Etiket: Markası

  • Benzerlerinden yüzde 35 daha hafif üretilen asansörler dünya markası olma hedefinde

    Kocaeli’de üniversite ve KOSGEB iş birliğinde alüminyum sistemle piyasadaki diğer ürünlere göre yüzde 35 daha hafif asansör taşıyıcı sistemleri üreten firma, dünya markası olmayı hedefliyor.

    Kocaeli’de üretim yapan Öz Şirketler Gurubu’na bağlı Fronte Asansör Firması, yüzlerce sanayi kuruluşunun ve şirketin yer aldığı TÜYAP Tüm Fuarcılık ve Kocaeli Sanayi Odası ortaklığında düzenlenen Sanayi ve Teknoloji Fuarı 2018 (SANTEK)’te yerini aldı. 31 Ekim-3 Kasım arasında açık kalan fuar, Kocaeli Uluslararası Fuar Merkezinde ziyaretçilerini ağırladı. Birçok sanayi, araştırma kuruluşu ve firmanın yer aldığı fuarda yeni ürünleri ile katılan firma büyük ilgi gördü. Üniversite ve KOSGEB ortaklığında geliştirilen, normal asansör sistemlerine göre yaklaşık yüzde 35 daha hafif ve daha seri olan asansör sistemlerini ilk kez sergileyen firma, uluslararası bir asansör firması olmayı hedefliyor. Türkiye’de bir ilk olan alüminyum asansör taşıma sistemlerinin tanıtan firmanın yönetim Kurulu Başkanı Korkut Öz, geliştirdikleri yeni sitemle dünya çapında bir şirket olmayı hedeflediklerini ifade etti.

    “Karkaslarımız genelde dkp sacdan üretilir, bu tüm dünyada da aynıdır”

    Yaptıkları yeni asansör sisteminin eski asansörlere göre daha seri ve hafif olduğunu söyleyen Korkut Öz, “Öz Şirketler Grubu 1974 yılından beri faaliyet gösteren inşaat, meral sanayi, asansör ve AR-GE alanlarında hizmet veren bir grup. Bizim yeni markamız Fronte Asansör. Asansör sektörü maalesef Türkiye’de genelde yabancı firmaların üzerinden büyüyen bir sektör. Bu noktada bir Türk firması olarak teknoloji anlamında yeni çalışmalar yapmaya başladık. KOSGEB, Kocaeli Üniversitesi ve firmamızın da içerisinde bulunduğu bir AR-GE çalışması planladık. AR-GE’miz Alüminyum Kabin Karkas projesi. Normalde asansörlerin taşıyıcı yapısı karkaslarımızdır. Karkaslarımız genelde dkp sacdan üretilir. Bu tüm dünyada da aynıdır” dedi.

    “Diğer asansörlere göre yaklaşık yüzde 35 oranında daha hafif”

    Asansörleri daha hafif hale getirme fikriyle yola çıktıklarını belirten Öz, “Biz üniversiteden hocalarımızla taşıyıcı sistem konusunda ürünü daha hafif nasıl yapabileceğimiz konusunu tartışıp konuştuk ve alüminyumun bize bu noktada çözüm olabileceğini düşündük. Özellikle uçak ve araba yapımında alüminyum kullanılmaya başlandı. Biz de bunu asansöre taşıdık. Alüminyum karkas sistemi ürettik. Fabrikamızda bir test kulesi kurduk. Prototipimizi kulede test ettik. Testi başarıyla tamamladı. Asansörümüz, diğer asansörlere göre yaklaşık yüzde 35 oranında daha hafif. Aynı zamanda bu performans anlamında da daha iyi bir performans sağlıyor. Daha gücü az motorlar kullanabiliyorsunuz. 3-4 kişinin monte edebileceği bir karkas sistemini 2 kişi monte edebiliyor” diye konuştu.

