Etiket: maliye

  • Uludağ Üniversitesi’nde Maliye Günleri

    Uludağ Üniversitesi Maliye Topluluğu (UMAT), “Maliye Günleri” düzenledi.

    UMAT, 24-25 Nisan günlerinde vergi müfettişleri, gelir uzmanı yardımcıları ve vergi dairesi müdürlerini Uludağ Üniversitesi öğrencileriyle buluşturacak. Seminerin birinci gününde Çekirge Vergi Dairesi Müdürü Halil Şenver ve gelir uzmanı yardımcıları Melike Tuğba Oğuz ve Şeyma Saitoğulları konuşma yaptı. Konuşmacılar, gelir uzmanı ve uzman yardımcısı nasıl olunduğu ve yeterlilik sınavı hakkında bilgiler verdi. Konuşmacılar öğrencilerin sorularını da cevapladı. UMAT yöneticileri tarafından konuşmacılara takdim edildi.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan perakende sektörüne yazar kasa müjdesi

    Uluslararası Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarında (YZB 2017), Maliye Bakanı Naci Ağbal perakende sektörüne yeni nesil yazar kasalara geçişle ilgili müjdeyi verdi. Bakan Ağbal, perakende noktalarının yeni nesil ödeme kaydedici cihazlara geçme mecburiyetinin kaldırıldığını müjdeleyerek, “Satış noktalarında hali hazırda kullanılan standart sistemler için kurallar belirleyeceğiz. Mevcut yazar kasaları var olan sisteme entegre edeceğiz” dedi.

    Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen organize gıda perakende sektörünün en büyük buluşması Yerel Zincirler Buluşuyor Fuar ve Konferansı YZB 2017’de Maliye Bakanı Naci Ağbal, perakende sektörü için 1 Ocak 2018’de yeni nesil ödeme kaydedici cihazlara geçme mecburiyetinin kaldırıldığını müjdeledi. Bakan Ağbal, “Herhangi bir perakende zinciri içindeki bir işletmemizin bir ofis sistemine entegre eski nesil yazar kasası varsa, 1 Ocak 2018’den sonra da bunları kullanmaya devam edebilecek. Bu işletmelerimiz hali hazırda yazar kasaya sahip. Kullandıkları sistemler, bizim amacımıza uygun veri üretebiliyor. Perakende noktalarında var olan mevcut yazar kasaları kendi sistemimize entegre edip, yeni nesil ödeme kaydedici cihaza geçme mecburiyetini kaldırıp, ihtiyari yapacağız” dedi.

    “Sektörün omuzundaki ek yük kalktı”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın dün YZB’de verdiği, bugün ise resmi olarak duyurduğu kararla ilgili sektör adına teşekkürlerini dile getiren Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek, “1 Ocak 2018’e kadar her bir yazar kasa başına bin 500 dolar ek yatırım yapmamız gerekiyordu. Hükümetimizin ve bakanlığımızın almış olduğu bu önemli karar omuzlarımızdaki ek yükü aldı. Sektör adına teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi.

    “Sadece yerel zincirlerde 15 bin yazar kasa değişecekti”

    TPF Başkanı Altunbilek yeni nesil ödeme kaydedici cihazlara iptal edilen geçişin sektöre büyük kazanım sağladığını belirterek şöyle konuştu; “Türkiye Perakendeciler Federasyonu’na bağlı 3 bin 149 noktada 15 bini aşkın yazar kasanın değişmesi gerekiyordu. Şu ana kadar üyelerimizin yüzde 20’si geçişini tamamlamıştı. Sektörün geneline bakacak olursak; Türkiye genelinde yerel, ulusal ve indirim mağazalarının 26 binin üzerinde şubesi var. Bakanımızın vermiş olduğu müjde sayesinde yeni nesil ödeme kaydedici cihazlara gerçekleştireceğimiz yatırımı işimizin gelişmesine, büyümeye, istihdama aktarıp; mağazalarımızın daha verimli hale gelmesi için çalışmalar yapacağız” dedi.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal: “Eğitime yaptığımız yatırım 2 kat arttı”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, çeşitli programlar kapsamında geldiği Erzurum’da Atatürk Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Türkiye’de eğitimin geldiği son noktaya değinen Ağbal, “Bizden önce savunmaya daha fazla yatırım yapılıyordu, biz geldikten sonra bütçelerimizdeki önemli kaynağı eğitime harcadık” dedi.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, çeşitli programlar kapsamında Erzurum’a geldi. Atatürk Üniversitesi öğrencileriyle Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonunda buluşan Ağbal, Eğitim konusunda yapılan değişimlere değindi. Hükümet bütçelerindeki payın geçmiş dönemlerde büyük çoğunluğunun savunma ve güvenliğe harcandığına ama yeni dönemde pastadan payı ağırlıklı olarak eğitimin aldığını söyledi. Programa AK Parti Erzurum Milletvekilleri Zehra Taşkesenlioğlu, Mustafa Ilıcalı ile öğrenciler katıldı.

