Etiket: Mağdurları

  • Banka mağdurları dikkat

    Bursa Barosu, ”12 Bankaya Karşı Üç Kat Tazminat (Kartel Tazminatı) Paneli” düzenledi.

    Avukatların ilgi gösterdiği panel, Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Panelistler Prof. Dr. Şebnem Akipek Öcal, Yrd. Doç. Dr. Kerem Can Sanlı ve Mustafa Oğuzcan Bülbül, avukatlara bilgi verdi. Prof. Öcal, son dönemde 12 bankanın kartel oluşturmasıyla ilgili önemli bir durumun Türk hukukunun karşısına çıktığını söyledi. Rekabet Kurulu tarafından 12 banka hakkında somutlaştırılmış şekilde kartel tespit edildiğini aktaran Prof. Öcal, “Bahse konu 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartları hizmetleri bakımından ortak fiyat tespitine giderek rekabet ihlali gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla mevduat için getirilen faiz de dahil olmak üzere, kredi ve kredi kartı faizleri bakımından bankaların aralarında uzlaşarak sınırlama getirmeleri söz konusudur. Ancak kararda açıkça kredili mevzuat hesapları bakımından haksız rekabet oluşturacak şekilde bir uzlaşma olmadığı hususu vurgulanmıştır” dedi.

    Prof. Öcal, söz konusu 12 bankanın sektördeki payları incelendiğinde 2011 yılı itibarıyla aktif payları toplamının bütün bankacılık sektörünün yüzde 91,02’sini oluşturduğunu vurguladı. Bankalar arası rekabeti belirleyen en önemli unsurun faiz olduğunu ifade eden Prof. Öcal, şöyle devam etti;

    “Bankalar, aralarında uyumlu eylem kararı almışlar ve bu yolla haksız rekabete yol açılmıştır. Rekabet Kanununun 57. maddesi, bankaların kartel oluşturması durumunda tazminat hakkı düzenliyor. Hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da neden olanların elde ettiği karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. Bankaların kartel oluşturmasına karşı, banka müşterisi tüketici ise tüketici mahkemeleri, tacir ise ticaret mahkemeleri, kamu kurumu ise asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. Rekabete aykırı davranmak suretiyle on iki bankanın haksız bir fiil işlemiş olduğu açıktır. Bankalar arasında bu nedenle müteselsil sorumluluk (borca karşı olan sorumluluk) bulunmaktadır. Hatta on iki banka dışındaki banka müşterilerinin de bu on iki bankaya yönelerek tazminat talep etmesi mümkündür.”

    Rekabet Kurulunun kararı tazminat davalarını kolaylaştırdı

    Yrd. Doç. Dr. Kerem Can Sanlı ise Rekabet Kurulunun on iki bankanın rekabet hukukunu ihlal ettiğine dair karar vermiş olmasının, bu ihlalden zarar görenlerin üç katı tazminat davası açmasını kolaylaştırdığını aktardı. Sanlı, “Bu karar çerçevesinde müşterilerin hukuka aykırılığı ve bankaların kusurlu davranıp davranmadığını ispatlamalarına gerek yoktur. Karara göre ihlale katılan bankadan, ihlal konusu hizmeti aldığını ortaya koymaları, tazminat davası açılması açısından yeterli görülebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, her bir bankanın, sayılan tüm hizmetleri konu alan anlaşmaya, tüm süre boyunca katılmamış olmalarıdır. Karar her bir banka özelinde farklı değerlendirmeler içermektedir. Dolayısıyla dava açacak olan tüketicilerin kararı iyi okumaları ve müşterisi oldukları bankanın, hukuka aykırı davranışa katılıp katılmadığı, katıldıysa hangi süre içerisinde hangi hizmet açısından anlaşmaya taraf olduğunu tespit etmesi gerekmektedir” diye bilgi verdi.

    Rekabet Kurulu eski çalışanı Mustafa Oğuzcan Bülbül, banka kartellerine yönelik tazminat davalarına konu olacak zararın ortaya çıkışı ve bu zararın hesaplanma yöntemlerini anlattı.

