Etiket: Medeniyetin

  • “Aynı Medeniyetin Gençlerinin Buluşma Noktası” projesinin açılışı yapıldı

    Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği tarafından hazırlanan ve Dernekler Dairesi Başkanlığınca desteklenen “Aynı Medeniyetin Gençlerinin Buluşma Noktası” projesinin açılışı gerçekleştirildi. Proje kapsamında özellikle Kastamonu Üniversitesinde eğitim-öğretim gören uluslararası öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak için İsfendiyar Mahallesinde oluşturulan kitap kafeninde açılışı yapıldı.

    Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği tarafından hazırlanan “Aynı Medeniyetin Gençlerinin Buluşma Noktası” projenin açılışı gerçekleştirildi. Projenin açılışında konuşan Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Faruk Arslan, “Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonuna bağlı olarak faaliyet yapan derneğimiz, 2014 yılından bu yana çalışmalarına devam etmektedir. Bu kapsamda 2018 yılı içinde öğrenci evlerine burs imkanı sağlamış, gıda yardımları yapmış ve hayır sahiplerinin katkıları ile iftar programları düzenlemiştir. Ayrıca uluslararası öğrencilerin konaklama sağlık ve eğitimle ilgili problemleri de çözülmeye çalışılmıştır” dedi.

    Kastamonu Üniversitesinde şuanda yaklaşık 25 bin öğrencinin eğitim gördüğüne dikkat çeken Başkan Arslan, “50 farklı ülkelerden olmak üzere 2 bin 500’e yakını uluslararası öğrencilerden oluşmaktadır. Proje kapsamında kurulan kitap kafe de ortak medeniyete sahip olan gençlerin bir araya gelerek kaynaşmaları sağlanacak, kitap tahlilleri yapılacak, tarih ve medeniyetle ilgili konferanslar verilecek. Ayrıca yıl içinde değişik tarihlerde gezi faaliyetleri düzenlenecektir. Tüm bu etkinlikleri yaparken yerli ve uluslararası öğrencilerin eğitim ve kültür alanında üreten, ortak tarih ve medeniyet bilincine sahip, geleceğe umutla bakan, nitelikli, kültürlü, bilgi sahibi, yorumlayabilen, fikir üretebilen, bireylerin yetişmesine de katkı sağlamaya çalışacağız” diye konuştu.

    Başkan Arslan, “Açtığımız kitap kafede çeşitli etkinlikler yaparak, kitap okumayı daha cazip hale getirerek ve farkındalık oluşturarak, okuma oranının artırılmasına katkı verilecektir. Ayrıca ilimizde merkezinde bir tane halk kütüphanesi bulunmaktadır. Kitap kafeyle kitapla gençlerin buluşma noktalarının artması ve sunulacak hizmetlerle daha cazip hale gelmesi, öğrencilerin ders çıkışlarında tercih edip faydalanabileceği nokta oluşacaktır. Kastamonu Üniversitesinde yaklaşık 2 bin 500’ü uluslararası olmak üzere yaklaşık 25 bin öğrenci okumaktadır. Bu proje ile 17 ve 27 yaş aralığında 750 uluslararası öğrenci ile birlikte yerli öğrencilere ortak kültür, tarih ve medeniyet bilinci kazandırılacaktır” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından “Aynı Medeniyetin Gençlerinin Buluşma Noktası” projesi adı altında İsfendiyar Mahallesinde kurulan kitap kafenin açılışı yapıldı ve projenin de startı verildi.

    Dernekler Dairesi Başkanlığı tarafından desteklenen Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneğinin hazırladığı “Aynı Medeniyetin Gençlerinin Buluşma Noktası” projesi kapsamında, özellikle Kastamonu Üniversitesinde eğitim-öğretim gören uluslararası öğrenciler arasında kitap kafe sayesinde kaynaşma ve aynı dili konuşmaları amaçlanıyor.