    Türkiye’nin büyümesinin ve kalkınmasının olmazsa olmazını eğitim olarak gördüklerini belirten Ağbal, “14 yıldır yaptığımız bütün bütçelerde en fazla kaynağı hep eğitime ayırdık. Bizden önceki dönemlere bakıldığında savunma, güvenlik ve faiz harcamaları her zaman önde oldu.” ifadesini kullandı.

    2002 yılından itibaren eğitime yapılan yatırımların 2 kat arttığında değinen Naci Ağbal, “Biz iktidara geldikten sonra eğitime ayrılan bütçeyi artırdık. 2002 yılında 11,3 milyar lira eğitime bütçe ayırdık. 2017’de yaklaşık 645 milyarlık bütçemizin 122 milyar lirasını tek başına eğitime ayırdık. Bu son derece önemli. Eğitime ayırdığımız kaynak iki kat artmış oldu. 2002’de 510 bin öğretmen vardı, şu anda 950 bin civarında öğretmenimiz var. Böylelikle öğretmen başına düşen öğrenci sayısında ve sınıf başına düşen öğrenci sayısında son derece olumlu gelişmeler kaydettik. Bugün geriye dönüp baktığımızda derslik başına düşen öğrenci sayısı 2002’de ilköğretimde 36, şimdi ise 25’e düşmüş. Bu eğitimin kalitesini artırıyor.”

    Birçok ülkenin gıptayla baktığı Fatih Projesi’ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Ağbal, şunları söyledi:

    “Sınıflarımızda akıllı tahtalar var, çocuklarımızın elinde bilgisayarlar var. Sanal dersler yapılıyor. Birleşmiş Milletler’de örnek proje olarak takdir edilen bir projedir. Ciddi anlamda buna yatırım yaptık. Önümüzdeki dönemde eğitime en büyük bütçeyi ayırmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın bizlere bütçe yaparken başta verdiği talimat, ’eğitimde kesinlikle taviz vermeyeceğiz, eğitime en büyük kaynağı ayıracağız’ talimatı olmuştur. Her ile bir üniversite kurduk. Tüm vilayetlerimizde çocuklarımızın gittiği üniversiteler var. Yeni fakülteler açtık. 2002’de 53 iken şu anda Türkiye’de 111 devlet üniversitesi var. Vakıf üniversiteleri dahil 180’in üzerinde üniversite var.”

    Ağbal, Amerika’yı Amerika, İngiltere’yi İngiltere yapan şeyin üniversiteleri olduğunu belirterek, rekabetçi Türkiye’yi de o seviyeye getirecek olan şeyin üniversiteler olduğunu dile getirdi.

    Ağbal, “Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokmak istiyoruz. Ülkeleri karşılaştırırken en çok kullanılan göstergelerden biri, o ülkede yapılan Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranıdır. Bu oran arttıkça, o ülkenin rekabetçi olma oranı artıyor. 2002’de bu oran 0,50 ama 15 yıl sonra şu anda biz bunu ikiye katladık ama bunu yeterli görmüyoruz. Bizim hedefimiz yüzde 3’e varabilmek. Onun için bütçeden her yıl Ar-Ge’ye, inovasyona kaynak aktarıyoruz. 2002 yılında Türkiye’de özel sektör, kamu sektörü ve üniversiteler toplam 1,8 milyar lira Ar-Ge’ye harcama yapmış. Türkiye’nin Ar-Ge’ye yıllık 70 milyar para harcaması lazım. Türkiye son 5-6 yıldır araştırma laboratuvarlarına çok ciddi kaynak harcadı. Laboratuvarları kurduk şimdi o laboratuvarlarda araştırma yapacak elemanları almamız lazım.” dedi.

