Etiket: Meclise

  • CHP’li Baydar, Alevilik Tartışmasını Meclis’e Taşıdı

    CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Ordu’da bir din dersi öğretmeninin söylediği iddia edilen “Alevilik günahtır” ifadelerini Meclis’e taşıdı.

    Ordu’nun Fatsa ilçesinde bulunan Sakarya Ortaokulu’nda bir din dersi öğretmeninin derste “Alevilik günahtır” dediği ve bu şekilde öğrencileri hedef gösterdiği iddialarının basında da yer aldığına işaret eden CHP’li Metin Lütfi Baydar, “Bu iddiaların gündeme gelmesinin ardından adı geçen din dersi öğretmeninin, sınıfa giderek, sınıftaki Alevi öğrencileri tehdit ettiği de gündeme geldi. Aynı şekilde öğretmenin, Alevi bir öğrenciye, ‘Siz kelime-i şahadet getiriyor musunuz?’ biçiminde azarlayarak soru sorduğu ve ders sırasında ‘Bizde de 12 imamların resmi var ama biz Alevi değiliz’ diyen bir öğrenciye ‘aferin’ diyerek, Alevi olmamayı olumlu bir durum olarak nitelediği anlaşılmaktadır. Daha önce de pek çok din dersi öğretmeni benzer yaklaşımlarda bulunmuş ve bu yönlü şikâyetlerin bir kısmı mahkemelere taşınmıştı” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi veren Baydar, önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Bakanlığınızın belirlemiş olduğu müfredat merkezli bir eğitiminden geçen öğretmenin, ‘Aleviliğin günah’ olduğunu ifade etmesi; mevcut eğitim sisteminin Aleviliğe ilişkin görüşlerinin dolaysız yoldan ifadesi anlamına mı geliyor? Şayet öyleyse, bakanlığınız ve dolayısıyla AKP Hükümeti, ‘Alevi açılımı’ ile milyonlarca ‘günahkârı yola getirmeyi’ mi hedeflemektedir? Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullardaki din derslerinde bu türden vakaların rutin bir durum halini almış olması, ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ derslerinin sadece Sünni İslam merkezli yürütüldüğünün açık bir kanıtı değil midir? Din derslerini veren öğretmenlerin Aleviliğe ve Alevilere karşı benzer tavırlar sergilemeleri, aldıkları eğitimin, Alevi düşmanlığı üzerine kurulu bir içeriğe dayalı olmasından mı kaynaklanmaktadır?”

  • CHP’li Baydar, Ankara Patlamasını Meclis’e Taşıdı

    CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Ankara’da yaşanan terör saldırısıyla ilgili olarak TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi verdi.

    Son beş ay içinde Ankara’da üç büyük terör saldırısı gerçekleştirildiğini anımsatan Metin Lütfi Baydar, “10 Ekim 2015’te düzenlenen ‘Barış Mitingi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıda 109 kişi, 17 Şubat 2016 tarihinde, sivil ve askeri personeli taşıyan servis araçlarına yönelik düzenlenen saldırıda ise 29 kişi hayatını kaybetmişti. 13 Mart 2016 günü akşam saatlerinde Ankara Güven Park yakınlarındaki otobüs duraklarına yönelik gerçekleştirilen bombalı terör saldırısında ise 37 insanımız yaşamını yitirmiştir. Son beş ay içinde gerekleştirilen bu saldırılar sonucunda toplam 175 insan hayattan koparılmış ve onlarcası sakat kalmak suretiyle, yüzlerce yurttaşımız yaralanmıştır.

    13 Mart tarihinde Güven Park yakınındaki otobüs duraklarında gerçekleştirilen patlamadan iki gün önce, ABD Büyükelçiliği’nin saldırı gerçekleştirileceğini vatandaşlarına bildirdiği ve TÜRGEV’in de sosyal medya aracılığıyla çalışanlarını ve öğrencilerini patlama olacağı konusunda uyardığı anlaşılmaktadır. Ayrıca patlamadan sonra yapılan açıklamalarda, bu şekilde patlatılmaya hazır 20 aracın daha olduğu bildirilmektedir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını istediği soru önergesini TBMM Başkanlığı’na ileten Baydar, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Ankara’nın göbeğinde 5 ay içinde 3 büyük patlama yaşanırken, Milli İstihbarat Teşkilatı başka hangi daha önemli işlerin peşindedir ki bu patlamaların önlenmesi hususunda hiçbir varlık gösterememiştir? Hükümetiniz, ABD Büyükelçiliğini patlama olacağı hususunda bilgilendirmesine rağmen, kendi yurttaşlarını bilgilendirme ihtiyacı neden duymamıştır? TÜRGEV patlama olacağı bilgisini nereden ve nasıl temin etmiştir? Patlama olacağı bilgisi, resmi birimlerce mi TÜRGEV’e mi iletilmiştir? Şayet öyleyse; ilgili resmi kurumlarca TÜRGEV ile paylaşılan bu bilgi, neden halkımızdan gizlenmiştir?