  • Bakan Soylu: “16 Nisan sadece 18 maddenin oylamasıyla ilgili değil, bir medeniyetin kararıdır”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 21. asırda sadece büyük eserler ortaya koymadıkları, milletin değerlerinin yeniden milletle buluşmasını sağladıklarını ifade ederek, “Şimdi 16 Nisan sadece 18 maddenin oylamasıyla ilgili değil, bir medeniyetin kararıdır” dedi.

    Çeşitli açılışlara ve toplantılara katılmak üzere Van’da bulunan Bakan Süleyman Soylu, AK Parti Van İl Başkanlığında gençlerle bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Soylu, tarihin çok önemli bir döneminde bulunulduğunu belirterek, “Bu önemli dönemde, ülkemizin önüne önemli bir fırsat gelmiş durumdadır. 400 yıldır dünyayı batı diye nitelendirdiğimiz merkezini Avrupa olarak gördüğümüz güç unsurları yönetmektedir. Şimdi 21. asra bambaşka başladık. Aslında 400 yıllık trendi değiştiren ve dünyanın yeni güç merkezleri oluşturan bir eğilimi ortaya koymaktadır. Ekonomik, siyasal, teknolojik anlamda bu böyledir. Ortadoğu’da bir mücadele varsa, bunun merkezlerinden biri Türkiye ise, dünyayı 400 yıldır yönetenler, güçleri kaybolmasın diye Asya’ya yönelik kendi egemenliklerini devam ettirme gayretleridir. Batının en temel problemlerinden bir tanesi insan kaynağı problemidir. Sürekli olarak yaşlanan bir nüfus söz konusudur. Bizden 10 yaş daha ileri bir yaş ortalaması ortaya koymaktadır. Bu da dinamizminde rekabet etme gücünü ortadan kaldıracaktır. Batının en büyük problemi budur. Onun için başka ülkelerden insan devşirerek kendi genç nüfusunu ayakta tutmaya çalışan bir anlayış ortaya koymaktadır. Eskiden Rusya ve ABD etrafında gelen güç dengesi varken, bugün bütün dünya ülkelerinin kendi eksenlerinde gerçekleştirebilecekleri güç dengeleri var. Dünya madem bu gün 15 trilyon dolarlardan 20 trilyon dolarlara gelecekse, bunun büyümesi için enerjiye ihtiyaç var. Dünyanın bizim bulunduğumuz bölgede iki enerji çanağı var. Avrupa büyüyecekse enerjisini bu iki çanaktan alacak. Türkiye dışında bu enerji çanağının geçeceği bir merkez yoktur” dedi.

    “Bizim etrafımızda öyle bir coğrafya var ki; etrafımızda Azeri var, etrafımızda ve ülkemizde Kürt var, etrafımızda Boşnak var, Türkiye’de Çerkez var” diyen Bakan Soylu, şöyle dedi:

    “Etrafımızda kim varsa Türkiye’de de onlar var. Coğrafyanın içi kendine ait öyle bir iklim oluşturmuş ki, bütün ilişkilerini kurabilecek bir gücü ortak bir akılla devam ettirmektedir. Enerjinin geçebileceği en önemli güzergâhının Türkiye olduğunu söyledim. Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı Türkiye’den geçiyor. Irak’ın kuzeyinden Avrupa’ya taşınacak petrol ve doğalgaz Türkiye’den geçince daha güvenli olacak. Kıbrıs’ın güneyinde olan doğalgaz daha az ve daha stratejik bir alandan geçecek. Almanya, doğalgazının yüzde 60’ını ithal ediyor. Bundan 15-20 yıl sonra yüzde 90’ını ithal etmek zorunda kalacak. Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunlar, Türkiye’nin yönetilemez hale getirilmek istenmesi, dünyanın en pahalı arazisini istediğimiz gibi yönetebilir miyizin gayreti tamamen bundadır. Ortadoğu’daki ülkelerin mücadelesini böyle okumalıyız.”

