Etiket: Medikal

  • Ankara’da medikal malzeme imalatı yapan iş yerinde korkutan yangın

    Ankara’da medikal malzeme imalatı yapan bir iş yerinde meydana gelen yangın, itfaiye erlerinin çalışmaları neticesinde söndürüldü. Ara ara hafif şiddette patlamaların meydana geldiği yangında yaralanan olmadı.

    Yangın, saat 15.00 sıralarında Yenimahalle ilçesindeki Serhat Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 1435. Sokak’taki üç katlı binanın en üst katında medikal malzeme imalatı yapan iş yerinde bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. İş yerinden yoğun dumanların çıktığını fark eden çalışanlar ile vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri intikal etti. 12 araç ve 48 personel ile olay yerine gelen itfaiye erleri, hemen söndürme çalışmalarına başladı. İtfaiyenin çalışmaları esnasında iş yerinden ara ara hafif şiddette patlama sesleri duyuldu. Polis ekipleri, çevre güvenliğini alarak meraklı vatandaşların olay yerine yaklaşmasına izin vermedi. İtfaiye ekiplerinin çalışmaları neticesinde yangın söndürülürken, yangından etkilenen kimsenin olmadığı öğrenildi.

    İtfaiye Batıkent Bölge Amiri Turan Yalçın, binanın 3’üncü katında meydana gelen yangına 12 araç, 48 personel ile müdahale edildiğini söyledi. Yangının kontrol altına alındığını belirten Yalçın, işyerinde medikal malzeme imalatı yapıldığı için ara ara hafif şiddette patlamalar meydana geldiğini söyledi. Yalçın, yangından kimsenin etkilenmediğini bildirdi.

  • Medikal cihazlarda yenilikler İAÜ’den

    İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) öğrencileri, sağlık alanında yer yer hayati önem taşıyan biyomedikal cihazları inovatif bir yaklaşımla yeniden üretiyor. Öğrenciler, geliştirdikleri cihazları düzenlenen sergiyle tanıttı.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı öğrencilerinin imal ettiği cihazlar, bu yıl ikinci defa düzenlenen Biyomedikal Cihaz Sergisi’nde tanıtıldı. Cihazların altı aylık yoğun bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade eden Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı Başkanı Öğretim Görevlisi Türker Togay Aksoy, “Cihazların tamamı öğrencilerin kendi çalışmalarının sonucu ortaya çıkan eserler. Öğrencilerimizle bu cihazları üretirken özellikle bugün piyasada kullanılan benzer cihazların eksiklerini ve yetersiz kaldığı noktaları tespit ederek bu açıkları kapatma yolunu izledik. Bundan başka programdan mezun olan öğrencilerin ‘ben de cihaz yapabilirim’ duygusunu kazanarak özgüvenlerinin artmasını ve direkt olarak bu işi yapacakları için pratik noktada güçlenmelerini amaçladık” diye konuştu.

    Öğrencilerin programdan cihaz yaparak mezun olduklarına dikkat çeken Aksoy, “Geçtiğimiz yıl sergilediğimiz cihazların sektöre kazandırılması noktasında maalesef başarılı olamadık. Ancak bu yıl TÜBİTAK ile destek görüşmelerimiz sürüyor. Bundan başka Türk Patent Enstitüsü ile ‘Faydalı Model’ çalışmalarımızı da yürütüyoruz. Umuyoruz ki bu yıl imal edilen cihazları sağlık sektörüne kazandırabileceğiz” ifadelerini kullandı.

    Geliştirilen cihazlar, sağlık sektöründe kullanılan biyomedikal cihazların eksik veya yetersiz kaldığı alanları tamamlamaya yönelik olarak hazırlanıyor. Örneğin öğrenciler tarafından imal edilen ve astım hastalarının tedavisinde kullanılan nebulizatör cihazında nem sensörü bulunuyor. Ayrıca yine aynı cihaz, hastanın yüzündeki hava maskesinin çıkması durumunda alarm vererek görevliyi uyarıyor. İmal edilen cihazlar arasında temassız ateş ölçer, geçmiş ölçümleri de gösterebilen tansiyon aleti ve kalp atışlarını LED ve “buzzer” adı verilen titreşim cihazıyla gösteren nabız ölçüm cihazı gibi birçok inovatif ürün yer alıyor.

