Etiket: Mahkemesi’nin

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Bizim sarılacağımız tek şey hukuk. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir şubesi mi? AİHM ne yapıyor? Bu kadar Batıcılık hayranlığı ülkemizin en büyük sorunudur. Bizim medeniyetimizin fikri caridir. Biz doğrusunu yapalım, doğrusunu beraber gerçekleştirmeye çalışalım.“

    İçişleri Bakanı Soylu: “Bizim sarılacağımız tek şey hukuk. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir şubesi mi? AİHM ne yapıyor? Bu kadar Batıcılık hayranlığı ülkemizin en büyük sorunudur. Bizim medeniyetimizin fikri caridir. Biz doğrusunu yapalım, doğrusunu beraber gerçekleştirmeye çalışalım.“

  • Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden, Anayasa Mahkemesinin kararına ilişkin basın açıklaması

    Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden, Anayasa Mahkemesinin kararına ilişkin basın açıklaması

    Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünce, Anayasa Mahkemesinin akademisyenlerin bildirisiyle ilgili kararına ilişkin basın açıklaması yapıldı.

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı imzasıyla yayınlanan açıklamada, “Kendilerini ‘ülkemizin akademisyen ve araştırmacıları’ olarak tanımlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğü için terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara karşı çıkan bir grup öğretim elemanı, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, vatandaşlarını açlığa ve susuzluğa mahkum etmekle, yerleşim yerlerine ağır silahlarla saldırmakla, anayasal ve uluslararası hukuku ihlal etmekle, vatandaşlarına taammüden kıyım ve katliam yapmakla suçlamış; özellikle devletimizin bu bölgede katliam gerçekleştirdiği ve bilinçli bir sürgün politikası uyguladıklarını söyleyerek, haksız bir beyanat içerisine girmişlerdir” denildi.

    Bildirinin terör örgütlerine karşı etkin operasyonların gerçekleştirildiği bir dönemde imzalanmasının oldukça dikkat çekici olduğu belirtilen açıklamada, “Akademik özgürlük, bir ülkenin varlığını, güvenliğini ve bekasını tehdit etmenin aracı olarak istismar edilemez. Akademik özgürlüklere saygı duyan hiçbir demokratik ülke, ayrılıkçı teröre desteği ve kendi güvenliğine saldırıyı meşru göremez.

    Düşünce özgürlüğü; iftira, hakaret suçu ve yasadışı şiddeti teşvik etmeyi içermez. Özgürlüklerin kullanımı, beraberinde ödev ve sorumlukları getirdiği için, ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu emniyeti menfaatlerine, düzensizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veya ahlakın korunması, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, gizli olarak elde edilen bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sürdürülmesi için yasa tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan formalitelere, koşullara, kısıtlamalara veya cezalara tabi tutulabilir, çerçevesi çizilebilir. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak, dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez.

    Özellikle askerimizin, polisimizin, güvenlik güçlerimizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da barışı ve huzuru sağlamak adına yapmış oldukları operasyonlara karşı durmak, ülkenin üniter yapısına aykırı terör örgütünü destekleyici ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni terör örgütüyle uzlaşmaya çağıran talihsiz basın açıklaması, bilginin yol göstericiliğinden uzaklaşılarak işlenen suçların en büyüğüdür.

    “Akademisyenler” başlığı altında hazırlanan ve bizleri rencide eden bu bildiri, sadece imzalayan bir grup öğretim elemanının kanaatini ifade etmekte olup, Atatürk Üniversitesi akademisyenlerinin, Türk Yükseköğretim sisteminde çalışmakta olan yüz elli binden fazla akademisyenin görüşlerini asla temsil etmemektedir. Devletimiz ve Yüksek Öğretim Kurumumuz, her türlü tehdidi büyük bir özgüven içinde bertaraf edecek güçtedir.”

