Etiket: Markası

  • Endüstri 4.0 için 3 bin dünya makina markası İstanbul’da buluştu

    Makina ve takım tezgahları sektörünün Avrasya’daki en büyük buluşmalarından MAKTEK Avrasya, Ekonomi Bakan Yardımcısı Fatih Metin’in katılımı ile TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde açıldı.

    Makina ve takım tezgahları sektörünün Avrasya’daki en büyük buluşmalarından MAKTEK Avrasya, Ekonomi Bakan Yardımcısı Fatih Metin’in katılımı ile TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde açıldı. MAKTEK Avrasya 2016’nın, 16 Ekim tarihine kadar 75 ülkeden 70 bini aşkın sektör profesyonelini ağırlayacağı açıklandı. Yeni sanayi devriminin öncü makinalarının ilk kez sergilendiği fuarın 1.5 milyar dolarlık iş hacmi oluşturması bekleniyor. Robot gösterisi ile başlayan fuarla birlikte toplam ihracat içindeki yüzde 8’lik makina ihracatı payının yüzde 20’ye çıkarılması hedefleniyor.

    Ekonomi Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Türkiye’nin Avrupa’nın önemli bir makina üreticisi olma özelliğini sürdürdüğünü belirterek, “Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. Edilgen bir yapıda, katma değer üreten, teknoloji ağırlıklı bir ekonomik geçişin zorluklarını aşıyor. Gelişen teknolojiler yeni fırsatlar sunuyor. Sanayi 4.0 konusunu iyi kavrayıp, avantajlarımızın sürdürülebilirliğini sağlamalıyız. Makina üreten makinalar, takım tezgahları, ülkemizde sanayi gelişimine yön veren unsur olarak öne çıkıyor. Takım tezgahları sektörümüz ihracatımızda ciddi ivme gösteriyor. Önümüzdeki dönemde makina ve takım tezgahları sektörünün gelişmesine yönelik engelleri ortadan kaldırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kayıt dışılık, piyasa gözetimi, ikinci el makina ithalatının önlenmesine yönelik çalışmalarımız var. Sektörümüze zarar verecek ithalat yöntemi varsa bunun önüne geçeceğiz. Endüstri 4.0’a geçmede ara malların blokaj sorunu da gündemimizde. Yeni dönemde sadece ’Teşvik edelim’ demeyeceğiz. O teşvikin etki analizini daha neticeli, yüksek katma değer ürettiğimiz bir modelde gerçekleştireceğiz” dedi.

    Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu ise “Kol gücü yerine beyin gücünün yoğun olacağı yeni meslekler ile istihdam artışı yaratacak Endüstri 4.0, insan kaynaklı üretim hatalarını sıfıra indirecek. Hatta iş sağlığı ve güvenliği açısından yeni bir dönemin kapılarını aralayacak. Verimliliği, kaliteyi, esnekliği artıracak olan yeni sanayi devrimi ile 10 yıl içinde farklı iş kolları ve iş tanımlarını konuşmaya başlayacağız. MAKTEK bu anlamda üreticilerimize, katılımcı ve ziyaretçilerimize sanayi devrimine nasıl hazırlanmaları gerektiğine ışık tutacak” dedi.

    “Ciddi bir kültürel dönüşüm gerekiyor”

    Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran makina sektörünün ciddi bir konsolidasyon geçirmek zorunda olduğuna dikkat çekerek; “Almanya’da 6, Türkiye’de 11 bin makina üreticisi var. Nitelik ve kalite her zaman önceliğimiz olmak zorunda. Bu noktada kayıt dışılığın önlenmesi, piyasa denetiminin ve gözetiminin hakkıyla yerine getirilmesi önemli. Üretim araçlarını üretmek her zaman stratejik. Teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki, makinanın 50 sene ömrü de olsa, teknolojik ömrü 3-5 sene. Rekabet edebilmek için 3-5 senede bir yeni makina almak zorundasınız. Üreten değilseniz, dışarıdan almak zorundasınız. Sanayi 1, 2 ve 3’ü biz kaçırdık. Dördüncüyü konuşurken kendimizi masaya yatırmazsak, bunu da kaçıracağız. Ciddi bir kültürel dönüşüm gerekiyor” açıklamasını yaptı.

