Etiket: Mahir

  • Amadeus Türkiye Ülke Müdürlüğü’ne Mahir Yanık getirildi

    Küresel seyahat endüstrisi için ileri teknoloji çözümlerinin önde gelen sağlayıcısı Amadeus’un Türkiye Ülke Müdürlüğü görevine Mahir Yanık atandı.

    5 yıldır farklı pozisyonlarda görev aldıktan sonra Türkiye Ülke Müdürlüğü görevine atanan Yanık, yeni görevinin Amadeus’un dünya çapındaki organizasyonel gelişiminin bir parçası olduğunu belirterek, “Organizasyonel gelişimimiz, her bir müşteri grubuna özel çözüm ve hizmetin sunumunda hız ve çeviklik kazanmamızı sağlayacak. Her müşteri grubu için o gruba özel yapılandırdığımız satış ve uygulama ekipleri, müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik portföyümüzdeki ürün ve hizmetleri kısa sürede devreye alarak etkin çözüm sağlayacaklar. Yeni çalışma sistemimiz, var olan çözümlerin uygulanmasının ötesinde gerektiğinde müşteri grubunun ihtiyaçları çerçevesinde yeni çözümlerin de hızla geliştirilmesini mümkün kılıyor. Yüksek teknolojiye dayalı inovatif öncü çözümlerimiz ve kaliteli hizmet anlayışımız, müşterilerimize sunmaya devam edeceğimiz en önemli değerler arasında yer alıyor” diye konuştu.

  • 15 Temmuz şehidi Mahir Ayabak anısına muay thai müsabakaları düzenlendi

    15 Temmuz darbe girişiminin en küçük şehidi Bitlisli Mahir Ayabak anısına Türkiye, Azerbaycan ve İran ülkelerinin katıldığı muay thai müsabakaları düzenlendi.

    Bitlis Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen müsabakalara erkek ve bayan olmak üzere toplamda 25 sporcu katıldı.

    15 Temmuz şehidi Mahir Ayabak’ın ailesinin de bulunduğu muay thai müsabakalarına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdiler.

    Bitlis Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürlüğü ve Muay Thai Federasyonu tarafından düzenlenen müsabakalar çekişmeli geçti.

    Düzenlenen müsabakalarda ilk olarak bir konuşma yapan Bitlis Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdür Vekili Faruk Budak, “15 Temmuz gecesi vatanı uğruna Atatürk Havalimanı’nda şehit düşen Bitlisli kardeşimiz Mahir Ayabak düzenlenen Uluslararası Muay Thai Galasına hepiniz hoş geldiniz” dedi.

    Daha sonra muay thai sporu ile ilgili bilgiler veren Budak, “Muay-thai gibi savunma sporları sadece vücudu formda tutmakla kalmayıp aynı zamanda zihni, fikri ve nefsi de terbiye ederek insanda erdemli olmanın anahtarlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Toplumumuzda birlikte yaşama erdeminin geçmişten geleceğe aktarımı için ihtiyaç duyulan dinamiklerin harekete geçirilmesi adına önemli bir paya sahip olan bu faaliyetlerin ev sahipliğini yapmak, bizler için onur vericidir. Bu faaliyetlerin arttırılarak geleneksel hale gelmesi en büyük temennilerimizden biridir. Bu anlamda Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tür etkinliklerin ve çalışmaların öncüsü olacağımızı bir kez daha yinelemek istiyorum. Ayrıca bugün burada hep birlikte seyredeceğimiz, Türkiye, Azerbaycan ve İran’dan katılan toplam 22 sporcumuzun mücadeleleri, muay-thai gibi uzak doğu sporlarına ülkemiz ve ilimizde verilen değeri de açıkça ortaya koymaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle, Galanın gerçekleştirilmesinde emeği geçen başta Valimiz Sayın İsmail Ustaoğlu olmak üzere, katılımcılarımıza, tüm misafirlerimize ve kıymetli sporcularımıza teşekkür ediyorum” dedi.

    Bu müsabaka sayesinde ilk defa memleketi olan Bitlis’e geldiğini belirten Mahir Ayabak’ın ablası Gülbeyaz Ayabak ise, Mahir’in hem Bitlis’e hem de kendilerine gurur bıraktığını belirtti.