    “Ülkemizde bir ilk, dünyada da örneğini görmedik”

    Geliştirdikleri yeni asansör taşıma sistemi ile iddialı olduklarını ve Türkiye’de çoğunlukta olan yabancı firmalarının ürettiği asansörlerin yerini yerli üretim asansörlerin alması için çalıştıklarını kaydeden Öz, “Asansör üretimlerinde bu ülkemiz için iyi bir gelişme. Ülkemizde bir ilk, dünyada da örneğini görmedik. Yurt dışı fuarlarına katıldığımızda özellikle araştırdık. Alüminyumla üretim yapan bir firmayla karşılaşmadık. Bu AR-GE ve teknolojilerin bizim uluslararası bir marka olmamıza katkı sağlayacağını düşünüyorum. Devletimiz AR-GE konusunda firmalarımızı destekliyor. Üniversitelerin olduğu projelerde de verilen bu destekler itici bir güç oluyor. Bu noktada biz bir ilki gerçekleştirdik. Devletimizin makine anlamında ciddi boyutta destekleri oldu. Biz şu anda bunu gerçekleştirmiş bulunuyoruz. İnşallah ülkemizde kullanılmaya başlanılacak, uluslararası alanda da üretimini yapacağız” şeklinde konuştu.

    “Yerli üretim yapılırken asansör sektöründe geride kalıyoruz”

    Asansör sektöründe ciddi sıkıntılar olduğuna değinen Öz, “Türkiye’de her şeyin üretimi yapılırken, yerli savunma sanayisine kadar her alanda yerli üretim yapılırken asansör sektöründe geride kalıyoruz. 3. Havalimanı’nda biliyorsunuz ki her şey yerli. Sadece yürüyen merdivenler ve asansörler yabancı firmalar tarafından yapıldı. Burada Türk firmalarının olmaması bizi üzdü. Orada Öz Şirketler Grubu olarak biz ya da farklı bir firma olabilirdi. Devletimizden özellikle rica ediyorum; asansör sektörünü biraz daha desteklersek yerli firmalara biraz daha itici güç uygularsak bizim de önümüz açılır. Uluslararası bir firma olma yolunda biz de destek almış oluruz” ifadelerini kullandı.

  • İspanyol alarm ve güvenlik markası Türkiye’de

    Alarm sektöründe dünyanın önemli markalarından İspanya menşeli Prosegur, Türkiye pazarına giriş yaptı. 5 kıtada 18 ülkede 2 milyonu aşkın insanın güvenliğini sağlayan şirket, 4 yıl içinde Türkiye’de 500 kişiye istihdam sağlayacak.

    Alarm sektöründe dünyanın önemli markalarından İspanyol markası Prosegur, Türkiye’deki yerini aldığını düzenlediği toplantıyla açıkladı. Toplantıda konuşan ve Türkiye güvenlik sektöründeki penetrasyonun yüzde 2 civarında olduğunu belirten şirketin Türkiye Direktörü Metin Kastro, “Türkiye’de bireysel ve kurumsal olarak ortalama 20 milyon potansiyel kullanıcı bulunuyor. Ancak alarm hizmeti kullanan kişi ve kurum sayısı bu rakamın yüzde 2’sini geçmiyor. Bu oran Amerika’da yüzde 20, İspanya’da ise yüzde 9’dur. Prosegur Türkiye olarak ülkemizde bu payı artırarak sektörü büyütmeyi hedefliyoruz” dedi.

    “Hedef Türkiye’de de pazar lideri olmak”

    Türkiye pazarında da liderlik hedefiyle yola çıkan şirketin Türkiye yatırım planını, hedeflerini ve güvenlik sektöründeki son gelişmeleri ele aldığı basın toplantısında alarm hizmetlerinde dünyada hızla büyüdüklerini ifade eden Kastro “Dünyanın dört bir yanında 2 milyondan fazla insanın güvenliğini sağlıyoruz. Bulunduğumuz ülkelerin birçoğunda ise lider konumdayız. Stratejik iş hedeflerimiz doğrultusunda iki kategoride de daha çok kullanıcıya ulaşmayı ve yatırımlarımızı büyüterek orta ve uzun vadede Türkiye’de pazar lideri olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin potansiyeline güveniyoruz”

