Etiket: Mahir

  • Mahir Ünal’dan CHP’ye cevap

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Biz burada evcilik oynamıyoruz. Biz burada bir taraftan 4 tane terör örgütü ile mücadele edeceğiz, bir taraftan 15 Temmuz işgal girişiminin yaralarını sarmaya çalışacağız, bir taraftan da sözde siyaset yapıyormuş gibi görünün terör sevici Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi ile uğraşacağız” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde yapılan MKYK toplantısı sonrası açıklama yapan Parti Sözcüsü Mahir Ünal, toplantıda ele alınan konulara ilişkin bilgi verdi, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına cevap verdi.

    “Çocuk istismarına yönelik düzenlemenin imzaları tamamlandı, önümüzdeki hafta Meclise sevk edilmesi planlanmakta” açıklamasında bulunan Mahir Ünal, CHP’nin partilerine yönelik yaptığı eleştirilere cevap verdi.

    “Kılıçdaroğlu, son derece bölücü ve çirkin bir dil kullanmıştır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sanatçılarla birlikte sınır karakoluna yaptığı ziyarete ilişkin eleştirilere de cevap veren Ünal, “Ana muhalefet partisinin hem sanatçılara hem de siyaset kurumuna dönük son derece çirkin saldırıları oldu. Özellikle sanatçılarımıza dönük kullanılan ifadeler son derece çirkin ve terbiye dışı ifadelerdi. Sanatçılarımız oraya bu devletin Cumhurbaşkanı ile vatan, millet ve bayrak sevdalarından dolayı gittiler. Bir görevi ifa ettiler. Kendi vicdanlarında hissettikleri bir sorumluluğun sonucu olarak bunu yaptılar. Toplumu ‘halkın polisi, sarayın polisi’, ‘halkın 15 Temmuz’u, sarayın 15 Temmuz’u’, ’15 Temmuz şehidi, terör şehidi’ gibi ayıran Kılıçdaroğlu, şimdi de ‘halkın sanatçısı, sarayın sanatçısı’ gibi son derece bölücü ve çirkin bir dil kullanmıştır. Adeta terörü destekleyen, terör seviciliği yapan, açıklamaları ile bu ülkenin hukukuna, anayasasına, bütün ülkelerin hassas olduğu evrensel hukukun şiddete ve teröre dönük duyarlılığına rağmen terör sevicilere hamilik yapan, ‘bir gerillayı ya da annesini oynamak istiyorum’ diyerek PKK’yı ve terör seviciliğini adeta ifşa eden sanatçı benzerlerine sahip çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, acaba bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı ile birlikte sanatçıların, teröristlerle mücadele eden ve bölgeyi terörden temizleyen Mehmetçiğin ziyaret edilmesinden neden rahatsız olduğunu biz çok iyi biliyoruz” diye konuştu.

    “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin faşist ve darbeci anlayışı bir kez daha ortaya çıkmıştır”

    “Onlar 6-7-8 Ekim olaylarında 50 kişinin üzerinde insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren, Kandil’den talimat alan, şuanda hapiste bulunan bir partinin eş başkanını ziyarete gitmeyi sorun olarak görmezler, ama PKK ile mücadele eden Mehmetçik ile birlikte olmaya giden sanatçıyı sorun haline getirirler” açıklamasında bulunan Ünal, siyaset kurumunun milletin iradesini devlete taşıyan yapı olduğunu kaydederek, “Şimdi siz Zeytin Dalı’nı, Fırat Kalkanı’nı siyasetin başarısı olarak görmeyecekseniz bunu neyle açıklayacaksınız. Devletin kendi başına yaptığı bir şey olarak göreceksek o zaman siyaseti, demokrasiyi nereye koyacağız. CHP’nin darbeci, faşist aklı siyasetten nefret ettiği için, milletin temsilcisi olan siyasetçilerden nefret ettiği için, maalesef sanki TSK’mız, ordumuz bu işi kendi başına gitmiş yapmış gibi siyasi iradeyi yok saymaktadır. Zeytin Dalı’da, Fırat Kalkanı’da bu milletin yetkilendirdiği siyasi iradenin başarısıdır. Bunu kabul etmek zorundadır CHP. Ama CHP7nin aklı darbeci, faşist bir akıl olduğu için milletin yetkilendirdiği, milletin emrinde olan devlet aygıtının, kahraman ordumuzun milletimizle beraber siyasi iradenin emri ile hareket ettiğini kabul etmez. Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin ve siyasetimizin başarısıdır bu, diplomasideki, askeri alandaki başarıdır bu. Ordumuzla birlikte yürüttüğü başarıdır bu. Burada normal olan başarıyı taktir etmektir. Anormal olan ise bu başarıyı karalamaktır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin bu yaklaşımda da faşist ve darbeci anlayışı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sanatçılara dönük ifadelerinde öfke, kin nefret bir kez daha ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’yi yalan, kin, nefret, iftira temelinde siyaset yapanlar kutuplaştırmaktadır”

