Etiket: Madencilik

  • Madencilik sektörü çıkış yolu arıyor

    Madencilik sektörü çıkış yolu arıyor

    Eskişehir Sanayi Odası ve Türkiye’nin ilk ve tek madencilik kümelenmesi tarafından madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin 38 maddelik bir rapor hazırlandı.

    Hazırlanan rapor hakkına bilgi veren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, madencilik ve sanayi sektörlerinin karşılıklı olarak birbirlerini besleyen sektörler olduğunu belirterek, “Odamız üyesi sanayicilerimizin yaptığı geniş istişare ve durum tespiti çalışmaları sonrası madencilik sektörümüzün adeta bir röntgenini çektik. Madencilik sektörümüz üretmeli ki birçok sektör devamlılığını sürdürebilsin. Diğer yandan 2 milyon kişiye istihdam sağlayan bir sektörün talepleri mutlaka dikkate almaya değerdir. Sektör desteklenirse 4 milyar doları aşan ihracatımız iki katına çıkma potansiyeline sahiptir” şeklinde konuştu.

    “Sistematik çalışma şart”

    Madencilik sektörünün büyük sermaye gerektiren ve yatırılan sermayenin geri dönüşü açısından büyük riskler taşıyan bir sektör olduğunu ifade eden Madencilik Kümesi Başkanı Ekrem Bulur ise, madencilik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin birçok sorunu bulunduğunu söyledi. Bulur, “Sektörde aktif olarak çalışan firmalarımızla yapılan görüşmeler neticesinde sorunları ve daha da önemlisi bunlara ilişkin çözüm önerilerini 38 maddede bir araya getirdik” dedi.

    “Doğadan hayata katıyoruz”

    Madencilik sektörü üzerine yapılan araştırma ve çözüm önerileri hakkında aktif olarak çalıştıklarını dile getiren sektör üreticisi ve Maden Mühendisi Umut Rallas, konuyla ilgili şunları aktardı:

    “Diğer taraftan bilinenin aksine biz madenciler doğayla karşı karşıya değil, yan yanayız. Doğaya, insana ve sürdürülebilir dünyaya olan hassasiyetimizle doğadan çıkarıyor, hayata katıyoruz. Yeni nesil madencilik anlayışımızın temellerini bu değerler oluşturuyor. Madenciliğin sadece kötü örneklerini görmeye alıştığımız günümüzde ‘gerçek anlamda madencilik nasıl yapılır’ örneklerini de bilmemiz gerekiyor. Ancak sorunlarımızı çözersek ülkemizin zenginliğine zenginlik katabiliriz.”

  • Doğu Biga Madencilik: “Ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir”

    Doğu Biga Madencilik: “Ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir”

    Çanakkale’de altın ve gümüş madenciliği alanında faaliyette bulunan Doğu Biga Madencilik A.Ş, yazılı bir açıklama yaparak, maden kanunu tarafından düzenlenen ruhsat hakları ile ilgili şirketin bütün haklarının devam ettiğini açıkladı.

    Konuya ilişkin şirketten yapılan yazılı açıklamada; “Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş Türkiye Cumhuriyeti kanun ve mevzuatlarına uygun şekilde kurulmuş bir Türk şirketidir. Tüzel kişiliğe haiz olup Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anayasasının güvencesi altındadır. Maden kanunu tarafından düzenlenmiş olan ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir. Şirketimizin hedefi, maden kanunun ruhsat sahiplerine yüklemiş olduğu bütün yükümlülükleri yerine getirerek, bu yer altı kaynağını kanunda belirtildiği şekil ve sürdürülebilir madencilik ilkeleri doğrultusunda ekonomik ve sosyal kalkınmayı çevre koruma ile bütünleştirerek Türk toplumunun faydasına uygun bir şekilde işletmektir. Şirketimizin bulup geliştirdiği bu yer altı kaynağı ile ilgili amacında ve hedefinde hiç bir değişiklik söz konusu değildir. Şirketimiz, ne tahkim süreci içerisine girmiş ne de başka bir hukuki yola başvurmuştur. Faaliyetlerini devam ettirmekle ilgili olarak birinci otorite kurum olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MAPEG’in temdit işlemlerini tamamlamasını beklemektedir” denildi.

