Etiket: malatya

  • Ak Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Ziyaretlerini Sürdürüyor

    AK Parti Malatya Milletvekili ve Milletvekili Adayı Bülent Tüfenkci, 1 Kasım’da milletin desteğiyle yeniden tek başına iş başına gelmek istediklerini söyledi.

    AK Parti Malatya Milletvekili ve Milletvekili Adayı Bülent Tüfenkci, genel seçim çalışmaları kapsamında Konak Mahallesi esnaflarını, Sağlık-Sen Malatya Şubesi’ni, Muhtarlar Derneği’ni ve Demiryol-İş Sendikası’nı ziyaret etti. AK Parti Malatya Milletvekili ve Milletvekili Adayı Bülent Tüfenkci’ye ziyaretlerinde AK Parti Malatya eski Milletvekili Cemal Akın da eşlik etti. Tüfenkci, ziyaretlerinde yaptığı konuşmada, 1 Kasım’da yapılacak olan seçimin Türkiye için büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Milletin 1 Kasım’da önemli bir tercih yapacağını dile getiren Tüfenkci, milletin dua ve desteğiyle yeniden tek başına iş başına gelmek istediklerini ifade etti. Tüfenkci, 7 Haziran’dan sonra ortaya çıkan tabloyu milletin yakından gördüğünü ve izlediğini kaydetti. 1 Kasım’da milletin yeni bir yol haritası çizeceğini belirten Tüfenkçi, yol haritasında yollarına devam edeceklerini belirtti. Milletvekili Tüfenkci, gidişattan iyi yöne gitmesini milletin sağlayacağını kaydetti. 1 Kasım’daki oy tercihinin çocukların, gençlerin, yaşlıların, kadınların geleceğini de belirleyeceğini de dile getirdi.

    “İRADE SANDIKTA BELLİ OLUYOR”

    Tüfenkci, AK Parti’nin 13 yıldır dayandığı tek gücün millet olduğunu kaydetti. Ne zaman başları sıkışsa millete başvurduklarını belirten Tüfenkçi, milletin 1 Kasım’da istikrardan yana oy kullanacağına inandıklarını dile getirdi. Tüfenkci, milletin 1 Kasım’da kullanacağı oyla Türkiye’ye bir istikamet çizeceğini anlatan Tüfenkci, “Kötü gidişin iyi yöne gitmesini milletimiz sağlayacak. Demokrasilerde milletin oyu, sözü, iradesi sandıkta belli oluyor. AK Parti’nin de 13 yıldır dayandığı tek güç millet. Milletin çizdiği yolda, ne zaman başımız sıkışsa millete başvuruyoruz” şeklinde konuştu.

  • Ak Parti Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Çalışmalarına Devam Ediyor

    AK Parti Malatya Milletvekili ve Milletvekili Adayı Nurettin Yaşar, Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir seçim sürecinde olduklarını ifade etti.

    AK Parti Malatya Milletvekili ve Milletvekili Adayı Nurettin Yaşar, 1 Kasım’da yapılacak olan genel seçim çalışmaları kapsamında Emeksiz Caddesi esnaflarını, Baskilliler Derneği’ni ve Kiğılı Diyanet Sitesi’ni ziyaret etti. Milletvekili Yaşar, 1 Kasım’da yapılacak olan seçimin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu kaydederek, milletin geleceği için sandığa gideceğini kaydetti.

    AK Parti’nin milletin partisi olduğunu belirten Yaşar, “AK Parti sadece bir partisi değil. AK Parti, sizin bizim partimiz. Dolayısıyla senin benim istediğimiz bir hükümet olsun istiyoruz yavaş yavaş. Bizim çocuklarımız olsun, bizim irademiz olsun bizim sözümüz olsun, mesele budur” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ SÖZ KONUSU”

    Türkiye’nin geleceği için milletin bir kez daha sandık başına gideceğini ifade eden Yaşar, “Türkiye’nin geleceği söz konusu. Gelecek nesiller, Türkiye’nin bütünlüğü, kalkınması gelişmesi, bağımsızlığı, özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Biz bunun için buradayız ve heyecanımızı buradan alıyoruz. 7 Haziran’da ortaya çıkan tablodan AK Parti olarak kendi üzerimize düşen payları, dersleri çıkardığımıza inanıyorum. Bu bilinçle 1 Kasım’a gidiyoruz. İnşallah milletimizin desteğiyle yeniden tek başına iktidara geleceğiz” ifadelerine yer verdi.

