Etiket: Malatya’daki

  • Malatya’daki FETÖ/PDY davası

    15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Malatya’da devam eden FETÖ/PDY davasında bugün 7.Ana Jet Üssünde savaş uçaklarını kaldırmak isteyerek darbe girişimine destek olmakla suçlanan pilotlar savunma yaptı. Savaş pilotları, kendilerine Eskişehir’de bulunan Birleşik Hava Herakatı Merkezi’nden gelen emir üzerine uçakları hazırladıklarını iddia ederek darbe girişiminde bulunmadıklarını ileri sürdü.

    Yakınca Spor Salonunda kurulan Malatya 1.Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan bugünkü oturumda ilk olarak 15 Temmuz’da 2. Ordu Komutanlığı Müşterek Plan Grubu Başkanlığında Plan Koordinasyon Şube Müdürü olarak görev yapan 7. Ana Jet Üssü 171. Filo Komutanlığında görevli Binbaşı Tuncay Öztürk savunma yaptı.

    Öztürk 15 Temmuz gecesi evde bulunduğu esnada Filo Komutanı Metin Çivilibal’ın kendisini aradığını ve görev olduğunu belirterek üsse dönmesini istediğini söyledi. Bunun üzerine 7.Ana Jet Üs Komutanlığına döndüğünü belirten Öztürk, Eskişehir’de bulunan Birleşik Hava Herekat Merkezi (BHHM)’nin emri ile uçuş için 4 uçağın rule yaptığı ancak daha sonra gelen emir ile hangara geri döndüklerini savundu.

    “Emre aykırı kalkan uçak yok”

    İddianamede açık hatalar olduğunu ileri süren Öztürk, pistin araçlarla kapatılmış olması sebebi ile uçağı kaldıramadıkları suçlamasını kabul etmeyerek “Pist içerisinde bulunan araçlar nedeniyle uçakların kaldırılamadığı doğru değildir. BHHM’nin emri ile uçaklar kalkmayıp geri dönmüştür. Emre aykırı olarak kalkan hiçbir uçak olmamıştır. Emre aykırı bir durum yaşanmamıştır. İddianamede yer alan suçlar yoruma dayalıdır” diye konuştu.

    Kendisinin de içerisinde yer aldığı 4 adet F4 savaş uçağının ana piste çıkması için o süreçte yeteri kadar alanın olduğunu da kaydeden Öztürk, “Bu teknik bir konudur kolaylıkla ispat edilebilir” dedi. Uçakların kalkmasına engel olan pistin kapalı olması değil BHMM’nin emri olduğunu ifade eden Öztürk, “İşlemediğim bir suçtan hem darbeci hem hain damgası vurulmuştur. TSK’dan ihraç edildim. Ben o gece ne kalkış yaptım ne bomba attım ne de darbeye destek oldum. Bu menfur darbe girişimi ile ilgili hiçbir bağlantım olmadığını belirterek beraatımı talep ediyorum” dedi.

    15 Temmuz günü tamamen üstlerinin verdiği emir ile görev aldığını ileri süren Öztürk, FETÖ/PDY ile bir bağlantısının olmadığını iddia etti.

    “Verilen emirleri yerine getirdik”

    İddianamede yine F4 savaş uçağını kaldırmak isteyerek darbe girişimine destek vermekle suçlanan 7. Ana Jet Üssü 171. Filo Komutanlığında Pilot Üsteğmen olarak görev yapan Mahmut Burak Kılıç’da 15 Temmuz’da terörle mücadele hareketinde vatani görevini yerine getirmek isterken bugün çok ağır iddialarla yargılandığını ileri sürdü.

    15 Temmuz günü nöbetçi olmaması durumunda bugün yargılanmayacağını savunan Kılıç, FETÖ/PDY terör örgütü ile hayatının hiçbir safhasında bağlantısının olmadığını ileri sürdü. İddianamede kendileri ile ilgili yer alan F4 uçağını kaldırmak istedikleri suçlamasını kabul etmeyen Öztürk, “Bizimle birlikte uçakların kalkışı için hazırlık yapan yaklaşık 25 kişilik bir bakım ekibi yer alıyor. Ancak onlar kendilerine verilen emri yerine getirdikleri için yargılanmazken ben neden yargılanıyorum anlamış değilim” iddiasında bulundu.

