosyal medyada ‘kocişlerin sunum çılgınlığı’ ile başlayan furyaya şimdi de kafelerdeki sunumlar eklendi. Sosyal medya aracılığı ile yaygınlaşan sunumlardan en çok ilgi göreni de Kayseri’de Sinemasal adında bir kafenin yaptığı ‘Kürekte Kebap’ sunumu oldu.

    İlham kaynağı, ‘Mezarımı Derin Kaz’ filmi

    Sinema konseptli kafenin, 1944 yapımlı ve Danny Boyle tarafından yönetilmiş İngiliz filmi ‘Mezarımı Derin Kaz’a gönderme yaptığı ‘Kürekte Kebap’ sunumu, sosyal medyada pek anlaşılmamış olsa da, yemeğe olan ilgiyi artırdı. Mekan sahibi Abdullah Yörük, bahçıvan küreği içinde servis edilen yemeğin fenomen olma sürecini şöyle anlattı:

    “Kafemiz tamamen popüler sinema konseptli. Bundan dolayı dekorasyonumuz, yemeklerimiz, sunumumuz, menümüz de sinema konsepti üzerine. Menü danışmanları ile birlikte hazırladık bu sunumlarımızı da. ‘Kürekte Kebap’ da fenomen oldu. Bu çok konuşulan yemeğimizin ismi ‘Mezarımı Derin Kaz’ adlı bir filmden geliyor. Bir de satırda ‘Teksas Kasap Köfte’miz var. Onu da bildiğiniz satır üzerinde sunuyoruz. Bu iki yemek çok giden ürünlerimizden. Bir buçuk yıldır menüde var ama 2 haftadır, özellikle ‘Kürekte Kebap’ internet fenomeni haline geldi.”

    Müşterilerin ‘Kürekte Kebap’ sunumunu ilk gördüklerinde şaşırdıklarını dile getiren Abdullah Yörük, “O çok bahsedilen ‘Kürekte Kebap’ fikri bizlerden çıktı ama fenomen haline getiren genç arkadaşlar oldu. Kendilerini tanımasam da, yemeğimizi popülerleştiren arkadaşlara teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

  • Sosyal medyanın faydaları ve zararları

    Sosyal medya; bilgisayar veya akıllı telefon kullanan kişilerin, internet üzerinden oluşturabilecekleri her türlü yazılı, sesli ve görüntülü iletişimi ve paylaşımı sağlayan internet siteleri olduğunu belirten Psikiyatrist Yrd.Doç.Dr. Rıdvan Üney, “Dünyada her 5 kişiden 2’si internet kullanırken, ülkemizde her iki kişiden birisi internet kullanmaktadır. Ülkemizde her 5 internet kullanıcısının dördü, sosyal medyaya girebilmek için internet kullanıyor. Gene dünyada her 3 kişiden birinin sosyal medya hesabi varken, ülkemizde her iki kişiden birinin sosyal medya hesabı bulunmaktadır” dedi.

    Üney, “İlk olarak, 2006 yılında Facebook’la birlikte sosyal ağ gündemimizde girdi. En sık kullanılan sosyal ağlar; Facebook, Twitter, İnstagram, WhatsApp, Snapchat, Badoo, Foursquare, Youtube, Swarm, Periscope, Vine ve bunlara benzer sitelerdir. Bu sitelerin en önemli özelliği, akıllı telefon ve internetin olduğu her yerde ulaşılabilir olmasıdır. Bugün çocukların ve gençlerin neredeyse tamamı, sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır. Çoğu zaman bu durumun zararları üzerinde konuşulmaktadır. Ancak şu bir gerçektir ki; artık sosyal medyayı reddetmek olası gözükmemektedir. Bu durum, iletişimin yeni bir şekli olarak karşımızdadır. Bunu tehlikesiz bir hale getirmek gerekir. Ancak, tehlikeli yönleri fark edersek ve de çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Çocukların ve gençleri sosyal medyada bekleyen tehlikeler;