    “Milletimizin birliğini zayıflatabilmek için yüzlerce adım attılar”

    Ülke olarak batı ile doğu arasında kilit bir noktada bulunduğumuzu ifade eden Soylu, “Yeni bir şeyler oluyor ve bunlarda pozisyonlar daha güçlü tutulmaya çalışılıyor. Suriye ve Irak üzerinde oynanan oyunlar, Türkiye üzerinde oynanmak istenenler, esas itibarıyla yıllarca dünyayı yönetmeye çalışanların gayreti şeklinde okunmalıdır. Peki, biz nasılız? Biz, batı ile doğu arasında en kilit noktadayız. Biz 1699 yılından itibaren gerileme dönemindeyiz. Dönem dönem bunu aşmaya çalıştık. Kurtuluş mücadelesinden bir millet olarak ortaya çıktık. Bu coğrafyada hep ihanetlerin, bu birliğimizin ortadan kalmasına yönelik olarak gördük. Milletimizin birliğini zayıflatabilmek için yüzlerce adım attılar. Aynen bugün Hollanda’nın yaptıkları, Almanya’nın yaptıkları, bu çerçeve içerisinde yapmak istediklerinin sonuçlarındandır” ifadelerini kullandı.

    Geçmişte yaşananları bugün de gördüklerini dile getiren Soylu, “Aynı hikâyeyi bugün görüyoruz. 21. asra iyi başladık. 300 yıldır bu coğrafyada en güçlü zaman dilimindeyiz. Kendi insansız hava uçağımızı, kilit füzesini, Altay tankını yapan bir Türkiye var. Bugün altyapısını tamamlayan bir Türkiye var. Bunların yanı sıra şehir hastanelerinden enerji santrallerine kadar büyük adımlar atan bir ülkeyiz” diye konuştu.

    “Bizi etnik kökenlerimiz üzerinden zayıflatmaya çalıştılar”

    Gezi, 17-25, 6-7 Ekim ve 15 Temmuz’da yaşananlara da değinen Soylu, “Bütün bunların tamamı, Türkiye’de milletin kendi istikametini çizmemesi, yarınların hedefini koyan Türkiye’yi alıkoyma mücadelesi içindir. Kıymetli gençler böyle bir tablo içerisindeyiz. Mezheplerimiz üzerinden bizi yıpratmaya çalıştılar. Bizi etnik kökenlerimiz üzerinden zayıflatmaya çalıştılar. Araya terör örgütlerini soktular. Bir terör örgütünün bütün silahları alarak ülkeye kafa tutması kolay mı? Kıyafetler üzerinden bizi yıpratmaya çalıştılar. Başörtülüler meclise giremezdi. 1961’de istediklerini asıyor, yargılıyorlardı. ‘Eğer bize uymazsan bunu böyle yaparız’ dediler. Sayın Cumhurbaşkanımıza da bu örneği defalarca söylediler. Aynısını rahmetli Özal’a, rahmetli Erbakan’a, Demirel’e neler yaptıklarını anlatmak istemem. 1961’de bu ülkede silahların gölgesinde bir anayasa yaptılar. Vesayet odakları, millete güvenmeyenler, demokrasinin üzerine bir katman daha getirdiler. Bazen Anayasa Mahkemesiyle bizi terbiye ettiler. Bazen Yargıtay’la, bazen Danıştay’la, medya ile bizi terbiye etmeye çalıştılar. Gazetelerde manşetler attılar ve dediler ki ‘size bu ülkeyi idare ettirmeyeceğiz.’ Türkiye’yi baskı altında tutmaya çalıştılar. Düşe kalka darbelerle ancak bugünlere geldik. Bunlar olmasa bugün kendi arabasını üreten, uçağını üreten bir Türkiye olacaktık” dedi.

    “Erdoğan gibi bir lider bütün hesapları alt üst etti”

