Etiket: medya

  • Ak Partili Şentop, Büyükçekmecede Yerel Medya Temsilcileriyle Buluştu

    AK Parti MKYK Üyesi ve AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Mustafa Şentop, Büyükçekmece’de yerel medya temsilcileriyle bir araya geldi. CHP’nin seçim beyannamesini eleştiren Şentop, “CHP beyannamesindeki kesintisiz 8 yıllık eğitim, imam hatiplerin içinin boşaltılması anlamına geliyor“ dedi.

    AK Parti MKYK üyesi ve AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Mustafa Şentop, Büyükçekmece’de yerel medya temsilcileriyle bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Şentop, CHP‘nin seçim beyannamesindeki eğitimle ilgili maddeye dikkat çekerek, “Kılıçdaroğlu diyor ki ’İmam hatipleri kapatmayacağız’. 28 Şubat’ta kimse imam hatip mi kapattı? Hayır. İmam hatip liselerine katsayı düzenlemesi yapıldı. 700 bin öğrenci sayısı 50 bine indi. Önüne engel çıkarıldı. Sistemi değiştirdiğinizde imam hatibi kapatmasanız da öğrenciler gidemiyor imam hatibe. Milletin gözünü boyamaya çalışıyorlar. ’Kapatmayacağız’ diyorlar. 28 Şubat’taki gibi yapacaklar, beyannamelerinde bu var. Önerdikleri sistem 1+8+4. Biz şu anda 4+4+4 sistemini uyguluyoruz. Tercih imkânı sağladık. Dolayısıyla CHP’nin beyannamesindeki kesintisiz 8 yıllık eğitim imam hatiplerin içinin boşaltılması anlamına geliyor” dedi.

    CHP ile gerçekleşen koalisyon görüşmelerini değerlendiren Şentop, “Onların istediği programı olmayan bir koalisyon. Bakanlıkları paylaşalım. Kendilerine uygun hale gelindiğinde de hükümeti bozup seçime gitmekti. Bir macera talebiydi. Biz bu maceraya alet olmadık. Bu seçimlerde biz AK Parti’ye tek başına iktidar yolu açmak için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Ankara’da 102 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısını da değerlendiren Şentop, “HDP yöneticileri eğer terörle ilgili bir açıklama yapıyorsa pürdikkat dinlemek lazım, çünkü terör örgütünün görüşünü açıklıyor olabilir. AK Parti, siyasi ideolojisi, inancı ne olursa olsun terörle mücadeleye kararlılıkla devam ediyor. DAEŞ dahil olmak üzere. 2013 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütü olduğuna dair karar aldı AK Parti hükümeti. HDP’ye göre kötü terör örgütü budur. PKK, PYD ise HDP’ye göre cici terör örgütüdür, sırtlarını dayadıkları için. DAEŞ’in birinci hedefi AK Parti’dir” diye konuştu.

    1 Kasım seçimlerini de değerlendiren Şentop, “1 Kasım’dan sonra çıkan tabloda ne gerekiyorsa yapılır. Koalisyon kurmanın zor olduğunu ifade edeyim. 1 Kasım’da AK Parti’nin tek başına iktidar olacağı bir tablo göreceğiz. Yeniden bir seçim ihtimali sıfıra yakın” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Aziz Yıldırım medyaya yüklendi

    Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Gaziantep Havalimanı’nda yaşanan olayı değerlendirerek medyaya yüklendi.

     

    Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin deplasmanda Gaziantepspor’u 5-0 mağlup ettiği maçın ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Medyanın eski saygınlığını yitirdiğini iddia eden Yıldırım, havalimanındaki olayın çarpıtıldığını dile getirdi. Yıldırım konuşmasında, ”Biliyorsunuz cezam bitti ve ilk defa maça geldim. Mutlu oldum 5-0 yendiğimize ama ilk devre kötü oynadık. İkinci devre çocuklar toparladılar. Maç bitti. Ben dünkü olayla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Türk sporunun ileri gitmesi için bütün paydaşların aynı anda, aynı zamanda, aynı düşüncede olması lazım.