  • Hdpden Malatya Söz Gazetesine Ziyaret

    seçim gezilerini sürdüren Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyeti, Malatya Söz gazetesini ziyaret etti.

    Ziyarette, HDP Malatya Birinci Sıra Milletvekili Adayı Aydın Erdoğan, ülke gündemi, Ankara’da yaşanan bombalı saldırı ile HDP seçim beyannamesinin toplatılma kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aralarında HDP İl Örgütü Eş Başkanı Hasan Şahin, HDP Malatya Milletvekili Adayı Ebru Ergin Korkmaz ile parti yöneticilerinin bulunduğu heyeti, Malatya Söz Gazetesi yönetimi adına Yönetim Kurulu Üyesi Memet Duran Özkan karşıladı. Özkan, heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti belirtti. Özkan, “Öncelikle HDP milletvekili adayı arkadaşların gazetemizi ziyaretinden dolayı teşekkür ediyoruz. Artık seçimin son düzlüğüne çıktık diyebiliriz. Bir haftalık bir süreç kaldı. Ben bu seçimleri gerek sizin siyasal partiniz açısından gerekse Türkiye açısından hayırlı olmasını diliyorum. Umarım beklediğiniz sonuçları alırsınız. Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve yeşermesi için gerekli katkıyı sunarsınız diye düşünüyorum” dedi. Erdoğan, “Basının özgür olması gerekiyor, basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasinin olduğunu söyleyemeyiz. Söylediğiniz gibi seçimin son düzlüğündeyiz. Halkların Demokratik Partisi’nin de bu mecliste yer alması, temsil edilmesi Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi için hayati öneme sahiptir. 13 yıllık tek yıllık parti iktidarı bir yorgunluk dönemini ve alışkanlıklarla beraber gelişen bir hırs dönemini getiriyor. Eğer ifade özgürlüğü yoksa basın özgür değilse, bu ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değil. Bu anlamda medya çalışanları da bizim bütün çalışanlar için gösterdiğimiz duyarlılıklarda olduğu gibi önceliklerimiz arasındadır” şeklinde konuştu.

    “BU KARAR HUKUKA AYKIRI BİR KARARDIR”

    Erdoğan, seçim bildirgelerinin toplatılması kararını hukuka aykırılık olarak değerlendirdi. Erdoğan, “Seçim çalışmalarının son aşamasına gelirken büyük bir talihsizlikle bir mahkememiz, seçim bildirgemiz hakkında toplatma kararı verdi. Bu yeni bir şey değildir. Bizim parti tüzüğümüzde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın denetiminden geçmiş, yıllardır faaliyetini sürdüren partinin seçim bildirgesinde ve broşürlerde tekrarlanan ‘yerel yönetimlerin güçlendirilmesini’ esas alan Avrupa Birliği yerel yönetimler tarzını esas alan ve yerel yönetimlerde söz karar ve etkinlik konusunda güçlendirmeyi esas alan ‘özyönetim’ olarak ifade ettiğimiz kısım gerekçe gösterilerek bir toplatma kararı verilmiştir. Bu karar tabi hukuka aykırı bir karardır. Arkadaşlarımız kararın kaldırılması için gerekli girişimlerde bulunuyorlar ama kaldırılmış olsun ya da olmasın tamamen siyasi çalışmalarımızı, seçim çalışmalarımızı engellemeye dönük bir üst iradenin yansıması olarak ortaya çıkıyor. Bunu bir avukat olarak hukuka aykırı bulduğumu ve açıkçası kabul edilmez bulduğumuzu da belirtmek istiyorum” dedi.

  • Erdoğan: ‘Haddini bil edepsiz kadın’

     

     

     

     

    Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da düzenlenen mitingde AK Parti seçmenini aşağılayan Kılıçdaroğlu ile Müslümanlar’a hakaret eden gazeteci Amberin Zaman’a tepki gösterdi.

     

    Malatya Büyükşehir Belediyesi yanındaki meydanda halka hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pazar günü Malatya’dan birincilik beklediğini ifade ederek, “Onların ablaları var, ama sizler de çalışıp onlara da dersini vereceksiniz. Bizim ağabeylerimiz daha güçlü ve kararlı ve evvel Allah daha çok çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Konuşması sık sık sloganlarla kesilen Erdoğan, Malatya’da daha önceden seçim sonuçlarından dolayı teşekkürlerini iletti. “10 Ağustos’ta rekora hazır mıyız Malatya?” diye soran Erdoğan, “Yeni, öncü ve güçlü Türkiye’ye evet” dedi.