    Psikiyatrist Yrd.Doç.Dr. Rıdvan Üney, çocukların ve gençlerin sosyal medyada bekleyen tehlikeleri şöyle sıraladı:

    “1. Kimlik oluşumuna olumsuz etkisi: Çocukların ve gençlerin kimlik gelişim dönemlerinde, kendilerinden memnun olmadıkları birçok özellikleri vardır. Bunları değiştirmekle mücadele etmeleri gereken dönemde; sosyal medyada oluşturdukları sahte hesaplarla (fake account), kendilerini kolayca bambaşka birisi olarak tanıtabilirler. Bu da gelişmekte ve olgunlaşmakta olan kimlik süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilir.

    2. Mahremiyet duygusunun gelişmesini engelleme: Ergenlikle birlikte, mahremiyet duygusu gelişir. Yani gencin kendine ait sırları oluşur. Ancak özel ilişkiler dâhil, her türlü mahrem konuşmalar sosyal medya aracılığı ile yapılmaktadır. Bu da gençlerin mahremiyet duygularının oluşumunu engellemektedir.

    3. Kandırılma, suistimal: Gençler ergenlik dönemlerinde, artık bir yetişkin gibi kabul görmek isterler. Onaylanmayan gençlerin; sosyal medyada uygun olmayan ilişkilerin içinde, suiistimal edilmeleri sık görülen bir durum haline gelmiştir. Kandırılabilirler.

    4. Yasal sorunlar: Sosyal medya olumsuz ve kötü niyetliler için de kullanılan bir alan olmuştur. Ekonomik alanda sömürülme, yasa dışı davranışa zorlanma gibi durumlar, hukuki sorunlara neden olmaktadır.

    5. Popüler olma isteği: Gençler arasında popüler olma isteği oldukça yoğundur. Bunu isteyen genç, yalana bulaşabilir. Kendisiyle örtüşmeyen davranışlar sergileyebilir.

    6. Paylaşılan fotoğraflar: Gençler bazen beğenilmek veya farklı olmak için çevreden farklı giyimleri deneyebilir. Sosyal medyada bunun karşılığı olarak; açık, çıplak ya da bedenini sergileyen fotoğraflar paylaşabilir. Bu durumun sakıncalarını görmek sanırım çok zor değildir.

    7. Toplumdan uzaklaştırır, yalnızlaştırır: Sosyal medya; her ne kadar ismi sosyal olsa da, gençleri yalnızlaştırır. Dışarıda arkadaşlarıyla geçireceği zamanı kısıtlar. Ailesinden uzaklaştırır. Bu da onun toplumdan uzaklaşmasına neden olabilir.

    8. Kilo alımı, hareketsizlik: Sosyal medya başında geçirilen zamanın fazlalığı, kişiyi hareketsiz kılar. Bunun sonucu kilo alımı, sağlıksız bir yaşantı için zemin oluşturur.

    9. Konuşamayan ama yazan gençlik: Sosyal medya kullanımı birçok gençte, sohbet etme yerine yazışmayı tercih etmelerine neden olmaktadır. Hatta aynı kafede saatlerce oturup, birbirinin yüzüne bakmadan, akıllı telefonunda yazışarak zaman geçiren gençleri sık sık görür olduk. Bu da ilişkileri zedeler.

    10. Gelişmelerden ve hayattan geri kalma: Sık sosyal medyayı kullanan gençler takip ettiği arkadaşlarının iyi zaman geçirdiğine ve eğlendiğine dair paylaşımlarını görür. Bir nedenle kendisinin bunları yapamıyor olması, onda eksiklik duyguları geliştirir. Zaten kendisine güveni tam olmayan gençler, bu durumda dışlanmışlık ve yetersizlik duygularını yoğun hissedebilir.”

    “Günümüzün gerçeği olan sosyal medya, bazen gençlerin hayatını da kolaylaştırmaktadır”

    Üney, sosyal medyanın zararlarının yanı sıra faydalarının da olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “1. Dünyada olup biteni görmek: Gençler sosyal medya sayesinde dünyada ve ülkesinde olup biten değişikliklere daha erken fark edebilir.