    İktidar olarak sorumlu davrandıklarının altını çizen Ünal, “Bizim testimiz süt dolu, onların testisi boş olabilir. Testimiz çarpışırsa bu milletin kazanımları kaybolur diye düşünüyoruz ve sorumlu davranıyoruz. Ama bizim bu sorumlu davranmamış şu anlama gelmiyor, Kemal Kılıçdaroğlu’nun her grup toplantısında istediği rahatlıkta bize hakaret etmesi, tehdit etmesi, militan olarak tanımladığı küçük bir azınlıkla bu milletin yetki verdiği hükümeti gayri meşru ilan etme hakkını Kemal Koılıçdaroğlu’na vermiyor. Birileri bize diyor ki, ‘siz iktidar olarak toplumu kucaklayın.’ Bize hakaret eden, küfreden, her türlü yalanı, iftirayı söyleyenlerle biz nasıl kucaklaşacağız. Bunu kendisinde bir hak olarak gören, Cumhurbaşkanımızın şahsına, ailesine, AK Parti siyasetine hakareti, aşağılamayı kendisine yöntem haline getirenlerle biz nasıl anlaşacağız. Türkiye’yi kim kutuplaştırmaktadır, Türkiye’yi yalan, kin, nefret, iftira temelinde bu söylemle siyaset yapanlar kutuplaştırmaktadır. Şunu da bilmeleri gerekir, biz 15 Temmuz cehenneminden çıktık, 17-25 Aralık yargı darbesini bertaraf ettik. Tehdit ettikleri bu milleti temsil eden siyasi irade 15 Temmuz cehenneminden çıkmıştır. Biz kendilerinden korkacak, tuhaf tiyatral tehditlerinden çekinecek, ettikleri hakaretlerden geri duracak değiliz. Biz onlara aynı şekilde cevap vermesini biliriz. Eğer CHP’nin simetrisinde biz onlara cevap verirsek bu seviyesizlik bu topluma da zarar verir. Bizi onların seviyesine inmiyorsak, onların dili ve üslubu ile konuşmuyorsak bu onlardan çekindiğimiz ya da söylediklerini onayladığımız anlamına gelmiyor. Bir ülke düşünün ki, bu ülkede bir siyasi parti terör ve teröristlerle işbirliği yapacak, teröristlerini dilini ve söylemini kullanacak, bu ülkenin Afrin’de mücadele ettiği terör örgütü ile açık, fiili, sözlü işbirliğinde bulunacak, PKK’nın cenazelerine katılacak, FETÖ‘nün sözcülüğüne soyunacak, AK Parti karşıtı bütün uluslararası lobilerin, türkiye düşmanı bütün yapılan dili ve söylemi ile konuyacak, sonra kalkacak sözcüleri, Genel Başkanı bu milletin seçtiği Cumhurbaşkanına, hükümete hakaret edecek ve bunu kendisinde bir hak olarak görecek, öyle bir ülke ve dünya yok. Buna müsaade etmeyiz. Bu kadar seviyesizliğe, pespayeliğe müsaade etmeyiz” ifadelerini kullandı.

    “Biz burada evcilik oynamıyoruz”

    Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıkıp ağzına geleni saydığını belirten Ünal, “Adeta antideprasan kullanmış, sakinleştirici almış bir ruh hali ile gülerek her türlü ağır hakareti, çirkin ifadeyi kullanıyor, sanatçılara hakaret ediyor, işine gelmediği zaman hukuka hakaret ediyor, her türlü hukuksuzluğu yapma hakkını kendisinde görüyor, o hukuksuzluğu yaptığı zaman ‘ben bu hukuku tanımıyorum’ deme hakkını kendinde görüyor, bu kadar konfor, bu kadar rahatlık siyasette olmaz. Hadi muhalefet olarak sorumluluk almıyor olabilirsiniz, biz burada evcilik oynamıyoruz. Biz burada bir taraftan 4 tane terör örgütü ile mücadele edeceğiz, bir taraftan 15 Temmuz işgal girişiminin yaralarını sarmaya çalışacağız, bir taraftan da sözde siyaset yapıyormuş gibi görünün terör sevici Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi ile uğraşacağız. Eğer bu ülkede siyaset yapıyorlarsa siyaseti adabını, edebine uygun dil ve üslup ile yapmak durumundalar. Kimse bize hakaret etme, bizimle ilgili tekrar yalanları ve iftiraları kamuoyunun önünde parmağını sallayarak söyleme hakkına sahip değildir. Kendilerinin adeta hakaret etme hedefine oturmuş bir iktidar yok. Biz bu güne kadar verdiğimiz siyasi mücadeleyi, hukuk zemininde vereceğiz, ama müsaade etsinler insanında bir sabrı var, sabır taşı olsa çatlar. Her gün aynı hakaretler, yalanlar, siyaseti, Türkiye’nin gündemini rehin alıyorsunuz, yalanlarınızla iftiralarınızla, tehditlerinizle bunu yapıyorsunuz ve bunun da bir hak olduğunu söylüyorsunuz. Böyle bir hak yok. Bizler de artık CHP’nin yalanlarına cevap vermekten, hakaretleri ile ilgili dava açmaktan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hezeyanlarında, histeri krizlerinden bıkmış usanmış durumdayız. Türkiye böyle bir muhalefeti hak etmiyor. Türkiye FETÖ ağzı ile konuşan bir muhalefeti hak etmiyor. Türkiye terör sevici hak etmiyor. Atatürk’ün partisi böyle bir siyaseti hak etmiyor. Ben buradan gerçek CHP’lilere sesleniyorum, lütfen bu duruma artık el koysunlar, bu durum patolojiyi de geçti, mitomaniyi de geçti, bu artık Türkiye’yi geren, siyaseti rehin alan, Türkiye’nin gerçek gündemini rehin alan bir hale geldi. Lütfen bu ifadelerimi yadırgamayın. Çünkü biz gerçekten büyük bir sabır ile iktidar olmanın getirdiği sorumlulukla hareket etmeye çalıştıkça karşımızdaki ana muhalefet adı altında güya sözde siyaset yapan terör sevici Kılıçdaroğlu ve arkadaşları her gün bir hukuksuzluk, tehdit, Türkiye aleyhine yeni bir kumpasın, kulaklarına sufle edilen talimatın eylemcisi gibi davranıyorlar. Bunun da tahammül edilebilir bir hali kalmamıştır” açıklamasında bulundu.

    “Hakim ve savcıların onuru ve haysiyetiyle oynayanlar neyin hesaplaşmasını yapacaklar”

    Kılıçdaroğlu’na açılan dava ile ilgili CHP’lilerin hukuk davası olması yönündeki taleplerinin sorulması üzerine Ünal, “Davaın nasıl açılacağına hukukçularımız karar verir. ‘Bu ülkede mahkeme yok, hukuk yok, adalet yok, can ve mal güvenliği yok’ diyerek Türkiye düşmanlarının ekmeğine yağ sürenler, ‘hukuku kabul etmiyoruz’ diyenler, ‘hakim ve savcılar iktidardan talimat almaktadır’ diyenler, hakim ve savcıların onuru ve haysiyetiyle oynayanlar neyin hesaplaşmasını yapacaklar” dedi.

    “CHP’nin derdi şeker değil, şeker fabrikalarında çalışan işçilerin hakkını korumak değil”

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili soruya cevap veren Ünal, “2000 yılında özelleştirme kapsamına alınmış, 2008’de programa alınmış, 2012’de özelleştirmek için harekete geçilmiş ve ertelenmiş, şimdi ise özelleştirmek için alınan karar ve yapılan düzenleme etrafında bugünde ihalesi yapıldı ve KİK’in şeffaf bir şekilde kameraların önünde gerçekleşen ihaleyi CHP’li milletvekilleri hukuksuz bir şekilde maalesef bastılar. İhaleyi basmayı ve şeffaf bir şekilde gerçekleştiren bir ihaleye fesat karıştırmak olarak değerlendirebiliriz. Her türlü hukuksuzluğu, anayasaya aykırı davranışı kendileri için hak gören bu sözde milletvekilleri, çünkü milletin vekaletini almak demek, gidip anayasaya, hukuka aykırı bir şekilde, bir ihaleyi basmak değildir. Bizden önceki özelleştirmelere bir bakın, özelleştirmeler yapıldığında özelleştirilen devlet işletmelerindeki personel kapının önüne konulurdu, biz iktidara geldikten sonra özelleştirmeye bir düzen getirdik. Kamu yararını, milletin menfaatini, çalışan insanların haklarını korumak için düzenlemeler yaptık. Son özelleştirme ile birlikte şeker fabrikalarında çalışan bütün işçilerin haklarını güvence altına aldık, parçan üreticisinin kotasından üretimine kadar güvence altına aldık. Gıda güvenliği açısında nişasta bazlı şekerler üzerinden ciddi bir kara propaganda yürüttüler, yüzde 10 olan kotayı yüzde 5’e çektik, şeker üretimini teşvik ettik. Devletin alması gereken bütün tedbirleri ve önlemleri aldık. CHP’nin her konuda olduğu gibi bu konuda da derdi şeker değil, derdi şeker fabrikalarında çalışan işçilerin hakkını korumak değil, muhalefet yapmak da değil, CHP’nin derdi yaptığı düşmanlığa yeni bir gerekçe ve sebep oluşturmaya çalışmak” diye konuştu.