    “Bizim 21. yüzyılda başlamamız bir takım hesapları, hele Erdoğan gibi bir lider bütün hesapları alt üst etti. ‘Neden Türkiye’ye hükmedemiyoruz’ diye çıldırıyorlar” diyen Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Artık treni kaçırdılar. Türkiye’de ne zaman darbe yaptılarsa, halkımız onlara sandıklarda cevap verdi. Bütün darbelerde batının rolü vardır. İstihbarat örgütlerinin rolü vardır. Bu kez darbeyi başaramadılar. Biz onlara 16 Nisan’da öyle bir cevap vereceğiz ki bir daha Türkiye üzerinde oyun oynamaya cesaret bile edemeyecekler. Bunu da demokrasiyle yapacağız. Türk-Kürt meselesi üzerinden ülkeye zarar vermeye çalıştılar. Bu topraklar bereketli topraklardır. Bu milleti yıllardan bölmeye çalıştılar, ama başaramadılar. Bin yıldır milletiz. Acımızda, işimizde, gücümüzde, gelecek beklentilerimizde, istiklal mücadelelerimizde aynı şeyi anlayan, aynı kıbleye dönen bir milletiz. Yıllarca ‘bu millet demokrasiyi hak etmiyor’ dediler. Türkiye demokrasiyi bütün dünyadaki ülkelerden çok daha fazla hak ediyor. Biz demokrasiye çok fazla bedel ödemiş bir ülkeyiz. Bu milletin sağduyusuna her zaman itimat edin. Erdoğan bütün dünya tarihine siyaset yapma biçimi, ülkeye kazandırdığı özgüven ve bütün gücü kazanmasına rağmen insanlığını bir milim kaybetmemesiyle dünyaya lider olabilecek bir liderdir. Bugün bunu reddetmiş olsak, Cumhurbaşkanımızı Gezi olaylarında, 17-25 Aralık darbesinde, 15 Temmuz’da dışarıdan izleyen biri olsak, anamızdan emdiğimiz süt bize helal olmazdı. Ülkelere böyle liderler yüz yılda bir gelir ve bu da bizim için büyük bir şanstır.”

    “16 Nisan sadece 18 maddenin oylamasıyla ilgili değil, bir medeniyetin kararıdır”

    Türkiye’yi 61-82 anayasasıyla karman çorman bir sistemin ortasına soktuklarını belirten Soylu, “Avrupa’daki ülkelerin yargısını kim belirliyor? Yargıyı gelişmiş ülkelerde iki unsur belirler. Ya parlamento ya hükümetler belirler. Neden? Çünkü yargı bir zümrenin elinde olursa, adalet ortadan kalkar. Adaletin ortadan kalktığı yerde kardeşlik, birlik, beraberlik, millet duygusu ortadan kalkar. Onlar parlamento üzerinden en geniş tabana yetki veriyor ki yeri geldiğinde gerekeni yapsın. Milli iradenin denetimi altında milletin yargısı olacaktır bu sistem içinde. Türkiye’de bir zihniyet devrimini sağlıyoruz. Herkes sonuna kadar kimliğini ifade edebiliyor. 21. asırda sadece büyük eserler ortaya koymadık. Milletin değerlerinin yeniden milletle buluşmasını sağladık. Başörtülüler artık üniversiteye giderken peruk takmıyor. Muhalefet ne yaptı? Olduğu yerde kaldı. Yeni sistem 50+1 öneriyor. Buna ulaşmak için bir şeyler önereceksin. Hedeflerini ortaya koyacaksın. Bu millete bir şeyler söyleyeceksiniz. Onlara verilen reçete sizin sadece 61 ve 82 anayasasını korumaya ihtiyacınız olduğunu söylüyorlar.

    Uzun zamandan beri Erdoğan ve AK Parti iktidarları insanları zenginleştiriyor, üst sınıftan alt sınıfa gelir devşiriyor. Onlar ise ‘hep biz zengin olalım, paylaşmayalım’ diyorlar. Erdoğan ‘işçilerinizle paylaşın, onların hak hukuklarını koruyun’ demişti. Şimdi 16 Nisan sadece 18 maddenin oylamasıyla ilgili değil, bir medeniyetin kararıdır” şeklinde konuştu.