    Darbe gecesi sabaha doğru BHHM’nin verdiği emir doğrultusunda uçaklara bindikleri ve kuleye çıktıklarını iddia eden Kılıç, bu süreçte Birleşik Hava Hareket Merkezi’nin emri dışında bir davranışlarının olmadığını savundu.

    Sanık Pilot Eray Bakır’ın savunması

    Yine aynı şekilde savaş uçağını pist başı yaparak kaldırmak istemekle suçlanan pilotlardan tutuklu sanık Eray Bakır da savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. 15 Temmuz günü gündüz eşinin doğum günü için kent merkezinde olduklarını ifade eden Bakır, akşam saatlerinde filo komutanları olan Metin Çivilibal’ın kendisini ayarak görev emri olduğunu ve biran önce üsse dönmesini istediğini belirtti.

    Bunun üzerine eşini eve bıraktıktan sonra 7.Ana Jet Üssüne döndüğünü belirten Bakır, gece geç saatlere kadar filoda beklediklerini söyledi. Filoda dinlendiği esnada televizyonlardan darbe girişimini öğrendiğini ileri süren Bakır, sabah doğru 04.00 sularında verilen emir ile uçakları hazırladıklarını ifade etti. Uçakların hazırlanıp çıkarıldıktan sonra BHHM’nin uçuşları yasakladığını ve bu emirden sonra içinde bulunduğu uçağın bir santim dahi ilerlemediğini ileri sürdü.

    Bu sırada kargo uçaklarının inişlerinin devam ettiğini belirten Bakır, bu süreçte pistler açık olduğunu ve istemeleri durumunda rahatlıkla uçaklarla kalkış yapabileceklerini ifade etti.

    Kanunsuz ve suç teşkil eden hiç bir eyleminin olmadığını iddia eden Bakır, “Darbe girişiminden önceden haberim yoktu. Ülkedeki durumdan vatandaşlar gibi benimde televizyondan haberim oldu. Uçaklar pist başı yapmadı. Kargo uçaklarının arasına sıkışmadı. Pistin çok büyük bir bölümü açıktı. Uçakların pist başı yaptığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır” iddiasında bulundu.

    BHHM’nin emri sonrası uçakların geri döndüğünü belirten Bakır, “Eğer BHHM’nin uçakların kaldırılmaması emri aksine hareket edilseydi, uçaklar pistten rahatlıkla kalkabilirdi” dedi.

    Sanık Bakır, 16 Temmuz günü Başbakan Binali Yıldırım’ın Akıncı Hava Üssündeki darbe girişimini bastırma amaçlı BHHM görev verdiği, bunun üzerine BHHM’nin de 171. Filoyu görevlendirdiğini savunan Bakır, ancak Malatya Valiliğinin tüm pistleri araçlarla kapatması ve açmaması nedeniyle tüm hazırlıklara rağmen bu görevin yerine getirilmediğini kaydetti.

    Sanık Muhammed Yusuf Tür’ün savunması

    Sanık pilotlardan Muhammed Yusuf Tür de diğer pilotlar gibi FETÖ/PDY üyesi olduğunu kabul etmeyerek hakkında bu yönde delilde bulunmadığını iddia etti. Önceden planlanan nöbet ile 15 Temmuz günü de nöbetçi olduğunu ifade eden Tür, darbe girişimi günü saat 18.00 sıralarında Birleşik Hava Hareketi Merkezi’nden gelen emir üzerine pist başı yaptıklarını ve 20 dakikalık bekleyiş sonrası görevin iptal olması ile filoya geri döndüğünü savundu. O gece filonun gazinosunda televizyon izlerken darbe girişimini öğrendiğini ve Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘B bir kalkışmadır’ açıklamasını duyduğunu belirten Tür, bu süreçten sonra ise daha duyarlı davranmaya çalıştığını iddia etti. Verilecek suç teşkil edecek bir emri yerine getirmemeyi de düşündüğünü savunan Tür, gecenin ilerleyen saatlerinde filo komutanları Metin Çivilibal’ın BHHM’den uçuş görevi geldiğini ve emrin de havada verileceğini kendilerine ilettiğini söyledi.

