Etiket: Medeniyet

  • Kyk’lı Gençler Tarih Ve Medeniyet Gezilerinde Buluşuyor

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, gençleri tarih ve medeniyet mirasımızla buluşturmak ve onlara tarih şuuru kazandırmak amacıyla Anadolu, Çanakkale ve Balkanlar’a “Bir Günde Bin Yıl-Tarih ve Medeniyet Gezileri” düzenliyor.

    “Bir Günde Bin Yıl Anadolu” gezileri kapsamında 81 ilden 10 binden fazla öğrencinin katılımıyla Edirne, İstanbul, Bursa, Konya, Manisa, Kayseri, Amasya, Sivas, Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin ve Erzurum’da Selçuklu ve Osmanlı dönemine tanıklık etmiş tarihi ve kültürel mekanlar gezilecek. İlki bin öğrencinin katılımıyla 12 ve 19 Aralık tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilen gezilerin ikincisi 16-17 Nisan tarihlerinde Gaziantep ve Şanlıurfa’da düzenlenecek. Gezilerin üçüncüsü ise bin öğrencinin katılımıyla 23-24 Nisan tarihlerinde Manisa’da gerçekleştirilecek. Gezi kapsamında gençler, bu yıl 476.’sı düzenlenecek olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ne de katılacaklar.

    KYK’lı gençler arasındaki birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını geliştirerek tarihi mirasımızı geleceğe aktarmayı amaçlayan gezilerin profesyonel rehberler eşliğinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

  • Medeniyet Gençliği Derneği 2. Olağan Kurulu

    Eski Mısır Enformasyon Bakanı Prof. Dr. Salah Abdulmaksud, Müslüman Kardeşler taraftarları ve Mısırlı gençlerin, tüm yaşananlara rağmen yılmadan direnişlerine devam ettiğini belirterek, “İnşallah yakında yeniden Mısır yönetimi, Müslüman Mısır halkının olacak” dedi.

    Okçular Vakfı Konferans Salonu’nda düzenlenen Medeniyet Gençliği Derneği 2. Olağan Genel Kurulu’na, eski Mısır Enformasyon Bakanı Prof. Dr. Salah Abdulmaksud, İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın’ın yanı sıra akademisyenler, yazarlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

    Genel Kurul’da konuşan Mısır Enformasyon Bakanı Prof. Dr. Salah Abdulmaksud, Batılı devletlerin ve şer odaklarının İslam Medeniyeti üzerine oynadığı oyunlara dikkat çekti. Abdulmaksud, “Ne zaman bir İslam ülkesi gelişmeye, kalkınmaya ve demokratikleşmeye başlıyor o vakit bazı Batılı devletler ve şer odakları araya giriyor ve o İslam ülkesinde bombalar patlıyor, masum insanlar öldürülüyor yahut anti-demokratik yöntemlerle, seçilmiş hükümet indiriliyor. Yapılmak istenen İslam medeniyetinin önünü tıkama ve Müslümanların müreffeh yarınlara kavuşmasını engellemektir. Ancak bu şer odakları şunu bilmelidir; İslam coğrafyasına asla zulüm ile payidar olamayacaklar” dedi.

    Mısır’da yaşanan darbe sonrası binlerce masum insanın zindanlarda işkence gördüğünü ve katledildiğini hatırlatan Bakan Abdulmaksud, “Sadece 2015 yılında, Mısır’daki protesto gösterilerinde ve polis merkezlerindeki işkenceler sonucunda hayatını kaybeden masum vatandaşlarımızın sayısı 356’dır. Bununla birlikte kaybolan ve akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmeyen de 10 bine yakın vatandaşımız var” diye konuştu.

    Müslüman Kardeşler Hareketi olarak, tüm baskı ve zulme rağmen Sisi yönetimine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Abdulmaksud, “Müslüman Kardeşler taraftarları ve özellikle Mısırlı gençler, tüm yaşananlara rağmen yılmadan direnişlerine devam ediyorlar. İnşallah yakında yeniden Mısır yönetimi, Müslüman Mısır halkının olacak” ifadelerini kullandı.