    “Maden ruhsatı haklarımız çerçevesinde hiçbir değişiklik söz konusu değildir”

    Türkiye kanunları ve yönetmeliklere göre çalıştıklarını da kaydeden şirket, ruhsatla ilgili rutin temdit işlemlerinin devam ettiğini belirtti. Açıklamanın devamında; “Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve ilgili mevzuatına sonuna kadar bağlı olan şirketimiz, Orman Bakanlığı tarafından yürütülen bu işlemlere, kanun ve yönetmeliklerin öngördüğü şekilde harfiyen uymaktadır. Bu işlemlerden kaynaklı hiçbir tazminat ödenmesi söz konusu değildir. İlgili mevzuat gereği işlemler neyi gerektiriyorsa o yapılmaktadır. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; bizim sahadaki varlığımız tamamen maden kanunu sayesinde, şirketimizin uhdesindeki maden ruhsatına dayanmaktadır. Bu maden ruhsatı ile ilgili haklarımız çerçevesinde hiç bir değişiklik söz konusu değildir. Ruhsatın temdit edilmemesi diye bir şey söz konusu değildir. Ruhsatla ilgili rutin temdit işlemleri devam etmektedir. Şirketimizin yatırımcısı ve hisselerinin yüzde 100’üne sahip olan Alamos Gold. Inc şirketi, Kanada merkezli ve halka açık bir şirkettir. Bu şirket 2010 yılında pek çok değişik ülkede yürüttüğü faaliyetlerle sağlamış olduğu tasarrufu Türkiye’de değerlendirme kararı almış bir yabancı yatırımcıdır. Türkiye’yi güvenilir bir yatırım ülkesi olarak görmüş, 2010 yılından bu yana ülkemizdeki yatırımlarına devam etmiştir. Alamos Gold Inc. Şirketinin Türkiye’ye olan güveninde hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Alamos Gold Inc. Şirketi, halka açık bir şirket olmasından dolayı tüm hissedarlarına karşı sorumludur. Sadece Doğu Biga Madencilik üzerindeki değil tüm dünyadaki varlıklarının üzerinde herhangi bir ticari tasarrufta bulunması halinde, bunları şeffaf ve açık bir şekilde kamuoyunu aydınlatma açıklamaları ile tüm kamuoyu ve özellikle hissedarlarıyla paylaşma yükümlülüğü altında olan bir şirkettir. Bu vesile ile haberde yer alan, şirketimizin maden ruhsatlarının satışına dönük olarak yapılan haber asılsızdır, gerçek dışıdır. Bu ve benzer asılsız haberlerin neden olacağı bizim ve hissedarlarımızın uğrayacağı zararlara ilişkin tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu beyan ederiz. Şirketimizin madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak son bir yıldır belli mecralar tarafından bilinçli ve sistematik bir karalama kampanyasına maalesef maruz kalmaktayız. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki faaliyetlerimiz tamamen Türkiye Cumhuriyeti’nin faydası ve çıkarları gözetilerek oluşturulan maden kanunu ve mevzuatı çerçevesinde yürütülmektedir. Bu çerçevede, şirketimiz Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş tüm kamuoyuna geçmişte olduğu gibi bir kez daha dünyada ulaşılan en ileri seviyede -ki bu ’sektörel en iyi uygulamalar’ ve ’mevcut uygulanabilir en iyi teknoloji’ olarak tanımlanmaktadır- madencilik faaliyetinde bulunacağını taahhüt etmiştir. Bu taahhüdümüzün somutlaşmış şekli MAPEG’e sunmuş olduğumuz ve otorite kurum olarak MAPEG tarafından onaylanan projemizdir. Projemizde, aynı zamanda çevresel, sosyal ve görsel etkiler de olabilecek en iyi şekilde değerlendirilmiş ve bu etkilere karşı alınan tedbirler yer almıştır. Bu tedbirler, Çevre Bakanlığımızın ÇED mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmiş ve onaylanmıştır. Buna bağlı olarak alınan izinlerin bir sonucu olan madenin keşfedilmiş olduğu orman sahası ile ilgili ‘orman izni’ 2016 yılında alınmış o tarihten itibaren şirketimiz tüm yükümlülüklerini harfiyen yerine getirmiştir. Bu durum Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Orman Bakanlığı tarafından yapılan inceleme ve denetim raporlarıyla sabittir. İlgili orman arazisinin maden kanunumuzda da açıkça belirtilen yer altı kaynaklarının toplum refahına sunulması ile ilgili kamu yararına faaliyet olmasından kaynaklanan geçici kullanım hakkı şirketimize verilmiştir. Burada geçici ifadesini özellikle vurguluyoruz. Bu alan şirketimiz tarafından maden üretiminin gerçekleştirilip bitirilmesini müteakip yine şirketimizin resmen taahhüdü şeklinde ilgili resmi makamlara verilmiş raporlarında belirttiği üzere yeniden doğaya kazandırılarak orman için iade edileceği de açıktır. Bu iade biyoçeşitlilik yönetim ve aksiyon planları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sahanın geçici olarak madencilik faaliyetleri için tahsis edilmesi ile ilgili toplumun ortak faydasına dayanan kararında hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Bu yer altı kaynağı ülkemizin toplam yer altı kaynakları envanterine girmiştir. Kamuoyunun hiç bir şüphesi olmasın ki; bu yer altı kaynağı mutlaka çevreye, insana biyoçeşitlilik ve ekosisteme duyarlılık önkoşulu ile işletilecek ve toplumun refahına sunulacaktır. Bu kapsamda her iki Bakanlık arasında şirketimizin projesine dayalı olarak sahanın madencilik faaliyetleri için kullanılmasına dönük irade hala devam etmektedir. Habere konu mevzu ise tamamen mevzuattan kaynaklanan geçici bir uygulamadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında madenin temdit edilmesi ile ilgili sürecin uzamasından dolayı, bir anlamda Orman ve Maden mevzuatının arasında uyuşmazlıktan dolayı, süre aşımından kaynaklı Orman Bakanlığının bir tasarrufu söz konusudur. Şirket olarak bu uyumsuzlukla ilgili görüşlerimizi ilgili makamlarla paylaşmakla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına ve ilgili mevzuatına saygımız gereği geçmişte nasıl tüm kanun ve mevzuatların gereğini yerine getirdiysek şimdi de aynı şekilde bunu yerine getireceğiz. Bu vesile ile uygulamanın hak kayıplarına yol açtığını tüm kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Ancak bu ülkemize olan sadakatimiz, yasa ve yönetmeliklerin gerekliliklerine uygunluk taahhüdümüz ve devletimize olan saygımız gereği bu durumun da gereğini yerine getirmekten imtina etmedik, etmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