    MAKTEK Avrasya’nın yeni iş birlikleri için en iyi zemin olduğunu belirten İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Dursun Topçu, “Üreten ve büyüyen Türkiye’nin çarkları makina sektörü ile daha hızlı dönüyor. Makinaların sustuğu yerde gelişme dinamikleri susar. Dünyanın gündeminde Endüstri 4.0 bunu gösteriyor. Yeni teknolojiler ve yeni iş birliği noktasında MAKTEK gibi organizasyonlar çok önemli” açıklamasını yaptı. İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili Hasan Büyükdede, “MAKTEK’in bu yıl belirlediği konsept Türkiye açısından çok önemli. Özellikle Almanya gibi büyük müşterimiz olan ülkelere bundan sonra nitelikli makina ihraç edeceksek, bunlar akıllı makinalar olmalı. Endüstri 4.0 ile birlikte yeni makina trendlerine alışa geldiğimiz makinalardan, daha akıllı, daha organize olmuş, komple yatırımlara doğru iyi hazırlanmalıyız. Endüstri 4.0’a geçmek demek, büyük bir nitelikli gruba atlamak demek. Artık klasik ürün dönemi geride kalıyor” diye konuştu.

  • ’Başarı’, Yerli Markası ’Kaan’ İle Yola Devam Ediyor

    Başarı Holding, Taksim Divan Otel’de yapılan tanıtım lansmanında cep telefonu üreticisi kimliği ile kendi markası KAAN akıllı telefonu tüketicilerin beğenisine sundu.

    Lansmana Başarı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferda Yıldız, Başarı Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Kayhan Biber ve Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu katıldı. Lansmanda konuşan Başarı Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Kayhan Biber; KAAN telefonun isminin holdingin kuruluş aşamasında Ankara’da kurulan KAAN fabrikasına dayandığını belirterek Başarı Holding’in başından bu yana akıllı ürünler üreten bir teknoloji firması olduğunu söyledi.

    İşin en tepesine tüketicinin talep ve isteklerini koyduklarını dile getiren Kayhan Biber, “Biz işin tepesine tüketicilerin isteklerini ve taleplerini koyduk. Çünkü onlar birçok şeyi fark ediyorlar ve talep ediyorlar. Fakat ulaşamıyorlar. İstedik ki çok güzel tasarım ve özellikler olsun ama gün sonunda tüketicinin ulaşabileceği bir ürün olsun. Bunu da Türk markası olarak sağlayabilmemiz daha mümkündür diye düşündük. Bu amaçla da yola çıktık” ifadelerini kullandı.

    KAAN N1 telefonunun özelliklerine de değinen Biber, metal gövdelerin, kullanımda tüketicinin iyi hissetmesini sağladığını göz önünde bulundurarak tamamı metal, şık tasarımlı ve zarif bir gövde ortaya koyduklarını dile getirdi. Ekranın ise 5.5 inch boyutunda güçlü Dragontrail Glass, 2.5D yuvarlatılmış, 1920 x 1080 çözünürlükte Full HD IPS ile tamamlandığını söyleyen Biber, güvenlik zafiyetlerine karşı da arka kısımda yer alan 0,3 saniyede ekranı aktif hale getiren parmak izi tanıma sensörü kullanıldığını iletti.

    Telefonun aynı zamanda 4.5G uyumlu, CAT6, 8 çekirdek 2.0 GHz ve 64 Bit işlemci 3GB RAM ile desteklendiğini, 32 GB dahili, 128 GB’a kadar artırılabilir hafıza desteğine sahip olduğunu sözlerine ekleyen Kayhan Biber, tüketicinin fotoğraf çekme zevkine de önem gösterdiklerini ve 8 MP geniş açı ön kamera, 13 MP çift flaşlı arka kamerası ile çok iyi fotoğraflar ve videolar çekmenin mümkün olacağını ifade etti. Kayhan Biber, 3000 mAh güçlü bataryası ve Android 6.0 Marshmallow işletim sistemi ile güçlendirilmiş telefonun bu haftadan itibaren kanallara dağıtılmaya başladığını ve Turkcell mağazalarından kontratlı satış ile bin 099 TL’den tüketiciye ulaşacağını sözlerine ekledi.