    Türkiye’nin potansiyeline güvendiklerini belirten Kastro “Türkiye; büyük ölçekli global şirketlerin yatırım yapabileceği alt yapıya ve potansiyele sahip bir ülke. Bu sebeple uzun bir süredir Prosegur’un da yatırım hedefleri arasında yer alıyordu. 2016 yılından bu yana yürüttüğümüz fizibilite çalışmalarımız ve pazar araştırmalarımız neticesinde Türkiye pazarına giriş yapmaya karar verdik. Türkiye’nin potansiyeline çok güveniyoruz. Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla hem pazar payını artıracak hem de yerli istihdama katkı sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    “Tüm hizmetlerini taahhütsüz sunacak”

    4 ana iş kolundan alarm hizmetlerinde dünyanın en büyüklerinden biri olduklarını ve rakiplerinden ayrışan, dünya standartlarının üzerinde pek çok güvenlik çözümü sunduklarını kaydeden Metin Kastro, “Alarm ve güvenlik hizmetlerinde teknolojik alt yapılarının çok güçlüyüz. Şirket olarak bayilik sistemiyle çalışmıyoruz, faaliyet gösterdiğimiz tüm ülke ve şehirlerde kendi ofislerimiz bulunuyor. Bu sayede müşterilerimize sunduğumuz hizmetin kalitesini markamıza yakışır seviyede tutabiliyoruz. Öte yandan, halihazırda Türkiye pazarında olmayan uygulamalarımız var. Kullanıcıların güvenlik sistemleri konusunda tecrübelerini iyi bildiğimiz için tüm kullanıcılarımıza hizmetlerimizi herhangi bir taahhüt olmaksızın sunuyoruz. Mecbur oldukları için değil, memnun oldukları için bizi tercih etmelerini istiyoruz. Müşteri odaklı hizmet anlayışımızı bireysel çağrı merkezi alt yapımızla destekliyoruz. Temel paketlerimizle müşterilerimize güvenlik için ihtiyaç duyacakları tüm ürün ve hizmetleri tek bir pakette sunuyoruz. Herhangi bir Prosegur kullanıcısı temel paketi tercih ettiğinde; görüntülü alarm doğrulama, yangın algılama, jammer algılama, tam fonksiyonlu cep telefonu uygulaması gibi sektörde ’ekstra’ olarak sunulan hizmetleri standart paket içerisinde almış oluyor” dedi.

    “Alarm taktırmak için hırsızı beklememeli”

    Türkiye’de kurum ve kişilerin özellikle alarm hizmetini, ancak kendisine, yakınına ya da komşusuna hırsız girmesi veya yangın ile karşılaşması halinde talep ettiklerini söyleyen Kastro, “Güvenlik ve tedbir sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada en kritik ihtiyaçlardan biridir. Her şeyden önce psikolojik bir gereksinimdir ve eksiksiz olmalıdır. Ne yazık ki bugün pek çok kişi evine ya da iş yerine hırsız girdikten veya yangın yaşadıktan sonra alarm hizmetine ihtiyaç duyduğunu fark ediyor. Şirket olarak biz bu alışkanlığı da kırmak ve güvenlik ihtiyacı olan herkese ulaşmayı amaçlıyoruz” şeklinde ifade etti.

  • Geyve ayvası dünya markası olacak

    Sakarya’nın Geyve ilçesinde yılda 75 bin ton çıkan ayva, kadın elinin değmesiyle dünya markası olacak. Türkiye’de ilk olan ve sadece kadınların çalışacağı ’Yöresel Ürünler Merkezi’ düzenlenen törenle açıldı.