    Eğer ben doğru bir şey söylüyorsam o zaman siz değerli basın, artık değerli basın diyorum sizlere. Sizlerin de doğrunun yanında hareket etmeniz lazım. Dün biz geldik, birkaç tane genç Fenerbahçeli çocuk bağırıyorlar. Ne diye bağırıyorlar ‘Yönetim İstifa’. Yanlarından geçiyorum beni görmüyorlar zaten ama bağırıyorlar. Sordum, dedim neden bağırıyorsunuz. Başkanım dedi, maç bileti 200 lira, biz alamıyoruz onun için bağırıyoruz. Dedim bize bağıracağınıza, yönetime bağıracağınıza gidin Antep’e bağırın. Onlar yaptı 200 lira biz yapmadık dedim. Onun üzerine bir tanesi daha yanıma geldi, başkanım ne olur Sefa abiyi affet dedi. Hayır, affetmeyeceğim dedim. Bunu bilin dedim” ifadelerini kullandı.

    Başkan Yıldırım, havalimanında polislerle yaşadıklarını da anlatarak, “Polislere orada serzenişte bulundum. Neden? Polis beni tutuyor. Ya beni tutma, konuşacağım diyorum, beni tutuyor. Polisin görevi onları tutmak veya onları susturmakken beni tutmaya çalışıyor. Şimdi bugün basına bakıyorsunuz sanki büyük olaylar var. Büyük hadiseler var. Böyle yayınlar yapıyorsunuz. Aziz Yıldırım bağırdı. Benim umurumda değil bunlar. Ben doğru olanı söylerim, doğru olanı yaparım.

    Türk medyası eğer bu sporun düzelmesini istiyorsa biraz kendi üstüne düşen görevi yerine getirsin. Beyefendi gördü veya görmedi, o onun kulağından, o ondan bunları yazıyorsunuz. Söylediği şu 200 lira bilet pahalı, onun için bağırıyoruz. Artı işte abimizi affet. Biz gazete kağıdından öte bir şey yok artık sizde. Sizlerin saygın insanlar olmanız lazımdı. Geçmişte öyleydiniz. Medya dediğiniz zaman insanlar saygı duyarlardı ama şimdi maalesef kimse duymuyor. Biraz da çuvaldızı kendinize batırın. Diğer ekonomi, siyasi falan beni ilgilendirmiyor. Sporun iyi olmasını istiyorsanız, doğruların yanında olun ve doğruları yazın” şeklinde konuştu.

  • Eşiyle ilgili ilginç çıkış

    Başbakan Erdoğan, NTV-Star yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Derin devletin hala temizlenmediğini açıklayan Başbakan, yardımcısı Arınç’la farklı düşündüğünü de söyledi

     

    Başbakan Erdoğan, Ergenekon davasıyla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Ben Sayın Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim, Anayasa’nın ilgili maddesini göz göre göre çiğneyemem. Yargıya müdahale yetkim yok. Silivri Cezaevi en uygun şartlarda yapılmıştır. Silivri bir açık hava hapishanesi değildir. Konuyla ilgili yargı ne karar verirse ona saygı duyarız. Benim Silahlı Kuvvetler mensupları için tutuksuz yargılanma isteğimi söylemişimdir. Ama bunun ötesine geçmem. (…) Biz tutuklu vekillerin tahliyesi yönünde bir söz vermedik. CHP Genel Başkanı verilmemiş bir sözü verilmiş gibi yaparak bizi zan altında bırakıyor. Bu insanlar seçildiklerinde tutuklu muydu, değil miydi? Siz dışarda hiç mi aday bulamadınız da bunları aday gösterdiniz? Bu CHP ve MHP’nin mantığını ters çalıştığını gösterir. Eğer bunu kullanırsanız yarın başkaları da bu yoldan girer. Devletteki derin yapı tamamen temizlendi iddiasında olmadık. O kadar büyük iddiada bulunamam. Derin yapının sıfırlandığı bir ülke yoktur. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik.”