  • Halep’ten kaçan mağdurları İHH karşılıyor

    Halep’ten göç eden 4 bini aşkın mağduru, İHH İnsani Yardım Vakfı ekipleri karşıladı.

    Rusya, İran ve rejim askerleri tarafından son haftalarda artan Halep saldırıları dünya gündeminin en üst sıralarında yer almaya devam ediyor. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın “Halep’e Yol Açın” konvoyu ile gündemin merkezine yerleşen Halep’te ise ölümler ve mağduriyetler devam ediyor.

    80 bin kişilik çadır kent inşa ediliyor

    Buna yönelik Türkiye’nin arabuluculuğu ile sağlanan ateşkeste zaman zaman aksaklıklar yaşansa da tahliyeler devam ediyor. Bölgede bulunan İHH ekiplerinin aktardığı bilgilere göre, şimdiye kadar 4 bin kişiden oluşan 5 grup geldi ve 6’ncı grup da yola çıkmak için hazırlık yapıyor. Güvenli bölgede ise mağdur ve yaralıları İHH ekipleri karşılıyor. Yaralıların ambulanslarla Türkiye’ye taşındığını bildiren İHH ekipleri, ayrıca İdlip’te 80 bin kişilik çadırkent inşasına başladı. Kızılay ve AFAD ile birlikte inşa edilen çadır kente, Halep’ten tahliye edilen mağdurlar yerleştirilecek.

    Acil ihtiyaç listesi kabarık

    80 ile 100 bin arasında insan göçünün beklendiğini ve bunlar için acil ihtiyaç listesi hazırladıklarını belirten bölgedeki İHH yetkilileri, yardımların hangi dernekle, hangi kurumla olursa olsun acil olarak bir an önce yapılması gerektiğini ifade ediyor. Hazırlanan liste şu şekilde: “15 bin çadır ve hasır, 200 bin battaniye ve yastık, 100 bin sünger yatağı, 100 bin kışlık elbise (mont, bere, çizme, atkı, yağmurluk), 100 bin hijyen paketi ve 100 bin de gaz sobası.”

    Başkan Bülent Yıldırım bölgede

    Tahliye, acil yardım ve çadırkent çalışmalarını yerinde incelemek için konvoydan ayrılarak İdlip’e giden İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, “Halep’ten gelecek kardeşlerimiz için çadır seferberliği ilan ediyoruz. Lütfen herkes sınıra çadırlarıyla gelsin” dedi.

    Başkan Yıldırım, “200 dönümlük bir araziye kuracağız çadır kentimizi. Bu kentimizde, bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için lazım olan her şeyi karşılamaya çalışacağız. Herkes birer tane çadır bularak buraya gelsin. Çünkü Türkiye’de de buradaki ihtiyacı karşılayacak kadar çadır yok. Bu nedenle kampanyamızı bu şekilde yapalım. Herkes bir ailenin kalabileceği şekilde bir çadır alarak buraya gelsin. Bu çadırlarda belki bir şehit ailesi kalacak belki de bir yetim kalacak. Bu belki de sizlerin ve bizlerin cennete gidebilmesi yönünde güzel bir kapı aralayacak. Ne yapın edin buraya mutlaka gelin. Ya uçakla gelin, ya da kara yolu ile gelin. Ama bu insanların yanında olun. Cumartesi günü saat 11.00’da tüm kardeşlerimizi Cilvegözü sınır kapısına bekliyoruz.”

    Öte yandan Konya’dan ayrılan “Halep’e Yol Açın” konvoyunun da akşam saatlerinde Hatay’a ulaşması planlanıyor.

  • Çadır-Lunga’da sel mağdurları yeni evlerine TİKA desteği ile kavuştu

    Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Yeri Çadır Lunga Kasabası’nda sel baskını sonucu evlerini kaybeden aileler, Başbakan Binali Yıldırım’ın talimatları doğrultusunda inşaatı TİKA desteği ile tamamlanan yeni dairelerine kavuştu.