    Geyve Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Geleneksel Ayva Festivali şenlik havasında rengarenk görüntüler eşliğinde devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehteranı eşliğinde protokol, Sakarya Bisiklet Derneği ve çok sayıda vatandaşın katılımı ile gerçekleşen kortej yürüyüşüyle 2’nci gününde başlayan festival, Cumhuriyet Meydanı Yöresel Ürünler ve Tarım Fuarı’nın açılışı ile devam etti. Geyve’de 2009 yılına kadar ilçesinin çöp toplama alanı olarak kullanılan 12 bin dönümlük arazi, Geyve Belediyesi tarafından hazırlanan proje ile yeniden ele alınarak temizlendi. Yaklaşık 4.5 milyon TL’ye mal olan proje ile ‘Yöresel Ürünler Merkezi’ inşa edilen alan ilçedeki 40 kadın için gelir kapısı oldu. 2009 yılında çöp toplama alanı iken şimdi ise kadınların istihdam merkezi haline gelen merkezde ilçede yetişen ürünler kullanılarak salça, pekmez, turşu, sirke, tarhana, erişte, reçel üretilip satılacak. Geyve ayvasını dünya markası yapacak olan tesisin açılış törenine; Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Geyve Belediye Başkanı Murat Kaya, AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğde Erdoğan Atabek, STK temsilcileri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Geyve Belediye Başkanı Murat Kaya, geleneksel hale getirdikleri Geyve Ayva Festivalini ilk yapıldığında sadece bir adımlık yürüyüş zannedenlerin bugün ne kadar yanlış düşündüklerini görmüş olduklarını belirterek, “Yıllık 75 bin ton ayva üreten Geyve’mizde çok ciddi bir üretim var. Ben de burada büyüyen bir kardeşiniz olarak Geyve’mizin bu değerini ön plana çıkartmak istedim. Bugün bizim için çok önemli bir gün, hem festivalimiz var hem de bizim için çok önemli olan Geyve Yöresel Ürünler Üretim Merkezi’nin açılışı var. Burada bölgemizde yaşayan insanlarımız, halkımız çalışacak. 40 kadınımız burada göreve başladı. 75 bin ton yıllık ayva üreten bir ilçeyiz. Dedik ki, ayvanın başkenti Geyve. Dünya en güzel ayvayı Geyve sayesinde yiyecek. Elhamdülillah bununla alakalı çalışmalarımızı yaptık. İnşallah Geyve’yi sadece Türkiye değil, bundan sonra dünya tanıyacak. Markayı oluşturduk. Markamız ’Geyva’. Bundan sonra tüm marketlerde, alışveriş merkezlerinde Geyva diye gördüğünüz reçel, sirke, turşu, salça, tarhana, tüm yöresel ürünler, Geyve Belediyesi’nin kuruluşu olarak imal edilecek” dedi.

    “Bu tesisle dünyaya marka çıkaracağız”

    Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Kaya, “Biz burada Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Bu tesiste geleneksel yöntemlerle ürünler üreteceğiz diye yola çıktık. Bugün burada gördüğünüz gibi başardık. 40 tane kadın kardeşimiz bu tesiste çalışacak. Bu tesiste Geyve’de yetişen tüm ürünlerin işlenmiş halini bulabileceksiniz. Bu tesis ayrı bir önem kazandı çünkü basın mensupları aracılığıyla Türkiye’nin gündemine oturmuş bir tesis. Bir diğer önemi ise; üzerinde bulunduğumuz alan 2009 yılında ben belediye başkanı olduğum dönem içerisinde Geyve Belediyesi’nin çöplüğü olarak kullanılan bir alandı. O tarihlerde belediye başkanı olur olmaz böyle bir ana yolun kenarında böyle bir belediye çöplüğünün olamayacağını söyleyerek biz bu alanı kapatmıştık. İşte bu tesis o çöplüğün üzerine kuruldu. 12 bin metrekare bir arazi içerisindeyiz. İçerisinde 2 bin 250 metrekare kapalı alanımız var. Bundan sonra Geyve Belediyesinin yapacağı tüm projelerde kadın eli olacak. Kadının olduğu yer bizim için önemli. Bu tesis Geyve çiftçisinin bugüne kadar ürettiği ürünlerin heba olmasını önleyecek bir tesis. Bu tesisisin diğer bir önemi de Geyve Belediyesi’nin sosyal projelerinden bir tanesi olması. Biz bu tesisten dünyaya marka çıkaracağız. Hep beraber Avrupa’ya çıktığımızda bundan birkaç sene sonra. Herhangi bir yerde eğer ’Geyva’ ürünü diye bir ürün görüyorsak işte biz kendimizi o zaman başarılı sayacağız. Çünkü daha yolun başındayız” diye konuştu.