    “Aynı terör örgütüne sempati duymaları açısından aralarında ciddi bir ortaklık söz konusu”

    Muhalefetin ittifak formülüne ilişkin konuşan Ünal, “Muhalefetin ittifak formülünü n ne olduğuna dair bir şey söylemediler. CHP ile HDP arasında zaten geçmişten gelen fikri ve düşünsel işbirliği var. Her ikisi de ruh ikizi gibi hareket etmekte ve davranmakta, tepkileri ve refleksleri aynı, sempatileri de aynı. Aynı terör örgütüne sempati duymaları açısından aralarında ciddi bir ortaklık söz konusu. HDP’nin şuanda hapiste olan eş başkanı ile görüşmeleri de yaptılar. Bu görüşmenin siyasi bir görüşme olduğunu deklare ettiler. Önümüzdeki süreçte kendilerinin deklare ettiği ve anlattığı bir ittifak üzerinden biz de değerlendirmelerimizi yapacağız” şeklinde konuştu.

  • AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Dişin çeneden kopması gibi biz geleneğimizden koptuk”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Kahramanmaraş’ta katıldığı bir programda yaptığı konuşmasında, “Dişin çeneden kopması gibi biz geleneğimizden koptuk. Biz kendi hafızamızdan koptuk. Biz kendi kavramlarımızdan koptuk. Biz kendimizi tanımlama ve anama biçiminden koptuk. Bu savrulma halen devam ediyor” dedi.

    AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, memleketi Kahramanmaraş’ta yaptığı teşkilat ziyaretinin ardından TÜGVA Kahramanmaraş Şubesi Klasik Düşünce Okulu dersine konuşmacı olarak katıldı.

    Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde düzenlenen program, Kuran’ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından sahneye Şehit Ömer Halisdemir’in kardeşi Soner Halisdemir’in hediye ettiği askeri üniformayla gelen 6 yaşındaki Amine Tıraş’ın okuduğu şiir davetliler tarafından ayakta alkışlandı.

    TÜGVA Kahramanmaraş Şubesinin faaliyetlerini içeren sinevizyon sunumun ardından sahneye gelen AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Son 250-300 yıldan bugüne dünyadaki değişimi, dönüşümü anlamaya çalışıyoruz. Çünkü, bu dönüşüm ve değişim bizim ihtiyaçlarımızdan, taleplerimizden, sorunlarımızdan ortaya çıkan bir değişim değildir. Yani modernleşme dediğimiz fenomen bizim inşa ettiğimiz, yada bizim yaşadığımız sorunların dönüştürdüğü bir şey değildir. Ve biz bize ait olmayan bir şeyle karşı karşıya kaldığımızda bu durumu anlamakta çok zorladık, güçlük çektik. Cahit Zarifoğlu’nun şiirinde ifade ettiğiniz o dişin çeneden kopması gibi biz geleneğimizden koptuk. Biz kendi hafızamızdan koptuk. Biz kendi kavramlarımızdan koptuk. Biz kendimizi tanımlama ve anama biçiminden koptuk. Bu savrulma halen devam ediyor” dedi.

    “Medeniyeti cevaplar kurmaz, medeniyeti sorular kurar”

    Ünal, konuşmasının devamında ise, “Medeniyet inşa edeceğiz. Yani bu öyle bir hale geldi ki, sanki TOKİ ihalesi gibi projesi yapılacak, teknik şartnamesi hazırlanacak, bu ihaleyi birisi alacak ve bize medeniyet inşa edecek. Artık iş böyle garip ve tuhaf bir noktaya geldi. Bizim medeniyetimizi bugün yeniden tanımlamak mı, güncellemek mi, nasıl söyleyeceksek ki, medeniyet kavramının kendisiye ilgili ciddi tartışmalar vardır. Ama bildiğim bir şey var ki, medeniyeti cevaplar kurmaz, medeniyeti sorular kurar. Çok güçlü sorular sorarsınız ve bu sorulara bulduğunuz cevaplardır onu kuracak olan. Oysa farkında mısınız hep cevapları konuşuyoruz. Bize ait olmayan cevapları konuşuyoruz. Bizim üretmediğimiz cevapları konuşuyoruz. Mesela biz insan kavramı üzerine ne kadar düşünüyoruz. İnsan nedir? Şimdi Hz. Adem ve Hz. Havva’yı konuşurken biz nasıl konuşuyoruz? Sanki bir medeniyetin içine doğmuş, verili bir ahlak sisteminin içresine doğmuş iki varlıktan bahseder gibi bahsediyoruz. Halbuki bir başlangıcı konuşmamız gerekiyor öyle değil mi? Ve sorular sormamız gerekiyor. Ama Hıristiyan teolojisinin yada Tevrat’ın israliyatının bize yüklediği bir anlam içerisinde, onların anladığı Hz. Adem ve Hz. Havva’yı ne yapıyoruz biz, verili bir ahlak sistemi içerisinde bize sunulmuş cevaplarla düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Bir düşünceniz yoksa bir ahlakınızda yok demektir”