    Başta İslam ülkeleri olmak üzere, tüm dünyada yaşanan zulme karşı sesini yükselten ve mazlumların daima yanında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve milletine teşekkür eden Abdulmaksud, İslam medeniyetine sahip çıkan Türkiyeli Müslüman gençlere minnettar olduklarını vurguladı.

    “21 YAŞINDAKİ BİR GENÇ NASIL OLUYOR DA BİR CANİYE DÖNÜŞEBİLİYOR”

    Genel kurula ev sahipliği yapan Medeniyet Gençliği Derneği Başkanı Fatih Ayhan, yaptığı açılış konuşmasında son günlerde yaşanan intihar saldırılarına dikkat çekti.

    Türkiye’nin Ortadoğu coğrafyasının zor günler yaşadığını belirten Ayhan, “Ağır bir imtihandan geçiyoruz. Bu dönemde hepimize düşen görevler var. 21 yaşındaki bir genç, nasıl oluyor da bir caniye dönüşebiliyor? Bu soruya yanıt aramak durumundayız. Bu mesele her şeyden önce bir zihniyet sorunudur, değer sorunudur. İslam medeniyetinin en temel değeri barış iken, bugün cihat yahut özgürlük adına bir insan masum insanların kanını nasıl akıtabiliyor? Eğer bunu yapabiliyorsa, burada sorun o insanları bu çarpık düşünceye iten yorum ve anlayışta aranmalı” değerlendirmelerinde bulundu.

    Konuşmasının devamında özledikleri “Ma’rufun Nesli” ideallerini de açıklayan Başkan Ayhan, “Ma’ruf, herkese adaletin, hakça paylaşımın, ahlak ve maneviyatın temel alındığı düşünme ve yaşam biçimidir” dedi.

    Genel kurulda, İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın ile milletvekilleri söz alarak birlik ve beraberlik vurgusunda bulundu.

  • Antakya Medeniyet Filmi Fransa’da

    Kısaca “Antakya Medeniyet Filmi” olarak adlandırılan ve Antakya’daki medeniyet atmosferini konu edinen “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar” adlı belgesel film, 21-29 Ekim 2016 tarihleri arasında Fransa’nın Montpellier kentinde düzenlenecek Cinemed Film Festivali’ne gönderildi. Filmde Antakya’nın inanç ve düşünce önderlerinin ağzından tüm dünyaya barış mesajı veriliyor.

    Antakya’nın çok unsurlu ancak tek gövdeli yapısının saygı ve paylaşıma dayalı yapısını konu edinen “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar” adlı belgesel filmde, Antakya’nın medeniyet tarihini oluşturan inançların temsilcileri eski Antakya’yı yeniden canlandırmak için barış çağrısı yapıyor. Antakya’nın çok unsurlu ancak tek vücutlu yapısını oluşturan parçalardan Ortodoks cemaati temsilcisi, Musevi cemaati temsilcisi, Alevi cemaati temsilcisi, Sünni cemaati temsilcisi, görkemli betimlemelerle anlattıkları Antakya’nın medeniyet ortamında yeniden birlik, saygı ve barış içinde yaşama özlemlerini dile getiriyor.

    Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Cereci tarafından yönetilen, yapımına 2015 yılının ilk günlerinde başlanan ve 2016 yılının Şubat ayında tamamlanan belgesel filmde Antakya’nın ve Anadolu’nun binlerce yıldır yaşayan halklarının Anadolu’daki medeniyetin sahibi ve barışın en güzel örnekleriyle yaşandığı bir kent olduğu ortaya çıkıyor. Mezopotamya’dan, Roma İmparatorluğu’ndan, Bizans’tan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan büyük bir miras alan Antakya’nın en eski halkları olan Yahudilerin, Süryanilerin, Ermenilerin, Arapların birlikte yaşam, saygı ve paylaşımla Antakya’da yüksek bir medeniyet oluşturduğu, Antakya’nın son yıllardaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen hala bu yüksek medeniyet düzeyinde yaşadığı belirtiliyor.