    Gökoğuz Yeri Çadır Lunga Kasabası’nda 13 Haziran 2016 tarihindeki yoğun yağışlar sonucu oluşan sel baskınında evleri yıkılan 15 aileye, TİKA tarafından yapılan evlerin anahtarları törenle teslim edildi. Törene Gökoğuz Yeri Başkanı İrina Vlah, T.C. Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç, TİKA Kişinev Koordinatörü Canan Alpaslan, Çadır Lunga Belediye Başkanı Anatoli Topal ile çok sayıda üst düzey temsilci katıldı.

    Törende söz alan Gökoğuz Yeri Başkanı İrina Vlah, sel felaketi sonrasında Türkiye ziyareti kapsamında Başbakan Binali Yıldırım ile görüşmelerinde gündeme gelen konut desteğinin çok kısa bir sürede gerçekleştiğini görmekten duyduğu heyecanı ve memnuniyeti dile getirdi. Başkan Vlah, Çadır Lunga sakinlerinin mağduriyetlerinin giderilmesinde gösterilen hassasiyet, samimiyet ve titizlikten ötürü Türkiye Başbakanına ve TİKA’ya en derin teşekkürlerini ifade etti.

    Çadır Lunga Belediye Başkanı Anatoli Topal ise TİKA’ya teşekkürlerini sunarak, Türkiye’nin, Gökoğuzların zor zamanlarında daima yanlarında olduğunu ve Türk halkının Gökoğuz halkının gerçek dostu olduğunu vurguladı. Çadır Lunga kasabasında sel baskınlarından doğan mağduriyetlerin uzun vadede önüne geçilmesi amacıyla taşkına sebep olan Stratan Nehri’nin ıslahına ilişkin TİKA desteğiyle başlatılan çalışmaların ilerleyen dönemlerde tamamlanması planlanıyor.

  • Kurtulmuş: “FETÖ mağdurları lafı algı operasyonunun bir parçasıdır”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘FETÖ mağdurları’ diye çıkarılan lafın algı operasyonunun bir parçası olduğunu belirterek, “FETÖ mağduru yoktur, FETÖ’nün mağdur etmeye çalıştığı 79 milyon vatan evladı var” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Düzce Genç Eller Derneği tarafından düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi Şehitler Gecesi’ne katıldı. Program, 15 Temmuz gecesi ile ilgili hazırlanan sinevizyon gösteriminin izlenmesiyle başladı. Sinevizyon gösterimi sırasında şehit yakınları gözyaşlarını tutamadı.

    Programda konuşan Kurtulmuş, “Son zamanlarda FETÖ mağdurları diye bir laf çıktı. Açık söylüyorum bu algı operasyonun bir parçasıdır. Eğer bir mağduriyetten bahsedeceksek, 248 şehidi ne yapacağız? 2 bin 194 gazimizi ne yapacağız, eğer bir mağduriyet varsa o da FETÖ’nün mağdur etmeye çalıştığı 79 milyon vatan evladıdır. Buna karşı uyanık olun. FETÖ mağdurları lafının bir edebiyat olarak kullanılmasına müsaade etmeyin. Haksızlık yapılanlar oluyor mu, oluyor. Ama onlarda düzeltiliyor. Bir kısmı da karda yürüyüp iz belli etmedi. O karda yürüyüp izi olmayanlar varda, onlarda rahat olduklarını zannetmesinler. Her kim bu eşkıya çetesinin yanında, içinde, kenarında bunlarla irtibatlıyla korksun, çekinsin. Hepsinden hesap soracağız, hepsinin burnundan fitil fitil getireceğiz” dedi.

    Bu toprakların böyle bir din anlayışı görmediğini dile getiren Kurtulmuş, “Bir din anlayışı var buna benzer de, onlara da hakaret olur diye söylemiyorum. Hani bir zamanlar haşhaşiler diyorduk ya, Hasan Sabbah’ın müritleri diyorduk ya, vallahi bunlar Hasan Sabbah’ın müritlerini bile aratıyorlar. Hasan Sabbah’ın müritleri bile bunların yanında zemzem de demesem de, kireçli suyla yıkanmış adamlardı” diye konuştu.