    Ana muhalefet partisine tepki

    Konuşmasında ana muhalefet partisine tepki gösteren Süleyman Soylu, şöyle devam etti:

    “Peki, ana muhalefet partisi ne yaptı? PKK ve FETÖ’ye gitti. Her yerde bunu anlatın. Kılıçdaroğlu nasıl genel başkan oldu? Diye sorun. Kasetle değil mi? Bunu bütün ülke biliyor, peki kaseti kim yaptı? FETÖ. Bugün ittifakları nasıl izah edilebilir. Ya korkuyor, ya diyeti var ya da esirdir. Siyaset yaparsınız ama ülkenin beka meselesi gelince Kandil ‘eğer evet çıkarsa biz bittik’ diyor. Merak etme sen biteceksin. CHP, Kılıçdaroğlu’nun aklıyla PKK ile aynı noktaya koşuyor. Millet bunun hesabını sorar. Adam SSK’yı batırdı, CHP’yi de batıracak. Herkes Kılıçdaroğlu’nun sonunu görüyor. Barolar Birliği Başkanı kendi planını yapıyor. İstanbul Barosu Başkanı kendi planını yapıyor. Bir de eski başkan var, o da acaba bundan sonra ben nasıl bir sistemle buna devam erdim diyor. Bir de aradan cambaz gibi kendini kurtarmaya çalışan Kılıçdaroğlu var. Bu seçimi kaybedeceksin. CHP senin arkana tenekeyi takacak ve seni gönderecekler. Bu millet PKK ve FETÖ ile yaptığı işbirliğinin Hollanda ve Almanya ile el altında sürdürdüğün işbirliğinin bedelini sana net bir şekilde ödetecekler.”

    “Bizim Avrupa’dan en büyük üstünlüğümüz genç nüfusumuzdur” söyleyen Soylu, şunları kaydetti:

    “Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin yüzde 73’ü milletvekillerini 18-21 yaş arasında yapıyorlar. Avrupa yaşlanıyor. Gençleri sisteme daha erken sokarlarsa, yaşlanmayı telafi edecek. Bir gençleşmeyle kendi sistemlerini kurtarabilecekler. Bunu nasıl yapacaklar? Ancak beraber yönetelim derlerse yapabilirler. Aksi tekdirde bunu yapamazlar. Türkiye’de 7,5 milyon gencin temsili olmayacak. Avrupa bugün zor durumdadır. Çünkü kendi değerlerine yönelik bir aykırılık ortaya koyuyor. Irkçılığın, faşizmin ortasına oturdular. Almanya herkesi hamlamak istiyor. 300 yıllık en büyük fırsatımız, bugün önümüzde durmaktadır. 14 yıl önce ilk sıçramayı yaptık. Şimdi yeni sistemle ikinci sıçramamızı gerçekleştireceğiz. Onun için çok çalışmalıyız. Bölgede hangi maliyetleri oluşturdular. Terörü ortaya çıkararak milletin arasını bozdular. Millete yatırım gelmesini engelliyorlar. Burada çocuklarımızı ve gençlerimizi işsiz bıraktılar. Şimdi terörle mücadeledeki kararlılığımızı görünce, Cazibe Merkezleri Programına 90 milyar liralık yatırım talebi geldi. Terör tam bittiğinde burası turizm, üretim, tarım alanında ülkenin en önemli strateji merkezi olacak. Terörü tasfiye ettikten sonra Ortadoğu’ya barışı biz getireceğiz. Şu anda bütün çevremizdeki ülkelerde oyun kurma kabiliyetine sahip olmayabiliriz, ama oyunların kurulmasını engelleyecek gücümüz ve kudretimiz var. Biz onların hakkından çok rahat geliyoruz. Terörün dilinden konuşuyoruz. Kan akan muslukları unutmadık. Yüzüne tebessüm konduranların güç kazandığı zaman, nasıl pençelerinden kan akıttıklarını biliyoruz. Hangi ahlaksızlıkları yaptıklarını, millete nasıl pusulalar gönderdiklerini biliyoruz. Hepsinin hakkından geleceğiz. Hiçbir endişeniz olmasın. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıdır, biz terör lügatini Türkiye’nin kendi defterinden silip atacağız.”

    Gençlerle hatıra fotoğrafı çektiren Bakan Soylu, daha sonra kanaat önderleri ile bir araya gelmek üzere buradan ayrıldı.