    Başbakan, Hozat’daki fişlemeler konusunda ise şu açıklamalarda bulundu: “Devletin bazı kurumlarında ’derin devlet’ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Önemli olan bunu kimin koyduğunu bulmak. Deniz Baykal’la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı.”

    Lafım sağa sola çekilmesin

    Başbakan kuvvetler ayrılığı tartışmalarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    Bu gerçeği 75 milyonun benden dinlemesini istiyorum. Türkiye’de kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin. Yargı öle zamanlar oldu ki yasamanında alnına müdahale etti, yürütmenin alanına da müdahale etti. 411 olayı yaşadık. Tarihi bir olaydır. Anayasa mahkemesi yargı buna müdahale etti. Yargı hukuka uygun mudur değil midir diye bakar. Kendisinin yasama organın yerine koyamaz. Glataport’un satışını biz yapıyoruz ama bunu yargı engelliyor. Eksik olanı söyler ben o eksiği gidermek sureti ile yine yaparım. Erkler arası yetki ihlaline karşıyız. Biz kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan ülkeyiz. Çünkü bunun bedelini ağır ödedik. Bu engellemelerde kaybeden millet oluyor.”

    Sadece yargı ile alakalı değil

    Erdoğan, “Yargı hükümetin beklentilerine uygun mu hareket etemeli? Başbakan bunu mu söylüyor?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Yargının yürütmenin yasalara aykırı aldığı bir karar varsa bunları denetleme hakkı vardır. Buna söyleyecek herhangi bir şeyimiz yok. Benim bakanım bir müdürü tayin edecek. Ama siz bunu durduruyorsunuz. 11-12 kez bir şube müdürünü ataymazsa, bu kişi orada 14 yıl aynı yerde kalabiliyorsa burada ne ararsınız? Demek ki, bunların içeride dayıları var, bir şeyler var ki, onları orada tutuyor. Veyahut orada bir hukuk oluşturuyor ve birileri koruyor. Böyle asla idare güç kazanamaz. Bir mekanizmayı başarılı bir şekilde yürütecekseniz, işletecekseniz, burada verimliliği esas almak zorundasınız. Bu sadece yargı için değil. Konya’daki konuşmaya bürokratik oligarşiden geldim. Bu sadece yargı ile alakalı değil. Kent hastaneleri projemiz var. Bunu 5 yıldır hayata geçiremiyorum.

    Eşimden önce öleyim

     

    Başbakan Erdoğan, ”Sizin yemek yönteminiz nedir? Bir tadımcınız var mı?” sorusu üzerine de Osmanlı dönemindeki çeşnici başını hatırlatarak, kendisinin yemekhanesiyle ilgilenenlere çeşnici başı denildiğini ancak bir alakası olmadığını söyledi. ”Eski bir Genelkurmay Başkanı, zehirleneceği ihbarını alması üzerine yemeğini aylarca evinden getirmiş. Size ya da Sayın Abdullah Gül’e buna yönelik bir şey var mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu konuda hassasiyetleri olduğunu anlattı. Erdoğan, ”Eşi mi kontrol eder acaba yemekleri? Sizde kim kontrol eder? Önce kime tattırıyorsunuz, Emine Hanım’a mı?” sorusuna cevaben de ”O kadar da değil. Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim. Olur mu öyle şey? Benim Rabb’imden temennim, eşim benden önce ölmesin. Ben eşimden önce öleyim. Çünkü eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?” dedi.

    Gündemi ben oluştururum

    ERDOĞAN, bazı açıklamalarının günlerce tartışıldığı, söylediklerinin anlaşıldığı şekilde olmadığının ortaya çıktığı hatırlatılarak, bunu bilinçli yapıp yapmadığının sorulması üzerine, bu tartışmaların olmaması durumunda başbakan olamayacağını söyledi. Erdoğan, ”Gündem birilerinin elinde kalırsa, o zaman siz başbakan olarak onun peşine takılırsınız. Ben peşine takılmamalıyım. Bir şeyi yaparken, bunun enine boyuna tartışmasını yapmışsam, en yakın çevremdeki bazı arkadaşlarımla bunun görüşmesini yapmışsam, onlar bile bunun zamanlamasını bilmeyebilir, bir zamanı gelir ki onu gündeme oturturum, oturtmam lazım. Bu kabiliyeti sergileyemezsem o zaman böyle bir neticeyi de elde edemezsiniz” dedi.