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, programın sonunda Ağbal’a hediye takdim etti.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal: “Eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, 16 Nisanda gerçekleştirilecek anayasa değişiklik referandumu ile ilgili olarak, “Eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım” dedi.

    Bakan Ağbal, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından gerçekleştirilen iş adamları ile istişare toplantısına katıldı. Termal bir otelde gerçekleştirilen toplantıda iş adamı ve sanayicilere seslenen Bakan Ağbal, milli geliri arttırma noktasında Türkiye’nin bir üst basamağa sıçramanın arifesinde olduğunu kaydetti. Türkiye’nin anayasa değişikliği ile geleceğini inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğinde olduğunu anımsatan Bakan Ağbal, “AK Parti Türkiye’yi son 14 yılda kişi başına düşen milli gelire göre orta- üst gelir gurubuna çıkarmıştır şu anda Türkiye bir üst basamağa sıçramanın arifesinde. 11 bin dolar civarında olan milli geliri, 12 bin 735 doların üzerine çıkarırsak, Türkiye ciddi manada ekonomide süper lige taşınmış olacak. Onun için geleceğimizi inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğindeyiz. Yani Türkiye 2002 yılından 2017 yılına kadar önemli bir aşama kaydetti. Ama diyoruz ki, bu elbise bu bedene dar geliyor gelin bu elbiseyi büyütelim. Ekonomiyi büyütelim. Refahı büyütelim. Kişi başına düşen milli gelirde Türkiye süper lige çıksın. Yani üst gelir grubu ülkelerden bir tanesi olsun diyoruz. Türkiye olarak milli gelir olarak 25 bin dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Eğer burada kalkınmada yeni bir safhaya geçeceksek eğer, devlet yönetim sisteminde reforma gidelim. Bu yapacağımız reform, demokrasi, adalet, eğitim ve burada gösterdiğim bütün reformların da önünü açacak” dedi.

    “Kuvvetler arasında yetki ve sorumluluklar belirsiz”

    Yapılacak anayasa değişikliği ile yeni oluşturulacak yönetim sistemi ile mevcut sistem arasındaki farklılıklardan bahseden Bakan Ağbal konuşmasına şöyle devam etti:

    “Neden hükümet sisteminde bir reforma ihtiyaç duyuyoruz. Yani bugün 16 Nisanda sandığa gidiyoruz. Sandıkta yeni bir sistem arayışı içerisindeyiz. Mevcut sistemin ne sıkıntısı vardı, bu sistemden çıkmak istiyoruz? Çünkü bu sistemde çok ciddi anlamda istikrarsızlık riski var. 1990’lı yıllarda milli gelir 2500-3000 bin dolar arasından kalmış ise bunun esas nedeni siyasi istikrarsızlıklardır. Mevcut sistem maalesef, güçsüz hükümetler, kırılgan siyaset ve kısa vadeli hükümet ömürlerini beraberinde getiriyor. Mevcut sistemde çok başlılık var. Bu gün hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Başbakanlık karar mekanizmasında yer buluyor. Gelin diyoruz bu iki sistemi birleştirelim, mevcut sistemin sürdürülebilirliği yok. Kuvvetler arasında yetki ve sorumluluklar belirsiz. Yargıda da mutlaka reform yapmamız lazım. Yargı sisteminin bu mevcut yapısıyla Türkiye’yi ileriye taşıması asla mümkün değildir. Bu anaya değişikliği yargı reformuna çok önemli destek verecek, çok önemli değişiklikler olacak. 16 Nisanda yapılacak anayasa değişikliğinde sadece hükümet sisteminde köklü değişiklikler olmuyor. Yargı, yasama ve yürütmede de çok önemli değişiklikler yapılıyor. Bize göre bu yeni sistemde Türkiye’de demokrasi güçleniyor. Yönetim sisteminde temsili demokrasi güçleniyor. Çünkü yeni sistemde yönetimi doğrudan halk belirliyor.”