    Böylesi bir bilgilendirmeyle, olası bir patlamada yaşamını yitirecek kişiler arasında bile ‘yandaş’ ve ‘yandaş olmayanlar’ gibi bir ayrım mı gözetilmektedir hükümetinizce? Önümüzdeki günlerde 20 aracın daha her an bir patlamaya karışacağı bilgisi karşısında, hükümetiniz ve yetkili birimler, yine patlamaların gerçekleşmesini mi bekleyecektir? Patlamalardan sonra, saldırıyı gerçekleştirenlerin kimliğini açıklamak hususundaki hükümet ‘cengaverliği’, patlamaların gerçekleşmesini önlemek konusunda neden sergilenememektedir? Türkiye’nin başkentinde 5 ay içinde gerçekleştirilen 3 büyük bombalı saldırıda toplam 175 kişinin yaşamını yitirmiş olması karşısında, istifa etmeyi düşünüyor musunuz?”

  • Kalp Krizinden Ölen Hakemin Konusu Meclise Taşındı

    CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, Gönen’de maç esnasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden hakemin konusunu meclise taşıdı. CHP’li Akın, Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç’a karşılaşmada neden ambulans ve sağlık görevlisi bulunmadığını yazılı olarak sordu.

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, genç hakem Halil Berke Aygün’ün maç sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesini Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’a sordu. Ahmet Akın yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Amatör kulüplerin karşılaşmalarında maçın başlayabilmesi için güvenlik şart iken sağlık görevlisi ve ambulans şartı aranmıyor. Hem hakemler hem de sporcular sağlık riski altında bulunuyor. Gönen’de yaşanan ve hepimizi üzen bu olaydan sonra umarım bu sorun çözülür, biz CHP olarak spor müsabakalarının her türlü önlem alındıktan sonra yapılmasından yanayız. Bu konunun takipçisi olacağım.”

    Ahmet Akın, Bakan Kılıç’a şu soruları yöneltti: “Gönen grubunda Gündoğan Çeltikspor-Bostancıspor karşılaşmasında aday hakem olarak görev yapan 17 yaşındaki Halil Berke Aygün karşılaşmanın 32. dakikasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir. Bu konuyla ilgili olarak, bu üzücü olayın yaşandığı karşılaşmada ambulans ve sağlık görevlisi bulunmayışının nedeni nedir? Amatör küme maçlarında da ambulans ve sağlık görevlisi bulundurma zorunluluğu getirilmesi konusunda bir çalışma yapılacak mıdır? Sporcular ve hakemlerin maçlardan önce sağlık kontrolleri yapılmakta mıdır?”

  • Kılıçdaroğlu: “Ben Dahil Bütün Dokunulmazlık Dosyalarını Getirin Meclis’e”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sayın Davutoğlu’na bir çağrı yapıyorum; ben dahil bütün dokunulmazlık dosyalarını getirin Meclis’e. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım. Hepimiz gidelim bağımsız yargının önünde hesabını verelim ve milletin önüne öyle çıkalım” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çorum Uğurludağ Köy Dernekleri Platformu temsilcileriyle CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Bakın, bu toprakların mayasında namus ve şeref kavramı çok önemlidir. Birisi namusu ve şerefi üzerine yemin ettiyse ölümüne onun arkasında durur. Durmazsa birisinin hatırlatması lazım. Ben hatırlatmazsam görevimi yapmamış olurum. Benim özel bir kavgaya ihtiyacım yok, kavga etmem. Geldiği zaman her zaman gene saygı gösteririm, ben makamlara saygı gösteririm. Ben 27,5 yılımı bu devlete ve bu millete verdim. Siyasete atıldığım gün malvarlığımı kendi internet sitesine koydum. Niçin? Hesabını vermeyeceğim hiçbir şey yok benim açımdan. Kazandığım her kuruş benim alın terimin karşılığıdır. Ve ben her dönem kamuda göreve başladığım anlar dâhil, her ay Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı aylığın iki misli aylık alıyordum ben. Bakın, aldığı aylığın iki misli aylık alıyordum. Benim malvarlığım orada, hepsini rahatlıkla açıklarım, hesabını vermeyeceğim bir şey yok. Ama ben isterim ki, devleti yöneten herkes bu kadar açık, bu kadar net, bu kadar temiz olsun. Ben bunu isterim” ifadelerini kullandı.