    Malatyalı olan Turgut Özal’ın Çankaya’dan onursuzca indirildiğini belirten Erdoğan, “Bugün CHP bize ne söylüyorlarsa merhum Menderes’e de aynısını söylediler. Demirel ve Sezer nasıl seçildiyse önce de aynı seçimi yaptık. Ancak, CHP zihniyeti karşımıza çıktı. Size cumhurbaşkanı seçtirmeyiz dediler. Milli iradeyi çiğnemek istediler. Biz ise hemen halka gittik. Şimdi de halka cumhurbaşkanını seçtiriyoruz. 10 Ağustos’ta öyle bir tokat vurun ki, bir daha bizlere iftira atmasınlar” şeklide konuştu.

    “Reklam filmini izlediniz mi? Beğendiniz mi? Reklam filminde, millet sahibi olduğu forsu kendi eliyle teslim ediyor. 16 Türk devletini ve milletini teslim ediyor. 10 Ağustos’ta devlet ile millet kucaklaşıyor” diyen Erdoğan, “Yüksek Seçim Kurulu’na şikayette bulundular, reklam filminde ezan var diye, bu filmde seccade, namaz kılan teyzemiz varmış. 6’ya 4 oy çokluğu ile yüksek seçim kurulu isteğiyle o kısımları çıkardık. Onlar ne yaparsa yapsın, istedikleri yola başvursunlar” şeklinde konuştu.

    “PENSİLVANYA’DAKİNİN DENGESİ BOZULDU

    Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu eleştiren Erdoğan, “İstiklal Marşı’na Çanakkale şehitleri diyor. Eğer, sen İstiklal Marşı’nı bilmiyorsan, ne babanın ne ananın suçu var. Bu suç senin. Profesörmüş. İstiklal Marşından bihaber olan insana cumhurbaşkanlığı makamını teslim etmeyin. CHP ve MHP’liler eliniz nasıl gidip bu adama oy vereceksiniz. CHP ile MHP birleşti, arada fark kalmadı. Kuran-ı Kerim öğretilmesinden ve başörtüsünden rahatsız olan CHP, MHP ile aynı çizgiye geldi. MHP tabanı bundan rahatsız. Dün CHP genel müdürü çıkmış, MHP’ye talimat veriyor. MHP sokağa çıksın diyor. CHP’nin genel müdürü MHP’ye talimatlar veriyor. Biliyorum ki, MHP’nin tabanı partilerine gerekli cevabı verecektir. İstiklal Marşını bilmeyene MHP’li kardeşlerim oy verir mi? Ey monşer sıradan bir şiir değil, o İstiklal Marşı. Şiir deyip geçiştirdiği kıtalar, bu milletin gönlüne yazılmış kitabelerdir. Senin hayatında ciddi yaptığın ne var. Seni 8 yıl İslam konferansı başkanlığına getirdik, ne yaptın orada? Suudi Arabistan gibi ülkeler zor kurtuldu. Bana ve dış işleri bakanıma ricada bulundular. İnkar eder, çarkçı Kemal’in yanında yetişen çarkçı İhsanoğlu olur. Şimdi çıkmış monşer alkışla bize üslup dersi vermeye kalkıyor. Sen çık Pensilvanya’daki hocana ver. Pensilvanya’daki hocana ve CHP genel müdürüne ve MHP genel başkanına üslup dersi ver. Pensilvanya’dakinin dengesi bozuldu. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Bir kez olsun Gazze, bir kez olsun İsrail demiyor. Derse efendileri linç eder.

    Ramazan’da itikafta dediler. İtikaftan çıkan beddua eder mi? İstanbul, Bursa, Malatya, Konya ve Gaziantep değil de niye Pensilvanya, Rabbim kimseyi zelil etmesin.Yüzde 99’u Müslüman olan bu halka gazete köşede hakaret ediyorsun” ifadelerini kullandı.