    “Evet sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek”

    Türkiye’nin önünde bir halk oylamasının olduğunu hatırlatan Bakan Ağbal, “16 Nisanda eğer halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek” ifade etti. Bakan Ağbal, “Yeni sistemde eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor. Önümüzde bir halk oylaması var bütün piyasalar şu an da Türkiye’deki bu halk oylamasının sonucunu bekliyor. Türkiye’de önümüzdeki aylara, günlere ve yıllara ilişkin bu halk oylaması önemli belirleyici bir faktör olacak. 16 Nisanda eğer halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek. Neden? Yani muhtevadan bağımsız olarak söylüyorum, eğer ‘evet’ çıkarsa önümüzdeki yıllara ilişkin yepyeni bir sistemi kurmuş oluyoruz yeni yönetim sistemi devreye girmiş oluyor, siyasi sistemle ilgili böyle bir belirsizlik ortadan kalkıyor. Dolayısı ile referandumun bizzati kendisi ‘evet’ ile sonuçlandığından muhtevadan bağımsız bir şekilde önümüzdeki aylardaki Türkiye’de işler daha da yoluna girecek. Yakın vadede yatırımlar artacak. Özel sektör yatırımları aratacak, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye yatırımları da artacak ve bu sayede Türkiye’de büyüme oranları daha da yukarıya gidecek. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım. Herkes içeride ve dışarıda bütün yatırımcılar ve piyasa anayasada yapılacak değişikliğin ‘evet’ ile sonuçlanması halinde Türkiye ile ilgili yatırım kararlarını çok süratli bir şekilde devreye sokacak. Bunun konuşması da, çalışmaları da yapılıyor. Böylelikle ekonomide çık hızlı bir şekilde toparlanma istihdamda çık hızlı bir şekilde tekrara yukarı yönlü bir gelişme olacak” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından program ATSO Başkanı Hüsnü Serteser’in, günün anısına Bakan Ağbal’a kendi resminin yer aldığı tablo hediye etmesi ile sona erdi.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal:

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2016 yılında FETÖ’nün darbe girişiminden dolayı ekonomide bir daralma yaşandığını ancak iş adamlarının gayretleri ile hızlı bir toparlanma olduğunu kaydederek, “2017 yılı inşallah 2016 yılından çok daha başarılı bir yıl olacak diye düşünüyorum. Önümüzdeki aylara ilişkin ekonomide gelişme sinyalleri olumlu. İnşallah hem talepte hem üretimde hem yatırımda hem de istihdam tarafında güçlü bir toparlanmayı 2017 yılında da bekliyoruz” dedi.

    Bakan Ağbal, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından gerçekleştirilen iş adamları ile istişare toplantısına katıldı. Termal bir otelde gerçekleştirilen toplantıda iş adamı ve sanayicilere seslenen Bakan Ağbal, Türkiye’nin son 14 yılına bakıldığında ekonomi alanında büyük başarılara imza atıldığını ifade etti. “Türkiye son 14 yılda adeta yeni baştan kuruldu” diye Bakan Ağbal, “Ekonomi cephesine baktıklarında genel olarak söylemek gerekirse 14 yıllık süreçte Türkiye ekonomisinin başarı üstüne başarı hikayeleri yazan bir ekonomik görünüme sahip. Bununla da her zaman iftihar ediyoruz. Bunu bizden daha fazla başka ülkeler uluslararası kuruluşlar ve bu konunun uzmanı olanlar söylüyor. Türkiye son 14 yılda adeta yeni baştan kuruldu. Ekonominin temelleri çok sağlam bir şekilde inşa edildi ve bütün karşılaştığımız şoklara karşı da ekonomi her zaman dayanıklı olduğunu gösterdi. Son 14 yılda dünyada ekonominin çok değişti. 2000 binli yılların başındaki paranın bol olduğu, o dönemler bitti. 2009’da dünya yepyeni bir döneme girdi. 2009 ekonomik krizi global ekonomik krizi bütün dünya ülkelerini derinden etkiledi. Türkiye ile ilgili ekonomi konusunda değerlendirmelerde bulunurken mutlaka bu 14 yıllık süreçte global ekonomide meydana gelen gelişmeleri de dikkate almak zorundayız. 2009’a kadar olan süreci bir bölüm olarak alırsak 2009 sonrası dönemi bir bölüm olarak alırsak şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dünyada ülkelerin ister gelişmiş ülkeler olsun, ister gelişmekte olan ülkeler olsun artık 2000 yılların başlarındaki o yüksek büyüme oranlarının oluştuğu hızlı küresel ticaretin arttığı dönemlerin geride kaldı. 2009 sonrası dönem küresel ekonomi için yepyeni bir dönemin başlangıcı oldu. Son 7 yılda da gerek gelişmiş ülkeler gerek gelişmekte olan ülkelerde görüyoruz ki; büyüme oranlarının aşağı geldi. Küresel ticaret artık eskisi gibi artmıyor” diye konuştu.