    Gülbeyaz Ayabak, kardeşinin hayatını anlatarak şunları söyledi:

    “Mahir’in dövüş sporlarına ilgi alanı yüksekti. Kendi imkanları ile her gün spor yapardı. Hayatında kimseden destek almadan her zorluğu başaran biriydi. Ben evin en büyüğü olmama rağmen benden olgun gösterirdi. 15 Temmuz gecesi o kara günde olayın ciddiliğini anlar anlamaz eve uğramadan eşyalarını komşuya bırakarak Atatürk Havalimanı’na gitti. Annemin peşini bırakmayacağını bildiği için bu gece iş yerindeyiz merak etmeyin dedi. Daha sonra Mahir’in hastanede olduğu haberini aldık. Sabaha kadar hastanede bekledik. F 16’lar üzerimizden geçip ses bombaları atıyorlardı. Hastaneye akın akın yaralılar gelmeye başladı. Sabaha doğru Mahir’in şehadet haberini verdiler. Oysa Mahir olay yerinde şehadet şerbetini içmişti. Mahir’i yıkayan hoca babamı çağırıp Mahir’deki güzelliklere onun da şahit olmasını istedi. Çünkü şehadet getirdiği parmağı hala bozulmamıştı” dedi.

    Konuşmaların ardından Türkiye-İran erkek ve bayan müsabakaları yapıldı. İlk iki mücadele sonrasında rakiplerini yenen Türk sporculara ödülleri verildi.

  • AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal: “CHP adayı, sen önce genel başkan ol, sonrasına bakarız”

    AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin önce genel başkan olması gerektiğini belirterek “Cumhurbaşkanımızın karşısına ittifakla aday çıkarmak istediler. Çatıydı, kapıydı, pencereydi derken bu adayı çıkaramadılar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceklerini anladıklarında bari meclisle ilgili bir çalışma yapalım, milletvekilliği seçimi için bir ittifak kurdular” dedi.

    Afşin ilçesinde partililerle bir araya gelen AK Parti Sözcüsü ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin genel başkanıyla ilgili sözlerini hatırlattı. “Sen önce genel başkan ol” diyen Ünal, “Cumhurbaşkanımızın karşısına ittifakla aday çıkarmak istediler. Çatıydı, kapıydı, pencereydi derken bu adayı çıkaramadılar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceklerini anladıklarında bari meclisle ilgili bir çalışma yapalım, milletvekilliği seçimi için bir ittifak kurdular” diye konuştu.

    Ünal, eleştirilerine şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı adaylarına gelin beraberce bir bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı genel başkanıyla ilgili ne söyledi? Küçük hesaplar, şahsi çıkarlar diyorum ya. Mesele memleket meselesi olmayınca, mesele kişisel kavgalar olunca bakın nasıl oluyor? CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kendi genel başkanıyla ilgili ne dedi? ‘Çıkacaksın yenileceksin. Çıkacaksın yenileceksin. Sekiz defa yenileceksin, vazgeçmeyeceksin, böyle bir şey olmaz’ dedi. Peki, CHP’nin sekiz defa yenilen genel başkanının karşısına genel başkan adayı olarak çıkan bu kişi yenildi mi? Yenildi. Kime yenildi? Cumhurbaşkanımızın karşısında sekiz defa seçim kaybetmiş genel başkanının karşısında seçimi kaybetti. Bir kere çıktı kaybetti, iki kere çıktı kaybetti. Şimdi çıkmış diyor ki ‘Ben Cumhurbaşkanı olacağım.’ Bu size komik gelmiyor mu? Sen önce bir genel başkanı ol, ondan sonra bakarız. Yetmiyor bu ülkenin Afrin kahramanına, 15 Temmuz kahramanına, bir generale senin apoletlerini sökerim, diyor. Sen kimsin ya! Sen kimin apoletlerini söküyorsun? Bunu sana Amerika’dan arayıp ismini açıklayamadığın yetkili mi söyledi? Sen onların talimatıyla mı iş yapıyorsun? Sen hangi devletin, hangi Türkiye Cumhuriyeti bireyi olarak böyle bir ifade kullanabilirsin?”

    Büyük değişimlerin büyük liderlerle olacağını belirten Ünal, “Tarihi değişimler büyük liderlerle gerçekleştirilir. Büyük liderlerle büyük teşkilatlar yol yürür. Bugün burada bulunan sizler Recep Tayyip Erdoğan’la yol yürüyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşlarısınız. O yüzden büyük düşünmek zorundasınız. Küçük hesaplar yapamayız kardeşlerim.” şeklinde konuştu.

  • OSB Başkalığına Mahir Can seçildi

    Kilis Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanlığına Mahir Can seçildi.

    OSB’de müteşebbis heyeti Kilis Valisi Mehmet Tekinarslan başkanlığında toplandı. Yönetim kurulu ve denetim kurulunun raporlarının okunmasından sonra raporlar ibra de edildi. Daha sonra beş kişilik OSB yönetim kurulu seçimine geçilerek oylama yapıldı. OSB Yönetim kuruluna Mahir Can, Cesur Türkmen, Ali Tohumcu, Osman Çolak ve Mehmet Sakar getirildi. Yönetim kurulu kendi aralarında toplantı yaparak Mahir Can’ı OSB Başkanlığına seçti.