    Prof. Dr. Çomaklı açıklamasını şöyle sürdürdü; “Atatürk Üniversitesi olarak milletimize ve devletimize olan borcumuzun ödenemez olduğu bilinci içinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin her açıdan kalkınmasına katkı yapacak nesilleri yetiştirmek üzere çalışmalarımızı büyük bir inançla sürdürmeye devam edecek; dâima, devletimizin, milletimizin bağımsızlığını, bölünmez bütünlüğünü tehdit eden terör konusundaki haklı mücadelesinin yanında olacağız.

    Bu bağlamda, devletimizin millî bekâmız yolunda yaptığı ve yapacağı operasyonları sonuna kadar destekleyeceğimizi ‘kuvvetle’ vurguluyor, “teröre destek” olarak nitelediğimiz, açıkça ‘gaflet, dalâlet ve hatta hıyânet’ çizgisinde hazırlanıp yayınlanan, düşünce özgürlüğü adı altında terörü ve terör örgütünü teşvik edici bir içerikle devletin meşru savunma faaliyetlerini eleştiren bu bildiriyi nefretle kınıyoruz.”

  • AYM Raportörü Saraç: “Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var”

    Anayasa Mahkemesi Raportörü Hasan Saraç, Anayasa Mahkemesine (AYM) 23 Eylül 2012 ve 30 Eylül 2018 tarihleri arasında 201 bin 547 bireysel başvuru olduğunu belirterek, “Şu anda Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var” dedi.

    Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Eyyup Demirbaş ve Anayasa Mahkemesi Raportörü Hasan Saraç, Samsun Barosu tarafından düzenlenen “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru” konulu seminerde katılımcıları bilgilendirdi. Samsun Adliyesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminerde açıklamalarda bulunan Demirbaş, bireysel başvuru dosyalarının önlerine geldiği andan itibaren hangi hakkın daha baskın olduğunun belirlenmiş olarak geldiğini söyledi. Dosyaların hak gruplarına bölümlendiğini ifade eden Demirbaş, “Bizde haklara göre dosyalar ayrılmış durumda. Hem komisyonlar önündeki incelemede hem de bölümler önündeki inceleme de raportörler, hak gruplarına ayrılmış olarak çalışıyor. Komisyonlarda baş raportörlük altında adil yargılanma hakkı grubu var, onun içerisinde de adil yargılanma, hukuk ve ceza idare ayrımı var. Kişi hürriyeti güvenliği hakkı grubu raportörleri var. Yaşam hakkı grubu raportörleri var. Özel hayata saygı hakkı grubu raportörleri var. Nitelikli hakları ifade hakkı var. Mülkiyet hakkı grubu var ve aynı grupların yapılanması bölümde de var. En baştan itibaren dosyalar bu ilkelere göre değerlendiriliyor. Hak bazlı bir inceleme var. Biz aslında buradan başlıyoruz temyiz-hak ihlali ayrımına. Diyoruz ki; ’Biz anayasal hakka göre bir inceleme yaparız ve anayasal hakkın kapsamını belirleriz. Buna göre de sistematiğimizi kurarız.’ Şu andaki işleyiş hem komisyonlar hem bölümler de hak bazlı bir ayrım üzerinden gidiyor. İnceleme tamamen bunlara göre yapılıyor. Her bir hak grubunda da hem taslakların yazımında hem de okunmasında ve arzında raportörler hukuki bilgilerini, tecrübelerini aktarıyor” dedi.

    “201 bin 547 bireysel başvuru oldu”

    Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular hakkında bilgiler veren Anayasa Mahkemesi Raportörü Saraç ise, “Anayasa Mahkemesine 23 Eylül 2012 ve 30 Eylül 2018 tarihleri arasında 201 bin 547 bireysel başvuru oldu. Anayasa Mahkemesi şuana kadar en çok adil yargılanma hakkından ihlal kararı verdi. Bu yüzde 57’ye tekabül ediyor ve ciddi bir rakamdır. 161 bin 84 bireysel başvuru ise karara bağlandı. Şuanda Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var. Yani bireysel başvuru dosyalarının yüzde 80’ini Anayasa Mahkemesi göğüsledi” diye konuştu.