    “Sadece Türkiye değil Dünya’da duyacak”

    Festivalde konuşan Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu da, “Geyve’de ayva dahil birçok meyve yetişiyor, Türkiye’nin meyve ambarı durumunda. Büyük şanslıyız. Bu tür festivallerin buna büyük katkısı var. Sadece Türkiye değil dünya da bunu duyacak. Eğer ayva yemek istiyorsan, en kaliteli ve en güzeli Geyve’de yetişiyor diye en iyisi Geyve ayvası alayım diyecek insanlar. Zaten meşhur olan Sakarya ayvası, Geyve ayvası şeklinde dünyada ismini duyuracak. Başkanımı ben tebrik ediyorum bu tür etkinlikleri ısrar ve inatla devam ettirsin inşallah ilerde herkes duyacak bunu, sağır sultanlar da duyacak” şeklinde konuştu.

    “Sakarya’da yetişen meyvenin marka değeri taşıması mutluluk verici”

    AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek ise, “Gerçekten çok mutluluk verici, Sakarya’da yetişen bir meyvenin bu kadar güzel bir marka değeri taşıyor olması. Bunu önce Sakarya’ya, sonra Türkiye’ye daha sonra ise tüm dünyaya tanıtma hedefinin oluşması gerçekten çok anlamlı” ifadelerini kullandı.

  • Eğitimin ulusal markası Simurg 5 yaşında

    Bilgiden çok öğrencinin kişiliğine, yeteneğine ve hedeflerine öncelik veren, kaliteli eğitimde de fırsat eşitliği sunan Simurg, 2018-2019 eğitim-öğretim yılına başladı. 5-25 yaş grubu arasındaki tüm öğrencileri kapsayan ve bir yaygın eğitim modeli olan Simurg, bu eğitim öğretim yılının başlaması ile beşinci yaşını da kutlamış oldu.

    Eyüpsultan’da 5-25 yaş grubu arasındaki tüm öğrencileri kapsayan ve bir yaygın eğitim modeli olan Simurg 2018-2018 eğitim öğretim yılına başladı. Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın’ın başından sonuna kadar eşlik ettiği programa, Eyüpsultan İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Öğütçü, çok sayıda muhtar, bilgi evi öğretmenleri, öğrencileri ve veliler de katılım gösterdi. Simurg yeni yıl açılış programı hem öğrencilerin hem de velilerin büyük ilgi gösterdiği kukla gösterisi ile başladı. Eğlenceli dakikaların ardından sahneye öğrenci ve velilerden oluşan Simurg korosu çıktı. Kulakların pasını silen Simurg korosunu sahneyi kadrosunu Simurg öğrencilerinin oluşturduğu tiyatro gösterisine bıraktı.

    Öğrencilerin karate takımı gösterisinin ardından konuşmasını yapmak üzere sahneye Başkan Remzi Aydın çıktı. Başkan Aydın açılış töreninde yaptığı konuşmada, “5 yıl içerisinde sportif faaliyetlerle, gezilerle, atölye çalışmalarımızla ve daha birçok etkinlikle çeşitli dallarda faaliyetlere imza attık. Ben şimdi baktığımda karşımda bir aile görüyorum. Simurg ailesi. Burada eğitimin yanında çok daha değerli şeyler yapıyoruz. Ben inanıyorum ki Eyüpsultan’da yetişen çocuklarımız vatanına ve milletine faydalı, farkındalığı yüksek bireyler olarak yetişecekler” dedi.