    “Şirketimizin devletten tazminat aldığına dair ifade gerçek dışıdır”

    Doğu Biga Madencilik A.Ş.’nin yaptığı yazılı açıklamanın devamında; “Kamuoyu ile paylaşmak isteriz ki; Haberde şirketimizin maden ruhsatı ile ilgili satışına dönük ifadeler tamamen gerçek dışıdır, yalandır. Şirketimizin uluslararası tahkim gereği devletten tazminat aldığına dair ifade gerçek dışıdır. Sahada Orman Bakanlığının yaptığı, tamamen mavzuattan kaynaklı bir uygulamadır. Mevzuatta yapılacak olan işlemler açıkça belirtilmiştir. Şirketimizin mevzuatla ilgili hakları ve yükümlülükleri de şüpheye mahal bırakmayacak şekilde yer almaktadır. Her zaman olduğu gibi haber kaynağı ve haber maalesef Şirketimizle ilgili olarak bu durumu da bir karalama aracı haline dönüştürmüştür. Bundan son derece müteessiriz. Saygın medya kuruluşlarımızın, değerli STK’larımızın maksadının ne olduğunu hala anlayamadığımız ve Şirketimize dönük olarak bir ortaçağ zihniyetinin uzantısını anımsatan bu ötekileştirme, günah keçisine çevirme, odak haline getirmeye dönük saldırgan tutumuna maruz kalmaktayız. Doğu Biga şirketi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunun bilincindedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasanın çerçevesini çizdiği kanunlarla yönetilir. Türkiye Cumhuriyeti, kara propaganda karşısında anayasa ile güvence altına alınmış gerçek ve tüzel kişilerin haklarını korur ve onların mağdur edilmesine asla izin vermez” denildi.