    “SARAYI KAÇA YAPTINIZ ARKADAŞ, MALİYETİNİ BİZE AÇIKLAYIN”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sayın Davutoğlu soruyor, ‘Dokunulmazlıklar konusunda ne düşünüyor, Kılıçdaroğlu açıklasın.’ Ben kendisine bütçe görüşmelerinde iki soru sordum. Sorulardan birisi şuydu: Sarayı kaça yaptınız arkadaş, maliyetini bize açıklayın. Niçin? Çünkü o saray milletin parasıyla yapıldı. Bizim paramızla yapıldıysa, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla yapıldıysa onun maliyetini bizim öğrenmemiz lazım. Bu sorunun cevabını almış değiliz. İki; dönemin Sayın Başbakanı Kaddafi’yi ziyarete gitti ve Kaddafi,ona insan hakları bağlamında hem madalya verdi, çok güzel bir şey bana göre. 250 bin dolar da para verdi. Açıklama yaptı, ‘250 bin doları şehit ve gazi yakınları olan veya onların kurdukları bir derneğe vereceğim’ diye. Ben de şu soruyu sordum Sayın Davutoğlu’na: Bu 250 bin doları hangi derneğe bağışladı, ben öğrenmek istiyorum. Bunu da açıklanmadı. Bakın, siz giderseniz size 250 bin dolar verirler mi? Vermezler. Bakkal Mehmet Efendi gittiği zaman verirler mi? Vermezler. Neden veriyorlar Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğu için veriyorlar ve o paranın gerçekten amacına uygun bir derneğe verilmesi lazım.”

    “BEN DAHİL DOSYALARI GETİRİN”

    “Dokunulmazlıklar konusunda ne yapacağız” diye soran Kılıçdaroğlu, “Bakın, bizim öteden beri ilkeli bir tavrımız var. Kürsü dokunulmazlığı hariç hiçbir dokunulmazlığı kabul etmiyoruz. Meclis, şu şöyle yaptı, bu böyle yaptı. Mecliste hırsızlık olmamalı, arsızlık olmamalı, ihale takipçiliği olmamalı, kul hakkı yenmemeli. Bunların tamamını getirin. Benim de dosyam var, bakın benim de dokunulmazlık dosyam var. Buradan açık ve net Sayın Davutoğlu’na bir çağrı yapıyorum; ben dahil bütün dokunulmazlık dosyalarını getirin Meclis’e. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım. Hepimiz gidelim bağımsız yargının önünde hesabını verelim. Ve milletin önüne öyle çıkalım. Neden kürsü dokunulmazlığı diyorum? Şunun için diyorum. Biz düşünceye saygılıyız. İnsan kürsüye çıkıp düşüncelerini özgürce dile getirmeli. Bütün dünyanın demokrasilerinde, daha doğrusu bütün demokrasilerde düşünce özgürlüğü vardır. Milletvekili, -beğenirim veya beğenmem- meclisin kürsüsüne çıkar, mademki oy almış arkasında bir kitle var. Çıksın düşüncelerini söylesin, tahammül etmezsek bile yani dinleyeceğiz o kadar. Katılmayabiliriz ama bunu yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.

    “YARDIM VE YATAKLIK YAPTILAR”