    Çekimleri Antakya Musevi Havrası, Antakya Ortodoks Kilisesi, Altınözü Kilisesi, Samandağı Ziyareti, Vakıflı köyü, Habib Neccar Camii gibi mekanlarda yapılan belgesel film, Musevilik, Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık, Sünnilik, Alevilik gibi Antakya’daki tüm inançların insancıl iletilerini ve inançların Antakya’da kurulan medeniyet ortamına katkılarını anlatıyor. Binlerce yıldır Antakya’da yaşayan Yahudilerin, Süryanilerin, Ermenilerin, Ortodoksların ve diğer sosyal grupların Roma İmparatorluğu’ndan bu yana birbirlerine saygı duyarak ve yaşamı paylaşarak yaşadıkları ve büyük özverilerle kurdukları medeniyeti 21. yüzyıla kadar taşıdıkları anlatılan filmde, ortak yaşamın ve barışın örnekleri en çarpıcı şekilde yer alıyor. Her yıl tüm dünyadan seçkin filmlerin gösterildiği ve ağırlıklı olarak Akdeniz ülkelerinin yer aldığı Cinemed Film Festivali’ne katılacak olan belgesel, barış iletisini de tüm insanlara aktaracak.

    Önceki yıllarda Van’da yaşayan Azeri kökenli Küresinliler adlı topluluğun İran’dan Van’a göçleri; Kürt kültüründe Nevruz kutlamaları, Van Türklerinin geleneksel yemeği Tırşik, Mardin’de yaşayan Süryanilerin Müslümanlarla ilişkileri, Batman ve Siirt yöresinde yaşayan Kürtlerin geleneksel tarihleri gibi etnik konuları filmlerine konu edinen Prof. Dr. Cereci, tarihin kaydetmediği veya unutulmuş tarihi gerçekleri filmleri aracılığıyla ortaya çıkarıp, her filminde barışa vurgu yapıyor.

  • Antakya Medeniyet Filminde Barış Çağrısı

    “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar” adlı belgesel filmde yer alan Antakya’nın medeniyet tarihini oluşturan inançların temsilcileri barış çağrısı yaptılar.

    Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Cereci tarafından yönetilen, yapımına 2015 yılının ilk günlerinde başlanan ve 2016 yılının Şubat ayında tamamlanan belgesel filmin yapım sürecinde Antakya’nın ve Anadolu’nun binlerce yıldır yaşayan halklarının Anadolu’daki medeniyetin sahibi ve barışın en güzel örnekleriyle yaşandığı bir kent olduğu dile getiriliyor. Belgeselde Mezopotamya’dan, Roma İmparatorluğu’ndan, Bizans’tan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan büyük bir miras alan Antakya’nın en eski halkları olan Yahudilerin, Süryanilerin, Ermenilerin, Arapların birlikte yaşam, saygı ve paylaşımla Antakya’da yüksek bir medeniyet oluşturduğu, Antakya’nın son yıllardaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen hala bu yüksek medeniyet düzeyinde yaşadığı belirtiliyor.

    Belgeselin çekimleri Antakya Musevi Havrası, Antakya Ortodoks Kilisesi, Altınözü Kilisesi, Samandağı Ziyareti, Vakıflı Köyü, Habib Neccar Camii gibi mekanlarda yapılıyor. Binlerce yıldır Antakya’da yaşayan Yahudilerin, Süryanilerin, Ermenilerin, Ortodoksların ve diğer sosyal grupların Roma İmparatorluğu’ndan bu yana birbirlerine saygı duyarak ve yaşamı paylaşarak yaşadıkları ve büyük özverilerle kurdukları medeniyeti 21. yüzyıla kadar taşıdıkları dile getirilen filmde ortak yaşam ve barışın örnekleri en çarpıcı örnekleriyle yer alıyor.

    Belgeselde Antakya’nın çok unsurlu ancak tek vücutlu yapısını oluşturan parçalardan Ortodoks cemaati, Musevi cemaati, Alevi cemaati ve Sünni cemaati temsilcileri, Antakya’nın medeniyet ortamında yeniden birlik, saygı ve barış içinde yaşama özlemlerini dile getirerek barış çağrısı yapıyor.