  • Madencilik sektörü alınan ruhsatı yatırıma dönüştürememekten dertli

    Madencilik sektörü alınan ruhsatı yatırıma dönüştürememekten dertli

    Madencilik sektörü, alınan maden ruhsatlarının, zeytincilik yapılmayan ama üzerinde birkaç zeytin ağacı olan alanlarda, Zeytinciliği Koruma Kanununa takılması nedeniyle yatırıma çevirememenin sıkıntısını yaşıyor. Sektör temsilcileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca maden rezervi tespit edilen alanlarda aktif zeytincilik yapılıp yapılmadığına Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı temsilcilerinden oluşacak bir heyet marifetiyle karar verilmesini talep ediyor.

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 23 Nolu Madencilik ve Mineral Ürünler Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, sektörün genel durumunu değerlendirerek yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Sektörün genel olarak yurt içi ve yurt dışında pandemi sürecinden çok etkilenmemesine rağmen spesifik farklı sorunları bulunduğuna dikkat çeken meclis üyeleri, yurt içinde Zeytinciliği Koruma Kanunu, yurt dışında ise Ortadoğu ülkeleriyle yaşanan sıkıntılar nedeniyle zorlandıklarını bildirdi.

    “İlgili bakanlıklardan bir komisyon kurulmalı”

    23 Nolu Komiteden Meclis ve Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Kanar, yatırımlar sırasında özellikle bürokratik sorunları aşamamaktan dert yandı. Üzerinde sadece bir-iki tane dahi olsa zeytin ağacı olan maden rezerv sahalarında Zeytinciliği Koruma Kanununa takılmaları nedeniyle sektör temsilcilerinin çalışmalarının kısıtlandığını dile getiren Kanar, Maden İşleri Genel Müdürlüğünden ruhsat almalarına rağmen ÇED raporu alamamaları nedeniyle yatırımlarını sonuçlandıramadıklarını söyledi. Yalnızca Mersin’de 100’e yakın ruhsat sahibi bulunmasına rağmen Zeytinciliği Koruma Kanununun gerekçe gösterilmesiyle ÇED raporu verilmediğini kaydeden Kanar, şöyle devam etti:

    “Zeytinlik olmamasına rağmen ruhsat aldığımız alanda iki tane zeytin ağacı dahi bulunsa burası zeytinlik gibi nitelendiriliyor ve maalesef yatırım yapmamız engelleniyor. Bu sorunun çözümü için Tarım Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı temsilcilerinden oluşan bir heyet kurulmalı. Bu heyet, sahalar ihaleye çıkmadan önce fizibilite yapmalı ve ÇED alınabilecekse bu alanlar yatırımcılara tahsis edilmeli. Aksi halde özellikle zeytinciliğin yoğun yapıldığı Mersin ya da Balıkesir gibi illerde sektörün yatırım yapabilmesi çok zor.”

    Mersin’de mevcut işletilen maden sahalarındaki rezervlerin bitmek üzere olduğuna değinen Kanar, 1-2 yıl daha yeni mermer ya da taş ocağı açılamaması halinde beton dahi yapmakta zorlanılabileceğini söyledi. Bunun ciddi bir ekonomik kaybı beraberinde getirdiğini de ifade eden Kanar, sorunun çözümü için ilgili bakanlıklardan komisyon kurulması talebini yineledi. Pandemi sürecinde bürokrasiyi aşamadıklarına da değinen Kanar, “İlgili mercilere ulaşamadığımız için ihracatımızı gerçekleştiremiyoruz. Bir komisyon kurulması muhatap bulmamızı da sağlayacak ve bu sorunların yaşanmasına engel olacaktır” dedi.

    “Ortadoğu ile sorunlar çözülmeli”

    Mermer sektörünün pandemi sürecinden yurt içinde de yurt dışında da çok olumsuz etkilenmediğini vurgulayan 23 Nolu Komite Meclis Üyesi İsmail Yerlikaya da sektörün farklı sorunlarına değindi. Yurt içinde inşaata dayalı mermer satışlarının devam ettiğini belirten Yerlikaya, “Pandemi sürecinde 1-2 ay kadar sorun yaşandı ancak ardından konut kredi faiz oranlarının düşmesiyle talepte patlama oldu. Bugün yeni başlayan projelerde mermere talep halen devam ediyor” diye konuştu.