    2. Kendi gibi beğenileri ve hobileri olan insanlarla karşılaşmak: Büyük şehirlerde, gençlerin ortak zevk ve hobi alanları olan kişilerle karşılaşması ve paylaşımda bulunmaları zaman açısından zorluk yaratabilir. Oysa sosyal medyada paylaşım grupları, bunu kolaylaştırmaktadır. Etkinliklerden daha çabuk haberdar olmaları mümkün olabilir.

    3. Arkadaşlarıyla daha çabuk iletişim kurma: Grup arkadaşlarıyla herhangi bir konuda daha çabuk iletişim kurabilirler.

    4. Dersler ödevler hakkında bilgi sahibi olma: Okul ve sınıf grupları sayesinde okulda kaçırdığı herhangi bir konuda bilgi sahibi olması daha kolaylaşır.

    5. İş olanakları: Bazı sosyal paylaşım siteleri iş olanakları ve seçenekleri sunmaktadır.

    6. Bilgiye kolay ulaşma: Gençler aradıkları bilgilere daha kolay ulaşım aracı olarak, sosyal medyayı kullan maktadırlar.

    7. Kolay ulaşım: Sosyal medya sayesinde gençler, politikacılara, yazar ve sanatçılarla daha kolay iletişim kurabilmektedirler.

    8. Kendini ifade etmek: Birçok sosyal alanlarda kendini yetersiz hisseden genç, sosyal medya sayesinde kendini ifade etme, yeteneklerini sergileme olanağı bulmuştur.”

    Esasen sosyal medya, yarar ve sakıncalar içeren bir alan olduğunu vurgulayan Üney, “Aslında yaşamın her alanı böyledir. Burada dikkat edilmesi gereken konu; gencin sosyal medyada geçirdiği süre ve bunun yaşamına olumlu ve olumsuz etkilerini gözlemlemektir. Nasıl ki gençlerimizi ve çocuklarımızı sokakta, dışarıda evde koruyor ve kolluyorsak, sosyal medyada da bunu yapmalıyız.” şeklinde konuştu.

  • Pınar Ensari: ‘’Medyanın Nefret Söyleminde Daha Dikkatli Olması Gerek’’

    Türkiye’de ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarının ele alındığı panelde konuşan ve ‘’Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’’ projesinin araştırma koordinatörlüğünü yürüten Pınar Ensari, medyanın nefret söylemi noktasında daha dikkatli davranması gerektiğinin altını çizdi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen ve disiplinler arası boyutlarıyla Türkiye’de ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarının masaya yatırıldığı panel gerçekleşti. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği panelde; ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı ilkesel yaklaşımlar, Türkiye’nin spesifik sorunları bağlamında ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları ile eğitim sisteminde önyargılar ve ayrımcılık konu başlıkları ele alındı.

    ‘’AMACIMIZ TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARINA DAHA SAYGILI BİR DİLİN GELİŞMESİNİ SAĞLAMAK’’

    ‘’Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’’ projesinin araştırma koordinatörü Pınar Ensari nefret söylemi konusunda şunları söyledi: ‘’Kendi çalışmamız kapsamında Türkiye’deki dezavantajlı gruplara, özellikle azınlıklara, dini, etnik, ulusal kimliklere, kadınlara LGBTİ’lere yönelik, onları hedef gösteren, onlara karşı önyargıları pekiştiren, kalıp yargılar oluşturan ve nefreti körükleyen ifadeleri tespit etmeye çalışıyoruz. Bu ifadeleri deşifre ettikten sonra özellikle sosyal medya aracılığıyla neden nefret söylemi olduğunu yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Amacımız Türkiye’de insan haklarına daha saygılı bir dilin gelişmesini sağlamak.’’

    Medyanın nefret söylemi noktasında daha dikkatli davranması gerektiğini dile getiren Ensari, ‘’Özellikle editör ve muhabirlerin bu konuda eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kendi yaptığımız çalışma kapsamında birçok editörün, muhabirin, gazete yöneticisinin kullandıkları dil konusunda bilinçli olmadıklarını fark ettim. Gazetelerin kullandıkları dil toplumu polarize etmekte ve bazı grupları şiddete karşı savunmasız hale getirmektedir’’ dedi.