    Önceki yıllarda Van’da yaşayan Azeri kökenli Küresinliler adlı topluluğun İran’dan Van’a göçleri; Kürt kültüründe Nevruz kutlamaları, Van Türklerinin geleneksel yemeği Tırşik, Mardin’de yaşayan Süryaniler’in Müslümanlarla ilişkileri, Batman ve Siirt yöresinde yaşayan Kürtlerin geleneksel tarihleri gibi etnik konuları filmlerine konu edinen Prof. Dr. Cereci’nin tarihin kaydetmediği veya unutulmuş başka tarihi gerçekleri de filmleri aracılığıyla ortaya çıkardığı ve her filminde barışa vurgu yaptığı dile getirildi.

  • İslam, Şehir Ve Medeniyet Buluşması

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘İslam, Şehir ve Medeniyet Seminerlerine’ konuk olan Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri doktora öğrencisi Kazanlı Aliya Sharafullina, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’ı anlattı.

    Günümüzde Kazan’ın Avrupa ve Asya arasında bir köprü ve iki medeniyetin birleşme yeri olduğunu söyleyen Sharafullina, şehrin 2001 yılında UNESCO tarafından “tarihi miras” olarak kabul edildiğini söyledi. “Tatar denince Türkiye genelinde hep Kırım hatırlanır ancak Rusya’nın büyük bir coğrafyası Tataristan Bölgesi’dir. Bugün, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti olan Kazan, yaklaşık 400 kilometrekarelik alanda, bir buçuk milyon nüfusa sahiptir” diyen Sharafullina, şehrin adını Türkçede aynı anlamı taşıyan ‘’Kazan’’ sözcüğünden aldığını ifade etti. Sharafullina, ‘’Bir efsaneye göre, sefere çıkan bir kağan, nehre kazan düşürmüş ve oradaki insanlar “Kazan, Kazan” diye bağırmış ve şehir de adını buradan almış. Bununla birlikte, bilim adamları şehrin adını “Kazan” adlı bir handan aldığını da ileri sürmektedir. Bir başka rivayete göre kazanı andırdığı için de ‘’Kazan’’ ismini aldığı söylenmektedir’’ diye konuştu.

    Kazan’ın İslâm medeniyetinin maddi ve manevi mirasına sahip bir merkez görünümünde olduğunu söyleyen Sharafullina, şehirde bulunan mimari değere sahip birçok cami ve diğer dinlere ait mabetlerin kentti çok farklı kıldığını ifade etti. Asırlar boyu hem Rus, hem de Tatar kültürü etkisi altında büyüyen şehrin mimarisinde doğu ve batının izlerini aynı anda görmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Sharafullina, ‘’Hanların sağlam sarayları, prens konakları, göklere tırmanan tuğla minareli ve duvarlarla çevrilmiş camileri, Kazan’a eşsiz bir görünüm veriyor. Kazan çevresinde çeşitli yıllarda yapılan arkeolojik araştırmalar, şehrin mimarisinin muazzam özelliklere sahip olduğunu gösteriyor’’ diye konuştu.

    İSLAM MEDENİYETİNİN 1000 YILLIK KENTİ: KAZAN

    2005 yılında kentin 1000. kuruluş yıldönümünü kutladığını ifade eden Sharafullina, günümüzde Kazan’ın dünya çapında önde gelen ekonomi, ticaret, bilim, sanayi ve kültür merkezlerinden biri olduğunu söyledi. İslam Medeniyetinin önemli örneklerinin gözler önüne serildiği Kazan’ın ağır sanayide de çok geliştiğini belirten Sharafullina, geçmişte ipek yolu üzerinde kalan Kazan’da uçak, helikopter, optik aletler, tıbbi cihazlar, petro-kimya, kompresör, doğalgaz aletleri, ayakkabı, deri, sabun, kürk ve kimyasal madde üreten çok sayıda fabrika bulunduğunu ve kentin sağlam bir ekonomik temele dayandığını sözlerine ekledi.