Etiket: manipülasyonlara

  • Kızıltan: “İşletmeler de vatandaşlar da manipülasyonlara ezdirilmemeli”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, enflasyon gibi kapsamlı ve çok parametresi olan bir sorunun çözümünü, tek bir kurumdan beklemenin doğru olmadığını belirterek, “Enflasyonla mücadele aslında bu konunun ötesinde işsizlikle, yüksek faizle ve artan girdilerle yapılan bir mücadeledir. Ülkemizin her sorununda elini taşın altına koyan iş dünyası, bu mücadelede de devletini yalnız bırakmayacaktır” dedi.

    Kızıltan, son dönemde ülkedeki ekonomik gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, bir yandan yeni sorunlarla boğuşurken, bir yandan da devletin çözüm odaklı sayısız karşı hamlesini görmekten memnun olduklarını söyledi.

    “Enflasyon, öncelikli gündem maddesi”

    Bu yoğun gündemin en temel konularından birisinin artan enflasyon olduğuna vurgu yapan Kızıltan, “Uzun süredir ülke gündemimizde 2000’li yıllar öncesindeki hayati ve sorun oluşturan gündemini kaybeden enflasyon, son dönemde tekrar ekonomimizde baş gündemlerden biri oldu. Geçmişte hem iş dünyası hem de tüm vatandaşlar olarak enflasyonun ezici ve zarar veren gücünü derinden yaşadığımız için bu sorunun öneminin ve acil olarak ele alınması gereken bir konu olduğunun hepimiz farkındayız. İşte bundan dolayıdır ki, sadece devletimiz değil, iş dünyamız da dayanışma içinde enflasyonla mücadele etme kararlılığını anında göstermiştir” ifadelerini kullandı.

    “Enflasyonla, dayanışma içinde mücadele edeceğiz”

    Enflasyon gibi kapsamlı ve çok parametresi olan bir sorunun çözümünü, tek bir kurumdan beklemenin doğru olmadığını belirten Kızıltan, “Bu, hem kamunun hem de özel sektörün dayanışmasıyla mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Bunun bilincindeyiz. Enflasyonla mücadele aslında, bu konunun ötesinde işsizlikle, yüksek faizle ve artan girdilerle yapılan bir mücadeledir. Ülkemizin her sorununda elini taşın altına koyan iş dünyası, bu mücadelede de devletini yalnız bırakmayacaktır. Bu çerçevede Türkiye

    Odalar ve Borsalar Birliği’mizle birlikte başlatacağımız bir seferberlik, birçok sektör ve firmamızı indirim günleri başlatmaya motive edecektir. MTSO olarak Mersin özelinde indirim uygulayacak olan firmaları belirleyerek bunu yaygın bir kampanya haline getirecek ve piyasayı canlandıracak tedbirlere devam edeceğiz. En küçük bir katkıyı bile görmezden gelemeyiz. Ancak bu arada elini taşın altına koyan iş dünyamızın da uzun süredir beklentisi olan KDV iade sürecinin hızlanması reel sektörü rahatlatacaktır. Bu ödemelerin makul bir süreye indirilmesi birçok sektörümüz ve firmamıza kaynak olacak ve enflasyonla mücadelede bir motivasyon oluşturacaktır” diye konuştu.

    “Bankalar bu zor zamanda fırsatçılık yapmamalı”

    Ekonomideki yoğun gündemlerden birisi de bankaların iş dünyası üzerindeki haksız ve farklı uygulamaları olduğunu savunan Kızıltan, şöyle devam etti; “Bankalar bu dönemde kemikleşmiş yanlışlıklarını devem ettirerek, ekonomiye can vermek yerine uzun vadede kendilerine de zarar verecek olan yanlış uygulamalara devam etmemeli. Zor zamanlar geçiren iş dünyasında bankalar haksız şekilde, sadece kendilerini düşünerek bazı firmaların kredilerini zamanından önce ödemeye zorlamak gibi, yeni kefaletler istemek gibi veya normalde olmayan masraflar koyarak işletmeleri zora sokmak gibi hareketlerden vazgeçmeli. İşletmeler ülkemizin zenginliğidir ve onları ezerek ülke ekonomisini bir yere taşıyamayız. Biz devletimizin bu anlamda haksız ve farklı uygulamalar yapan bankalara gereken uyarıları yapacağına eminiz. Yarın işler düzeldiğinde bankalar tekrar iş dünyasının kapısına geleceğini unutmamalı.”