    “Kimse uçuşların yasak olduğunu bilmiyordu”

    Uçuşun mühimmatsız olacağının kendilerine söylendiğini belirten sanık Tür, “Kimse uçuşların yasak olduğunu bilmiyordu. Görev alanına gittim uçaklar hazırdı aynı gece darbe girişimi yaşanmış olabilir ama bu değildir ki bu gece bir terör saldırı olmayacak. Bu hayatın olağan akışına da uygundur. Uçuş yasağı geldiğinde benim haberim olmadı” savunmasını yaptı.

    BHHM’den gelen emir üzerine 4 uçağın bakım ekibi tarafından hazırlandığını ve tüm bu personelin görevi yerine emir üzerine getirmesi nedeniyle yargılanmadığını söyleyen Tür, kuleden ikaz duymadığını ve kendilerine verilen emrin gereği uçuş yapmadıklarını iddia etti.

    Darbe gecesi BHHM’de de bir kargaşanın olduğunu ifade eden Tür, “Bende en doğru şeyi yaptığımı düşünüyorum. Tamamen emir komuta zinciri içerisinde yer aldım. BHHM’nin emri hiçbir şekilde bana ulaşmamıştır. Uçma imkanım olmasına rağmen kalkış yapmamışımdır” dedi.

    Darbe girişiminde aktif yada pasif rol aldığı yönünde bir delilin olmadığını savunan Tür, “Darbeci olsaydım eğer filoda bulunan 14 adet bomba yüklü uçaklardan birine biner ve havalanırdım” iddiasında bulundu.

    Sanık Halil Karan’ın savunması

    Mahkemede daha sonra savunma yapan sanık pilotlardan Halil Karan da iddianamede yer verilen suçlamaları kabul etmeyerek, “Darbe girişiminin olduğu gün arkadaşlarla halı saha maçımız vardı ancak sonradan iptal oldu. Bunun üzerine akşam yemeği planı yaparken filo komutanımız aradı ve görev olduğunu söyleyince şahsi aracımla filoya intikal ettim. Bu sırada bize görevin iptal olduğunu söylediler bizde bunun üzerine araçla filodan ayrılmak üzere hazırlık yaparken filo komutanı tekrar aradı ve yeniden içeri girdik beklemeye başladık” dedi.

    Filoda beklerken saat 23.00 sıralarında televizyondan darbe girişimini öğrendiklerini ileri süren Karan, hayatında ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını ifade etti. Endişe ile gelişmeleri takip ettiğini ileri süren Karan, daha sonra sabah doğru 04.00 sıralarında BHMM’den uçuş emrinin geldiğini bunun üzerine terörle mücadele görevi olabileceği düşüncesi ile uçaklara bindiklerini söyledi.

    “Darbeci olsam direk pist başı yapar uçağı kaldırırdım”

    Hazırladığı krokilerle pistin durumunu anlatan sanık Karan, BHHM’nin gelen emir ile direk durduğunu ve filo komutanı ile irtibata geçtiğini ifade etti. Sanık Karan, “Ben bu emri dinlemeyecek olsaydım eğer direk pist başı yapar ve rahatlıkla uçakla kalkış yapardım” diyerek darbeci olmadığını iddia etti.

    İddianamede hakkında yer alan suçlamaları kabul etmeyen Karan, “16 Temmuz günü BHHM tarafından bize Akıncı Hava üssüne müdahale emri verilmiştir, ancak pistlerin açılmaması nedeniyle bu görev yerine getirilmemiştir. Bu durum bile bizlerin darbeci olmadığı için görevin bizlere verildiğini açıkça göstermektedir” diye konuştu.

    Uçakların mühimmatsız olduğunu uçağa bindikten sonra öğrendiğini iddia eden Karan, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının olmadığını ileri sürdü.

    Mahkeme Başkanı duruşmaya öğle arası verdi.

  • Malatya’daki FETÖ/PDY davası

    Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin görülen davada tutuksuz yargılanan sanıkların savunmaları alındı.

    Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince görülen toplam 76 sanıklı dava, Yakınca Spor Salonu’nda kurulan salonda devam etti. Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda darbe girişimi gecesi 2. Ordu Komutanlığı Karargahı ve Altay Kışlası’nda görev yapan er ve erbaşlar dinlendi. Celsede ilk olarak tutuksuz sanıklardan Burak Yılmaz savunma yaptı. Yılmaz, 15 Temmuz gecesi Üsteğmen Hüseyin Çakıcı’nın koğuşlara gelerek kendilerini kaldırdığını, bunun üzerine üstlerini giyinerek muhafız bölüğüne geçtiklerini söyledi. Bu sırada Binbaşı İbrahim Dede’nin kendilerine mevzi almaları yönünde emir verdiğini belirten Yılmaz, “Bende Ani Müdahale Mangası karşısında mevzi almış durumdaydım. O sırada çatışma vardı, bir şeyden haberimiz yoktu. İbrahim Dede bize ateş etme emri verdi. Üzerimize çok fazla ateş vardı. İbrahim Dede ‘Asker polis kim gelirse ateş edeceksiniz’ diye tehdit etti. Bizde mecburen havaya iki el ateş ettik. Arkadaşımız vurulduğunda kargaşa içerisinde daha sonra kaçtık” ifadelerini kullandı.

    “Hainler geliyor, ateş edin”

    Tutuksuz sanıklardan Furkan Ergün ise darbe girişimi gecesi Üsteğmen Hüseyin Çakıcı’nın kendilerine silahlanmaları ve hücum yeleği giymeleri emrini verdiğini söyleyerek, “Koğuşlar bölgesine gittik. İbrahim Dede geldi, bize mevzi almamızı istedi, bende Yüzbaşı Kemal Keskin’in yanına giderek mevzi aldım. Bu sırada Kemal Keskin’in ‘Hainler geliyor, ateş edin’ dediğini duydum. Bizde ‘Komutanım bunlar halk, polis dedik’, o da bize ‘Onlar hain. Yoksa ben size sıkacağım’ diye tehdit etti. Bizde havaya birkaç el ateş ettik. Sonra koğuşlar bölgesine geçtik. Polise teslim olduk” iddiasında bulundu.

    “Ateş etmeyeni vururum”

    Sanıklardan Mustafa Karakurt da verilen emirler üzerine nizamiye bölgesine geldiklerini ve burada mevzi aldıklarını savunarak, “Kapının önüne zırhlı polis aracı geldi, bu sırada Kemal Keskin ateş etmeye başladı, bize de ateş edin diye emir verdi. Sonra geç saatlerde polis aracından bize doğru ateş edilmeye başlandı” ifadelerini kullandı.

    Kemal Keskin’nin kendilerine ‘Ateş edin, ateş etmeyeni vururum’ dediğini öne süren Karakurt, “Bütün emirleri Kemal Keskin’den aldım” dedi. Yaşananlar karşısında çok korktuğunu ve polisi aradığını ifade eden Karakurt, “Polis bana korkmamamızı söyledi. Polisi aradığımda ’Keskin nişancı beni vuracak’ dedim. Polis ateş etmedi. Polis ’Korkma teslim ol’ dedi. Bende ’Teslim olursam Kemal Yüzbaşı beni vuracak’ dedim. Sonra polis ateş açmadı, teslim oldum” dedi.

    “Ateş etmemiz emri verildi”

    Tutuksuz yargılanan sanık Hüseyin Demir ise darbe girişimi günü koğuşta silah sesleri üzerine uyandıklarını belirterek, “Kemal Yüzbaşı mevzi almamız için emir verdi, ateş açmamız için emir verdi, bir kere havaya ateş açtım. Sonra drone silahla ateş açtık. Koğuşa tekrar gittiğimizde polisi arayarak teslim olduk. Ben polisin ateş açtığını görmedim” diye konuştu.

    SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan tutuksuz sanıklardan Yakup Aslan ise diğer askerler gibi emirleri Kemal Keskin ve Hüseyin Çakıcı’dan aldıklarını söyleyerek, “Nizamiye bölgesinde saat 5-6 sıralarıydı, Kemal Keskin Yüzbaşı bize mevzi almamızı söyledi. Bir yandan dışarıdan sela, bir yandan halkın sesleri geliyordu. Havada belirlenen droneyi gören Kemal Keskin bize ateş emri verdi. Daha sonra karşı tarafta bize ateş etmeye başladı. Bu sırada yanımdaki arkadaşım kolundan vuruldu. Bizde Kemal Keskin komutana ‘Ne yapacağız komutanım arkadaşımız vuruldu’ dedik, o da bize ‘Bırakın orada kalsın bir şey olmaz’ dedi. Yusuf arkadaşım ise ‘Burada bırakamayız’ dedi. Daha sonra Avni arkadaşımızı revire götürdü. Ateş iyice çoğalmıştı, geriye doğru kaçtığımız sırada bir arkadaşımız daha vuruldu. Bende 2 el havaya doğru ateş ettim, amacım biran önce dışarıya kaçmaktı” dedi.

