Etiket: Maliyeti

  • Avrupa’da En Yüksek İşgücü Maliyeti Danimarka’da

    Avrupa Birliği’nin resmi istatistik kurumu EUROSTAT tarafından yayınlanan raporda, AB ülkelerinin işgücü maliyetleri açıklandı. Rapora göre, en yüksek maliyet Danimarka ve Belçika’da ödenirken, en düşük saat ücreti ise Bulgaristan ve Romanya’da ödeniyor.

    Avrupa Birliği ülkeleri arasında işgücü maliyetleri bakımından uçurum ortaya çıktı. 1 saatlik işgücü maliyeti Bulgaristan’da 4,1 Euro olurken Danimarka’da ise 41,3 Euro’yu buluyor. AB resmi istatistik kurumu EUROSTAT 2015 yılı istatistiklerine göre AB ülkeleri arasındaki ortalama işgücü maliyeti endüstride 29,5 Euro olurken, hizmet sektöründe ise saatlik işgücü maliyeti 25 Euro olarak belirlendi.

    28 AB ülkesi arasında işgücü maliyeti 41,3 Euro ile Danimarka ilk sırayı alırken, Belçika 39,1 Euro ile ikinci sırada 37,4 Euro ile İsveç üçüncü sırada ve 36,2 Euro ile Lüksemburg dördüncü sırayı aldı. Fransa ise 35,1 Euro ile ilk beşte kendine yer buldu.

    En düşük maliyetli işgücüne sahip olan ülkelerin başında ise 4,1 Euro ile Bulgaristan gelirken, 5,0 Euro ile Romanya ikinci, 6,8 Euro ile Litvanya, 7,1 Euro Letonya ve 7,5 Euro ile Macaristan en düşük maliyetli ülkeleri oluşturdu.

  • Türkiye’deki Fidanların Üretim Maliyeti Araştırıldı

    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Orman Fakültesi Ormancılık Ekonomisi Ana Bilim Dalı Öğretim Öyesi Prof. Dr. Özden Görücü, her bir fidanın devlete maliyetinin 50 kuruş olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Görücü, fidan üretimi maliyet araştırmalarını Afyonkarahisar Orman Fidanlık Müdürlüğünde yaptıklarını belirterek, “Afyonkarahisar fidan üretimi bakımından çok önemli bir yere sahip. Bu ilimizde çok fazla fidan üretilmekte ve üretilen fidanlar çevre illere satılmaktadır. Ve Afyonkarahisar’da yıllık 3 milyon fidan üretimi yapılıyor” dedi.

    Türkiye geneli yıllık 10 milyar üzerinde fidan üretiminin yapıldığını belirten Görücü, “Meşe, iğde, badem, ceviz, karaçam, kestane gibi türler üzerinde fidan maliyetini araştırdık. Özellikle tohum maliyeti ve arazi kirası araştırıldı. Sulama giderleri, bakım giderleri, mekanizasyon giderleri gibi giderleri hesaba katarak fidanlarımızın maliyetlerini bulduk. Her bir fidanın devlete 50 kuruşa maloluyor” diye konuştu.

    Sertifikalı ve kaliteli üretimle hem yurt içi hem de yurt dışına satma gibi unsurları ele alarak bir fidan piyasası oluşturulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Görücü, şunları kaydetti:

    “Şuanda Türkiye’de fidan borsası yok. Bu borsa konusunda çalışmalar devam ediyor. Üretilen fidanların planlı olarak dikilmesi ve özel şirketlere dağıtımı planlandı. Özel sektörde bu fidan üretimi kar amacı güdülüyor ama gelecekte fidan borsasını tam olarak çalıştırmaya başladığımızda bu fidanlarımızın kaça mal olduğunu bilmek zorundayız. Onun için bu çalışmamızı tamamladık. Burada üretilen fidanların bir kısmı devlet arazilerinde değerlendiriliyor diğer kısmı ise halka veriliyor”.

  • Trafik Kazalarının Yıllık Maliyeti 4 Milyar Dolar

    Türkiye’de son aylarda gündemden düşmeyen ve konuyla ilgili yeni yasal düzenlemelerin hazırlandığı Zorunlu Trafik Sigortasındaki prim artışları, sigortalılık oranlarının azalmasına neden oldu. Uzmanlar, kazaların yıllık 4 milyar dolar zarara sebep olduğunu belirtti.