    Programın sonunda Başkan Remzi Aydın ile öğrenciler bir araya gelerek Simurg’un simgesi olan 30 kuşu gökyüzüne bıraktı.

  • Vodafone’un gençlik markası ‘Freezone’ yenilendi

    Vodafone Türkiye, 8 yıl önce hayata geçirdiği gençlik markası Vodafone FreeZone’un yenilendiğini duyurdu. Buna göre yeni dönemde gençlere ‘saçma güzel’

    bir dünya sunulacak.

    Vodafone Türkiye, 2010 yılında hayata geçirdiği gençlik markası Vodafone FreeZone’un marka konumlandırma stratejisini, sloganını ve görsel kimliğini yeniledi. Yapılan duyuruya göre bundan böyle ‘Saçma güzel’ sloganıyla gençlere hitap edecek olan Vodafone FreeZone, gençlerin kendi hayatlarında ya da sosyal medyada ‘saçma ama bir o kadar da güzel’ buldukları şeyleri sahiplenecek. Değişen gençlik dünyasına ayak uydurarak kendini yenileyen Vodafone FreeZone, gençler için sunacağı ürün ve hizmetlerde de yaş gruplarını değil, tutku alanlarını temel alacak. Buna göre, Vodafone FreeZone çatısı altında oyun, müzik ve sosyal medya tutkunu gençler için cazip teklif ve fırsatlar yer alacak.

    Vodafone FreeZone’un yeni dünyasını değerlendiren Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, şunları söyledi:

    “Vodafone Türkiye olarak, gençlere yönelik çalışmalarımızı 8 yıldır ‘Vodafone FreeZone’ markamız altında sürdürüyoruz. Bu süreçte gençliğe yaptığımız toplam yatırım tutarı 173 milyon TL’ye ulaştı. Sinemadan yemeğe, müzikten seyahate çeşitli alanlarda sunduğumuz ayrıcalıklarla gençlerin bütçelerine 83 milyon TL katkı sağladık. Sadece müzik yatırımlarımızın tutarı 90 milyon TL’yi buldu. Bugüne kadar gençlere kendi çizdikleri özgürlük yolculuklarında yol arkadaşı olmayı hedefledik. Bundan sonra, yol arkadaşı olmanın ötesine geçiyoruz. Gençlerin dünyasında genç gibi görünen değil, kendisi genç olan bir marka olarak yer alacağız. Ayrıca, gençlik segmentimizdeki müşterilerimizi daha önce demografik özelliklerine göre segmente ederken, şimdi tutkularına ve ilgi alanlarına göre segmente ediyoruz. Bu doğrultuda, gençlerin en büyük tutkuları arasında yer alan oyun, müzik ve sosyal medya alanlarına yatırım yapmayı sürdüreceğiz.”

    Yeni FreeZone’dan dikkat çeken logo

    Vodafone FreeZone’un 8 yıl önce yaratılan logosu da yenilendi. Şeritli tasarımın geride bırakıldığı yeni logo, sadeleştirilmiş çizgileriyle öne çıkıyor. Beyaz fon üzerinde kırmızının tonları kullanılarak oluşturulan yeni “Vodafone FreeZone” yazısı, logonun eskisine göre daha vurgulu bir biçimde kullanılmasını sağlıyor. FreeZone logosunun kendi içindeki kırmızı tonları, gençlerin farklı beğenilerini yansıtıyor. Birbirine eklenerek oluşturulmuş bantlarla akışkan ve dinamik bir yapı sunan logoda her harf, logo için özel üretildi. Kendisini çevreleyen “sticker” (etiket) benzeri bir bantla kullanılan yeni logo, Vodafone FreeZone’un önümüzdeki dönemde yapılacak tüm pazarlama ve pazarlama iletişimi çalışmalarının merkezi tasarım ögesini oluşturacak.