    “Son 6 yılda istihdama kattığımız kişi sayısını 7 milyon artırdık”

    Siyasi istikrar ile ekonomik büyüme arasında çok doğrusal bir ilişki olduğunu dile getiren Bakan Ağbal, bundan yola çıkarak 2003 ile 2016 yılları arasında Türkiye’nin ortalama büyüme hızının yıllık yüzde 5,7 olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin son 6 yılda istihdama kattığı kişi sayısının 7 milyon arttığını hatırlatan Bakan Ağbal şunları söyledi:

    “Önümüzdeki döneme ilişkin bir miktar iyimserlik var. Yani 2016 yılındaki küresel ekonomide kaydedilen bütün olumsuzluklardan sonra 2017, 2018, 2019 yıllarında ekonomide küresel ekonomide bir toparlanma ve ılımlı bir büyüme trendine girme beklentisi var. Ama işimiz o kadar da kolay değil. Yani bugün hem gelişmiş ülkeler hem gelişmekte olan ülkelere baktığımız zaman bir çok noktadan kırılganlıklar olduğunu da söylemem gerekiyor. 1990’lı yıllar boyunca o bütün siyasi istikrarsızlığın yaşandığı dönem boyunca yani 1990 ile 2000 yılları arasında 12 yıllık dönemde Türkiye yaklaşık yıllık yüzde 3,6 büyüdü. Ama 2002 dönemi sonrasına baktığımızda Türkiye büyüme oranlarını önemli ölçüde yukarı çekti. Yani 2003 ile 2016 arası Türkiye’nin ortalama büyüme hızı yıllık yüzde 5,7. Siyasi istikrar ile ekonomik büyüme arasında çok doğrusal bir ilişki var. Bir ülkede siyasi istikrar kalıcı ve sağlam bir şekilde oluşmuş ise o ülkelerde ekonomik büyümelerde yukarı gidiyor. Onun içindir ki 1990’lı yıllar boyunca ekonomi 3,6 büyürken siyasi istikrarın görece olarak olumlu olduğu AK Partili yıllar yani 2003, 2016 dönemi arasında yaklaşık 5-7 büyümüşüz. Türkiye bakımından çarpıcı gelişme aslında 2009 sonrası yakalanan büyüme performansı bu da son derece önemli. 2010 sonrası yani global krize rağmen Türkiye 6, 7 büyüdü. Türkiye olarak ekonomide izlediğimiz doğru politikalar neticesinde hem yüksek büyüme oranlarını yakaladık. Hem de bu dönemde son 6 yılda istihdama kattığımız kişi sayısını 7 milyon artırdık.”

    “Önümüzdeki aylara ilişkin ekonomide gelişme sinyalleri olumlu”

    Konuşmasında son olarak 2017 yılı ekonomi verilerine değinen ve ekonominin her alanında güçlü bir toparlanmanın beklendiğini yenileyen Bakan Ağbal, “Son 3 yılı gözden geçirdiğimizde 2016 yılı gerek küresel ekonomi bakımından zor bir dönem oldu. Türkiye bakımından da zor bir yıl oldu. Her şeyden önemlisi 2016 yılında bu ülkede çok haince ve alçakça bir darbe girişimi oldu. 15 Temmuz da bu ülkede milli iradeye tahammül edemeyen ordunun içerisinde yuvalanmış bir takım güçler darbe girişiminde bulundu. Ama bu darbe ve diğer gelişmeler ekonominin üzerinden tabi ki bir takım olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Türkiye ekonomisi takvim etkisinden arındırılmış oranlara bakıldığında 2016 yılında yüzde 3’ün üzerinde büyüdü. Bu sın derece önemli bir gelişme. 2016’nın üçüncü çeyreğinde ekonomide bir daralma meydana geldi. Ama değerli iş adamlarımızın gayretleri ile ekonomide çok hızlı bir toparlanmayı da yaşamış olduk. Bu da son derece sevindirici ve 2017 yılına çok daha fazla ümitle girdik. 2017 yılı inşallah 2016 yılından çok daha başarılı bir yıl olacak diye düşünüyorum. Önümüzdeki aylara ilişkin ekonomide gelişme sinyalleri olumlu. İnşallah hem talepte hem üretimde hem yatırımda hem de istihdam tarafında güçlü bir toparlanmayı 2017 yılında da bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.