  • Mahir Ünal: “Kılıçdaroğlu ağır bir Erdoğanfobia yaşıyor”

    AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Kılıçdaroğlu ağır bir Erdoğanfobia yaşıyor. Bu Erdoğanfobia’nın geldiği nokta Erdoğan düşmanlığı, Erdoğan korkusu onda Türkiye düşmanlığına dönüşmüş durumda” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Merkez Yürütme Kurulu toplantısında ele alınan konulara ilişkin bilgi verdi. CHP’nin OHAL’e karşı oturma eylemine ilişkin konuşan Ünal, “Yine her zaman olduğu gibi hem CHP Genel Başkanı hem de sözcüleri parmaklarını sallayarak, tehdit ve hakaret içeren, artık alışılagelmiş rutin hakaretlerini, yalanlarını sıraladılar” diye konuştu.

    “HDP milletvekilleri Selahattin Demirtaş’ı 7’kez ziyaret ederken, CHP milletvekillerinin 17 kez ziyaret etmiş”

    CHP’nin OHAL’e karşı yaptıkları oturma eyleminde dikkat çeken hususları ifade eden Mahir Ünal, “İstanbul İl Başkanının konuşmasında tutuklu milletvekilleri için ‘rehin’ ifadesini kullanması, CHP Genel Başkan Yardımcısının Deniz Gezmiş ve Selahattin Demirtaş benzetmesi. HDP milletvekilleri Selahattin Demirtaş’ı 7’kez ziyaret ederken, CHP milletvekillerinin 17 kez ziyaret etmiş olmaları ve HDP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’na Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmesi konusundaki teklifleri… Aslında bütün bunlar anlaşılabilir ve izah edilebilir hususlar. Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun parka ve postal giydiği günleri de yad etmesini de buraya eklemek gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Marksist-Leninist örgütlerin HDP ile bağlantılarından bahseden ve terör örgütlerinin ortak özelliğinin ise Marksist-Leninist örgütler olduklarını ve Stalinist yöntemleri kullandıklarının görüleceğini söyleyen Mahir Ünal, “Bu örgütlerin sorunların çözümünü siyaset olarak değil, silahlı mücadele olarak gördüklerini, bu yüzden bütün dünyada terör örgütü olarak nitelendirildiklerini biliyoruz. Burada yeni olan şey, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin yeni Marksist-Leninist angajmanlarıdır. Yani CHP’nin HDP ile olan, CHP’nin PYD ile PKK ile PKK ile DHKP-C ile ortak angajmanlarını bizim doğru anlayabilmemiz ve İstanbul İl Başkanının HDP ağzı ile rehin alınma ifadesini kullanmasını ya da CHP Genel başkan yardımcısının Deniz Gezmiş-Selahattin Demirtaş özdeşimini oluşturması. Burada bir noktada geriye gitmek lazım, bir şeyi unutmayalım, Kemal Kılıçdaroğlu’nun içinden geldiği geleneğin 1974 yılında, parkalı ve postallı arkadaşlarının biliyorsunuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na nasıl karşı çıktıklarını, ‘yaşısın bağımsız, birleşik Kıbrıs’ diye slogan attıklarını o dönemde rahmetli Ecevit ve Erbakan’a nasıl karşı çıktıklarını da biliyoruz. Biz Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin Atatürk ile ve CHP geleneği ile bağını kopardığını söylerken kastımız budur” ifadelerini kullandı.

    Marksist-Leninist yapıdan yerli ve milli duruş beklemenin hayal olacağını kaydeden Ünal, “CHP’nin eylemlerini, protestolarını, sisteme, devlete karşı duruşunu, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti Devletine dönük pozisyonunu, kutsallara, değerlere karşı aldığı tavrı ve açıklamaları da buradan okumak gerekir” açıklamasında bulundu.