    Ahlakı inşa eden düşüncenin kendisidir diyen Ünal, şunları kaydetti: “Aslında insan bir yakınlaşmanın ve uzaklaşmanın, bir inişin ve çıkışın anlatıldığı bir varlığı konuşuyoruz. Bir metafizik gerilimi konuşuyoruz. İnsanı konuşmaya başladığımızda. Şimdi Aristo için derler ki, ‘Aristo insanı düşünen hayvan olarak tanımladı’ hayır. ‘Hay’ canlı demek. Düşünen canlı yani insanı hayvan sınıfına biz kendi ezberimizde ne yapıyoruz? Alıp insanı hayvan sınıfına sokuyoruz. Oysa hayvan canlı demektir. İnsansa düşünen canlı demektir. Şimdi ezberlerimiz ve başkanlarının cevapları üzerinden konuşmaya başladığımızda ve kendi sorularımızı sormadığımızda o zaman düşünce olmuyor. Bizim bir düşünce ortaya çıkarabilmemiz için kendi sorularımızı bulmamız gerekiyor. Merak, hayret ve şaşkınlığımızın olması gerekiyor. Eğer bizim merakımız, hayretimiz, şaşkınlığımız yoksa, kendi sorularımız yoksa insana dair sorunlarımız ve sorularımız yoksa bir düşüncemizde yok. Daha tehlikeli bir şey söyleyeyim, eğer bir düşünceniz yoksa bir ahlakınızda yok demektir. Çünkü, ahlakı inşa eden temel şey, düşüncenin kendisidir. Bugün bizim bir ahlaktan bahsedebilmemiz için bir düşünceden bahsetmemiz gerekiyor.”

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal: “AK Parti, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in, demokrasi idealini ve iradesini yaşatıyor”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “AK Parti, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in, demokrasi idealini ve iradesini yaşatıyor” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Erdemli Yöneticiler Akademisi Derneği (EYAD) tarafından Estergon Türk Kültür Merkezinde düzenlenen “Türkiye Gündemi ve Gelecek Vizyonumuz” başlıklı akademi sohbetlerine konuşmacı olarak katıldı. Konuşmasına EYAD mensuplarına teşekkür ederek başlayan Ünal, “Bizim bugünü yani bugünün gündemini okuyabilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel şey bugünkü bilgilerimiz değildir. Bizim bugünü okumada ihtiyaç duyduğumuz temel şey hafızamızdır. Eğer hafızanız yoksa yaşadıklarınıza dahil bir deneyim tecrübe ve onlar üzerinden bir öğrenme oluşturmadıysanız bugüne dair ve yarına dair, bir perspektif koyamazsınız. Türkiye’nin son yüzyıldaki hikayesi maalesef bir hafızasızlık hikayesidir. Bizim son yüzyılda yaşadığımız en temel sorun bizim bitik hafızamızın peşinde koşmuş olmamızdır. Bizi biz eden kimliğimiz tarihin içinden akıp gelen geleneğimiz bunlarla ilgili son yüzyılda çok büyük sorunlar yaşadık. Biz yeni bir devlet kurmadık aslında, cumhuriyet bizim devlet geleneğimizin son halkasıdır” şeklinde konuştu.

    “Bizim öncelikli olarak, bizimle barışmamız gerekiyor”

    AK Parti’nin Türkiye’yi normalleştirdiğini belirten Ünal şunları kaydetti:

    “Yani AK Parti, Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bu süreç içerisindeki anormallikleri normal bir zemine taşıyor. Mustafa Kemal’i Cumhuriyetin Kurucu Önder’i Kurtuluş Savaşı’nın Mareşali ve bu milletin bir değeri olarak doğru bir yere yerleştiriyor. AK Parti’nin yaptığı budur. Bizim işte Osmanlı ve Selçuklu mirasını reddettiğimiz zaman köklerimizi eski Yunan’da Eti’de Hitit’te aramaya başladık. Biz bir anda hafızamızı kaybettik. Tekrar hafızamızı inşa ediyoruz. Bugünün gündemini okuyabilmemiz için öncelikli olarak kim olduğumuz, kültürümüzü, medeniyetimizi belirlemek, normalleştirmek ve bir akış içerisinde bütünleştirmek çok önemli. Bu yüzden Alparslan’da, Selçuklu deneyimi de bize ait, Osman Bey’in kurduğu o muhteşem bir çınar hayal ettiği Osmanlı da bize ait, Abdulhamid Han da bizim, Vahdettin de bizim, Mehmet Reşat da bizim, ittihat ve terakki deneyimi de bizim ve Mustafa Kemal Atatürk de bizim. Bizim öncelikli olarak, bizimle barışmamız gerekiyor. İşte AK Parti’nin yaptığı budur. Biz yeniden tarih içerisindeki bütünlüğümüzü kavrayışımızı inşa ediyoruz.”

