Etiket: Mağduriyet

  • “Sağlıkta ’erkek olmak’ mağduriyet nedeni”

    Ürolog Hüseyin Serhat Kerman, erkeklerin “ayıplanma ve alay konusu olma” gibi nedenler yüzünden cinsel sorunlarına çözüm arayamadıklarını söyledi. Bu yüzden de kendi kendilerinin doktoru olmaya kalkıp, bilinçsiz ilaç kullandıklarını belirten Opr. Dr. Kerman, “Kadınlar daha şanslı. Örneğin; ikisi de silikondan imal edilen meme protezi normal karşılanırken, erkeklerde eksiklik giderici penis ve testis protezleri kabullenilmiyor, ayıp sayılıyor” dedi.

    Erkek cinsel sağlığının göz ardı edilmesinin önemli bir toplumsal sorun olduğunu belirten Kent Bayraklı Tıp Merkezi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Kerman, hemcinslerinin yaşadığı çaresizliğe dikkat çekti. Erkeklerin kısırlıktan iktidarsızlığa kadar yaşadıkları sağlık sorunlarında ya da belirli yaşlarda yaptırmaları gereken tarama testleri konusunda kadınların yanına bile yaklaşamadıklarını belirten Opr. Dr. Kerman, “Çiftler çocuk sahibi olamadığında jinekoloğa gidiyor, erkek faktörünün araştırmasını da jinekolog yapıyor” dedi.

    “Ayıplanma, alay konusu olmak korkusu var”

    Op. Dr. Kerman, “Ataerkil bir toplum olarak kabul edilen ülkemizde, kadın olmanın zorlukları ön plana çıkmasına rağmen, erkekler cinsel sağlık sorunlarını dile getirme konusunda kadınlara göre bir hayli geride kalmaktadırlar. Nedense erkeklerin cinsel sağlığı ile ilgili hastalık ve bozuklukları her zaman göz ardı edilmektedir. Ayrıca toplum bu yarayı, ayıplama, kabullenmeme gibi dürtülerle körüklemektedir. Toplumumuzda, erkek hastalıkları ve cinsel eksiklikler espri konusu yapılarak, erkek kendi doktoru yapılmakta, bu da hastalıkların ilerlemesine ve bilinçsiz ilaç kullanımına yol açmaktadır. İkisi de silikondan imal edilen, kadınlarda sadece görsel amaçlı kullanılan meme protezleri normal karşılanırken, erkeklerde görsellik dışında, eksiklik giderici penis ve testis protezleri kabullenilmemekte hatta toplum tarafından ayıplanmaktadır. Başka bir açıdan, çiftlerin çocuk sahibi olamama durumu kadın kadar erkek ile de alakalı olabileceği halde, her zaman erkek faktörü bir kenara atılıp, öncelikle, hatta sadece kadın muayene ettirilmektedir. Kadın sağlam olsa da, erkek faktörünün araştırılması, jinekoloji uzmanları tarafından yapılmakta, çoğu zaman temelde erkeğe ait olabilecek önemli hastalıklar araştırılmadan, kısırlık tedavisi ciddi mali külfet de getiren tüp bebek merkezlerinde sonuçlanmaktadır” dedi.

    Öte yandan özellikle kanserin erken tanısında tarama testlerinin önemli olduğunu ancak bu konuda uygulamaların kadından yana olduğunu kaydeden Opr. Dr. Kerman, “Kadınlarda yıllık kanser tarama testleri, devlet destekli sağlık birimleri tarafından, ciddi protokollerle yapılırken, erkekler göz ardı edilmektedir. Çoğu erkeğin 40 yaşından sonra prostat kanseri riski olduğundan ve bunun ilerleyen yıllarda yüksek oranlara ulaştığından haberi yoktur. Sonuç olarak toplum sağlığı açısından, Türkiye’ de erkeklere, kendilerini bekleyen bilinmeyen ve kabullenilmeyen hastalıkları konusunda ciddi şekilde devlet ve medya destekli eğitim ve programlar uygulanmalıdır. Özel sağlık sigortaları kadınların her türlü hormon tetkiklerini karşılarken, erkeklerde karşılamıyor. Erkeklere de aynı haklar tanınmalı” diye konuştu.