    “Fırsatçılarla mücadele edilmeli”

    Ekonomideki diğer önemli gündemlerden birisinin de yapay anlamda bazı ürün fiyatlarının aşırı artması, hem pahallılığı hem de enflasyonu tetiklemesi olduğunu vurgulayan Kızıltan, “Bu konuyu dolaylı anlatmaya gerek yok, bunun adı fırsatçılıktır. Biz iş dünyası temsilcileri olarak aramızdaki çürük elmaları ayıklamalıyız. Hiç kimsenin ülkenin ekonomik sorunlarını rantçı ve haksız kazanç yoluyla fırsatçılığa çevirme hakkı yoktur. Bu noktada Mersin Valiliğimizle ve tüm kamu kurumları ile iş birliği içindeyiz. Hatta Mersin Valiliği konu ile ilgili bir genelge yayınlayarak bu fırsatçıları belirleme, teşhir etme ve haklarında yasal işlem yapılarak gereken cezaya çarptırılmaları konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Oda olarak bu kararın arkasındayız. Biz Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak iş dünyasının temsilcisi olsak da öncelikle kentimizin, halkımızın, ülkemizin kurumuyuz. Ne işini dürüst yapan işletmelerimizi ne de vatandaşımızı hiçbir güce ezdirmeyiz” dedi.

    Sorunlar olduğunu, ancak bunlara yönelik çözümler de olduğu yönündeki sözlerini hatırlatan Kızıltan, “Umutsuzluk yok. Yeter ki devletimiz reel sektörün zamanında uyarılarına ve çözüm önerilerine kulak versin. Destek kriterleri bellidir. Üretenin, istihdam edenin, ihracat yapanın, katma değer oluşturanın yanında olalım. Yerli malını

    destekleyelim. Yeni girişimcinin önünü açalım. Eğitimde, adalette, bilimde, kalitede çağı yakalayan bir ortak vizyon oluşturalım. Günün dertleri önemli ama sadece bunlara ve güne odaklanırken, geleceği ıskalamayalım” diye konuştu.

  • Kızıltan: “İşletmelerimizde, vatandaşlarımızda manipülasyonlara ezdirilmemeli”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, bankaların bu dönemde kemikleşmiş yanlışlarına devam ettiğini belirterek, “Ekonomiye can vermek yerine uzun vadede kendilerine zarar verecek olan yanlış uygulamalara devam etmemeliler. Diğer konuda yapay anlamda bazı ürün fiyatlarının aşırı artmasıdır. İşletmelerimizde, vatandaşlarımızda manipülasyonlara ezdirilmemeli” dedi.

    Son günlerde yaşanan ekonomik gelişmelerle ilgili açıklama yapan Kızıltan, son haftalarda ekonomik anlamda çok hızlı bir günden yaşandığını söyledi. Bir yandan sorunlarla boğuşurken, bir yandan da devletin çözüm odaklı sayısız karşı hamlesini de görmekten memnun olduklarını vurgulayan Kızıltan, “Bu yoğun gündemin en temel konularından birisi elbette artan enflasyon. Uzun süredir ülke gündemimizde 2000’li yıllar öncesindeki hayati ve sorun oluşturan gündemini kaybeden enflasyon, son dönemde tekrar ekonomimizde baş gündemlerden biri oldu. Geçmişte hem iş dünyası hem de tüm vatandaşlar olarak enflasyonun ezici ve zarar veren gücünü derinden yaşadığımız için bu sorunun öneminin ve acil olarak ele alınması gereken bir konu olduğunun hepimiz farkındayız. İşte bundan dolayıdır ki, sadece devletimiz değil, iş dünyamız da dayanışma içinde enflasyonla mücadele etme kararlılığını anında göstermiştir. Elbette enflasyon gibi kapsamlı ve çok parametresi olan bir sorunun çözümünü, tek bir kurumdan beklemek doğru değil. Bu hem kamunun hem de özel sektörün dayanışmasıyla mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Bunun bilincindeyiz. Enflasyonla mücadele aslında, bu konunun ötesinde işsizlikle, yüksek faizle ve artan girdilerle yapılan bir mücadeledir. Ülkemizin her sorununda elini taşın altına koyan iş dünyası bu mücadelede de devletini yalnız bırakmayacaktır. Bu çerçevede Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizle birlikte başlatacağımız bir seferberlik birçok sektör ve firmamızı indirim günleri başlatmaya motive edecektir. MTSO olarak Mersin özelinde indirim uygulayacak olan firmaları belirleyerek bunu yaygın bir kampanya haline getirecek ve piyasayı canlandıracak tedbirlere devam edeceğiz. En küçük bir katkıyı bile görmezden gelemeyiz. Ancak bu arada elini taşın altına koyan iş dünyamızın da uzun süredir beklentisi olan KDV iade sürecinin hızlanması reel sektörü rahatlatacaktır. Bu ödemelerin makul bir süreye indirilmesi birçok sektörümüz ve firmamıza kaynak olacak ve enflasyonla mücadelede bir motivasyon oluşturacaktır” diye konuştu.

