Etiket: markalarının

  • DÜ’nün ihtisaslaşma alanındaki markalarının lansmanını gerçekleştirdi

    Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü’nün düzenlediği “Nobel İlaç ile Marka Lansmanı” programında ihtisaslaşma alanında belirlediği markaların tanıtımını ve Marka Adı Yarışması’nın ödül törenini gerçekleştirdi.

    Rektörlük Çalıştay Salonu’nda düzenlenen programa Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç, Nobel İlaç İcra Kurulu Üyesi Ömer Hulki Ocak, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Şahin, Nobel İlaç temsilcileri, davetli konuklar, akademik ve idari birim yöneticileri ile öğretim üyeleri katıldı. Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü’nün çalışmaları kapsamında “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” ile “Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazandırılması” alanlarında yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda üretilen ürünlerin yarışma ile özelliklerini, faydalarını ve potansiyellerini ortaya koyan marka adlarını belirledi. Yarışma sonucunda DUlife Düzce Üniversitesi’nin ana markası olarak seçilirken, DUlife çatısı altında kozmetik ürünlerin markası olarak Melenis, bitki ürünlerinin markası Herbynia, arı ürünlerinin markası ise ApideVera olarak belirlendi.

    Düzce Üniversitesi markalarının tanıtımının yapıldığı ve yarışmada dereceye girenlere ödüllerinin takdim edildiği programın açılış konuşması yapan Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, ihtisaslaşma sürecinin iki yıldır devam ettiğini belirtti. Uğraş, bu süreçte sağlam bir alt yapı kurduklarına işaret etti. Proje kapsamında çiftçilerle üretim yaptıklarını, klinik çalışmalar gerçekleştirdiklerini ve şehir dışından yatırımcılar çektiklerini ifade eden Prof. Dr. Uğraş, yapılan çalışmaların daha geniş kitlelere ulaşması ve tanınırlığın artması için de Düzce Üniversitesi’ne ait ürünleri ürettiklerini ve marka oluşturduklarını dile getirdi. DUlife çatısı altında Melenis, Herbynia ve ApideVera markalarını oluşturduklarını söyleyen Uğraş, 40 ürünün de izinlerinin alınarak satışlarının gerçekleştirileceği bilgisini paylaştı.

    Programda konuşan Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Açelya B. Gönüllü, Marka Adı Yarışması’nda dereceye girenleri tebrik ederek bu özgün markaların tasarımcısı olma onurunu kendisini veren Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar’a teşekkür etti. DUlife markasının doğal bir yaşamı vurguladığını ve yaprak formunun seçildiğini belirten Gönüllü, Melenis markasının adını Melen Çayı’ndan aldığını ve yazı formunun su gibi akışkan olduğunu betimledi. Arı ürünleri markası olan ApideVera’nın yazı karakterinin balı ve arıyı çağrıştıracak şekilde sarı renkte ve yumuşak, yuvarlak formda tasarlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Açelya B. Gönüllü, Herbynia markasının ise adını antik Bitinia bölgesi ve herbal sözcüklerinden aldığını ve antik dönemi yansıtan karakterler kullanıldığını sözlerine ekledi.

    Nobel İlaç İcra Kurulu Üyesi Ömer Hulki Ocak, yaptığı konuşmasında, Değer Üreten Düzce Üniversitesi’ne destek olmalarının kendileri için onurlu bir görev olduğunu ifade etti. Endüstri olarak her zaman Düzce Üniversitesi’nin arkasında olduklarını söyleyen Ömer Hulki Ocak, katma değerli bilimsel çalışmaların üretilmesi kadar onun etkili tanıtımının da yapılması gerektiğini vurguladı.

    Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, Düzce Üniversitesi için gurur verici bir günde bir araya geldiklerini ifade etti. Düzce Üniversitesi’nin ilk markasının DAGEM olduğunu belirten Rektör Çakar, belirlenen 3 yeni markanın da; ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında, çiftçilerin oluşturacağı ham maddelerin, Düzce Üniversitesi’nin yapacağı Ar-Ge faaliyetleriyle birleşerek yatırımcıların üretimiyle hayata geçeceğine dikkat çekti.