    “İsmi ’Başarı’ olan bir şirketin başarılı da olması gerekirdi”

    1985’de tasarım mühendisi olarak iş hayatına başladığı Başarı Holding’de araba telefonu projesini ilk olarak Türkiye’ye getirdiklerini söyleyen Başarı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferda Yıldız ise şirketin ismine de dikkat çekerek, “İsmi ’Başarı’ olan bir şirketin başarılı da olması gerekirdi ve bizim birçok alanda başarılı olduğumuza inanıyorum. Başarı benim için müşteri memnuniyeti demektir. Müşteriyi memnun etmeliyiz ve sattığımız ürünlerin arkasında durmalıyız. İyi bir dağıtım ağına sahip olmalıyız. 1994’ten beri Turkcell ile ortaklığımız var. Ne mutlu bize ki bugün üretici sıfatıyla tekrar operatörümüzle yolumuza devam ediyoruz. Bizim için en büyük mutluluk Türk insanının beklentilerini karşılayacak ürünler yapabilmek. En iyi reklam müşterinin yaptığı reklamdır. İnsanların eline bir kere o cihazı vermek lazım. Bir kere dokunmaları lazım. En büyük hayalim de 2017 yılında telefonun üretimlerini Türkiye’de yapmaktır” dedi.

    Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu da herkesin başarının peşinde olduğunu ve başarı için inat, çok çalışmak ve sabır gerekli olduğunu dile getirerek, “Türkiye her ay 1,5 milyon telefon tüketiyor. Bu sene Türkiye’de 15 milyona yakın telefon satılacak. Dünya ekonomisi içi bu alanda Türkiye gibi büyük bir pazarın oyuncu olmaması düşünülemez. Biz de Turkcell olarak yerli üretime verebileceğimiz bütün desteği vereceğiz. İnternet çok önemli bir eşitleyici. Zengin ile fakiri bilen ile bilmeyeni daha da yakınlaştıran fırsat eşitliği sağlayan müthiş bir teknoloji. Mobil internet bunu daha da hızlandırıyor. Keşke müşterilerimizin hepsinin akıllı telefonu olsa. Çünkü o akıllı telefon ilerde onların daha iyi eğitim hizmeti almasını daha iyi sağlık hizmeti almasını sağlayacak. Bunu yaparken de tabiki ödenebilecek telefonları pazara götürmemiz lazım. Bu kapsamda KAAN müşterilerin koşarak alacağı bizim de pazara en yaygın şekilde sunacağımız müthiş bir telefon” ifadelerini kaydetti.

  • Yılın İnovasyon Markası Zigavus Oldu

    Ekonomi, iş ve siyaset dünyasının Oscar’ı niteliğindeki Yılın Starları Ödüllerinin sahiplerini bulduğu ‘Yılın Starları’ yarışmasında “Yılın İnovasyon Markası” Zigavus’un markası olan BIOZ Zavoli oldu.

    Uluslararası aylık ekonomi ve iş dünyası dergisi Ekovitrin tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen geleneksel ‘Yılın Starları’ ödülleri, İstanbul Wow Otel’de gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. Yılın başarılı isimlerinin ve markalarının ödüllendirildiği törende ‘Yılın İnovasyon Markası’ ödülüne, kokusuz sarımsaklı, bitkisel şampuanlarla dikkat çeken ve saç sağlığında bitkisel ürünler geliştiren Zigavus İlaç Kozmetik’in markası Bioz Zavoli layık görüldü.

    Ödülünü Bioz Zavoli adına TBMM Başkanı İsmail Kahraman’dan alan Zigavus Genel Müdürü Yılmaz Polat yaptığı konuşmada, markalarını bu ödüle layık gören herkese teşekkür etti.

  • Komagene Çiğ Köftenin Dünya Markası Oluyor

    Türkiye’nin en büyük etsiz çiğ köfte franchising ağı olarak dikkat çeken Komagene, Türkiye ve Almanya Köln’de bulunan üretim tesisleri ile +4 derece soğutmalı araçlarıyla aynı lezzet ve tazelikte çiğ köfteyi müşteriye buluşturmasıyla ön plana çıkıyor.