  • Medikal Onkolog Uzm. Dr. Murat Akyol:

    Manisa Devlet Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Birim Sorumlusu Medikal Onkolog Uzm. Dr. Murat Akyol, kansere yakalanan hastalarda haber verilmesinin ardından kemoterapi süreci başlamadan önceki dönemde yüzde 50’lere varan oranda anksiyete ve depresyon görüldüğünü söyledi.

    Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erol Ozan ve Manisa Devlet Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Birim Sorumlusu Medikal Onkolog Uzm. Dr. Murat Akyol, basın toplantısı düzenledi. Manisa Devlet Hastanesi Radyasyon Onkolojisi servisinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında kanser hastalarında, hastalığın haber verilmesi sonrası başlayan psikolojik desteğin önemine değinildi.

    Süreç içerisinde hastalara psikolojik destek verilmesinin büyük öneminin bulunduğunu vurgulayan Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erol Ozan, “Yaşamı tehdit edici ve meçhul bir gelecekte yaşayacağımızı düşündüğümüz ölümle özdeş bir kavram olarak anılmakta. Dolayısıyla bu haberin ilk alındığından itibaren çok derin bir sarsıntı, ardından öfke, umutsuzluk, karamsarlık, depresyon ve en sonda da kabullenme evresinin yaşanması beklenen ağır sarsıcı bir haber. Bu süreç sağlık anlamında düşündüğümüzde biyopsikososyal ve manevi bileşenlerden oluşan sağlık anlamında düşündüğümüzde hem fiziksel tedavi hem de psikososyal desteği gerekli kılmakta” dedi.

    “Psikolojik destek endişeyi azaltıyor”

    Psikolojik destekle birlikte kişilerin süreç içerisinde daha huzurlu olduklarına dikkat çeken Doç. Dr. Ozan, “Kişinin bu sarsıcı haberi aldığı andan itibaren büyük bir mücadele girdiği hissiyle bu işe soyunması, bazen sanki mücadele edemiyormuş, buna teslim olmuş hissi de barındırıyor. Aslında sonuçta yaşamın sonu oluşunu değiştiremediğimiz gerçeğini bir anda tutmamız lazım. Aslında bu bir ölüme meydan okuma değil kalan yaşam süresini daha nitelikli hale getirmeyle alakalı bir mücadele. Tümden yaşadığı depresyonun, çaresizliğin, umutsuzluğun, ortadan kalkması belki mümkün olmuyor ama yapılan, duygusal derinliği olan bir görüşmenin ardından şunu söyleyebiliyor; ’Bir kaç gecedir daha rahat uyuyorum’ Ya da endişe eskisi kadar şiddetli panik atak düzeyine varmayabiliyor. Ne kadar destek verebilirseniz o oranda fayda sağlanıyor diye düşünmekte daha gerçekçi olur” diye konuştu.

    Sağlık Bakanlığı ve bazı sivil toplum kuruluşlarının kanser hastalarına verilecek psikolojik destekle ilgili çalışmalarının bulunduğunu dile getiren Ozan, “Aslında Bakanlığın ve sivil toplum kuruluşlarının bu anlamda çabası var. İlk aklıma gelen Psikonkoloji Derneği şeklinde bir takım sivil toplum kuruluşları var ve bunların 7 gün 24 saat hizmet veren danışma hatları var. Hastanelerde bu anlamda onkolog arkadaşlarımızın yönlendirmesiyle hastalığın farkındalığı artıyor ve bu ihtiyaçların giderilmesi sağlanıyor” dedi.

    “Kanser hastalarında yüzde 50 oranda depresyon görülüyor”