    “BUNLARA GEREKLİ DERSİ VERECEĞİZ”

    “10 Ağustos eski Türkiye’nin kapılarının kapanıp, yeni Türkiye’nin kapılarının ardına kadar açılacağı gündür. Korku siyasete, ayrımcılığı, ırkçılığı, istismar siyasetini eski Türkiye’de bırakacağız.Yaradılanı, yaratandan ötürü seveceğiz. Tek bayrak, tek devlet diyoruz. Paralel devlet avucunu yalayacaksın. Bunlara gerekli dersi vereceğiz” ifadelerini kullanan Recep Tayyip Erdoğan, Filistin ve Gazze’de 2 bin kadar kardeşimiz şehit edildi. 10 bin kadar kardeşimiz yaralandı. 350 bin kardeşimiz evini terk etmek zorunda kaldı. Suriye aynı şekilde Ramazan ve bayramını sıkıntılı geçirdi. Birçok ilimiz Müslüman kardeşlerimizin yanında oldu. 81 vilayet tek yürek halinde mazlumun yanında duruyoruz. Sizin dik duruşunuz, dost ve kardeşlerimizin yüreklerini ferahlatıyor. Rabbim bizi bir ve beraber kılsın. Siz burada dimdik durduğunuz müddetçe, İslam coğrafyasının umudu sönmeyecek. Bayrağımız asla yerde sürünmeyecek” şeklinde konuştu.

    Seçilme yaşını 18’e indireceklerini belirterek, “Almanya, Avusturya, İspanya, İsveç’te oluyor da, benim ülkemde niye olmasın” diyen Erdoğan, “21 yaşında bir karanlık çağı kapatıp, aydınlık çağı açan Fatih Sultan Mehmet’in torunlarıyız. Bize bu saygısızlığı yapan MHP yönetimine Pazar günü ders vermeye hazır mıyız? “diye sordu.

    İsrail’in bütün dünyada mahalle baskısı oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, “Bir gazeteci ve sanatçı çıkar da hakkı söylerse, onu linç ediyorlar. Bebekler öldürülüyor, insanlar şehit oluyor, biz dile getiriyoruz. Bir kısım siyasetçi ve iş adamlarının üzerinde mahalle baskısı var. Gazetelerinde Tayyip Erdoğan’a sert diyenler, eğer İsrail ile ilgili bu sözlerim sert ise sert olmaya devam edeceğim. İster beğenirler, ister beğenmezler. Biz halkın değil hakkın beğenmesini istiyoruz. Türkiye’de fazla gazeteci tutuklu diye yalan söylediler. CHP’nin genel müdürü de gidiyor dünyaya ülkesini şikayet ediyor. Filistin’de 10 gazeteci öldürüldü, niye sesini çıkarmıyor” dedi.

    “GÜNDEMİ BELİRLENEN TÜRKİYE GERİDE KALDI”

    Tarih boyunca hakkın mücadelesi verdiklerini söyleyen Erdoğan, “Gündemi belirlenen Türkiye geride kaldı. Ekonomide güçlü ülkeyiz. 230 milyar dolardan, 820 milyar dolara çıkardık. Enflasyon yüzde 30 iken 9,1’e düştü. IMF’ye borcu bitirdik ve 5 milyar dolar borç istiyorlar. Veriniz dedim, veren el alan elden üstündür. Şimdi Merkez Bankası kasasında 27,5 değil, 133 milyar dolar var. 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Malatya’yı büyük şehir yapacağız dedik ve yaptık. Havalimanından buraya gelirken, yollar pırıl pırıl, Ahmet başkanı tebrik erdim” şeklinde konuştu.

    “12 yılda Malatya’ya 900 katrilyon yatırım yaptık” diyen Erdoğan, sağlık alanında devrim şeklinde yapılan hizmetleri anlattı. “SSK genel müdürünü gördünüz mü? Bunlar verdiğiniz 3 koyunu kaybederler” diyen Erdoğan, Malatya’ya yapılan hizmetleri de anlattı. Malatya’da 36 kilometrecik bölünmüş yol varken, 277 kilometreye çıkardıklarını vurgulayan Erdoğan, çevre yolu ile ilgili çalışmaları sürdürdüklerine dikkat çekti. Yeni projelerle hizmete devam edeceklerini bildiren Erdoğan, “Daha önce çıkardığımız yasayla ihtiyaç sahiplerinin özel okullarda eğitim görmelerini temin edeceğiz. Özel okulları teşvik edeceğiz. Okul öncesi eğitim gören 50 bin öğrenciye 3 bin TL, 75 bin öğrenciye 3 bin 500 TL destek vereceğiz. 2023 Türkiye’sin hep beraber hazırlayacağız” dedi.