    “AİHM’e ne kadar az başvuru olursa biz başarılıyız demektir”

    AİHM’in 31 Aralık itibariyle bilgilerini güncelleyeceğini de aktaran Saraç, “31 Aralık itibariyle Türkiye aleyhine yapılmış başvuruların sayısını çıkartacağız. Bunun Anayasa Mahkemesinin karar verdikten sonra ne kadarının AİHM’e gittiğine bakacağız. Bu verilerden bizim başarımız ortaya çıkacak. Biz dosyayı inceledikten sonra ne kadar az Türkiye aleyhine AİHM’e başvuru yapıldıysa bizim için bir başarıdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi bu işi göğüslüyor, demektir bu. Yani sayısal olarak AİHM’e az başvuru gitmesi bizim başarımızı ortaya koyar. İncelediğimiz kararlarda ihlal çıkmaması bizim için başarıdır. Ben inceledim değerlendirdim aynı karar AİHM’e gitti. Orası ihlal yok dediyse bizim için başarıdır. Ne zaman ki benden geçen dosyayı AİHM ihlal var derse bizim için olayı iyi değerlendiremediğimiz anlamına gelir” şeklinde konuştu.

    Seminere ayrıca Samsun Baro Başkanı Kerami Gürbüz ve Samsun Barosuna kayıtlı çok sayıda avukat ve stajyer avukat katıldı.

  • Mehmet Ali Şahin: “Anayasa Mahkemesinin yanında Diyanet İşleri Başkanlığına da başvurun”

    Eski TBMM Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, “Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamasından sonra sadece Anayasa Mahkemesine anayasaya aykırılığı dolayısıyla başvurmasını beklemiyorum ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Din Kuruluna da başvurmasını bekliyorum” dedi.

    Şahin, Karabük’ün Eskipazar ilçe kaymakamlığını ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin TBMM’den oylama ile geçen Anayasa değişikliğinin iptali için CHP’nin Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağının sorulması üzerine Şahin, “Mecliste gücü yeten herhangi bir muhalefet partisinin bir kanunu meclisten geçtikten sonra Anayasa mahkemesine getirmesi doğal hakkıdır, buna bir şey diyemeyiz. Ancak, Sayın Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamasından sonra sadece Anayasa Mahkemesine Anayasaya aykırılığı dolayısıyla başvurmasını beklemiyorum ben doğrusu, ayrıca Diyanet İşlerli Başkanlığı Yüksek Din Kuruluna da başvuruda bulunmasını bekliyoruz. Çünkü dün kendisi bu kanunun İslam dinine de aykırı olduğunu iddia etmiştir. Anayasa değişikliğinin anayasa mahkemesine başvurmanın yanı sıra dünkü açıklaması samimiyse bir de Diyanet İşleri Başkanlığına başvursunlar görelim bakalım ne netice çıkacak. Bizim halkımız müspet düşünen bir halktır. AK Parti döneminde 2 anayasa referandumu oldu. Birinde halkımız yüzde 69 ile evet, ikincisinde ise yüzde 58 oy ile evet dedi. Şimdi bizim dönemimiz halkın önüne getirdiğimiz bu üçüncü referandum oluyor. Evet müspeti, hayır menfiyi temsil eder. Bizim halkımız büyük çoğunlukla müspet, pozitif düşünen halktır. Hangi tarihte yapılırsa yapılsın ki, muhtemelen Nisan ayı içersinde olacak ve yine müspet sonuç çıkacağını ve halkımızın bu anayasa değişikliğine diğerlerinde olduğu gibi yüksek oyla tasvip edeceğini düşünüyorum. Bu kanunu beğenmeyenlerin ilgili yerlere başvurmaları da doğal haklarıdır. Gelişmeleri göreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız da bir an önce Anayasa Mahkemesinin bu konuda karar vermesini arzu etti. Ben de aynı beklenti içindeyim” dedi.