    “Hepimiz burada şehit olacağız”

    Tutuksuz yargılanan sanık Semih Acar da darbe girişimi ile ilgili bir alakasının olmadığını öne sürerek, “15 Temmuz’da koğuşta yatıyorduk. Kemal Keskin 10 tane asker istemiş, arkadaşlar bizleri uyandırdılar, AMM’ye gittik. Kemal Keskin bizi karşıladı. Bu sırada Malatya Valisi nizamiyeye geldi, Kemal Keskin Valiyi karşıladı ve içeriye girmesine müsaade etmedi” dedi.

    Sabaha karşı dronenin uçtuğunu ve dışarıdan ateş açıldığını kaydeden Acar, “Kemal Keskin’i biri aradı, Fatih Kılınç’ın öldüğünü söyledi, Keskin de ‘Hepimiz burada şehit olacağız’ dedi. Daha sonra Kemal Keskin bizi komuta katına götürdü ve aşağı kata indik. İbrahim Dede’yi ilk defa orada gördüm. Televizyonda darbe girişimi olduğunu ilk defa gördüm. Ne olduğunu da bilmiyorum, lavabodan 5-6 arkadaş ile kaçtık” ifadelerini kullandı.

    Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un ‘Kemal Keskin valiye silah çekti mi?’ sorusuna Acar, “Doldur boşalt yapıldı, Kemal Keskin emir verdi” cevabını verdi.

    “Verilen emirleri yerine getirdik”

    Sanık Yusuf Ergin de darbe gecesi koğuşlarda oldukları sırada bir askerin gelerek kendilerini çağırdığını söyleyerek, sonrasında nizamiye bölgesine geçtiklerini kaydetti. Binbaşı İbrahim Dede’nin kendilerine mühimmat verdiğini ileri süren Ergin, Yüzbaşı Kemal Keskin’in ise ateş emri verdiğini savundu. Ergin, darbe girişimi gecesi verilen emirleri yerine getirdiklerini, sonrasında ise kimseye ateş etmeden polise teslim olduklarını ifade etti.

    “Herkes silahlansın”

    Tutuksuz sanık Hasan Güngör, akşam saatlerinde silahlıkta nöbet tuttuğu esnada önce iki başçavuşun gelerek silah aldığını, sonrasında ise bir erin gelerek Hüseyin Çakıcı’nın silah istediğini söylediğini öne sürerek, tutanak karşılığı bir silahı Çakıcı’ya teslim edilmesi için verdiğini söyledi. İlk defa gördüğü bir binbaşının kendisine ‘Arkadaşlarına söyle herkes silahlansın, 2 Nolu Nizamiyeye gitsin’ dediğini öne süren Güngör, bu sırada kendilerine ateş edin emri verildiğini savundu.

    “Kimse içeri girmeyecek”

    Tutuksuz er Turan Avcı da, diğer tutuksuz sanıkların söylemlerini tekrarlayarak bombalı araç ihbarı üzerine silahlanıp aşağı indiklerini ileri sürdü. Fatih Kılıç Binbaşının kendilerini 2 Nolu Nizamiyeye götürüp Yüzbaşı Kemal Keskin’e teslim ettiğini belirten Avcı, burada Keskin’in ‘Kimse içeri girmeyecek, ananız da olsa, babanızda olsa içeri kimse girmeyecek” dediğini ileri sürdü.

    Kemal Keskin’in ‘Ateş edin yoksa kafanıza sıkarım’ dediğini söyleyen Avcı, daha sonra Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un sorularını yanıtladı. Mahkeme Başkanı Koç’un ‘Dışarı doğru kim ateş ediyordu’ sorusu üzerine sanık Avcı, “Kemal Keskin sürekli M5 ile şarjör değiştirip ateş ediyordu” diye cevap verdi.