    İhracatta ise Ortadoğu pazarında sorun yaşandığını kaydeden Yerlikaya, şu bilgileri paylaştı:

    “Suudi Arabistan Türkiye’den mal almamaya başladı. Bu pazar tamamen kapandı. Irak’ta da sorunlar sürüyor. Özellikle İran’daki para biriminin çok değersiz hale gelmesi nedeniyle İran, Irak pazarındaki etkinliğini artırmaya başladı. Irak’ı da bir ölçüde İran’a kaptırdığımızı söyleyebilirim. Ortadoğu pazarı özellikle Silifke OSB’deki fabrikalar için çok önemli. Silifke’de işlenen, katma değeri yüksek mermeri Ortadoğu pazarına satıyor. Bu bölge ile diyaloğu artırıp sorunlar çözülmeli, çünkü işlenmiş mermer ihracatı blok mermer ihracatından çok daha önemli. Fabrikalarda çok sayıda çalışanımızla blok mermeri işleyince ürünün katma değerini de artırmış oluyoruz. Bu şekilde yaptığımız satışlarla ülkemize daha fazla döviz kazandırıyoruz.”

    Blok mermerin ise Çin ve Hindistan’a ihraç edildiğini kaydeden Yerlikaya, bu pazarlara yapılan ihracatın oldukça azaldığını söyledi. Bir ay Çin, bir ay Hindistan pazarının öne çıktığını kaydeden Yerlikaya, “Bu bölgelere satışlar pandemi nedeniyle aracılarla gerçekleşmeye başladı. Geçmişte alıcı gelip bir seferde 100 tane taşı (blok mermer) aynı anda beğenip alıyorsa şimdi aracılar devreye girince bir seferde 30-40 taş beğenilir oldu. Bir seferde beğenilen taş sayısı azalmış, pazar daralmış olabilir ama süreklikte bir kesilme olmadı, ihracatımız azalmakla birlikte, aralıksız devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • Ege ihracatını tarım ve madencilik sırtladı

    Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) üyesi 7 bin ihracatçı, Kasım ayında 1 milyar 199 milyon dolar ihracata imza attı. EİB, 2017 yılı Kasım ayında ise; 1 milyar 176 milyon dolar ihracatı kayda almıştı. EİB’nin ihracatı 2017 yılı Kasım ayına göre yüzde 2 artış gösterdi.

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin 11 aylık ihracatı, yüzde 14,42’lik artışla 12 milyar 294 milyon dolar oldu. EİB’nin son 1 yıllık ihracatı ise; yüzde 14,61’lik artışla 13 milyar 372 milyon dolara çıktı. Kasım ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan tarım ürünleri ihracatı yüzde 8’lik artışla 526 milyon dolara çıktı. Madencilik sektörü ise; yüzde 28’lik artışla 91 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Sanayi sektörünün ihracatı yüzde 6’lık kan kaybı yaşadı ve 582 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

    Kasım ayında Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 9 tanesini 2017 yılı Kasım ayına göre ihracatını arttırma başarısı gösterirken, 3 ihracatçı birliği geçen yılın aynı ayındaki performansının gerisinde kaldı.

    Demir-çelik ihracatı 11 ay sonra geriledi

    2018 yılının 10 aylık döneminde her ay ihracat rekorları kıran Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, Kasım ayında yüzde 9’luk ihracat düşüşü yaşamasına rağmen 130 milyon dolarlık ihracat rakamıyla zirvedeki yerini korudu.

    Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 6’lık ihracat artış hızıyla 112 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı ve zirve ortağı konumunu sürdürdü.

    Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Kasım ayında yüzde 16’lık ihracat artış hızıyla 105 milyon 700 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdı ve üçüncü basamağın sahibi oldu. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarihinde ilk kez aylık bazda 100 milyon dolar barajını geçti.

    Yıllık 996 milyon dolarlık ihracat rakamına imza atan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, Kasım ayında 100 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 98’er milyon dolar ihracat rakamına imza attılar.

    Maden ihracatı yüzde 28 arttı

    Ege Maden İhracatçıları Birliği, Kasım ayında yüzde 28’lik ihracat artış hızı yakaladı ve 91 milyon dolar ihracat rakamını hanesine yazdırdı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Kasım ayı ihracatı ise; yüzde 13’lük artışla 58,5 milyon dolar oldu.

    Kasım ayında, Ege Hububat Bakliyat ve Mamulleri İhracatçıları Birliği yüzde 40’lık ihracat artış hızı yakaladı ve 39 milyon dolar ihracat rakamına ulaştı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği ise; yüzde 6’lık gelişimle 23,3 milyon dolar ihracata imza attı.