    “AK Parti, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin, demokrasi idealini ve iradesini yaşatıyor”

    Ünal, AK Parti’nin bugün Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin demokrasi idealini ve iradesini yaşattığını belirterek, “AK Parti üzerinden de millet olarak biz yüceltiyoruz. AK Parti dediğiniz yapı bir millet hareketi. Milletin isteği olmasa AK Parti’nin bir kıymeti kalmazdı. Millet gidip AK Parti’yi sandıkta onaylamasa AK Parti’nin bir değeri var mıdır? AK Parti bu milletin yüzde 50’sini temsil ediyor. Cumhurbaşkanımız her iki kişiden birinin teveccühünü temsil ediyor. Şimdi millete saldıramadıkları için, milletin tercihlerine ve seçeneklerine saldıramadıkları için AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Devletin içindeki şeytanı çıkardık”

    “Türkiye, terörle yaşamamıza rağmen terörü alt etmeyi, 15 Temmuz gibi bir işgal girişimini bertaraf etmeyi başarmış, Gezi’yi, 17-25 Aralık ve kendine kurulmuş bütün tuzakları bertaraf edebilmiş ve hepsinden önemlisi devletin içindeki şeytanı çıkarmış” dilen Ünal sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz 2002’de iktidara geldiğimizde 2 şey vardı; birincisi soğuk savaş sonrası kendi dönüşümünü gerçekleştirememiş bir idari sistem vardı. Her şeyi koruması gerektiğini düşünen statükocu bir vesayet ortamı vardı. Yargıda, orduda ve her yerde. Düşünmeni yasaklayan, giyinme biçimine karışır, Alevi’ye nasıl Alevi olacağını söyleyen, Kürt’ü zaten kabul etmeyen, Müslüman’a nasıl Müslüman olacağını anlatan bir anlayış vardı. Ve bu anlayış yargıda ve orduda hakimdi. Bir de devlete sızmış dini grup sivil toplum örgütü görünümlü bir yapılanma vardı. Biz de mücadelesini demokratik yolla vermiş, meşru zeminde vermiş, siyaseti kendine yol olarak seçmiş ve en önemli geleneğimiz milletle beraber yürümektir.”

    “Bugün devletin içerisinde milletten başka hiçbir şey bırakmadık”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pınarhisar dönemlerinden bahseden Ünal, “Bizim Genel Başkanımız 1999 yılında Pınarhisar’a gönderilirken halkını sokağa çağırmadı. ’Ben devletime küsmem’ dedi. Demokratik meşru zeminde meşru mücadelesini verdi. Sistem dışına itilmesine, her türlü zulüm ve baskıya rağmen demokratik meşru zeminde kaldı. Sandıktan çıktık ve milletin adına geldik buraya. Biz geldiğimizde sızmacılar vardı bir de vesayetçiler vardı. Sonra öğrendik ki bu sızmacılar yeni vesayet odağı olmak istiyorlarmış. Çok şükür millet 15 sene arkamızda durdu. Bizde onlar sayesinde hem vesayet odaklarını tasfiye ettik hem de sızmacıları tasfiye ettik. Bugün devletin içerisinde milletten başka hiç bir şey bırakmadık” şeklinde konuştu.

    “Kim DAEŞ’le birlikte operasyon yapıyormuş, Rakka’da gördük”

    15 Temmuz ile ilgili değerlendirmede bulunan Ünal, şunları söyledi:

    “Bize hala bir şeyler yapacaklarmış. Bize daha ne yapacaksınız, Biz 15 Temmuz cehenneminden çıktık geldik. Bundan sonrasını siz düşünün. Bu teröre destek verenlerin şimdi maskeleri de düştü. Bakın 4 yıldır ’Siz DAEŞ’e destek veriyorsunuz’ diye burnumuzdan getirdiler. 2013 yılında Bakanlar Kuruluyla DAEŞ’ı terör örgütü ilan eden biziz. CHP ve HDP müttefikleri kameraları her gördükleri yerde bize ’Siz DAEŞ’e destek oluyorsunuz’ dediler. Şimdi görüyor musunuz DAEŞ’e kim destek veriyormuş. Kim DAEŞ’le birlikte operasyon yapıyormuş, Rakka’da gördük. Biz onları uyardık dedik ki ’Terör bumarenag’ gibidir. Yarın döner sizi vurur. Bizi terörle vuracağınız kadar vurdunuz. Bizde terörle nasıl mücadele edeceğimizi öğrendik. ’Kötü komşu ev sahibi yapar’ Daha 3 sene önce Amerika bize istihbarat vermediği için Güneydoğu’da sorun yaşıyorduk. Şuan da kimsenin sıcak istihbaratına ihtiyacımız yok. Dünyanın en iyi ’İnsansız Hava Aracı’ teknolojisine sahibiz.”