  • Fatma Şahin’den Akşener’in iddialarına cevap: “Kimse mağduriyet üretmesin”

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çöp kamyonu ile yolunun kesildiği iddialarına ilişkin, “Kimse mağduriyet üretmesin” dedi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Gaziantep Emniyet Müdürlüğünden konuya ilişkin basın açıklamasını da paylaştı. Şahin açıklamasında, “Gaziantep’te her mitingde İl Emniyet Müdürlüğümüz tarafından kamu araçları kullanılarak yapılan rutin bir güvenlik uygulamasından kimse mağduriyet üretmesin” dedi.

    Fatma Şahin açıklamasında İl Emniyet Müdürlüğü’nün paylaştığı açıklamasının yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın Gaziantep mitinglerinde aynı yolda alınan güvenlik tedbiri ile ilgili fotoğraflara da yer verdi.

  • (Özel) Çocuklarını Haczeden Babalardan “Mağduriyet Birliği”

    Eşlerinden boşandıktan sonra çocuklarını ancak icra ile haczederek görebilen babalar, Babasız Bırakılan Çocuklar, Çocuksuz Babalar Derneği adıyla İzmir’de yeni bir oluşuma imza attı. İki oğlunu icra ile haczeden baba İbrahim Aksoy’un Down sendromlu oğlu Berkay, “Ben babayım, ziyaretçi değil” yazılı tişörtü ile “Babamı görmeyeli çok olmuştu. Bugün yanında olmak istiyorum” dedi.

    Eşlerinden boşandıktan sonra çocuklarının velayeti eski eşlerine verilen babaların çoğu, mahkemelerin verdiği “görüş günü” kararını uygulayamıyor. Mahkemelerin verdiği süre zarfını gözeterek çocuklarını görmek isteyen babalar, eski eşlerinin çocuklarını göstermemesi nedeniyle mağdur olabiliyor. Evlatlarını ayda iki kez ya da haftada bir kez görmeye razı olan babalar, bunu başaramayınca çocuklarını icra yolu ile haczederek görebiliyor. İcra işlemleri sırasında pek çok bürokratik sorunla karşılaşan babalar, hem her “görüş gününde” maddi bir külfetin altına giriyor, hem de tüm bu çabaya rağmen yine de çocuklarını göremeyebiliyor. Uzun yıllar çocuklarını haczederek gören babalar, diğer mağdur babalara maddi ve manevi destek vermek amacıyla yeni bir dernek kurdu. Babasız Bırakılan Çocuklar, Çocuksuz Babalar Derneği hakkında açıklama yapan babalar, yanlarında sadece çocuklarının fotoğraflarını getirebilirken, 6 yıldır çocuklarını icra ile gören İbrahim Aksoy ise iki oğluyla birlikte geldi. Down sendromlu oğlunun üstünde “Ben babayım, ziyaretçi değil” yazılı tişört bulunan baba Aksoy, çocuklarının “Sadece babamızın yanında olmak istiyoruz” sözleri üzerine gözyaşı döktü.

    “BİZ BABAYIZ”

    Kendisinin de mağdur babalardan biri olduğunu söyleyen İbrahim Aksoy, “2009 yılındaki boşanma sürecinde birçok sorun yaşadım. Bu sorun sadece benim sorunum değil, toplumun sorunu. İki evladım var. Mahkeme daha başlamadan, çocukları görüşümü kısıtlayan bir karar alındı. Çocuklarımı ayda iki defa görme izni verildi. Bu mahkeme kararına uymaya çalıştım ancak bu sefer eski eşim mahkeme kararını uygulamaktan kaçındı. Çocuklarımızı ancak icra yoluyla haczederek görebileceğimizi gördük. İcra işlemlerine başladık ancak bu süreç, oldukça bürokratik ve maddi külfeti olan bir süreç. Tüm işlemleri yaptırsanız dahi çocukları göremeyebiliyorsunuz. Biz baba olmaya çalışırken, baba olmamızı engelleyen bambaşka bir dünya var. Biz babayız. Baba olmak, ayda iki defa çocuğu görmek midir? Bu hak mıdır, adalet midir? İki ayda bir zaten göremiyoruz. Görmeye çalıştığımız zaman önümüze engeller çıkıyor” dedi.