  • DÜ’deki FETÖ yapılanmasının mağdurları ortaya çıkmaya devam ediyor

    Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Ümit Serkan Ekmekçiler’in sözleşmesi, 2010 yılında üniversitedeki FETÖ’cüler tarafından sudan sebeplerle sona erdirildi. Haksızlığın ardından hukuk yollarına başvuran Ekmekçiler, ikinci şoku hukuk kanallarında yaşadı. Davası İkinci İdare Mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nden reddedilen Ekmekçiler’in davalarına bakan İkinci İdare Mahkemesi hakimi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, FETÖ operasyonları kapsamında ihraç edildi.

    Ümit Serkan Ekmekçiler, 1995 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak işe başladı. 2010 yılına kadar üniversitede öğretim elemanı olarak görev yapan Ekmekçiler, bu sürede önce yüksek lisansını tamamladı, ardından 2006 yılında ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde iktisat alanında doktora programına başladı. Ekmekçiler’in İstanbul Üniversitesi’ndeki doktora programı devam ederken, Dicle Üniversitesi’nden gelen bir evrakla hayatı karardı. Kendisine gelen evrakta sözleşmesinin uzatılmadığını öğrenen Ekmekçiler, ikinci şoku sözleşmenin uzatılmamasının nedenlerini okurken yaşadı. 2010 yılına kadar önce yüksek lisansını tamamlayan ardından doktora programına başlayan Ekmekçiler’le sözleşmenin uzatılmamasının gerekçesi, hiçbir bilimsel yayınının olmaması ve doktoraya, hatta bırakın doktorayı yüksek lisansa başvuracak yeterli puanları alamamış olması gösterildi. Bunun ardından hakkını hukuk yollarında arayan Ekmekçiler, ilk olarak ikinci idare mahkemesine başvurdu. Mahkeme süresince doktorasını tamamlayan Ekmekçiler, geçici belgeyi mahkemeye sunmasına rağmen göreve iade edilmedi. Bunun ardından Danıştay’a başvuran Ekmekçiler, buradan da ret cevabı almasının üzerine iç hukuk yollarındaki son çare olan Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi’nden de ret cevabı alan Ekmekçiler’in tüm hayali sona erdi.

    FETÖ’cüler devletin en kılcal damarlarına girmiş

    Davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımaya hazırlanan Ekmekçiler, son dönemde düzenlenen FETÖ operasyonlarında kendine kumpas kurulduğunu anladı. Üniversitedeki FETÖ’cüler tarafından görevine son verildiğini bilmesine rağmen hukuk kendisine kapanmasına bir anlam veremeyen Ekmekçiler, yaptığı araştırmada, ikinci idare mahkemesi de aleyhine kara veren hakim ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nde aleyhine karar veren üyelerin FETÖ operasyonları kapsamında ihraç edildiğini öğrendi. Ekmekçiler, iç hukuk yollarını tükettiği için son çare olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaya karar verdi.