    Ünal, önümüzdeki 15 yılda dünyanın geleceğini ve toplumların geleceğini ekonomiden daha çok toplumların psikolojisi belirleyeceğini dile getirdi. “Bizde de sürekli özgüvenimize saldırıyorlar” diyen Ünal sunları kaydetti: “15 Temmuz’u itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Savunma sanayisinde yaptıklarımızı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu milletin kahramanlığını itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu sebeple biz asla özgüvenimizi kaybetmeyeceğiz.”

    “Dünya’da şuan en güvenli yer Türkiye”

    Dünyada 15 Temmuz gibi bir geceden sonra kendilerini toparlayabilecek bir ülkenin olmadığını belirten Ünal, sözlerine şöyle devam etti:

    “15 Temmuz’dan 2 ay sonra Fırat Kalkanı gibi bir harekatı gerçekleştirdik. Adamlara DAEŞ’le mücadelenin nasıl olması gerektiğini gösterdik. Ekonomide 5.1 büyüme gösterdik. Bugüne kadar bu yaptıklarımızı CHP yapsaydı bizim kadar oy alsaydı her eve bir ’teşekkür butonu’ yerleştirirdi. ’Günde beş defa bize teşekkür edeceksiniz’ derdi. Şuan terör örgütleriyle iş tutan, Türkiye düşmanlarıyla ortak hareket eden, ülkesinin seçilmiş hükümetinin yanında yer almayan bu CHP’nin sesi bizden çok çıkıyor ben de bunu anlamıyorum. Terör örgütünün talimatlarını siyaset haline getirip bize yansıtan HDP’nin sesi bizden çok çıkıyor, bunları anlayamıyorum. Bölge halkına faşist bir anlayışı dayatan sizler değil misiniz? Açtığınız çukurlarla hendeklerle bölge halkına hayatı cehenneme çeviren sizler değil misiniz? Siz insanın düşünce hakkına saygı duymazsınız. Siz farklı düşünceye tahammül edemediğiniz için bölgede sizin gibi düşünmeyen insanlara yaşam hakkı tanımıyorsunuz. Biz 15 yılda bu ülkeyi getirdiğimiz bu özgüven ile konuşacağız. Biz dünyanın daha yeni yaşamaya başladığı şeyleri biz yaşadık ve bitirdik. Dünya’da şuan en güvenli yer Türkiye. Çünkü terörle nasıl mücadele edileceğini bilen bir ülkeyiz.”

    “Paris saldırısını gerçekleştiren adamı yakalamıştık”

    Ünal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Paris saldırısını gerçekleştiren adamı yakaladık. Adam DAEŞ’e katılmak için Suriye’ye gidiyor. Yakalamışız iade etmişiz. İade ederken de söyledik ‘Bu adamın nereye gittiğini takip edin’ dedik. Dikkate almadılar. Sonra o kişi gidip Paris saldırısını gerçekleştirmiş. Bir terör örgütünü başka bir terör örgütü ile temizleyemezsiniz, diyorduk yapmayın dedik. Suriye krizi başlarken gelin bu olayı çözelim dedik, yoksa Suriye teröristlerin yaşam alanı haline gelir, dedik. Bütün bunları söyleyen biz şimdi bize kalkmış diyorlar ki; Türkiye’nin dış politikası iflas etmiştir. Allah’tan korkun. Bölgedeki bu krizlerin sebebi biz miyiz? Bizim muhalefetimiz bunları sanki biz yapmışız gibi bize saldırıyor. Kendisini milletin meşru hükümeti ile mücadele etmeye adamış. Muhalefet diyemeyeceğim, bir düşmanlık yapısı gibi hareket eden kasetle göreve gelmiş ve Türkiye düşmanı yapıların içerideki siyasi operasyon aparatı gibi davranan bir yapıdan bahsediyoruz. Biz her türlü öz eleştirimizi yapıyoruz. Bunların bir kere öz eleştiri yaptığını görmedik. Kemal Kılıçdaroğlu’nun günde 3 yalanı ortaya çıkıyor. Bir kere öz eleştiri yaptığını görmedim.”

    Program sonunda EYAD Başkanı Halil Etyemez, konuşmacı olarak programa katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü aynı zamanda Kahramanmaraş Milletvekili olan Mahir Ünal’a hediye takdim etti.