    “DÜN HACZETTİM, BUGÜN TESLİM EDECEĞİM”

    Aksoy, en büyük sorunlarının 6284 Sayılı Kanun olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “6284 Sayılı Kanuna istinaden ‘rahatsız oluyoruz’ dendiği zaman bittiniz. 6 ay yaklaşamıyorsunuz. Bu kanun anneler tarafından çocuklarımızı görmemizin engellenmesi için kullanılıyor. Eski eşimizi görmeyelim, yaklaşmayalım ama çocuklarımızın günahı nedir? Çocukların hakları neden ihlal ediliyor? Çocuklar artık ruhen de bozulmaya başlıyor. Çocuk babası onu terk etti diye düşünüyor. Bu da ayrı bir yıkım. Daha gelişim aşamasında üst üste darbe alıyor. 2010 yılından beri çocuklarımızı haczederek görebiliyorum. Dün sabah çocuklarımı haczederek aldım, bu akşam teslim edeceğim”

    “ÇOCUK İÇİN YIKIM”

    Çocukların haciz yolu ile babalarını görmelerinin onlar için de büyük yıkım oluşturduğunu ifade eden Aksoy, şunları söyledi: “Çocuklar haczedilirken orada olmuyorum ama bu hoş bir durum değil. Ben eski eşimin kapısına asla çıkmıyorum. Bu bir yıkım. Çocuğunuza, bir yabancıdan daha uzak oluyorsunuz. Siz benim çocuğumun yanına gidip sevebilirsiniz, onları ziyaret edebilirsiniz ama ben bunu yaptığım zaman suçlu konumunda oluyorum. Çocuklarımı haczetmem için işlemleri yapmam nedeniyle iş yerimden her ay iki defa izin almak durumundayım. İşyerinden izin alamayan baba çocuğundan mahrum kalıyor. İşlemlerin her aşamasında problem çıkabiliyor.”

    “NİCE ARKADAŞIMIZ İNTİHAR ETTİ”

    Sorunları kendi açılarından ziyade çocuklar açısından değerlendirdiklerini kaydeden Aksoy, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz, ‘babayız, bizim de hakkımız var’ diyerek yola çıktık. Avrupa İnsanları ve Çocuk Hakları Sözleşmelerinde her şey zaten açık şekilde belirtiliyor. Anne ve babanın çocuk üzerindeki hakları eşittir. Çocuklarımızın hakları, Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerle belirtilmiş. Biz kurduğumuz dernekle diğer babalara yardım etmek, onlara çözüm bulmak için kurduk. Nice arkadaşımız bu durum yüzünden psikolojisi bozularak intihar etti. İcra ile çocuğunu görebilecek olduğunu bilmeyen, hukuki süreci bilmeyen babalar var. Parası olmayan babalar var. Biz bu babalara maddi manevi destek olmak için çalışmaya başladık. Bireysel mücadele bir yere kadar ama güç birliği yaparak daha iyi sonuç alabileceğimizi gördük.”

    “BABAMIN EN ÇOK KENDİSİNİ ÖZLÜYORUM”

    Aksoy’un küçük oğlu Kaan Aksoy uzun aradan sonra gördüğü babası için “Babamız çok iyi. Bizi seviyor. Babamı bugünden önce en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. Bugün babamın sadece yanında kalmak istiyorum. Babamın en çok kendisini özlüyorum” derken, Aksoy’un büyük oğlu Down sendromlu Berkay Aksoy ise “Bugün babamla vakit geçirmek istiyorum. Babam bizi göremediği için üzülüyor. Babamı görmeyeli çok olmuştu. Bugün yanında olmak istiyorum” diye konuştu. Çocuklarının bu sözlerine dayanamayan baba Aksoy, onlara sarılarak gözyaşı döktü.