    Manisa Devlet Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Birim Sorumlusu Medikal Onkolog Uzm. Dr. Murat Akyol, kansere yakalanan hastalarda haber verilmesinin ardından kemoterapi süreci başlamadan önceki dönemde yüzde 50’lere varan oranda anksiyete ve depresyon görüldüğünü belirterek “Kolon kanseri hastalarında yüzde 30 oranında anksiyete depresyon dediğimiz en sık psikososyal rahatsızlıklar var. Bunlar sadece hastanın ruhsal durumunu etkilemiyor, tedavide sağ kalımı, tedaviye uyumu, çevresine olan ilişkilerini de etkiliyor. O yüzden bizim kendi hastanemizde yaptığımız kolon ve meme kanseri hastalarında yaptık, en son kemoterapi öncesi meme kanseri hastalarında anksiyete oranlarının yüzde 30 depresyon oranlarının yüzde 56 gibi yüksek oranlarda çıktı. Anksiyete ve depresyonla ilgili tedavide destek, hastaların tedaviye uyumlarını arttırıyor, sağ kalımı etkiliyor. Çünkü bu hastalarda kemoterapi aldığı dönemlerde kemoterapinin yan etkisiyle hem yaşam kalitesi bozuluyor. Semptomatik rahatsızlıklar oluyor. Bunlara depresyon ve anksiyete yönelik destekler çok önemli. Bunlar bilimsel çok yüksek oranda. Kendi hastalarımızda yaptığımız çalışmalarda yüzde 50’lere kadar saptadık” diye konuştu.

    Kanser hastalığının 2030 yılına kadar en sık görülen ölüm nedenleri arasında yerini alacağını sözlerine ekleyen Akyol, “2030’a kadar dünyada en sık ölüm nedenleri arasında birinci sırayı alacak. Bunun bir çok nedeni var. Sadece genetik değil, teknolojik gelişmeler, çevresel gelişmeler, hareketsiz yaşam, beslenme, sigara alkol kullanımları kanserle birer neden. Çağın hastalığı olan obezite sadece kardiyovasküler şeker gibi hastalıkların yanında kanser için de çok önemli bir faktör. Bu yüzden kanser gittikçe artmakta. O yüzden kanserle savaşta en önemli şey erken tanı ve kansere yönelik önlemler” dedi.

  • Medikal estetikte kış uygulamaları

    Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy, cilt lekesi tedavisi Thulium lazer seansı için kış ayının en ideal dönem olduğunu söyledi.

    Ankara Mayasante Polikliniği Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy, kış aylarında ön plana çıkan medikal estetik uygulamaları hakkında bilgiler verdi. Gürsoy, “Medikal estetik alanı, kişilerin estetik açıdan rahatsızlık duyduğu problemleri azaltmak ve gidermek amacıyla, gelişen teknolojiye paralel yeni yöntemler sunarak genişliyor ve kapsamını günden güne genişletiyor. Özellikle kış aylarında, lazerle cilt lekesi giderme uygulaması tedavi sürecinde güneş ışınlarından kaçınmayı ve güneşe hassasiyet gösterilmesini gerektirmesi dolayısıyla en sık başvurulan medikal estetik yöntemlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

    “Lekenin sebebi pigmentte kontrolsüz hareket”

    Cilt lekelerinin güneş ışınlarının zararlı etkileri sonucu oluştuğunu hatırlatan Devrim Gürsoy, “Cilt lekeleri sıklıkla güneş ışınlarının zararlı etkileri sonucu cilde rengini veren pigmentin kontrolsüz hareketi ile belirli alanlarda olması gerekenden fazla miktarda toplanması ile oluşuyor. Yaşlılığın yanı sıra kadınların vücudunda hormon değişiklikleri oluşturan gebelik ve doğum kontrol hapı kullanımı da cilt lekelerinin oluşumuna zemin hazırlayan diğer etkenler olarak ön plana çıkıyor.”

    “Hücreleri tedaviye çağıran yöntem”

    Son dönemde medikal estetik alanında fark edilir bir eğilimin, dışarıdan sağlanan basit müdahaleler ile kişinin kendi bağışıklık sistemi mekanizmalarını uyarmak ve kişinin kendi iyileştirici hücrelerinden faydalanmak olduğunu belirten Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy şu ifadeleri kaydetti:

    “Cilt lekelerini giderme amacıyla bu eğilime paralel olarak ön plana çıkan son yöntem ise ister cilde gerginlik ve parlaklık sağlama amaçlı gençleştirme uygulamaları olsun, ister cilt lekelerinin veya çatlaklarının giderilmesine yönelik yöntemler olsun oluşturmaya çalıştığımız şey kişinin kendi vücudunda bir farkındalık yaratarak hücrelerini tedaviye çağırmak. Cilt lekelerinin tedavisinde son dönemde faydalanıyor olduğumuz Lavieen Thulium lazer sistemi de bu mantık ile çalışarak enerji akımı ile ciltte ufak berelenmeler oluşturuyor ve lekenin tedavisi için iyileştirici niteliğe sahip makrofaj hücrelerini uyarıyor. Dışarıdan müdahale ile leke hücrelerini patlatarak iyileştirmeyi amaçlayan Fraksiyonel Lazer Sistemi’nden farklı olarak ciltteki bağışıklık hücrelerini bölgeye çağırarak lekeleri gidermeyi amaçlayan Lavieen Thulium lazer sistemi ile seans sayısı azaltılabiliyor ve tek seans içerisinde dahi olumlu sonuçlar alınabiliyor.”

    Kış aylarında en sık uygulanan tedavilerden biri

    Cilt lekesi tedavisine yönelik Thulium lazer seansının ortalama 20 dakika kadar sürdüğünü ve uygulama sonrası ciltte oluşabilen kızarıklık ve şişliklerin 1-2 gün içinde kendiliğinden geçtiğini belirten Dr. Gürsoy, “Tedavi süreci kişiyi sosyal hayatından alıkoymayacak kadar kolay, ama güneş ışınlarına maruz kalma konusunda hassasiyet gerektiriyor. Lazer seansları devam ettiği süre boyunca hastanın güneş ışınlarından uzak durması ve güneş koruyucu kullanarak güneşin olumsuz etkilerini en aza indirmesi gerekiyor bu yüzden güneş ışınlarının doğrudan etkilerinin en az hissedildiği dönem olması sebebiyle kış ayları tedavi için en ideal dönem” diye konuştu.

  • YDÜ, Nükleer Bilim ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda

    Yakın Doğu Üniversitesi(YDÜ), Fransa’da dünyanın en büyük Nükleer Bilim ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda temsil edildi.

    YDÜ Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin’in Massachusetts Genel Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Moleküler Görüntüleme Radyoloji Bölümü ile yaptığı üç ortak çalışması, Fransa’nın Strasburg kentinde gerçekleşen Nükleer Bilim Sempozyumu ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda (NSS/MIC) başarıyla sunuldu.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğüne açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin, Monte Karlo tabanlı nükleer tıp görüntüleme cihazlarının simülasyon tekniğini kullanarak tasarlanan Kardiyak Tekli Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi (Cardiak SPECT) cihazını sunduğunu belirtti.

    “Kardiyak SPECT Cihazı iki katı kadar daha iyi performansa ve maliyete sahip”

    Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin, “Tasarlanan Kardiyak SPECT cihazı doğasından dolayı hastadan 3 boyutlu fonksiyonel bilgi vermektedir. Cihaz, NM530c kardiyak SPECT (GE) sistemiyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçta, cihazın iki katı kadar daha iyi performansa ve maliyete sahip olduğu gösterilmiştir” dedi.

    Özşahin ikinci çalışması ile ilgili olarak da, Massachusetts Genel Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Moleküler Görüntüleme Radyoloji Bölümü’nde, lazer ışınları kullanarak sintilatör kristallere optiksel bariyerler koyma tekniği ile tasarlanan, dedektörün içsel çözünürlüğünü alt-mm’ye kadar düşüren yöntemin sonuçlarının, seryum katkılı lutetium yitrium ortosilikat (LYSO) sintilatör kristalleri kullanılarak nükleer görüntüleme tekniği olan Pozitron Emisyon Tomografi (PET) cihazı üzerinde yapılan deneysel uygulamaların gösterildiğini söyledi.

    Sunulan üçüncü çalışmanın ise, foton sayan detektörleri için lazer sinyali kullanılarak monolotik sintilatör kristali kesme yönteminin geleneksel mekaniksel kristal kesme yöntemine alternatif olarak kullanıldığını belirten Özşahin, bu çalışmada farklı kalınlıklarda kristaller kullanılıp farklı optiksel bariyerlerin performanslarının sunulduğunu vurguladı. Açıklamada, “Sonuçların geleneksel kristal kesme yönteminin tüm dezavantajlarını avantaj haline getirecek tekniğin, tüm foton sayan detektörde kullanılabileceğini göstermiştir” denildi.