    “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin tek bir eleştirisini duymamışsınızdır”

    Amerika, Fransa ve İngiltere’nin Suriye’ye karşı yaptıkları ortak harekata karşı Türkiye’nin destek verdiğini kaydeden Mahir Ünal, “Ama bu bizim ABD’nin YPG-PYD ile işbirliğini onayladığımız anlamına gelmiyor. Biz Suriye’de çözüme destek veren her türlü eylemin yananda olduğumuzu, çözüme katkı sunmayan eylemlerin de karşısında olduğumuzu hep ifade ettik. Diktatör oğlu diktatör olan ve Suriye’de 1 milyondan fazla insanı kimyasal veya konvansiyonel silahla katletmiş olan, 6 milyondan fazla insanı mülteci durumuna düşüren, bir dönem ‘ben değişeceğim, reform yapacağım’ diyerek bizimle yakınlaşan ve halkına silah sıktığını görünce mesafe koyduğumuz ve karşı durduğumuz ve sonra CHP’nin elini sıktığı Eset’e dönük bugüne kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin tek bir eleştirisini duymamışsınızdır. Ama aynı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının her 2 yılda bir seçime girmiş ve milli tarafından teveccüh görmüş Cumhurbaşkanımıza ve meşru hükümetimize dönük her türlü hakareti, yalanı, ağza alınmayacak hakaretleri bir alışkanlık haline getirdiğini görürsünüz. Bu durumun Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin karakteristik özelliğinden kaynaklandığını söylemeden geçemeyeceğim” dedi.

    “Bununla ilgili çok titiz bir çalışma yürütüyoruz”

    Uyum yasaları ile ilgili 13 Nisan’da Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında bir toplantı yapıldığını hatırlatan ve 19 Nisan’da da Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında bir toplantı gerçekleştirileceğini kaydeden Ünal, bu zamana kadar yapılan çalışmaların bir değerlendirmesinin yapılmasından sonra uyum yasalarının süratli bir şekilde TBMM sürecinin başlatılacağını kaydetti.

    Uyum yasalarının TBMM’ye sevk edilmeden önce MHP ile ortak bir çalışma yapılıp yapılmayacağı konusunun sorulması üzerine Ünal, “MHP ile birlikte oluşturduğumuz Milli Mutabakat Komisyonu ittifak yasası ile ilgili AK Parti ve MHP bünyesindeki komisyonların çalışmalarını değerlendirdi ve Anayasa Komisyonuna havale edildi, sonra da Genel Kurulda bu yasalaştırıldı. Şimdi yine aynı şekilde hem seçim sistemine dönük, yani seçime dönük bazı yeni düzenlemeler hem yürütmenin şekline dönük hem kamu personeli, ama burada üst bürokrasiye dönük bir çalışma yürütülüyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tamamen yeni bir bürokrasinin oluşması, yeni bir idari sistemin oluşması, yeni teamüllerin oluşması anlamına geliyor. Bununla ilgili çok titiz bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışma tamamlandıktan sonra tekrar Milli Mutabakat Komisyonunda ortak çalışmayı müteakip TBMM’ye gönderilecek” diye konuştu.

    100 bin imza ile adaylık konusuna ilişkin konuşan Ünal, “Bizim genel temayülümüz, cumhurbaşkanı adayı olan kişinin aynı zamanda milletvekili adayı olmaması yönünde. Yine genel temayülümüz 100 bin imza için noterlerin değil YSK’nın ilçelerde ve illerde bu konuda sorumluluk üstlenip genel bir çalışma yapması yönünde” dedi.

    “Ağır bir Erdoğanfobia yaşıyor”

    Temel Karamollaoğlu’nın AK Parti ve iktidara yönelik eleştirilerinin sorulması üzerine Ünal, “Bunları değerlendirmeye değer görmüyorum. Bu yapılan değerlendirmeler daha çok bir spekülasyon oluşturmak ve yeni tartışma alanı oluşturmak ve bunlar üzerinden de siyasal bir konum oluşturmak üzere bu dil ve söylem görülüyor. Bunlar Temel Karamollaoğlu’nun kendi siyasi değerlendirmeleridir” açıklamasında bulundu.

    Kılıçdaroğlu’nun döviz kurlarındaki dalgalanmanın dış güçler tarafından yapılmadığı yönündeki ifadesinin hatırlatılması üzerine Mahir Ünal, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun dili ve söylemi çok açık ve net Türkiye karşıtı dil ve söylem. Buradaki temel sorun şu, Kılıçdaroğlu ağır bir Erdoğanfobia yaşıyor. Bu Erdoğanfobia’nın geldiği nokta Erdoğan düşmanlığı, Erdoğan korkusu onda Türkiye düşmanlığına dönüşmüş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün kurumlarının meşruiyetini tartışmalı hale getiren Kılıçdaroğlu’nun ‘Türkiye’ye yatırım yapmayın’ demesini de gayet normal karşılıyorum. Bu yıkıcı söylem bir muhalefet değil, açık bir düşmanlık şekilde kendisini gösteriyor. Siyasette muhalefet olur ama milli meselelerde mutabakat olur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı muhalefet değil, milli meselelerde de hiçbir zaman mutabakat içinde olduğu hiçbir zaman görülmemiştir” ifadelerini kullandı.