    Üniversitelerin araştırma ve eğitim dışında farklı rolleri de olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çakar, bu rollerden en önemlisini sürdürülebilir kalkınmaya destek olmak şeklinde açıkladı. YÖK ve Kalkınma Bakanlığı’nın başlattığı “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi” kapsamında güzel işler ortaya koyduklarını dile getiren Rektör Çakar, bütçe ve insan kaynağı açısından en çok desteklenen yükseköğretim kurumu olduklarını, bu bütçe ve insan kaynağını çok doğru bir şekilde kullandıklarını sözlerine ekledi.

    İhtisaslaşma alanındaki başarıların iyi bir zemine oturduğunu söyleyen Çakar, bu başarıların diğer üniversiteleri de iştahlandıracağını dillendirdi. Bu projenin ülkemiz için çok faydalı olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, bu topraktan çıkan markalarla bölgenin geleceğe güçlü bir şekilde yürüyeceğinin altını çizerek kendilerine destek olan Nobel İlaç yöneticilerine ve Marka Adı Yarışması’na katılanlara teşekkür etti.

    Konuşmaların ardından Marka Adı Yarışması’nda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. “DUlife” marka adı ile 5 bin TL’lik birincilik ödülünü kazanan Günay Temür’e ödülü Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar tarafından takdim edildi. “Melenis” marka adı ile 3 bin TL’lik ikincilik ödülünün sahibi olan Emre Yücel’e ödülünü Nobel İlaç İcra Kurulu Üyesi Ömer Hulki Ocak takdim ederken, Herbynia marka adıyla Gökhan Durucan ise bin 750’şer TL’lik üçüncülük ödülünü, Düzce TSO Başkanı Tuncay Şahin’in elinden aldı. Düzce TSO Başkanı Tuncay Şahin, ödül törenindeki açıklamasında, birçok projede birlikte yer aldıkları Düzce Üniversitesi’ne destekleri için teşekkür etti.

    Dünyada endüstri 4.0 ve yapay zeka gibi birçok önemli çalışmaların gerçekleştirildiğini belirten Tuncay Şahin, Düzce Üniversitesi’nin de çok iyi bir seviyede bulunduğunu ifade etti. ApideVera marka adı ile bir başka üçüncülük derecesi elde eden Fatih Dursun’a ise 1.750’şer TL’lik üçüncülük ödülünü, Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş takdim etti. Düzce Üniversitesi’nin marka lansmanı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

  • Dünya markalarının tercihi Türk metal ambalajı

    Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen dünyanın en büyük ambalaj ve paketleme fuarı Interpack’a Türk ihracatçılar 191 firma ile katıldı.

    Ambalaj ihracatçısı Avrupa pazarında kalite ve yakınlık avantajı ile Çinli firmaların önünde yer alıyor. Sektör ihracatının yüzde 60’ını Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyor. Toplam ihracatın düşüş yaşadığı 2016’da yüzde 13 artışla 3,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren ambalaj sektörü hız kesmedi. Bu yılın ilk çeyreğinde de artışını sürdüren Türkiye ambalaj ve paketleme sektörü Almanya’da şov yaptı. Almanya’nın Düsseldorf kentinde üç yılda bir yapılan ve dünya ambalaj sektörünün en büyük fuarı olan Interpack Fuarı’na Türk ihracatçılar 191 firma ile katıldı.

    5-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen fuarda 191 Türk firmasının stant açtığı bilgisini veren Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye’nin, bu yıl fuara katılan ülkeler arasında dördüncü sırada yer aldığını kaydetti. Fuarı değerlendiren Sarıbekir, dünyanın en büyük ambalaj fuarını 100 binden fazla ziyaretçinin gezdiğini söyledi.

    Avrupa’ya yakın bir ülke olmamızın avantaj olduğunu belirten Zeki Sarıbekir, “Firmalarımız bu fuara çok büyük ilgi gösterdi. Çünkü en büyük pazarımız bu ülkeler. Bugün TIR’la 3 günde Avrupa’nın istediğimiz ülkesine ambalaj malzemesini gönderebiliyoruz. Birçok sektöre göre daha az rekabet ile karşılaşıyoruz. Çünkü Çin’den boş ambalajın Avrupa’ya gelmesi hem pahalı, hem de uzun sürüyor. Ayrıca taşıma sırasındaki hava koşullarının sık değişimi sebebi ile kalite problemleri oluyor. Türkiye yakınlık ve Avrupa ile benzer mevsimleri yaşama avantajını iyi kullanıyor. Avrupa’da kabul gören bir ambalaj sektörümüz var” dedi.