  • Profesörün odasında zorla seks kamerada

    Profesörün odasında zorla seks kamerada

    Malatya’da 2013 yılının ilk günlerinde gerçekleştirilen yasa dışı kürtaj şebekesi operasyonuyla ilgili hazırlanan iddianamede tutuklu sanık Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Önder Ç. hakkında 60 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede Önder Ç.’nin hastalarla rızaları dışında cinsel ilişkiye girdiği, odasına konulan gizli kameranın da her şeyi kaydettiği belirtildi.

     

    Malatya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Şeyhmus Şad tarafından hazırlanan 51 sayfalık iddianame Malatya 2’inci Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, operasyonda gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Önder Ç. ile özel bir hastanenin başhekimi olan sevgilisi kadın doğum uzmanı Doç. Dr. Şeyma H.’nin birlikte yasal sınırı geçen gebeliklerde para karşılığı kürtaj yaptıkları ve bu şekilde haksız kazanç elde ettikleri öne sürüldü. Soruşturmada ikilinin banka hesaplarında yapılan incelemelerde de toplam 3 milyon 100 bin lira para bulunduğunu tespit edildi. İddianamede geçen bir diğer ilginç ayrıntı ise Prof. Dr. Önder Ç.’nin kendisine gelen 2 kadın hastayla rızalarının dışında birlikte olmak istemesi.

     

     

    2 OCAK’TA TUTUKLANDI30 Aralık 2012 günü yasa dışı kürtaj şebekesine yönelik düzenlenen operasyonlarda Prof. Dr. Önder Ç., Doç. Dr. Şeyma H. ile aralarında sağlık görevlilerinin de bulunduğu toplam 14 kişi gözaltına alındı. 2 Ocak 2013 günü mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Prof. Dr. Önder Ç. Doç. Dr. Şeyma H. anestezi teknikeri Ö.A. ve M.B. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 10 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

     

     

    ‘TEDAVİ KARŞILIĞINDA CİNSEL İLİŞKİ’

    Savcılığın hazırladığı iddianamede kürtaj şebekesinin nasıl çalıştığı ve şüphelilerin işledikleri suçlar ayrıntılı bir şekilde yer aldı. Prof. Dr. Önder Ç. hakkında ‘3 kadına rüşvet karşılığı kürtaj yapmak, 2 kadın ile tıbbi çaresizlikleri nedeniyle tedavileri karşılığında cinsel ilişkiye girmek suretiyle rüşvet suçunu işlediği’ iddiasıyla 20 yıldan 60 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede ayrıca Prof. Dr. Önder Ç. ile 12 yıldır gönül ilişkisi bulunduğu belirtilen ve suç ortağı olduğu iddia edilen Doç. Dr. Şeyma H. hakkında da ‘yasadışı kürtaj, kürtaja aracılık etmek, rüşvete aracılık etmek ve dolandırıcılık’ suçlarından 11 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

     

     

    HASTALARLA ZORLA İLİŞKİ GİZLİ KAMERADA

    Polisin şebekeye yönelik gerçekleştirdiği teknik takipte Prof. Dr. Önder Ç.’nin Turgut Özal Tıp Merkezindeki odasına mahkeme kararıyla gizli kamera yerleştirildi. Prof. Dr. Önder Ç.’nin çaresiz konumdaki hastalarıyla rızaları dışında ilişkiye girmesi de polisin gizli kamerasına yansıdı. İddianamede yer alan bilgilere göre uzun süredir tüp bebek tedavisi gören S.Y., tedavi için 2012 yılı başında Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Doğum Bölümünde Anabilim Dalı Başkanı olan Prof. Önder Ç.’ye muayene oldu. Prof. Dr. Önder Ç.’nin çocuk sahibi olmayı hayal eden S.Y.’yi önce sözlü taciz ettiği, daha sonra, ‘Sen mutlu olmak istiyorsan, bebeğinin olmasını istiyorsan, benim de biraz mutlu olmam lazım, ben burada yıpranıyorum’ diyerek birlikte olmaya zorladı. Fiziki olarak hastayı taciz eden Prof. Dr. Önder Ç.’nin kendisine direnen S.Y. ile birlikte olamayınca bunun üzerine zorla oral seks yaptığı ise iddianamede yer aldı.

     

     

    Yine iddianamede geçen bilgilerde Prof. Dr. Önder Ç.’nin aynı yöntemle S.Y.’yi tacizlerini sürdürdüğü ve en son hastanedeki odasında “Ben kesinlikle seni çocuk sahibi yapacağım, ancak bunu yapabilmemiz için biliyorsun beni memnun etmen lazım, zaten sözün de vardı” diyerek rızası dışında ilk defa cinsel ilişkiye girdiği belirtildi.