    “Bankalar bu zor zamanda fırsatçılık yapmamalı”

    Ekonomideki yoğun gündemlerden birisinin de bankaların iş dünyası üzerindeki haksız ve farklı uygulamaları olduğunu vurgulayan Kızıltan, “Bankalar bu dönemde kemikleşmiş yanlışlıklarını devem ettirerek, ekonomiye can vermek yerine uzun vadede kendilerine de zarar verecek olan yanlış uygulamalara devam etmemeli. Zor zamanlar geçiren iş dünyasında bankalar haksız şekilde, sadece kendilerini düşünerek bazı firmaların kredilerini zamanından önce ödemeye zorlamak gibi, yeni kefaletler istemek gibi veya normalde olmayan masraflar koyarak işletmeleri zora sokmak gibi hareketlerden vazgeçmeli. İşletmeler ülkemizin zenginliğidir ve onları ezerek ülke ekonomisini bir yere taşıyamayız. Biz devletimizin bu anlamda haksız ve farklı uygulamalar yapan bankalara gereken uyarıları yapacağına eminiz. Yarın işler düzeldiğinde bankalar tekrar iş dünyasının kapısına geleceğini unutmamalı” şeklinde konuştu.

    “Hiç kimsenin işi fırsatçılığa çevirme hakkı yoktur”

    Ekonomideki en önemli konulardan birinin de yapay anlamda bazı ürün fiyatlarının aşırı artması olduğuna dikkat çeken Kızıltan, “Bu konuyu dolaylı anlatmaya gerek yok, bunun adı fırsatçılıktır. Biz iş dünyası temsilcileri olarak aramızdaki çürük elmaları ayıklamalıyız. Hiç kimsenin ülkenin ekonomik sorunlarını rantçı ve haksız kazanç yoluyla fırsatçılığa çevirme hakkı yoktur. Bu noktada Mersin Valiliğimizle ve tüm kamu kurumları ile iş birliği içindeyiz. Hatta Mersin Valiliği konu ile ilgili bir genelge yayınlayarak bu fırsatçıları belirleme, teşhir etme ve haklarında yasal işlem yapılarak gereken cezaya çarptırılmaları konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Oda olarak bu kararın arkasındayız. Biz MTSO olarak iş dünyasının temsilcisi olsak da, öncelikle kentimizin, halkımızın, ülkemizin kurumuyuz. Ne işini dürüst yapan işletmelerimizi ne de vatandaşımızı hiçbir güce ezdirmeyiz. Biz Mersin iş dünyası olarak her zaman şunu söyledik, sorunlarımız var ama çözümlerimizi de var. Umutsuzluk yok. Yeter ki devletimiz reel sektörün zamanında uyarılarına ve çözüm önerilerine kulak versin. Destek kriterleri bellidir. Üretenin, istihdam edenin, ihracat yapanın, katma değer oluşturmanın yanında olalım. Yerli malını destekleyelim. Yeni girişimcinin önünü açalım. Eğitimde, adalette, bilimde, kalitede çağı yakalayan bir ortak vizyon oluşturalım. Günün dertleri önemli ama sadece bunlara ve güne odaklanırken, geleceği ıskalamayalım” ifadelerini kullandı.

  • Prof. Dr. Güneri Akalın: “Varlık Fonu’ manipülasyonlara karşı koruma olabilir”

    Birçok devlet kuruluşunun devredildiği Varlık Fonu’nu değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güneri Akalın, Varlık Fonu’nun yabancı kaynaklı ekonomik manipülasyonlara karşı koruma fonksiyonu olarak görebileceğini belirtti.

    Son günlerde ekonomi gündemini meşgul eden Varlık Fonu’nun amacı, kapsamı, yapacağı olası icraatlar halen tartışılıyor. Son olarak PTT, THY, BİST, ÇAYKUR ve BOTAŞ gibi birçok önemli kamu iktisadi teşebbüsünün (KİT) de devredildiği Varlık Fonu’na akademik bir bakış açısı getiren İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güneri Akalın, Varlık Fonu’nun özellikle yabancı kaynaklı ekonomik manipülasyonlara karşı koruma fonksiyonu görebileceğini belirtti.

    Mega projeler Fon’dan finanse edilecek

    Varlık Fonu’nun devlet tarafından, başta 3’üncü Havalimanı, Gelibolu 1915 Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatları gibi büyük ölçekli projeleri finanse etmek için kurulduğunu anımsatan Prof. Dr. Akalın, “Bugün bakıldığında Türkiye’de bir tasarruf açığı sorunu var. Varlık Fonu’nun kurulması bu sorunun üstesinden gelmeyi de amaçlıyor. Fon’a devredilen KİT’ler bütçe dışına alınarak bu kuruluşların getirdiği kârla mega projelerin tek elden finanse edilebilmesi ve KİT’lerin tek bir çatı altında toplanması da düşünülüyor olabilir” dedi.