    Sektörün 100 binin üzerinde istihdam sağladığını anlatan ASD Başkanı Sarıbekir, “Her ne kadar teknoloji gelişse de görmek ve dokunmak fuarları öne çıkarıyor. Bu yüzden fuarları destekliyoruz. Mısır, İran ve Dubai gibi bölgesel fuarlara katılıyoruz. Interpack’ta 191 firma ile dördüncü katılımcı ülkeyiz. Birinci ülke 733 firma ile Almanya, 451 firma ile İtalya ikinci, Çin 285 ile üçüncü. Bizden sonra Hollanda 122, ABD 111, Fransa 106, Hindistan 91, İspanya 89. Türkiye’nin ambalaj sektöründeki gücünü buradan anlayabiliriz” şeklinde konuştu.

    Aynı zamanda İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) yönetim kurulu üyesi olan Zeki Sarıbekir, sektörün ihracat potansiyelini de değerlendirdi. Sarıbekir, Türkiye’den ihraç edilen ambalajların başında plastik, metal, flexible ve kâğıt ambalajların geldiğini ifade etti. “Ülke olarak metal ambalajlarda da iyi bir konumda olduklarını belirten Sarıbekir şöyle konuştu:”En son teknoloji bizde, baskı kalitemiz çok yüksek. Bunun için de iyi fiyatlarla Avrupa’daki firmalara tedarikçi olabiliyoruz. Sektörde en yüksek ciroyu plastik yapıyor. Metal ambalaj ikinci sırada yer alıyor. İDDMİB verilerine göre 250 milyon dolar metal ambalaj ihracatımız var. Biz Sarten firması olarak 85 milyon dolar ihracat yapıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’de de müşterilerimize verdiğimiz kutular dolduktan sonra ihraç ediliyor. Bunlarla birlikte ihracat milyar dolarları geçiyor. Bu yıl ihracat geçen senenin ilk çeyreğine göre yüzde 10 artış gösteriyor. İhracatımızın yaklaşık yüzde 60’ını Avrupa’ya gerçekleştiriyoruz. Kalite, hız ve uygun fiyatımız Avrupa’yı cezbediyor. Mesafe uzaklaştıkça ambalaj satılması zorlaşıyor. Firmalar ürün ellerine 2-3 günde ulaşsın istiyor. Bu yüzden yakın konumda olmak oldukça önemli”.

    Afrika gelecek vaat ediyor

    Metal ambalajın, özellikle gelişmekte olan ülkelerde soğuk zincir olmadığından yiyecekleri tüketiciye ulaştırmanın en sağlıklı ve en ucuz yolu olduğuna dikkat çeken Zeki Sarıbekir, “Soğuk zincir ve süper marketler geliştikçe daha kısa ömürlü olan farklı ambalaj türleri de devreye girebiliyor. Bir konserve, teneke kutu içindeki salça veya yağ üç dört sene +40 dereceden, -40 dereceye kadar hiçbir sıkıntı olmadan, içindeki ürün bozulmadan Afrika’ya da Sibirya’ya da gidebiliyor. Afrika bu alanda gelecek vaat ediyor. Afrika, doğalgaz ve petrol ürünlerini sattıkça zenginleştikçe büyüyecektir. Kuzey Afrika, Mısır, Cezayir ve Fas’ta kuvvetliyiz. Güney Afrika’da uzaklıktan kaynaklanan sıkıntıyı kalite ve uygun fiyat politikamızla aşacağız” dedi.

    Metal ambalaj çevreci ve yerli

    Metal ambalajın doğada tamamen geri dönüştüğünü anlatan Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Zeki Sarıbekir, şunları söyledi: “Metal ambalaj toprakta 3 senede paslanıp gidiyor. Metal, topraktan gelip toprağa giden bir ambalajdır. Bu yüzden çevrecidir. Gıdanın yanı sıra kozmetikte, basınçlı kaplarda, içecek kaplarında, endüstriyel kimyasal ve tehlikeli maddelerde kullanılıyor. Dış ticaret fazlası veren bir ambalaj türüdür. Ham maddemizi Erdemir’den, boyalarımızı yerli firmalardan alıyoruz. Yerli firmaların içine ürün doldurup yaptıkları ihracatın yanı sıra boş ambalajları da Avrupa’ya, Ortadoğu’ya, yakın çevremize ve Rusya’ya satıyoruz.”