     

     

    KADIN İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNMÜŞ

    S.Y. ile yaşanan sürecin değerlendiren savcılığın iddianamedeki görüşleri ise şu şekilde belirtildi:
    “Prof. Dr. Önder Ç.’nin tüp bebek hastası olan ve kendisine muhtaç konumda olan, bir anlamda çaresiz durumda bulunan S.Y.’yi, cinsel anlamda menfaat elde etmek için, bu konumunu kullanarak kendisi ile rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği, bu anlamda kendisine cinsel menfaat temin ettiği, şüphelinin Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı olup bölümdeki tek Profesör olduğu, şüphelinin bu güçlü konumunu müşteki üzerinde cinsel menfaat elde etmek için kullandığı, müştekinin şüpheliye zaman zaman yüz vermemesi durumunda, şüphelinin müştekiyi kağıda bir şeyler yazarak asistanlarına havale ettiği, çaresiz durumda olan müştekinin bu nedenle şüphelinin isteklerine karşı koyamadığı, Önder Ç.’nin iki defa müşteki ile rızası dışında oral seks, iki defa da yine rızası dışında cinsel ilişkiye girmek suretiyle cinsel menfaat temin ettiği. Müşteki S.Y.’nin ise bu duruma düştüğü için psikolojisinin çok bozulduğunu, intihar etmeyi düşündüğünü, ancak kendisine bunca eziyeti ve kendisine bunca cinsel eylemde bulunan şüphelinin eylemlerinin yanına kar kalmaması açısından şikayetçi olmaya karar verdiği, şüpheliden davacı ve şikayetçi olduğu.”

     

     

    RAHMİNDE KİST BULUNAN HASTAYLA DA İLİŞKİ

    İddianameye göre Prof. Dr. Önder Ç.’nin hastalarına yönelik cinsel saldırısı bununla kalmamış. Yine rahminde miyom adı verilen kist bulunan ve aynı zamanda Hepatit C, kalp ve astım hastası olan Z.A.’nın, muayene için geldiği Prof. Dr. Önder Ç.’nin odasında tacize maruz kaldığı belirtildi. 44 yaşındaki Z.A.’nın da, tedavisinin yapılması için tacizlere sessiz kaldığının yer aldığı iddianamede, Prof. Dr. Önder Ç’.nin görevi gereği zaten ameliyata girmesi gerekirken, ‘ameliyata kendisinin gireceğini’ söyleyerek cinsel anlamda menfaat temin ettiği belirtildi.

    Prof. Dr. Önder Ç.’nin üniversite hastanesi odasında yaşanan tüm skandalların daha önceden mahkeme kararı ile odaya yerleştirilen görüntü ve ses alabilen gizli kamera ile kayda alındığını belirtildi.

     

     

    ÇÖPTEKİ PREZERVATİFLERDE 5 KADININ DNA’SI

    İddianamede ayrıca, Prof. Dr. Önder Ç.’nin odasında yapılan aramalarda, çöp sepeti içerisinde 11 kullanılmış prezervatif bulunduğu ve mahkeme kararıyla yapılan DNA incelemesinde, bulunan spermlerin profesöre ait olduğu, ayrıca prezervatiflerin dış kısımlarında ise 5 ayrı kadına ait DNA kanıtlarının tespit edildiği belirtildi. Elde edilen sonuçla birlikte Önder Ç.’ninTurgut Özal Tıp Merkezi’ndeki odasında 5 ayrı kadınla birlikte olduğunun tahmin edildiği belirtildi.

     

     

    KÜRTAJ İÇİN HASTA GETİREN PERSONELE KOMİSYON

    İddianamede, para karşılığı yapılan yasa dışı kürtajlar da ayrıntılı olarak anlatıldı. Prof. Dr. Önder Ç.’nin, sevgilisi olan Doç. Dr. Şeyma H. ile birlikte yasal sınır olan 10 haftalık gebelik süresini geçen hastalarda kürtaj yaptıkları ve bunun karşılığında ise para aldıkları öne sürüldü. Kürtaj şebekesinin başı olan Önder Ç. ile sevgilisi Şeyma H. bu yöntemle kendilerine hasta getiren özel hastane personeline de komisyon verdiği telefon kayıtlarından anlaşıldı. Telefon kayıtlarında elde edilen bilgilere göre kürtaj olacak hasta getiren personele 100’er lira komisyon veren çift,  artan parayı da ortak hesaplarında biriktiriyordu. Doç. Dr. Şeyma H.’nin hasta ile para alışverişi diyaloguna girmediği ve pazarlığı kendi ekibinin yaptığının belirlendiği iddianamede, hastaların kayıt işlemlerinden problem çıkmaması içinde kürtaj yapılan hastaların girişleri silindiği ortaya çıktı.