    Uludere olayı kullanılıyor

    “BİZ AK Parti olarak yaşatmanın gayretindeyiz. Uludere’nin soykırım olduğunu söyleyen kişi Başbağları konuşmuyor, Yeditepe’yi, Bingöl’ü konuşmuyor. Buralarda askerlerimiz topluca şehit edildi. Bu ülkede TSK bazı imtihanlardan geçti. Yeditepe’yi yaşayan komutanla dalga geçtiler. Uludere’ye ilişkin görüntülerde sadece hareketler görünüyor. Burada 2 gerçek var: Bir kaçakçılığı meşrulaştıralım, iki terör adına yapılıyorsa buna göz yumalım. Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum.”

    Fotoğraf değil 1 milyon ilmekli halı

    Vanlı işadamı Mustafa Acar, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’nla çekilen bir fotoğrafını internetten indirip, ipek duvar halısı yaptı. Acar, Başbakan Erdoğan’ın anneler gününü kutlamak için annesini ziyaret ettiği sırada annesinin elini öptükten sonra, “Kaldır ayaklarının altını öpeyim” demesinin kendisini çok duygulandırdığını; ülkenin 10 yılına damgasını vurmuş güçlü bir kişiliğin, bu anlamda tevazu gösterip bu sözü söylemesinin de kendisini etkilediğini, bu nedenle böyle bir halı yapmaya karar verdiğini ifade etti.

    Acar, ebatları 1 metreye 70 santimetre olan ipek halının yapımının da oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 6 kişilik ekiple 13 ayda tamamlanan ipek duvar halısında 200 farklı ton kullanıldığını, yüzleri ipekte düzgün görünmediği için Yeni Zelanda’dan getirilen yünleri kullandıklarını söyledi. Acar, fotoğrafı kare kare motiflendirdiklerini, milyona varan dokuma düzeneğine getirdiklerdikten sonra halının dokunmaya başlandığını ve her santimetrekarede 140 ilmek bulunduğunu da anlattı.

    “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz”

    “Meclisi fesih yetkisi kuvvetler ayrılığına aykırı” denmesinin üzerine Erdoğan, “Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı kalkmıyor. ABD’ye baktığınızda inceleme sistemi çok güçlü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde yetkiyi Meclis’e bağlanmıştı. Gazi o zaman kuvvetler ayrılığından bahsetmiyor. Gazi kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Burası çok minidardır. Belki bunu savaş şartları nedeniyle yaptı ama uzun süre kullanıldı” şeklinde konuştu. Benim arzum parlamentonun gücünü daha da artırmak. Referanduma daha da açık yapıyı güçlendirmemiz lazım” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kuvvetler ayrılığı konusunad yaptığı açıklama hakkında ise Başbakan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz” dedi.

    “Adalet sistemi hız kazandı”

    ’Tutuklama sayısı artmaya başladığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Şu anda cezaevlerine giriş tutuklama sayısı artmaya başladı. Bunun nedeni, adalet sisteminin hız kazanmasıdır” dedi.