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Kasım ayında 23 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni ihraç sezonuna giriş yaparken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 12 milyon dolarlık ihracat rakamıyla Kasım ayını geride bıraktı.

    “2019 yılı hedefimiz 15 milyar dolar”

    Türkiye’nin ve Ege Bölgesi’nin 2018 yılı ihracat hedeflerine emin adımlarla ilerlediği değerlendirmesinde bulunan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin 170 milyar dolar, Ege İhracatçı Birlikleri’nin ise; 13,5 milyar dolar ihracat hedefine ulaştığını yılsonunda göreceğimizi dile getirdi. Ekonomide yaşanan daralmanın üretim ve ihracatla aşılacağını dile getiren Eskinazi, “2019 yılında Türkiye’nin 182 milyar ihracat hedefine 14.5-15 milyar dolar katkı koymak için 365 gün yoğun bir çalışma içinde olacağız” diye konuştu.

  • TTSO Meclis Üyesi Mengüç: “Madencilik sektörünün dünya ile entegrasyonu sağlanmalı”

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Fatih Mengüç, Türkiye’de madencilik sektörünün yapısal anlamda sıkıntıları olduğunu belirterek, “Sektörü gelişmiş ülkelerdeki haline getirmek için yapısal reformlar uygulanmalı” dedi.

    TTSO’nun Maden, Çimento, Beton, Mermer sektörlerinin temsilcilerinden oluşan 2. Meslek Komitesi adına sektörün sorunlarıyla ilgili açıklama yapan Meclis Üyesi Fatih Mengüç, “Bugüne kadar bu işi hep devlet yapmış. Madenleri devlet aramış, devlet işletmiş. 2005 yılında çıkan 3123 sayılı Maden Kanunu’ndan sonra yüzde 15 olan özel sektör payı yüzde 70’e kadar çıkmış. Bu hızlı çıkış devlet yapılanmasından kaynaklanan birçok sorunu da beraberinde getirdi. Bu sorunlar genellikle dünyaya entegre olamamaktan kaynaklanıyor. Örneğin dünya maden fiyatları uygun olduğunda işletme için başvuruyorsunuz. Ancak bu süreç o kadar uzuyor ki fiyatlar tersine dönüyor. Bir müteşebbisimiz izin için müracaat ettiği zaman 3 seneden önce izin alamıyor. 3 senede de maden fiyatları 3 defa dip dalgası yapıyor. Madencilik sektöründeki gelişmiş ülkeler bu durumu stabil hale getirmek için kendi yapısal reformlarını oturtmuşlar” dedi.

    Mengüç, diğer sektörlerin kriz zamanlarında bankalara finansal anlamda talepte bulunabildiğini ancak madencilik sektörünün böyle bir şansının olmadığını da vurgulayarak, “Eskiden Etibank vardı. Madencilerin kendi bankasıydı. İşletmelerimiz kendi temel emtia değerleri olan madenleri ipotek ettirip buna karşılık finansman kullanabilme şansına sahipti. Bugün madencilikte gelişmiş ülkelerde sektörün temeli de bu. Oradaki firmaların dünya piyasalarındaki krizlerden çok az etkilenmelerinin yegane nedeni finansman olanakları sağlanması. Bizde böyle bir adım olmadığı için deposunda madeni olan, emtia karşılığı olan firmalar bile çok büyük zorluklarla karşılaşıyorlar” diye konuştu.

    TTSO Meclis Üyesi Fatih Mengüç, devletin madenciliğe yön veren kurum ve kuruluşlarının sektör temsilcileriyle koordinasyon içinde çalışmasının gerekliliğini belirterek “Örnek vermek gerekirse geçen sene sadece MTA Bölge Müdürlüğü Karadeniz ve Trabzon’da yaklaşık 70-80 milyon dolarlık sondaj çalışması yaptı. Bu sondaj çalışmalarındaki proje çıktılarının arşivlenmesi ve sektörle paylaşılması önemlidir. En azından beton ve agrega sanayinde kullanılabilecek endüstriyel madenlerin de olabildiği bu tür sondaj çıktıları müteşebbisimize kolaylık sağlar. Yatırımcılar öz kaynaklarıyla bu işi yapmakta çok büyük zorluklar çekiyor. Bu maliyetler de hammadde fiyatlarını etkiliyor. Piyasadaki tıkanıklığın başlangıç noktası oluyor” ifadelerini kullandı.