    Yıl sonuna kadar Türkiye çapında 1050, yurt dışında 10 ülkede 35 şubeye ulaşmak istediklerini belirten Komagene Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tekdemir, “Hedefimiz Komagene’yi bir dünya markası haline getirmektir” dedi.

    Yalnızca yöresel lezzet olarak tanınan çiğ köfte, artık sofraların vazgeçilmez konuklarından biri oldu. Türk Gıda Kodeksine 2008 yılında giren etsiz çiğ köfte tanımıyla birlikte güvenle tüketilen bu ürün, Komagene’nin liderliğinde seri üretim ve zincir mağazalar aracılığıyla tüm Türkiye’de sevilen bir yemek olmasının yanı sıra özellikle diyet menülerinde de besleyiciliğiyle ön plana çıkıyor. Türkiye’nin en büyük etsiz çiğ köfte franchising ağı olarak dikkat çeken Komagene ise Türkiye ve Almanya Köln’de bulunan üretim tesisleri ile +4 derece soğutmalı araçlarıyla aynı lezzet ve tazelikte çiğ köfteyi müşterileriyle buluşturmasıyla ön plana çıkıyor.

    Sektörle ilgili bilgi veren Komagene Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tekdemir, “Türkiye’de tahmini olarak 10 bine yakın çiğ köfte satışının yapıldığı perakende noktası var ve yaklaşık 30 bini aşkın kişi direkt olarak istihdam ediliyor. Üretim, lojistik ve yan sektör olarak baktığımızda bu sektör, hali hazırda toplam 80 bin kişiye yakın bir istihdam sağlıyor. Zira bulgurdan, ambalaj malzemesine, salçadan ayrana, yeşillik üretimine kadar çok farklı üretim alanlarını tetikliyor. Sektörün son kullanıcı fiyatları ile oluşan cirosu tahminen 400 milyon dolar civarına ulaşmış durumda.”

    Çiğ köfte sektörünün problemlerinin en başında merdiven altı üretim ve kayıt dışılık olduğuna dikkat çeken Çetin Tekdemir, şunları söyledi:

    “Bu nedenle Komagene gibi işini kitabına uygun yapan şirketlerin maliyetleri, merdiven altı üretim yapan firmalara göre elbette farklı. Otobüs altında karton kutuda saatlerce yolculuk eden çiğköfte ile soğuk araçla teslimat yapılan sağlıklı ve hijyenik çiğköftenin maliyeti aynı değil. Ayrıca sektörde çalışacak eğitimli eleman konusunda ciddi sıkıntılar var.”

    Komagene’in 2005 yılından bu yana 11 yıldır faaliyetini sürdürmekte olduğunu ve etsiz çiğ köftenin mucidi olduğuna dikkat çeken Çetin Tekdemir, “Etsiz çiğ köfte, lezzetli, sağlıklı, doyurucu, uygun fiyatlı, çabuk hazırlanması sebebiyle fastfood ürünlerine ciddi rakip oldu ve hızla sevildi. Keyifle yenen bir ürün olduğundan arkadaş ortamlarında ve misafir ağırlarken veya misafirliğe gidilirken tercih edilen bir ürün oldu. Kendimize belirlediğimiz hedef müşteri kitlesi genel nüfusun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturmakta bu nüfusa her gün, fiyat, kalite, sunum açısından oldukça uygun bir ürün sunmanın mutluluğunu tadıyoruz” dedi.

    Yatırımın düşük olması sebebiyle çok fazla perakende noktasının açılmasının müşterilerin kolayca bu ürüne ulaşmasını sağladığını, bunun da sektörü büyüten ve tutulmasına fayda sağlayan etkenlerden biri olduğunu belirten Tekdemir, “Sektörde irili ufaklı 100’den fazla farklı şirket var. Tek şubeli şirketler kadar Türkiye’nin en büyüğü unvanına sahip Komagene gibi 870 şubelik dev firmalarda bu alanda faaliyet gösteriyor. Sektörün tahminen yarıya yakını İstanbul, Ankara ve İzmir’de yer alıyor. Türkiye’nin her bölgesinde çiğköfteci var fakat her ilinde şubesi olan tek marka Komagene’dir” dedi.