  • Medeniyetin uğramadığı 14 kişilik köy

    Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Çandır Köyünde yaşayanlar hayatlarında evlerinde çeşme suyu hiç görmediler. Okulu, camisi ve asfalt yolu olmayan 4 haneli, 12 erkek 2 kadın olmak üzere 14 kişinin yaşadığı köyde çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve şofben bulunmuyor.

    Edirne’nin en güneyinde Yunanistan sınırında bulunan Çandır köyünde 14 kişi yaşıyor. 11 seçmeni bulunan Çandır Köyü Muhtarı Mehmet Öztürk, köyün tarihinde asfalt yol ve çeşme suyuyla hiç tanışmadığını, sadece kendi evinin bahçesinde bir çeşme bulunduğunu, onun da çalışmadığını söyledi. Yıllar önce çeşmeye su getirme çalışmaları yapıldığını fakat başarısız olduğunu söyleyen köylüler ise, evlerinde çeşme olmaması sebebiyle çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve şofben de kullanamadıklarını dile getirdi.

    Asfalt yolu olmayan köyde okul ve cami de bulunmuyor

    Temel geçim kaynağı hayvancılık olan köyde, yüksek rakımda bulunması sebebiyle kışın sert geçtiği, zeminde hala kar bulunduğu, bu sebeple hayat şartlarının oldukça güç olduğu belirtildi. Köylüler, asfalt yolu olmayan köylerinde okul ve cami de bulunmadığını söyledi.

    “Şimdiye kadar şofbenle banyo yapma şansımız olmadı”

    Köylerinde hiç çeşme suyu akmadığını belirten 60 yaşındaki Münir Öztürk, “Şu anda köyümüzde çeşmelerimizden su akmıyor. Kuyudan su çekiyoruz. Şebeke suyu olmadığı için hanımlarımıza çamaşır suyunu kuyudan çekip getiriyoruz. Bugüne kadar hiç şebeke suyumuz olmadı. Muhtarımız dilekçe verdi ama su getiren olmadı. Evimizde ne çamaşır makinesi ne bulaşık makinesi ne de şofben var. Şimdiye kadar şofbenle banyo yapma şansımız olmadı. Elimiz dahi kuyu suyuyla yıkıyoruz. İçme suyumuzda kuyudan” dedi.

    “Yolumuzu ne gelen oldu ne yapan”

    Yolla ilgili problemlerinin çok büyük olduğunu belirten muhtar Öztürk, “Yolumuz çamur içinde, büyük büyük taşlar var. Ben arabamın altını vurdum, tamir için 900 lira para harcadım. Enez Kaymakamlığına 2-3 defa dilekçe verdim. En son iki ay önce Edirne İl Özel İdaresine gittim. Yol Şube Müdürlüğüne dilekçe verdim. Ne gelen oldu ne yapan oldu ne de dilekçeme cevap geldi” ifadelerini kullandı.

    “Tenekede su ısıtıp duş alıyoruz”

    Köy halkının zor durumda olduğunu ifade eden 50 yaşındaki Çandır Köyü Muhtarı Mehmet Öztürk, “Köyde şebeke suyu yok. Evlerimizde çeşmeden hiç su akmadı. Kuyu suyu kullanıyoruz. Çamaşır makinesi kullanamıyoruz. Şebeke suyumuz hiç olmadı. Kuyudan su çekip tenekede ısıtıp duş alıyoruz. Yıl 2017 oldu biz hala tenekede su ısıtıp banyo yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Başka bir köyde duş alıyorum”

    Köyün en genci 15 yaşındaki Ülkühan Öztürk, tenekede su ısıtıp banyo yapmanın zor olduğunu kaydederek, “Bizim için zor oluyor. Bu köyde duş alamıyorum. Başka bir köyde duş alıyorum şofbende ara sıra” dedi.

    Köyde yaşayan Musa Öztürk ise, “Sularımız akmıyor. Şişelerle su taşıyoruz. Köyümüzde cami yok. Bilmem yaparlar mı?” diye konuştu.