     

     

    İLERLEMİŞ GEBELİKLER PROFESÖRE

    Prof. Dr. Önder Ç.’nin sevgilisi olan Şeyma H.’nin Başhekimi olduğu özel hastaneyi kendisine ait bir birimmiş gibi kullandığı ve küçük çaplı kürtajları bu hastanede yaptırdığı belirtilen iddianamede, Şeyma H.’nin kendisini aşan ilerlemiş gebelikleri yasal olup olmadığına bakmaksızın Önder Ç.’ye gönderdiği kaydedildi. Önder Ç.’nin de ilerlemiş bu gebelikleri yasa dışı olmasına rağmen para karşılığı sonlandırdığı ve parayı, Şeyma H. ile birlikte açmış oldukları özel hesaplara aktardığı iddianamede yer aldı

     

     

    ORTAK HESAPLARDA 3 MİLYON LİRA

    İddianamede, Prof. Dr. Önder Ç. ile Doç. Dr. Şeyma H.’ye ait banka hesaplarında yapılan incelemelerde 3 milyon 100 bin liranın üzerinde para bulunduğu tespit edildi. İddianamede yapılan değerlendirmede, Prof. Dr. Önder Ç. ile sevgilisinin maaşları göz önüne alındığında, bu maaş ile bu miktarın toplanamayacağı ve paranın yasa dışı yollardan kazanılan para olduğu belirtildi.

     

     

    ‘MAAŞ 30 BİN’ DEDİ, 6 BİN 500 ÇIKTI

    Hesabında 2 milyon 738 bin lira bulunan Önder Ç.’nin 2010 yılında İnönü Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı’na ise 5 adet gayrimenkul, 3 adet araç ile 300 bin lira 20 bin dolar 15 bin Euro ile 10 bin Lira değerinde ziynet eşyası beyanında bulunduğu ortaya çıktı. Önder Ç. hesaplarında bu kadar yüklü para çıkmasıyla ilgili verdiği ifadesinde ise sevgilisi Şeyma H.’nin aldığı aylık 30 bin lira maaşın bu hesaplarda biriktiğini söyleyince, Şeyma H.’nin çalıştığı özel hastanede ne kadar maaş alındığı araştırıldı. İddianamede, özel hastanenin Şeyma H.’ye aylık olarak 6 bin 500 lira maaş verdiği belirtildi.

     

     

    TEK PROFESÖR OLMASI İŞİ KOLAYLAŞTIRMIŞ

    Mahkemenin kabul ettiği İddianamede, Önder Ç.’nin üniversite hastanesindeki makamını kullanarak yasa dışı yollarla kürtajlardan ve ameliyatlardan ücret almak suretiyle kazanç elde ettiği belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
    “Bölüm başkanı ve tek profesör olması nedeniyle bu konumunun rüşveti kolaylaştırdığı ve ‘ameliyata girme bedeli’ adı altında para aldığı. Yine ilerlemiş gebeliklerin sonlandırılmasında para aldığı, sadece bu dosyamızda teknik takibe takılması nedeniyle 3 adet maddi menfaat, 2 adet cinsel menfaatin tespit edildiği, dolayısı ile bu verilere bakılarak, geçmişte buna benzer birçok kez aynı şekilde rüşvet eyleminde bulunduğunun değerlendirildiği, bu paranın bu şekilde biriktirildiği.”

     

     

    HASTANEYİ DE DOLANDIRMIŞLAR

    İddianamede Doç. Dr. Şeyma H.’nin başhekimi olduğu hastaneyi dolandırdığı da ileri sürüldü. İddianamede geçen bilgilere göre hastaneye başvuran 13 haftalık hamile 22 yaşındaki bekar kadın, Şeyma H. ile görüşerek çocuğu aldırmak istediklerini belirtiyor. Şeyma H.’nin ise bu isteği 3 bin lira karşılığında yapabileceğini belirtince, genç kadın annesi ile hastaneden ayrılıyor. Ertesi gün yine hastaneye gelen genç kadın teklifi kabul ettiğini söyleyince, kürtaj için hazırlıklara başlanıyor. Bu sırada iddianamede verilen bilgilere göre genç kızın kürtaj olduğunun saklanması için hastane kayıtlarına ‘idrar yolu enfeksiyonu’ rahatsızlığı ile girişinin yapıldığı ve daha sonra doğumhaneye götürülerek gece geç saatlerde gebeliğine son verildiği belirtiliyor.