    YURT DIŞINA AÇILIYOR

    İstanbul’da 6900 m2 kapalı alana sahip fabrikalarında üretim yaptıklarını, Türkiye’de 7 tane toplam 4000 m2 kapalı alana sahip bölge deposuna sahip olduklarını belirten Tekdemir, 8. soğuk hava depolarını da yakında Merzifon’da açacaklarını belirtti.

    Almanya Köln’de 900 m2 kapalı alana sahip bir fabrikaları daha olduğuna dikkat çeken Tekdemir, hali hazırda yurt dışında 9 ülkede 20’yi aşan şubeye ulaştıklarını vurguladı. Tekdemir, Komagene olarak ayrıca Avrupa ülkelerinde ise yeni bir Wrap konseptiyle dikkatleri çekmeye başladıklarını belirterek “Örneğin Hollanda’da müşterilerimizin yüzde 70’i Hollandalı, bu ilgi bizi dünyaya açılma konusunda daha da cesaretlendiriyor” dedi.

    Besleyici lezzetin tüm sofralarda daha fazla yer alması için her ayın 15’ini Türkiye’nin Çiğ Köfte Günü olarak ilan ettiklerini ve artı yüzde 50 hediyeli kampanya ile büyük ilgi gördüklerini vurgulayan Tekdemir; sözlerini şöyle sürdürdü: “Üretimde birinci kalite hammadde kullanıyoruz. Komagene olarak herhangi bir katkı maddesi, bulyon, çin tuzu (MSG) kullanmadan Türk Gıda Kodeksine uygun üretim yapıyor ve tüm şubelerimize soğuk zincir kırılmadan kapıya kadar sevkiyat yapan sektörlerde tek markayız. Sektörde sadece Komagene olarak ürün içeriğinde ceviz, fındık ve bademi ilave ederek üründe de rakiplerimize göre farklılık oluşturuyoruz.”

    Hızlı bir büyüme modeli tercih ettiklerinin altını çizen Komagene Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tekdemir, şunları söyledi:

    “2016 yılı sonuna kadar 10 bin TL + KDV olan franchise bedelini almama kararı aldık. Bu kadar ile kalmayıp açılışta franchise işletmelerimize 100 kilo çiğ köfte hediye ediyoruz. Sadece kurulum ve işletme giderlerini karşılayarak Komagene franchise işletmesi olabilme imkanı sunuyoruz. Yeni iş modelimizle Türkiye’nin en fazla talep alan franchise ağına sahibiz. Franchise işletmelerimize her fırsatta yenilikler ve yeni kazanç kapıları sunan Komagene olarak son olarak aldığımız V-label sertifikası ile de vegan ve vejetaryen beslenmeyi tercih edenleri gözardı etmiyoruz. Komagene, çiğ köftenin yanı sıra tavuk pilav ve içli köfteleri, her geçen gün artan meze çeşitleri, şerbetli ve sütlü tatlı seçeneklerinden oluşan farklı tatlarla menüsünü zengin tutarak yılın her döneminde canlı kalarak gelir devamlılığı sağlıyor” dedi.

    AVM’lerde stand/kioks olarak yer aldıklarını belirten Tekdemir, “Komagene franchising sistemi, 20-40 bin TL arası bir bütçe ile sürekliliği olan ciddi bir gelir sağlanmasına olanak sağlıyor. 2016 yılındaki hedefi olarak Türkiye’de hali hazırda 870 olan şube sayımızı 1050 şubeye, yurt dışındaki şube sayısını 10 ülkede 35 şubeye çıkarmayı hedefliyoruz. Bu yıl İstanbul’un Avrupa yakasında yeni 150 bayi açıp, tüm AVM’lerde yer alacağız” açıklamasında bulundu.

    Komagene Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tekdemir; kendi sektörlerinde lider bir dünya markası olmak vizyonuyla çıktıkları yolda örnek bir franchising sistemini de geliştirerek franchise işletmelerimizin de kazandığı bir sistem oluşturduklarını ve sürekli değişim ve gelişim sağladıklarını söyledi.

