Etiket: Mağarada

  • Mağarada Gizli 23 Ülkenin Çocukları

    Gaziantep’te tesadüfen bulunan mağarada, 23 ülkeye ait geleneksel çocuk kıyafetleri sergileniyor.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Oyuncak ve Çocuk Müzesi’nin altında tesadüfen bulunup restorasyonu yapılan mağarada, Asya’dan, Avrupa’ya, Afrika’dan, Amerika’ya kadar bir çok kıtada yer alan ülkelerin çocuklarının giydiği geleneksel kıyafetler yer alıyor. Çocuk Müzesi, 2013 yılında restore edilirken, tesadüfen bulunan mağarada 23 ülkenin geleneksel kıyafetleri çocuk maketlerin üzerinde, ülkelerin bayrakları ile birlikte sergileniyor.

    “SUNAY AKIN’IN ORTAYA ATTIĞI BİR FİKİR”

    Oyuncak ve Çocuk Müzesi’nin 6 Nisan 2013 tarihinden bu yana faaliyet gösterdiğini ifade eden, Müze Rehberi Aslıhan Özarsalan, “Burada bulunan mağarada, ülkelere ait bayrakların sergilenme fikri Yazar Sunay Akın tarafından ortaya atıldı. Burası iki katlı bir mağara. Bu mağara Çocuk Müzesi için restore edilen 3 katlı evin altında tesadüfen bulunmuştur. Burada 23 ülkenin yöresel kıyafetlerinin bulunduğu maketler ve o ülkelere ait mimari eserler sergileniyor. Hepsinde hangi ülkeye ait olduğuna dair tabelalar ve bayraklar var. Bu mağaranın daha önce Ermeniler tarafından şarap mahzeni olarak kullanılmış bir alan olduğu düşünülüyor. Burası Sunay Akın’nın ortaya attığı fikirle, böyle bir yer haline getirildi. Mağara kısmı, yukarıdaki oyuncak müzesinden daha çok ilgi görüyor. Burası hem şehir içinden hem de şehir dışından ziyaret ediliyor” şeklinde konuştu.

  • Mağarada Çorap Örüyor

    Gaziantep’te, çorap örme makinesi ile bir mağarada klasik yöntemle çorap ören Salih Tunç, el emeği göz nuru çoraplarını mağaraya gelen ziyaretçilere satıyor.

    Gaziantep’in Kaleoğlu mağarasında 52 yıllık baba yadigarı çorap örme makinasıyla çorap ören Salih Tunç, bu mesleği artık hiç kimsenin yapmadığını, mağaraya gelen ziyaretçilere süs amaçlı çorap sattığını ifade etti. Türkiye genelinde bu mesleği kendisinden başka hiç kimsenin yapmadığını belirten Tunç, “Bu çoraplar bir bayanın hoşuna gitti. ’Bu çorabı çerçeveletip evin duvarına asacağım’ dediğinde çok şaşırdık. Araştırdığımızda bu yöntemle çorap ören kimsenin kalmadığını öğrendik” dedi.

    Turistik amaçlı kullanılan ve Yenihan içerisinde bulunan Kaleoğlu mağarasında antika çorap örme makinesi ile görenlerin hemen dikkatini çeken Salih Tunç, mağara içerisinde çalan Türk Sanat Musikisi eşliğinde el emeği göz nuru çoraplarını yapmaya devam ediyor.

    Çorapçılığı dayısından öğrendiğini ifade eden Salih Tunç, “Benim dayım çorap dokurdu. İlkokul çağlarında onun yanında çırak idim. Dayımın yanında öğrendim bu mesleği. Bu makine dayımın. Ondan sonra dokumacılığa başladım. Bu makineyi de öğrendim. Elim yatıyor kullanmak için. 13 yıl dokumacılık yaptım. Askere gittim geldim. 1980’de dokumacılığı bıraktım” dedi.

    Çorapçılık ve dokumacılık dışında uzun süre Türk Sanat Müziği söyleyen Tunç, “Son 17 yıldır bu çorapçılık mesleği ile uğraşıyorum. Üç senedir bu mağaraya geldim. Burada çorap yapıyorum” diye konuştu.

    Kullandığı antika çorap örme makinesinin kendisinden başka kimse de bulunmadığını belirten Tunç, şunları söyledi: “Bu makineden Gaziantep’te başka yok. Benim bildiğim 3 tane var. Biri benim komşumun, arızalandığı için çalışmıyor. İki tane çalışır vaziyette makine var. Her ikisi de bende. Başka kimsede yok bu makineden. 52 senedir bizde. 27 yıldır bende, 25 senedir dayımda idi.”

    Elindeki antika çorap örme makinesi ile günlük 18-20 çift arasında çorap ördüğünü ifade eden Salih Tunç, makinesinin motorunun bulunduğunu ancak nostalji olsun diyerek makineyi manuel olarak çalıştırdığını söyledi. Tunç, yaptığı el emeği göz nuru çoraplarını mağaraya gelen müşterilere 1,5-2 TL gibi bir fiyata satıyor.

    BİR MESLEK DAHA KAYBOLUYOR

    Örgülü çorapların diğerlerinden farkının biraz kalın olması olduğunun altını çizen Tunç, şöyle konuştu: “Bunlar genelde ev içinde giyilecek çoraplar. Artık evlerin çoğu doğalgazlı bizim çorapları giyen kalmadı. Zaten çorap giyen bayan yok. Alanların çoğu süs malzemesi olarak alıyor. Ama bu meslek artık ölüyor. Benim yaptığım iş şuan dünyada tek. Bir meslek İstanbul’da yoksa Gaziantep’te olur, Gaziantep’te olmazsa bu iş bitmiş demektir. Ben bu işi yapan son kişiyim. El makinesinde çorap ören son usta benim. Bu işi yapabilecek çırak bulmak neredeyse imkansız.”