    Yaşar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Banu Özgürel, ülkemizde yılda 1 milyonun üzerinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kazalarda binlerce kişi yaşamını yitirirken, 10 binlerce kişinin de yaralandığını belirtti. Özgürel, kazaların yıllık 4 milyar dolar zarara neden olduğunu vurgulayarak, yaşanan prim artışlarının vatandaşların tepkisine neden olduğunu; ancak yaşanan prim artışlarına karşın şirketlerin zararının sürdüğünü söyledi. Yrd. Doç. Dr. Banu Özgürel, 2015 yılına bakıldığında toplanan prim miktarının 6 milyar 560 milyon 850 bin TL olduğunu belirterek “1 milyon 216 bin 398 kişiye 4 milyar 37 milyon 448 bin lira tazminat ödenmiş. Ancak işlemi süren muallak tazminat miktarı da 4 milyar 335 milyon 202 bin lira olarak karşımıza çıkıyor. 6,5 milyar lira prim toplayan şirketlerin tazminat miktarları bu iki kalem hesaplandığında 8,4 milyarı buluyor. Yani sektörün zararı ortada” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Banu Özgürel, sigorta yaptırmayan vatandaşları uyararak, şunları söyledi:

    “Her ne kadar zam gelmiş olsa da sektörün zararı ve ödediği tazminatı düşündüğümüzde, trafik sigortası hâlâ ucuz. Ben kesinlikle yaptırırım. Çünkü herhangi bir kaza durumunda, yalnızca maddi hasarda araç başına 31 bin TL, sakatlık ve ölüm halinde 1 milyon 550 bin TL’ye kadar karşı tarafa ödemek zorunda kalabileceğim maddi ve manevi tazminatı cebimden ödeyeceğime bu ayın prim ortalaması olan 654 lirayı ödeyerek bu dertten kurtulurum.”

    KURALLARA UYAN, DİKKATLİ OLAN KAZANIYOR

    Prim miktarındaki artışın bu zarar nedeniyle yaşandığını kaydeden Özgürel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Zorunlu Trafik Sigortası karşı tarafın zararını karşılar, kasko ise sizin zararınızı karşılar. Yani kasko ile trafik sigortası birbirini tamamlar. Kaza durumunda cebinizden hiç para çıkmamasını istiyorsanız her iki sigortayı da yaptırmakta fayda var. Son dönemde, trafik sigortası oldukça gündemde, çünkü ciddi anlamda bir prim zammı gerçekleşti. Ancak şu var ki siz kaza yapan bir sürücü değilseniz, yani hasarsız bir araca sahip ve dikkatli bir sürücüyseniz sizin trafik sigortası primlerinize yapılan zam yüzde 18,84. Yani hasarlı taşıt sürücülerinin karşılaştığı yüzde 100’ün üstünde artış değil. Burada kurala uyanlar ve dikkatli olanlar korunmakta. Trafik sigortalarında tarife basamakları var. Bu tarife basamaklarının 1. basamağının dışında kalan diğer tüm basamaklar için prim artışı yüzde 100’ün üzerinde. Ayrıca yapılması planlanan yasal düzenleme ile yüzde 100 kusurlu olan kişilere tazminat ödemesi yapılmaması planlanıyor. Bu durumda kurallara uymak ve dikkatli bir sürücü olmak bu anlamda çok önem kazanıyor.”

    SİGORTA YAPTIRAN SAYISI DÜŞÜYOR

    Son zamanlarda bu konu hakkında her gün bir gelişme olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özgürel, şunları söyledi:

    “Hatta kasko ile trafik sigortalarının birleştirilmesi gündeme geldi. Ancak rakama bakacak olursak 2015 yılı Ocak ayında 1 milyon 483 bin 898 yazılan poliçe varken 2016 yılının Ocak ayında düşüş var ve 1 milyon 458 bin 199 poliçe yazılmış. Trafiğe çıkan yeni araç sayısı düşünüldüğünde bu sayının çok daha fazla olması beklenirdi. Benzer durum Şubat ayı verilerinde de görünüyor. 2015 yılının Şubat ayında 2 milyon 812 bin 695 yazılan poliçe varken 2016 Şubat ayında 29 gün olmasına karşın çok küçük bir artışla 2 milyon 820 bin 314 yazılan poliçe var. Prim miktarı 2 kata yakın artmış. Bu Mart ayında da prim miktarı 2 kat artarken yazılan poliçe sayısı 24. günde geçen yılı yakalamış değil.”