    Başından geçenlerle ilgili İHA muhabirine konuşan Ekmekçiler, 1995 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi-Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladığını söyledi. İlerleyen süreçte yüksek lisansını tamamladığını aktaran Ekmekçiler, 2010 yılına kadar Dicle Hukuk Fakültesi Bölümü’nde öğretim elemanı olarak görev yaptığını söyledi. Ekmekçiler, “2010 tarihinde bölüm başkanının talebi üzerine yazılan rapor doğrultusunda geçekleri çok yansıtmayan bir rapor olmakla beraber, sözleşmem uzatılmadı üniversite yönetimi tarafından. Sözleşmemin uzatılmama gerekçesi hiçbir bilimsel yayınımın olmaması ve doktoraya, hatta bırakın doktorayı yüksek lisansa başvuracak yeterli puanları alamamış olmamdı. Bununla beraber ben 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde iktisat doktora programına başlamıştım. Tabi burada dikkat çeken husus şu 2010 yılında doktorayı bırakın yüksek lisansa başvuracak puanları alamamam gerekçesi ile işime son verildi. Fakat ben 2006 yılında 4 yıl önce yani İstanbul Üniversitesi’nde iktisatta doktora programına başlamıştım. Bu programı 2011 yılında başarıyla tamamladım. 2010 yılında sözleşmem uzatılmadığı için ben mahkemeye başvurdum. Haklarımı geri alabilmek için mahkeme süreci devam ederken doktorayı tamamladım. İdare mahkemesine doktora diplomamı geçici mezuniyet belgemi mahkemenin seyrini yüzde yüz etkileyeceği düşüncesi ile teslim ettim. Buna rağmen ikinci idare mahkemesi bunu göz ardı etti. Üniversite lehine davayı sonuçlandırdı yerel mahkeme. Bu arada ben bilimsel çalışmaları içeren bir bilgi yazısını da mahkemeye iletmiştim. Fakat bütün bunlara rağmen idare mahkemesi benim haksız olduğum kararına vardı. Tabi yasal süreçleri işletmeye devam ettik. Bu hukuksuzluğun giderilmesini umarak bu vesileyle daha sonra Danıştay’a bu konuda bir başvurumuz oldu. Danıştay’da yapılan inceleme sonucunda da yerel mahkemenin kararının yerinde olduğu onanması gerektiği ve itirazımızın reddedilmesi kararı çıktı. Buda tabi bizi ciddi anlamda umutsuzluğa sevk etti, çünkü hukuksuz bir işlemin en azından Danıştay’da düzeltileceği umudunu taşıyorduk. Tabi iç hukuk yollarını tüketmemiz gerektiği için bütün bu yaşadıklarımızdan sonra çok bir beklentimiz olmamakla beraber anayasa mahkemesine başvuruda bulunduk. Anayasa Mahkemesi de bizim başvurumuzu reddetti. Tabi bunun sonucunda artık herhangi bir hukuksal beklentimiz kalmadı. Artık bundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak durumundayız. Orada daha hukuki bir inceleme yapılacağını umuyoruz” dedi.

    Öğretim görevlisiyken optikçi oldu

    2010’dan itibaren ciddi mağduriyetler yaşadığını kaydeden Ekmekçiler, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Üniversite tabi bu bahsettiğim mahkeme süreçleri 6 yıl sürdü. Basit bir dosya ve birkaç dilekçeden oluşan dosyanın incelenmesi ve sonuca ulaşılması tam 6 yıl sürdü. Bu 6 yıl süresince ciddi mağduriyetler yaşadık, ben 15 yıl yaptığım meslekten uzaklaştırıldım ve ticaretle uğraşmak durumunda kaldım. Tabi bu mahkeme süreçlerinin oluşmasına sebep olan durumun kaynağı üniversitedeki yapılanmanın olduğu düşüncesindeyim çünkü bu kararların altında imzası olan üniversite üst yönetiminin tümü FETÖ/PDY örgütü üyesi olma suçuyla açığa alındığı hatta tutuklananlar olduğu. Bu terör örgütünün bir eylemi olduğunu düşünüyorum açıkçası bütün bu uygulamaların. Tabi yasal süreç sonuçlandıktan sonra bu örgütte gün yüzüne çıkarıldıktan sonra basından takip ettiğim kadarıyla isimlere oradan ulaştım. Benim ikinci idare mahkemesinde dosyama bakan hakim itirazım sonucu Danıştay’da dosyamı inceleyen tetkik hakimi ve Anayasa Mahkemesi’nde dosyamı reddeden iki Anayasa Mahkemesi üyesinden biri FETÖ/PDY örgütü olma gerekçesi ile açığa alındı. Tutuklanıp ya da tutuklanmadıklarını bilmiyorum doğrusu buda bize bu yapının ne kadar organize çalıştığını göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Şu an tabi daha öncede bahsettiğim gibi üniversiteden ayrıldıktan sonra ticaretle uğraşmak zorunda kaldım. Şuan optik işi uğraşıyorum halen. Bu süreci takip ediyoruz sonuçlarını da merakla bekliyoruz.”