    Arınç’ın anlayışı yanlış

    Bülent Arınç ve İdris Naim Şahin’in açıklamalarının hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, “Ben herkesin yerli yerinde bazı kanaatlerini sergilerken, eğip bükmeden bunları konuşmamız lazım. Yani terör konusunda, terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz terörle mücadeleye devam edeceğiz, ama meclis içerisindeki uzantılarıyla müzakere de ederiz. Bizim değerlerimizde anlatmak, konuşmak ikna etmek var. Ama Meclis’te etkinliği olmayan uzantılarla görüşmeyiz, teröristleri kucaklayanlarla görüşmeyiz. Yani bizim yolumuz ’bana da işkence yapılsaydı dağa çıkarım’ değil. Dağa çıkışı engelleyebilirsek ne mutlu bize. Dokunulmazlık nasıl kalkar? Bu yasalarla belirlenmiştir. Bununla ilgili yargının attığı adımlar var. Bu fezleke olarak Meclis’e geldiğinde bu konularla ilgili olarak biz grup olarak çalışırız. Terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. İçerikle ilgili çok çalışma yaptık. Bir yere geldik. Ancak bakın bir yanlış başka bir yanlışla temizlenemez. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz. Bu adımı iyi atmamız lazım. Diyarbakır cezaevi hakkında görüşlerimiz çok önceden açıklanmıştır. O işkenceleri ben de gördüm. Biz bunu meydanlara taşımadık oralarda söylemedik.”

  • PKK yönetimi koruma ordusu ile dolaşıyor

    PKK yönetimi koruma ordusu ile dolaşıyor

    Cemil Bayık 16, Murat Karayılan 12, Duran Kalkan 8, Bahoz Erdal ise 4 koruma ile dolaşıyor. PKK’nın kadın yöneticilerinin korumalarının kadın olduğu belirtiliyor.

     

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in “çok sıkı korunuyorlar, sürekli yer değiştiriyorlar” dediği PKK lider kadrosuna ilişkin istihbarat birimlerinin elindeki bilgiler, büyük bölümü Kandil’deki kamplarda yaşayan örgüt yöneticilerinin koruma ordusuyla çevrelendiğini ortaya koyuyor. En çok yakın koruma kullanan Cemil Bayık’ın tam 16 koruma ile yaşadığı belirlendi.

     

    HPG’den seçiyorlar
    Milliyet’in ulaştığı bilgilere göre, halen Hinere ve Kandil kamplarında yaşayan ve örgütün idelojik merkezi okullarının sorumlusu olan Cemil Bayık’ın tam 16 yakın koruması var. Bayık’ın korumalarının tamamının HPG üyesi olduğu tespit edildi. KCK yürütme konseyi başkanı olan ve Bayık gibi Hinere ile Kandil’deki kamplarda yaşayan Murat Karayılan’ın tamamı HPG’den seçilen 12 silahlı yakın koruması bulunurken; Gare ile Zap kamplarında yaşayan savunma komitesi başkanı Duran Kalkan’ın ise, tamamı HPG’li 8 silahlı yakın korumasının olduğu saptandı.

     

    Genel basın yayın komitesi başkanı olan ve Hinere ile Kandil kamplarında yaşayan Mustafa Karasu’nun 4’ü HPG’li 8 silahlı yakın koruması; Hinere ile Kandil kamplarında yaşayan ve okullar idaresi başkanı olan Ali Haydar Kaytan’ın da tamamı HPG’li 4 silahlı yakın koruma ile yaşadığı tespit edildi.
    Son dönemde Hakkâri bölgesindeki birçok silahlı eylemin talimatını verdiği belirtilen, medyasavunma alanı komutanı Suriyeli Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin’in, Zap ve Zagros kamplarında HPG’li 4 silahlı yakın koruma ile yaşadığı belirlendi.

     

    Kadınları kadınlar koruyor
    Zap ve Gare kamplarında yaşayan YJA Star biriminin yöneticisi Zozan Çevlik’in HPG’li 4 kadın koruma ile dolaştığı belirlendi. PJA yöneticisi olan Rengin Botan’ın HPG’li 2 kadın silahlı koruması, medya savunma alanı kadın komutanı olarak Zap ve Zagros kamplarında yaşayan Delal Amed’in HPG’li 2 silahlı kadın koruması, Haftanin ve Metina bölgelerindeki kadın gruplarının sorumlusu olan Çiğdem Türk’ün ise HPG’li ve silahlı 2 kadın koruması olduğu belirtildi.