    Bu bağlamda Komagene olarak bu yıl bir ilke daha imza attıklarını anlatan Tekdemir, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Markamızı uluslararası standartlara kavuşturmak amacıyla ürün, ekipman, inşaat ve yönetim standartları oluşturarak bir Operasyon Kitabı oluşturduk ve tüm işletmecilerimizle Türkiye geneli yaptığımız Franchise toplantılarıyla paylaştık. Kendi sektörümüzde 28 kişiden oluşan saha ekibine sahip tek markayız. Saha ekibimiz franchise işletmelerimize destek olmak, yönlendirmek ve onların işlerini geliştirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor.”

  • “Sael” Atılım Üniversitesi’nin Tescilli Markası Oldu

    Atılım Üniversitesi bünyesinde bulunan SAEL, eğitimde üniversitenin tescilli bir markası haline geldi. SAEL için ARGEDA-TTO tarafından yapılan marka başvurusu, Türk Patent Enstitüsü’nce kabul edilerek 21 Nisan 2016 tarihinde tescil edildi.

    Ocak 2013 tarihinde Atılım Üniversitesi İncek Kampüsünde hizmete giren SAEL laboratuvarının amacı ve içeriği şöyle açıkladı: “Katılımcılarımıza, sosyal bilimlerdeki en yeni araştırma yöntemleri üzerine kaliteli eğitimler veriyoruz. Eğitim programımızda ağ analizi, etki değerlendirme analizi ve mekânsal ekonometri gibi en rağbet gören sosyal bilimler yöntemlerine yer verilmekte olup, bireylere verdiğimiz hafta sonu eğitimleri dışında, çeşitli kurumlara kendi ihtiyaçları ve özel talepleri doğrultusunda uygulamalı istatistik ve yöntem eğitimleri de veriyoruz. SAEL’de sosyal bilimler alanında araştırma yapmak isteyen herkese eğitim desteği de sağlanıyor. Eğitimler, sosyal bilimlerde kullanılan nitel ve nicel yöntemleri kapsıyor ve bilgisayar uygulamalarıyla destekleniyor. Uygulamalar, STATA, SPSS, EViews, MATLAB ve R gibi, sosyal bilimler alanında yaygın olarak kullanılan yazılımların en güncel sürümleriyle yapılıyor. Verilen eğitimlerin çeşitlilik kazanmasına özen gösteriliyor ve eğitimlere katkı sağlayabilecek uzmanlar titizlikle seçiliyor”.

    SAEL’in eğitim ve araştırma desteği verdiği devlet kurumları; Kalkınma Bakanlığı (2014, 2015), Çalışma Bakanlığı (2014), Ankara Kalkınma Ajansı (2014), İŞKUR (2015), Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (2015), Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (2015-2016) olarak sıralanırken, hafta sonu eğitimlerinde yer alan programlar da paylaşıldı. Bu programlar ise şu şekilde sıralandı: ‘’STATA ile Temel Ekonometri, Zaman Serisi Uygulamaları, Panel Veri Analizine Giriş, İleri Panel Veri Analizi I-II, Uygulamalı Regresyon Analizi, Mekânsal Ekonometriye Giriş, İleri Mekânsal Ekonometri ve Etki Değerlendirme Analizi I., EViews ile Temel Ekonometri, Zaman Serisi Analizi I-II, Finansal Ekonometri. SPSS ile Temel İstatistik, Pratik İstatistik, Uygulamalı Regresyon Analizi Anket Tasarımı ve Faktör Analizi, MATLAB Programına Giriş ve Uygulamalar, Ekonomik Modellemeye Giriş, Introduction to MATLAB with Applications (İngilizce), Sosyal Bilimlerde Araştırma Süreci, Doğrusal Olmayan Ekonometri Analizi I (RATS), R ile Uygulamalı Ekonometri, Zaman Serisi Analizi, Veri Tabanlarının Hazırlanması ve Teknik Etkinlik Tahminleri. Derinlemesine Mülakat ve Odak Grup Teknikleri, Nitel İçerik Analiz ve Ağ (Network) Analizi.