    Türkiye’nin en temel sorununun terör olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “30-35 yıldır çözülmemiş. Bir arkadaşım sordu ‘Bu konuda sizin çözüm öneriniz var mı?’ diye. Ben ısrarla şunu söylüyorum. Bu hükümet ve bundan önceki hükümet terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır. Çok sert bir ifadedir, biliyorum bu. Çok ağır bir suçlamadır. Ben bunun da farkındayım. Ama ben kendimi bilerek, okuyarak, onların söylediklerini dinleyerek, onların yaptıklarına bakarak anlıyorum ki, hükümet terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmıştır. Nereden, biliyor musunuz? Size sadece bir örnek vereceğim. Yine çok değerli bir arkadaşım söyledi: ‘Hükümeti eleştirin ama devlete dokunmayın.’ Biz devlete saygılıyız. Devlet ayrı bir şey. Devlet bakidir arkadaşlar. Hükümetler geçicidir. Hükümetler, 4 yıl süreyle devleti yönetmek için gelirler. Devlet olmak için gelmezler. 4 yıllık süre vardır, vatandaş yetki verir, ‘Gel devleti yönet.’ Devlet ile hükümet arasındaki temel farka bir örnek vereceğim. Temel fark ne? Milletvekili olmanız için, bakan olmanız için sadece ilkokul diplomanızın olması yeter. Ama devlette şube müdürü olmanız için 4 yıllık üniversiteyi bitirmeniz lazım. O da hemen değil, belli bir süre çalışacaksınız, sınava gireceksiniz, üniversite mezunu olacaksınız, kazanırsanız şube müdürü oluyorsunuz, şef oluyorsunuz, daire başkanı, genel müdür yardımcısı veya müsteşar oluyorsunuz.”

    “SİZ KİM OLUYORSUNUZ”

    6 Haziran 2014 tarihinde Beşir Atalay’ın Van’da yaptığı bir konuşmasını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Diyor ki, ‘Biz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletini kendisiyle hesaplaştırdık.’ ‘Kendisiyle’ kimi kastediyor, biliyor musunuz? Abdullah Öcalan’ı kastediyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini kendisiyle hesaplaştırdık. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve bana şu sorunun cevabını verin. Siz kim oluyorsunuz da koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni bir terör örgütünün lideriyle hesaplaştırıyorsunuz? Bu bizim içimize sinecek bir olay mıdır? Biz bunu kabul edecek miyiz? Dokunulmazlığı kaldıracaksanız, işte asıl bunların dokunulmazlığını kaldıracaksınız. Onun için diyorum ‘Yardım ve yataklık yaptılar’ diye. Diyarbakır – Sur, bakın bugün iki şehidimiz daha var. Bakın bu sorunun çözümüne, evet. ‘Çözüm,’ dediler biz böyle çözeceğiz. Dedim ki, ‘Bakın bu yolla siz bunu çözemezsiniz.’ Nasıl çözersiniz? TBMM’de bir araya geleceğiz ve biz bunu oturup kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Kabul etmediler. Şimdi onlar da anlıyorlar ki, bu sorunun çözüm merkezi TBMM’dir. Oturup orada çözmek zorundayız” dedi.

    “BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Anayasa konusunda da zaman zaman size şikayetler geliyordur, ‘Ne yapacağız, ne yapacağız’ diye. Anayasa konusunda da söylüyoruz. Biz birinci sınıf demokrasiyi getirmediğimiz sürece, düşünceye özgürlüğü getirmediğimiz sürece başarılı olamayız. Bizim amacımız bu. Sizden tek isteğim var. Hiç kimseyi inancından ötürü, ötekileştirmeyelim. Hiç kimseyi kimliğinden ötürü, ötekileştirmeyelim. Hiç kimseyi yaşam tarzından ötürü, ötekileştirmeyelim. Bu ülkedeki 78 milyon vatandaşı hep beraber kucaklayalım ve bu kirli siyasetten Türkiye’yi kurtaralım. Bunun gücü sizin elinizde.”

  • Eski İl Genel Meclis Üyesinden Meclis’e Ziyaret

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Merkez İlçe Başkanı Kamil Davarcı, İl Genel Meclisi Mahmut Peşin ve meclis üyelerini ziyaret etti.

    Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Faruk Kabadayı’nın da yer aldığı ziyarette, Başkan Davarcı, İl Genel Meclis’ine çalışmalarında başarılar diledi.

    Başkan Peşin’i makamında ziyaret ettikten sonra Davarcı ve Kabadayı İl Genel Meclis toplantısına da katıldı.

    Bir dönem CHP İl Genel Meclis Üyeliği de yapan Davarcı, Meclis üyesiyken 4 yıl boyunca oturduğu yere tekrar oturdu.

    Meclis Başkanı Mahmut Peşin, ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirirken, MHP İl Genel Meclis Üyesi Tahsin Eren ise eski mesai arkadaşı Davarcı ile mecliste uyum içerisinde çalıştıklarını ifade etti.