    “2019 geldiğinde CHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecek mi acaba”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bir CHP’li de başkan olsa, biz ona da karşı çıkarız. Bu sistem, doğru bir sistem değil” yönündeki açıklamasının da hatırlatılması üzerine Şahin, şunları söyledi:

    ” Acaba bu şu mu demek; bu anayasa değişikliğini halkımız referandumda onayladığı takdirde Cumhurbaşkanı bizden de olsa bunu kabul etmiyoruz demekle, 2019 geldiğinde CHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecek mi acaba. Bunu mu ima etti bilmiyorum. Şunu iyi hatırlıyorum ki; 2010 anayasa değişikliğinde ‘Hayır’ oyu kullanmış ve ‘Hayır’ için çalışmıştı CHP. Ancak yüzde 58 oy ile anayasa değişikliği kabul edildikten sonra muhalif olan tüm siyasi partiler pazartesi günü hepsi birer anayasacı kesilmişlerdi. Halkın anayasa değişikliklerine olan desteği gördükten sonra hemen tavır değişikliği içersine girmişlerdi. Bu referandum için de doğrusu fikirlerini referandumdan sonra yeniden değerlendireceklerini düşünüyorum. Ama, bu kadar katı bu Anayasa değişikliği gerçekleşirse Türkiye diktatörlük rejimine geçecektir şeklindeki hiçbir akla mantığa uymayan iddiaları karşısında 2019 yılında CHP bir Cumhurbaşkanı aday gösterirse, örneğin Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olursa ki, tabanının beklentisi budur. Ama halkı şöyle bir soru sorabilir kendisine, ‘Siz bu sistemi diktatörlük olarak değerlendirmiştiniz. Siz bizden diktatör olmak için mi oy istiyorsunuz’ diye sorarsa acaba ne diye cevap verecek. Siyasiler konuşurlarken ilerde karşılarına neler çıkacağını ne gibi zorluklarla karşılaşacaklarını düşünerek konuşmalıdır. İfrattan ve tefritten kaçarak siyaset yapmanın çok daha doğru olacağı kanaatindeyim. Biz halkımıza güveniyoruz. Halkımızın daha önceki anayasa değişikliğinde olduğu gibi bu anaysa değişikliğini destekleyeceği kanaatindeyiz. Ülkemiz için hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.

  • Bakan Tüfenkci, Anayasa Mahkemesi’nin Kararını Değerlendirdi

    Anayasa Mahkemesi’nin dokunulmazlıklarla ilgili vermiş olduğu ret kararı hakkında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar milletin iradesiyle örtüşmektedir. Bundan sonraki görev yargının görevidir. Yargı gereğini yapar” dedi.

    Malatya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Anayasa Mahkemesi’nin dokunulmazlıklarla ilgili vermiş olduğu ret kararını değerlendirdi. Tüfenkci, “Milletin iradesi doğrultusunda verilmiş olan bir karar. Burada ilginç olan, dokunulmazlık kalksın diye kamuoyu oluşturanlar, her gittikleri yerde ‘Biz dokunulmazlığın kaldırılmasından korkmuyoruz’, ‘Erkekseniz siz de dokunulmazlığınızı kaldırın’ diyenler, biz ‘Buyurun, hodri meydan, dokunulmazlıkları kaldırın’ dediğimizde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anlamsız bir şekilde dün söylediklerini inkar ederek, her zamanki siyasetini yapan bir CHP’yi bulduk. Netice itibariyle dokunulmazlığın kaldırılmasına karar verildi. Yine ne yazık ki, dokunulmazlığın kaldırılmasına bazı milletvekilleri oy veren CHP, HDP ile birleşerek maalesef yine dokunulmazlığın iptali yönünde birlikte, hatta HDP’den daha önce koşarak Anayasa Mahkemesi’ne gitti. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın gerekçesi de yayımlandığında daha ayrıntılı değerlendirme yaparız ama Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar milletin iradesiyle örtüşmektedir. Bundan sonraki görev yargının görevidir. Yargı gereğini yapar” diye konuştu.