  • Şile’de batan gemi mürettebatından Rizeli Mahir Erdoğan memleketinde son yolculuğuna uğurlandı

    İstanbul Şile açıklarında batan ’Bilal Bal’ isimli yük gemisinin mürettebatından 20 yaşındaki Mahir Erdoğan bugün memleketi Rize’nin Derepazarı ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı.

    1 Kasım günü sabah 4.25 sıralarında Şile’den 7 mil uzaklıkta telsiz bağlantısı ile yardım isteyen ’Bilal Bal’ isimli kuru yük gemisinin batmasının ardından 10 personeline ulaşılamamıştı. Arama çalışmaları sonucunda gemide çalışan 10 personelden 7’sinin cesedine geçtiğimiz günlerde ulaşılırken, bu denizcilerden ailesinin tek erkek evladı olan 20 yaşındaki Mahir Erdoğan için bugün Derepazarı Belediyesi önünde öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Erdoğan, cenaze namazı sonrası aile kabristanlığında toprağa verildi.

    Cenaze katılan ve oldukça üzgün olduğu gözlenen genç denizcinin arkadaşı Fatih Vanlı yaptığı açıklamada, ’’Çok üzgünüz biz buna hala inanamıyoruz. Hayat dolu bir insandı. Bu böyle olmadı. Daha çok genç bir arkadaşımızdı. İlk duyduğumuz zaman şoka girdik ancak ölüm bu kabullenmekten başka çaremiz yok” dedi.

  • Kültür Ve Turizm Bakanı Mahir Ünal:

    Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, AK Parti teşkilatlarının, koşu bittikten sonra da koşan atlar gibi olduklarını söyledi.

    Bakan Ünal, AK Parti Antalya İl Başkanlığı’nda düzenlenen Muratpaşa İl Danışma Meclisi’ne katıldı. Bakan Ünal’a, AK Parti Antalya Milletvekilleri Gökçen Özdoğam Enç, Mustafa Köse, İbrahim Aydın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Ak Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer eşlik etti. Teşkilat mensuplarını, ‘Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız’ diye tanımlayan Bakan Ünal, “Bu motivasyonun kaynağı ne. Neden koşuyor bu teşkilatlar ve neyin derdindeler. Buradaki her kişin bir Türkiye tasavvuru var, tahayyülü var. Çocuklarına daha iyi bir Türkiye, daha iyi bir gelecek bırakmak için sorumluluk hissediyorsunuz. Bu çok kıymetli bir şey. Bir insanın kendisinde sorumluluk hissetmesi, imar etme, ihya, inşa etme, güzelleştirme daha yaşanabilir bir hayat haline getirmesi, bunu hissetmesi insanın en önemli özelliğidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özelliktir” diye konuştu.

    “AK PARTİ TEŞKİLATI NÖBETTE”

    Teşkilat mensuplarının kendilerini nöbette hissettiğini aktaran Bakan Ünal, “Adeta nöbet tutar gibi ülkenin herhangi bir şekilde bir sorun yaşamaması için, sağ salim yoluna devam etmesi için, milletin iradesinin egemen olması için nöbet tutuyorsunuz. Siyasete, siyaset kurumuna sahip çıkmanız, siyaset kumru üzerinden bu ülkenin sorunlarını çözmeye talip olmanız ve siyaset kurumu üzerinden milletin iradesini sandıkta hakim kılmak için bir demokratik siyaset mücadelesi veren heyecanınız, sorumluluğunu ve motivasyonunuz çok önemlidir” şeklinde konuştu.

    “ANTALYA OYUNU YÜZDE YÜZ ARTTIRDI”

    Antalya’nın 2002 yılından bu yana oyunu yüzde yüz arttırdığına dikkati çeken Bakan Ünal, “Bir şehri ayağa kaldıran o şehrin evlatlarıdır. Şehirleri taşıyan markalaştıran o şehrin yetiştirdiği öne çıkardığı evlatlarıdır. Bir bakarsanız o yetişen isim Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bir bakarsanız Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu olur. Milletvekilleri olur. Ama her biri nefer olur. Bu şehri taşımak için, ülkeyi taşımak için nefer olur. Allah bizim neferlerimizi eksik etmesin” şeklinde konuştu.

    İl Başkanı Rıza Sümer ise seçimlerin geçmesine rağmen yarın seçim varmış gibi çalışmalarına devam ettiklerini kaydetti. 2019 seçimlerinde Antalya’da daha da güzel bir seçim tablosu olacağını ifade eden Sümer, 2002 yılında konulan yüzde 50 barajını, o yılda gerçekleştireceklerini kaydetti.

    Konuşmaların ardından Sümer, Bakan Ünal’a el dokuması Döşemealtı halısı hediye etti.