    “Vatanını, milletini seven gelsin”

    Tutuksuz erlerden Sercan Aşkın da koğuşta bulundukları esnada Üsteğmen Hüseyin Çakıcı’nın gelerek ‘Vatanını milletini seven gelsin, gün bugün. Bombalı araç içeri girecek’ diyerek herkesi aşağı çağırdığını ileri sürdü. Sonrasında silahlanarak AMM bölgesine gittiklerini belirten Aşkın, yaklaşık 10 askerle nizamiye bölgesine gidip mevzi aldıklarını söyledi. 1 Nolu Nizamiyeye giderken Yüzbaşı Kemal Keskin’in kendilerini gördüğünü ve mevzi alınması emrini verdiğini öne süren Aşkın, yine Keskin’im emri ile droneye ateş açtıklarını söyledi. Sonrasında çatışmanın yükseldiğini belirten sanık Aşkın, 3 arkadaşı ile birlikte içeri doğru kaçtıklarını söyledi. Aşkın, ilerleyen saatlerde Hüseyin Çakıcı’nın gelerek kendilerini alıp polise teslim ettiğini ifade etti.

    Soru cevap kısmında Mahkeme Başkanının ‘Başka rütbeli askerle karşılaştın mı?’ sorusu üzerine sanık Sercan Aşkın, “Evet Bahadır Albay ile karşılaştım. Ona dışarıda keskin nişancının olduğunu söyledim, o da bana ‘Onu bir yakalayabilsem kafasına sıkacağım’ dedi” şeklinde konuştu.

    Sanıklardan İbrahim Duran, Ufuk Murat Şahin ve Emrah Demir de 15 Temmuz gecesi kışlada yaşadıklarını anlattı. Verilen emirler üzerine dışarı çıktıklarını öne süren Duran, komutanlarının emri ile hareket ettiklerini savundu.

  • Malatya’daki FETÖ/PDY davası devam ediyor

    Malatya’da görülen FETÖ/PDY davası bugün 2. duruşma 10’uncu oturum ile devam ediyor.

    Malatya’da Fetullaçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasında 26’u tutuklu 76 sanıklı davada 2’nci duruşma başladı. Bugünkü duruşma için 19 tutuklu sanık cezaevinden geniş güvenlik önlemleri altında duruşmanın görüldüğü Yakınca Spor Salonu’na getirildi.

    Davanın 1 numaralı sanığı olan dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ile tutuksuz yargılanan dönemin 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun’un katılmadığı duruşmaya katılan en yüksek rütbeli isim ise dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık oldu.

    Geçtiğimiz 7 Mart’ta başlayan ilk duruşmada 10 oturum gerçekleştirilmiş ve 17 Mart’taki oturumda mahkeme tarafından açıklanan ara kararda tutuklu sanıklardan dönemin 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun ile yine dönemin 2. Ordu Komutanı koruma astsubayı olan Hacı Eyyip Özcan tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişlerdi.

  • Malatya’daki kanlı kafeterya baskınının görüntüleri ortaya çıktı

    Malatya’da bir kafeteryada 2 kişinin ölümü, 10 kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayın ardından başlatılan soruşturma sürüyor. Gözaltına alınan şüphelilerin sorguları sürerken polis olayın yaşandığı kafeterya önünde güvenlik önlemini sürdürüyor.

    20 Mart Pazartesi günü Kanalboyu’ndaki bir kafeteryada işletme sahipleri ile bir grup arasında yaşanan karşılıklı silahlı çatışmada 12 kişi yaralanmış, hastaneye kaldırılan yaralılardan 2’isi hayatını kaybetmişti. Olayın ardından gözaltına alınan şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğündeki sorgusu devam ederken, olayın yaşandığı kafeterya çevresinde polisin aldığı güvenlik önlemleri sürüyor.

    Öte yandan, silahlı çatışmanın yaşandığı kafeterya içerisinden olay sonrası cep telefonu ile çekilen görüntü olayın vahametini de ortaya koydu. Kafeteryanın her yerinin adeta kan gölüne döndüğü görüntülere yansırken, duvarlarda bile kan izlerinin olması dikkat çekti. Bu arada 4’ü pompalı tüfek 10 silahın kullanıldığı iki grup arasındaki çatışmanın ardından kafeterya mühürlendi.

    CHP olayı meclise taşıdı

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise 2 kişinin ölümü ve 10 kişinin yaralanmasına neden olan olayı TBMM’ye taşıdı. Ağbaba Malatya’daki olayla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yanıtlaması istemi ile meclise soru önergesi sundu.