    SEKTÖRDE ZARAR SÜRÜYOR

    Zamlara karşın sektördeki zararın sürdüğünü örneklerle anlatan Özgürel, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ocak 2016’da, 1 milyon 458 bin 199 kişi sigorta yaptı ve bu sigortadan elde edilen prim geliri ise 861 milyon 216 bin TL. Yine bu ay içinde yalnızca emniyet güçlerinin müdahale ettiği toplam 30 bin 795 kaza gerçekleşmiş. Bu rakama tarafların arasında anlaşarak tutanak tuttuğu kazalar dahil değil. Eğer bu kazaya karışan tarafların hepsinin Zorunlu Trafik Sigortası olduğunu varsayarsak, her biri taşıt için yaklaşık 31 bin TL maddi tazminat ödendiğini düşünürsek bile trafik sigortası tarafından tazminat olarak taraflara toplam olarak 954 milyon 645 bin lira ödenmiş oluyor. Şu koşullar altında bile daha ilk aydan trafik sigortası yüzde 100’ün üstündeki zamma rağmen zarar yazmaya başladı. Her ne kadar prim zammı dikkat çekse de teminatlara yapılan zam paralelinde gerçekleşti. Örneğin, 2015 yılında araç başına maddi hasar için 29 bin lira ödenirken bu yıl 31 bin lira olarak düzenlenmiş. Ölüm ve sakatlık halinde ise toplam 1 milyon 550 bin TL’ye kadar tazminat ödenebiliyor. Bu da bu ayın ortalaması 654 lira olan trafik sigortası ile ne kadar bir riskten kurtulduğumuzun rakamları. Bu işin aktüeryal ve istatistiksel oluru var. Bunlar göz ardı edilirse ileride bu konuda değil yüzde 100, çok daha fazla zam yapılmak zorunda kalınacak. Her ne kadar yüzde 100 zam gelmiş olsa da trafik sigortası mevcut tablo ve ödenen tazminatlar dikkate alındığında hâlâ ucuz.”

    İllerde sigortasızlık oranında ise ilk 10 değişmedi. Şanlıurfa, Kars, Afyon, Karaman, Ardahan, Manisa, Niğde, Kilis, Burdur ve Çanakkale ilk 10 ili oluşturuyor. Şanlıurfa’da sigortasızlık oranı yüzde 36,76’ya çıkmış durumda olduğu öğrenildi. En fazla sigorta yaptıran iller İstanbul, Bingöl ve Trabzon oldu. İstanbul’da araçların yüzde 91,58’i sigortalı, Ankara’da bu rakam 87,28, İzmir’de ise 77,52’de yer aldı.

  • (Özel Haber) Terörün Maliyeti Yıllık Cari Açığa Denk Düştü

    Doç. Dr. M. Ufuk Tutan, Türkiye ekonomisine son otuz yıllık terörün toplam maliyetinin yıllık 40 milyar dolar olduğunu söyledi. Doç. Dr. Tutan, bu rakamın son yıllarda verdiğimiz yıllık cari açık tutarına denk geldiğini kaydetti.

    Ankara’da meydana gelen terör saldırısının piyasalar üzerindeki etkisi sürerken, uzmanlar yıllardır süren terör olaylarının Türkiye’ye faturasını çıkardı. Ekonomideki küresel durgunluğa eklenen terör olaylarının son 30 yıllık maliyetinin ekonomiye çarpan etkisine değinen Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tutan, “Türkiye ekonomisine son 30 yıllık terörün toplam maliyeti resmi açıklamaya göre 1,2 trilyon ABD doları; diğer bir deyişle, yıllık maliyeti 40 milyar ABD doları yapıyor. Bu da son yıllarda verdiğimiz yıllık cari açık tutarına denk gelen bir meblağ ediyor” dedi.

    “35 MİLYARA ULAŞABİLİR”

    Tüm dünyada yaşanan ekonomik krize eklenen terör olaylarının Türkiye’de de olumsuz etkileri olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Tutan, şöyle konuştu:

    “Terörün Türk ekonomisine verdiği olumsuz etkileri incelerken son yıllarda derinleşen ve bitmek bitmeyen küresel durgunluğu da göz önüne alırken turizm gelirleri, ülke içine olan döviz akışı, yabancı yatırımlar gibi diğer etkenlere de bakmak gerekiyor. Rusya krizi ile yavaşlayan yabancı turist sayısının bu ardı ardına gelen terör olayları ile durma noktasına gelmesi; sadece otelcileri değil ülkenin dört bir yanındaki diğer esnaf guruplarını da etkileyeceği hesaplanmalıdır. Yıllık 30 milyar ABD dolarını bulan turizm gelirlerimizin üçte birinin erime ihtimali bulunmaktadır ki bu yaklaşık 10 milyar ABD doları etmektedir. Ayrıca, bunun esnaf üzerinde ekonomimize çarpan etkisinin 25 milyar ABD doları etmesi ile ekonomimize bu alandan toplam etkisinin 35 milyara ulaşması söz konusudur.”