    ‘‘FARKLILIKLARI KABUL ETME KÜÇÜK YAŞTA ÖĞRETİLMEYE BAŞLANMALI’’

    ‘’Kişilerin kendilerine benzemeyen insanlara nasıl davranması gerektiği anne, baba, çocuk ilişkisinde belirginleştirilmeli’’ diyen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Psikoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma, çocukların farklılıkları olduğu gibi kabul etmesi için onlara olumlu pekiştirici mesajlar verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’İlerleyen aşamalarda ise okullarda formal eğitimde, müfredatta bu konulara yer verilmeli. Çocuklara, farklılıkların olabileceği ve bu farklılıkların aslında topluma renk kattığı, aynı zamanda bu farklılıklar sayesinde de yeni görüşlere açık olunması gerektiği gösterilmelidir.’’

    NEFRET SÖYLEMİNDE DUYGU-DÜŞÜNCE AYRIMI

    Düşüncelerin hiçbir zaman suç teşkil etmediğinin herkes tarafından kabul edildiğini ifade eden Harma, ‘’Herkes farklı gruplar hakkında farklı düşüncelere sahip olabilir ama burada kritik olan duygular. Duygular davranışların daha önemli bir öncülüdür. Her zaman düşündüğümüzü yapmayabiliriz ama duyguların daha kolay esiri oluruz. Dolayısıyla duygularla hareket edildiği zaman nefret söyleminin de daha net olduğunu görüyoruz’’ diye konuştu.

    ‘’SOSYAL MEDYA GERÇEK DUYGULARIN DIŞA VURUMU’’

    Nefret söyleminin özellikle sosyal medya mecralarından rahatlıkla yapılıyor olmasını da değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma, ‘’Günlük hayatta birinin yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyleri sosyal medyada çok rahat bir şekilde söyleyebilirsiniz. Çünkü kimliğiniz, kişiliğinizi ortada değildir, anonimdir. Dolayısıyla insanlar bu ortamda sorumluluktan kurtularak gerçek duygularını ifade ediyorlar. Bir başka etken ise sosyal medyada bulaşıklaşma durumudur. Duygular birinden diğerine bulaşır ve bu bulaşma hızla artar. Bunlar başkalarından görerek, öğrenerek yaptığımız davranışlardır, bu da bizim yaptığımız kötü davranışları kolaylaştırır’’ diyerek sözlerini noktaladı.

    ‘’ÖNYARGI GELİŞTİRMEYE EĞİLİMLİYİZ’’

    ’‘Bilişsel kuram önyargı geliştirmeye eğilimli olduğumuzu iddia eder’’ diyen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aylin İlden Koçkar ise şunları söyledi: ‘‘Beynimiz için kategorilere ayırarak düşünmek daha kolay. Ama düşünme biçimi beraberinde önyargıları da getiriyor. Çocuğun evinde, okulda maruz kaldığı öğretiler, kanıta veya bilimsel bilgiye dayalı olmayan biçimde gelirse bu durumda kalan çocukta önyargıların gelişmesine destek olur.’’

    Öncelikle önyargı oluşumunun farkına varmak gerektiğinin altını çizen Koçkar, ‘’Farkına varmadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz. Eğitim değişimi gerektirir ve getirir. Değişim ancak eğitim sayesinde olur. Bu nedenle de bireylerin yargı ve önyargı ile bireysel farklılıkların neler olabileceği konusunda farkına varmasını sağlamak, sonrasında ise bunlara tolerans geliştirebilmesini mümkün kılmak gerekir’’ diye konuştu. Önyargıyı azaltmak için araştırmacı olmak, mutlaklığa saplanmamak, kanıtlar olmadıkça verilen bilgiyi olduğu gibi ezberleyip kabul etmemek gerekli’’ dedi.