    “EŞYALARI BİLE İKİNCİSİ YOKSA HACZEDEMİYORSUNUZ”

    İnsanların, bir eşyayı bile ikincisi yoksa haczedemediğini söyleyen mağdur babalardan Mustafa Tokat da, şöyle konuştu: “Biz çocuklarımızı haczediyoruz. Ben eşimden ayrıldım ve baba-evlat bağını koruyabilmek için Trabzon’dan İzmir’e geldim. Temmuz ayından bu yana iki kızımı bir kez bile göremedim. Okuluna gitsem suç, sokağından geçsem suç, telefonla arasam suç. Çünkü 6284 Sayılı Kanun var. Hiçbir suçumuz olmamasına rağmen kadının beyanı ile rahatsız etmekle suçlanıyoruz. Biz babayız. Kurduğumuz derneğin kötü bir amacı yok. Cinsiyet ayrımcılığı gütmüyoruz. Tek amacımız insan ve çocuk haklarını gözetmek. Kimsenin hakkı yenmesin. Biz ziyaretçi değiliz. Biz de çocuklarımızı anneler kadar hak ediyoruz. Ben de babasız büyüdüm ve bunun acısını yaşadım. 9 aydır çocuklarımın fotoğraflarıyla uyuyorum. Biz babalar olarak ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz.”

    Mağdur babalar, dernek bünyesinde şimdiden yaklaşık 200 mağdur babanın bulunduğunu belirtti.

  • Silopi’den Geriye ’Mağduriyet’ Kaldı

    Terör, Şırnak’ın Silopi ilçesinde derin acılar bıraktı. İlçede, 37 gün boyunca yaşanan çatışmalardan geriye sadece mağduriyet kalırken, birçok vatandaş evlerinin harabeye dönmesinin üzüntüsünü yaşıyor. Küle dönen evlerine bakarak, büyük kayıplarının olduğunu anlatan 13 yaşındaki Hüseyin ve 11 yaşındaki Rezan’ın sözleri ise yürekleri burkuyor.

    Teröristlerin, hayatı zindana çevirdiği Silopi’de ilan edilen sokağa çıkma yasağının 37’nci günün ardından kaldırılması ile birlikte, ilçede yaşanan mağduriyet de gün yüzüne çıktı. Yasağın ilan edileceğinin duyurulması ile birlikte yanlarına sadece birkaç eşya alarak, ilçeyi terk eden vatandaşlar, geride bıraktıkları evlerine dönmeye başladı. Ancak vatandaşlar gördükleri manzara karşısında büyük şok yaşadı. Evleri ve iş yerleri harabeye dönen vatandaşların çoğu çaresiz kaldı. 37 günün ardından evlerine dönen Hüseyin T. ile Rezan T.’nin sözleri ise yürekleri burktu.

    “EVLER YANMASIN, YIKILMASIN”

    Uzun bir aradan sonra evlerine dönmenin heyecanını yaşadıklarını anlatan Hüseyin T., “Evimizi böyle görünce çok üzüldüm. Hiçbir şeyimiz kalmamış. Erzağımız bile yok. Bize erzak yardımı yapılsın. Artık böyle şeyler yaşanmasın. İnsanların evleri yanmasın, yıkılmasın” dedi.

    “ÇOK ÜŞÜYORUZ”

    Okulunu çok özlediğini belirten Rezan T. ise, “Evimiz yanmış. Sokakta yatırıyoruz. Çok üşüyoruz” diye konuştu.

    “HİÇBİR ŞEYİMİZ KALMADI”

    Cengiz Yıldırım (60) adlı vatandaş, evlerinin tamamen yıkıldığını anlatarak, “Hiçbir şeyimiz, yiyecek erzağımız bile kalmadı. Artık yeter” ifadelerini kaydetti.