    “Senet ihracıyla gelir üretebilir”

    Fon’un çalışma sisteminin ve yapacaklarının henüz netleşmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Akalın, “Bu fon vasıtasıyla gelir ve kâr ortaklığı senetleri veya hisse senetleri çıkarılarak halka, özel sektöre ve yurt dışına satılarak gelir kalemleri yaratılmaya çalışılıyor da olabilir. Bundan başka, faiz geliri elde etmek istemeyen muhafazakâr kesimin yastık altında tuttuğu mevduat ve altın gibi enstrümanlarının yine bu tip senet satışıyla veya sukuk gibi enstrümanlarla ekonomiye kazandırılarak kaynak yaratma çabası da olabilir. Zira başarısız olan katılım bankalarından sonra bu kesime hitap edebilecek bir yatırım aracı pek yok. Ayrıca, fona aktarılan bazı KİT’lerin zarar ettiğini göz önünde bulundurursak, bu KİT’lerin, özelleştirilmeden önce tekrar kâr elde eden şirketler haline getirilmesi, ardından da bunların özelleştirilmesinden elde edilecek gelirle yine büyük projelerin finanse edilmesi hedefleniyor olabilir” ifadelerini kullandı.

    “Petrol zengini ülkelerde sık görülüyor”

    Varlık Fonu’ benzeri kuruluşların daha çok bütçe fazlası veren ülkelerde olduğuna, Türkiye gibi bütçe açığı sorunu yaşayan bir ülkede bu gibi bir oluşumun anlamsız olduğuna dair yaklaşımlara da kısmen katıldığını ifade eden Prof. Dr. Akalın, “Bir ülkede bütçe açığı sorunu varsa orada tasarruf açığı sorunu var demektir. Nitekim tasarruf açığının bir ayağı bütçe açığı ise bir ayağı da özel sektör yatırım ve tasarruf açığıdır. Varlık Fonu’na benzer oluşumlar, özellikle petrol zengini diyebileceğimiz ülkelerde görülüyor. Bundaki amaç da petrolün getirdiği kaynağın daha sonraki nesiller tarafından da kullanılabilmesidir. Yani petrol gelirleriyle fonda biriken meblağ, petrol bittikten sonra gelecek nesillerin yine belli bir refah düzeyinde yaşaması amacıyla kullanılır” açıklamalarında bulundu.

    “Erbakan’ın ‘kamu bankaları havuzu’ sistemine benziyor”

    Prof. Dr. Akalın, Türkiye’de geçmişte Varlık Fonu’na benzer uygulamaların olup olmadığı konusunda ise şunları söyledi: “Varlık Fonu’nu geçmiş dönemlerde eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın düşündüğü ‘kamu bankaları havuzu’ sistemine benzetebiliriz. Ancak 80’li yıllarda ANAP hükümetlerinin kurduğu fonlarla ilişkisi ise sadece isminin fon olmasından kaynaklanıyor. ANAP döneminde geliştirilen fonlar, özel konularla ilgiliydi. Savunma Sanayii Fonu, Konut Fonu gibi Şimdiyse devletin bütün büyük yatırımları Varlık Fonu’ndan karşılanacak. Tabii bu fona alınan KİT’lerin kârlılıkları ne düzeyde olacak, ne kadar yatırımlar yapacaklar, kâr ortaklığı senedi ihraç edecek mi, sukuk veya başka değerli kâğıtlar çıkaracak mı, bunları şimdiden öngörmek biraz zor. Dolayısıyla zaman içinde Varlık Fonu’nun işleyişini gördükçe her şeyi daha net gözlemleyeceğiz”

    Manipülasyonları engellemek için mi?

    Borsa İstanbul’un da Varlık Fonu’na devredilmesinin dikkat çekici olduğunu kaydeden Prof. Dr. Akalın, “Bilindiği üzere Türkiye’de gerçekleştirilen ekonomik manipülasyonların en önemli kaynaklarından biri borsa idi. Yabancı kaynaklar belli dönemlerde hızla borsaya girip, belli dönemlerde hızla çıkarak ekonomide dalgalanmalara sebep olmaktalardı. BİST’in Varlık Fonu’na devredilmesiyle bu gibi art niyetli hamle ve manipülatif hareketlere engel olunmasının amaçlanması da kuvvetle muhtemeldir. Varlık Fonu’nun bu gibi alanlarda bir çeşit koruma mekanizması olarak işlev görmesinin amaçlanıyor olması da ihtimal dâhilinde” şeklinde konuştu.