    Milletvekili Ağbaba, olaya karışan şüphelilerin büyük bir bölümünün sabıka kaydının bulunduğunu anımsatarak olayın yaşandığı kafeteryanın 4 gün önce de kurşunlandığını söyledi. Malatya’nın en işlek caddelerinden biri olan Kanalboyu’nda yeterli emniyet tedbirinin alınmadığını ileri süren Ağbaba, olaya müdahale eden 112 ambulanslarında ise doktor sayısının yetersiz olduğunu iddia etti. Ambulanslarda sağlık personeli olarak 17-18 yaşlarında acil tıp teknisyeninin bulunduğunu ve yaralılara ilk müdahale sırasında sıkıntılar yaşandığını iddia eden Ağbaba, 2 bakana yönelttiği soru önergesinde olayla ilgili güvenlik ve sağlık konusunda ihmal olup olmadığını sordu.

  • Malatya’daki FETÖ/PDY davasında arar kararlar açıklandı

    15 Temmuz Darbe girişimine ilişkin Malatya’da 7 Mart’ta başlayan davada mahkeme arar kararları açıkladı. Tutuklu sanıklardan dönemin 2.Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun ile Ordu Komutanının koruma astsubayı olan Hacı Eyyip Özcan adli kontrol şartı ile tahliye edildi. Mahkeme ayrıca Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar ile 1 ve 2’inci Ordu Komutanlarının da tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

    15 Temmuz’da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi bir grup askerin kalkıştığı darbe girişimine ilişkin Malatya’da başlayan davada ara kararlar açıklandı. 7 Mart’ta Yakınca Kapalı Spor Salonunda oluşturulan Malatya 1.Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan FETÖ/PDY davasında 9’uncu duruşma sonunda mahkeme ara kararları açıkladı.

    Saat 18.20’den gece 00.00’da kadar ara veren mahkeme heyeti daha sonra ara kararları açıkladı. Mahkeme Başkanı Vedat Koç, tutuklu sanıklardan dönemin 2.Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı olan Tüm General Avni Angun ile yine dönemin 2.Ordu komutanının koruma astsubayı olan Hacı Eyyip Özcan’ın adli kontrol kararı ile tahliye edilmesine karar verdi.

    Mahkeme Başkanı Vedat Koç ayrıca soruşturmanın genişletilmesi taleplerini celse arasında değerlendirilmesin ve haklarında ‘Bylock’ tespiti yapılan sanıkların yazışma içeriklerinin istenmesine de de karar verdi. Sanık eşlerinin de Bylock kullanıp kullanmadığının tespitinin yapılmasına da karar eren Mahkeme, iddianamede isimleri gecen ilk 39 sanık yakınlarının Bank Asya hesapların olup olmadığının da sorulmasını istedi.

    Mahkemenin aldığı ara kararlar şöyle:

    “İsnat edilen suçtan zarar gören TBMM Başkanlığına iddianamenin bir örneğinin gönderilmesine, sanık Adem Huduti’nin adli emanette bulunan kitaplar için naif hakim görevlendirilmesine, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın tanık olarak dinlenilmesi için Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzakere yazılmasına, 15 Temmuz 2016 dönemindeki 1.Ordu Komutanı, 3. Ordu Komutanı, Ege Ordu Komutanlarının tanık olarak dinlenilmesine, Adem Huduti ve bazı sanıkların askeri hat üzerinde yaptıkları belirtilen görüşmelerin belirlenebiliyorsa, bunun Genelkurmay ve ilgili komutanlıklardan istenilmesine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından 15 Temmuz darbe girişimine katılmış olan askerlerle ilgili tüm iddianamelerin istenilmesine, 1.Ordu, 3. Ordu ve Ege Ordu Komutanlıklarından darbe girişimi günü medyaya yaptıkları açıklamaların açıklama saatlerinin sorulmasına, İlk 39 sanıkla ilgili olarak sanıkların KPSS sınavına girip girmediklerinin ÖSYM’den veya KPSS davası şüphelisi olup olmadıklarını ilgili kurumlardan sorulması”

    2 sanık hakkında tahliye kararı veren mahkeme heyeti geri kalan 26 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Heyet, bir sonraki duruşmayı ise 3 Nisan 2017 tarihine erteledi.

    Davada 2. Ordu eski komutanı Orgeneral Adem Huduti ile birlikte 6’sı general 33 subay, 4 astsubay, 2 Uzman Çavuş ile 37 er ve erbaş sanık olarak yargılanıyor. Bugüne kadar 9 duruşma yapılan davada toplam 38 sanık savunma yaptı.