    “TERÖRÜN EKONOMİYE ÇARPAN ETKİSİ ELE ALINMALI”

    Ufuk Tutan, “Yabancı yatırımların yavaşlaması ile durgunluk yaşayan küresel ekonominin olumsuz havası ile ekonominin derinden etkilenebilme ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiğini” dile getirdi. Ufuk Tutan, şunları söyledi: “Bunların sonucunda psikolojik sınırı aşarak risk sınırına yaklaşan TL-ABD Doları paritesinin her an o risk sınırını geçerek hem sanayimizi dış borç geri ödemesi hem de tüketicimizi alım gücü üzerinden olumsuz etkilemesi ihtimali bulunmaktadır. Bu ihtimale yaklaşma durumunda dahi ülke ekonomisinin genel bir kriz havasına girmesi mümkün. Kısaca, hem küresel ekonomide hem de ülke ekonomisinde işler çok da iyi değilken bu tür terör olaylarının gerek maliyet gerek üretici-tüketici-yatırımcı üzerindeki psikolojik etkileri göz önüne alındığında terörün genel ekonomi üzerindeki çarpan etkisi dikkatle ele alınmalıdır.”

  • Meclis’in 1 Saat Çalışmasının Maliyeti 600 Bin Lira

    Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kabaca bir hesap yapıldığında Meclis’in 1 saatlik çalışmasının 600 bin liralık bir maliyet getirdiğini söyledi. Bakan Yılmaz, bu nedenle iç tüzük değişikliğinin önemli olduğunu kaydetti.

    TBMM’de devam eden 2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinin dördüncü turunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bütçeleri ele alınıyor.

    Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bütçelerine ilişkin Genel Kurula bilgi veren Bakan Yılmaz, Türkiye’nin kişi başına gelir dağılımında şuanda üst orta gelir grubunda olduğunu belirterek, “Orta gelir tuzağına düşmeden Türkiye’yi yüksek gelir grubuna taşımak en temel vizyonumuz” dedi.

    “TÜRKİYE OLARAK TEDBİRLERİMİZİ ALMAK DURUMUNDAYIZ”

    Dünyada yaşanan ekonomik gelişmelerle ilgili önemli çalışmalar yaptıklarının altını çizen Bakan Yılmaz, “Ülkelerin yarıştığı bir dünyada yaşıyoruz. En gelişmiş ekonomilerin son yıllarda düştüğü durumu hep birlikte izliyoruz. Bu kriz nedeniyle ülkelerin borçlandığını, toplumların bedeller ödediklerini görüyoruz. Normalleşmeye çalışıyor dünya. Bu ortam içinde ekonominizi büyütmeniz kolay değil. Çin’de dahi büyüme hızında ciddi bir düşüş oldu. Türkiye olarak tedbirlerimizi almak durumundayız” diye konuştu.

    “EKONOMİNİN DÜŞMANI BELİRSİZLİKTİR”

    Siyasi istikrarın ekonomik istikrara katkısını anlatan Bakan Yılmaz, “Etrafımızdaki jeopolitik gelişmeleri düşünün, dünyadaki krizi değerlendirin, karşı karşıya kaldığımız terör saldırını değerlendirin, bütün bunlara rağmen Türkiye reformlar yapmaya devam ediyorsa bunda en büyük etki siyasi istikrar. Ekonominin düşmanı belirsizliktir. 1 Kasım seçimleri ile birlikte 2019 yılına kadar ciddi anlamda siyasi belirsizlik azalmıştır, ekonomi bu anlamda uygun bir ortama kavuşmuştur. Bu siyasi istikrarı reformlarla birleştirdiğimiz zaman Türkiye dünyada pozitif ayrışabilme imkanına sahip ender ülkelerden birisi olacaktır. Herkesin kötü olduğu bir ortamda siz nisbi olarak iyi olursanız aradaki farkı kapatırsınız. Bu imkanı yapısal reformlarla değerlendirmek durumundayız” şeklinde konuştu.

    “MECLİSİN 1 SAATLİK ÇALIŞMASI 600 BİN LİRA”

    Meclis iç tüzüğünün değişmesi gerektiğini belirten ve kabaca bir hesap çıkartıldığında Meclis’in 1 saatlik çalışmasının 600 bin lira maliyet getirdiğini kaydeden Bakan Yılmaz, “Yılda 150 gün çalıştığını, günde 10 saat çalıştığını varsayarak böyle bir hesap çıkardığımız zaman Meclisin 1 saatlik çalışması 600 bin lira maliyet getiriyor. Geç kalan kanunların ülkeye getirdiği maliyetleri hiç saymıyorum, dolaylı maliyetleri saymıyorum. Doğrudan Meclisimizin 1 saatlik çalışması 600 bin lira civarında bir maliyet. Bu da bize aslında hep birlikte bütün siyasi partilerle iç tüzük konusunu ele almalıyız diye düşünüyorum Meclisi daha iyi çalıştırma açısından. Bütün partilerin konuşma haklarına da sonuna kadar riayet ederek bunu nasıl başarırız bunun üzerinde durmalıyız” açıklamasında bulundu.