  • Medeniyetin Burçları Derneği Tarafından ‘Bir Şehirden Öte Kudüs’ Gecesi Düzenlendi

    Üç büyük din için kutsal kabul edilen Kudüs şehrinin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğu bir kez daha vurgulandı. Kayseri’de düzenlenen “Bir şehirden öte Kudüs” isimli gecede konuşmacılar Filistin ve Kudüs’ün tarihçesi ile işgal süreci hakkında bilgi verdiler.

    Medeniyetin Burçları Derneği tarafından düzenlenen ve Şehir Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen zengin programı çok sayıda duyarlı vatandaşla birlikte gazetemizin imtiyaz sahibi ve İlim Yayma Cemiyeti Kayseri Şube Başkanı Oğuz Memiş ile Melikgazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Serdar Öztürk de izledi.

    Filistin Büyükelçisi Faed Mustafa’nın son anda katılamadığı gece Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Sunuculuğunu Kayseri’de okuyan Filistinli Muhammed Al Jebali’nin yaptığı gecede iki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından açılış konuşmasını gerçekleştiren Medeniyetin Burçları Derneği Başkanı Ali Dursun, Kudüs şehrinin Müslümanlar için önemini anlattı. Geceyi bir yıl önce planladıklarını belirten Dursun “zamanlamamızın son konjonktürel gelişmelerle bir ilgisi yok!” dedi.

    “Kudüs bir bilinçtir”

    Dursun; “Kudüsü anlamak, kendi koordinatlarımızı anlamak; duruşumuzu tayin etmektir, bir karınca misali.

    Kudüs bir anlamıyla bir şehir değildir. O, yön tayin edici bir pusuladır. Bir hafızadır. Bir bilinçtir.

    19.yy’dan başlayarak günümüze gelinceye kadar geçen süre zarfında Doğu’nun yazgısı, sanki müşahhas olarak Kudüs’te tecelli etmiştir. Kudüs’ü okumak ve anlamak, mazlum Doğu’yu anlamak demek olacaktır.

    Türkiye’deki Filistinliler adına yapılan teşekkür ve selamlama konuşmasının ardından Kayseri İHH İnsani Yardım Derneği’nin avukatı Ersin Umman, Mavi Marmara mağdurları adına başlatılan hukuki süreç hakkında bilgi verdi.

    Mavi Marmara duyarlılığı artırdı

    “”Geçici bir süre de olsa bu şehri kıblemiz kılan Allah’a hamdolsun” diyerek konuşmasına başlayan İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven ise, Kudüs’ün üç semavi dinin de merkezi olduğunu vurgulayarak “ama en güzel, en huzurlu günlerini İslam’ın hakim olduğu dönemde yaşadı. Kısacası Kudüs İslam’ı ve Müslümanları özlüyor. İnanıyorum ki özgür Kudüs’e mutlaka kavuşacağız “ dedi.

    Türkiye’nin ve milletimizin Filistin konusunda çok duyarlı olduğunun altını çizen Güven “bu duyarlılık Mavi Marmara ile daha da arttı. Nitekim şehrimizde de çok sayıda Filistinli gencimiz eğitim alıyor” diye konuştu.

    Gecede daha sonra “Filistin Hikayesi” isimli bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından Kayseri’de okuyan Filistinli bir genç kız “Veda Öpücüğü isimli şiiri seslendirdi. Filistinli gençlerden oluşan koronun söylediği bir marşın ardından yöneticiliğini ERÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfullah Cebeci’nin yaptığı, Erciyes Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (ERÜSAM) uzmanı Can Deveci ve ERÜ İİBF Öğretim Üyesi, 25 Dönem Kayseri Milletvekili Yrd. Doç. Dr. Ahmet Doğan’ın konuşmacı olarak katıldığı panele geçildi.

    Günü anlamak için Yahudilere, Yahudi meselesini anlamak için de Kur’an’a bakmak gerektiğini belirten Lütfullah Cebeci “Kuran nazil olduğunda dünyada Yahudilerin esamesi okunmuyordu. Bu kadar zayıflarken Rabbimizin bizi onlara karşı uyarması Kuran-ı Kerim’in bir mucizesidir” dedi.