    “EVİMİZ YOK, DIŞARIDA KALIYORUZ”

    Ardahan’da askerlik yapan ve tezkeresinin alınca memleketi Silopi’ye dönen Metin Yağan, gördüğü manzara karşısında çok üzüldüğünü vurguladı. Askerden bugün geldiğini anlatan Yağan, şunları söyledi:

    “Baktım ki mahallemizin hepsini yakmışlar, yıkmışlar. Evimiz yanmış. Ardahan’da askerdim, bugün geldim baktım ki evimiz kalmamış, dışarıda kalıyoruz. Yetkililerden yardım istiyoruz.”

    “KİMSE MAĞDUR OLMASIN”

    Yasağın 10’uncu gününde evlerini terk ettiklerine dikkat çeken Medine Nas ise, “Geldiğimizde evimizin tamamının yıkıldığını gördük. Elbise, dolap, erzak hiçbir şeyimiz kalmamış. Biz istiyoruz ki barış olsun, hoşluk içinde yaşayalım. Kimse mağdur olmasın artık” dedi.

  • Tısiad Başkanı Kılıç: “Habur’dan Sınırlı Araç Geçişi Nedeniyle Mağduriyet Sürüyor”

    Türkiye-Irak Sanayici ve İşadamları Derneği (TISİAD) Başkanı Nevaf Kılıç, 14 Aralık’tan bu yana kapalı tutulan Habur Sınır Kapısı’nın açıldığını, ancak halen 10 bin aracın beklediği kapıda, günlük 100-150 aracın geçişine izin verilmesinin binlerce insanın ve yüzlerce firmanın mağduriyetine neden olduğunu belirterek, araç geçişlerinin eski seviyeye getirilmesini istedi.

    TISİAD Başkanı Nevaf Kılıç, yazılı bir açıklama yaparak, Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan sıkıntılar ve taleplerini anlattı. 14 Aralık 2015’ten bu yana kapalı tutulan Türkiye-Irak sınırındaki Habur Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasının sevindirici bir gelişme olduğunu ifade eden Kılıç, ancak sınırlı sayıda tutulan geçişe bir anlam veremediklerini kaydetti. Kapıda, her iki tarafta yaklaşık 10 bin aracın beklediğine dikkat çeken Kılıç, “Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, güvenlik gerekçesiyle geçici olarak kapatılan Habur Sınır Kapısı’nın açıldığını belirtti. Bakan Tüfeknci, ’İlk etapta günde yaklaşık 500 araç Irak’a gidecek, 750 araç da Türkiye’ye giriş yapacak’ dedi. Ancak, kapıdan günde 150 civarı aracın geçişine izin veriliyor” ifadelerini kaydetti.

    14 Aralık’tan bu yana binlerce insan ve yüzlerce firmanın mağdur olduğunu hatırlatan Kılıç, “Habur’daki konvoy, Nusaybin’e kadar uzandı. Sınırda bekleyen 10 bine yakın aracımız var. Geçtiğimiz gün 120, dün de 110 aracın girişine izin verildi. Bu sayı çok yetersiz. Giriş çıkışlar eski seviyelerine çekilsin” ifadelerini kullandı.

    Irak’a ticaret yapan firmalar için ek tedbirler alınması gerektiğini de vurgulayan Kılıç, bölgedeki valiler ve yerel yetkililerin taşımacı firmalarla acil olarak görüşmelerini istedi. Sorunların yerinde tespit edilerek, ivedi bir şekilde çözüm üretilmesi gerektiğini altını çizen Kılıç, şunları kaydetti:

    “Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken çok değerli Şırnak ve Mardin Valilerimizi bu sıkıntıların çözümü noktasında göreve çağırıyoruz. 14 Aralık’tan bu yana Habur Sınır Kapısı’nda çok ciddi mağduriyetler yaşanıyor. Bizler de sivil toplum kuruluşu olarak üzerimize ne görev düşüyorsa bugüne kadar yaptık, bundan sonra da aynı özveriyle yapmaya devam edeceğiz.”