     

     

    ‘KIZ ELİMİZDE KALIYORDU’

    Ertesi gün taburcu edilen genç kızın annesinin telefonla Doç. Dr. Şeyma H.’yi aradığı ve kızının kürtaj olduğunun bilinmemesi için hastane kayıtlarının silinmesini rica ettiği belirtilirken, Şeyma H.’nin ise bunun üzerine hastanede bulunan sekreteri T.G.’yi arayarak, kürtaj yaptığı hastasının hastane kayıtlarının tamamen silinmesini talep ediyor. Ve böylece bir gün önce kürtaj olan genç kızın hastanede hiçbir kaydı bulunmuyor. İddianamede bu şekilde Şeyma H.’nin çalıştığı kurumu da dolandırdığı ve haksız kazanç elde ettiği belirtilirken, bu sırada kürtaj sırasında genç kızın ölümle burun buruna da geldiği iddianamede kayıtlara geçiyor. Kürtaja katılan hemşire B.Y.’nin telefonla sevgilisiyle konuşmasında bu detay iddianamede şu şekilde anlatılıyor:

     

     

    B. Y. : Ay bugün bir hasta nerdeyse elimizde ölüyordu, kız hamile, yirmi yaşında.
    T.K. : Kız evli mi
    B. Y. : Hayır be
    T. K. : Oo beni çağıraydın
    B. Y. : Senin ne işin var
    T. K. : Yirmi yaşındaymış taze daha
    B. Y. : Beynini dağıtırım senin ha anladın mı, neyse biz ameliyathaneye çıkardık doğumhaneye tahlil yapacaktık. T. tuttu ilaç verdi. Ay bu kızın eli ayağı titremeye başladı. Ben korktum ölecek bi de girişi mirişi yoktur. Elimizde ölecek kadın, kocasından gizli gelmiş ay Allah’ım biz artık korkudan ölecektik. Şeyma Hanım hiç öyle rahat ki oralı bile olmuyor. Ondan sonra dedim ki kız T. gel buna bir şey olmaz biz direk gideriz dedim.”

     

     

    İddianamede Prof. Dr. Önder Ç.’nin maddi menfaat anlamında rüşvet eylemleri ile ilgili olarak G.B.’den 10 bin TL, D.Ö.’den 4 bin TL ve N.Ş. bin TL olmak üzere hamileliği sonlandırma ve yapacağı ameliyat karşılığında maddi menfaat olarak rüşvet aldığı belirtiliyor.

     

     

    CENİNİ GÖMMESİ İÇİN ANNESİNE VERMİŞLER

    Prof. Dr. Önder Ç.’nin yasa dışı kürtajlarda genellikle üniversite hastanesini kullandığı ve bu kürtajları hastane kayıtlarına girilmeksizin gizlice gerçekleştirdiği belirtilirken, iddianamede geçen bir detayda ise, kürtaj sonrası alınan ceninin siyah bir poşet içerisinde hastaya teslim edildiği ve götürülüp bir yerlere gömülmesinin istendiği ifade ediliyor.

     

    Savcılık iddianamesinde Prof. Dr. Önder Ç.’nin rüşvet dışında diğer eylemleri olan kürtaj, cinsel saldırı ve görevi kötüye kullanma suçlarının ana dosyadan ayrılarak ayrı olarak halen soruşturulduğu belirtilirken, bu iddianamede sadece 5 menfaat karşılığı rüşvet suçundan ceza istendiği ifade edildi.

     

    Hazırlanan bu iddianamede Doç. Dr. Şeyma H. hakkında ayrıca ‘Çocuk Düşürtme, Rüşvete Aracılık, Çocuk Düşürtmeye Aracılık, Dolandırıcılık’ suçlarından da ceza verilmesi isteniyor. Diğer 10 şüpheli hakkında ise ‘Rüşvete Aracılık, Kürtaja Aracılık, Rüşvet Verme, Kürtaja Rıza Göstermek’ gibi çeşitli suçlarla ceza talep ediliyor.